İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Erkam Abdurrahman Ak Başvurusu (B. No: 2014/8515)

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması ve tutukluluğa

Başvuru No2014/8515Tarih28 Eylül 2016Okuma26 dk · 5.164 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Erkam Abdurrahman Ak Başvurusu

Karar tarihi
28 Eylül 2016
Başvuru Numarası
2014/8515
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.164 kelime·26 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması ve tutukluluğa

itirazın etkin olarak kullanılamaması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 28/5/2014 tarihinde Ankara 2 Nolu

F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru

formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun

Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/9/2014 tarihinde,

başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne ve başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 30/10/2014 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 18/12/2014 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 25/12/2014

tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı

beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Sincan Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/2120

Soruşturma sayılı dosyası ile yürütülen soruşturma kapsamında Sincan 2. Sulh

Ceza Mahkemesinin 3/5/2012 tarihli ve 2012/59 Sorgu sayılı kararı ile

hırsızlık, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, dolandırıcılık ve resmî belgede

sahtecilik suçlarından tutuklanmıştır.

9. Sincan Cumhuriyet Başsavcılığının 24/4/2013 tarihli ve

E.2013/3438 sayılı iddianamesiyle başvurucunun hırsızlık, dolandırıcılık, resmî

belgede sahtecilik ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçlarını işlediğinden

bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesine kamu davası

açılmıştır.

10. Sincan 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/5/2013 tarihli ve

E.2013/171, K.2013/103 sayılı kararı ile davaya bakma hususunda Ankara Ağır

Ceza Mahkemelerinin yetkili olduğundan bahisle yetkisizlik kararı verilmiştir.

Mahkeme aynı kararda başvurucunun tutukluluğunun devamına da karar vermiştir.

11. Dava dosyasının gönderildiği Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi

2/8/2013 tarihli ve E.2013/297, K.2013/267 sayılı kararı ile davaya bakma

hususunda Sincan 2. Ağır Ceza Mahkemesinin yetkili oluğundan bahisle (karşı)

yetkisizlik kararı vermiştir. Mahkeme aynı kararda tutukluluğun devamına da

karar vermiştir.

12. Sincan 2. Ağır Ceza Mahkemesi ile Ankara 1. Ağır Ceza

Mahkemesi arasındaki yetki uyuşmazlığının giderilmesine ilişkin olarak Yargıtay

5. Ceza Dairesinin 2/10/2013 tarihli ve E.2013/12967, K.2013/9615 sayılı ilamı

ile Sincan 2. Ağır Ceza Mahkemesinin yetkisizlik kararının kaldırılmasına karar

verilmiştir.

13. Yargıtay 5. Ceza Dairesi ilamı sonrasında dava, Sincan 2.

Ağır Ceza Mahkemesinin E.2013/279 sayısını almış olup Mahkemece 6/5/2014

tarihli celsede başvurucunun tutukluluğunun devamına karar verilmiştir.

14. Başvurucu 8/5/2014 tarihinde karara itiraz etmiş ancak

Sincan 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/5/2014 tarihli ve 2014/1594 Değişik İş

sayılı kararı ile itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir.

15. Anılan ret kararı 22/5/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

16. Başvurucu 28/5/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

17. Başvurucunun yargılandığı davada Sincan 2. Ağır Ceza

Mahkemesince 21/8/2014 tarihli celsede tutukluluğun devamına karar verilmiş,

başvurucunun anılan karara yönelik itirazı Sincan 3. Ağır Ceza Mahkemesinin

10/9/2014 tarihli ve 2014/2320 Değişik İş sayılı kararı ile kabul edilerek

başvurucunun tahliyesine karar verilmiştir. Başvurucu aynı tarihte (10/9/2014)

tahliye edilmiştir.

18. Başvurucu hakkındaki dava, hâlen İlk Derece Mahkemesinde

derdesttir.

B. İlgili Hukuk

a. Kanun Metinleri

19. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama kararı" kenar

başlıklı 101. maddesinin (1), (2) ve (5) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin

tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi

tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının

istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir.

Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz

kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.

(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki

bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;

a) Kuvvetli suç şüphesini,

b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.

Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği

yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.

...

(5) Bu madde ile 100 üncü

madde gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir."

20. 5271 sayılı Kanun'un "Şüpheli

veya sanığın salıverilme istemleri" kenar başlıklı 104.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin

her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.

(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin

devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına

itiraz edilebilir."

21. 5271 sayılı Kanun'un "Usul"

kenar başlıklı 105. maddesi şöyledir:

"103 ve 104 üncü

maddeler uyarınca yapılan istem üzerine, merciince Cumhuriyet savcısı, şüpheli,

sanık veya müdafiin görüşü alındıktan sonra, üç gün

içinde istemin kabulüne, reddine veya adlî kontrol uygulanmasına karar verilir.

(Ek cümle: 11/4/2013-6459/15 md.) Duruşma dışında bu

karar verilirken Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiinin

görüşü alınmaz. Bu kararlara itiraz edilebilir."

22. 5271 sayılı Kanun'un

"Tutukluluğun incelenmesi" kenar başlıklı 108. maddesinin

(1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin

tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla

tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyet

savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100

üncü madde hükümleri göz önünde bulundurularak, şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle karar verilir.

(2) Tutukluluk durumunun incelenmesi,

yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içinde şüpheli tarafından da

istenebilir."

23. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

istemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili bölümü şöyledir:

"Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında

yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,

...

d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde

makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında

hüküm verilmeyen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler."

24. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Karar veya hükümlerin

kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her

hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde

tazminat isteminde bulunulabilir.

(2) İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır

ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle

ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır

ceza mahkemesinde karara bağlanır."

b. Yargıtay Kararları

25. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 29/2/2016 tarihli ve

E.2015/2851, K.2016/3143 sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:

"Davacı vekili ... müvekkili olan davacı

hakkında 2009 yılında başlayan kovuşturmanın devam ettiğini ve davacının

(sanığın) 5 yıldır tutuklu olarak yargılandığını uzun süren yargılama ve

tutukluluk halinin yasa ve mevzuat ihlali olduğunu, tutuklamanın bir tedbir

olması kuralının ihlal edildiğini, başka bir adli kontrol mekanizmasına

başvurulmadan tutuklama tedbirinin uzun süre devam ettiğini, maktu ve esasa

etkili olmayan gerekçelerle tutukluluk durumunun sürdürüldüğünü ve davacının

manevi kayba uğradığı gerekçeleriyle CMK’nın

141/1-a-d maddeleri gereğince ... manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

...

... Somut olayda tazminat isteminin haklı olup

olmadığı irdelemesini yapacak olan mahkemenin temel amacı, tutukluluğun hukuka

aykırı olduğunun ya da devamını haklı kılan sebep veya sebeplerin bulunup

bulunmadığının tespitidir...

Aynı şekilde tutuklamanın uzun sürmesi

nedeniyle açılacak tazminat davalarında dayanak mahkeme kararının kesinleşmesi

beklenmeyeceği gibi, davacının beraat etmesi koşulunun aranmayacağı da dikkate

alınarak bu çerçevede, dosya kapsamı itibariyle ... tarihinde tutuklanan ve

dosyaya fotokopisi sunulan ve dosya içerisine alınan bir kısım kararlara göre

tutukluluk hali farklı tarihlerde uzatılan sanık (davacı) hakkında 5271 sayılı CMK’nın 141/l-a-d maddeleri gereğince uzun süre tutukluluk

halinin sürdürülmesi gerekçelerinin, makul sürede hakkında karar verilip

verilmediğinin ve dolayısıyla davacının manevi tazminata hak kazanıp

kazanmadığının belirlenmesi açısından, hakkındaki soruşturma ve kovuşturma

kapsamı incelenerek, soruşturma ve kovuşturmanın uzun sürmesinin nedenlerinin

incelenmesi gerektiğinin anlaşılması karşısında, tazminat talebinin dayanağı

olan ceza dava dosyasının celp edilip soruşturma ve kovuşturma kapsamı

ayrıntılı olarak incelenip bu hususa ilişkin ayrıntılı dosya inceleme tutanağı

da düzenlenerek, özellikle davacı (sanık) hakkında düzenlenmiş olan yakalama,

gözaltı ve ifade tutanakları, tutuklama kararı, tüm tutuklama inceleme

tutanakları, tutuklama ve tahliye müzekkereleri ile iddianameler başta olmak

üzere ilgili bütün karar, tutanak ve belgelerineksiksiz

ve Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde aslı ya da onaylı örnekleri de

dosya içine alınarak yargılamaya konu olayın, savcılık ve mahkemece yapılan

işlemlerin kapsamı ve niteliği ile soruşturma aşamasından itibaren yargılama

süreci boyunca geçirilen tüm safhalar belirlenip göz önünde bulundurularak,

davacının taleplerinin incelenmesi ve ... somut olayda beş yıllık azami

tutukluluk süresinin dolup dolmadığı da nazara alınarak tutukluluğun yasal

dayanağının kalıp kalmadığı irdelenerek, tutukluluk hali ve yargılama süreci

yönünden makul sürenin aşıldığı iddiasının değerlendirilmesi gerektiği

gözetilmeden, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde davanın reddine

karar verilmesi"

26. Aynı Dairenin 14/12/2015 tarihli ve E.2014/19906, K.2015/19237

sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:

"Davacı vekili ... müvekkilinin yakalanma

anından itibaren yaklaşık 16 ay tutuklu bir vaziyette, hakim karşısına

çıkarılmayarak çok uzun süre tutuklulukta kaldıktan sonra duruşmaya çıkarılmış

olması nedeniyle CMK’nın l41/l-d maddesindeki makul

sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmamış olması nedeniyle ... manevi

tazminatın ... verilmesini talep etmiş, mahkemece yapılan inceleme ve

değerlendirme sonunda ... 'davacı (sanık) hakkında yapılan yargılamanın devam ettiğini,

CMK’nın 142/1. maddesi gereğince karar ve hükümlerin

kesinleşmesi şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle' dava dilekçesininCMK’nın

142/4. maddesi gereğince reddine karar verilmiş ...

...

