İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Bülent Barmaksız Başvurusu (B. No: 2014/9771)

(Başvuru

Başvuru No2014/9771Tarih21 Eylül 2016Okuma14 dk · 2.810 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Bülent Barmaksız Başvurusu

Başvuru No
2014/9771
Karar tarihi
21 Eylül 2016
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.810 kelime·14 dk okuma·20 bölüm

(Başvuru

Numarası: 2014/9771)

Karar

Tarihi: 21/9/2016

BİRİNCİ

BÖLÜM

KARAR

Başkan : Burhan

ÜSTÜN

Üyeler : Hicabi

DURSUN

Hasan

Tahsin GÖKCAN

Kadir

ÖZKAYA

Rıdvan

GÜLEÇ

Raportör : Murat

ŞEN

Başvurucu : Bülent

BARMAKSIZ

Vekili : Av.

Gülizar TUNCER

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; 1 Mayıs gösterilerinin

Taksim Meydanı'nda yapılmasına izin verilmemesi üzerine gösterinin

gerçekleştirilememesinin, gösteri yapmak isteyen gruba polisin müdahale

etmesinin ve bu olaylara ilişkin yapılan şikâyet sonucunda Vali ve Emniyet

Müdürü hakkında soruşturma izni verilmemesinin toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme hakkını, insan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele yasağını ve etkili

başvuru hakkını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 6/6/2014 tarihinde Anayasa

Mahkemesine İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru

formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun

Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca

27/2/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

11/4/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği

bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü

9/6/2016 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa

Mahkemesine sunulan görüş 21/6/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını 1/7/2016 tarihinde ibraz

etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade

edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. İstanbul Valiliği 18/1/2013

tarihli ve 800 sayılı yazılarıyla 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve

Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca İstanbul'da toplantı ve

gösteri yürüyüşü alanları olarak Kartal, Kadıköy, Kadıköy Salı Pazarı ve

Kazlıçeşme meydanlarını belirlemiştir.

9. Türkiye İşçi Sendikaları

(TÜRK-İŞ) Konfederasyonu 2/4/2013 tarihli ve 2013-5 sayılı dilekçesiyle 1 Mayıs

gününü Taksim Meydanı'nda kutlamak istemiştir. Ayrıca birçok sendika ve sivil

toplum kuruluşu da kamuoyuna 1 Mayıs'ın Taksim Meydanı'nda kutlanacağını

bildirmiştir.

10. İstanbul Valiliği, anılan meydanda

İstanbul Büyükşehir Belediyesinin 2012 yılı sonunda yayalaştırma projesi

kapsamında inşaat çalışmasına başlaması, inşaat alanında 30-40 metre

derinliğinde çukurlar ve çok geniş bir alanda hafriyat olması, mevcut fiziki

şartların gösteriye katılacakların hayatı için tehdit oluşturabileceği,

güvenlik önlemlerinin alınmasında yetersiz kalınacağı gerekçesiyle 1 Mayıs'ın

Taksim Meydanı'nda kutlanmasına izin vermemiştir.

11. Anılan Valilik kararına rağmen 1

Mayıs 2013 günü göstericiler, Taksim Meydanı'na girmeye çalışmışlardır. Bunun

üzerine kolluk, göstericilere müdahale etmiş; göstericiler ve kolluk mensupları

arasında yaralananlar olmuştur. Ayrıca bazı göstericiler tarafından özel

kişilerin ve kamunun mallarına zarar verilmiştir.

12. Başvurucu 1/5/2013 tarihinde 1

Mayıs'ı Taksim Meydanı'nda kutlamak isteyenler arasında yer almıştır. İstanbul

Valiliğinin anılan kararı üzerine diğer göstericilerle birlikte başvurucunun da

kolluk tarafından Taksim Meydanı'na girmesine izin verilmediği gibi başvurucu,

polis müdahalesi ile karşılaşmıştır.

13. Bunun üzerinebaşvurucu, İstanbul

Cumhuriyet Başsavcılığına 1 Mayıs olayları sırasında kolluk kuvvetlerinin

gerçekleştirdiği müdahaleler sonrasında mağdur edilmesinden ve Taksim

Meydanı'nda kutlamalara izin verilmemesinden dolayı Vali ve İl Emniyet Müdürü

hakkında şikâyetçi olmuştur.

14. Anılan şikâyete yönelik olarak

İçişleri Bakanlığı 8/11/2013 tarihli ve 29428 sayılı kararıyla işleme koymama

kararı vermiştir.

