İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Osman Nuri Türker Başvurusu (B. No: 2014/13547)

1. Başvuru, kamulaştırma bedelinin tespiti davasında hükmedilen

Başvuru No2014/13547Tarih5 Ekim 2017Okuma19 dk · 3.708 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Osman Nuri Türker Başvurusu

Karar tarihi
5 Ekim 2017
Başvuru Numarası
2014/13547
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.708 kelime·19 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kamulaştırma bedelinin tespiti davasında hükmedilen

vekâlet ücreti ve yargılama giderleri ile bu davanın dört aydan uzun sürmesi

nedeniyle dördüncü aydan sonraki döneme ilişkin olarak hükmedilen yasal faizin

ödenmemesi; yasal faiz için karar tarihinden itibaren hesaplanan gecikme

faizinin tahsiline yönelik takip talebinin reddedilmesi nedenleriyle mülkiyet

hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 8/8/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunululmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu 1969 doğumlu olup Trabzon ili Yorma ilçesinde

ikamet etmektedir.

A. Kamulaştırma Süreci

9. Başvurucunun hissedarı bulunduğu Trabzon ili Çaykara ilçesi

Derelik Mahallesinde kâin 267 ada 1 parsel numaralı taşınmazın 1974,34 m²lik

kısmı, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunca (EPDK) (idare) baraj yapılması

amacıyla acele kamulaştırma yoluyla kamulaştırılmıştır. Acele el koyma

safhasında başvurucu ve diğer maliklere 29.871,76 TL ödeme yapılmıştır.

10. İdare tarafından 22/3/2012 tarihinde açılan kamulaştırma

bedelinin tespiti ve taşınmazın tescili davasında Mahkeme, bilirkişiler

eşliğinde kamulaştırma konusu taşınmaz mahallinde keşif yapmıştır. Bilirkişiler

tarafından el koyma safhasında ödenen 29.871,76 TL'nin mahsubundan sonra

taşınmazın kamulaştırılan kısmının değeri 443.969,84 TL olarak tespit

edilmiştir.

11. Yargılama sırasında bilirkişi tarafından belirlenen taşınmaz

bedelinden acele kamulaştırma esnasında ödenen tutar düşüldükten sonra geriye

kalan 443.969,84 TL kamulaştırma bedeli başvurucunun da aralarında buluduğu davacılara hesaben

ödenmiştir. Mahkeme, 27/12/2013 tarihli kararında ayrıca davanın dört aylık

süre içinde karara bağlanamaması nedeniyle 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı

Kamulaştırma Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca dördüncü ayın bitiminden

(23/7/2012) kararın verildiği tarihe kadar bu tutara yasal faiz işletilmesine

hükmetmiştir. Kararda, idare aleyhine yargılama giderleri ile vekâlet ücretine

de hükmedilmiştir.

B. Faize İlişkin Olarak Başlatılan İcra Süreci

12. Başvurucu ve diğer malikler, 14/5/2014 tarihinde Trabzon 4.

İcra Dairesinde (İcra Dairesi) ilamlı icra takibi başlatmıştır. Takip

talebinde, 23/7/2012 ila 27/12/2013 tarihi arasındaki dönem için hesaplanan

57.144,40 TL yasal faizin yanı sıra, kararın verildiği tarihten sonraki dönem

için bu tutar üzerinden hesaplanan 1.944,47 TL gecikme faizinin de ödenmesi

talep edilmiştir. Başvurucu ve diğer malikler ayrıca, yargılama giderleri ile

vekâlet ücretinin de yasal faiziyle birlikte ödenmesi isteminde bulunmuştur.

13. İcra Dairesi, 57.144,40 TL yasal faize işletilen 1.944,47 TL

gecikme faizinin tahsili talebini reddetmiş ve bunu 15/5/2014 tarihli kararla

takip talebinde bulunanlara bildirmiştir. Anılan kararda 4/12/1984 tarihli ve

3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 3. maddesi ile

11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 121. maddesinin son

fıkrası ve Yargıtay içtihatları uyarınca faiz alacağına faiz işletilmesinin

yasak olduğu gerekçesine dayanılmıştır. İcra Dairesince başvurucuya tebliğ

edilen 15/5/2014 tarihli icra emrinde de 1.944,47 TL gecikme faizi alacağına

yer verilmemiştir.

14. Başvurucu ve diğer malikler tarafından 16/5/2014 tarihinde

Trabzon İcra Hukuk Mahkemesinde (İcra Hukuk Mahkemesi) İcra Dairesinin

değinilen kararına karşı şikâyet başvurusunda bulunulmuştur. İcra Hukuk

Mahkemesi, 3/6/2014 tarihli kararla faiz alacağına faiz işlemeyeceği gerekçesiyle

şikâyetin reddine kesin olarak karar vermiştir.

