İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I.s. ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/15824)

1. Başvuru; idari gözetim altında tutma koşullarının gayriinsani

Başvuru No2014/15824Tarih22 Eylül 2016Okuma61 dk · 12.213 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm I.S. Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
22 Eylül 2016
Başvuru Numarası
2014/15824
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

12.213 kelime·61 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; idari gözetim altında tutma koşullarının gayriinsani

ve onur kırıcı olması nedeniyle Anayasa'nın 17. maddesinin, anılan koşullara ve

idari gözetim sürecine karşı etkili bir iç hukuk yolu bulunmaması nedeniyle

Anayasa'nın 17. maddesi ile bağlantılı olarak 40. maddesinin, özgürlükten

mahrum bırakılmanın yasal dayanaktan yoksun olması, yargısal denetiminin

bulunmaması ve bu çerçevede iç hukukta tazminat sağlama imkânı tanınmaması

nedenleriyle Anayasa’nın 19. maddesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, adli yardım talebiyle 22/9/2014 tarihinde Bakırköy

15. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına

engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 27/2/2015 tarihinde,

başvurucuların adli yardım taleplerinin kabulüne ve başvurunun kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 25/2/2016 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık tarafından görüş sunulmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

İçişleri Bakanlığı tarafından sunulan bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu Z.A. Kırgızistan, diğer başvurucular ise Rusya

Federasyonu vatandaşıdır.

1. Başvurucu I.S.

Yönünden

8. Başvurucu, kendi beyanına göre ülkesini "dinî ve siyasi

gerekçelerle" terk etmiş olup bu nedenle Türkiye’de ikamet etmektedir.

9. Başvurucu 3/3/2014 tarihinde ikamet iznini uzatmak için

gittiği İstanbul Emniyet Müdürlüğünde yurda giriş yasağı bulunduğu gerekçesiyle

alıkonularak Kumkapı Geri Gönderme Merkezinde (GGM) idari gözetim altına

alınmıştır.

10. Aynı gün (3/3/2014 tarihinde) düzenlenen formla başvurucuya

"1963 tarihli Konsolosluk İlişkileri

Hakkında Viyana Sözleşmesi'nin 36. ve 37. maddeleri gereğince, istediği

takdirde vatandaşı bulunduğu ülkenin yetkili temsilciliği ile görüşme ve

haberleşme hakkına sahip olduğu" bildirilmiş ve başvurucu,

ilgili temsilciliğe bilgi verilmesini istemediğini bildirmiştir. Anılan

formdaki tablonun "isnat edilen suç" sütununda "giriş yasağı

ihlali" ibaresine yer verilmiştir.

11. Ülkesine dönmesi hâlinde yaşam ve vücut bütünlüğünün

tehlikeye gireceğini iddia eden başvurucu 14/3/2014 tarihinde uluslararası

koruma başvurusunda bulunmuştur.

12. Anılan başvurunun Göç İdaresi Genel Müdürlüğünce 22/4/2014

tarihinde nihai olarak reddedilmesi üzerine başvurucu bu işleme karşı İdare

Mahkemesine başvurmuştur.

13. Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün 9/5/2014 tarihli ve

48952707-(49547/71818- 45439) sayılı yazısı ile 10/5/2014 tarihi itibarıyla

başvurucunun idari gözetim kararının sonlandırılarak Adana Kabul ve Barınma

Merkezine (KBM) mevcutlu olarak sevkinin yapılması ve şahıs hakkında idare

mahkemesi tarafından verilecek karara kadar belirtilen yerde barındırılması

istenmiştir. Anılan yazının ilgili kısımları şöyledir:

"...

Bu çerçevede;

1- Halen iliniz Geri Gönderme Merkezinde

barındırılan yabancının uluslararası koruma talebi ile ilgili Genel Müdürlükçe

alınan karara karşı belirtilen süre içerisinde yetkili idare mahkemesine

başvurmaması veya itiraz süresi içerisinde itiraz hakkından feragat ettiğine

dair yazılı beyanının olması halinde ilgi (c) genelgenin [10/4/2014 tarihli ve

2014/10 sayılı genelge] 9.4. maddesine göre gerekli işlemlerin yapılmasını,

2- Hakkında alınan karara süresi içerisinde

itiraz etmesi halinde ise ilgi (b) Kanunun [6458 sayılı Kanun] 68 inci

maddesine istinaden başvuru sahipleri... en fazla 30 gün süreyle idari gözetim

altında tutulabileceğinden, 10/05/2014 tarihi itibariyle idari gözetim

kararının sonlandırılarak dosya özetiyle birlikte aynı tarihte ilgi (b) Kanunun

71 inci maddesi kapsamında Adana ... Kabul ve Barınma Merkezine mevcutlu

sevkinin sağlanmasını İstanbul Valiliğinden,

2- Anılan yabancının Kabul ve Barınma

Merkezine teslim edilmesi halinde, İdare Mahkemesi tarafından hakkında

verilecek karar süresince Kabul ve Barınma Merkezinde barındırılmasını ve bu

hususun ilgi (c) genelgenin 17.7 nci maddesine göre

söz konusu yabancıya tebliğ edilmesini Adana Valiliğinden,

...

Rica ederim."

14. Başvurucu, anılan yazıya istinaden 10/5/2014 tarihinde Adana

Kabul Barınma Merkezine sevk edilmiştir.

15. 22/8/2014 tarihinde Çankırı'ya götürülen başvurucu, ertesi

gün (23/8/2014 tarihinde) salıverilmiştir.

2. Başvurucu K.S.

Yönünden

16. Başvurucu, kendi beyanına göre ülkesini "dinî ve siyasi

gerekçelerle" terk etmiş olup bu nedenle Türkiye’de ikamet etmektedir.

17. Başvurucu kendi beyanına göre, Rus güvenlik güçleri

tarafından aranmaktadır.

18. Başvurucu 6/3/2014 tarihinde ikamet tezkeresi talebinde

bulunmak üzere gittiği Yalova Emniyet Müdürlüğünde yurda giriş tahdit

kayıtlarının tespiti üzerine görevlilerce alıkonulmuş ve anılan Emniyet

Müdürlüğüne ait nezarethanede idari gözetim altına alınmıştır.

19. Başvurucu 14/3/2014 tarihinde uluslararası koruma

başvurusunda bulunmuştur. Emniyet Genel Müdürlüğü Yabancılar Hudut İltica

Dairesi Başkanlığının 28/3/2014 tarihli ve 11.28.03.17289 sayılı yazısı ile

başvurucunun bu talebinin uygun görülmediği Yalova Valiliğine bildirilmiştir.

20. Anılan yazı, başvurucuya 1/4/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir. Tercüman yardımıyla yapılan tebligata ilişkin tutanağın ilgili

kısımları şöyledir:

"İltica [b]aşvurunuz

İçişleri Bakanlığımız tarafından 1951 ... Cenevre Sözleşmesine göre

değerlendirilmiş, ancak [s]ığınmacı olabilmek için

gerekli kriterleri taşımadığınızın anlaşılması üzerine 'Mülteci' statüsü

verilmesinin uygun görülmediği bildirilmiştir.

72 saat içerisinde bu karara itiraz dilekçesi,

itirazınızı destekleyen bilgi ve belgeler ile İçişleri Bakanlığına gönderilmek

üzere Şube Müdürlüğümüze başvurabileceğiniz, 72 saat içerisinde itirazda

bulunmamanız halinde ise ülkemizden çıkış yapmanız gerektiği, arzu etmeniz

halinde ülkenize dönebileceğiniz gibi, yasal belgelerinizi ibraz etmeniz

kaydıyla ülkeniz dışında herhangi bir üçüncü ülkeye de gidebileceğiniz,

ülkemizi terk etmemeniz halinde ise ülkemizden çıkartılacağınız, ayrıca

hakkınızda alınan karara... itirazda bulunmanız halinde iltica başvurusu

işlemleriniz devam ettiğinden, nihai karar verilinceye kadar Geri Gönderme

Merkezinde barındırılmaya devam edeceğiniz; hususlarına dair tebliğ tebellüğ

belgesi düzenlenerek altı birlikte imza altına alınmıştır."

21. Bu bildirim üzerine başvurucunun yaptığı 3/4/2014 tarihli

itiraz, Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün 22/4/2014 tarihli ve

48952707-(49543/71818-45646) sayılı yazısı ile reddedilmiştir. Başvurucu anılan

ret işlemine karşı İdare Mahkemesine başvurmuştur.

22. Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün 9/5/2014 tarihli ve

21.37.53.16640 sayılı yazısı ile 10/5/2014 tarihi itibarıyla başvurucunun idari

gözetim kararının sonlandırılarak Adana Kabul ve Barınma Merkezine mevcutlu

olarak sevkinin yapılması ve şahıs hakkında idare mahkemesi tarafından

verilecek karara kadar belirtilen yerde barındırılması istenmiştir. Anılan

yazının ilgili kısımları şöyledir:

"...

Bu çerçevede;

1- Halen iliniz Geri Gönderme Merkezinde

barındırılan yabancının uluslararası koruma talebi ile ilgili Genel Müdürlükçe

alınan karara karşı belirtilen süre içerisinde yetkili idare mahkemesine

başvurmaması veya itiraz süresi içerisinde itiraz hakkından feragat ettiğine

dair yazılı beyanının olması halinde ilgi (c) genelgenin [10/4/2014 tarihli ve

2014/10 sayılı genelge] 9.4. maddesine göre gerekli işlemlerin yapılmasını,

2- Hakkında alına karara süresi içerisinde

itiraz etmesi halinde ise ilgi (b) Kanunun [6458 sayılı Kanun] 68 inci

maddesine istinaden başvuru sahipleri... en fazla 30 gün süreyle idari gözetim

altında tutulabileceğinden, 10/05/2014 tarihi itibariyle idari gözetim

kararının sonlandırılarak dosya özetiyle birlikte aynı tarihte ilgi (b) Kanunun

71 inci maddesi kapsamında Adana ... Kabul ve Barınma Merkezine mevcutlu

sevkinin sağlanmasını Yalova Valiliğinden,

2- Anılan yabancının Kabul ve Barınma

Merkezine teslim edilmesi halinde, İdare Mahkemesi tarafından hakkında

verilecek karar süresince Kabul ve Barınma Merkezinde barındırılmasını ve bu

hususun ilgi (c) genelgenin 17.7 nci maddesine göre

söz konusu yabancıya tebliğ edilmesini Adana Valiliğinden,

...

Rica ederim."

23. Hakkındaki idari gözetim tedbirine Yalova Valiliğinin

14/5/2014 tarihli oluru ile son verilen başvurucu 15/5/2014 tarihinde Adana

Kabul ve Barınma Merkezine teslim edilmiştir.

24. Avukatı 11/6/2014 tarihli dilekçe ile Yalova Nöbetçi Sulh

Ceza Mahkemesine müracaatta bulunarak başvurucunun serbest bırakılmasını talep

etmiştir.

25. Yalova 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 18/6/2014 tarihli ve

2014/242 Değişik İş sayılı kararı ile "itiraz başvurusu hakkında karar

verilmesine yer olmadığına" karar verilmiştir. Anılan kararın ilgili

kısımları şöyledir:

"...

Yalova İl Emniyet Müdürlüğünün 18/06/2014

tarih ve ... sayılı yazısı ekindeki ... Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün

09/05/2014 tarihli yazısından uluslararası koruma talebi reddedilmiş olan K...

S... hakkındaki idari gözetim kararının 14/05/2014 tarihi itibariyle

sonlandırılarak 15/05/2014 tarihinde mevcutlu olarak Adana Emniyet Müdürlüğü

Kabul ve Barınma Merkezine mevcutlu olarak sevkinin sağlandığı ve İdare

Mahkemesince hakkında verilecek karar süresince Kabul ve Barınma Merkezinde

barındırılacağı tespit edilmiş olmakla, Yalova Emniyet Müdürlüğü tarafından

verilmiş olan idari gözetim kararının kaldırılmış olması nedeniyle itiraz

konusuz kaldığından aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.

..."

26. Yalova Sulh Ceza Mahkemesinin belirtilen kararından sonra

başvurucunun avukatı bu defa Adana (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesine başvuruda

bulunarak başvurucunun salıverilmesini talep etmiştir. Anılan Mahkeme 27/6/2014

tarihli ve 2014/1675 Değişik İş sayılı kararı ile başvurucunun talebi

bakımından yetkisiz olduğuna hükmetmiştir. Bu karara karşı itirazı inceleyen

Adana 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 31/7/2014 tarihli ve 2014/431 Değişik İş sayılı

kararı ile itirazın kabulüne ve 27/6/2014 tarihli kararın kaldırılarak

başvurucunun serbest bırakılmasına karar verilmiştir.

27. 22/8/2014 tarihinde Adana'dan Çankırı'ya götürülen

başvurucu, ertesi gün (23/8/2014 tarihinde) salıverilmiştir.

3. Başvurucu R.S.

Yönünden

28. Başvurucu, kendi beyanına göre ülkesini "dinî ve siyasi

gerekçelerle" terk etmiş olup bu nedenle Türkiye’de ikamet etmektedir.

29. Başvurucu 19/2/2014 tarihinde 31/607610 sayılı ikamet

tezkeresine bağlı olan ve 31/12/2013 tarihinde süresi dolan ikamet iznini

uzatmak için gittiği İstanbul Emniyet Müdürlüğü Yabancılar Şube Müdürlüğünde

alıkonulmuş ve bunun ardından Kumkapı GGM'de idari

gözetim altına alınmıştır.

30. 20/2/2014 tarihinde düzenlenen formla 1963 tarihli Konsolosluk İlişkileri Hakkında Viyana

Sözleşmesi'nin 36. ve 37. maddeleri gereğince, istediği takdirde vatandaşı

bulunduğu ülkenin yetkili temsilciliği ile görüşme ve haberleşme hakkına sahip

olduğu başvurucuya bildirilmiş ve başvurucu, ilgili temsilciliğe

bilgi verilmesini istemediğini bildirmiştir. Anılan formdaki tablonun

"isnat edilen suç" sütununda "yurda giriş yasağı" ibaresine

yer verilmiştir.

31. Başvurucu hakkında, İstanbul Valiliğinin 27/2/2014 tarihli

ve 47909374-52646 sayılı oluru ile 15/7/1950 tarihli ve 5683 sayılı

Yabancıların Türkiye’de İkamet ve Seyahatleri Hakkında Kanun’un 23. maddesi

gereğince "muhafaza altına alma" kararı verilmiştir.

32. Başvurucu 20/3/2014 tarihinde uluslararası koruma

başvurusunda bulunmuştur.

33. Anılan başvurunun Göç İdaresi Genel Müdürlüğünce 25/4/2014

tarihinde reddedilmesi üzerine başvurucu bu işleme karşı 15/5/2014 tarihinde

İdare Mahkemesine başvurmuştur.

34. Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün 27/5/2014 tarihli ve

48952707-(49543/71 818-45975) sayılı yazısı ile başvurucunun idari gözetim

kararının sonlandırılarak Adana Kabul ve Barınma Merkezine mevcutlu olarak

sevkinin yapılması ve şahıs hakkında idare mahkemesi tarafından verilecek

karara kadar belirtilen yerde barındırılması istenmiştir. Anılan yazının ilgili

kısımları şöyledir:

"...

Bu çerçevede;

1- İlgi (a) Kanunun [6458 sayılı Kanun] 68

inci maddesine göre başvuru sahipleri en fazla 30 gün süreyle idari gözetim

altında tutulabileceğinden, halen iliniz geri gönderme merkezinde barındırılan

yabancı hakkında alınan idari gözetim kararının en kısa sürede sonlandırılarak

dosya özetiyle birlikte aynı tarihte ilgi (a) Kanunun 71 inci maddesi

kapsamında Adana Kabul ve Barınma Merkezine mevcutlu olarak sevkinin

sağlanmasını İstanbul Valiliğinden,

2- Anılan yabancının Kabul ve Barınma

Merkezine teslim edilmesi halinde, İdare Mahkemesi tarafından hakkında

verilecek karar süresince Kabul ve Barınma Merkezinde barındırılmasını ve bu

hususun ilgi (b) genelgenin [10/4/2014 tarihli ve 2014/10 sayılı genelge] 17.7 nci maddesine göre söz konusu yabancıya tebliğ edilmesini

Adana Valiliğinden,

...

Rica ederim."

35. Başvurucu 5/6/2014 tarihinde Adana Kabul ve Barınma

Merkezine sevk edilmiştir.

36. 22/8/2014 tarihinde Bilecik'e götürülen başvurucu, ertesi

gün (23/8/2014 tarihinde) salıverilmiştir.

4. Başvurucu Z.A.

Yönünden

37. Başvurucu, kendi beyanına göre ülkesini "dinî ve siyasi

gerekçelerle" terk etmiş olup bu nedenle Türkiye’de ikamet etmektedir.

38. Başvurucu 7/4/2014 tarihinde Suriye'deki çatışmalarda

yaralanan ve Sakarya ilindeki özel bir göz hastanesinde tedavi görmekte olan

Suriye uyruklu bir yabancının yanında refakatçı olarak bulunduğu esnada

üzerinde kimliği ve pasaportu olmadığının tespit edilmesi üzerine hakkında idari

işlem yapılmak üzere ilgili kolluk görevlilerince Yabancılar Şube Müdürlüğüne

teslim edilmiştir.

39. Başvurucu 8/4/2014 tarihinde sığınma talebinde bulunmuştur.

Bunun üzerine kendisi için sığınma başvuru

sahibi kimlik belgesi ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek

Komiserliğine (BMMYK) kayıt işlemleri için 8/4/2014 ila 15/4/2014 tarihleri

arasında yol izin belgesi düzenlenen başvurucu 8/4/2014 tarihinde

salıverilmiştir.

40. Anılan yol izin süresi bitmeden 14/4/2014 tarihinde Sakarya

Emniyet Müdürlüğüne yeniden müracaat eden başvurucu, BMMYK'ya

müracaat ettiğine dair belgeyi sunmuştur. Bu sırada başvurucu, hakkındaki

tahdit kayıtları nedeniyle alıkonulmuş ve yapılan yazışmalar sonucunda Göç

İdaresi Genel Müdürlüğünün 16/4/2014 tarihli ve 19.11.34.85546 sayılı yazısı

ile başvurucunun Kocaeli Geri Gönderme Merkezine sevk edilmesi istenmiştir.

41. Başvurucu 14/4/2014 ila 17/4/2014 tarihleri arasında misafir

olarak görevli memurların hizmet verdiği büroda bekletilmiştir.

42. Başvurucu 17/4/2014 tarihinde Kocaeli Geri Gönderme

Merkezine sevk edilmiştir.

43. Başvurucu daha sonra bilinmeyen bir tarihte uluslararası

koruma talebinde bulunmuştur.

44. Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün 10/5/2014 tarihli ve

11.39.20.00563 sayılı yazısı ile başvurucunun bu talebinin Genel Müdürlük

makamının 9/5/2014 tarihli olurları ile uygun görülmediği Kocaeli ve Adana

Valiliklerine bildirilmiştir.

45. Anılan yazı, başvurucuya 13/5/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir. Başvurucuya yapılan tebligata ilişkin tutanağın ilgili kısımları

şöyledir:

"... Uluslararası koruma başvurunuz

İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından Mültecilerin Hukuki

Statüsüne İlişkin 1951 Cenevre Sözleşmesinde belirtilen beş ana kriter ile ...

6458 sayılı ... Kanun..., 10.04.2014 tarihli 2014/10 sayılı genelge kapsamında

değerlendirilmiş ve Uluslararası Koruma talebinizin reddine karar verilmiştir.

İdari itirazda bulunma süresince ve İdare

Mahkemesi tarafından hakkınızda verilecek karar süresince Adana Emniyet

Müdürlüğü Yabancılar Şube Müdürlüğü hizmet binasında faaliyet gösteren Kabul ve

Barınma Merkezinde barındırılacağı hususu şahsa tebliğ edilmiş ..."

46. Başvurucu, anılan karara itiraz etmiştir. Bunun üzerine

başvurucu 2014 yılının Mayıs ayında bilinmeyen bir günde (en geç 13/5/2014

tarihinde) Adana KBM'ye sevk edilmiştir.

47. 22/8/2014 tarihinde Bilecik'e götürülen başvurucu, ertesi

gün (23/8/2014 tarihinde) salıverilmiştir.

48. Başvurucular 22/9/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

B. Tutma Koşulları

1. Kumkapı GGM’nin Koşulları

49. Kumkapı GGM'deki tutma koşullarına

ilişkin tespitler, Anayasa Mahkemesince daha önce karara bağlanan başvurularda

detaylı olarak sunulmuş olup bu verilere eklenebilecek herhangi bir ek bilgiye

erişilememiş olan mevcut başvuru kapsamında, anılan tespitlerin tekrarına gerek

görülmemiştir (Anılan tespitler için birçok karar arasında bkz. K.A. [GK], B. No:2014/13044, 11/11/2015, §§

42-45; F.A. ve M.A., B. No:

2013/655, 20/1/2016, §§ 22-28). Ayrıca Emniyet Genel Müdürlüğünün 21/3/2016

tarihli ve 47203 sayılı yazısı ekinde sunulan bilgilerin de anılan İdare

tarafından önceki başvurularda sunulan bilgilerle benzer mahiyette olduğu (bkz.

F.A. ve M.A., §§ 27, 28; F.K. ve diğerleri, B. No: 2013/8735,

17/2/2016, §§ 21, 22; T.T., B.

No: 2013/8810, 18/2/2016, §§ 20, 21; A.V. ve

diğerleri, B. No: 2013/1649, 20/1/2016, §§ 23, 24), buna ek olarak

başvurucuların tutuldukları 20/2/2014 ila 5/6/2014 tarihleri arasındaki defter

kayıtları incelendiğinde, ortalama rakamın 90-100 arasında olduğunun

bildirildiği görülmüştür.

2. Adana KBM'nin Koşulları

50. Başvurucuların tamamı, muhtelif tarihlerde ve sürelerle

Adana KBM'de barındırılmışlardır.

51. Emniyet Genel Müdürlüğünün 21/3/2016 tarihli ve 47203 sayılı

yazısı ekinde sunulan Adana İl Emniyet Müdürlüğünün 7/3/2016 tarihli yazısının

ilgili kısımları şöyledir:

"... 814 metrekare kapalı kullanım alanı

ve bina etrafı tel örgülerle çevrili ağaçlı yeşil alanı olan, 7/24 sıcak su

bulunan, her odada; güneş gören açılabilir pencerelerin, merkezi sistem

kaloriferin ve klimaların bulunduğu, [i]badethane ile

çay makinası, sıcak/soğuk su makinası ve televizyonu olan yemeklerin yendiği

dinlenme odası da bulunan 50 kişilik Merkezde, 3 bölümde farklı ebatlarda 9

adet yatakhane kullanılmış olup, Merkezde kalanların sayısı günlük olarak

değişmiştir.

Geri Gönderme ve Kabul Barınma Merkezinde

barındırılan yabancıların iaşe ve ibateleri Emniyet Genel Müdürlüğü bütçesinden

karşılanmış olup; bu bağlamda Merkezde temizlik malzemeleri kullanılmış ve

barındırılan yabancılara günlük yemekleri verilmiş ve ihtiyaçları olan kişisel

temizlik malzemeleri de kullanımlarına sunulmuş, Merkezin temizliği temizlik

hizmetleri görevlilerince düzenli bir şekilde yapılmıştır. Ayrıca barındırılan

yabancıların kullanımına sunulan nevresim, battaniye ve barındırılanların şahsi

giysilerinin de düzenli bir şekilde Merkezde bulunan çamaşır makinalarında

yıkanması sağlanmıştır.

Merkezde barındırılan yabancılar, acil

müdahale gerektirecek şekilde hastalanmaları halinde 112 görevlileri

aracılığıyla, diğer hallerde birim hizmet otosu ile hastaneye götürülerek

tedavilerinin yaptırılması sağlanmıştır.

Barındırılan yabancılar istemeleri halinde

banka, postane, adliye gibi yerlere götürülmeleri, avukatları ve

ziyaretçileriyle görüştürülmeleri, ankesörlü telefonlarla iletişim kurmaları ve

düzenli olarak Merkezin yerleşkesinde bulunan yeşil alanda havalandırılarak

egzersiz yapmaları sağlanmıştır. Ayrıca, barındırılanların günlük olarak özel

talepleri doğrultusunda ücretlerini kendileri karşılayarak sipariş verdikleri

yiyecek, içecek gibi malzemelerin alışveriş merkezlerinden temini de

sağlanmıştır.

Sonuç olarak, Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün

yazısı doğrultusunda I.S. ile K.S. isimli şahıslar 22.08.2014 tarihinde memur

refakatinde Çankırı iline götürülerek Çankırı Yabancılar Şube Müdürlüğüne

teslim edilmiş, Z.A. ile R.S.nin 22.08.2014 tarihinde

memur refakatinde Bilecik iline götürülerek Bilec[i]k

Yabancılar Şube Müdürlüğüne teslim edilmiştir. Ayrıca söz konusu şahıslara Geri

Gönderme ve Kabul Barınma Merkezinde barındırılması ile ilgili tebligat

yapılmıştır.

..."

52. Emniyet Genel Müdürlüğünün 24/6/2016 tarihli ve 96584 sayılı

yazısı ekinde sunulan Adana İl Emniyet Müdürlüğünün 17/6/2016 tarihli yazısının

ilgili kısımları şöyledir:

"...

... I.S.., K.S., R.S. ve Z.A.nın

Adana Kabul ve Barınma Merkezinde tutuldukları 14/05/2014 tarihleri arasındaki

koşulları içeren talep ettiğiniz ek bilgiler aşağıda sıralanmış olup, belgeler

de yazımız ekinde sunulmuştur.

1. 14/05/2014 ile 22/08/2014 tarihleri

arasında Adana Kabul Barınma ve Geri Gönderme Merkezinde günlük ortalama 45

kişi barındırılmıştır.

2. 50 yatak kapasiteli Merkezin 1. katında;

71,62 metrekare büyüklüğünde 1 adet yemekhane (dinlenme ve TV izleme salonu),

24,99 metrekare, 28,56 metrekare, 30,62 metrekare ve 42,09 metrekarelik 4 adet

yatakhane, 14,94 metrekarelik 1 adet ibadethane, 1 adet çamaşırhane, 3 adet duş

yeri ve 3 adet wc bulunmaktaydı.

36 yatak kapasiteli Merkezin zemin katında

ise; 3 adet çift kişilik ranzanın bulunduğu kendisine ait ayrı girişi, duş yeri

ve wc'si bulunan 1 adet aile odası ile 38,75

metrekare ve 28,67 metrekarelik 2 adet yatakhane ve 29,14 metrekare

büyüklüğünde 1 adet yemekhane (dinlenme ve TV izleme salonu) ve 3 adet duş yeri

ve 3 adet wc bulunmaktaydı.

3. Merkezin 1. katında ve aile odası hariç

zemin katta barındırılan şahıslar istedikleri yatakhanede kalabilmekteydi.

4. Adana Kabul ve Barınma Merkezi, 18/5/2015

tarihi itibarıyla İl Göç İdaresi Müdürlüğünce devredilmiş olup, söz konusu bina

tadilat yapılarak Müdürlük binası olarak kullanıldığından bina dışı haricindeki

yerlerin fotoğrafları elde edilememiştir.

5. Barındırılan yabancılar güvenlik hususları

gözetilerek ve imkanlar ölçüsünde günlük olarak açık havadan yararlandırılmışlardır.

6. Barındırılan yabancılar, istemeleri halinde

banka, postane, adliye vb. yerlere götürülmeleri sağlanmıştır.

..."

C. İlgili Hukuk

1. Ulusal Hukuk

53. 5682 sayılı Kanun’un “Türkiye’ye

girmeleri memnu kimseler” kenar başlıklı mülga 8. maddesi şöyledir:

“...

5. Türkiye Cumhuriyetinin emniyetini ve umumi

nizamını bozmak niyetiyle veya bozmak istiyenlere ve

bozanlara iştirak veya yardım etmek maksadiyle

geldikleri sezilenler;

...”

54. 5683 sayılı Kanun’un 17. maddesi şöyledir:

“Siyasi sebeplerle Türkiye’ye sığınan

yabancılar ancak İçişleri Bakanlığınca müsaade olunacak yerlerde ikamet

edebilirler.”

55. 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası

Koruma Kanunu'nun "Türkiye’yi terke

davet" kenar başlıklı 56. maddesi şöyledir:

"(1) Sınır dışı etme kararı alınanlara,

sınır dışı etme kararında belirtilmek kaydıyla, Türkiye’yi terk edebilmeleri

için on beş günden az olmamak üzere otuz güne kadar süre tanınır. Ancak, kaçma

ve kaybolma riski bulunanlara, yasal giriş veya yasal çıkış kurallarını ihlal

edenlere, sahte belge kullananlara, asılsız belgelerle ikamet izni almaya

çalışanlara veya aldığı tespit edilenlere, kamu düzeni, kamu güvenliği veya

kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlara bu süre tanınmaz.

(2) Türkiye’den çıkış için süre tanınan

kişilere, Çıkış İzin Belgesi verilir. Bu belge hiçbir harca tabi değildir. Vize

ve ikamet harçları ile bunların cezalarına ilişkin yükümlülükler

saklıdır."

56. 6458 sayılı Kanun'un "Sınır

dışı etmek üzere idari gözetim ve süresi" kenar başlıklı 57.

maddesi şöyledir:

"(1) 54 üncü madde kapsamındaki

yabancılar, kolluk tarafından yakalanmaları hâlinde, haklarında karar verilmek

üzere derhâl valiliğe bildirilir. Bu kişilerden, sınır dışı etme kararı

alınması gerektiği değerlendirilenler hakkında, sınır dışı etme kararı valilik

tarafından alınır. Değerlendirme ve karar süresi kırk sekiz saati geçemez.