15. Başvurucunun İçişleri Bakanlığının

kararına karşı yaptığı itiraz, Danıştay 1. Dairesinin 5/3/2014 tarihli ve

E.2013/1861, K.2014/319 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Kararın gerekçesinin

ilgili kısmı şöyledir:

"Dosyanın incelenmesinden,

Taksim Meydanının İstanbul'da toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılacak alanlar

arasında belirlenen ve Valiliğin 18.1.2013 tarihli yazısıyla kamuoyuna

duyurulan meydanlardan olmadığı, bu Meydanda 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü

Kutlamasına izin verilmediği, kaldı ki söz konusu alanda yayalaştırma projesi

kapsamında büyük çaplı inşaat çalışması yapıldığı ve Meydanın fiziki

şartlarının toplanma için uygun olmadığı, göstericilerin şiddet kullanmaları

üzerine kamu düzeninin gerektirdiği ölçüde müdahalede bulunulduğu, bu

nedenlerle şikayetin, 4483 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi kapsamında ön inceleme

yapılmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, ... [karar

verilmiştir.]"

16. Anılan karar 22/5/2014 tarihinde

başvurucuya tebliğ edilmiştir.

17. Başvurucu 6/6/2014 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

18. Başvurucu, 1 Mayıs olayları

sırasında kolluk kuvvetlerinin gerçekleştirdiği müdahaleler sonrasında mağdur

edildiği şikâyetine dair başvurucu formu ve eklerinde herhangi bir açıklama

getirmediği gibi bilgi veya belge de sunmamıştır.

B. İlgili Hukuk

19. 2911 sayılı Kanun'un 6. maddesinin

2/3/2014 tarihli ve 6529 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmadan önceki hâli

şöyledir:

“Toplantı ve gösteri yürüyüşleri, tüm

il veya ilçe sınırları içerisinde aşağıdaki hükümlere uyulmak şartıyla her

yerde yapılabilir.

Şehir ve kasabalarda ve gerekli

görülen diğer yerlerde hangi meydan ve açık yerlerde veya yollarda toplantı

veya yürüyüş yapılabileceği ve bu toplantı ve yürüyüş için toplanma ve dağılma

yerleri ile izlenecek yol ve yönler vali ve kaymakamlarca kararlaştırılarak

alışılmış araçlarla önceden duyrulur. Bu yerler hakkında sonradan yapılacak

değişiklikler duyurudan onbeş gün sonra geçerli olur. Toplantı yerlerinin

tespitinde gidiş gelişi, güvenliği bozmayacak ve pazarların kurulmasına engel

olmayacak biçimde, toplantıların genel olarak yapıldığı, elektrik tesisatı olan

yerler tercih edilir.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 21/9/2016 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

21. Başvurucu, 1 Mayıs'ın İstanbul'da

gerçek anlamıyla anılması ve kutlanmasının ancak Taksim alanının açılması ile

mümkün olabileceği düşünüldüğünde bu alanın yasaklanması, kendisi ve diğer göstericilere

karşı polisin orantısız güç kullanması ve Vali ile Emniyet Müdürü hakkında

bulunduğu şikâyetin kanuna aykırı biçimde işleme konmaması nedenleriyle

Anayasa'nın 17., 26., 34., 36. ve 40. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüş ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

22. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve

olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No:

2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun yukarıda belirtilen iddialarının özü,

1 Mayıs gösterilerinin Taksim Meydanı'nda yapılmasına izin verilmemesi ve buna

yönelik girişimlerin kolluğun müdahalesiyle engellenmesinin insan haysiyeti ile

bağdaşmayacak muamele yasağı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının ve

Taksim Meydanı'nda yapılmasına izin vermeyen İstanbul Valisi ve İl Emniyet

Müdürü hakkında soruşturma yapılmamasının etkili başvuru hakkını ihlal ettiğine

ilişkindir. Dolayısıyla başvurucunun iddiaları Anayasa'nın 17. maddesinin

üçüncü fıkrasında tanımlanan insan haysiyeti ile bağdaşmayacak muamele yasağı,

Anayasa’nın 34. maddesinde düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ve

Anayasa'nın 40. maddesinde tanımlanan etkili başvuru hakkıçerçevesinde incelenmiştir.

1. İnsan Haysiyeti ile Bağdaşmayan

Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

23. Başvurucu, 1 Mayıs'ın Taksim

Meydanı'nda kutlanmasına izin verilmemesi üzerine kolluğun orantısız müdahalesi

ile karşı karşıya kaldığını ileri sürmüştür. Bu olaylardan İstanbul Valisi ve

İl Emniyet Müdürü'nün sorumlu olduğunu ve yargılanması gerektiğini

belirtmiştir.