15. Bu karar 25/7/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

16. Başvurucu 7/8/2014 tarihinde bireysel başvruda

bulunmuştur.

C. Bireysel Başvuruda Bulunulmasından Sonraki

Gelişmeler

17. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan

araştırmada, icra emrinde yer alan yargılama giderleri ve vekâlet ücreti ile bunlar

için işletilen gecikme faizi ve Mahkeme kararında hükmedilen yasal faiz için

2/3/2016 tarihinde 60.446,58 TL'nin, 23/6/2016 tarihinde ise 51,36 TL'nin

davacılar vekilinin hesabına yatırılmak suretiyle ödendiği görülmüştür.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

18. 2942 sayılı Kanun’un “Kamulaştırma bedelinin mahkemece

tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili” kenar başlıklı 10. maddesinin

ilgili kısımları şöyledir:

“Kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halinde idare, …

asliye hukuk mahkemesine müracaat eder ve taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin

tespitiyle, … idare adına tesciline karar verilmesini ister.

Mahkeme, idarenin başvuru tarihinden itibaren

en geç otuz gün sonrası için belirlediği duruşma gününü, … taşınmaz malın malikine

… bildirerek duruşmaya katılmaya çağırır. Duruşma günü idareye de tebliğ

olunur.

…

Mahkemece yapılan duruşmada tarafların bedelde

anlaşamamaları halinde hakim, en geç on gün içinde keşif ve otuz gün sonrası

için de duruşma günü tayin ederek, 15 inci maddede sayılan bilirkişiler

marifetiyle ve tüm ilgililerin huzurunda taşınmaz malın değerini tespit için

mahallinde keşif yapar…

Bilirkişiler, taraflar ve diğer ilgililerin

beyanını da dikkate alarak, 11 inci maddedeki esaslar doğrultusunda taşınmaz malın

değerini belirten raporlarını onbeş gün içinde

mahkemeye verirler. Mahkeme bu raporu, duruşma günü beklenmeksizin taraflara

tebliğ eder. Yapılacak duruşmaya hakim, taraflar veya vekillerini ve

bilirkişileri çağırır. Bu duruşmada tarafların bilirkişi raporlarına varsa

itirazları dinlenir ve bilirkişilerin bu itirazlara karşı beyanları alınır.

Tarafların bedelde anlaşamamaları halinde

gerektiğinde hakim tarafından onbeş gün içinde

sonuçlandırılmak üzere yeni bir bilirkişi kurulu tayin edilir ve hakim, tarafların

ve bilirkişilerin rapor veya raporları ile beyanlarından yararlanarak adil ve

hakkaniyete uygun bir kamulaştırma bedeli tespit eder. Mahkemece tespit edilen

bu bedel, taşınmaz mal, kaynak veya irtifak hakkının kamulaştırılma bedelidir.

… İdarece, kamulaştırma bedelinin hak sahibi adına yatırıldığına … dair

makbuzun ibrazı halinde mahkemece, taşınmaz malın idare adına tesciline ve

kamulaştırma bedelinin hak sahibine ödenmesine karar verilir ve bu karar, tapu

dairesine ve paranın yatırıldığı bankaya bildirilir. Tescil hükmü kesin olup

tarafların bedele ilişkin temyiz hakları saklıdır.

(Ek fıkra: 11/04/2013-6459 S.K./6. md)

Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde

sonuçlandırılamaması hâlinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden

itibaren kanuni faiz işletilir.

…”

19. 2942 sayılı Kanun’un “Kamulaştırma

bedelinin tespiti esasları” kenar başlıklı 11. maddesi şöyledir:

“15 inci madde uyarınca oluşturulacak bilirkişi kurulu,

kamulaştırılacak taşınmaz mal veya kaynağın bulunduğu yere mahkeme heyeti ile

birlikte giderek, hazır bulunan ilgilileri de dinledikten sonra taşınmaz mal

veya kaynağın;

a) Cins ve nevini,

b) Yüzölçümünü,

c) Kıymetini etkileyebilecek bütün nitelik ve

unsurlarını ve her unsurun ayrı ayrı değerini,

d)Varsa vergi beyanını,

e)Kamulaştırma tarihindeki resmi makamlarca

yapılmış kıymet takdirlerini,

f) Arazilerde, taşınmaz mal veya kaynağın

kamulaştırma tarihindeki mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması

halinde getireceği net gelirini,

g) Arsalarda, kamulaştırılma gününden önceki

özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerini,

h) Yapılarda, (…)(2) resmi birim fiyatları ve

yapı maliyet hesaplarını ve yıpranma payını,

ı) Bedelin tespitinde etkili olacak diğer

objektif ölçüleri,

Esas tutarak düzenleyecekleri raporda bütün bu

unsurların cevaplarını ayrı ayrı belirtmek suretiyle ve ilgililerin beyanını da

dikkate alarak gerekçeli bir değerlendirme raporuna dayalı olarak taşınmaz

malın değerini tespit ederler.

