İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Emrah Özdemir Başvurusu (B. No: 2018/28044)

1. Başvuru, kapalı ceza infaz kurumunda bulunan

Başvuru No2018/28044Tarih10 Mart 2021Okuma12 dk · 2.369 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Emrah Özdemir Başvurusu (2)

Karar tarihi
10 Mart 2021
Başvuru Numarası
2018/28044
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.369 kelime·12 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, kapalı ceza infaz kurumunda bulunan

hükümlünün avukat ile telefonla görüşmelerine izin verilmemesi nedeniyle

haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 6/8/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

6. Bakanlık görüşüne karşı başvurucu beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden ulaşılan bilgi ve belgelere

göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Bakırköy/Metris 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza

İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) hükümlü olarak bulunmaktadır.

9. Başvurucu; avukatıyla telefonla görüşme hakkının

mevcut olduğunu, bu konuda Anayasa Mahkemesinin emsal kararının da mevcut

olduğunu belirterek 31/5/2018 tarihinde avukatıyla telefon vasıtasıyla görüşme

talebinde bulunmuştur. Başvurucunun talebi Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem

Kurulu Başkanlığının (İdare ve Gözlem Kurulu) 1/6/2018 tarihli kararıyla

reddedilmiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucu tarafından dayanak olarak

gösterilen Anayasa Mahkemesinin 16/4/2015 tarihli 2013/6693 sayılı Mehmet

Koray Eryaşa kararının tutuklular yönünden ayrık düzenleme ihtiva eden

13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı

Hakkında Kanun'un 114. maddesine dayandığı belirtilmiştir. Hükümlü olması

nedeniyle anılan Kanun düzenlemesinin başvurucu hakkında uygulanamayacağı,

mevzuatta hükümlülerin kimlerle telefonla görüşebileceğinin açıkça düzenlendiği

vurgulanmıştır. Ayrıca başvurucunun avukatının İstanbul Barosuna kayıtlı olması

nedeniyle görüşmeye gelebileceği ancak 4/5/2018 tarihinden beri başvurucunun

avukatının görüşmeye gelmediğinin tespit edildiği ifade edilmiştir.

10. Başvurucu anılan karara itirazında; hükümlü ve

tutuklu ayrımı yapılmasının doğru olmadığını, avukatıyla mesai saatleri

içerisinde görüşme olanağının olduğunu ancak İstanbul Barosuna kayıtlı çalışsa

da avukatın başka illerde de davalarının mevcut olduğunu, avukatının sürekli

İstanbul'da bulunmadığını belirterek haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

11. Bakırköy İnfaz Hâkimliği 20/6/2018 tarihli kararıyla

başvurucunun itirazını reddetmiştir. Kararın gerekçesinde; Mehmet Koray

Eryaşa kararı hatırlatıldıktan sonra ceza infaz kurumunda bulunan kişilerin

de haberleşme hürriyetine sahip oldukları ancak ceza infaz kurumunda tutulan

hükümlü ve tutuklular açısından haberleşme hürriyetinin kapsamının her türlü

iletişim aracını içermeyeceği belirtilmiştir. Hükümlü ve tutuklular açısından

haberleşme hürriyetini tamamen ortadan kaldıracak boyutta olmayan müdahalenin,

ceza infaz kurumu güvenliği ve düzeni çerçevesinde somut olayların özellikleri

de gözetilerek haberleşme hürriyetini ihlal edip etmediğinin değerlendirilmesi

gerektiği vurgulanmıştır. Başvurucunun avukatının İstanbul Barosuna kayıtlı

olduğu gözetildiğinde başvurucu ile görüşebileceği ancak başvurucunun kuruma

geldiği 4/5/2018 tarihinden itibaren avukatının görüşmeye gelmediğinin

anlaşıldığı ifade edilmiştir. Kararda 5275 sayılı yasanın 114. maddesindeki tutuklunun

müdafii ile olan haberleşmesine ve kurum düzeni çerçevesinde temas ve

görüşmelerine hiçbir suretle engel olunamaz ve kısıtlamalar konulamaz

şeklindeki düzenlemenin tutukluları kapsadığı, hükümlüler hakkında

uygulanamayacağı vurgulandıktan sonra başvurucunun hükümlü statüsünde olduğu

dikkate alındığında idare ve gözlem kurulu tarafından yapılan değerlendirmenin

hukuka uygun olduğu değerlendirilmesine yer verilmiştir.

