İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ercan Altınok Başvurusu (B. No: 2014/10800)

1. Başvurucu, aynı suçlamalara

Başvuru No2014/10800Tarih25 Mart 2015Okuma10 dk · 2.003 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ercan Altınok Başvurusu

Karar tarihi
25 Mart 2015
Başvuru Numarası
2014/10800
R.G. Tarih- Sayı
17/6/2015-29389
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.003 kelime·10 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, aynı suçlamalara

ilişkin daha önce verilmiş beraat kararları bulunmasına rağmen, dolandırıcılık

suçundan cezalandırılmasının adil yargılanma hakkına, suç ve cezaların

kanuniliği ile aynı suçtan iki kez yargılanmama ilkelerine aykırı olduğunu

ileri sürmüş, infazın tedbiren durdurulmasını ve

manevi tazminat ile yargılama giderlerine hükmedilmesini talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 3/7/2014 tarihinde

Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci

Komisyonunca, 20/10/2014 tarihinde başvurunun karara bağlanması için Bölüm

tarafından ilke kararı alınması gerekli görüldüğünden, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 33. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca,

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu olaylar zamanında,

Ankara Barosuna bağlı olarak avukatlık yapmakta olup, bir dönem International Forex Ltd. Şti.’nin hukuk

müşavirliğini yapmıştır.

6. Sincan 1. Ağır Ceza

Mahkemesi tarafından 25/12/2009 tarihinde, başvurucu hakkında görevi kötüye

kullanma suçundan soruşturma açılmasına karar verilmiştir. Başvurucu, müvekkili

müteveffa Ay.K.’nin alacaklı olduğu Ah.K.’yle aynı ismi taşıyan ve yurt dışında yaşayan bir kişi

aleyhine icra takibi başlatmak ve böylelikle anılan kişinin bankadaki

hesabından haksız şekilde para kesilmesine neden olmakla suçlanmıştır.

7. Ankara 7. Ağır Ceza

Mahkemesindeki yargılama sırasında, başvurucu, Ah.K.’nin

borçlu kişi olduğundan emin olduğunu belirtmiştir. Mahkeme, başvurucunun ismini

verdiği bir kişiyi tanık olarak dinlemiş, ancak konuyla ilgisinin

bulunmadığının anlaşılması üzerine, başvurucudan kastettiği kişinin bilgilerini

vermesini talep etmiştir. Başvurucunun, bu konuda gerekli bilgileri Mahkemeye

iletmediği anlaşılmaktadır. Başvurucu ayrıca, müteveffa müvekkiline gelen

ödemelerin bir Hollanda Bankasının İstanbul’daki şubesinden istenebileceğini

beyan etmiştir. Yapılan araştırma sonucunda anılan Bankanın böyle bir şubesinin

bulunmadığı tespit edilmiştir. Mahkeme, suçlamaya konu icra dosyalarını

incelemiş ve gerekli belgeleri dosyaya getirtmiştir.

8. Ankara 7. Ağır Ceza

Mahkemesi, 21/4/2011 tarih ve E.2010/56, K.2011/100 sayılı kararı ile görevi

kötüye kullanma suçunun unsurlarının gerçekleşmediğine hükmetmiştir. Mahkeme

diğer yandan, başvurucuyu nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk

Ceza Kanunu’nun 158. maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi uyarınca sonuç

itibarıyla 3 yıl 1 ay 15 gün hapse ve adli para cezasına mahkûm etmiştir. Ağır

Ceza Mahkemesi, başvurucunun öldüğünü bildiği müvekkili adına, borçlu olmayan Ah.K. hakkında iki adet icra takibi başlattığı, kendisinin

ve temsil ettiği şirketin Ankara’da büro olarak kullandığı yeri veya

Ankara’daki başka bir yeri borçlu adresi olarak göstermek suretiyle takipleri

kesinleştirdiği, her iki takipteki alacaklı adresi olarak farklı yerlerin

gösterildiğini, beyanında belirttiği gibi bir banka şubesinin bulunmadığı,

dosyadaki bilgi ve belgeler ile başvurucunun savunmasının örtüşmediği, ölmüş

kişi adına icra takibi başlatıldığından, tahsil edilen paranın da başvurucunun

uhdesinde kaldığı ve paraların başkasına verildiğine dair bir savunma ya da

bilgi bulunmadığı sonucuna varmıştır.

9. Yargıtay 4. Ceza Dairesi,

4/6/2014 tarih ve E.2013/42188, K.2014/2028 sayılı ilamı ile İlk Derece

Mahkemesi kararını onamıştır.