(2) Hakkında sınır dışı etme kararı

alınanlardan; kaçma ve kaybolma riski bulunan, Türkiye’ye giriş veya çıkış

kurallarını ihlal eden, sahte ya da asılsız belge kullanan, kabul edilebilir

bir mazereti olmaksızın Türkiye’den çıkmaları için tanınan sürede çıkmayan,

kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar

hakkında valilik tarafından idari gözetim kararı alınır. Hakkında idari gözetim

kararı alınan yabancılar, yakalamayı yapan kolluk birimince geri gönderme

merkezlerine kırk sekiz saat içinde götürülür.

(3) Geri gönderme merkezlerindeki idari

gözetim süresi altı ayı geçemez. Ancak bu süre, sınır dışı etme işlemlerinin

yabancının iş birliği yapmaması veya ülkesiyle ilgili doğru bilgi ya da

belgeleri vermemesi nedeniyle tamamlanamaması hâlinde, en fazla altı ay daha

uzatılabilir.

(4) İdari gözetimin devamında zaruret olup

olmadığı, valilik tarafından her ay düzenli olarak değerlendirilir. Gerek

görüldüğünde, otuz günlük süre beklenilmez. İdari gözetimin devamında zaruret

görülmeyen yabancılar için idari gözetim derhâl sonlandırılır. Bu yabancılara,

belli bir adreste ikamet etme, belirlenecek şekil ve sürelerde bildirimde

bulunma gibi idari yükümlülükler getirilebilir.

(5) İdari gözetim kararı, idari gözetim

süresinin uzatılması ve her ay düzenli olarak yapılan değerlendirmelerin

sonuçları, gerekçesiyle birlikte yabancıya veya yasal temsilcisine ya da

avukatına tebliğ edilir. Aynı zamanda, idari gözetim altına alınan kişi bir

avukat tarafından temsil edilmiyorsa, kendisi veya yasal temsilcisi kararın

sonucu, itiraz usulleri ve süreleri hakkında bilgilendirilir.

(6) İdari gözetim altına alınan kişi veya

yasal temsilcisi ya da avukatı, idari gözetim kararına karşı sulh ceza hâkimine

başvurabilir. Başvuru idari gözetimi durdurmaz. Dilekçenin idareye verilmesi

hâlinde, dilekçe yetkili sulh ceza hâkimine derhâl ulaştırılır. Sulh ceza

hâkimi incelemeyi beş gün içinde sonuçlandırır. Sulh ceza hâkiminin kararı

kesindir. İdari gözetim altına alınan kişi veya yasal temsilcisi ya da avukatı,

idari gözetim şartlarının ortadan kalktığı veya değiştiği iddiasıyla yeniden

sulh ceza hâkimine başvurabilir.

(7) İdari gözetim işlemine karşı yargı yoluna

başvuranlardan, avukatlık ücretlerini karşılama imkânı bulunmayanlara,

talepleri hâlinde 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu hükümlerine

göre avukatlık hizmeti sağlanır."

57. 6458 sayılı Kanun'un "Geri

gönderme merkezleri" kenar başlıklı 58. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

"İdari gözetime alınan yabancılar, geri

gönderme merkezlerinde tutulurlar."

58. 6458 sayılı Kanun'un "Başvuru

sahiplerinin idari gözetimi" kenar başlıklı 68. maddesinin (1)

ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Başvuru sahipleri, sadece

uluslararası koruma başvurusunda bulunmalarından dolayı idari gözetim altına

alınamaz.

(2) Başvuru sahiplerinin idari gözetim altına

alınması istisnai bir işlemdir. Başvuru sahibi sadece aşağıdaki hâllerde idari

gözetim altına alınabilir:

a) Kimlik veya vatandaşlık bilgilerinin

doğruluğuyla ilgili ciddi şüphe varsa, bu bilgilerinin tespiti amacıyla

b) Sınır kapılarında usulüne aykırı surette

ülkeye girmekten alıkonulması amacıyla

c) İdari gözetim altına alınmaması durumunda

başvurusuna temel oluşturan unsurların belirlenemeyecek olması hâlinde

ç) Kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından

ciddi tehlike oluşturması hâlinde"

59. 6458 sayılı Kanun'un "İkamet

zorunluluğu ve bildirim yükümlülüğü" kenar başlıklı 71.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"(1) Başvuru sahibine, kendisine

gösterilen kabul ve barınma merkezinde, belirli bir yerde veya ilde ikamet etme

zorunluluğu ile istenilen şekil ve sürelerde bildirimde bulunma gibi idari

yükümlülükler getirilebilir."

60. 6458 sayılı Kanun'un "Kabul

ve barınma merkezleri" kenar başlıklı 95. maddesi şöyledir:

"(1) Başvuru sahibi veya uluslararası

koruma statüsü sahibi kişinin, barınma ihtiyaçlarını kendisinin karşılaması

esastır.

(2) Genel Müdürlük, başvuru sahibi veya

uluslararası koruma statüsü sahibi kişinin barınma, iaşe, sağlık, sosyal ve

diğer ihtiyaçlarının karşılanacağı kabul ve barınma merkezleri kurabilir.

(3) Merkezlerde özel ihtiyaç sahiplerinin barındırılmasına

öncelik verilir.

(4) Kabul ve barınma merkezleri, valilikler

tarafından işletilir. Genel Müdürlük, merkezleri; kamu kurum ve kuruluşlarıyla,

Türkiye Kızılay Derneği ve göç alanında uzmanlığı bulunan kamu yararına çalışan

derneklerle protokol yaparak işlettirebilir.

(5) Kabul ve barınma merkezi dışında ikamet

eden başvuru sahibi veya uluslararası koruma statüsü sahibi kişiler ve aile

üyeleri bu merkezlerdeki hizmetlerden yararlandırılabilir.

(6) Kabul ve barınma merkezlerinde sağlanan

hizmetler, satın alma yoluyla da yürütülebilir.

(7) İmkânlar ölçüsünde merkezlerde kalan

ailelerin bütünlüğü korunur.

(8) Göç alanında uzmanlığı bulunan ilgili

sivil toplum kuruluşu temsilcileri, Genel Müdürlüğün izniyle kabul ve barınma

merkezlerini ziyaret edebilirler.

(9) Kabul ve barınma merkezlerinin kurulması,

yönetimi ve işletilmesiyle ilgili usul ve esaslar yönetmelikle

düzenlenir."

61. 22/10/2014 tarihli ve 29153 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren Geçici Koruma Yönetmeliği'nin 6. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"(1) Bu Yönetmelik kapsamında hiç kimse,

işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye tabi tutulacağı

veya ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi

fikirleri dolayısıyla hayatının veya hürriyetinin tehdit altında bulunacağı bir

yere gönderilemez.

(2) Genel Müdürlük, ilgili mevzuata göre

ülkemizden gönderilmesi gerektiği halde, birinci fıkra kapsamında ülkemizden

gönderilemeyecekler hakkında idari tedbirler alabilir."

2. Uluslararası Hukuk

62. Avrupa İşkencenin ve İnsanlıkdışı

veya Onurkırıcı Ceza veya Muamelenin Önlenmesi

Komitesi (CPT) tarafından kabul edilen "Yabancı

Uyruklu Kişilerin Tutulma Koşullarına İlişkin Standartlar"ın (CPT/Inf/E (2002) 1- Rev. 2013) ilgili

kısımları şöyledir:

"48. Açık havada egzersiz yapma konusunun

üzerinde özellikle durulmalıdır. Mahkumların (tercihen genel bir faaliyet

programının bir parçası olarak) her gün açık havada en az bir saat egzersiz

yapabilmesi şartı, temel bir önlem olarak genel kabul görmüştür. CPT,

istisnasız bütün mahkumlara (ceza olarak hücre hapsinde olanlar dahil) her gün

açık havada egzersiz yapma imkanı verilmesi gerektiğine dikkat çekmektedir.

Açık havada egzersiz yapılacak yerlerin makul büyüklükte ve mümkün olduğunca

kötü hava şartlarından koruma sağlayacak biçimde olması gerektiği barizdir.

...

29. CPT'nin bakış

açısına göre, kişileri yabancılar mevzuatına göre uzun süreli olarak

özgürlüklerinden mahrum bırakmanın gerekli görüldüğü hallerde, bu kişiler

özellikle bu amaç için hazırlanmış, hukuki durumlarına uygun bir programa,

fiziki koşullara ve uygun nitelikli personele sahip merkezlerde tutulmalıdır.

...

Bu tür merkezlerin yeterli donanıma sahip,

temiz ve bakımlı olması ve orada kalan kişilere yeterli yaşama alanı sağlaması

önemlidir. Ayrıca cezaevi ortamı olduğu izleniminin mümkün olduğu kadar

önlenmesi için, mekan düzenlemesine özen gösterilmelidir. Program

faaliyetlerine gelince, açık havada egzersiz, gün içinde zaman geçirilebilecek

bir odaya, radyo/televizyona, gazete/dergilere ve diğer uygun dinlenme

yollarına (örn. kutu oyunlarına, pinpon masalarına)

erişimi içermelidir. Bu kişilerin tutuldukları süre ne kadar uzun olursa,

onlara sunulan faaliyetler de o kadar kapsamlı olmalıdır.

...

79. Yasa dışı göçmenlere uygulanacak

tutukluluk durumu, onların özgürlüklerinin kısıtlanmasının doğasını yansıtıcı,

sınırlı kısıtlamalar içeren ve çeşitlendirilmiş etkinlik rejiminden

oluşmalıdır. Örneğin, özgürlükten yoksun kılınmış yasa dışı sığınmacılar.

tutuldukları kurum içindeki hareket sebestlikleri

mümkün olduğunca az sınırlandırılmalıdır."

63. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulunun 9 Aralık 1988

tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen "Herhangi Bir Biçimde

Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunması İçin Prensipler"in

“İnsani tarzda muamele yükümlülüğü”

kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:

“Her hangi bir biçimde tutulan veya hapsedilen

bir kimse, insaniyetin ve insanın doğuştan sahip olduğu insanlık onuruna

saygının gerektirdiği bir biçimde muamele görür.”

64. Anılan Prensipler’in “Tutmanın ve diğer tedbirlerin yargısal denetimi”

kenar başlıklı 4. maddesi şöyledir:

“Her türlü tutma veya hapsetme kararı ve

tutulan veya hapsedilen bir kimsenin insan haklarını her hangi bir biçimde

etkileyen bütün tedbirlere yargısal veya diğer bir makam tarafından karar

verilir veya bu tedbirler bu makamların etkili denetimine tabi tutulur.”

65. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği Yürütme Komitesinin (UNCHR

EXCOM) “Mültecilerin ve Sığınmacıların

Alıkonulması” konulu 44 numaralı kararının dördüncü fıkrasının (f)

bendi şöyledir:

“Yürütme Komisyonu, Mültecilerin Statüsüne

ilişkin 1951 Sözleşmesi’nin 31. maddesi’ni

hatırlatarak

...

(f) Mültecilerin ve sığınmacıların alıkonma

koşullarının insani olması gerektiğini vurgulamıştır. Özellikle, mülteciler ve

sığınmacılar mümkünse, adi suçlu olarak tutulmakta olan kişilerin yanında

tutulmayacak ve fiziksel güvenliklerinin tehlike altında olduğu yerlerde

bulundurulmayacaktır.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

66. Mahkemenin 22/9/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

1. İşkence ve Kötü

Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

67. Muhtelif şehirlerde idari gözetim altına alınan

başvurucular, genel olarak tutuldukları nezarethane, kabul barınma ve geri

gönderme merkezlerindeki tutma koşullarının gayriinsani ve onur kırıcı olduğunu

iddia etmektedirler.

68. Başvurucu I.S. 3/3/2014 ila 10/5/2014 tarihleri arasında,

başvurucu R.S. ise 19/2/2014 ila 5/6/2014 tarihleri arasında Kumkapı GGM'de tutulduğunu, tutuldukları koşulların son derece kötü

olduğunu iddia etmektedirler. Adı geçen başvurucular, Kumkapı GGM'nin pis ve aşırı kalabalık olduğunu, buna bağlık olarak

yatak, sıcak su, banyo, kişisel temizlik vb. imkanların kısıtlı olduğunu, ortak

kullanım alanlarının düzenli olarak temizlenmediğini, çarşaf ve nevresim takımlarının

düzenli olarak değiştirilmediğini, tutuldukları ortamda hamamböceği,

tahtakurusu vb. haşerelerin bulunduğunu, doktor ve ilaca erişim imkânlarının

kısıtlı olduğunu, AIDS, hepatit, tüberküloz, sifiliz

ve muhtelif deri hastalıkları taşıyan insanlarla bir arada yaşamak zorunda

bırakıldıklarını, haftada bir gün 10 dakikalığına havalandırmaya

çıkarıldıklarını, doktor, psikiyatri uzmanı, sağlık görevlisi, hemşire, sosyal

hizmet uzmanı vb. bulunmadığını, binanın havalandırması veya aydınlatmasının kötü

olduğunu, kendilerine temiz içme suyu sağlanmadığını, koğuşlarda günün her

vakti sigara içildiğini, ışıkların sürekli açık ve ortamın gürültülü olması

nedeniyle uyku problemi yaşadıklarını, dış dünya ile iletişimlerinin sınırlı

olduğunu ileri sürmektedirler.

69. Başvurucu K.S. 6/3/2014 ila 14/5/2014 tarihleri arasında

tutulduğunu iddia ettiği Yalova GGM'deki fiziksel

koşulların, başka GGM'lerle benzer nitelikte olduğunu

ileri sürmektedir.

70. Başvurucu Z.A. ise sığınmacı olması nedeniyle İçişleri Bakanlığı

tarafından Sakarya iline yerleştirildiğini, her hafta düzenli olarak Yabancılar

Şube Müdürlüğüne imza verdiğini, 7/5/2014 günü polise imza vermek ve ikamet

izni almak için gittiğinde herhangi bir sebep gösterilmeden gözaltına

alındığını, on üç gün Sakarya Emniyet Müdürlüğünde tutulduktan sonra bir ay

Kocaeli Emniyet Müdürlüğünde tutulduğunu, sonrasında Adana GGM'ye

gönderildiğini, Sakarya ve Kocaeli Emniyet Müdürlüklerinde tutulduğunu iddia

ettiği anılan süreler zarfında açık havaya çıkarılmadığını ileri sürmektedir.

