İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Engin Bulut Başvurusu (B. No: 2014/516)

1. Başvuru; yargılamayı yürüten mahkemenin özel statülü olarak

Başvuru No2014/516Tarih28 Eylül 2016Okuma16 dk · 3.177 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Engin Bulut Başvurusu

Karar tarihi
28 Eylül 2016
Başvuru Numarası
2014/516
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.177 kelime·16 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; yargılamayı yürüten mahkemenin özel statülü olarak

kurulması, müdafiler hazır bulunmaksızın kollukta verilen ve sonraki aşamalarda

reddedilen anlatımların hükme esas alınması, kararın gerekçesiz olması,

delillerin hatalı değerlendirilmesi ve yargılamanın uzun sürmesi nedenleriyle

adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 9/1/2014 tarihinde İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 20/2/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 5/6/2015 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 8/7/2015 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

20/7/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın

görüşüne karşı beyanlarını 3/8/2015 tarihinde ibraz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Projesi Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve

belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. 19/8/2008 tarihinde İstanbul/Maltepe'de bulunan M... Kafe

isimli işyerinde gerçekleştiği iddia olunan mala zarar verme ve yağma olayıyla

ilgili olarak adli soruşturma başlatılmıştır.

9. Aynı olayda başvurucu da yaralanmıştır. Adli soruşturma

kapsamında başvurucunun hastane görüntülerine ulaşılmıştır.

10. Bunun üzerine başvurucu ve diğer şüphelilerin

iletişimlerinin kayda alınmasına karar verilmiştir. 28/8/2008 tarihinde bir

kısım şüpheli ile M.P. ve H.Y.

gözaltına alınmış ve bu kişilerin müdafileri olmaksızın kollukça ifadeleri

alınmıştır.

11. Şüpheliler M.P. ve H.Y.,Cumhuriyet

savcısına müdafileri huzurunda ifade vermiştir.

12. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, eylemin TKP/ML-TİKKO terör

örgütüyle bağlantılı olduğu gerekçesiyle 16/3/2010 tarihinde, başvurucu

hakkında "TKP/ML-TİKKO terör örgütü

üyesi olma, 19/8/2008 tarihinde müşteki B. S.ye ait M... Kafenin basılması,

kafe sahibi ve kafe içindeki müşterilerin yağmalanması, kafenin camlarının

kırılması suretiyle mala zarar verilmesi, ayrıca 21/2/2009 tarihinde Maltepe'de

ele geçirilen molotofları diğer şüpheliler M. P. ve

G. S. ye teslim etmesi" eylemlerinden iddianame düzenlemiştir.

13. Başvurucu 9/9/2010 tarihinde yakalanmış ve 13/9/2010

tarihinde tutuklanmıştır.

14. (Kapatılan) İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK 250. madde

ile görevli) 5/3/2013 tarihli ve E.2010/183, K.2013/52 sayılı kararı ile

başvurucunun 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 174.

maddesinin (1) numaralı fıkrası, 309. maddesinin (1) numaralı fıkrası ve 349.

maddesi uyarınca mahkûmiyetine hükmetmiştir. Mahkeme, kararını M.P. ve H.Y.nin beyanlarına da dayandırmıştır.

15. Mahkeme kararının ilgili kısımları şöyledir:

"DEĞERLENDİRME

Anayasayı İhlal ve Yağma

suçları yönünden sanıklar Engin Bulut, .... ile ilgili

olarak:

Tüm dosya kapsamı, yakalama, arama, el koyma,

fotoğraf teşhis tutanakları, sanık savunmaları, iletişim tespit tutanakları,

ekspertiz raporları, Adli Tıp Kurumunca yapılan ses analizi ve diğer bilgi ve

belgelerin bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucu; 19/08/2008 tarihinde saat