Bu çerçevede, dosya kapsamı itibariyle ...

tarihinde tutuklanan tutukluluk hali farklı tarihlerde uzatılan sanık (davacı)

hakkında 5271 sayılı CMK’nın 141/1-a,d maddeleri

gereğince uzun süre tutukluluk halinin sürdürülmesi gerekçelerinin ve makul

sürede hakkında karar verilip verilmediğinin ve dolayısıyla davacının manevi

tazminata hak kazanıp kazanmadığının belirlenmesi açısından, hakkındaki

soruşturma ve kovuşturma kapsamı incelenerek, soruşturma ve kovuşturmanın uzun

sürmesinin nedenlerinin incelenmesi gerektiğinin anlaşılması karşısında,

öncelikle tazminat istemine konu olan dayanakdosyadaki

iddianame, davacıya (sanığa) ait tutuklama kararları, tutuklama inceleme

tutanakları, davacı (sanık) ile ilgili tutanak ve belgeler getirtilip davacının

taleplerinin incelenmesi gerektiğinin düşünülmemesi ve ... soruşturma ve

kovuşturma sürecinde tutukluluğun yasal dayanağının kalıp kalmadığı da

irdelenerek, tutukluluk hali ve yargılama süreci yönünden makul sürenin

aşıldığı iddiasının değerlendirilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine

karar verilmesi"

27. Aynı Dairenin 29/9/2015 tarihli ve E.2015/201, K.2015/13994

sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:

"Davacı vekili ...

davacı ile ilgili yapılan soruşturmada tutuklamanın bir tedbir olması kuralının

ihlal edildiği, başka bir adli kontrol mekanizmasına başvurulmadan 4 sene

süreyle tutuklama tedbirine maruz bırakıldığı, tutuklama tedbirinin uzun süre

devam ettiği, maktu gerekçeler ve klişe laflarla esasa etkili olmayan

gerekçelerle tutukluluk durumunun sürdürüldüğü ... nedenleri ile CMK’nın 141/1,a-d maddeleri gereğince ... manevi tazminat

talebinde bulunmuş olup, mahkemece 'davacının CMK’nın

102/2 maddesine göre 5yıllık uzun tutukluluk süresinden daha az süre tutuklu

kaldığı, tutuklulukta geçen sürenin makul olduğu gerekçesiyle' davanın reddine

karar verilmiştir.

5271 sayılı CMK’nın;

'Tazminat istemi' başlıklı 141. maddesi incelendiğinde, bir kısım tazminat

nedenleri konusunda karar verilmesi için, davanın esasıyla ilgili bir kararın

verilmesi zorunluluğunun bulunmadığı, dolayısıyla bunedenlere

dayalı istemlerde, davanın sonuçlanmasına gerek bulunmadığı yasal düzenlemeden

açıkça anlaşılmaktadır. Örneğin, gözaltı süresi yasada açıkça belirtilmiş olup,

yasadaki bu süre içinde hakim önüne çıkarılıp,

çıkarılmadığının saptanmasının davanın esasıyla herhangi bir ilgisi bulunmadığı

gibi bu konudaki talep ile ilgili olarak karar verilmesi için davanın esası

hakkında karar verilmesine de gerek bulunmamaktadır. Yine aynı şekilde, kanunî

hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından yararlandırılma isteği

yerine getirilmeden tutuklanan, kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul

sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan, yakalama veya tutuklama

nedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemen

olanaklı bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan, yakalanmaları veya

tutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyen, ya da hakkındaki arama kararı ölçüsüz

bir şekilde gerçekleştirilen kişilerin tazminat istemleri konusunda, asıl

davada hüküm verilmesinin veya verilen hükmün kesinleşmesinin beklenmesine

gerek bulunmamaktadır. Zira bu talepler, asıl davanın sonucunu etkileyici veya

asıl davanın sonucuna bağlı talepler değildir.

Aynı şekilde tutuklamanın uzun sürmesi

nedeniyle açılacak tazminat davalarında da dayanak mahkeme kararının

kesinleşmesi beklenmeyeceği gibi, davacının beraat etmesi koşulu da

aranmayacaktır...

...

Dosya kapsamı itibariyle ... sanık (davacı)

hakkında5271 sayılı CMK’nın 141/1-a,d maddeleri

gereğince uzun süre tutukluluk halinin sürdürülmesi gerekçelerinin vemakul sürede hakkında karar verilip verilmediğinin ve

dolayısıyla manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığının belirlenmesi

bakımından, hakkındaki soruşturma ve kovuşturma kapsamının incelenmesi,

soruşturma ve kovuşturmanın uzun sürmesinin nedenlerinin incelenmesi

gerektiğinin anlaşılması karşısında, öncelikle tazminat istemine konu olan

soruşturma dosyasındaki iddianame, davacıya ait tutuklama kararları

tutukluluğun devamına dair kararlar ve tutuklama inceleme tutanakları, davacı

ile ilgili tutanak ve belgeler getirtilip incelenerek davacının taleplerinin

incelenmesinden sonra karar verilmesi gerekirken eksik kovuşturmaya dayalı

olarak hüküm kurulması"

28. Aynı Dairenin 28/9/2015 tarihli ve E.2014/22510,

K.2015/13907 sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:

"Davacı vekili ... davacının (sanığın) 5

yıldır tutuklu olarak yargılandığını uzun süren yargılama ve tutukluluk halinin

yasa ve mevzuat ihlali olduğunu, tutuklamanın bir tedbir olması kuralının ihlal

edildiğini, başka bir adli kontrol mekanizmasına başvurulmadan tutuklama

tedbirinin uzun süre devam ettiğini, 'matbu gerekçeler ve klişe' laflarla esasa

etkili olmayan gerekçelerle tutukluluk durumunun sürdürüldüğünü ve davacının

manevi kayba uğradığı gerekçeleriyle CMK’nın 141/1,

a-d maddeleri gereğince ... manevi tazminat talebinde bulunmuş olup, mahkemece tensiben yapılan incelemede '... davacı (sanık) hakkında

yapılan yargılamanın devam ettiğini, CMK’nın 142/1.

maddesi gereğince karar ve hükümlerin kesinleşmesi şartının gerçekleşmediği

gerekçesiyle' davanın reddine karar verilmiş olup ...