71. Başvurucuların tamamı, muhtelif tarihlerde Adana Kabul ve

Barınma Merkezinde tutulduklarını, dışarıya çıkma, çarşıya gitme, seyahat etme

gibi imkânlardan yoksun bırakıldıklarını, bir haftada sadece on dakika açık

havaya çıkma imkânı sağlandığını, ödenek yetersizliği gerekçesiyle yeterli

yemek verilmediğini, her gün iki öğün yemek verildiğini, Ramazan ayında iftar

ve sahur için yeterli yemek verilmediğini, gelen yemekleri de birçoğunun

salçalı olması nedeniyle alışık olmadıklarından yiyemediklerini, dışarıyla

iletişimlerinin sınırlı olduğunu, çok çok acil durumlar haricinde doktora ve

hastaneye götürülmediklerini, doktor, sağlık görevlisi vb. personel

bulunmadığını, başvurucu Z.A. geçirdiği ciddi rahatsızlık nedeniyle 20/8/2014

tarihinde hastaneye kaldırıldığını, doktorun 2-3 gün hastanede kalması

gerektiğini söylemesine rağmen adı geçenin Merkeze geri götürüldüğünü,

başvurucu R.S. alerji problemi yaşadığını, Merkezin pis ve bakımsız olduğunu,

temizliği kendi imkânları ile yaptıklarını iddia etmişlerdir.

72. Belirtilen koşullar nedeniyle başvurucular, Anayasa'nın 17.

maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan işkence ve kötü muamele

yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

2. İşkence ve Kötü

Muamele Yasağıyla Bağlantılı Olarak Etkili Başvuru Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

73. Başvurucular ayrıca, tutuldukları elverişsiz koşullara karşı

etkili bir iç hukuk yolu bulunmadığını, bu nedenle 17. maddesinin üçüncü

fıkrasında güvence altına alınan işkence ve kötü muamele yasağı ile bağlantılı

olarak Anayasa'nın 40. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

3. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

74. Başvurucular, aylarca hürriyetlerinden yoksun

bırakılmalarının kanuni bir dayanağı bulunmadığını, haklarındaki tedbirler

devam ederken 11/4/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6458 sayılı Kanun'a uygun

kararlar alınmadığını, kanuna aykırı bir şekilde tutulmaya devam edildiklerini,

idari gözetime ilişkin kararların otuz günlük periyotlar hâlinde uzatılması,

gerekçesinin yazılması, ilgilisine veya avukatına tebliğ edilmesi gerekirken bu

işlemlerin yapılmadığını, nezarethanelerde tutulmalarının hiçbir yasal dayanağı

olmadığını, 6458 sayılı Kanun'un 57. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları

ile 56. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki prosedürlerin yürütülmediğini,

anılan Kanun'un 57. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince "zaruret

değerlendirmesi" yapılmadığını, tutuldukları sürelerde hâkim önüne

çıkarılmadıklarını, ilk gözetim altına alındıklarında tutma nedenleri ve idari

gözetim kararına itiraz haklarının bildirilmediğini, idari gözetim altına

alındıktan sonra uluslararası koruma talebinde bulunmaları nedeniyle 6458

sayılı Kanun'un 68. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkralarına göre başvuru

tarihinden itibaren bir ay içinde salıverilmeleri gerekmesine rağmen

salıverilmediklerini, aynı maddenin (3) numaralı fıkrasına göre idari gözetimin

gerekliliğinin bireysel olarak değerlendirilmesi ve aynı Kanun'un 71.

maddesinde belirtilen alternatif tedbirlerin yeterli olmayacağı kanaatine

varılması hâlinde idari gözetim kararı verilebileceğini, ayrıca başvurucu K.S.nin Yalova ve Adana Sulh Ceza Mahkemelerine yaptığı

başvurular sonucunda açık kanuna aykırılıklar gözetilmeksizin, etkili ve makul

sürede bir yargısal denetim yapılmaksızın olumsuz kararlar verildiğini, itiraz

üzerine Adana Sulh Ceza Hâkimliğince, Adana Sulh Ceza Mahkemesinin yetkisizlik

kararının 31/7/2014 tarihinde kaldırıldığını ve serbest bırakılmasına karar

verildiğini, buna rağmen adı geçen başvurucunun 23/8/2014 tarihinde serbest

bırakıldığını, tutma sürecindeki hukuka aykırılıklar nedeniyle oluşan

zararların tazmini için etkili bir mekanizma bulunmadığını bu nedenlerle Anayasa'nın

19. maddesinin ikinci, dördüncü, beşinci, sekizinci ve dokuzuncu fıkralarının

ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

4. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkı İle Bağlantılı Olarak Etkili Başvuru Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

75. Başvurucular, Anayasa'ya aykırı olarak özgürlüklerinden

yoksun bırakıldıklarını, yetkili adli makamlar önüne çıkarılmadıklarını, yasal

haklarının hatırlatılmaması nedeniyle Sulh Ceza Hâkimine itiraz imkanından uzun

süre mahrum kaldıklarını, idari gözetim işlemlerinin usulüne uygun

yapılmadığını, tüm bu aşamalarda etkili bir yargısal denetim ve tazmin

mekanizması işletilmediğini, bu nedenle Anayasa'nın 40. maddesinde güvence

altına alınan etkili başvuru haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

5. Başvurucuların

Talepleri

76. Başvurucular; yabancı uyruklu olmaları, sığınma/iltica

koşullarından kaynaklanan hukuki sorunları olması nedeniyle kamuya açık

belgelerde kimliklerinin gizli tutulmasını talep etmişlerdir.

77. Ayrıca başvurucular, iddia ettikleri hak ihlallerinin

tespitinin yanısıra, her biri için ayrı ayrı 50.000

TL manevi tazminat ile başvurucu I.S. 6.325,20 TL, başvurucu K.S. 6.217,20 TL,

başvurucu R.S. 6.753,60 TL ve başvurucu Z.A. 4.004,70 TL maddi tazminat talep

etmişlerdir.

B. Değerlendirme

78. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

79. Başvurucuların, tutuldukları koşullarının elverişsizliğine

ilişkin şikâyetlerinin, Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası; nezarethane,

kabul barınma veya geri gönderme merkezlerinde gayriinsani koşullarda

tutulmaları nedeniyle yapılan şikâyet ve başvuruların sonuçsuz kaldığı, bu nedenle

kanun yollarının etkili olmadığı şikâyetlerinin Anayasa’nın 17. maddesi ile

bağlantılı olarak 40. maddesi; tutma işlemlerinin kanuniliği, yargısal

denetimi, tutma nedenleri hakkında bilgilendirilme ve tutma nedeniyle tazminat

ödenmesi konularına ilişkin şikâyetlerinin ise Anayasa’nın 19. maddesi

kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür. Başvurucuların, Anayasa'nın 19.

maddesi ile bağlantılı olarak 40. maddesinin ihlal edildiği iddialarını ortaya

koyarken dayanmış oldukları vakıalar, Anayasa'nın 19. maddesindeki etkili

başvuru hakkına ilişkin özel güvenceler kapsamında incelenecek olan ihlal

iddiaları dışında ayrıca ele alınmayı gerektiren hiçbir özel sorun ihtiva

etmediğinden, anılan iddiaların incelenmesine gerek görülmemiştir.

1. Başvurucu Z.A.nın İddiaları Yönünden

80. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Başvuru hakkının kötüye kullanılması"

kenar başlıklı 51. maddesi şöyledir:

"Bireysel

başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığı tespit edilen başvurucular aleyhine,

yargılama giderlerinin dışında, ayrıca ikibin Türk

Lirasından fazla olmamak üzere disiplin para cezasına hükmedilebilir."

81. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

(İçtüzük) "Başvuru hakkının kötüye

kullanılması" kenar başlıklı 83. maddesi şöyledir:

"Başvurucunun

istismar edici, yanıltıcı ve benzeri nitelikteki davranışlarıyla bireysel

başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığının tespit edilmesi hâlinde başvuru

reddedilir ve yargılama giderleri dışında, ilgilinin ikibin

Türk Lirasından fazla olmamak üzere disiplin para cezasıyla cezalandırılmasına

karar verilir."

82. İlgili düzenlemeler vasıtasıyla genel hukuk teorisinde bir

kamu düzeni kuralı olarak ele alınan ve genel olarak bir hakkın açıkça

öngörüldüğü amaç dışında ve başkalarını zarara sokacak şekilde kullanılmasının

hukuk düzenince himaye edilmeyeceğini ifade eden hakkın kötüye kullanılmasının,

bireysel başvuru alanında özel olarak ele alındığı görülmektedir. Bu bağlamda

bireysel başvuru usulünün amacına açıkça aykırı olan ve Mahkemenin başvuruyu

gereği gibi değerlendirmesini engelleyen davranışların, başvuru hakkının kötüye

kullanılması olarak değerlendirilmesi mümkündür (S.Ö., B. No: 2013/7087, 18/9/2014, § 28).

83. Bu kapsamda özellikle, Mahkemeyi yanıltmak amacıyla kasten

gerçek olmayan maddi vakıalara dayanılması veya bu nitelikte bilgi ve belge

sunulması, başvurunun değerlendirilmesi noktasında esaslı olan bir unsur

hakkında bilgi verilmemesi, başvurunun değerlendirilmesi sürecinde vuku bulan

ve söz konusu değerlendirmeyi etkileyecek nitelikte yeni ve önemli gelişmeler

hakkında Mahkemenin bilgilendirilmemesi suretiyle başvuru hakkında doğru bir

kanaat oluşturulmasının engellenmesi, medeni ve meşru eleştiri sınırları saklı

kalmak kaydıyla bireysel başvuru amacıyla bağdaşmayacak surette hakaret, tehdit

veya tahrik edici bir üslup kullanılması ile söz konusu başvuru yolu kapsamında

ihlalin tespiti ile ihlal ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin amaçla

bağdaşmayacak surette içeriksiz bir başvuruda bulunulması durumunda, başvuru

hakkının kötüye kullanıldığı kabul edilebilecektir (S.Ö., § 29).

84. Başvurucu sığınmacı olması nedeniyle İçişleri Bakanlığı

tarafından Sakarya iline yerleştirildiğini, her hafta düzenli olarak Yabancılar

Şube Müdürlüğüne imza verdiğini, 7/5/2014 günü polise imza vermek ve ikamet

izni almak için gittiğinde herhangi bir sebep gösterilmeden gözaltına

alındığını, on üç gün Sakarya Emniyet Müdürlüğünde tutulduktan sonra bir ay

Kocaeli Emniyet Müdürlüğünde tutulduğunu, sonrasında "Adana GGM'ye" gönderildiğini, Sakarya ve Kocaeli Emniyet

Müdürlüklerinde tutulduğunu iddia ettiği süreler zarfında açık havaya

çıkarılmadığını ileri sürmektedir.

85. Ancak Emniyet Genel Müdürlüğünün 21/3/2016 tarihli ve 47203

sayılı yazısı ekinde sunulan Sakarya İl Emniyet Müdürlüğünün 7/3/2016 tarihli

ve 2565 sayılı yazısı ve ekleri incelendiğinde; başvurucunun 7/4/2014

tarihinde, Suriye'deki çatışmalarda yaralanan ve Sakarya ilindeki özel bir göz

hastanesinde tedavi görmekte olan Suriye uyruklu bir yabancının yanında

refakatçı olarak bulunduğu esnada üzerinde kimliği ve pasaportu olmadığının

tespit edilmesi üzerine hakkında idari işlem yapılmak üzere ilgili kolluk

görevlilerince Yabancılar Şube Müdürlüğüne teslim edildiği, 8/4/2014 tarihinde

sığınma talebinde bulunduğu, bunun üzerine kendisi için sığınma başvuru sahibi kimlik belgesi ve

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğine (BMMYK) kayıt işlemleri

için 8/4/2014 ila 15/4/2014 tarihleri arasında yol izin belgesi düzenlendiği ve

yine 8/4/2014 tarihinde salıverildiği, anılan yol izin süresi bitmeden

14/4/2014 tarihinde Sakarya Emniyet Müdürlüğüne yeniden müracaat eden

başvurucunun, BMMYK'ya müracaat ettiğine dair belgeyi

sunduğu, bu sırada başvurucunun hakkındaki tahdit kayıtları nedeniyle

alıkonulduğu ve yapılan yazışmalar sonucunda Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün

16/4/2014 tarihli yazısı ile Kocaeli Geri Gönderme Merkezine sevk edilmesinin

istendiği, bunun için 14/4/2014 ila 17/4/2014 tarihleri arasında "misafir

olarak" görevli memurların hizmet verdiği büroda bekletildiği ve 17/4/2014

tarihinde Kocaeli Geri Gönderme Merkezine sevk edildiği anlaşılmıştır.

86. Görüldüğü üzere olaylar, başvurucunun iddia ettiği gibi

cereyan etmemiştir. Başvurucu, olayların en başında Yabancılar Şube Müdürlüğüne

asıl getiriliş sebebinin kimlik veya pasaport ibraz edememesi olduğunu gizlemiş

ve anılan sürece ilişkin tarihleri tamamen farklı bildirmiştir. Diğer yandan

başvurucu, Sakarya Emniyet Müdürlüğünde on üç gün tutulduğunu ifade etmesine

rağmen bu sürenin yaklaşık olarak toplam üç gün olduğu anlaşılmıştır.

87. Bireysel başvuru incelemesinin sonucuna doğrudan etkisi olan

ve idare tarafından dayanakları ile birlikte sunulan bilgilerin incelenmesi

sonucunda ortaya çıkarılan yukarıdaki eksik ve yanıltıcı bilgiler, mazur

görülebilir nitelikte insani bir hata veya hak arama çabasına bağlı bir zorlama

olarak görülemez. Başvurucunun bu tutumunun bireysel başvuru hakkı kapsamında

değerlendirilmesi mümkün olmayıp başvuru hakkının kötüye kullanılması olarak

kabulü gerekir.

88. Açıklanan nedenle başvurunun başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle reddine karar

verilmesi gerekir.

89. Başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle 6216 sayılı

Kanun'un 51. ve İçtüzük'ün 83. maddeleri gereğince

başvurucu aleyhine takdiren 500 TL disiplin para

cezasına hükmedilmesi gerekir.

2. Başvurucular I.S.,

K.S. ve R.S.nin İddiaları Yönünden

a. Sınır Dışı Edilmek

Üzere İdari Gözetim Altında Tutuldukları Yerlerin Koşullarının Elverişsizliği

Nedeniyle Anayasa’nın 17. Maddesiyle Bağlantılı Olarak 40. Maddesinin İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

90. Başvurucular; yabancı kişilerin gayriinsani koşullarda

tutulmalarına karşı yapılan başvurulardan sonuç alınamadığını, iç hukuk

yollarının etkisiz olduğunu belirterek Anayasa'nın 17. maddesi ile bağlantılı

olarak 40. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedirler.

i. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

91. Açıkça dayanaktan yoksun olmayan ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmayan başvurunun bu

kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Esas Yönünden

92. Anayasa’nın 40. maddesi, Anayasa ile tanınmış hak ve

hürriyetleri ihlal edilen herkesin yetkili makama geciktirilmeden başvurma

hakkını güvence altına almaktadır.