12. Başvurucunun bu karara itirazı, Bakırköy Ağır Ceza

Mahkemesinin 12/7/2018 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

13. Nihai karar 1/8/2018 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

14. Başvurucu 6/8/2018 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

15. İlgili hukuk (ulusal mevzuat ve Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi kararları) için bkz. Sinan Gül, B. No: 2016/7628,

27/2/2020, §§ 14-25, Cengiz Eker, B. No: 2017/26841, 2/6/2020, §§ 13-24.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

16. Mahkemenin 10/3/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım

Talebi Yönünden

17. Başvurucu uzun süredir hükümlü olması nedeniyle

bireysel başvuru harç ve masraflarını karşılayacak geliri olmadığını beyan

ederek adli yardım talebinde bulunmuştur.

18. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:

2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimini

önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun

olduğu anlaşılan başvurucuların açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım

taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

B. Haberleşme Hürriyetinin

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

19. Başvurucu; ilgili mevzuata göre avukatıyla telefon

vasıtasıyla görüşme hakkının mevcut olduğunu, bu hakkın kısıtlanmasının yasal

dayanaklarının bulunmadığını belirtmiştir. Başvurucu aynı konuda Anayasa

Mahkemesinin de ihlal kararı verdiğini iddia etmiştir. Avukatının İstanbul

Barosuna kayıtlı olmasına rağmen tek bir kişi ile ilgilenmediği ve şehir dışı

duruşmaları olduğu için her zaman ziyaretine gelmesinin mümkün olmadığını, acil

durumlarda kendisine ancak telefonla ulaşılabileceğini belirtmiştir. Kendisine

adli makamlardan gelen belgelerin itiraz sürelerinin kısa olduğunu ve bu durumu

avukatına bildirmesi gerektiğini, avukatıyla görüşmesinin engellenmesinin

haksız olduğunu vurgulamıştır. Hükümlü ve tutuklu ayrımı yapılmasının da hukuka

aykırı olduğunu belirten başvurucu haberleşme hürriyeti ile eşitlik ilkesinin

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

20. Bakanlık görüşünde; mevzuat hükümleri

hatırlatıldıktan sonra tutukluluklara avukatla telefon görüşme şeklinde tanınan

ek güvencenin hükümlüler bakımından statülerinin farklı olması nedeniyle söz

konusu olmadığı belirtilmiştir. Ayrıca tatil günleri dışında ve çalışma

saatleri içinde avukat ile hükümlünün yüz yüze görüşebileceği, ayrıca mektup,

faks gibi yollarla avukatıyla iletişim kurmasının mümkün olduğu vurgulanmıştır.

Hükümlülerin telefonla haberleşme hakkına sahip olduğu kişilerin açıkça

sayılmış olduğu, bu kişiler arasında hükümlünün avukatının yer almadığı,

hükümlülerin avukatıyla birçok farklı kanaldan görüşme imkânı mevcutken

yalnızca telefonla görüşme hakkının bulunmamasının haberleşme hürriyetini

engelleyecek mahiyette olmadığı ifade edilmiştir.

21. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında;

avukatının sürekli yanına gelmesinin mümkün olmadığını, avukatın gönderdiği

mektupların mevzuata göre denetlenmemesi gerekirken denetlendiğini, mektupların

uzun süre Kurumda bekletildikten sonra gönderildiğini belirterek bu durumda

avukatla iletişimin yeterli olduğunun söylenemeyeceğini iddia etmiştir. Her ne

kadar hükümlü olsa da devam eden soruşturmalarının olduğunun UYAP üzerinden

görülebileceği, kendisinin de hukuki yardım alma hakkının mevcut olduğunu,

hükümlü ve tutuklu ayrımının kabul edilemeyeceğini vurgulamıştır.

2. Değerlendirme

22. Başvurunun değerlendirilmesinde dikkate alınacak

Anayasa’nın "Haberleşme hürriyeti" kenar başlıklı 22. maddesi

şöyledir:

"Herkes, haberleşme hürriyetine

sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır.

Millî güvenlik, kamu düzeni, suç

işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya

başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına

bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere

bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış

merciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine

dokunulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin

onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde,

karar kendiliğinden kalkar.

İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları

kanunda belirtilir."

