İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ferhat Ölmez Başvurusu (B. No: 2018/20040)

1. Başvuru, aleni olmayan bir konuşmanın hukuka aykırı

Başvuru No2018/20040Tarih10 Mart 2021Okuma12 dk · 2.410 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ferhat Ölmez Başvurusu

Karar tarihi
10 Mart 2021
Başvuru Numarası
2018/20040
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.410 kelime·12 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, aleni olmayan bir konuşmanın hukuka aykırı

şekilde kayıt altına alınmasına yönelik şikâyet hakkında etkili bir ceza

soruşturması yapılmaması nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 21/6/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına gönderilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Bodrum İlçe Emniyet Müdürlüğü Yalıkavak

İlçe Emniyet Müdürlüğünde polis olarak görev yaptığı dönemde, bekleme salonunda

bulunan kameralar Kurum tarafından 8/6/2016 tarihinde incelenmiştir. İnceleme

sonunda başvurucu ve çalışma arkadaşlarının kendi aralarında yaptıkları konuşma

içeriklerine dayanılarak başvurucunun önce Bodrum İlçe Emniyet Müdürlüğüne

sonra Marmaris İlçe Emniyet Müdürlüğüne ataması yapılmıştır.

9. Emniyet Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığının

11/7/2017 tarihli disiplin soruşturması raporunda 8/6/2016 tarihinde

kameralardan elde edilen görüntü ve ses kayıtlarının çözümlemelerinin

incelenmesi sonucunda; başvurucu ve bir kısım çalışma arkadaşının karakolun

bekleme salonunda "Nizami nöbet tutuyorlar, manyak mısınız oğlum, iki

kişi rapor alacak, ellerinde eleman kalmayacak, kendileri görev yapacak, al

raporunu geç ..." şeklinde konuştukları, rapor alarak görevin aksaması

için propaganda ve planlama yaptıkları, bu plan doğrultusunda hareket ederek

başvurucunun on gün refakat izni aldığı ve görevi kötüye kullanma suçunun

oluştuğu kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığına

gönderilen bu rapor doğrultusunda başvurucu hakkında 26/9/2004 tarihli ve 5237

sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 257. maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma

suçundan soruşturma yürütülmesine karar verilmiştir.

10. Başvurucu, söz konusu dinleme ve kayıt altına almanın

hukuka aykırı olduğu iddiasıyla dinlemeyi yapan ve sonrasında bu kayıtları

kullanan görevliler hakkında suç duyurusunda bulunmuştur. Şikâyet dilekçesinde

başvurucu; bekleme salonuna konulan kameralarla ilgili personelin önceden

bilgilendirilmediğini, personelin yemek yediği, dinlendiği ve aralarında sohbet

ettikleri, özel konuşmaların yapıldığı alanı gözetleyecek şekilde ses kaydı ve

kamera kaydı yapılmasının personelin özel hayatını ve çalışma hayatını izlemek

amacına hizmet ettiğini, bu yöntemle elde edilen verilerin hukuka aykırı

olduğunu ve delil olarak kullanılamayacağını, yapılan işlemlerde savcılık ya da

mahkeme kararına dayanmadığını vurgulamıştır. Konuşmaların hukuka aykırı

şekilde dinlenmesi ve kayda alınmasının özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu

oluşturduğunu, kaydı yapan kaydı çözümleyen ve inceleyen polis memurları

hakkında anılan suç ve görevi kötüye kullanma suçu yönünden dava açılarak

cezalandırılmalarını, ayrıca kameraların nasıl ve neden yerleştirildiğinin

araştırılmasını talep etmiştir.

11. Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık),

başvurucunun iddialarıyla ilgili ceza soruşturması başlatmış ve başvurucu

hakkında görevi kötüye kullanma suçu yönünden yürütülen soruşturma dosyasıyla

birleştirmiştir. Başsavcılık, başvurucunun ifadesine başvurmuş ve iddialarla

ilgili düzenlenen disiplin soruşturması raporunu celp etmiştir. Ayrıca

Başsavcılık; Yalıkavak Polis Merkez Amirliği bekleme salonunda bulunan kamera

ve ses kayıt cihazlarının kurulumunun hangi tarihte yapılıp faaliyete

geçirildiği, faaliyete geçirilmesine hangi makamın talimat ya da izni olduğu

hususlarını Bodrum İlçe Emniyet Müdürlüğünden sormuştur.