10. Bireysel başvuru, 3/7/2014

tarihinde yapılmıştır.

Başvurucu Hakkındaki Diğer Suçlamalar

11. Müteveffa Ay.K.’nin eşinin, başvurucunun müteveffa adına üçüncü kişi G.G.’ye karşı icra takibi başlattığı, bu kişiden para

tahsil ettiği, böyle bir alacaklarının bulunmadığı yönündeki şikâyeti üzerine

başvurucu aleyhine görevi kötüye kullanma ve dolandırıcılık suçlarından dava

açılmıştır. Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi 25/5/2012 tarih ve E.2011/125,

K.2012/257 sayılı kararıyla görevi kötüye kullanma suçundan başvurucunun

cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkeme kararında, müvekkilin ölümü

halinde, vekilin ivedilikle mirasçıları haberdar etmesi gerektiği, davaya konu

takibin ise vekâlet veren kişinin ölümünden bir yıl sonra başlatıldığı ve

takibe gerekçe olan alacağa dair başvurucunun bir belge sunamadığı

belirtilmiştir. Dolandırıcılık suçu bakımından, üçüncü kişiye karşı yapılmış

bir hile unsurunun bulunmadığı ve bu kişinin itiraz yoluyla takibi

durdurabileceği gerekçeleriyle başvurucunun beraatına hükmedilmiştir.

Belirtilen kararın temyiz incelemesi devam etmektedir.

12. Başvurucu hakkında ayrıca,

bankada işlem görmeyen paralarının icra dosyasına yatırılmasını sağlamak için

üçüncü kişi E.O. aleyhine ve diğer bir müvekkilinin talimatı haricinde bir icra

takibi başlattığı iddiasıyla başka bir ceza davası açılmıştır. İstanbul 7. Ağır

Ceza Mahkemesi 4/12/2012 tarih ve E.2011/94, K.2012/301 sayılı kararıyla,

başvurucunun muvazaalı icra takibi başlattığına ve haksız menfaat edinmeye

çalıştığına dair kesin, yasal ve inandırıcı delil elde edilemediğini

belirterek, başvurucunun sahte özel belge tanzimi ve dolandırıcılık suçlarından

beraatine karar vermiştir. Bahse konu karar da henüz

kesinleşmemiştir.

13. Başvurucuya yönelik, haksız

yere icra takibi yapıp kesinleştirmek ve üçüncü kişilerin banka hesaplarındaki

bir miktar parayı tahsil etmek suçlamasıyla ayrı bir ceza soruşturması daha

bulunmaktadır. Bu soruşturmada, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü

tarafından kovuşturma yapılmasına gerek olmadığı kararının Bakan oluruna arz

edildiği anlaşılmakla birlikte, soruşturmanın akıbetine dair başkaca bir bilgi

sunulmamıştır.

B. İlgili

Hukuk

14. 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk

Ceza Kanunu'nun 158. ve 257. maddeleri.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

15. Mahkemenin 25/3/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 3/7/2014 tarih ve 2014/10800

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

16. Başvurucu, benzer olaylarda

dolandırıcılık veya göreve kötüye kullanma suçlarına ilişkin verilen beraat

kararlarının Mahkemelerce dikkate alınmadığını, bir kişinin aynı fiilden dolayı

hem masum hem mahkûm olamayacağını belirterek, adil yargılanma hakkı ile suç ve

cezaların kanuniliği, aynı suçtan dolayı iki kez yargılanmama haklarının ihlal

edildiğini iddia etmiştir. Başvurucu, Anayasa’nın 2., 15., 36., 38., 90., 138.

ve 142. maddelerine dayanarak, infazın tedbiren

durdurulmasını ve manevi tazminat ile yargılama giderlerine hükmedilmesini

talep etmiştir.

B. Değerlendirme

17. Anayasa Mahkemesi,

başvurucuların hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve olguların

hukuki tavsifini kendisi takdir

eder. Bu sebeple, başvurucunun iddiaları bir bütün olarak adil

yargılanma hakkıyla ilişkili görülmüş ve bu kapsamda incelenmiştir.

18. Anayasa'nın 148. maddesinin

(4) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

19. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un

48. maddesinin (2) numaralı fıkrasının ilgili kısımları şöyledir:

“Mahkeme, ... açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

20. 6216 sayılı Kanun'un 48.

maddesinin ikinci fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece

kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa'nın 148.

maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

21. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilik

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça

Anayasa Mahkemesince incelenemez (Bkz. B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

22. Başvurucu, benzer

konulardaki suçlamalarla ilgili beraat kararları dikkate alınmaksızın Ankara 7.