Taşınmaz malın değerinin tespitinde,

kamulaştırmayı gerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değer

artışları ile ilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre getireceği kâr

dikkate alınmaz.

…. ”

B. Uluslararası Hukuk

20. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye’de

kamulaştırma bedellerinin geç ödenmesi ve enflasyon sonucu bedelin değerinde

aşınma olması ile arada geçen sürede bedele faiz ödenerek durumun telafi

edilmemesi veya ödenen faizin enflasyonun oldukça altında olması sonucu tespit

edilen bedelin değerini koruyucu nitelikte olmaması nedenleriyle birçok davada

başvuranların üzerinde meşru kamu yararıyla haklı gösterilemeyecek orantısız ve

aşırı bir yük bindiği ve mülkiyet haklarının ihlal edildiği sonucuna varmıştır

(Aka/Türkiye, B. No: 19639/92,

23/9/1998, §§ 48-50; Akkuş/Türkiye,

B. No: 19263/92, 9/7/1997, §§ 28-31; Yetiş/Türkiye,

B. No: 40349/05, 6/7/2010, §§ 57-60).

21. AİHM, istikrarlı olarak kamu makamlarınca yapılacak

ödemelerin gecikmesini faiz ödemeleriyle ilişkilendirmektedir. AİHM'in çeşitli kararlarında, makul olmayan bir gecikme

gibi nedenlerle tazminatın değer kaybettiği durumlarda bu tazminatın

yeterliliğinin azalacağı belirtilmiştir (Angelov/Bulgaristan, B. No: 44076/98, 22/4/2004, § 39; Almeida Garrett, Mascarenhas Falcão ve diğerleri,

B. No: 29813/96-30229/96, § 54). Nitekim böyle başvurularda AİHM, esas

itibarıyla kamu makamlarının, geçen süre nedeniyle ödenmesi gereken tutardaki

değer kayıplarını telafi etmek için gecikme faizi ödeyip ödemediğini dikkate

almaktadır. Kısacası AİHM, mülkiyet hakkı kapsamında faiz ödemesini, esasen

devletin, borçlu olduğu tutar ile alacaklı tarafından nihai olarak alınan tutar

arasındaki enflasyon nedeniyle oluşan değer kayıplarını giderme yükümlülüğüyle

ilişkilendirmektedir (Akkuş/Türkiye,

B. No: 19263/92, 9/7/1997, § 29).

22. Devlet tarafından ödenecek bir bedelin enflasyon

karşısındaki değer kayıplarında AİHM, ikili bir ayrıma gitmektedir.

Mahkemelerce belirlenmiş bir para alacağının ödenmemesi hâlinde daha katı bir

tutum sergileyerek %5'e kadar değer kayıplarını hesaplama faktörlerindeki

değişkenlerle ilgili kabul etmektedir (Arabacı/Türkiye

(k.k.), B. No: 65714/01, 7/3/2002; Dökmeci/Türkiye, B. No: 74155/14,

6/12/2016, § 56). Çünkü burada ödemelerin geç yapılması, mahkeme kararlarının

icra edilmesi ile ilgili bir sorundur. Mahkemelerde geçen yargılama süresindeki

enflasyon nedeniyle kamulaştırma bedelinin değer kaybı yönünden ise meydana

gelen farkın tazminatın belirlenmesi yönteminden kaynaklandığı ve bu konuda

kamusal makamların belirli bir takdir yetkisinin olduğu da gözetilerek bu

farkın başvurucular açısından aşırı bir yük getirip getirmediği incelenerek

karar verilmektedir (Aka/Türkiye,

§§ 41-51; Güleç ve Armut/Türkiye (k.k.), B. No: 25969/09, 16/11/2010).

23. AİHM'in Eko-Elda Avee/Yunanistan

kararında (B. No: 10162/02, 09/03/2006), haksız olarak tahsil edilen verginin

beş yıl beş ay sonra faizsiz olarak iade edilmesinin, belli bir meblağdan

yararlanma hakkı uzun süre engellenen başvurucunun mali durumunda önemli bir

zarara yol açması nedeniyle ölçülü görülmemiş ve mülkiyet hakkının ihlaline

karar verilmiştir (Eko-Elda

Avee/Yunanistan, §§ 23-31).