93. İhlale neden olduğu iddia edilen işlem veya eylem için

öngörülen ve Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için de

tamamının tüketilmiş olması gereken idari ve yargısal başvuru yollarının

ulaşılabilir olmaları yanında telafi kabiliyetini haiz olması ve tüketildiğinde

başvurucunun şikâyetlerini gidermede makul başarı şansı tanıması gerekir.

Dolayısıyla mevzuatta bu yollara yer verilmesi tek başına yeterli olmayıp

uygulamada da etkili olduğunun gösterilmesi ya da en azından etkili olmadığının

kanıtlanmamış olması gerekir (Ramazan Aras,

B. No: 2012/239, 2/7/2013, §§ 28, 29).

94. Anayasa Mahkemesince karara bağlanan birçok bireysel başvuruda,

idari nedenlerle özgürlüğünden yoksun bırakılan yabancıların, tutma koşullarına

karşı insan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele yasağı ile bağlantılı olarak

etkili başvuru hakkı sağlanmasına ilişkin ilkeler, bu ilkeler çerçevesinde

teori ve pratik bakımından mevcut durum tespit edilmiş ve bu tespitler

ışığında, 6458 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce veya sonra idari

gözetim altında tutulmuş olan başvurucuların tutma koşulları açısından

Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası ile güvence altına alınan hukuksal

değerlerin korunması noktasında, teori ve pratikte çözüm üretme kabiliyetini

haiz ve makul bir başarı şansı sunan etkili idari ve yargısal bir başvuru

yolunun bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır (birçok karar arasında bkz. K.A., §§ 66-82; F.A. ve M.A., §§ 51-68).

95. Somut başvuru açısından farklı bir sonuca ulaşılmasını

gerektiren herhangi bir özel durum tespit edilmemiştir.

96. Açıklanan nedenlerle somut başvurunun özel koşulları

çerçevesinde tutulma koşullarından kaynaklanan Anayasa’nın 17. maddesinin ihlal

edildiği iddiaları açısından Anayasa’nın 40. maddesinin zorunlu kıldığı etkili

bir başvuru yolunun bulunmadığı ve dolayısıyla başvurucuların etkili başvuru

hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.

b. İdari Gözetim Koşullarının

Anayasa’nın 17. Maddesini İhlal Ettiğine İlişkin İddialar

97. Muhtelif şehirlerde idari gözetim altına alınan

başvurucular, genel olarak tutuldukları nezarethane, kabul barınma ve geri

gönderme merkezlerindeki tutma koşullarının gayriinsani ve onur kırıcı olduğunu

iddia etmektedirler.

i. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

(1) Başvurucu K.S.nin Yalova Emniyet Müdürlüğü Nezarethanesinin

Koşullarına İlişkin İddiaları

98. 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin (3),48. maddesinin (1)

ve (2) numaralı fıkraları uyarınca bireysel başvuruda, kamu gücünün neden

olduğu iddia edilen ihlale dair olayların tarih sırasına göre özeti yapılmalı,

bireysel başvuru kapsamındaki hakların ne şekilde ihlal edildiği ve buna

ilişkin gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (Veli

Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20).

99. İkinci başvurucu, 6/3/2014 ile 14/5/2014 tarihleri arasında

tutulduğunu iddia ettiği Yalova Emniyet Müdürlüğü Nezarethanesindeki

(başvurucunun beyanına göre "Yalova GGM"deki)

tutma koşulları hakkında herhangi bir somut açıklama sunmamış olup, başvuru

formunda "Yalova'ya ilişkin yukarıda

belirttiğimiz fiziksel koşulların benzerlerini yaşadığından"

ifadelerine yer vermiştir. Başvurucu, tutulduğu nezarethanede hangi konularda

zorluk ve yoksunluklarla karşılaştığını açıklamak yerine, hiçbir çerçeve

çizmeksizin başka yerlerdeki fiziksel koşullara atıf yapmıştır. Bu durum,

bireysel başvurunun bu kısmının incelenmesini oldukça zorlaştırmaktadır. Bu

nedenle, ihlal iddiası ve bu iddianın temelindeki olguların ispatına ilişkin

yeterli açıklamalarda bulunmayan başvurucunun, iddiasını kanıtlayamadığı

sonucuna ulaşılmıştır.

100. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

(2) Başvurucular I.S. ve R.S.nin Kumkapı GGM ve Adana KBM'nin,

Başvurucu K.S.nin Adana KBM'nin

Koşullarına İlişkin İddiaları

101. Açıkça dayanaktan yoksun olmayan ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmayan başvurunun bu

kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Esas Yönünden

102. Herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme

hakkı Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınmıştır. Anılan maddenin

birinci fıkrasında insan onurunun korunması amaçlanmıştır. Üçüncü fıkrasında da

kimseye “işkence” ve “eziyet” yapılamayacağı, kimsenin “insan haysiyetiyle

bağdaşmayan” ceza veya muameleye tabi tutulamayacağı hüküm altına alınmıştır.

Devletin, bireyin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına saygı

gösterme yükümlülüğü öncelikle kamu otoritelerinin bu hakka müdahale

etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen şekillerde

kişilerin fiziksel ve ruhsal yönden zarar görmelerine neden olmamalarını

gerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı gösterme

yükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi

Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 81).

103. Anayasa Mahkemesince karara bağlanan birçok bireysel

başvuruda, idari nedenlerle özgürlüğünden yoksun bırakılan yabancıların tutma

koşulları ile ilgili olarak insan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele yasağı

bağlamında genel ilkeler ortaya konulmuş olup somut başvuruda bunların

tekrarına gerek görülmemiştir (birçok karar arasında bkz. K.A., §§ 87-99; F.A. ve M.A., §§ 72-84).

(1) Kumkapı GGM'nin Koşullarına İlişkin Değerlendirme

104. Başvurucu I.S. 3/3/2014 tarihinden 10/5/2014 tarihine

kadar, başvurucu R.S. ise 19/2/2014 tarihinden Haziran 2014 tarihine kadar

Kumkapı GGM'de tutulduğunu, tutuldukları koşulların

son derece kötü olduğunu iddia etmektedirler. Adı geçen başvurucular, Kumkapı GGM'nin pis ve aşırı kalabalık olduğunu, buna bağlık olarak

yatak, sıcak su, banyo, kişisel temizlik vb. imkanların kısıtlı olduğunu, ortak

kullanım alanlarının düzenli olarak temizlenmediğini, çarşaf ve nevresim

takımlarının düzenli olarak değiştirilmediğini, tutuldukları ortamda

hamamböceği, tahtakurusu vb. haşerelerin bulunduğunu, doktor ve ilaca erişim

imkanlarının kısıtlı olduğunu, AIDS, hepatit, tüberküloz, sifiliz

ve muhtelif deri hastalıkları taşıyan insanlarla bir arada yaşamak zorunda

bırakıldıklarını, haftada bir gün on dakikalığına havalandırmaya çıkarıldıklarını,

doktor, psikiyatri uzmanı, sağlık görevlisi, hemşire, sosyal hizmet uzmanı vb.

bulunmadığını, binanın havalandırması veya aydınlatmasının kötü olduğunu,

kendilerine temiz içme suyu sağlanmadığını, koğuşlarda günün her vakti sigara

içildiğini, ışıkların sürekli açık ve ortamın gürültülü olması nedeniyle uyku

problemi yaşadıklarını, dış dünya ile iletişimlerinin sınırlı olduğunu iddia

etmektedirler.

105. Anılan koşullar nedeniyle başvurucular, Anayasa'nın 17.

maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan işkence ve kötü muamele

yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

106. Başvuru dosyasında, başvurucuların Kumkapı GGM’de tutulduğu dönemde tutulan her bir kişiye düşen yaşam

alanına ilişkin net ve kesin bir bilgi yer almamaktadır. Hangi odayı kaç kişi

ile paylaştıklarına ilişkin net bir bilgi de ne başvurucular ne de bu konuda

görüş ve bilgileri sorulan Adalet ve İçişleri Bakanlıkları tarafından Anayasa

Mahkemesine sunulmuştur. Anayasa Mahkemesinin elinde bulunan sınırlı bilgi

nedeniyle kişi başına düşen yaşam alanının hesaplamasının Merkezde tutulan

kişilere tahsis edilen alanın, burada kalan kişi sayısına bölünmesi sonucu elde

edilecek yaklaşık bir değerin kabul edilmesi suretiyle yapılması bir zorunluluk

olarak ortaya çıkmaktadır.

107. Başvuru formunda ve Emniyet Genel Müdürlüğünün 21/3/2016

tarihli yazısında sunulan bilgiler çerçevesinde başvurucu I.S.nin

3/3/2014 ilâ 10/5/2014 tarihleri arasında 69 gün, R.S.NİN ise 19/2/2014 ila

5/6/2014 tarihleri arasında 107 gün Kumkapı GGM'de

tutulduğu anlaşılmaktadır.

108. Bu kapsamda Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından sunulan

bilgilerin yanı sıra Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) İnsan Haklarını

İnceleme Komisyonu tarafından 11/5/2012 tarihinde Kumkapı GGM'ye

gerçekleştirilen ziyaret sonucunda düzenlenen "Edirne, İstanbul ve

Kırklareli İllerinde Bulunan Geri Gönderme Merkezleri Hakkında İnceleme

Raporu" (2012 tarihli TBMM raporu) (bkz.

F.A. ve M.A., § 23), BM göçmenlerin insan hakları özel raportörünün

tespitleri (bkz. F.A. ve M.A., §

26) ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) 24/6/2014 tarihli Yarashonen/Türkiye kararı ve bu kararda atıf yapılan

2009 tarihli CPT raporu ile özellikle 2/5/2014 tarihinde (başvurucuların

tutuldukları dönemde) Türkiye İnsan Hakları Kurumu (İHK) tarafından gerçekleştirilen

ziyarete istinaden düzenlenen "İstanbul Geri Gönderme Merkezi Raporu"

(İHK raporu) (bkz. K.A., § 43; F.A. ve M.A., § 24) eldeki en önemli

verileri oluşturmaktadır.

109. Anayasa Mahkemesince karara bağlanan birçok bireysel

başvuruda analiz edilen bu verilerden birtakım sonuçlar çıkarılmış olup (birçok

karar arasında bkz. K.A., §§

100-108; F.A. ve M.A., §§

85-107), mevcut başvuruda da bu sonuçların benimsenmemesini gerektiren herhangi

bir ek bulgu veya özel bir duruma rastlanmamıştır.

110. Anılan sonuçlar ışığında somut başvuruda, Merkezin kişi

başına üç metrekareden daha az bir yaşam alanına karşılık gelebilecek şekilde

aşırı kalabalık olmasının, başlı başına başvurucuların Merkezde tutuldukları

dönemde maruz bırakıldıkları koşulların Anayasa’nın 17. maddesinde yasaklanan

“insan haysiyetiyle bağdaşmayan” muamele düzeyinin aşılmasına yol açabilecek

nitelikte olduğu, Merkez içindeki barınma mekânları dışında rahatlamaya imkân

sağlayacak ortak kullanım alanlarının yetersiz ve daha da önemlisi sağlanan

açık havadan yararlanma imkânının oldukça sınırlı olmasının başvurucuların

Merkezde sahip oldukları koşulları daha da tahammül edilemez hâle getirdiği (K.A., § 109; F.A. ve M.A., § 108) ve bu koşullar altında başvurucu I.S.nin 69, R.S.nin 107 gün

tutulmasının Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası açısından açık bir ihlal

oluşturduğu sonucuna ulaşılmıştır.

111. Belirtilen koşullar, başvurucuların Kumkapı GGM’de maruz kaldıkları muamelenin, bir kişinin sınır dışı

ve benzeri işlemlerinin yürütülmekte olması nedeniyle şekil ve şartları kanunla

gösterilen usule uygun olarak yakalanması veya tutulu durumda bulundurulmasının

barındırdığı rencide olma duygusu ve ıstırabın ötesine geçmiş olduğunun kabul

edilmesi açısından yeterli olduğundan başvurucuların bu bölümde

değerlendirilebilecek şekilde ileri sürdüğü diğer iddialar yönünden Anayasa’nın

17. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında ayrıca inceleme yapılmasına gerek

görülmemiştir (K.A., § 110; F.A. ve M.A., § 109).

112. Açıklanan nedenlerle somut başvurunun özel koşulları

çerçevesinde, başvurucular I.S. ve R.S.nin

tutuldukları Kumkapı GGM’de tutulma koşullarının

“insan haysiyetiyle bağdaşmayan” muamele düzeyinde olduğu ve bu suretle

Anayasa’nın 17. maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.

(2) Adana KBM'nin

Koşullarına İlişkin Değerlendirme

113. Başvuru formunda ve Emniyet Genel Müdürlüğünün 21/3/2016

tarihli yazısında sunulan bilgiler çerçevesinde başvurucu I.S.nin

10/5/2014 tarihinden 22/8/2014 tarihine, başvurucu K.S.nin

14/5/2014 tarihinden 22/8/2014 tarihine, başvurucu R.S.nin

ise 5/6/2014 tarihinden 22/8/2014 tarihine kadar Adana KBM'de

tutulduğu anlaşılmaktadır.

114. Adı geçen başvurucular, belirtilen tarih aralıklarında

tutuldukları Adana KBM'de dışarıya çıkma, çarşıya

gitme, seyahat etme gibi imkanlardan yoksun bırakıldıklarını, bir haftada

sadece 10 dakika açık havaya çıkma imkânı sağlandığını, ödenek yetersizliği

gerekçesiyle yeterli yemek verilmediğini, günde en fazla iki öğün yemek

verildiğini, Ramazan ayında iftar ve sahur için yeterli yemek verilmediğini,

gelen yemekleri de -birçoğunun salçalı olması nedeniyle alışık olmadıklarından-

yiyemediklerini, dışarıyla iletişimlerinin sınırlı olduğunu, çok acil durumlar

haricinde doktora ve hastaneye götürülmediklerini, doktor, sağlık görevlisi vb.

personel bulunmadığını, başvurucu R.S. alerji problemi yaşadığını, Merkezin pis

ve bakımsız olduğunu, temizliği kendi imkânları ile yaptıklarını iddia

etmişlerdir. Görüldüğü üzere başvurucuların Adana KBM ile ilgili şikâyetleri

açık havadan yararlanma, yeterli beslenme, dış dünya ile iletişim ve tıbbi

yardım konularındaki yetersizlik iddiaları ile ilgilidir.

115. Öncelikle belirtmek gerekir ki başvurucular ve Emniyet

Genel Müdürlüğü tarafından sunulan bilgi ve belgeler, başvurucuların

tutuldukları dönem itibarıyla Adana KBM'nin koşulları

hakkında yeterli detay içermemektedir. Dahası anılan Merkeze ilişkin ulusal

veya uluslararası resmî herhangi bir kurum veya kuruluş tarafından yayımlanmış

bir inceleme raporuna rastlanmamıştır. Bu çerçevede eldeki mevcut sınırlı bilgi

ve belgelerle, başvurucuların tutuldukları koşulların eziyet veya insan

haysiyeti ile bağdaşmayan muamele

düzeyine ulaşıp ulaşmadığının incelenmesi gerekir.