5271 sayılı CMK’nın

tazminat istemenin koşulları başlığını taşıyan 142. maddesinde; “Karar veya

hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde

karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat

isteminde” bulunulabileceği hükme bağlanmış ve Kanundaki bu düzenleme

nedeniyle, tazminat istemine konu davaların esasıyla ilgili verilen kararların

kesinleşmesi veya verilen kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararların

kesinleşmesinden itibaren dava açma süresinin başlayacağı kabul edilmiş,

yerleşik uygulama bugüne kadar da bu şekilde sürdürdülmüştür.

Ancak; 5271 sayılı CMK’nın;

'Tazminat istemi' başlıklı 141. maddesi incelendiğinde,bir

kısım tazminat nedenleri konusunda karar verilmesi için, davanın esasıyla

ilgili bir kararın verilmesi zorunluluğunun bulunmadığı dolayısıyla bunedenlere dayalı istemlerde, davanın sonuçlanmasına gerek

bulunmadığı yasal düzenlemeden açıkça anlaşılmaktadır.

...

Tutuklamanın uzun sürmesi nedeniyle açılacak

tazminat davalarında da dayanak mahkeme kararının kesinleşmesi beklenmeyeceği

gibi, davacının beraat etmesi koşulu da aranmayacaktır. Bu çerçevede ... sanık

(davacı) hakkında 5271 sayılı CMK’nın 141/1-a,d

maddeleri gereğince uzun süre tutukluluk halinin sürdürülmesi gerekçelerinin vemakul sürede hakkında karar verilip verilmediğinin ve

dolayısıyla davacının manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığının belirlenmesi

açısından, hakkındaki soruşturma ve kovuşturma kapsamı incelenerek, soruşturma

ve kovuşturmanın uzun sürmesinin nedenlerinin incelenmesi gerektiğinin

anlaşılması karşısında, öncelikle tazminat istemine konu olan dayanak dosyadaki

iddianame, davacıya (sanığa) ait tutuklama kararları, tutuklama inceleme

tutanakları, davacı (sanık) ile ilgili tutanak ve belgeler getirtilip davacının

taleplerinin incelenmesi gerektiğinin düşünülmemesi ve ... somut olayda beş

yıllık azami tutukluluk süresinin dolup dolmadığı da nazara alınarak

tutukluluğun yasal dayanağının kalıp kalmadığı irdelenerek, tutukluluk hali ve

yargılama süreci yönünden makul sürenin aşıldığı iddiasınındeğerlendirilmesinden

sonra sanığın tazminat talebinin değerlendirilmesi gerekirken, yazılı

gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi"

29. Aynı Dairenin 16/6/2015 tarihli ve E.2014/6167, K.2015/10867

sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:

"Davacı vekili ... davacı ile ilgili

yapılan soruşturmada tutuklamanın bir tedbir olması kuralının ihlal edildiği,

başka bir adli kontrol mekanizmasına başvurulmadan 4 sene süreyle tutuklu

tedbirine maruz bırakıldığı, tutuklama tedbirinin uzun süre devam ettiği, maktu

gerekçeler ve klişe laflarla esasa etkili olmayan gerekçelerle tutukluluk

durumunun sürdürüldüğü ... nedenleri ile CMK’nın

141/1,a-d maddeleri gereğince ... manevi tazminat talebinde bulunmuş olup,

mahkemece 'davacının makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkartılarak

yargılamasının yapıldığı bu nedenle CMK’nın 141. ve

142. maddeleri gereğince şartların oluşmadığı gerekçesiyle' davanın reddine

karar verilmiştir.

...

... tutuklamanın uzun sürmesi nedeniyle

açılacak tazminat davalarında da dayanak mahkeme kararının kesinleşmesi

beklenmeyeceği gibi, davacının beraat etmesi koşulu da aranmayacaktır. Bu

çerçevede,

Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde

açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine,

gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre, davalı vekilinin tüm,davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının

reddine, ancak;

Dosya kapsamı itibariyle ... sanık (davacı)

hakkında5271 sayılı CMK’nın 141/1-a,d maddeleri

gereğince uzun süre tutukluluk halinin sürdürülmesi gerekçelerinin vemakul sürede hakkında karar verilip verilmediğinin ve

dolayısıyla manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığının belirlenmesi

bakımından, hakkındaki soruşturma ve kovuşturma kapsamının incelenmesi

soruşturma ve kovuşturmanın uzun sürmesinin nedenlerinin incelenmesi

gerektiğinin anlaşılması karşısında, öncelikle tazminat istemine konu olan

soruşturma dosyasındaki iddianame, davacıya ait tutuklama kararları tutukluluğun

devamına dair kararlar ve tutuklama inceleme tutanakları, davacı ile ilgili

tutanak ve belgeler getirtilip incelenerek davacının taleplerinin incelenmesi

gerektiğinin düşünülmemesi"

30. Aynı Dairenin 8/6/2015 tarihli ve E.2014/23346, K.2015/10032

sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:

"Davacı vekilinin ... davacı hakkında her

defasında kanundaki ibarelerin tekrar edilmesi suretiyle tutukluluk halinin

devamına karar verildiğini, tutuklamanın koruma tedbiri olduğu kuralının ihlal

edildiğini ve davacı hakkında makul sürede karar verilmediğini belirterek CMK'nın 141. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (d) bendleri uyarınca manevi tazminat talebinde bulunduğu

dikkate alındığında, tazminat davasının dayanağı olan ceza dava dosyasının celp

edilip, incelenerek denetime olanak verecek şekilde davacı ile ilgili

evrakların onaylı suretleri dosyaya konularak, davacının manevi tazminata hak

kazanıp kazanmadığının belirlenmesi ve CMK'nın 142/7.