12. Bodrum İlçe Emniyet Müdürlüğünün 22/12/2017 tarihli

cevabında; Yalıkavak Polis Merkez Amirliğinin 1/3/2013 tarihinde kurularak

faaliyete geçtiği, Polis Merkezi Hizmet Binasında mevcut olan kameraların

kurulumunun eski Yalıkavak Belediyesinin kendi imkânları doğrultusunda 2013

yılı Mart ayı içerisinde kurularak faaliyete geçirildiği belirtilmiştir. Ayrıca

Yalıkavak Polis Merkez Hizmet Binasının içindeki birinci katta bulunan

nezarethane, ifade alma ve müracaat salonunda (bekleme salonu) kamera kayıt ve

ses kayıt cihazlarının faaliyette olduğu, binanın dış kısmında yani giriş ve

arka kısımlarında sadece kamera sistemi takılı olduğu, ses kayıt cihazı

olmadığı ifade edilmiştir. Bununla birlikte Emniyet Genel Müdürlüğünün

2/10/2013 tarihli ve 31311769-67019 sayılı yazısı ile kamera kayıtlarının

tutulması yönündeki talimatının yurt genelinde bulunan tüm polis merkezlerini

kapsayacak şekilde bildirilmesi üzerine Yalıkavak Polis Merkezine kamera

takılarak faaliyete geçirildiği vurgulanmıştır.

13. Başsavcılık 30/1/2018 tarihinde kovuşturmaya yer

olmadığına dair karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; 5237 sayılı Kanun'un

132. maddesinin (1) numaralı fıkrasında düzenlenen haberleşmenin gizliliğini

ihlal suçunun konusunun haberleşme araçları ve haberleşme içeriği olduğu

hatırlatılarak belirli kişiler arasında yapılan konuşmaların bu kapsamda

değerlendirilmeyeceği belirtilmiştir. Anılan Kanun'un 133. maddesinde

düzenlenen kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunun

konusunun ise aleni olmayan konuşmalar olduğu ve suçun oluşması için dinleme

veya kayıt altına alınmanın bir alet aracılığıyla olması gerektiği

belirtilmiştir. Suçun manevi unsurunun gerçekleşmesi için ise mağdurun rızası

dışında dinleme ve kayda almaya yönelik kastın varlığı mevcut olduğu

vurgulandıktan sonra, dosya kapsamına göre suçun unsurlarının oluşmadığı

değerlendirmesine yer verilmiştir. Aynı kararda başvurucu hakkındaki iddiaların

disiplin suçu kapsamında olduğu belirtilerek görevi kötüye kullanma suçunun

yasal unsurlarının oluşmadığı belirtilmiştir.

14. Karara karşı yapılan itiraz Bodrum Sulh Ceza

Hâkimliğinin 19/4/2018 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Kararda, Başsavcılık

tarafından verilen kararın usule ve mevzuata uygun olduğu ifade edilmiştir.

15. Nihai karar 24/5/2018 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

16. Başvurucu 13/6/2018 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

17. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun

"Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması"

kenar başlıklı 133. maddesi şöyledir:

"Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları,

taraflardan herhangi birinin rızası olmaksızın bir aletle dinleyen veya bunları

bir ses alma cihazı ile kaydeden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası

ile cezalandırılır.

Katıldığı aleni olmayan bir söyleşiyi,

diğer konuşanların rızası olmadan ses alma cihazı ile kayda alan kişi, altı

aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.

Kişiler arasındaki aleni olmayan

konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verileri hukuka aykırı olarak

ifşa eden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve dörtbin güne kadar adlî para

cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla

yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur. "

18. 5237 sayılı Kanun'un "Özel hayatın

gizliliğini ihlal" kenar başlıklı 134. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Kişilerin özel hayatının

gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile

cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal

edilmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır"

19. 17/12/2004 tarihli 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu'nun "Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının

görevi" kenar başlıklı 160. maddesi şöyledir:

"(1) Cumhuriyet savcısı, ihbar veya

başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir

öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin

gerçeğini araştırmaya başlar.

(2) Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin

araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî

kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri

toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla

yükümlüdür."

20. 20/11/1982 tarihli 2577 saylı İdari Yargılama Usulü

Kanunu'nun "İptal ve tam yargı davaları" kenar başlıklı 12.

maddesi şöyledir:

"İlgililer haklarını ihlal eden bir

idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan

doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte

açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması

üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde

verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan

dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası

açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 inci madde uyarınca idareye başvurma

hakları saklıdır."