116. Adana KBM'nin genel koşullarına

ilişkin bilgiler, Emniyet Genel

Müdürlüğünün 21/3/2016 ve 24/6/2016 tarihli yazıları ekindeki belgelerle

sunulmuştur.

117. 21/3/2016 tarihli yazıda Merkezin -Adana Göç İdaresi İl

Müdürlüğüne devredildiği 18/5/2015 tarihine kadar- 814 metrekare kapalı

kullanım alanına sahip olduğu, bina etrafının tel örgülerle korunduğu, yeşil

alanı bulunduğu, sürekli olarak sıcak su sağlandığı, her odada güneş gören

açılabilir pencereler, merkezi sistem kalorifer ve klima bulunduğu, ibadethane

ile içinde çay makinası, sıcak/soğuk su makinası ve televizyon bulundurulan

dinlenme odasının mevcut olduğu, Merkezin kapasitesinin 50 kişi olduğu, üç

bölümde farklı ebatlarda dokuz adet yatakhane bulunduğu ve mevcudun sürekli

olarak değiştiği bildirilmiştir.

118. 24/6/2016 tarihli yazıda ise başvurucuların

barındırıldıkları tarihlerde Adana KBM'nin günlük

ortalama mevcudunun 45 kişi olduğu, 50 yatak kapasiteli birinci katta 71,62

metrekare büyüklüğünde bir adet yemekhane (dinlenme ve televizyon izleme

salonu), 24,99 metrekare, 28,56 metrekare, 30,62 metrekare ve 42,09

metrekarelik dört adet yatakhane, 14,94 metrekarelik bir adet ibadethane, bir

adet çamaşırhane, üç adet duş yeri ve üç adet tuvalet bulunduğu, 36 yatak

kapasiteli zemin katta ise üç adet çift kişilik ranzanın bulunduğu, ayrı

girişi, duş yeri ve tuvaleti bulunan bir adet aile odası ile 38,75 metrekare ve

28,67 metrekarelik iki adet yatakhane ve 29,14 metrekare büyüklüğünde bir adet

yemekhane (dinlenme ve televizyon izleme salonu) ve üç adet duş yeri ve üç adet

tuvalet bulunduğu, birinci katta ve aile odası hariç zemin katta barındırılan

şahısların istedikleri yatakhanede kalmalarına izin verildiği, barındırılan

yabancıların güvenlik hususları gözetilerek ve imkânlar ölçüsünde günlük olarak

açık havadan yararlanmalarına izin verildiği, istemeleri halinde banka,

postane, adliye vb. yerlere götürülmelerinin sağlandığı ifade edilmiştir.

119. Merkezin kapasitesinin üzerinde dolu ve dolayısıyla aşırı

kalabalık olduğuna dair iddiaları bulunmayan başvurucular,

dışarı çıkma, çarşıya gitme, seyahat etme gibi imkanlardan yoksun

bırakıldıklarını, bir haftada sadece 10 dakika açık havaya çıkma imkânı

sağlandığını ileri sürmektedirler.

120. CPT’nin bu konuda ortaya koyduğu

standartlar esas alındığında tutulan kişilerin tahammül edilemez koşullarda

günlük yaşamlarını sürdürmelerine engel olabilecek bir tedbir olarak her gün

açık havada en az bir saat egzersiz yapabilme imkânının Merkezde kalan kişilere

sağlanması gerekmektedir(K.A., §

106).

121. Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından sunulan bilgilere göre

Merkezde barındırılan yabancıların, istemeleri halinde banka, postane, adliye

gibi yerlere götürülmeleri, avukatları ve ziyaretçileriyle görüştürülmeleri,

ankesörlü telefonlarla iletişim kurmaları ve düzenli olarak Merkezin

yerleşkesinde bulunan yeşil alanda havalandırılarak egzersiz yapmaları

sağlanmaktadır.

122. Emniyet Genel Müdürlüğünün 21/3/2016 tarihli yazısı

eklerinde sunulan bilgilerde başvurucuların açık havaya çıkarıldıkları zaman

periyodunun düzenli olduğu belirtilmekle beraber, bu imkânın hangi aralıklarla

sağlandığı ifade edilmemiştir. Anılan idarenin 24/6/2016 tarihli yazısı ekinde

ise Merkezde barındırılan yabancıların güvenlik hususları gözetilerek ve

imkânlar ölçüsünde günlük olarak açık havadan yararlanmalarına izin verildiği

bilgisi sunulmuştur.

123. Bu çerçevede, idarenin 21/3/2016 tarihli yazısı ekinde

sunulan bilgilerden -iddia edilenin aksine- CPT standartlarına uygun bir

şekilde başvurucuların günlük olarak açık havaya çıkma imkânından

yararlandırıldıkları sonucuna ulaşılamamaktadır. Her ne kadar 24/6/2016 tarihli

sonraki yazı ekinde Merkezdeki yabancıların günlük olarak açık havadan

yararlandırıldıkları ifade edilmekte ise de bu imkanın "güvenlik hususları gözetilerek ve imkanlar ölçüsünde"

sağlanması ve başvurucuların tutuldukları dönemdeki somut, güncel uygulamayı ve

açık havada kalış süresini ortaya koyan destekleyici herhangi bir bilgi veya

belge sunulmamış olması, önceki yazıdaki muğlaklığın devamına neden olmaktadır.

124. Günlük olarak açık havadan yararlanmaya ilişkin anılan

asgari koşulun sağlandığı kanaatine varılamaması, başvurucuların Merkezdeki

koşullarının tahammül edilebilir sınırı aştığının kabulünü gerektirmiş olup, bu

koşullar altında başvurucu I.S.nin 105 gün, başvurucu

K.S.nin 101 gün, başvurucu R.S.nin

ise 79 gün tutulmasının Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası açısından bir

ihlal oluşturduğu sonucuna ulaşılmıştır.

125. Anılan tespit, başvurucuların Adana KBM’de

maruz kaldıları muamelenin, bir kişinin sınır dışı ve

benzeri işlemlerinin yürütülmekte olması nedeniyle şekil ve şartları kanunla

gösterilen usule uygun olarak yakalanması veya tutulu durumda bulundurulmasının

barındırdığı rencide olma duygusu ve ıstırabın ötesine geçmiş olduğunun kabul

edilmesi açısından yeterli olduğundan başvurucuların bu bölümde

değerlendirilebilecek şekilde ileri sürdükleri diğer iddialar yönünden

Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında ayrıca inceleme

yapılmasına gerek görülmemiştir.

126. Açıklanan nedenlerle somut başvurunun özel koşulları

çerçevesinde, Adana KBM’de tutulma koşullarının

“insan haysiyetiyle bağdaşmayan” muamele düzeyinde olduğu ve bu suretle

Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiği sonucuna

ulaşılmıştır.

c. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

i. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

(1) Anayasa’nın 19.

Maddesinin Beşinci Fıkrasının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

127. Başvurucular, haklarında gözaltına alma veya tutuklama gibi

herhangi bir adli merciin kararı olmaksızın ve hiçbir şekilde hâkim veya

benzeri adli makamlar önüne çıkarılmadan tutulduklarını, bu nedenle Anayasa’nın

19. maddesinin beşinci fıkrasının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

128. Anılan Anayasa kuralına ilişkin iddialar ortaya konulurken,

tutmanın suç şüphesine dayalı olduğunun kanıtlanması gerekir (Benzer başvurular

için bkz. F.A. ve M.A., §§

111-124; F.K. ve diğerleri, §§

95-109; T.T., §§ 89-102; A.V. ve diğerleri, §§ 103-116).

Başvurucular, kendi özel durumlarının bu kapsamda olduğunu ortaya koyan

herhangi bir açıklama veya kanıt sunmamışlardır.

129. Açıklanan nedenlerle başvurucuların ihlal iddialarını

kanıtlayamadıkları anlaşıldığından başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

(2) Anayasa’nın 19.

Maddesi Kapsamındaki Diğer İhlal İddiaları

130. Açıkça dayanaktan yoksun olmayan ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden bulunmayan başvurunun bu

kısmının, kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Esas Yönünden

(1) İdari Gözetim Altında Tutulmanın

Anayasa'nın 19. Maddesinin İkinci Fıkrasına Aykırı Olduğuna İlişkin İddia

131. Başvurucular, aylarca hürriyetlerinden yoksun

bırakılmalarının kanuni bir dayanağı bulunmadığını, haklarındaki tedbirler

devam ederken 11/4/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6458 sayılı Kanun'a uygun

kararlar alınmadığını, kanuna aykırı bir şekilde tutulmaya devam edildiklerini,

idari gözetime ilişkin kararların otuz günlük periyotlar hâlinde uzatılması,

gerekçesinin yazılması, ilgilisine veya avukatına tebliğ edilmesi gerekirken bu

işlemlerin yapılmadığını, nezarethanelerde tutulmalarının hiçbir yasal dayanağı

olmadığını, 6458 sayılı Kanun'un 57. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları

ile 56. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki prosedürlerin yürütülmediğini,

anılan Kanun'un 57. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince "zaruret

değerlendirmesi" yapılmadığını, idari gözetim altına alındıktan sonra

uluslararası koruma talebinde bulunmaları nedeniyle 6458 sayılı Kanun'un 68.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkralarına göre başvuru tarihinden itibaren bir

ay içinde salıverilmeleri gerekmesine rağmen salıverilmediklerini, bu

nedenlerle Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrasının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

132. Başvuru formunda ve Emniyet Genel Müdürlüğünün 21/3/2016

tarihli yazısında sunulan bilgiler çerçevesinde başvurucu I.S.nin

3/3/2014 tarihinden 10/5/2014 tarihine kadar Kumkapı GGM'de,

anılan tarihleri müteakiben 22/8/2014 tarihine kadar Adana KBM'de;

başvurucu K.S.nin 6/3/2014 tarihinden 14/5/2014

tarihine kadar Yalova Emniyet Müdürlüğü Nezarethanesinde, anılan tarihleri

müteakiben 22/8/2014 tarihine kadar Adana KBM'de;

başvurucu R.S.nin ise 19/2/2014 tarihinden 5/6/2014

tarihine kadar Kumkapı GGM'de,anılan tarihleri

müteakiben 22/8/2014 tarihine kadar Adana KBM'de

tutulduğu anlaşılmaktadır.

133. Başvurucuların GGM'de

tutulmalarının Anayasa'nın 19. maddesi anlamında bir hürriyetten yoksun kılma

niteliğinde olduğu konusunda tereddüt bulunmamaktadır (F.A. ve M.A., § 129).

134. Diğer yandan her ne kadar 6458 sayılı Kanun'un 95. maddesi

gereğince Adana KBM'nin GGM'lerden

farklı bir statüye sahip olduğu ve idari gözetim haricinde anılan Kanun'daki

anlamıyla "başvuru sahibi" veya "uluslararası koruma statüsü

sahibi" kimselerin barındırılmalarına tahsis edilmiş bir merkez olduğu

anlaşılmakta ise de yukarıda Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası yönünden

yapılan incelemedeki tespitler ve özellikle Emniyet Genel Müdürlüğünün

21/3/2016 tarihli yazısı ekinde sunulan bilgi ve belgeler çerçevesinde, bu

merkezde barınmakta olan özel kategoriye dahil yabancıların, Merkezin dışına

çıkmak bir yana Merkez yerleşkesi içinde dahi açık havaya izinsiz çıkamadıkları

anlaşılmaktadır. Bu şartlar altında Adana KBM'de

tutulan kişilerin durumlarının, Anayasa'nın 19. maddesi anlamında GGM'lerde tutulan kişilerden farklı olduğu sonucuna

ulaşılamadığından, bu kapsamdaki kişilerin anılan Merkezde tutulmaları ile

alakalı şikâyetlerinin Anayasa’nın 19. maddesinde güvenceler kapsamında

incelemesi mümkün görülmüştür.

135. Anayasa’nın “Kişi

hürriyeti ve güvenliği” kenar başlıklı 19. maddesinin birinci ve

ikinci fıkraları şöyledir:

“Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

Şekil ve şartları kanunda gösterilen:

… usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen

veya giren, ya da hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir

kişinin yakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse hürriyetinden

yoksun bırakılamaz.”

136. Anayasa’nın 19. maddesinin birinci fıkrasında herkesin kişi

özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak konulduktan sonra

ikinci ve üçüncü fıkralarında şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıyla

kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olarak

sayılmıştır. Dolayısıyla kişinin özgürlük ve güvenlik hakkının kısıtlanması

ancak Anayasa’nın anılan maddesi kapsamında belirlenen durumlardan herhangi

birinin varlığı hâlinde söz konusu olabilir (Ramazan

Aras, § 43).

137. İdari gözetim altına alma yetkisi Anayasa’nın 19. maddesi

ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 5. maddesi ile kabul edilmiş

istisnai bir yetkidir. Buna göre bir yabancının sınır dışı edilmesi veya geri

verilmesi kararının yürütülmesi sürecinde, şekil ve şartları kanunla gösterilen

usule uygun olarak yakalanması veya tutulması mümkündür (Rıda Boudraa, B. No: 2013/9673 ,

21/1/2015, § 73). Bu gibi durumlarda bir kişinin Anayasa'nın 19. maddesinde yer

verilen diğer tutma gerekçelerine ihtiyaç bulunmaksızın sadece bu işlemlerin

yürütülmesi sürecine dayanılarak idari gözetim tedbiri uygulanmasına karar

verilebilir. Ancak Anayasa’nın 19. maddesi uyarınca, sınır dışı etme veya iade

işlemleri “gerekli özen” (due diligence)

içerisinde yürütülmez ise artık kişi özgürlüğünden mahrumiyetin meşruiyetinden

söz edilemez (K.A., § 123).

138. İdari gözetim istisnai bir yol olduğu ve kişiyi

özgürlüğünden yoksun bırakma sonucunu doğurduğu için hukuka uygun olması ve

keyfî muamele teşkil etmemesi gerekmektedir. Bu tedbirin, demokratik hukuk

devletinin gerekli ve makul kıldığı ölçüde denetlenebilmesi, koşullarının genel

kabul görmüş standartlara uygun olması; küçültücü, aşağılayıcı ve insanlık dışı

muamele teşkil etmemesi, idari gözetim altında tutulanlara temel usul hakları

ve güvencelerin sağlanması gerekir. Anılan Anayasa ve Sözleşme hükümleri, esas

olarak kişinin özgürlüğünün kısıtlanması sonucunu doğuracak bazı hâllerde bu

sınırlamanın şekil ve şartlarının kanunla gösterilmesini isteyerek kişi

özgürlüğü açısından daha güvenceli bir hukuki durum ortaya koymayı

amaçlamaktadır (Rıda Boudraa, § 74).