23:30 sıralarında mağdur/şikayetçi B. S. ye ait M... Kafenin TKP/ML-TİKKO

örgütü adına sanık Engin Bulut'un talimatı ve katılımıyla silahlı olarak M. P.,

H. Y. ve H. P. tarafından basıldığı, dükkan içindeki sigara makinesine zarar

verildiği, makine içindeki sigara ve paralar ile kafe içerisinde kimliği

belirlenemeyen müşterilerin para ve cep telefonlarının sanıklar tarafından

yağmalandığı, sigara makinesinin H. P. tarafından kırıldığının anlaşıldığı, tüm

çabalara rağmen müşterilerin kimliklerinin belirlenemediği, örgütten korkmaları

sebebiyle bahse konu müşterilerin şikayet için ilgili makamlara

başvuramadıkları, sanıkların olay mahallinden kaçtkları

sırada Engin Bulut'un ayağı ile kafenin camlarını kırdığı ve bu esnada

ayağından yaralandığı, sanıkların olaydan sonra Engin Bulut'un evine

gittikleri, yağmalanan paraların 180 TL olduğunun anlaşıldığı, 180 TL paradan

40 TL sinin Engin Bulut tarafından yaş küçüklüğü nedeniyle evrakı tefrik edilen

M. K.ya verildiği, Engin Bulut'un TKP/ML-TİKKO

örgütünün Gülsuyu sorumlusu olduğu, eylemin M. P. ve H. Y.tarafından

ikrar edildiği, sanık Engin Bulut tarafından da bu sanıkların beyanlarının

doğrulandığı, bu şekilde eylemin sanıklarEngin Bulut,

H. Y., H. P. ve M. P., tarafından gerçekleştirildiği kabul edilmiştir.

Her ne kadar sanıklar ve müdafiilerinin

olayın sonucunda elde edilen para ve örgüt talimatının olmadığına yönelik eylem

nedeniyle sanıkların vehamet arz eden bir eylem

işlemedikleri, bu nedenle sanıkların Anayasayı ihlal suçunu işlemedikleri

savunulmuş ise de, adı geçen silahlı terör örgütünün çalışma yöntem ve metodu,

olay günü alabilecekleri tüm parayı almaları dikkate alındığında savunmalarına

itibar edilmemiş, sanıkların üyesi bulundukları TKP/ML-TİKKO adlı silahlı terör

örgütünün Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını cebir ve şiddet kullanarak değiştirme

amacına yönelik olarak vahamet arz eden 19/08/2008 tarihinde M... kafenin

basılması kafe sahibi ve müşterilerin yağmalanması eylemini gerçekleştirdikleri

sanıkların sübutu kabil edilen eylemlerinin amaç suçun işlenmesi

doğrultusundaki bağlılık ve ülke genelindeki organik bütünlüğüne göre, amacı

gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu kabul edilerek

sanıklar[ın] (...) Anayasayı ihlal suçundan

cezalandırılmalarına karar vermek gerekmiştir.

Sanık Engin Bulut'un eylemi gerçekleştirdiği

sırada kullandığı ve ele geçirilemeyen silah, sanık Engin Bulut'un daha önce bu

kafede çalışması, diğer sanıklar ile birlikte bu mahallede yaptığı

faaliyetlerin bilinmesi nedeniyle örgütün oluşturduğu korkutucu gücün mağdurlar

üzerinde yarattığı etki, işlenen suçun örgüte yarar sağlamak maksadıyla gece

vakti işlendiği hususları yağma suçu açısından cezada teşdid

nedeni olarak kabul edilmiştir.

(...)

Silahlı terör örgütü üyesi

olma, patlayıcı madde bulundurma suçları yönünden sanıklar Engin Bulut, ... ile

ilgili olarak:

Emniyete yapılan ihbar, arama el koyma

tutanakları, sanık M.P.nin anlatımları, olay yeri

inceleme ve ekspertiz raporları ve iletişim tespit tutanaklarının bir bütün

olarak değerlendirilmesi sonucu İstanbul Maltepe Gülensu

mahallesi .... sayılı adresin arkasında bulunan tek katlı tuğla örmeli inşaat

halindeki bina içinde ele geçen 42 adet molotofun

Engin Bulut tarafından hazırlanarak M. P.ve G. S.ye çanta içinde teslim

edildiği, molotofların M. P. ve G. S. tarafından

bahse konu yere saklandığı, molotof şişelerinin

ekspertiz raporuna göre benzin ve deterjan içerdiği, ayrıca aynı çanta içinde

ele geçen iki adet sprey boyanın yazılama eylemlerinde kullanma amacıyla

saklandığının anlaşıldığı, bu şekilde sanıklar Engin Bulut,M.P.nin

dosyada bulunan iletişim tespit tutanakları, sanıklar M. P. ve H. Y.nin beyanları, arama ve el koyma tutanakları bir bütün

olarak değerlendirildiğinde sanıklar Engin Bulut, M. P. ve G. S.nin silahlı terör örgütü içerisinde faaliyet yürüttükleri,

eylemlerinin süreklilik, devamlılık ve çeşitlilik göstermesinin, örgüt adına

birçok faaliyette bulunmasının, terör örgütü ile doğrudan hiyerarşik bağının

kurulması nedeniyle TKP/ML-TİKKO adlı terör örgütününüyesi

oldukları kabul edilmiş ve patlayıcı madde bulundurma suçunu işledikleri sabit

olmuştur..."