24. Yine benzer şekilde

Sefine Baş/Türkiye kararında da (B. No: 49548/99, 24/06/2008)

tazminatın faiz ödemesine bağlı değer kaybına ilişkin şikâyetler incelenmiştir.

Başvuruya konu olayda idare mahkemesince başvurucunun 15/9/2003 tarihinden

itibaren geçerli olmak üzere dul aylığına hak kazandığı kabul edilmiştir. AİHM

öncelikle, idare mahkemesinin kararının talep edilebilir bir “alacak”

oluşturduğu ve bu nedenle başvurucunun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 1

No.lu ek Protokol'ün 1. maddesi anlamında mülkiyet oluşturan bir hakkının

mevcut olduğunu belirtmiştir. Mahkeme ayrıca bu hakkın, başvurucuya emekli

sandığına başvurduğu tarihten itibaren geçerli olacak şekilde geriye dönük

olarak tanındığını vurgulamıştır. Bununla birlikte AİHM, başvurucuya salt bu

hakkın tanınmış olmasının, başvurucunun mağdur sıfatını ortadan kaldırmadığını

kabul etmiştir. AİHM'e göre mağdur sıfatının ortadan

kalkabilmesi için ileri sürülen ihlalin hem zamanında hem de mağdurun bu hakkı

kullanamadığı süre gözönüne alınarak telafi yoluna

gidilmesi gerekmektedir. Mahkeme bu çerçevede, başvurucunun banka hesabına

yatırılan paranın, yargılamada geçen süre zarfında uğranılan maddi kaybın sonuçlarını

gidermeye yetmediğini belirtmiştir. AİHM geçen sürenin yalnızca devlete yarar

sağladığını ve ilgili dönemde Türkiye'de paranın hızla değer kaybettiğini gözönüne alarak başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal

edildiğine karar vermiştir (Sefine Baş/Türkiye,

§§ 58-64).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

25. Mahkemenin 5/10/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Vekâlet Ücreti,

Yargılama Giderleri ve Yasal Faizin Ödenmediği Şikâyeti Yönünden

26. Başvurucu, takibe konu yasal faize ilişkin gecikme faizi

dışındaki diğer alacakların da henüz ödenmediğinden şikâyet etmiştir.

27. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 80.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ç) bendinde, Bölümler ya da Komisyonlarca

saptanan herhangi bir gerekçeden ötürü, başvurunun incelenmesinin

sürdürülmesini haklı kılan bir neden görülmemesi hâlinde Bölümler ya da Komisyonlarca

yargılamanın her aşamasında düşme kararı verilebileceği belirtilmiştir.

28. UYAP üzerinden yapılan araştırmada, icra emrinde yer alan

yargılama giderleri ve vekâlet ücreti ile bunlar için işletilen gecikme faizi

ve Mahkeme kararında hükmedilen yasal faiz için 2/3/2016 tarihinde 60.446,58

TL'nin, 23/6/2016 tarihinde ise 51,36 TL'nin davacılar vekilinin hesabına

yatırılmak suretiyle ödendiği görülmüştür. Dolayısıyla takibe konu edilen yasal

faiz için hesaplanan gecikme faizi dışındaki tüm alacakların başvurucu ve diğer

maliklere ödendiği anlaşılmıştır. Başvurucu, yasal faiz için hesaplanan gecikme

faizi dışındaki diğer alacaklar yönünden maddi ve manevi tazminat isteminde de

bulunmamıştır. Bu durumda başvurucunun, yasal faiz için hesaplanan gecikme

faizi dışındaki diğer alacakların ödenmediği şikâyeti yönünden başvurunun

sürdürülmesinde güncel bir menfaatinin bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu

itibarla Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 80.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ç) bendine göre başvurunun incelenmesinin

sürdürülmesini haklı kılan bir nedenin kalmadığı anlaşılmıştır.

29. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin "düşmesine" karar verilmesi gerekir.

B. Yasal Faize İlişkin

Gecikme Faizi Yönünden

1. Başvurucunun İddiaları

30. Başvurucu, davanın dört aydan fazla sürmesi durumunda

dördüncü aydan sonrası için hükmedilen tutar lafzen yasal faiz olarak tabir

edilse de bunun, mahiyeti itibarıyla taşınmazın değerinde enflasyon farkı

nedeniyle meydana gelen azalma olduğunu ifade etmektedir. Başvurucu, enflasyon

farkının taşınmazın bedeline dâhil olduğunu savunmakta ve bunun ödenmemesinin

taşınmaz bedelinin ödenmemesi ile aynı şekilde mülkiyet hakkının ihlaline yol

açtığını iddia etmektedir. Başvurucu sonuç olarak idarece ödenmeyen yasal faiz

için hesaplanan gecikme faizinin takibi talebinin reddi nedeniyle mülkiyet

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

2. Değerlendirme

31. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun

ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin

olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya

zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul

edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,

B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

32. Anayasa'nın "Mülkiyet

hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

33. Anayasa'nın 46. maddesi şöyledir:

"Devlet ve kamu tüzelkişileri; kamu

yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla,

özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla

gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî

irtifaklar kurmaya yetkilidir.

Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlanan

artırım bedeli nakden ve peşin olarak ödenir. Ancak, tarım reformunun

uygulanması, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskân projelerinin

gerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması ve

turizm amacıyla kamulaştırılan toprakların bedellerinin ödenme şekli kanunla

gösterilir. Kanunun taksitle ödemeyi öngörebileceği bu hallerde, taksitlendirme

süresi beş yılı aşamaz; bu takdirde taksitler eşit olarak ödenir.

Kamulaştırılan topraktan, o toprağı doğrudan

doğruya işleten küçük çiftçiye ait olanlarının bedeli, her halde peşin ödenir.

İkinci fıkrada öngörülen taksitlendirmelerde

ve herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları

için öngörülen en yüksek faiz uygulanır. "

34. Somut olayda başvurucunun hissedarı olduğu taşınmazın bir

bölümü acele kamulaştırılmıştır. Taşınmaz malvarlığının, Anayasa’nın 35.

maddesinde yer alan mülkiyet hakkı kapsamına dâhil olduğunda tereddüt

bulunmamaktadır. Başvurucunun hissedarı olduğu taşınmazın bir kısmının

mülkiyetinin devletin üstün buyurma gücüne dayanılarak Hazineye geçmiş

olmasının mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği açıktır. Anayasa Mahkemesinin

sayısız kararında belirtildiği üzere taşınmazın kamulaştırılması mülkiyetten

yoksun bırakma niteliği taşımaktadır.

35. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkının mutlak bir hak

olmadığı ve kamu yararı amacıyla sınırlandırılabileceği belirtilmiştir.

Anayasa’nın 13. maddesi temel hak ve hürriyetleri sınırlandırmada genel

ilkeleri tespit ederken devlet ve kamu tüzel kişilerine özel mülkiyette bulunan

taşınmazları kamulaştırma yetkisi veren ve kamulaştırma ilkelerini belirleyen

Anayasa’nın 46. maddesi mülkiyet hakkının sınırlandırılmasına ilişkin özel

hükümler içermektedir. Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, başvurucuların

bahsedilen talebinin değerlendirilmesinde Anayasa’nın 35. maddesiyle birlikte

13. ve 46. maddelerinin de gözönünde bulundurulması

gerekmektedir (Mehmet Akdoğan ve Diğerleri,

B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 28).

36. Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkına

yönelik müdahalenin Anayasa'ya uygun düşebilmesi için kanuna dayanması, kamu

yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması

gerekmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan,

B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 62).

37. Kamulaştırmanın usul ve esasları 2942 sayılı Kanun'da

düzenlenmiştir. Somut olayda başvurucunun hissedarı bulunduğu taşınmazın EPDK

kararıyla kamulaştırıldığı ve kamulaştırma sürecinin 2942 sayılı Kanun’a göre

sürdürülerek tamamlandığı görülmektedir. Bu durumda mülkiyetten yoksun

bırakmanın kanuni dayanağının bulunduğu anlaşılmaktadır. Taşınmazın baraj

yapılması amacıyla kamulaştırıldığı gözetildiğinde mülkten yoksun bırakmanın

kamu yararı amacına dayandığı sonucuna ulaşılmaktadır.

38. Son olarak müdahalenin ölçülü olup olmadığı

değerlendirilmelidir. Ölçülülük ilkesi “elverişlilik”, “gereklilik” ve

“orantılılık” olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. “Elverişlilik” öngörülen

müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını,

“gereklilik” ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını

yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını,

“orantılılık” ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç

arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir.

Öngörülen tedbirin, maliki, ulaşılmak istenen kamu yararı karşısında olağandışı

ve aşırı bir yük altına sokması durumunda müdahalenin orantılı ve dolayısıyla

ölçülü olduğundan söz edilemez. (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012;

E.2012/102, K.2012/207, 27/12/2012; E.2012/149, K.2013/63, 22/5/2013

E.2013/32, K.2013/112, 10/10/2013; E.2013/15, K.2013/131, 14/11/2013

E.2013/158, K.2014/68, 27/3/2014; E.2013/66, K.2014/19, 29/1/2014; E.2014/176,

K.2015/53, 27/5/2015; E.2015/43, K.2015/101, 12/11/2015; E.2016/16, K.2016/37,

5/5/2016; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016; Mehmet

Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).