23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki tavsifi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

nitelendirmesini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No:

2012/969, 18/9/2013, § 16). Hükümlü olarak Ceza İnfaz Kurumunda bulunan

başvurucunun iddialarının özünün avukatı ile telefonla görüşmesinin

engellenerek haberleşmesinin kısıtlandığına yönelik olması nedeniyle, başvuru

haberleşme hürriyeti kapsamında incelenmiştir.

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Müdahalenin

Varlığı

25. Somut olayda başvurucunun avukatıyla görüşme

talebinin mevzuatta avukatla telefon vasıtasıyla görüşme düzenlenmediği

gerekçesiyle İdare ve Gözlem Kurulu kararıyla reddedilmesinin haberleşme

hürriyetine müdahale oluşturduğu sonucuna varılmıştır. (benzer değerlendirme

için bkz. Sinan Gül, §§ 33, 34; Cengiz Eker, §§ 34, 35).

ii. Müdahalenin

İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

26. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, ...

yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve

ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ...demokratik toplum düzeninin

gereklerine... ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

27. Anayasa’nın 22. maddesinde, herkesin haberleşme

özgürlüğüne sahip olduğu ve haberleşmenin gizliliğinin esas olduğu hüküm altına

alınmıştır. Sözleşme’nin 8. maddesinde de herkesin haberleşmesine saygı

gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Anayasa ve

Sözleşme’nin ortak koruma alanı, haberleşme özgürlüğünün yanı sıra içeriği ve

biçimi ne olursa olsun haberleşmenin gizliliğini de güvence altına almaktadır.

Haberleşme bağlamında bireylerin karşılıklı ve toplu olarak sözlü, yazılı ve

görsel iletişimlerine konu olan ifadelerinin gizliliğinin sağlanması gerekir.

Posta, elektronik posta, telefon, faks ve internet aracılığıyla yapılan

haberleşme faaliyetlerinin haberleşme özgürlüğü ve haberleşmenin gizliliği

kapsamında değerlendirilmesi gerekir (Mehmet Koray Eryaşa, § 49).

28. Bununla beraber bu yükümlülük yerine getirilirken

ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal sonuçlarının gözetilmesi

gerekmektedir. Bu bağlamda kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi ile

haberleşme hürriyeti arasında adil bir denge sağlanmalıdır. Ancak ceza infaz

kurumunda bulunmanın doğal sonucu olarak idarenin müdahale konusunda takdir

yetkisinin daha geniş olduğu gözetilmelidir (Mehmet Koray Eryaşa, § 89).

29. Bu bağlamda anılan müdahale, Anayasa’nın 13.

maddesinde belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 22.

maddesini ihlal edecektir. Bu sebeple sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde

öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, meşru

amaç taşıma, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk ve ölçülülük

ilkesine uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

(1) Kanunilik

30. Hükümlünün avukatı ile telefonla haberleşmesine

yönelik kısıtlamanın, 5275 sayılı Kanun'un 66. maddesinin (1) numaralı fıkrası

ile İnfaz Tüzüğü'nün 88. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) bendi ve 88.

maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan hükümlere dayanılarak yapıldığı, bu

düzenlemelerin kanunla sınırlama koşulunu karşıladığı sonucuna

varılmıştır (Sinan Gül, §§ 40-42; Cengiz Eker, §§ 41- 43).

(2) Meşru Amaç

31. Haberleşme özgürlüğüne yapılan müdahalenin meşru

kabul edilebilmesi için bu müdahalenin, Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci

fıkrasında sayılmış olan millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin

önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması veya başkalarının hak ve

özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına dayanması gerekir (Ahmet

Temiz, B. No: 2013/1822, 20/5/2015, § 47).

32. Başvuru konusu olayda, kamu düzenin ve güvenliğinin

sağlanması kapsamında telefonla görüşme hakkının sınırlandırılması şeklinde

uygulandığı ve anılan müdahalenin meşru amaç taşıma koşulunu karşıladığı

değerlendirilmiştir.

(3) Demokratik

Toplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük

(a) Genel

İlkeler

33. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin

demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu

bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı olması gerekir. Açıktır ki bu

başlık altındaki değerlendirme, sınırlamanın amacı ile bu amacı gerçekleştirmek

üzere başvurulan araç arasındaki ilişki üzerinde temellenen ölçülülük

ilkesinden bağımsız yapılamaz. Çünkü Anayasa’nın 13. maddesinde demokratik

toplum düzeninin gereklerine aykırı olmama ve ölçülülük ilkesine aykırı

olmama biçiminde iki ayrı kritere yer verilmiş olmakla birlikte bu iki

kriter bir bütünün parçaları olup aralarında sıkı bir ilişki vardır (Ferhat

Üstündağ, B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 45).