16. Başvurucu bu kararı, M.P. ve H.Y.nin

kolluktaki ifadelerinin müdafileri olmaksızın alındığını, bu kişilerin Mahkeme

aşamasında bu ifadelerini baskı ve tehdit altında verdiklerini belirterek

reddettiklerini, dolayısıyla bu ifadelerin hükme esas alınamayacağını

belirterek temyiz etmiştir.

17. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2/12/2013 tarihli ve E.2013/9237,

K.2013/14661 sayılı ilamı ile mahkûmiyet hükmünü onamıştır.Yargıtay ilamının ilgili kısmı şöyledir:

"Yapılan yargılama sonunda toplanan

deliller karar yerinde incelenip, sanık Engin Bulut'un üyesi bulunduğu silahlı

terör örgütünün, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını cebir ve şiddet kullanarak

değiştirme amacına yönelik olarak vahamet arz eden olayları gerçekleştirdiği,

sanığın sübutu kabul olunan eyleminin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki

örgütsel bağlılık ile ülke genelindeki organik bütünlüğüne göre amacı

gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu belirlenip kovuşturma

sonuçlarına uygun şekilde suçun vasfı tayin edilmiş, ayrıca sanık C. Ş. nin silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sübutu kabul

olunmuş, cezaları azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunmaları

inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosya kapsamına göre verilen

hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanıklar müdafilerinin

temyiz dilekçeleri ile duruşmalı inceleme sırasında sanık Engin Bulut müdafiinin ileri sürdüğü yerinde bulunmayan temyiz

itirazlarının reddiyle sanık Engin Bulut bakımından kısmen re'sen

de temyize tabi olan hükümlerin ONANMASINA [karar verildi.]"

18 Başvurucu; kendisine herhangi bir tebligat yapılmadığını,

telefon yoluyla nihai karardan haberdar olduğunu belirtmektedir.

19. Başvurucu 8/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

20. Başvurucunun mahkûmiyetine konu suçlar 5237 sayılı Kanun'un

174. maddesinin (1) numaralı fıkrası, 309. maddesinin (1) numaralı fıkrası ve

349. maddesinde düzenlenmiştir.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 28/9/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

22. Başvurucu; kollukta avukat yokluğunda ve baskı altında

verilen, sonradan mahkeme huzurunda reddedilen tanık ifadelerinin hükme esas

alındığını, hukuka aykırı delillere dayanılarak ve masumiyet karinesine aykırı

olarak hüküm kurulduğunu, kararın gerekçesiz olduğunu, susma hakkını

kullanamadığını, suçun unsurları itibarıyla oluşmadığını, mahkûmiyet kararı

veren mahkemenin yargı birliği ilkesine aykırı olduğunu, bu mahkemelerin

sanıklara sağlanan güvenceler, tutukluluk süreleri ve oluşturulan diğer

farklılıklar bakımından eşitlik ilkesiyle birlikte adil yargılanma hakkına

aykırı olduğunu, olayda kurusıkı tabancanın kullanıldığının kabul edildiğini,

bu tür bir silahla anayasal düzenin değiştirilemeyeceğini, üst ve ev aramasında

herhangi bir örgütsel doküman bulunmamasına rağmen internetten elde

edilebilecek verilerin aleyhine delil olarak kullanıldığını, bu şekilde elde

edilen delillerin olsa olsa siyasi düşüncelerinin belirlenmesine

yarayabileceğini ve yargılamanın uzun sürdüğünü belirterek adil yargılanma

hakkının ve Anayasa'nın 17., 24., 25., 36., 37., 38. ve 141. maddelerinde

belirtilen haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve yargılamanın yenilenmesi

ile 200.000 TL maddi, 250.000 TL manevi zararın tazmini talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının adil yargılanma

hakkı yönünden incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

a. Mahkemenin

Bağımsızlığına ve Tarafsızlığına İlişkin İddialar

24. Başvurucu 5271 sayılı Kanun'un 250. maddesi ile görevli

mahkemenin özel statülü olarak kurulduğunu, bu mahkemelerin sanıklara sağlanan

güvenceler, tutukluluk süreleri ve oluşturulan diğer farklılıklar bakımından

eşitlik ve yargı birliği ilkelerine ve adil yargılanma hakkına aykırı olduğunu

ileri sürmüştür.

25. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (3)

numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Başvuru dilekçesinde … işlem, eylem ya da

ihmal nedeniyle ihlal edildiği ileri sürülen hak ve özgürlüğün ve dayanılan

Anayasa hükümlerinin, ihlal gerekçelerinin, … belirtilmesi gerekir. Başvuru

dilekçesine, dayanılan deliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem

veya kararların aslı ya da örneğinin ve harcın ödendiğine dair belgenin

eklenmesi şarttır.”

26. 6216 sayılı Kanun'un,

"Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi" kenar

başlıklı 48. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Bireysel başvuru hakkında kabul

edilebilirlik kararı verilebilmesi için 45 ila 47 nci maddelerde öngörülen şartların taşınması

gerekir.

(2) Mahkeme, Anayasanın uygulanması ve

yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi

açısından önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı

başvurular ile açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar

verebilir."

27. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün (İçtüzük) bireysel

başvuruların içeriğini düzenleyen “Bireysel

başvuru formu ve ekleri” kenar başlıklı 59. maddesinin ilgili bölümü

şöyledir:

“…

(2) Başvuru formunda aşağıdaki hususlar yer

alır:

…

d) Bireysel başvuru kapsamındaki haklardan

hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve delillere

ait özlü açıklamalar.

…”

28. 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin (3) numaralı, 48.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları ile İçtüzük'ün

59. maddesinin ilgili fıkraları uyarınca başvurucunun; başvuru konusu olaylara

ilişkin iddialarını açıklama, dayanılan Anayasa hükmünün ihlal edildiğine dair

hukuki iddialarını kanıtlama, bireysel başvuru kapsamındaki haklardan

hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeleri ve

delilleri sunma yükümlülüğü bulunmaktadır (S.S.A.,

B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 38; Veli

Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20).

29. Belirtilen koşullar yerine getirilmediği takdirde Anayasa

Mahkemesince başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle kabul

edilemez olduğuna karar verilebilir.

30. Başvurucu, ihlal iddiasını salt 5271 sayılı Kanun'un 250.

maddesi ile görevli mahkemenin özel statülü olarak kurulmasına ve bu

mahkemelerin sanıklara sağlanan güvenceler, tutukluluk süreleri ve oluşturulan

diğer farklılıklar bakımından eşitlik ve yargı birliği ilkelerine aykırı

oldukları iddiasına dayandırmış ve neden adil yargılama yapılmadığını

temellendirmemiştir. Bir başka ifadeyle mahkemenin hangi somut tutumunun adil

yargılanma hakkını ihlal ettiği konusunda bir açıklamada bulunmamıştır. Bu

nedenle ihlal iddiası ve bu iddianın temelindeki olguların ispatına ilişkin

yeterli açıklamalarda bulunmayan başvurucunun iddiasını kanıtlayamadığı

sonucuna ulaşılmıştır.

31. Öte yandan5271 sayılı Kanun'un mülga 250. maddesi uyarınca

görev yapan mahkemenin genel bir kanuni düzenlemeye dayanarak yargılamayı

sürdürdüğü açık olduğundan gerçekliği ve niteliği kesin olarak tespit

edilemeyen olgulardan ve yorumlardan hareketle ve önyargılı bir işlem ve tutum

gösterilmeksizin ilgili mahkemelerin adil yargılama yapmadıklarını kabul etmek

mümkün değildir.

32. Açıklanan nedenlerle başvurucu tarafından ileri sürülen

ihlal iddiaları kanıtlanamadığından başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

33. Başvurucu,

hukuksal sonuca nasıl ulaşıldığının gerekçeli karardan anlaşılamadığını ve

olaylarla bağlantı kurulmadığını iddia etmiştir.

34. Anayasa Mahkemesi Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme

yaptığı birçok kararında, ilgili hükmüAvrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

(AİHM) içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle Sözleşme'nin lafzi içeriğinde yer

alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen

gerekçeli karar hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gibi ilke ve haklara

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

35. Hakkaniyete uygun yargılamanın bir unsuru olan gerekçeli

karar hakkı, Anayasa'nın 141. maddesinin birinci fıkrası uyarınca mahkemelerin

uyması gereken bir yükümlülük olarak düzenlenmiştir. Bir muhakemede usule

ilişkin koruma sağlayan adil yargılanma hakkının önemli unsurlarından biri olan

gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve

denetlemeyi amaçlamaktadır (Sencer Başat ve

diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, § 31).