139. Anayasa’nın 19. maddesinin gereklerini karşılamak adına

yapılacak yasal düzenlemenin; sınır dışı amacıyla tutma kararı verme işleminin

koşulları, süresi, sürenin uzatılması, ilgiliye bildirilmesi, idari gözetim

kararına karşı başvuru yolları, idari gözetim altına alınan kişinin avukata

erişimi, tercüman yardımından yararlanması gibi usul güvencelerini açık bir

şekilde ortaya koyması gerekmektedir. Aksi takdirde kişilerin maruz kaldığı

özgürlükten yoksunluğun keyfîliğe karşı yeterince

korunduğundan ve hukuki olduğundan söz edilemez (K.A., § 125).

(a) 6458 Sayılı Kanun

Öncesi Durum

140. Yukarıda belirtilen nitelikleri haiz yasal düzenleme olan

6458 sayılı Kanun, 11/4/2014 tarihinde yürürlüğe girmiş olup başvurucuların

anılan tarihe kadar tutuldukları dönem için (başvurucu I.S. açısından 3/3/2014,

başvurucu K.S. açısından 6/3/2014, başvurucu R.S. açısından ise 19/2/2014

tarihlerinden 11/4/2014 tarihine kadar) Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci

fıkrasında sayılan istisnalar arasında yer verilen, usulüne aykırı şekilde

ülkeye girmek isteyen veya giren ya da hakkında sınır dışı etme yahut geri

verme kararı verilen bir kişinin yakalanması veya tutuklanması uygulamasında

tutma kararı verme işleminin koşulları, süresi, sürenin uzatılması, ilgiliye

bildirilmesi, idari gözetim kararına karşı başvuru yolları, idari gözetim

altına alınan kişinin avukata erişimi, tercüman yardımından yararlanması gibi

usul güvencelerini açık bir şekilde ortaya koyan yasal bir düzenleme

bulunmamaktadır (F.A. ve M.A., §

136).

141. Açıklanan nedenlerle somut başvuruda 6458 sayılı Kanun

öncesi dönem bakımından Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci fıkrasının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

(b) 6458 Sayılı Kanun

Sonrası Durum

142. 6458 sayılı Kanun'da, hakkında sınır dışı etme kararı

alınanlardan "kaçma ve kaybolma riski

bulunan, Türkiye'ye giriş veya çıkış kurallarını ihlal eden, sahte ya da

asılsız belge kullanan, kabul edilebilir bir mazereti olmaksızın Türkiye'den

çıkmaları için tanınan sürede çıkmayan, kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu

sağlığı açısından tehdit oluşturanlar" hakkında valilik

tarafından idari gözetim kararı alınacağı, geri gönderme merkezlerindeki idari

gözetim süresinin altı ayı geçemeyeceği; idari gözetimin devamında zaruret olup

olmadığının, valilik tarafından her ay düzenli olarak değerlendirileceği, gerek

görüldüğünde değerlendirme için otuz günlük sürenin beklenilmeyeceği, idari

gözetimin devamında zaruret görülmeyen yabancılar için idari gözetimin derhâl

sonlandırılacağı; bu yabancılara, belli bir adreste ikamet etme, belirlenecek

şekil ve sürelerde bildirimde bulunma gibi idari yükümlülüklerin getirilebileceği;

idari gözetim kararının, idari gözetim süresinin uzatılması ve her ay düzenli

olarak yapılan değerlendirme sonuçlarının gerekçesiyle birlikte yabancıya veya

yasal temsilcisine ya da avukatına tebliğ edileceği; idari gözetim altına

alınan kişi veya yasal temsilcisi ya da avukatının idari gözetim kararına karşı

sulh ceza hâkimine başvurabileceği, sulh ceza hâkiminin incelemeyi beş gün

içinde sonuçlandıracağı, yeniden sulh ceza hâkimine başvurulabileceği kurala

bağlanmıştır (K.A., § 126).

143. Anılan Kanun'da öngörülen yasal düzenlemenin sınır dışı

işlemlerinin yürütülmesi kapsamında riayet edilecek ve ortaya çıkabilecek keyfîliklere engel olabilecek nitelikte bir usulü, açık bir

şekilde ortaya koyduğu görülmektedir. Kanun'da öngörülen bu usulün gerekli özen

içerisinde somut olayda yürütülüp yürütülmediğinin incelenmesi gerekmektedir (K.A., § 127).

144. Başvurucu R.S. hakkında, İstanbul Valiliğinin 27/2/2014

tarihli ve 47909374-52646 sayılı oluru ile 5683 sayılı Kanun'un 23. maddesi

gereğince "muhafaza altına alma" kararı verilmiştir. Diğer

başvurucular hakkında alınan kararlarla ilgili olarak bireysel başvuru dosyası

kapsamında herhangi bir bilgiye erişilememiştir. Bunun yanı sıra 6458 sayılı

Kanun'un yürürlüğe girdiği 11/4/2014 tarihinden sonra anılan Kanun'a göre

başvurucuların hukuki durumlarını saptayan ve tutulmaya devam edilmelerine

ilişkin yeni herhangi bir karar alındığına dair bir bilgiye de rastlanmamıştır.

145. Sınır dışı etme işleminin yürütülmesi sürecinde, bir kişi

hakkında idari gözetim altına alma tedbirinin uygulanabilmesi için mutlaka

ilgili kişinin suç işlemesinin veya kaçmasının önlenmesi gibi bir gerekçeye

ihtiyaç bulunmamaktadır. Bu çerçevede somut olaydaki gibi idarenin, bir sınır

dışı etme işleminin icrası sürecinde olması kaydıyla sahip olduğu bilgiler veya

ilgili kişi hakkında yürütülen yargısal soruşturmalara dayanarak kamu düzeni,

kamu güvenliği veya sağlığı açısından risk oluşturması veya kaçma riskinin

bulunması gibi gerekçelerle ilgili kişiler hakkında idari gözetim kararı

verebilmesi mümkündür. Ancak hukuka uygun olarak verilmiş bir idari gözetim

kararının, idareye sınırsız bir şekilde bu tedbiri uygulamaya devam edebilmesi

olanağı tanıdığı da söylenemez. İdari gözetim kararının uygulanması aşamasında

da bir kanuni düzenlemede açık bir şekilde ortaya konulmuş ve idari gözetim

tedbirinin "gerekli özen" kriterine uygun bir biçimde uygulanıp

uygulanmadığını denetlemeye imkân veren usule dair güvencelerin bu durumdaki

kişiler hakkında keyfîlikten uzak bir şekilde

işletilmesi zorunludur (K.A., §

130).

146. Somut olay 6458 sayılı Kanun'un 57. maddesinde idari

gözetim altına alma süreci için öngörülen usule dair güvenceler açısından

değerlendirildiğinde, başvuruculara hangi nedenle tutulduklarına ilişkin bir

bildirim yapılmadığı, idari gözetimin devamını gerektiren koşulların valilikler

tarafından aylık olarak incelenmediği, bu konuda bir değerlendirme yapılıp

yapılmadığı hususunun belirsiz olduğu, değerlendirme yapılmış ise bu konuda

başvurucuya veya vekiline bir bildirimde bulunulmadığı, R.S.nin

altı ay dört gün tutulması sonucunda idari gözetim kararında kanuni sınır

olarak öngörülen altı aylık sürenin aşıldığı ve bu sürenin hangi gerekçeyle

uzatıldığının da adı geçen başvurucuya bildirilmediği tespit edilmiştir.

147. Diğer yandan somut olayın, idari gözetim kararlarına karşı

öngörülen sulh ceza hâkimine başvuru yolu açısından da incelenmesi gerekir. Bu

kapsamda başvurucular içinde anılan yola sadece K.S.nin

başvurduğu tespit edilmiştir. Avukatı 11/6/2014 tarihli dilekçeyle Yalova

Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesine müracaatta bulunarak adı geçen başvurucunun

serbest bırakılmasını talep etmiştir. Yalova 3. Sulh Ceza Mahkemesinin

18/6/2014 tarihli ve 2014/242 Değişik İş sayılı kararı ile "itiraz

başvurusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmiştir.

Kararda başvurucu hakkındaki

idari gözetim kararının 14/5/2014 tarihi itibarıyla sonlandırıldığı, 15/5/2014

tarihinde mevcutlu olarak Adana KBM'ye sevkinin

sağlandığı ve idare mahkemesince hakkında verilecek karar süresince bu merkezde

barındırılacağının tespit edildiği, Yalova Emniyet Müdürlüğü tarafından

verilmiş olan idari gözetim kararının kaldırılmış olduğu, bu nedenle itirazın

konusuz kaldığı gerekçesine dayanılmıştır.

148. Gerçekten de 6458 sayılı Kanun'da sulh ceza hâkimi ancak

bir idari gözetim tedbirinin uygulanması söz konusu olduğunda denetim yetkisini

kullanabilmektedir. Bunun haricindeki durumlarda Kanun'da sulh ceza hâkimine

denetim yetkisi verilmemiştir. Bu doğrultuda başvuruya konu olayda, idari

gözetim altına alınmaması öngörülen kişilerin belirli bir yerde ikametlerinin

sağlanması için başvurulan tedbirlerin "gerekli özen" kriteri

çerçevesinde uygulanmaması, bir başka ifadeyle kanunda kişiyi hürriyetinden

yoksun bırakma gibi bir tedbir tarif edilmemesine rağmen uygulamada kişinin

belli bir mekâna fiilen hapsedilmesi ve işlemin farklı bir nitelemeye tabi

olması nedeniyle yargısal denetimin sağlanamaması, hürriyetten yoksun

kılınmanın hukukiliği bakımından sorun oluşturmuştur.

149. Yalova Sulh Ceza Mahkemesinin kararından sonra başvurucunun

avukatı bu defa Adana (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesine başvuruda bulunarak

başvurucunun salıverilmesini talep etmiştir. Anılan Mahkeme 27/6/2014 tarihli

ve 2014/1675 Değişik İş sayılı kararı ile başvurucunun talebi bakımından

yetkisiz olduğuna hükmetmiştir. Bu karara karşı itirazı inceleyen Adana 1. Sulh

Ceza Hâkimliğinin 31/7/2014 tarihli ve 2014/431 Değişik İş sayılı kararı ile

itirazın kabulüne ve 27/6/2014 tarihli kararın kaldırılarak başvurucunun

serbest bırakılmasına karar verilmiştir. Anılan kararın ilgili idari birimlere

iletilmesine rağmen başvurucu K.S. ancak 23/8/2014 tarihinde serbest

kalabilmiş, bir başka ifadeyle yaklaşık 23 gün boyunca serbest bırakılmasına

dair bir yargı kararı bulunmasına rağmen tutulmaya devam edilmiştir.

150. Sonuç itibarıyla sınır dışı etme sürecinde uygulanan idari

gözetim işleminin "gerekli özen" içinde yürütüldüğünden söz

edilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır. Diğer bir ifadeyle somut olayda kişi

özgürlüğünden mahrumiyetin keyfîliklere karşı

korunduğundan ve buna bağlı olarak "hukuki" olduğundan söz edilemez.

151. Açıklanan nedenlerle somut başvuruda 6458 sayılı Kanun

sonrası dönem bakımından da Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci fıkrasının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

(2) İdari Gözetim Altında

Tutulma Nedeninin Başvuruculara Usulüne Uygun Olarak Bildirilmeyerek

Anayasa'nın 19. maddesinin Dördüncü Fıkrasının İhlal Edildiği İddiası

152. Başvurucular, ilk gözetim altına alındıklarında tutma

nedenleri ve idari gözetim kararına itiraz haklarının bildirilmediğini, bu

nedenle Anayasa'nın 19. maddesinin dördüncü fıkrasının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

153. Anayasa’nın 19. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Yakalanan veya tutuklanan kişilere, yakalama

veya tutuklama sebepleri ve haklarındaki iddialar herhalde yazılı ve bununhemen mümkün olmaması halinde sözlü olarak derhal,

toplu suçlarda en geç hâkim huzuruna çıkarılıncaya kadar bildirilir.”

154. Anayasa’nın 19. maddesinin dördüncü fıkrasında, yakalanan

veya tutuklanan kişilere, yakalama veya tutuklama sebeplerinin ve haklarındaki

iddiaların her hâlde yazılı ve bunun hemen mümkün olmaması hâlinde sözlü olarak

“derhâl” bildirileceği kurala bağlanmıştır.

155. Kişinin yakalanmasına ve tutuklanmasına esas hukuki ve

maddi gerekçelerin teknik olmayan, basit ve kolaylıkla anlaşılır bir dilde

açıklanması; hürriyeti kısıtlanan kişinin, uygun gördüğü takdirde Anayasa’nın

19. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca kısa sürede durumu hakkında karar

verilmesine ve bu kısıtlamanın hukuka aykırılığı hâlinde hemen serbest

bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurabilmesine

imkân sağlayacaktır. Bu yönüyle Anayasa’nın 19. maddesinin dördüncü

fıkrasındaki bilgilendirilme hakkı, bu madde kapsamında sağlanan diğer

güvencelerin bir nevi taşıyıcısı mahiyetindedir. İletilen bilginin içerik

bakımından yeterli olup olmadığının ve bilgilendirmenin derhâl yapılıp

yapılmadığının her somut olayın özel koşullarına göre değerlendirilmesi gerekir

(K.A., § 138).

156. Dosya kapsamında görüşleri sorulan Adalet ve İçişleri

Bakanlıkları tarafından, başvurucu K.S.nin tutma

nedenleri veya hakkındaki iddialarla ilgili olarak bilgilendirildiğine dair

herhangi bir bilgi veya belge sunulmamıştır.

157. Öte yandan Emniyet Genel Müdürlüğünün 21/3/2016 tarihli

yazısı ekinde sunulan bilgilere göre başvurucu I.S. için 3/3/2014 ve başvurucu

R.S. için 20/2/2014 tarihlerinde düzenlenen formlarda "isnat edilen

suç" sütununda "giriş yasağı ihlal" veya "yurda giriş

yasağı" ibareleri yer almakta ise de başvurucuların idari gözetim altına

alındıkları gün veya bir gün sonra düzenlenen ve münhasıran başvurucuların

ülkelerinin yetkili temsilciliğine bilgi verilmesini isteme hakkı konusunda

bilgilendirilmesi ve bu hakkını kullanıp kullanmayacağının tespiti amacıyla

düzenlendiği açık olan bu belgelerdeki bilgilerin Anayasa'nın 19. maddesinin

dördüncü fıkrasına uygun olarak adları geçen başvurucuların tutma nedenleri ve

haklarındaki iddialar konusunda yapılmış bir bildirim olarak değerlendirilmesi

mümkün değildir. Kaldı ki idarenin anılan yazısı ekleri arasında tutma

nedenleri ve hakkında iddialara ilişkin herhangi bir bildirimin daha sonra

detaylı bir şekilde ve başvurucuların anlayabileceği bir dilde yazılı olarak

yapıldığına dair herhangi bir bilgi veya belgeye de rastlanmamıştır.