24. Anayasa'nın 17. maddesinin birinci

ve üçüncü fıkraları şöyledir:

"Herkes, yaşama, maddi ve manevi

varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

...

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz;

kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi

tutulamaz."

25. Bireyin, bir devlet görevlisi

tarafından hukuka aykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde

bir muameleye tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması

hâlinde olay hakkında etkili resmî bir soruşturmanın yürütülmesi gerekmektedir

(Tahir Canan, § 25). Ancak bu konuda bir soruşturmanın başlayabilmesi

için öncelikle işkence ve kötü muamele konusundaki iddialar uygun delillerle

desteklenmelidir. İddia edilen olayların gerçekliğini tespit etmek için her

türlü makul şüpheden uzak kanıtların varlığı gerekir. Bu nitelikteki bir kanıt

yeterince ciddi, açık ve tutarlı emarelerden ya da aksi ispat edilemeyen birtakım

karinelerden de oluşabilir. Ancak bu uygun koşulların tespiti hâlinde bir

soruşturma yükümlülüğünün bulunduğundan bahsedilebilir (C.D., B. No:

2013/394, 6/3/2014, § 28).

26. Söz

konusu soruşturma, sorumluların belirlenmesini ve cezalandırılmasını sağlamaya

elverişli olmalıdır. Bu mümkün olmazsa bu madde, sahip olduğu öneme rağmen

pratikte etkisiz hâle gelecek ve bazı hâllerde devlet görevlilerinin fiilî

dokunulmazlıktan yararlanarak kontrolleri altında bulunan kişilerin haklarını

istismar etmeleri mümkün olacaktır. Devletin pozitif yükümlülüğü kapsamında

bazen tek başına soruşturma yapılmamış olması yahut yeterli soruşturma

yapılmamış olması da kötü muamele teşkil edebilmektedir. Bu bağlamda

soruşturmanın derhâl başlaması, kamu denetimine tabi olarak bağımsız biçimde

özenli ve süratli yürütülmesi ve bir bütün olarak etkili olması gerekir (Tahir

Canan, § 25).

27. Somut

olay bu ilkeler kapsamında incelendiğinde başvurucunun, iddialarını bir doktor

raporu veya gerçekten kolluğun ölçüsüz müdahalesine maruz kaldığına dair makul

bir açıklamayı destekleyen bir kanıt unsuruna ya da delil başlangıcına

dayandırmadığı anlaşılmaktadır. Başvurucu, 1 Mayıs kutlamalarına Taksim

Meydanı'nda katılmak istemesi üzerine kolluğun orantısız müdahalesi ile

karşılaştığını ve bu müdahalenin sorumlusunun İstanbul Valisi ve İl Emniyet

Müdürü olduğunu iddia etmiştir. Başvurucu bu iddialarına esas teşkil eden maruz

kaldığını iddia ettiği orantısız müdahalenin sonuçlarına ilişkin olarak

herhangi bir açıklama getirmediği gibi buna ilişkin olarak herhangi bir bilgi

veya belge de sunmamıştır. İçişleri Bakanlığının işleme koymama kararına

yönelik yaptığı itirazda da 1 Mayıs gösterilerinin Taksim Meydanı'nda

yapılmasına izin verilmemesi üzerinde durulmuştur. Kendisinin maruz kaldığını

ileri sürdüğü kolluk müdahalesinin nerede, ne zaman, nasıl olduğuna ilişkin

anılan dilekçe ve başvuru formunda hiçbir açıklamada bulunmamıştır. Dolayısıyla

başvurucunun insan haysiyetine yakışmayan muameleye maruz kaldığına yönelik

soyut iddiası dışında makul şüphe dahi doğurabilecek savunulabilir bir şikâyeti

bulunmamaktadır.