36. Anayasa’nın 36. ve 141. maddeleri uyarınca her türlü mahkeme

kararının gerekçeli olması gerekir. Ancak bu hak, yargılamada ileri sürülen tüm

iddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Bu

nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre

değişebilir (Mehmet Yavuz, B. No:

2013/2995, 20/2/2014, § 51). Kanun yolu incelemesi yapan merciin yargılamayı

yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya

atıfla kararına yansıtması yeterlidir (Yasemin

Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 57).

37. Somut olayda, yapılan açık yargılama sonunda tarafların

davanın sonucuna etkili olabilecek tüm iddia ve savunmaları tartışılarak

verilen kararda hükme ulaşılması için yeterli gerekçe bulunduğu

anlaşılmaktadır. Kanun yolu incelemesi sonucunda verilen kararın gösterilen

gerekçe ve karar sonucunu uygun bulduğu dikkate alındığında gerekçeli karar

hakkının ihlal edildiğinden bahsedilemez.

38. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

c. Delillerin Değerlendirilmesine ve

Yargılamanın Sonucuna İlişkin İddialar

39. Başvurucu; kollukta avukat yokluğunda ve baskı altında

verilen, sonradan mahkeme huzurunda reddedilen tanık ifadelerinin hükme esas

alındığını, böylelikle hukuka aykırı delillere dayanılarak hüküm kurulduğunu,

tanıkların bu beyanları nedeniyle susma hakkının kullanılamadığını, masumiyet

karinesine aykırı olarak mahkûm edildiğini, suçun unsurları itibarıyla

oluşmadığını, olayda kurusıkı tabancanın kullanıldığının kabul edildiğini, bu

tür bir silahla anayasal düzenin değiştirilemeyeceğini, üst ve ev aramasında

herhangi bir örgütsel doküman bulunmamasına rağmen internetten elde

edilebilecek verilerin aleyhine delil olarak kullanıldığını, bu şekilde elde

edilen delillerin olsa olsa siyasi düşüncelerinin belirlenmesine

yarayabileceğini ileri sürmüştür.

40. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi

gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

41. 6216 Kanun'un “Bireysel

başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi” kenar

başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, …açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

42. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içermesi, bu durumun kendiliğinden bireysel

başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede

kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi kararları bariz

takdir hatası veya açık keyfîlik içermedikçe Anayasa

Mahkemesince esas yönünden incelenemez (Onur

Gür, B. No: 2012/828, 21/11/2013, § 21).

43. Belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme ve

gösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisi

esasen derece mahkemelerine aittir. Mevcut yargılamada sunulan delilin geçerli

olup olmadığını, delil sunma ve inceleme yöntemlerinin yasaya uygun olup

olmadığını denetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında olmayıp Mahkemenin

görevi, başvuru konusu yargılamanın bütünlüğü içinde adil olup olmadığını

değerlendirmektir (Muhittin Kaya ve Muhittin

Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd.

Şti., B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 27).

44. Somut olayda, başvurucunun savunması ilk defa kovuşturma

evresinde müdafii eşliğinde ve hakları hatırlatılmak

suretiyle alınmıştır. Aynı dosya kapsamında sanık olan tanıklar M.P. ve H.Y., müdafisiz olarak kollukta ve müdafileri huzurunda İstanbul

Cumhuriyet Başsavcılığında ifade vermişlerdir. Sorguda ise M.P. ve H.Y.nin önceki beyanlarını aynen tekrar ettikleri

görülmüştür. İlk derece mahkemesi, mahkûmiyet hükmünde tanıklar M.P. ve H.Y.nin

beyanlarına da dayanmıştır. Anılan tanıkların kolluk beyanlarının

değerlendirmeye esas alınıp alınmadığı karardan tam olarak anlaşılmamakla

birlikte esas alındığı kabul edilse dahi bu beyanların İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığınca müdafileri huzurunda alınan beyanlarla benzer olduğu,

yargılamanın bütünlüğü içinde delillerin değerlendirilmesinde bariz takdir hatası

veya açık keyfilik bulunmadığı anlaşılmaktadır.