maddesi gereğince, tarafların duruşmadan haberdar edilerek duruşmalı olarak karar

verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi"

31. Aynı Dairenin 9/3/2015 tarihli ve E.2014/15450, K.2015/4363

sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:

"Davacı (sanık) vekili ... 5271 sayılı CMK’nın 102/2. maddesi gereğince tutukluluğun azami süresi

olan beş yıllık süre 28.09.2012 tarihinde dolduğu halde, tahliye taleplerinin

reddedildiği ve Anayasa Mahkemesine yapmış oldukları bireysel başvuru talebinin

kabul edilerek hak ihlali kararı verilmesine rağmen davacının (sanığın) halen

tahliye edilmediği gerekçesi ile ... maddi ... manevi tazminat talebinde

bulunmuş olup, mahkemece yapılan inceleme sonunda tazminat talebinin dayanağı

olan ceza dava dosyasında davacının (sanığın) mahkumiyetine hükmedildiği ve

hükmün henüz kesinleşmediği gerekçesiyle 5271 sayılı CMK'nın

142/1. maddesi gereğince reddine dair, hükmüne yönelik olarak yapılan

incelemede;

...

davacının koruma tedbirine konu ceza davasında

tutuklu kaldığı süre yönünden ve konuya ilişkin AİHM'in

[Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin] tutukluluk konusunda benimsediği ilkelere bakıldığında; davanın

kapsamı, dosyadaki delillerin çokluğu, sanıklara yüklenen suçların sayısı ve

niteliği, sanıkların sayısı ve davanın karmaşık olması durumunun tutukluluk

süresinin makul olup olmadığının değerlendirilmesinde dikkate aldığı gibi

özellikle organize suçlar bakımından ve ayrıca olayın istisnai koşullarının,

karmaşıklığının, başvurucunun kovuşturulmasına neden olan eylemin ağırlığının

başvurucunun kaçma ihtimalinin de AİHM tarafından dikkate alındığı

görülmektedir.

Somut olayda davacının (sanık) diğer 49

sanıkla birlikte yakalandığı, atfedilen suçların ciddi ve ağır olduğu, davacı

(sanık) hakkında 13 kez çıkar amaçlı silahlı suç örgütü üyesi olma, bir kez

nitelikli yağma, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen adam öldürme suçuna iştirak,

bir kez tehdit etme, bir kez kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma ve bir kez de

ruhsatsız silah bulundurma suçlarından yargılama yapıldığı, yargılandığı

suçların niteliği, özellikle eylemlerin sayısı, sanık sayısı ve eylemlerin

niteliğinden hareketle dosyanın karmaşıklık düzeyi dikkate alındığında, AİHM

tarafından tutukluluk ve tutukluluğun devamı kararlarının gerekçesi olarak

'delillerin durumu' ifadesinin ciddi suç göstergelerinin varlığının devamlılığı

hususunda bir etken olarak değerlendirildiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda somut

olayda yargılamanın özenli yürütülmediğine ilişkin somut veriler bulunmadığı

gibi böyle bir iddia da ileri sürülmemektedir. Sadece tutukluluğun uzunluğuna

ilişkin itiraz ve serbest bırakmaya ilişkin talepler herhangi bir belgeye

dayalı olmayıp buna karşın mahkemenin dayanılan delillere göre atılı suçların

işlendiğine ilişkin kuvvetli belirti ve tutuklama nedenlerinin varlığının

devamına ilişkin gerekçesininolay veolgulara

dayandırılmış olması karşısında,

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde

gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan

kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; mahkemeceyukarıda

açıklanan gerekçeler doğrultusunda davanın reddi yerine, tazminat talebinin

dayanağı olan ... beraat hükmünün henüz kesinleşmediği gerekçesi ile davanın

reddine karar verilmesi gerekçesi itibariyle hatalı ancak sonucu itibariyle

doğru olduğundan davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün isteme

uygun olarak ONANMASINA"

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

32. Mahkemenin 28/9/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

33. Başvurucu, tutuklu olarak yargılandığı davada verilen

yetkisizlik kararları nedeniyle tutukluluk süresinin uzadığını, yeterligerekçe olmadan ve Cumhuriyet savcısı ile kendisinin

ya da müdafiinin görüşü alınmadan tutukluluğun

devamına karar verildiğini, hakkındaki suçlamalar ile ilgili evrakın tarafına

verilmesi taleplerine cevap verilmediğini veya farklı evrak verildiğini

belirterek Anayasa'nın 17., 19. ve 67. maddelerinin ihlal edildiğini ileri

sürmüş ve tahliyesine karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

34. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun tutukluluğun uzun sürdüğü ve

makul süreyi aştığına ayrıca Cumhuriyet savcısı ile kendisinin ya da müdafiinin görüşü alınmadan tutukluluğun devam

ettirildiğine ve suçlamaya ilişkin evrakın kendisine verilmediğine yönelen

şikâyetlerinin Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

1. İtiraz Hakkının Etkin

Olarak Kullanılamadığına İlişkin İddia

35. Başvurucu, Cumhuriyet savcısı ile kendisinin ya da müdafiinin görüşü alınmadan tutukluluğun devam

ettirildiğini ve suçlamaya ilişkin evrakın kendisine verilmediğini ileri

sürmüştür.