34. Orantılılık ise sınırlamayla ulaşılmak istenen amaç

ile başvurulan sınırlama tedbiri arasında dengesizlik bulunmamasına işaret

etmektedir. Diğer bir ifadeyle orantılılık, bireyin hakkı ile kamunun

menfaatleri veya müdahalenin amacı başkalarının haklarını korumak ise diğer

bireylerin hak ve menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulmasına işaret

etmektedir. Dengeleme sonucu müdahalede bulunulan hakkın sahibine terazinin

diğer kefesinde bulunan kamu menfaati veya diğer bireylerin menfaatine nazaran

açıkça orantısız bir külfet yüklendiğinin tespiti hâlinde orantılılık ilkesi

yönünden bir sorunun varlığından söz edilebilir (Ferhat Üstündağ, § 48).

35. Hükümlü veya tutuklular, Anayasa'nın 19. maddesi

kapsamında hukuka uygun olarak bir mahkûmiyet kararına bağlı olarak tutma

olarak değerlendirilebilecek kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı dışında (İbrahim

Uysal, B. No: 2014/1711, 23/7/2014, §§ 29-33) Anayasa'nın ve Sözleşme'nin

ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına genel olarak

sahiptir. Bununla birlikte ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz sonucu

olarak suçun önlenmesi ve disiplinin temini gibi ceza infaz kurumunda

güvenliğin sağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin olması

durumunda sahip oldukları haklar sınırlanabilir (Turan Günana, B. No:

2013/3550, 19/11/2014, § 35; Mehmet Koray Eryaşa, §§ 50, 51).

36. Özellikle diğer haberleşme yollarının kullanılabildiği

ve yeterli olduğu durumlarda, Anayasa’nın 22. maddesinin, hükümlü ve

tutukluların telefonla görüşmesini güvence altına aldığı şekilde yorumlanması

mümkün değildir. Burada dikkat edilecek nokta hükümlü ve tutukluların dış dünya

ile haberleşmesinin sağlanmasında kamu otoritelerinin takdir yetkisinin geniş

yorumlanması gerektiğidir. Haberleşme yöntemlerinden bir veya birkaçının

kullanılma imkânına yeterince sahip olunması durumunda hükümlü ve tutukluların

telefonla görüşmesine izin verilmemesi tek başına haberleşme hürriyetinin

ihlali olarak değerlendirilemez (Mehmet Koray Eryaşa, § 55).

37. Hükümlü ve tutukluların avukat veya müdafi ile

görüşmesi 5275 sayılı Kanun’da ayrı maddelerde düzenlenmiş olup tutukluların ve

hükümlülerin telefonla görüşme hakkı tanınmış ancak tutuklular yönünden 5275

sayılı Kanun'un 114. maddesiyle müdafiyle haberleşmesine ilişkin ek bir güvence

sağlanmıştır. Anılan güvencenin devam eden yargılama kapsamında tutukluların

savunma haklarını kullanmalarının kolaylaştırılmasına yönelik olduğu da

gözetilerek Mehmet Koray Eryaşa kararında tutukluların avukatla veya

müdafi ile telefon vasıtasıyla haberleşme hakkının olduğuna ve bu hakkı

engelleyebilecek yeterli yasal düzenlemenin mevcut olmadığına karar verilmiştir

(Sinan Gül, §§ 53, 54; Cengiz Eker, §§ 53, 54).

38. Mevzuatta, hükümlülerin telefon ile görüşmesi bir hak

olarak tanımlanmakla birlikte kimler ile telefon vasıtasıyla görüşme

sağlayabileceğinin ve görüşme şartlarının idarenin takdir yetkisi kapsamında

kaldığı; bu bağlamda tutuklular yönünden getirilen ek güvencenin hükümlüleri

kapsamadığı, hükümlülerin avukat ve müdafi ile telefon vasıtasıyla görüşme

hakkının kural olarak mevcut olmadığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte

telefonla görüşme hakkının kapsamına ilişkin tutuklu ve hükümlüler yönünden

farklı düzenlemeler öngörülmesinin hükümlü ile tutuklunun hukuk karşısındaki

statülerinin farklı olması, diğer bir ifadeyle hükümlü hakkında kesinleşen ceza

mahkûmiyetinin infazı aşamasına geçilmiş olmasına karşın tutuklunun yargılamasının

devam ediyor olması gözetildiğinde demokratik toplum gereklerine uygun olduğu

söylenebilir (Sinan Gül, § 55; Cengiz Eker, § 55).