45. Mahkemenin gerekçeli kararı incelendiğinde, yakalama, arama,

el koyma, fotoğraf teşhis tutanaklarına, sanık savunmalarına, iletişim tespit

tutanaklarına, ekspertiz raporlarına, Adli Tıp Kurumunca yapılan ses analizine ve diğer delillere dayanarak söz konusu

kararı verdiği görülmektedir (bkz. § 15). Anılan kararda tarafların iddia ve

savunmaları, dosyaya sundukları deliller değerlendirilerek ilgili hukuk

kuralları da yorumlanmak suretiyle bir sonuca ulaşılmıştır. Başvurucunun

iddialarının özü, derece mahkemesinin delilleri değerlendirme ve yorumlamada

isabet edemediğine, esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkindir. Bu

sebeplerle başvurucunun bu yöndeki iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu görülmektedir.

46. Açıklanan nedenlerle başvurucu tarafından bu başlık altında

ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşıldığından

başvurunun bu kısmının da diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

d. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

47. Başvurucu, hakkındaki yargılamanın uzun sürede

sonuçlandırıldığını ileri sürmüştür.

48. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

49. Başvurucu, yargılamanın uzun bir sürede sonuçlandığını ileri

sürmüştür.

50. Bakanlık yazısında, benzer nitelikteki başvurulara ilişkin

daha önce bildirilmiş olan görüşlere atıfta bulunularak görüş sunulmasına gerek

görülmediği bildirilmiştir.

51. Makul sürede yargılanma hakkı, adil yargılanma hakkının

kapsamına dâhil olup davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141. maddesi

de -Anayasa'nın bütünselliği ilkesi gereği- makul sürede yargılanma hakkının

değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulmalıdır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 38, 39).

52. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın

hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın

süresinin makul olup olmadığının tespitinde gözönünde

bulundurulması gereken ölçütlerdir (Güher

Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

53. Ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediği iddiasının

yetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olarak etkilendiği

arama ve gözaltı gibi birtakım tedbirlerin uygulanması anıdır (Ersin Ceyhan, B. No: 2013/695, 9/1/2014, §

35). Somut başvuru açısından bu tarih, başvurucu hakkında iddianemenin

düzenlendiği 16/3/2010'dur.Daha önceki bir tarihte başvurucunun isnattan

etkilendiğine veya isnadın bildirildiğine dair bir bilgi ya da delil bireysel

başvuru dosyasında bulanmamaktadır.

54. Ceza yargılamasında sürenin sona erdiği tarih ise suç

isnadının nihai olarak karara bağlandığı tarihtir (Ersin Ceyhan, § 35). Mevcut olayda, başvurucunun isnattan

ilk olarak etkilendiği tarihten Yargıtay onama kararının verildiği 2/12/2013

tarihine kadar 3 yıl 8 ay 12 gün geçmiştir. Hukuki meselenin çözümündeki

güçlük, maddi olayların karmaşıklığı, konunun kapsamı ve gerektirdiği uzmanlık

dikkate alındığında başvuruya konu yargılama karmaşık bir nitelik taşımaktadır.

Soruşturma ve kovuşturma evreleri birlikte değerlendirildiğinde yargılama

makamlarının tutumu nedeniyle bir gecikme bulunmadığı ve bu sürenin makul

olduğu sonucuna varılmıştır.

55. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilmediğine karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mahkemenin bağımsız

ve tarafsızlığına ilişkin iddiaların açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Gerekçeli karar

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Delillerin

değerlendirilmesine ve yargılamanın sonucuna ilişkin iddiaların açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yapılan yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

28/9/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Akif

YILDIRIM

Başvurucu

:

Engin BULUT

Vekili

:

Av. Rahşan

AYTAÇ SALA

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/516, 28 Eylül 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. "Değerlendirme
  8. M. K.ya verildiği, Engin Bulut'un TKP/ML-TİKKO
  9. B. İlgili Hukuk
  10. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Başvurucunun İddiaları
  12. B. Değerlendirme
  13. B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 38; Veli
  14. A. 1. Mahkemenin bağımsız
  15. C. Yapılan yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  16. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Yıldırım
  18. Özgüldür
  19. Topal
  20. M. Emin KUZ
  21. Yıldırım
  22. Aytaç Sala
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/516
Tarih
28 Eylül 2016

İlgili Kararlar

  • Zafer Bozbey Başvurusu (B. No: 2014/6423)
  • A.n.s. Başvurusu (B. No: 2014/6079)
  • M.a. Başvurusu (B. No: 2014/3298)
  • Hüseyin Güneş Özmen Başvurusu (B. No: 2014/1514)
  • I.s. ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/15824)
  • Bülent Barmaksız Başvurusu (B. No: 2014/9771)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.