36. Bakanlık görüşünde yargılama aşamasında üzerine atılı

suçlamanın başvurucuya anlatıldığı, başvurucunun Mahkemeye sunduğu dilekçelerin

tutukluluğa itiraz mahiyetinde olduğu ve Mahkemece işleme konulduğu belirtilmiştir.

37. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca

hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu

kısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak

amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir. Fıkrada

öngörülen bu usulde adil yargılanma hakkının bütün güvencelerini sağlamak

mümkün değil ise de iddia edilen tutmanın koşullarına uygun somut güvencelerin

yargısal nitelikli bir kararla sağlanması gerekir (Mehmet Haberal, B. No: 2012/849, 4/12/2013, §§ 122, 123).

38. Tutukluluk hâlinin devamının veya serbest bırakılma

taleplerinin incelenmesinde silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama

ilkelerine riayet edilmelidir (Hikmet Yayğın, B. No: 2013/1279, 30/12/2014, § 30).

39. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usul

hakları bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin

diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını

makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına

gelmektedir. Taraflardan birine tanınıp diğerine tanınmayan avantajın fiilen

olumsuz bir sonuç doğurduğuna dair delil bulunmasa da silahların eşitliği

ilkesi ihlal edilmiş sayılır (Bülent

Karataş, B. No: 2013/6428, 26/6/2014, § 70).

40. Çelişmeli yargılama ilkesi ise taraflara dava malzemesi

hakkında bilgi sahibi olma ve yorum yapma hakkının tanınmasını, bu nedenle

tarafların yargılamanın bütününe aktif olarak katılmasını gerektirmektedir.

Çelişmeli yargılama ilkesi, silahların eşitliği ilkesi ile yakından ilişkili

olup bu iki ilke birbirini tamamlar niteliktedir. Zira çelişmeli yargılama

ilkesinin ihlal edilmesi durumunda davasını savunabilmesi açısından taraflar

arasındaki denge bozulacaktır (Bülent

Karataş, § 71).

41. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasından kaynaklanan

temel güvencelerden biri de tutukluluğa karşı itirazın hâkim önünde yapılan

duruşmalarda etkin olarak incelenmesi hakkıdır (Firas Aslan ve Hebat Aslan, B. No:

2012/1158, 21/11/2013, § 66). Kişi

bu haktan düzenli bir şekilde yararlanarak makul aralıklarla dinlenilmeyi talep

edebilmelidir.

42. Tutukluluk hâline karşı yapılan her itirazda veya her

tahliye talebinin değerlendirilmesinde duruşma yapılması ceza yargılaması

sistemini işlemez hâle getirebilecektir. Bu nedenle, Anayasa'da öngörülen

inceleme usulüne ilişkin güvenceler, duruşma yapmayı gerektirecek özel bir

durum olmadığı sürece, tutukluluğa karşı yapılacak itirazlar için her durumda

duruşma yapılmasını gerektirmez (Firas Aslan ve Hebat Aslan, § 73).

43. Tutukluluğa ilişkin inceleme usulünün belirlendiği 5271

sayılı Kanun'un 104. ve 105. maddelerinde, şüpheli veya sanığın soruşturma ve

kovuşturma evrelerinin her aşamasında herhangi bir süre beklemeksizin

salıverilmesini talep edebileceği, bu kişilerin salıverilme istemleri karara

bağlanırken duruşmada karar verilecek ise merciince Cumhuriyet savcısı,

şüpheli, sanık veya müdafiin görüşünün alınacağı

ancak duruşma dışında bu karar verilirken anılan kişilerin görüşlerinin

alınmayacağı belirtilmiş; aynıKanun'un 108.

maddesinde de soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde

ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk hâlinin devamının gerekip

gerekmeyeceği hususunda şüpheli veya müdafii

dinlenilmek suretiyle karar verileceği düzenlenmiştir. Buna göre tutukluluğa

ilişkin incelemenin duruşma açılması suretiyle yapılması hâlinde şüpheli,sanık veya müdafiinin dinlenmesi gerekmektedir.Aynı

Kanun'un 101. maddesinin (5) numaralı fıkrasına göre ise resen ya da talep üzerine

tutukluluk hakkında verilmiş tüm kararlar itiraza konu olabilmektedir.

44. Öte yandan 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 47. maddesinin

(3) numaralı, 48. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları ile Anayasa

Mahkemesi İçtüzüğü'nün 59. maddesinin ilgili

fıkraları uyarınca Anayasa Mahkemesine başvuru konusu olaylarla ilgili

delilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındaki iddialarını kanıtlamak ve

dayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlal edildiğine dair açıklamalarda

bulunarak hukuki iddialarını ortaya koymak başvurucuya düşer. Başvurucunun,

kamu gücünün işlem, eylem ya da ihmali nedeniyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü

hak ve özgürlük ile dayanılan Anayasa hükümlerini, ihlal gerekçelerini,

dayanılan deliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya kararların

neler olduğunu başvuru dilekçesinde belirtmesi şarttır. Başvuru dilekçesinde

kamu gücünün ihlale neden olduğu iddia edilen işlem, eylem ya da ihmaline dair

olayların tarih sırasına göre özeti yapılmalı, bireysel başvuru kapsamındaki

hak ve özgürlüklerden hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin

gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (Veli

Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20).