39. Bir eşyanın devir tarihindeki bedelinin daha sonra ödenmesi

durumunda -arada geçen sürede- enflasyon nedeniyle paranın değerinde oluşan

hissedilir bir kayıp ile mülkiyetin gerçek değeri azaldığı gibi bu bedelin

tasarruf veya yatırım aracı olarak getirisinden yararlanmak imkânı da

bulunmamaktadır. Bu şekilde kişiler mülkiyet haklarından mahrum edilerek

haksızlığa uğratılmaktadır (AYM, E.2008/58, K.2011/37, 10/2/2011).

40. Kamulaştırma yoluyla mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin

orantılı olabilmesi için taşınmazın gerçek bedelinin malike ödenmesi ve ayrıca

ödenen bedelin tespitinde esas alınan tarih ile ödeme tarihi arasında geçen

dönemde gerçekleşen enflasyona nispetle hissedilir derecede değer kaybetmemiş

olması gerekir (Mehmet Akdoğan ve Diğerleri,

§ 59). Ödenen tutarların enflasyonun etkilerinden arındırılarak

güncelleştirilmesi, yani kamulaştırma tarihi ile ödeme tarihi arasında geçen

süredeki hissedilir değer kaybını telafi edecek biçimde faiz uygulanması,

kamulaştırma bedelinin enflasyon karşısında değer kaybetmesini önleyebilecek

bir araçtır (Mehmet Akdoğan ve Diğerleri,

§ 42).

41. 2942 sayılı Kanun’un 10. ve 11. maddeleri gereğince

tarafların kamulaştırma kararı sonrasında bedel hususunda anlaşamamaları

hâlinde taşınmazın bedeli adil ve hakkaniyete uygun bir şekilde mahkemece dava

tarihi itibariyle tespit edilmelidir. Değer tespitinin dava tarihine göre

yapılması, kanun gereği olduğu gibi dava sürecinde taşınmazın değerinde meydana

gelecek artış veya azalışların bedele etki etmemesi ve bu şekilde bedel

tespitine belirlilik kazandırmanın da gereğidir. Aksi hâlde taşınmazın değeri

uzun süren davalarda artabileceği gibi azalabileceğinden, idare veya

vatandaşlara olumsuz etkide bulunabilir. Ancak bu durum taşınmazın gerçek

değerinin enflasyon karşısında korunması için dava tarihine göre belirlenen

bedele faiz işletilmesine mani değildir (Mehmet

Akdoğan ve Diğerleri, § 52).

42. Nitekim kanun koyucu bahsedilen husustaki yasal eksikliği

gidermek ve kamulaştırma bedelinin tespiti davalarında davanın zamanında sonuçlandırılamaması

hâlinde yargılama sürecinde kamulaştırma bedelinin enflasyon etkisiyle

uğrayacağı değer kaybını telafi ederek benzer mağduriyetlerin önlenmesi

maksadıyla 6459 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle 2942 sayılı Kanun’un 10.

maddesine ek fıkra ekleyerek “Kamulaştırma

bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamaması

hâlinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faiz

işletilir.” hükmünü getirmiş ve zamanında tamamlanamayan

kamulaştırma bedelinin tespiti davalarında ödemenin yapıldığı tarihe kadar

kamulaştırma bedeline faiz ödenmesi imkânını tanımıştır (Mehmet Akdoğan ve Diğerleri, § 53).

43. Somut olayda tarafların kamulaştırma bedelinde

uzlaşamamaları nedeniyle idare tarafından 22/3/2012 tarihinde açılan

kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasında, yargılama sırasında

bilirkişi tarafından belirlenen taşınmaz bedelinden acele kamulaştırma

esnasında ödenen tutar düşüldükten sonra geriye kalan 443.969,84 TL bakiye

kamulaştırma bedeli başvurucunun da aralarında buluduğu

davacılara hesaben ödenmiştir. Mahkeme, 27/12/2013

tarihli kararında ayrıca davanın dört aylık süre içinde karara bağlanamaması

nedeniyle 2942 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca dördüncü ayın bitiminden

(23/7/2012) kararın verildiği tarihe kadar bu tutara yasal faiz işletilmesine

hükmetmiştir. Ancak hükmedilen faizin ödenmemesi üzerine başvurucu ve diğer

malikler, 14/5/2014 tarihinde İcra Dairesinde ilamlı icra takibi başlatmıştır.