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

21. Mahkemenin 10/3/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

22. Başvurucu; bekleme salonu olarak kullanan salonda

herhangi bir yasal dayanak olmadan, uyarı ve işaret levhası konulmadan ve

kendisine bilgi verilmeden kamera sistemi kullanılarak ortam dinlemesi

yapıldığını, kameralar üzerine 20/9/2016 tarihine kadar ses ve görüntü kaydı

yapıldığına dair ibare konulmadığını iddia etmiştir. Bu yasa dışı usulle elde

edilen bilgilere dayanılarak yargılama sonucu beklenilmeden psikolojik taciz

amacıyla başka bir ilçeye atamasının yapıldığını ve disiplin cezası

verildiğini, uzak bir ilçeye atamasının yapılması nedeniyle kendisinin ve

eşinin ruhsal durumunun bozulduğunu, maddi ve manevi olarak yıprandığını

belirtmiştir. Kanuna aykırı olarak elde edilen verilerin delil olarak kabul

edilemeyeceğini, kameralı takip sisteminin kurulması ile İdare tarafından

amaçlanan kamusal yarar arasında orantılılık bulunmadığını vurgulayan

başvurucu, etkili bir soruşturma yapılmaması nedeniyle özel hayatın gizliliği

ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

23. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak

alınacak 20. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes, özel hayatına ... saygı

gösterilmesini isteme hakkına sahiptir..."

24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucun disiplin cezası ve atama işlemlerini dava ve bireysel başvuru

konusu etmediği gözetilerek sadece başvurucunun yaptığı suç duyurusuna ilişkin

yargı kararı çerçevesinde inceleme yapılmıştır. Bu bağlamda, başvurucunun

şikâyetlerinin özünü, özel hayatına ve bu kapsamdaki kişisel nitelikteki

birtakım verilerine yönelik saldırılara karşı etkili bir ceza soruşturması

yürütülmediği iddiası oluşturmaktadır. Dolayısıyla başvurunun Anayasa’nın 20.

maddesinde düzenlenen özel hayata saygı hakkı kapsamında değerlendirilmesi

gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

25. Anayasa'nın 20. maddesinin birinci fıkrasında,

herkesin özel hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu

düzenlenmiştir. Özel hayat, fiziksel ve ruhsal özerkliği de kapsamakta; bu hak

bireyleri gerek kamusal makamların gerek özel hukuk kişilerinin fiziksel ve

ruhsal bütünlüğe yönelik saldırılarına karşı korumaktadır (Halime Sare Aysal

[GK], B. No: 2013/1789, 11/11/2015, § 48). Bireyin sosyal ilişkileri ve aleni

olmayacak şekilde yaptığı konuşmalar da özel hayatının birer parçasını

oluşturmaktadır. Dolayısıyla özel hayat kapsamında kabul edilebilecek değerlere

karşı her türlü saldırı karşısında korunmayı talep etme hakkı da özel hayata

saygı hakkının bir güvencesini teşkil etmektedir.

26. Devletin kişilerin özel hayata saygı haklarını koruma

yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin öngörülen güvencelere aykırı şekilde

bu hakka müdahale etmemelerini gerektirir.

27. Öte yandan devletin kişilerin özel hayata saygı

haklarına keyfî olarak müdahale etmemenin yanında üçüncü kişilerin

saldırılarını önlemekle yükümlü kılındığı, bu bağlamda pozitif

yükümlülüklerinin de bulunduğu söylenebilir. Zira Anayasa'nın 12. maddesine

göre herkes kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve

hürriyetlere sahiptir. Bu genel nitelikteki anayasal düzenleme ile bireylerin

kişilik değerlerine yönelen ve zarar veren olumsuz tutum ve davranışlar

dışlanmaktadır. Yine Anayasa'nın 5. maddesinde; bireylerin temel hak ve

özgürlüklerinin korunması, maddi ve manevi varlıklarının geliştirilmesi için

gerekli şartların hazırlanması devletin temel amaç ve görevlerinden biri olarak

sayılmaktadır. Söz konusu düzenlemelerle temel hak ve hürriyetlerin korunması

konusunda devlete birtakım pozitif yükümlülükler yüklendiği açıktır (Mustafa

Vural, B. No: 2015/18609, 11/9/2019, § 33).