45. Somut olayda başvurucu, başvuru formu ve eklerinde,

suçlamaya ilişkin hangi belgelerin kendisine verilmediğini, bu yöndeki hangi

talebinin adli makamlarca ne şekilde yerine getirilmediğini, ayrıca

tutukluluğun devamı kararlarından hangisine veya hangilerine ilişkin olarak

kendisinin ya da müdafiinin görüşünün alınmadığını

bildirmemiştir. Öte yandan UYAP üzerinden yapılan incelemede de başvurucunun

üzerine atılı ve tutuklanmasına karar verilen suçlamalara ilişkin belge

isteminde bulunduğuna dair kayda rastlanmamıştır. Bu nedenle başvurucunun

kendisinin ve müdafiinin görüşü alınmadan

tutukluluğun devam ettirildiği şikâyetine ilişkin olarak bireysel başvuruya

konu ettiği Sincan 2. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2013/279 sayılı dosyasında

verilen 6/5/2014 tarihli tutukluluğunun devamı kararı ile sınırlı bir

değerlendirme yapılmıştır.

46. Sincan 2. Ağır Ceza Mahkemesince 6/5/2014 tarihinde yapılan

duruşmada, duruşmaya katılan Cumhuriyet savcısının başvurucunun da aralarında

olduğu bir kısım sanığın tutukluluğunun devamına karar verilmesi yönünde görüş

bildirdiği, başvurucunun (diğer sanıklarla birlikte) sözlü olarak tahliyesine

karar verilmesini talep ettiği, Mahkemece başvurucunun ve diğer tutuklu

sanıkların tutukluluk hâlinin devamına karar verildiği görülmektedir. Kaldı ki

başvurucunun yargılandığı davada 16/1/2014 ve 13/3/2014 tarihli celselerde de

Mahkemece tutukluluğun devamına karar verilirken başvurucunun ve müdafiinin tahliye talebini sözlü olarak Mahkemeye ilettiği

anlaşılmaktadır. Buna göre başvurucunun görüşü alınmadan tutukluluğun devam

ettirildiği ya da tutuklu olduğu suça ilişkin belgelere erişim talebinin

sonuçsuz bırakıldığı dolayısıyla tutukluluğa ilişkin itiraz hakkının etkisiz

kılındığı veya silahların eşitliği ile çelişmeli yargılama ilkelerini ihlal

edildiği söylenemez.

47. Açıklanan nedenlerle başvurucunun tutukluluğa itiraz

hakkının etkin olarak kullanılamadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin

olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Tutukluluğun Makul

Süreyi Aştığına İlişkin İddia

48. Başvurucu, tutuklu olarak yargılandığı davada verilen

yetkisizlik kararları nedeniyle tutukluluk süresinin uzadığını, yeterligerekçe olmadan tutukluluğun devamına karar verildiğini

ileri sürmüştür. Başvurucunun anılan şikâyetinin Anayasa'nın 19. maddesinin

yedinci fıkrası kapsamında tutukluluğun makul süreyi aşıp aşmadığı yönünden

incelenmesi gerekmektedir.

49. Bakanlık görüşünde, başvurucunun anılan iddiaları yönünden

Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine

atfen görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

50. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır."

51. 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel

başvuru hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

52. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuru

yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm

organlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya

çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu

nedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece

mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve

bir çözüme kavuşturulması esastır. Bu nedenle Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi

hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru

yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda

bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).

53. Ancak tüketilmesi gereken başvuru yollarının ulaşılabilir

olmaları yanında telafi kabiliyetini haiz ve tüketildiklerinde başvurucunun

şikâyetlerini gidermede makul başarı şansı tanımaları gerekir. Dolayısıyla

mevzuatta bu yollara yer verilmesi tek başına yeterli olmayıp uygulamada da

etkili olduklarının gösterilmesi ya da en azından etkili olmadıklarının

kanıtlanmamış olması gerekir (Ramazan Aras,

B. No: 2012/239, 2/7/2013, § 29).

54. 5271 sayılı Kanun'un tazminat isteminin düzenlendiği 141.

maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre kanunlarda belirtilen koşullar dışında

yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilenler ile kanuna

uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna

çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen kişilerin maddi ve

manevi her türlü zararlarını Devletten isteyebileceklerine ilişkin hükümlerin

bu hususta bir başvuru mekanizması öngördüğü görülmektedir. Bununla birlikte

aynı Kanun'un tazminat isteminin koşullarının düzenlendiği 142. maddesinin (1)

numaralı fıkrasında karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine

tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya

hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde

bulunulabileceği belirtilmektedir.

55. Anayasa Mahkemesi içtihadında, tutukluluğun kanunda

öngörülen azami süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel

başvurularda asıl davanın sonuçlanmamış olması hâlinde 5271 sayılı Kanun'un

141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken

etkili bir hukuk yolu olmadığı belirtilmekle birlikte (Ramazan Aras, § 36; Burak Döner, B. No: 2012/521, 2/7/2013, §

35) bireysel başvuruda bulunduktan sonra asıl davanın sonuçlandığı ve ilk

derece mahkemesinin mahkûmiyet hükmünün kesinleştiği durumlarda anılan hukuk

yolunun etkili olduğu ve tüketilmesi gerektiği ifade edilmiştir (Hamit Kaya, B. No: 2012/338, 2/7/2013, §§

34-50).