Takip talebinde, 23/7/2012 ila 27/12/2013 tarihi arasındaki dönem için

hesaplanan 57.144,40 TL yasal faizin yanı sıra, kararın verildiği tarihten

sonraki dönem için bu tutar üzerinden hesaplanan 1.944,47 TL gecikme faizinin

de ödenmesi talep edilmiştir. İcra Dairesi, 57.144,40 TL yasal faize işletilen

1.944,47 TL gecikme faizinin tahsili talebini reddetmiştir. İcra Dairesi 3095

sayılı Kanun'un 3. maddesi ile 6098 sayılı Kanun'un 121. maddesinin son fıkrası

ile Yargıtay içtihatları uyarınca faiz alacağına faiz işletilmesinin yasak

olduğu gerekçesine dayanmıştır.

44. Başvurucu, Mahkemece hükmedilen tutar lafzen yasal faiz

olarak tabir edilse de bunun, mahiyeti itibarıyla taşınmazın değerinde

enflasyon farkı nedeniyle meydana gelen azalma olduğunu ve enflasyon farkının

taşınmazın bedeline dâhil bulunduğunu savunmaktadır. Malikler lehine hükmedilen

faizin kanuni dayanağına ve bunun nitelendirilmesine ilişkin olarak derece

mahkemelerince yapılan değerlendirmeler hakkında yorum yapmak ve bu meselelere

dair görüş beyan etmek Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruyla ilgili

görevinin kapsamı dışındadır. Bireysel başvuru incelemesinde önem taşıyan

husus, kamulaştırılan taşınmazın gerçek bedelinin maliklere ödenip ödenmediği

ve geç ödeme durumunda da taşınmaz bedelinde meydana gelen hissedilir

derecedeki değer kayıplarının karşılanıp karşılanmadığıdır. Bu bağlamda, somut

başvuruda -hükmedilen faize ilişkin olarak taraflarca yapılan nitelendirmeye

yönelik bir değerlendirme yapılmaksızın- maliklere ödenen kamulaştırma

bedelinin, bu bedelin tespitinde esas alınan tarihe göre enflasyon karşısında

hissedilir bir oranda değer yitirip yitirmediği ve yitirmiş ise maliklere

ödenen 57.144,40 TL faizin bunu telafi edip etmediği meselesi üzerinde

durulacaktır.

45. Başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülü

olup olmadığı hususunda bir sonuca varmak için Mahkemece tespit edilen gerçek

değer ile maliklere yapılan ödemelerin enflasyon etkisi arındırılmış

sonuçlarının karşılaştırılması gerekmektedir. Elde edilmek istenen kamu yararı

ile maliklerin mülkünden mahrum kalması arasında makul dengenin sağlanıp

sağlanmadığını ve müdahalenin ölçülü olup olmadığını tespit etmede önemli olan,

yapılan ödemelerin değer kaybının toplam bedele oranı üzerinden başvurucunun

maruz kaldığı yükü belirlemektir.

46. Bedel tespiti sonrası, el koyma kararıyla ödenmiş olan bedel

mahsup edilerek ödenen 443.969,84 TL’nin dava tarihi ile ödeme tarihi

arasındaki enflasyon nedeniyle değer kaybı %12,28'dir. Maliklere dava tarihine

göre belirlenerek ödenen 443.969,84 TL kamulaştırma bedelinin ödeme tarihinde

Merkez Bankası verileri kullanılarak enflasyon karşısında değer kaybı

giderilmiş karşılığı 498.497 TL’dir. Bir diğer ifadeyle kamulaştırma bedelinin

uğradığı değer kaybını telafi edecek fark 54.527,16 TL’dir.

47. Mahkemece hükmedilen 57.144,40 TL faiz, enflasyon

karşılığında yitirilen 54.527,16 TL değer kaybını telafi edecek niteliktedir.

Ancak Mahkemece hükmedilen faiz karar tarihinden yaklaşık iki yıl üç ay sonra,

2/3/2016 tarihinde maliklere ödenmiştir. Dolayısıyla kamulaştırma bedelinin

enflasyon karşısındaki değer kaybına tekabül eden 54.527,16 TL'nin, ödemenin

geciktirildiği bu süre zarfında enflasyon karşısında yitirdiği değerin de gözönünde bulundurulması gerekmektedir. Mahkeme kararının

verildiği 2013 Aralık ayı ile ödemenin yapıldığı 2016 Mart ayı arasındaki

dönemde 54.527,16 TL'nin enflasyon nedeniyle değer kaybı %19,76'dir. Bu durumda

54.527,16 TL'nin ödeme tarihinde Merkez Bankası verileri kullanılarak enflasyon

karşısında değer kaybı giderilmiş karşılığı 65.304 TL olarak hesaplanmıştır.