28. Dolayısıyla Anayasa'nın 20. maddesinin birinci

fıkrasında güvence altına alınan hak kapsamında devletin -pozitif bir

yükümlülük olarak- yetki alanında bulunan tüm bireylerin özel hayata saygı

haklarını gerek kamusal makamların gerek diğer bireylerin gerekse kişinin

kendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğü

bulunmaktadır (Erol Kumcu, B. No: 2015/18988, 9/5/2019, § 33; Ali

Çığır, B. No: 2015/19298, 8/5/2019, § 33).

29. Bu anlamda öncelikle devlet, uyuşmazlıkların çözümüne

ilişkin etkili yargısal sistem kurma yükümlülüğünü yerine getirmelidir.

Devletin özel hayatın bir parçası olan konuşma ve görüntülerin kayıt altına

alınmasını önleyici tedbirler alması ve kayıt altına alınması hâlinde ise

benzer durumların bir daha yaşanmaması için bunu yapanlara karşı caydırıcı

yargısal tepki göstermesi gerekir. Bu yargısal tepkinin adli ceza biçiminde

olması zorunlu değildir. Ancak bu tür müdahaleler için adli ceza öngörülmüş

olması hâlinde buna dair soruşturmanın etkili bir biçimde işlemesini sağlamak

devletin pozitif yükümlülükleri kapsamındadır.

30. Öte andan yargısal sistem kurma yükümlülüğünün ceza

soruşturması/yargılaması yapılmasını gerekli kılması, failler hakkında mutlaka

ceza davası açılmasını ya da onların cezalandırılmasını zorunlu hâle

getirmediği gibi başvuruculara üçüncü tarafları bir suç nedeniyle yargılatma ya

da cezalandırılmalarını talep etme hakkı da vermemektedir. Zira burada kastedilen

sonuç yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür. Ancak her

durumda söz konusu yargısal sistemlerin etkili şekilde işletilmesi ve

soruşturmalar ya da yargılamalar neticesinde yargısal makamlarca ulaşılan tüm

sonuçların temel hakların içerdiği güvenceleri koruyacak şekilde ilgili ve

yeterli gerekçelerle açıklanması gerekir (Erol Kumcu, § 35; Ali

Çığır, § 35).

31. Ek olarak ayrıca vurgulamak gerekir ki kişilerin

cezai sorumluluğuna ilişkin hukuki sorunların incelenmesi, ceza soruşturması/kovuşturması

sürecinin mahkûmiyet kararı ile sonuçlanması, bu hâlde takdir edilecek cezanın

miktar ve mahiyetinin belirlenmesi Anayasa Mahkemesinin görev alanı içinde

olmayıp bu husus esasen derece mahkemelerinin takdirindedir (Erol Kumcu, §

36; Ali Çığır, § 36).

32. Somut olayda başvurucu, özel hayat alanında

gerçekleştirdiği bir konuşmanın rızası dışında kayıt altına alındığını ileri

sürmüş ve ismini verdiği kamu görevlilerinin cezalandırılması ve gerçeklerin

ortaya çıkarılması amacıyla suç duyurusunda bulunmuştur. Olayın özellikleri

dikkate alındığında -her ne kadar başvurucunun ismini verdiği şüpheliler olsa

da- kamusal makamların devreye girmesi ve olayı tüm yönleriyle aydınlatması

gerektiği değerlendirilmektedir. Başka bir anlatımla olayın meydana gelme şekli

gözönüne alındığında devletin etkili yargısal sistem kurma yükümlülüğünün

-somut olay özelinde- etkili bir ceza soruşturması yapılmasını gerekli kıldığı

kanaatine varılmaktadır.

33. Bu durumda bireysel başvuru kapsamında yapılacak

değerlendirmede dikkate alınacak husus; belirtilen çerçeve içinde yeterli usule

ilişkin güvencelerin sunulduğu bir cezai takibatın yürütülüp yürütülmediğine,

soruşturmanın bağımsız, özenli, süratli, etkili şekilde yapılıp yapılmadığına

ve ulaşılan sonuçların temel hakların içerdiği güvenceleri koruyacak şekilde

ilgili ve yeterli gerekçelerle açıklanıp açıklanmadığına ilişkin olacaktır (Ali

Çığır, § 38; Erol Kumcu, § 38). Bu başlık altındaki değerlendirmeler

ise yalnızca özel hayata saygı hakkının koruma alanında olan ve soruşturmaya

konu edilen olaylar yönünden yapılacaktır.