56. Mahkemenin, asıl davanın sonuçlanmadığı durumlarda, 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat yolunun hangi şikâyetler

yönünden tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğunu belirlerken bu

konudaki Yargıtay içtihatlarına atıf yaptığı görülmektedir (Gözaltı süresinin

aşıldığı iddiası bakımından Hidayet Karaca

[GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, § 60; hukuka aykırı olarak gözaltına

alınıldığı iddiası bakımından Günay Dağ ve

diğerleri [GK], B. No: 2013/1631, 17/12/2015, § 145; müdafii hazır olmadan tutuklama kararı verildiği iddiası

bakımından Adem Gedik, B. No:

2013/2950, 14/10/2015, § 36; yakalama nedenlerinin bildirilmediği iddiası

bakımından Deniz Özfırat,

B. No: 2013/7929, 1/12/2015, § 49).

57. Yine Mahkemece, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesindeki

tazminat yolunun, tutukluluğa ilişkin şikâyetler bakımından asıl davanın

sonuçlanmadığı hâllerde bireysel başvuru öncesi tüketilmesi gereken etkili bir

hukuk yolu olmadığı sonucuna varılırken (ilgili başvurularda Bakanlık görüşünde

belirtilen) Yargıtay içtihatlarının bahse konu yolun etkili olduğuna yönelik

örnek teşkil etmediği ifade edilmiştir (Ramazan

Aras, § 35; Burak Döner, §

34).

58. Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun dile getirdiği

tutukluluğun makul süreyi aştığı iddiası bakımından 5271 sayılı Kanun'un 141.

maddesinde öngörülen tazminat yolunun bireysel başvuru öncesinde tüketilmesi

gereken etkili bir hukuk yolu olup olmadığını değerlendirirken yukarıda yer

verilen Yargıtay kararlarını (bkz. §§ 25-31) ve bu itibarla konuya ilişkin

Anayasa Mahkemesi içtihadının oluştuğu tarihten sonra yakın dönemde yerleşik

bir hâl alan Yargıtay uygulamasını dikkate alacaktır. Anılan Yargıtay

kararlarından anlaşılacağı üzere tutuklamanın uzun sürmesi ve dolayısıyla

tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi veya makul süreyi aşması nedeniyle

açılacak tazminat davalarında, asıl davanın sonuçlanması ya da bu davada

verilecek kararın kesinleşmesi beklenmeden 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi

hükümlerine göre tazminat talep edilmesi mümkün bulunmaktadır. Bu itibarla

Anayasa Mahkemesinin tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi ve/veya makul

süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurularda, asıl davanın

sonuçlanmadığı tüm hâllerde 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen

tazminat yolunun bireysel başvuru öncesinde tüketilmesi gereken etkili bir

hukuk yoluolmadığı yönündeki (Ramazan Aras ve Burak Döner kararlarında ilkelerini belirttiği)

içtihadından ayrılması gerekmektedir.

59. Bir suç isnadına bağlı olarak tutuklulukta geçen sürenin

başlangıcı, başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltına alındığı durumlarda bu

tarih; doğrudan tutuklandığı durumlarda ise tutuklama tarihidir. Sürenin sonu

ise kural olarak kişinin serbest bırakıldığı ya da ilk derece mahkemesince

hüküm verildiği tarihtir (Murat Narman,

B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 66).

60. Suç isnadına bağlı olarak tutuklanan kişinin tahliyesine

karar verilmesi ya da ilk derece mahkemesince mahkûmiyetine karar verilmesi

hâlinde, tutukluluğunun kanunda öngörülen azami süreyi veya makul süreyi aştığı

iddiasıyla yaptığı bireysel başvuruda ihlal sonucuna varılsa da bu sonucun

başvurucunun kişinin kişisel durumuna bir etkisinin olması mümkün

görünmemektedir. Zira bu durumda kişinin suç isnadına bağlı olarak

hürriyetinden yoksun bırakılması sona erdiğinden tutukluluğun kanunda öngörülen

azami süreyi veya makul süreyi aştığı yönündeki bir tespit ve ihlal kararı

hürriyetinden yoksun bırakılan kişinin serbest kalmasına tek başına imkân

vermeyecektir. Dolayısıyla bireysel başvuru kapsamında verilecek muhtemel bir

ihlal kararı ancak başvurucu lehine tazminata hükmedilmesi sonucunu

doğurabilecektir.

61. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 10/9/2014

tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi

aştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak

davada da incelenebilir. Nitekim yukarıda değinilen Yargıtay kararları, bu

kapsamdaki taleplerle ilgili olarak davanın esasının sonuçlanmasına gerek

olmadığı yönündedir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna göre başvurucunun

tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli mahkemece

başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumuna uygun

telafi kabiliyetini haiz etkili bir hukuk yolu olduğu ve bu olağan başvuru yolu

tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun

"ikincil niteliği" ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.

62. Açıklanan nedenlerle başvurucunun tutukluluğun makul süreyi

aştığı iddiasına ilişkin olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel

başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

.V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. İtiraz hakkının etkin olarak kullanılamadığına ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,

2. Tutukluluğun makul

süreyi aştığına ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten

TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 28/9/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Aydın ŞİMŞEK Başvurucu : Erkam Abdurrahman AK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/8515, 28 Eylül 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların
  10. B. Değerlendirme
  11. A. 1. İtiraz hakkının etkin olarak kullanılamadığına ilişkin
  12. B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  13. Yıldırım
  14. Özgüldür
  15. Topal
  16. M. Emin KUZ
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/8515
Tarih
28 Eylül 2016

İlgili Kararlar

  • Meltem Keleş Başvurusu (B. No: 2014/4793)
  • Mehmet Elarslan Başvurusu (B. No: 2014/1371)
  • Murat Günaylı Başvurusu (B. No: 2014/18344)
  • S.s. Okumuşlar Konut Yapı Kooperatifi Başvurusu (B. No: 2014/5326)
  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2015/19152
  • Mehmet Şah Araş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/798)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.