28. Öte yandan başvurucunun, kolluğun

ölçüsüz müdahalesine maruz kaldığını yönelik ortaya koyabilecek delilleri

sunması hâlinde dahi iddialarının incelenebilmesi için müdahaleyi gerçekleştiren

kolluk görevlileri hakkında yetkili Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyetçi olması

gerekir. Buna rağmen itiraz dilekçesinde yazdıklarından anlaşıldığı

kadarıyla(bkz. § 13) başvurucu, Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği dilekçedeesas

olarak İstanbul Valiliğinin aldığı karar üzerine İstanbul Valisi ve İl Emniyet

Müdürü'nün Taksim Meydanı'nda 1 Mayıs gösterisinin yapılmamasına yönelik aldığı

önlemlerden dolayı cezalandırılmasını talep etmiştir. Bu bağlamda başvurucunun

iddiaları eylemi doğrudan gerçekleştiren kişiler dışındaki üst düzey

bürokratların cezalandırılmasına yöneliktir. Somut olayda başvurucunun,

kolluğun ölçüsüz müdahalesi ile üst düzey kamu görevlilerinin talimatları

arasında ceza hukuku kapsamında illiyet bağının gösterebilir savunulabilir bir

bilgi veya belge ortaya koyabildiği söylenemez. Üst düzey bürokratların 1 Mayıs

gösterilerinin Taksim'de yapılmasının engellenmesine yönelik talimatları da

anılan illiyet bağının kurulması için yeterli değildir. Zira üst düzey kamu

görevlilerinin müdahale talimatının, kolluk görevlilerinin yetkisini aşacak ve

suç oluşturacak nitelikte hareket etmelerine yönelik olduğuna yönelik herhangi

bir somut kanıt gösterilmemiştir. Dolayısıyla üst düzey kamu görevlileri

hakkında işlemden kaldırma kararı verilmesi etkili soruşturma yükümlülüğünün

yerine getirilmediği olarak yorumlanamaz.

29. Bu

açıklamalar ışığında başvurucunun, kolluğun orantısız müdahalesi ile insan

haysiyeti ile bağdaşmayan muameleye tabi tutulduğunun ispatını mümkünkılar

nitelikte -her türlü makul şüpheden uzak- hiçbir kanıt unsuru bulunmadığı

dolayısıyla Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamındaki iddialarının

soyut ve kanıtlanmamış şikâyetlerden oluştuğu anlaşılmaktadır.

30. Açıklanan

nedenlerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2.

Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

31. Başvurucu, 1 Mayıs kutlamalarının

Taksim Meydanı'nda yapılmasına izin verilmemesinin ve kendisine yönelik olarak

kolluğun orantısız müdahalesinin toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını

ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

32. Bakanlık görüşünde, Anayasa

Mahkemesinin ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) toplantı ve gösteri

yürüyüşü düzenleme hakkına ilişkin ilkelerini ortaya koyduktan sonra 1 Mayıs

kutlamalarının Taksim Meydanı'nda yapılmamasına ilişkin kararın kanuni

dayanağının ve meşru amacının olduğunu, ayrıca sembolik çelenk koymaya da izin

verilerek toplanma hakkına yönelik ölçülü bir müdahalede bulunulduğunu

belirtmiştir. Sonuç olarak Bakanlık, başvurucunun iddialarının açıkça

dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürmüştür.

33. Başvurucu, Bakanlık görüşüne

karşı, Anayasa Mahkemesinin ve AİHM'in içtihatlarına atıf yaparak toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenlenme hakkının kullanılmasının izin ve bildirim sistemine

bağlanamayacağını, bu tedbirlerin ancak toplanma hakkının etkin kullanılmasına

yönelik olarak gerekli tedbirleri almak için uygulanabileceğini ileri

sürmüştür. Bununla birlikte somut olay açısından toplanma hakkına yönelik 1

Mayıs kutlamalarının Taksim Meydanında yapılmasına izin verilmemesi toplanma

hakkını engellemeye yönelik bir karar olduğu ifade edilmiştir.

34. Başvurucunun, Anayasa'nın 34.

maddesi kapsamındaki toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal

edildiği iddiaları 1 Mayıs gösterilerinin Taksim'de yapılmasına izin

verilmemesi ve gösteriler esnasında kolluğun ölçüsüz müdahalesine ilişkindir.

Toplantı hakkına yönelik müdahaleler sadece hakkın kullanılmasından önceki bazı

önleyici tedbirleri değil, hakkın kullanılması sırasında veya kullanıldıktan

sonra yapılan muameleleri de kapsar (Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B.

No: 2013/3924, 6/1/2015, § 123). Bu bağlamda başvurucunun iddiaları toplanma

hakkı öncesi yer yönünden sınırlama ve hakkın kullanımı sırasındaki kolluk

müdahalesi kapsamından iki ayrı başlık altında değerlendirilmiştir:

a. 1 Mayıs Kutlamalarının

Taksim Meydanı'nda Yapılmasına İzin Verilmemesine İlişkin İddia

35. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü

fıkrasının son cümlesi şöyledir:

" Başvuruda bulunabilmek için

olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."

36. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel

başvuru hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri

sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal

başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması

gerekir."

37. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü

fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında,

bireysel başvuruda bulunulmadan önce ihlal iddiasının dayanağı olan işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru

yollarının tamamının tüketilmiş olması gerektiği belirtilmiştir. Temel hak

ihlallerini öncelikle derece mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, kanun

yollarının tüketilmesi koşulunu zorunlu kılar (Necati Gündüz ve Recep

Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 19, 20; Güher Ergun ve diğerleri,

B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 26).

38. Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuru, ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal

edildiği iddialarının öncelikle genel yargı mercilerinde, olağan yasa yolları

ile çözüme kavuşturulması esastır. Bireysel başvuru yoluna, iddia edilen hak

ihlallerinin bu olağan denetim mekanizması içinde giderilememesi durumunda

başvurulabilir (Bayram Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 18).

39. Buna karşılık tüketilmesi gereken

başvuru yolları, başvurucunun şikâyetleri açısından makul bir başarı şansı

sunabilecek ve bir çözüm sağlayabilecek nitelikte kullanılabilir ve etkili

başvuru yollarını ifade etmektedir. Ayrıca başvuru yollarını tüketme kuralına

uygunluğun denetlenmesinde somut başvurunun koşullarının dikkate alınması

esastır. Bu anlamda yalnızca hukuk sisteminde birtakım başvuru yollarının

varlığının değil aynı zamanda bunların uygulama şartları ile başvurucunun

kişisel koşullarının gerçekçi bir biçimde ele alınması gerekmektedir. Bu

nedenle başvurucunun, kendisinden başvuru yollarının tüketilmesi noktasında

beklenebilecek her şeyi yerine getirip getirmediğinin başvurunun özellikleri

dikkate alınarak incelenmesi gerekir (S.S.A., B. No: 2013/2355,

7/11/2013, §§ 27, 28; benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. İlhan /Türkiye,

22277/93, 27/7/2000, §§ 56-64).

40. Somut olayda başvurucu,

iddialarını İstanbul Valiliğinin 1 Mayıs kutlamalarının Taksim Meydanı'nda

yapılmasına izin verilmeyeceğine dair kararına dayandırmıştır. 1 Mayıs'ta

Taksim Meydanı'nda toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma niyetinde olduğunu

belirten başvurucunun 2911 sayılı Kanun hükümlerine göre ilgili mülki idare

amirliğine bildirimde bulunması, mülki idare amirliğince toplantı ve gösteri

yürüyüşüne izin verilmemesi veya toplantı ve gösteri yürüyüşünün engellenmesine

yönelik işlem tesis edilmesi durumunda ise öncelikle idari yargı yerlerinde

dava açması gerekirken, başvurucu buna ilişkin olarak kendisinin, sendikaların

veya sivil toplum örgütlerinin herhangi bir talepte bulunduğuna yönelik bir

bilgi veya belge sunmamıştır. Taksim Meydanı'nda kutlama yapılmasına yönelik

olarak TÜRK-İŞ Konfederasyonunun 2/4/2013 tarihli dilekçesi olduğu ise İçişleri

Bakanlığının işleme koymama kararından anlaşılmakla birlikte bu talebin akıbeti

hakkında başvurucu herhangi bir açıklama getirmemiştir.

41. Öte yandan 2911 sayılı Kanun'un

İstanbul Valiliğinin 18/1/2013 tarihli ve 800 sayılı işlemiyle İstanbul ilinde

toplantı alanları ve gösteri yürüyüşü güzergâhlarının belirlenerek İstanbul İl

Emniyet Müdürlüğünün resmî internet sitesinde duyurulduğu, Taksim Meydanı'nın

söz konusu alanlar içerisinde yer alması gerektiğini düşünen başvurucunun

anılan işleme karşı da idari makamlara başvurmadığı gibi mahkemelerde dava da

açmadığı anlaşılmıştır.

42. Başvuru konusu olayda, şikâyet

edilen işleme karşı idari ve yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel

başvuru yapıldığı, söz konusu başvuru yollarının pratikte etkili olmadığını

gösteren bir örneğin bulunmadığı aynı konuda daha önce başvurulmuş bir yargı

yerince verilen karar da bulunmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca etkisizliğine

yönelik herhangi bir iddiası olmayan başvurucunun başvuru yollarını tüketme

zorunluluğu bulunmaktadır (Sedat Vural, B. No: 2014/5559, 25/4/2014).

43. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu

kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

b. Kolluğun Orantısız Güç

Kullandığına İlişkin İddia

44. Başvurucu, başvuru formunda

barışçıl bir gösteriye katılma hakkını kullanmak amacıyla 1 Mayıs 2013

tarihinde Taksim'e gitmek istediğini ancak bu hakkının engellenerek polis

tarafından kendisine şiddet uygulandığını iddia etmiştir.

45. Başvurucu anılan iddiasına yönelik

başvuru formunda ayrıca herhangi bir bilgi ve belge sunmamıştır. Kolluk

müdahalesinin nerede ve ne zaman olduğu, kolluk müdahalesi sonucunda herhangi

bir sağlık kuruluşuna başvurup başvurmadığı ya da buna ilişkin olarak herhangi

bir sağlık raporu sunmamıştır. Bununla birlikte başvuru dosyasına ibraz ettiği

belgelerden de başvurucunun gösteri yürüyüşü esnasında maruz kaldığını iddia

ettiği müdahaleye ilişkin herhangi bir açıklamada bulunmamıştır. İstanbul Bölge

İdare Mahkemesine hitaben yazdığı itiraz dilekçesinde de temel olarak üst düzey

bürokratların kararları ve bunun sonuçlarını dile getirmiştir. Anılan dilekçede

de kolluk müdahalesine ilişkin somut herhangi bir kanıt ileri sürülmemiştir.

46. 6216 sayılıKanun’un 47. maddesinin

(3),48. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları uyarınca bireysel

başvurudakamu gücünün neden olduğu iddia edilen ihlale dair olayların tarih

sırasına göre özeti yapılmalı, bireysel başvuru kapsamındaki hakların ne

şekilde ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (Veli

Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20).

47. Somut olayda başvurucu, yukarıda

belirtildiği üzere gösteri esnasında kolluk müdahalesine dair ihlal iddiasına

ilişkin delillerini sunma ve hakkın nasıl ihlal edildiğine ilişkin

açıklamalarda bulunma yönündeki yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Dolayısıyla

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanıtlanamadığı sonucuna

ulaşılmıştır.

48. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu

kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

3. Etkili Başvuru Hakkı Yönünden

49. Başvurucu, diğer yandan 1 Mayıs

kutlamalarının Taksim Meydanı'nda yapılmamasına izin vermeyen İstanbul Valisi

ve İl Emniyet Müdürü hakkında yaptığı suç duyurusunun sonuçsuz kalmasının

etkili başvuru hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

50. Başvurucunun insan haysiyeti ile

bağdaşmayan muamele yasağının ve toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialarına yönelik yukarıda yapılan

değerlendirmeler gözetilerek etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine yönelik

iddialara dair ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek olmadığına karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. İnsan haysiyetiyle bağdaşmayan

muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın;

a. 1 Mayıs kutlamalarının Taksim

Meydanı'nda yapılmasına izin verilmemesine ilişkin kısmının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

b. Kolluğun orantısız güç

kullandığına ilişkin kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Etkili başvuru hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın ilgili kısmının ayrıca incelenmesine GEREK

OLMADIĞINA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu

üzerinde BIRAKILMASINA 21/9/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/9771, 21 Eylül 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Birinci
  4. Bölüm
  5. Karar
  6. Üstün
  7. Dursun
  8. Özkaya
  9. Güleç
  10. Şen
  11. Barmaksız
  12. I. Başvurunun Konusu
  13. II. Başvuru Süreci
  14. III. Olay Ve Olgular
  15. A. Olaylar
  16. B. İlgili Hukuk
  17. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  18. A. Başvurucunun İddiaları
  19. B. Değerlendirme
  20. A. 1. İnsan haysiyetiyle bağdaşmayan
  21. B. Etkili başvuru hakkının ihlal
  22. C. Yargılama giderlerinin başvurucu
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/9771
Tarih
21 Eylül 2016

İlgili Kararlar

  • İlknur Polat Başvurusu (B. No: 2014/816)
  • Erkam Abdurrahman Ak Başvurusu (B. No: 2014/8515)
  • Meltem Keleş Başvurusu (B. No: 2014/4793)
  • Mehmet Elarslan Başvurusu (B. No: 2014/1371)
  • Murat Günaylı Başvurusu (B. No: 2014/18344)
  • S.s. Okumuşlar Konut Yapı Kooperatifi Başvurusu (B. No: 2014/5326)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.