158. Bu çerçevede bireysel başvuru dosyası kapsamındaki bilgi ve

belgelerden başvuruculara, tutma sebepleri ve haklarındaki iddialar konusunda

Anayasa’nın 19. maddesinin dördüncü fıkrasına uygun bir bildirim yapıldığı

sonucuna ulaşılamamıştır.

159. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 19. maddesinin dördüncü

fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

(3) İdari Gözetim Altında

Tutulma İşlemine Karşı Başvurulabilecek Etkili Bir Yol Bulunmaması Nedeniyle

Anayasa'nın 19. maddesinin Sekizinci Fıkrasının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

160. Başvurucular idari gözetim altına alındıktan sonra

uluslararası koruma talebinde bulunmaları nedeniyle 6458 sayılı Kanun'un 68.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkralarına göre başvuru tarihinden itibaren bir

ay içinde salıverilmeleri gerekmesine rağmen salıverilmediklerini, aynı

maddenin (3) numaralı fıkrasına göre idari gözetimin gerekliliğinin bireysel

olarak değerlendirilmesi ve aynı Kanun'un 71. maddesinde belirtilen alternatif

tedbirlerin yeterli olmayacağı kanaatine varılması hâlinde idari gözetim kararı

verilebileceğini, ayrıca başvurucu K.S.nin Yalova ve

Adana Sulh Ceza Mahkemelerine yaptığı başvurular sonucunda, kanuna açıkça

aykırı durumlar gözetilmeksizin, etkili ve makul sürede bir yargısal denetim

yapılmaksızın "yetkisizlik kararları" verildiğini, itiraz üzerine

Adana Sulh Ceza Mahkemesinin yetkisizlik kararının 31/7/2014 tarihinde

kaldırıldığını ve serbest bırakılmasına karar verildiğini, buna rağmen adı

geçen başvurucunun 23/8/2014 tarihinde serbest bırakıldığını, bu nedenlerle

Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

161. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:

“Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti

kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu

kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak

amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir.”

162. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası, her ne

sebeple olursa olsun hürriyeti kısıtlanan kişiye, tutuklanmasının veya idari

gözetim altına alınmasının hukukiliği hakkında süratle karar verebilecek ve

tutuklanması veya tutulması hukuki değilse salıverilmesine hükmedebilecek bir

mahkemeye başvurma hakkı tanımaktadır. Anılan Anayasa hükmü esas olarak

tutukluluğun veya idari gözetim altına almanın hukukiliğine ilişkin itiraz

başvurusu üzerine bir mahkeme nezdinde tahliye taleplerinin veya idari gözetim

tedbirlerinin uygulanmasının devamına ilişkin kararların incelenmesi açısından

bir güvence oluşturmaktadır (F.A. ve M.A.,

§ 156).

163. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası, idari gözetim

kararıyla özgürlüğünden yoksun bırakılan kişiye, özgürlüğünden yoksun

bırakılmasının yasaya uygunluğunun özünü oluşturan usule ve esasa ilişkin

koşullar ile ilgili olarak yetkili bir yargı merciine başvurma hakkı

tanımaktadır. Hürriyeti kısıtlanan kişinin şikâyetleri ile ilgili olarak

yetkili yargı merciince yapılacak değerlendirmenin, adli nitelik taşıması ve

özgürlükten mahrum bırakılan kişilerin itirazları bakımından uygun olan

teminatları sağlaması gerekmektedir (Firas Aslan ve Hebat Aslan, B. No:

2012/1158, 21/11/2013, § 64).

164. Söz konusu yargısal denetim, yeri geldiğinde başvuruda

bulunan kişinin serbest bırakılmasını temin edebilmelidir. Bu şekilde öngörülen

hukuk yolunun, sadece teoride değil uygulamada da yeterince sonuç alınabilir

bir yol olması gerekir. Aksi hâlde söz konusu hükmün amaçları açısından gerekli

olan erişilebilirlik ve etkili olma özelliğinden söz edilemez (K.A., § 152; Abdolkhani ve Karimnia/Türkiye,

B. No: 30471/08, 22/9/2009, § 139).

(a) 6458 Sayılı Kanun

Öncesi Durum

165. 6458 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden önce idari gözetim

altında tutulmalarının Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci fıkrasına uygunluğunun

incelendiği bölümde ayrıntılı bir şekilde ortaya konulduğu üzere başvurucuların

anılan Kanun'un yürürlüğe girdiği 11/4/2014 tarihinden önce tutuldukları dönem

itibarıyla yürürlükte olan mevzuattaki boşluk, tutulan kişinin kısa sürede

karar verilmesini ve tutmanın kanuna aykırılığının tespiti hâlinde hemen

serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine

başvurulmasını da kapsamaktadır. Bir başka ifadeyle başvurucuların 6458 sayılı

Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce tutuldukları dönem itibarıyla yürürlükte

olan mevzuatta Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasındaki güvenceyi

sağlayan bir başvuru yolu öngörülmemiştir (F.A.

ve M.A., § 159).

166. Nitekim AİHM de Türk hukuk sisteminin başvurucu ile benzer

şekilde tutulan kişilere, tutulmalarının kanuna uygunluğu konusunda bir yargı

merciine başvurma hakkı tanıyan bir yol sunmadığı sonucuna ulaşmıştır (Abdolkhani ve Karimnia/Türkiye,

§ 142).

167. Açıklanan nedenlerle somut başvuruda 6458 sayılı Kanun

öncesi dönem bakımından Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

(b) 6458 Sayılı Kanun

Sonrası Durum

168. Başvurucu hakkında uygulanan idari gözetim altında tutma

işleminin Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrasına uygunluğunun incelendiği

bölümde 6458 sayılı Kanun, açık bir şekilde sınır dışı işlemlerinin yürütülmesi

kapsamında riayet edilecek ve ortaya çıkabilecek keyfîliklere

engel olabilecek nitelikte bir usulü öngörmüş olmakla birlikte bu başvuru

yolunun uygulamada, sınır dışı etme sürecinde uygulanan idari gözetim işleminin

"gerekli özen" içinde yürütülmesi açısından bir güvence oluşturacak

şekilde işlemediği ve somut olaydaki başvuru yollarının, başvurucuların

salıverilmesi sonucunu doğurabilecek gelişmelere ilişkin iddialarını etkili bir

şekilde inceleme kapasitesine sahip olmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Benzer

tespitler için bkz. K.A., § 153).

169. Öte yandan yukarıda başvurucunun, özgürlüğünden yoksun

bırakılmasının gerekçeleri hakkında usulüne uygun şekilde bilgilendirilmediğine

de karar verilmiştir (bkz. §§ 152-159). Başlı başına bu olgu da başvurucuların

Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca tutulma işlemine itiraz

etme hakkından yoksun kalmasına yol açacak niteliktedir (K.A., § 154). Başvurucular bu nedenle

zamanında durumları hakkında karar verilmesini ve haklarındaki kısıtlamanın

hukuka aykırı olduğunun anlaşılması hâlinde hemen serbest bırakılmayı isteme

imkânından da mahrum kalmışlardır.

170. Ayrıca Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucu K.S.nin

serbest bırakılmasına dair kararın ilgili idari birimlere iletilmesine rağmen

adı geçen başvurucu ancak 23/8/2014 tarihinde serbest bırakılmış, bir başka

ifadeyle anılan Hâkimliğin kararı yaklaşık 23 gün boyunca uygulanmamıştır.

171. Görüldüğü üzere 6458 sayılı Kanun'da öngörülen ve

başvurucuların hukuki durumlarında ortaya çıkan değişikliklere göre yeniden bir

değerlendirme yapılarak salıverilmelerine karar verebilmesi beklenen başvuru

yollarının somut olayda etkili bir şekilde işlemediği açıktır.

172. Açıklanan nedenlerle somut başvuruda 6458 sayılı Kanun

sonrası dönem bakımından da Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasının

ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

(4) Haksız Tutulmadan

Dolayı Tazminat Davası Açma İmkânı Bulunmamasının Anayasa'nın 19. Maddesinin

Dokuzuncu Fıkrasını İhlal Ettiğine İlişkin İddia

173. Başvurucular, tutma sürecindeki hukuka aykırılıklar

nedeniyle oluşan zararların tazmini için etkili bir mekanizma bulunmadığını bu

nedenlerle Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrasının ihlal edildiğini

ileri sürmüşlerdir.

174. Anayasa’nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrası şöyledir:

“Bu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulan

kişilerin uğradıkları zararlar, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre,

Devletçe ödenir.”

175. Görüldüğü üzere Anayasa’nın 19. maddesinin dokuzuncu

fıkrasında, her iki maddenin önceki fıkralarına aykırı olarak tutulan kişilerin

uğradıkları zararların devletçe tazmin edileceği hükme bağlanmıştır.

176. Anayasa’nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince,

aynı maddenin iki ila sekizinci fıkralarından herhangi birinin ihlali hâlinde

tazminat talep etme imkânı sağlayan bir mekanizma oluşturulması zorunludur.

Dolayısıyla, Anayasa’nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrasından önce gelen

fıkralarından bir veya daha fazlasının ihlal edildiği sonucuna ulaşılan

durumlarda, iç hukukta herhangi bir tazmin mekanizması bulunmaması, Anayasa’nın

19. maddesinin dokuzuncu fıkrasının da ihlali sonucunu doğuracaktır.

177. Somut başvuruda Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci, dördüncü

ve sekizinci fıkralarının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Buna karşılık

başvurucunun bireysel başvuruda bulunduğu tarih itibarıyla Türk hukuk

sisteminde, Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci fıkrasındaki “usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya

giren, ya da hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir

kişinin yakalanması veya tutuklanması” işlemleri nedeniyle oluşan

zararların tazminine yönelik özel bir mekanizma öngörülmemiştir (F.A. ve M.A., § 169).

178. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 19. maddesinin dokuzuncu

fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

d. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

179. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

180. Maruz kaldıkları hak ihlalleri nedeniyle maddi tazminat

olarak başvurucu I.S. 6.325,20 TL, K.S. 6.217,20 TL, R.S. ise 6.753,60 TL

ödenmesini talep etmiştir. Ayrıca tüm başvurucular uğradıkları manevi zararlara

karşılık ayrı ayrı 50.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır.

181. Başvurucular I.S., K.S. ve R.S. idari gözetim altında

tutulmaları işleminin yürütülmesi ve idari gözetim altında tutulma koşulları

sonucu Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının, Anayasa'nın 17. maddesinin

üçüncü fıkrası ile bağlantılı olarak 40. maddesinin ve Anayasa'nın 19.

maddesinin ikinci, dördüncü, sekizinci ve dokuzuncu fıkralarının ihlal

edildiğine karar verilmiştir.

182. Başvurunun özel koşulları dikkate alınarak yalnızca ihlal

tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvuruculara

ayrı ayrı net 10.000 TL manevi tazminat ödenmesi gerekir.

183. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucular tutuldukları dönemlere ilişkin

emsal asgari ücret hesap cetvelleri sunmuşlardır. Başvurucuların sunduğu bu

belgeler kendi somut zararlarının ispatı bakımından yeterli görülmemiştir.

Başvurucular, tespit edilen ihlaller nedeniyle maddi zarara uğradıklarını

ortaya koyan başka herhangi bir belge de sunmamışlardır. Bu nedenle

başvurucuların maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

184. Dosyadaki belgelerden tespit edilen, 1.800 TL vekâlet

ücretinden oluşan yargılama giderinin başvuruculara müştereken ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

185. Başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle başvurusu

reddedilen başvurucu Z.A. komisyon aşamasında adli yardım talebinin kabul

edilmesinden dolayı ödenmeyen 206,10 TL başvuru harcının tahsiline karar

verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucuların kimliklerinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

B. Başvurucu Z. A. yönünden

1. Başvurunun başvuru

hakkının kötüye kullanılması nedeniyle REDDİNE,

2. 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi gereğince 500 TL disiplin

para cezasının başvurucudan TAHSİLİNE,

3. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince komisyon aşamasında

adli yardım talebinin kabul edilmesi nedeniyle ödenmeyen 206,10 TL başvuru

harcının başvurucudan TAHSİLİNE,

C. Başvurucular I. S., K. S. ve R. S. yönünden;

1. Başvurucular I. S., K. S. ve R. S.'un

Anayasa’nın 17. maddesi ile bağlantılı olarak 40. maddesinin ihlal edildiğine

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Başvurucu K. S.'un tutulduğu Yalova

Emniyet Müdürlüğü Nezarethanesikoşullarının

Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasını ihlal ettiğine ilişkin iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Başvurucular I.S. ve R. S.'un

tutuldukları Kumkapı Geri Gönderme Merkezi ile Adana Kabul ve Barınma

Merkezinin, başvurucu K. S.'un tutulduğu Adana Kabul

ve Barınma Merkezinin koşullarının Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasını

ihlal ettiğine ilişkin iddiaların KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

4. Anayasa’nın 19. maddesinin beşinci fıkrasının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Anayasa’nın 19. maddesi kapsamındaki diğer ihlal iddialarının

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

D. Başvurucular I. S., K. S. ve R. S. yönünden;

1. Anayasa’nın 17. maddesi ile bağlantılı olarak Anayasa’nın 40.

maddesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

2. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

3. Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci, dördüncü, sekizinci ve

dokuzuncu fıkralarının İHLAL EDİLDİĞİNE,

E. Başvurucular I. S., K. S. ve R. S.'a

ayrı ayrı net 10.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer

taleplerin REDDİNE,

F. 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin

başvurucular I. S., K. S. ve R. S.'a MÜŞTEREKEN

ÖDENMESİNE,

G. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın birer örneğinin Adalet ve İçişleri Bakanlıklarına

GÖNDERİLMESİNE 22/9/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Hüseyin

MECEK

Başvurucular : 1. I. S. 2. K. S. 3. R. S. 4. Z. A. Vekili : Av. Abdulhalim YILMAZ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/15824, 22 Eylül 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. Tutma Koşulları
  8. C. İlgili Hukuk
  9. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucuların
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Kamuya açık belgelerde başvurucuların kimliklerinin gizli
  13. B. Başvurucu Z. A. yönünden
  14. F. 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin
  15. G. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  16. H. Kararın birer örneğinin Adalet ve İçişleri Bakanlıklarına
  17. Yıldırım
  18. Özgüldür
  19. Topal
  20. M. Emin KUZ
  21. Mecek
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/15824
Tarih
22 Eylül 2016

İlgili Kararlar

  • Bülent Barmaksız Başvurusu (B. No: 2014/9771)
  • İlknur Polat Başvurusu (B. No: 2014/816)
  • Erkam Abdurrahman Ak Başvurusu (B. No: 2014/8515)
  • Meltem Keleş Başvurusu (B. No: 2014/4793)
  • Mehmet Elarslan Başvurusu (B. No: 2014/1371)
  • Murat Günaylı Başvurusu (B. No: 2014/18344)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.