39. Öte yandan telefonla görüşülecek kişiler yönünden

getirilecek sınırlamalarda hükümlülerin avukatlarıyla iletişim kurabilmelerindeki

bireysel yarar ile kamu yararı arasında makul bir dengeleme yapılarak

hükümlülerin öznel durumları gözetilmek suretiyle belli bir esnekliğin

sağlanması gerekir. Bu bağlamda hükümlünün avukatıyla telefon vasıtasıyla

görüşme talebinin, hükümlünün dayandığı nedenler ve somut olayın öznel

koşulları gözetilerek hukuki yardım almanın kolaylaştırılması temelinde

değerlendirmeli ve yeterli gerekçe ile karşılanması elzemdir. Bununla birlikte

somut durum dikkate alındığında yüz yüze görüşme, mektup, faks ve benzeri

haberleşme yöntemlerinden bir veya birkaçının avukat ile haberleşmede

kullanılabildiğinin ve bu iletişim yollarının iletişimi sağlamakta yeterli

olduğunun tespit edilmesi hâlinde, hükümlünün avukatla telefon aracılığıyla

görüşmesine izin verilmemesinin tek başına haberleşme hürriyetinin ihlali

olarak kabul edilemeyeceği açıktır (Sinan Gül, §§ 56, 57; Cengiz Eker,

§§ 56, 57).

(b) İlkelerin

Olaya Uygulanması

40. Somut olayda hükümlü olarak Ceza İnfaz Kurumunda

bulunan başvurucunun sadece görüşme hakkının mevzuata göre mevcut olduğunu

belirterek Kurumdan avukatıyla telefonla görüşme talebinde bulunduğu, talebinin

nedenleri ya da acil bir duruma ilişkin olduğuna dair açıklama yapmadığı

görülmüştür. Ayrıca avukatıyla yüz yüze görüşme, mektup ve benzeri yöntemlerle

iletişim kuramadığı ya da bu iletişim yollarının yeterli olmadığı yönünde de

bir iddiası bulunmamaktadır. Bu durumla birlikte bireysel başvuru formunda da

avukatıyla telefonla görüşmesinin makul görülecek gereklerine yönelik somut

bilgi ve belge sunmadığı gözetildiğinde; başvurucunun avukatıyla telefonla

görüşme talebine ilişkin öznel nedenler ileri sürmediği anlaşılmaktadır.

41. Bu durumda Sinan Gül ve Cengiz Eker kararlarında

ulaşılan ilkelerden ve sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durumun mevcut olduğu

söylenemez. Bu bağlamda somut olay, yukarıdaki açıklamalarla birlikte

değerlendirildiğinde başvurucunun haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin

demokratik toplum gereklerine uygun ve ölçülü olduğu; haberleşme hürriyetine

yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşılmıştır.

42. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 22.

maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edilmediğine

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan

haberleşme hürriyetinin İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun

yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA,

E. Kararın bir örneğinin bilgi için Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 10/3/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Muammer TOPAL Recai AKYEL Selahaddin MENTEŞ İrfan FİDAN Raportör : Ali KOZAN Başvurucu : Emrah ÖZDEMİR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2018/28044, 10 Mart 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Adli Yardım
  14. B. Haberleşme Hürriyetinin
  15. B. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin
  16. C. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan
  17. D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  18. E. Kararın bir örneğinin bilgi için Adalet Bakanlığına
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2018/28044
Tarih
10 Mart 2021

İlgili Kararlar

  • Kadir Ayhan Başvurusu (B. No: 2020/20083)
  • Ferhat Ölmez Başvurusu (B. No: 2018/20040)
  • Hikmet Deniz Başvurusu (B. No: 2018/26218)
  • Kemal Kılıçdaroğlu Başvurusu (B. No: 2018/5977)
  • Bim Birleşik Mağazalar A.ş. Başvurusu (B. No: 2018/19792)
  • Nazım Candan Başvurusu (B. No: 2018/3326)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.