Ağır Ceza Mahkemesince mahkûm edildiğini ve cezasının Yargıtay tarafından onandığını

ileri sürmüştür.

23. Somut başvuruya konu

yargılama esnasında Mahkeme’nin gerekli tüm belgeleri topladığı ve başvurucuya

kendini savunabilmesi için yeterli imkânı sağladığı anlaşılmaktadır.

Başvurucunun, savunma haklarının kısıtlandığına yönelik herhangi bir iddiası da

bulunmamaktadır.

24. İlk Derece Mahkemesi,

başvurucunun savunmasına dayanak yaptığı bir tanığını dinlemiştir. Bu kişinin

hatalı olarak gösterildiğinin ve olaya ilişkin bir bilgisinin olmadığının

ortaya çıkmasının sonrasında ise Mahkemeye yeni bir bilgi sunulmamıştır.

Ayrıca, başvurucunun belirttiği gibi bir banka şubesinin mevcut olmadığı

görülmüştür (Bkz. § 7).

25. Başvurucu bu itibarla,

yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi

olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı

tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı

bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının

derece mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt

sunmadığı gibi Mahkemenin ve Yargıtayın kararında

bariz takdir hatası veya açık keyfilik oluşturan herhangi bir durum da tespit

edilememiştir.

26. Benzer konulardaki beraat

kararlarının değerlendirilmediği iddiasıyla ilgili olarak ise her şeyden önce

Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi ve İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin kararları

henüz kesinleşmemiştir ve başvurucu Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel

Müdürlüğünün yazısına konu soruşturmanın akıbetine ilişkin bir bilgi

sunmamıştır. Diğer yandan, belirtilen yargılamaların ve soruşturmanın

içeriklerinin somut olaya konu davadan farklı olduğu ve emsal teşkil

edemeyecekleri değerlendirilmiştir (Bkz. §§ 11-13).

27. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu,

Derece Mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfilik de

içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının "açıkça dayanaktan yoksun olması" nedeniyle kabul

edilemez bulunmasına karar verilmesi gerekir.

Celal

Mümtaz AKINCI bu görüşe katılmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

nedenlerle;

A. Başvurucunun, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

şikâyetinin “açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

Celal Mümtaz AKINCI’nın karşı oyu ve OY ÇOKLUĞUYLA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına, OY BİRLİĞİYLE,

25/3/2015

tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

Başvurucu,

aynı suçlamalara ilişkin daha önce verilmiş beraat kararları olmasına rağmen,

dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasının adil yargılanma hakkına, suç ve

cezaların kanuniliği ile aynı suçtan iki kez yargılanmama ilkelerine aykırı

olduğunu ileri sürmüş, infazın durdurulması ile manevi tazminat talep etmiştir.

Başvurucu

avukat olarak görev yapmaktadır. Bu görevi sırasında vefat etmiş müvekkilinin

vekaletnamesi ile ilamsız icra takipleri yapmıştır. Vefat etmiş müvekkilinin

vekaletnamesini kullanarak yaptığı icra takiplerinden dolayı icra dosyalarında

tahsilatlar yapılmış ve icra dosyası borçluları başvurucu avukat hakkında

şikayetlerde bulunmuşlardır.

İcra

dosyalarında borçlu görünenlerin şikayetleri üzerine 2008 yılında işlendiği

iddia olunan Görevi Kötüye Kullanma ve Dolandırıcılık suçlarından dolayı Ankara

3. Ağır Ceza Mahkemesinde açılan davada, başvurucunun (sanığın) müsnet dolandırıcılık suçundan beraatına, görevi kötüye

kullanma suçundan, 3600 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, İstanbul 7.

Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda ise dolandırıcılık ve sahte

özel evrak tanzimi suçlarından beraatına karar verilmiştir.

Başvuruya

konu Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda ise

avukatlığın serbest meslek olduğu vurgusu yapılarak icra dosyasında yapılan

tahsilat miktarınca sanık avukatın yarar sağladığı belirtilerek, “nitelikli

dolandırıcılık” suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 31.250 TL adli para cezası

ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Ankara’da

yapılan her iki yargılamada da suçlama, vefat etmiş müvekkil adına yapılan icra

takipleri sonucu “dolandırıcılık ve görevi

kötüye kullanma”dır.