Başvurucu ve diğer maliklere Mahkeme kararına istinaden ödenen faiz tutarı ise

57.144,40 TL'dir. Şu hâlde, kamulaştırma bedelinde enflasyon nedeniyle meydana

toplam 65.304 TL değer kaybının 57.144,40 TL'si yasal faiz ödenmek suretiyle

telafi edilmiş, 8.159,60 TL'si ise telafi edilmemiştir. Buna göre bu tutarın,

kamulaştırma bedelinin enflasyon karşısında değer kaybı giderilmiş karşılığıyla

oransal ilişkisine bakılması gerekmektedir.

48. Kamulaştırma bedelinin Mahkemenin karar verdiği tarih

itibarıyla enflasyon karşısında değer kaybı giderilmiş karşılığı 498.497 TL

olarak tespit edilmekle birlikte uğranılan değer kaybının (57.144,40 TL) fiilen

ödendiği 2016 Mart ayı itibarıyla 54.527,16 TL'nin enflasyon karşısındaki değer

kaybı arındırılmış karşılığı olan 65.304 TL'nin 498.497 TL kamulaştırma

bedeline dâhil olmayan (65.304 TL-54.527,16 TL=10.776,84 TL) 10.776,84 TL'sinin

de toplam kamulaştırma bedeline dâhil edilerek hesaplama yapılması icap

etmektedir. Bu durumda, toplam kamulaştırma bedeli 509.273,84 TL olmaktadır.

Telafi edilmeyen 8.159,60 TL'nin toplam kamulaştırma bedeline oranı ise %1,6

olarak belirlenmektedir.

49. Bu koşullar altında somut olaya bakıldığında, maliklere

ödenen faizin, aradan geçen sürede kamulaştırma bedelinin uğradığı değer

kaybını büyük ölçüde karşıladığı anlaşılmaktadır. Yukarıda tespit edilen

düzeyde küçük bir farklılığın ise (%5'den daha az) hesaplama yöntemi sebebiyle

oluşabilecek yanılma farklılığı (hata marjı) kapsamında kaldığı

değerlendirilmelidir. Ayrıca Mahkeme kararıyla tespit edilen kamulaştırma

bedeli, kararla birlikte maliklere ödenmiştir. Bu durumda, kamulaştırma

bedelinin ödenmesi sürecindeki gecikmenin, bu sürede uğranılan zararın

karşılanması amacıyla ödenen faiz miktarı da gözetildiğinde, mülkiyet hakkının

ihlaline neden olacak kadar ağır sonuçlara yol açmadığı değerlendirilmiştir.

50. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun yasal faize ilişkin

gecikme faizine yönelik şikâyeti bakımından mülkiyet hakkının ihlali iddiasının

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Vekâlet ücreti, yargılama giderleri ve yasal faizin

ödenmediğine ilişkin iddianın incelenmesinin

sürdürülmesini haklı kılan bir neden kalmaması nedeniyle DÜŞMESİNE,

B. Yasal faize ilişkin gecikme faizine yönelik iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

5/10/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Ayhan KILIÇ

Başvurucu

:

Osman Nuri

TÜRKER

Vekili

:

Av. Oktay

YAVUZ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/13547, 5 Ekim 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Kamulaştırma Süreci
  7. B. Faize İlişkin Olarak Başlatılan İcra Süreci
  8. C. Bireysel Başvuruda Bulunulmasından Sonraki
  9. IV. İlgili Hukuk
  10. A. Ulusal Hukuk
  11. B. Uluslararası Hukuk
  12. V. İnceleme Ve Gerekçe
  13. B. Yasal Faize İlişkin
  14. E.2012/102, K.2012/207, 27/12/2012; E.2012/149, K.2013/63, 22/5/2013
  15. E.2013/32, K.2013/112, 10/10/2013; E.2013/15, K.2013/131, 14/11/2013
  16. A. Vekâlet ücreti, yargılama giderleri ve yasal faizin
  17. C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  18. Gökcan
  19. Hakyemez
  20. Türker
  21. Yavuz
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/13547
Tarih
5 Ekim 2017

İlgili Kararlar

  • Asım Bayar ve Veysel Bayar Başvurusu (B. No: 2014/4141)
  • Eren Kayaalp ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/2433)
  • Ceyda Yağmur Başvurusu (B. No: 2014/3583)
  • Hamit Kiye Başvurusu (B. No: 2014/2603)
  • Oğuz Zengin Başvurusu (B. No: 2014/156)
  • Çağlar Yılmaz Başvurusu (B. No: 2014/6835)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.