34. Öncelikle somut başvuruya konu soruşturma sürecinde

başvurucunun şikâyeti üzerine Başsavcılık tarafından soruşturmaya derhâl

başlandığı ve bu kapsamda müştekinin ifadesinin alındığı, iddialarla ilgili

disiplin soruşturma raporunun temin edildiği ve kameraların kurulma aşamasına

ilişkin İdareyle yazışma yapılarak olayın aydınlatılmaya çalışıldığı

görülmektedir. Ayrıca soruşturmanın açıklığını temin edecek ve başvurucunun

meşru menfaatlerini koruyabilecek şekilde hareket edilerek ses kayıtlarının

içerikleri de gözönüne alınarak bir değerlendirme yapıldığı anlaşılmaktadır.

35. Başvurucunun şikâyeti doğrultusunda Başsavcılık

tarafından yapılan değerlendirme neticesinde; kameraların idare tarafından takıldığı

ve şüphelilerin görevleri çerçevesinde kayıt işlemi yaparak inceleme yaptığı

gözetilerek suçun unsurlarının oluşmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

36. Başvuruya konu olan tüm bu süreç, olayın kendine özgü

koşulları dikkate alınarak başvurucunun iddialarıyla ve soruşturma aşamasında

dile getirdiği hususlarla birlikte değerlendirilmelidir. Olayda, müfettiş

raporları ile kameraların konulma şekli ve amacının gözetildiği neticede

verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararıyla şüphelilerin eylemlerinin

suç oluşturup oluşturmadığı konusunda değerlendirmelerin yapıldığı

anlaşılmaktadır. Ayrıca suç oluşturduğu ileri sürülen söz konusu eylemlerin kim

tarafından, nasıl gerçekleştirildiği konusunda kamusal makamların ceza

soruşturması yoluyla aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediğini söylemeye

neden olacak belirsiz bir durum olmadığı gibi bunun aksine bir iddiada da

bulunulmadığı görülmektedir. Neticede başvurucu tarafından gerçeklerin ortaya

konulması talebiyle ileri sürülen iddialar konusunda kamusal makamlarca gerekli

tatbikatın yürütüldüğü, ulaşılan sonucun ilgili ve yeterli gerekçelerle

açıklandığı, soruşturmanın etkili bir şekilde yapılmadığı tespitinde bulunmayı

gerektiren bir nedenin ve keyfi bir tutumun bulunmadığı kanaatine varılmıştır.

37. Öte yandan başvurucunun kişilik haklarına saldırı

mahiyetindeki söz konusu iddialarının ayrıca idare mahkemelerince

değerlendirilebileceği, bu doğrultuda ilgili mevzuat kapsamında kişilik

haklarına yönelen saldırıların sona erdirilmesi ve zararın tazmin edilmesi

hususunda dava açılabileceği konusunda bir tereddüt yoktur. Dolayısıyla

başvurucunun anılan yollara başvurarak iddialarını ileri sürebilmesi ve

zararlarını tazmin edebilmesi de mümkündür.

38. Sonuç olarak etkili yargısal sistem kurma

yükümlülüğünün ceza soruşturması/yargılaması yapılmasını gerekli kılmasının

sorumlular hakkında mutlaka ceza davası açılmasını ya da onların

cezalandırılmasını zorunlu hâle getirmediği konusunda ortaya konulan ilke

gözönüne alındığında kamusal makamlarca üstlenilmesi gereken pozitif

yükümlülüğün gerektirdiği şartların gerisinde kalınmadığı ve açık bir ihlalin

bulunmadığı değerlendirildiğinden başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA 10/3/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Muammer TOPAL Recai AKYEL Selahaddin MENTEŞ İrfan FİDAN Raportör : Ali KOZAN Başvurucu : Ferhat ÖLMEZ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2018/20040, 10 Mart 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  16. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2018/20040
Tarih
10 Mart 2021

İlgili Kararlar

  • Hikmet Deniz Başvurusu (B. No: 2018/26218)
  • Kemal Kılıçdaroğlu Başvurusu (B. No: 2018/5977)
  • Bim Birleşik Mağazalar A.ş. Başvurusu (B. No: 2018/19792)
  • Nazım Candan Başvurusu (B. No: 2018/3326)
  • Mevlüt Tuncer Akca Başvurusu (B. No: 2017/4904)
  • Ayşegül Çağatay ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/28236)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.