Başvuruya konu Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi, “(sanık) borçla hiçbir ilgisi bulunmayan sadece borçlu ile ad

ve soyad benzerliği bulunup yurt dışında yaşayan

şikayetçinin hesabından toplam 22.304,74 TL nin

haksız kesilmesine sebebiyet vermiş (tir)... Dolandırıcılık suçunun

oluşabilmesi için failin bir kişiyi kandırabilecek nitelikli hileli hareketler

ile hataya düşürüp onun ve başkasının zararına kendisinin veya başkasının

yararına haksız çıkar sağlaması gerekmektedir…..icra takibi esnasında borçlu

adresi olarak kendi büro adresini göstermek suretiyle takibin kesinleşmesinin

sağlanması…tahsil edilen paranın sanığın uhdesinde kalması..” gerekçesiyle,

eylemin zincirleme olarak işlenmesini de göz önüne alarak, sonuç olarak

başvurucunun, 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 31.250 TL adli para cezası ile

cezalandırılmasına karar vermiştir.

Ankara

3. Ağır Ceza ve İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinde başvurucu (sanığa) isnat

edilen suçlar benzerdir. Bu her iki dosyada da sanığın “dolandırıcılık” suçlamalarından “şüphe

sanık lehinedir” karinesine göre beraatına karar verilmiştir. Ankara 7. Ağır

Ceza Mahkemesi ise özetle, icra dosyasındaki tebligat usulsüzlüğünü ve tahsil

olunan paranın sanık uhdesinde kalmasını dolandırıcılık unsuru olarak kabul

ederek hüküm kurmuştur. Mahkeme kararında, icra takibinde borçlu

görünen A.K.’nın asıl borçlu olmadığı ve isim

benzerliği bulunduğu kabul edildiğine göre mağdurun “hileli hareketler ile hataya düşürülmesi” olgusu

gerekçesi yerine oturmamaktadır. A.K. icra dosyasının borçlusu değilse ortada

isim benzerliğinden kaynaklanan bir yanlışlık varsa, hataen

gerçek borçlu dışında birisinden para tahsil edilmişse bunun istirdadı

mümkündür. Bu yüzden kast unsurunun bulunmaması nedeniyle, dolandırıcılık

suçunun oluşması açısından ortada vahim bir şüphe var demektir.

Öte

yandan, sanığın vefat etmiş müvekkili adına yaptığı icra takibinde, tahsil

olunan paranın sanık uhdesinde bulunması, paranın tamamını sanığın zimmetine

geçirmiş olduğu, gerekçesinin yeterli olmadığı ve mahkemenin bu yöndeki

kabulünde isabet bulunmadığı kanısındayım. Çünkü, isim benzerliğinden

kaynaklanan bir hata olmadan para gerçek borçludan tahsil edilmiş olsaydı dahi,

hukuken dosyadaki asıl alacak ve faizleri ölen müvekkilin mirasçılarına ait

olacaktı. Mirasçılar, sanık avukattan bu parayı her zaman geri isteme hakkını

haizdir. Avukat, müteveffa müvekkili adına tahsil ettiği parayı makul olmayan

bir süre zimmetinde tutmuş ise bu durum mirasçıların şikayeti

halinde, kamu görevi yapan avukat açısından “görevi kötüye kullanma suçu”

oluşturur. Yargıtay’ın yerleşik kararları da bu yöndedir.

Açıklanan nedenlerle, Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesince

yapılan yargılamada, şüphe sanık lehinedir kuralına dolayısıyla masumiyet

karinesine uygun davranılmadığı, “dolandırıcılık” suçunun oluşup oluşmadığı

yönünden gerekçenin yeterli olmadığı; sonuç olarak kararda bariz taktir hatası

bulunduğu kanaatinde olduğumdan, başvurunun “adil yargılanma” ilkesine

aykırılıktan dolayı kabul edilebilir olduğunu düşündüğümden çoğunluk görüşüne

katılmadım. Başkan : Alparslan ALTAN Üyeler : Osman Alifeyyaz PAKSÜT Recep KÖMÜRCÜ Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Raportör : Okan TAŞDELEN Başvurucu : Ercan ALTINOK Vekili : Av. Hüseyin Gültekin DURGUN Üye Celal Mümtaz AKINCI

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/10800, 25 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvurucunun, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  16. Karşı Oy
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/10800
Tarih
25 Mart 2015

İlgili Kararlar

  • Ferhat Tunç Başvurusu (B. No: 2014/6762)
  • Hasan Baki Gülcan Başvurusu (B. No: 2013/760)
  • Mehmet Turan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/3495)
  • Doğan Yıldırım Başvurusu (B. No: 2013/9831)
  • Arif Durak Başvurusu (B. No: 2013/7597)
  • Veli Nazman ve Hıdır Nazman Başvurusu (B. No: 2013/7089)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.