İçeriğe geç
AC
İkinci Bölüm Başvuru No: 2014/15465 Tarih:

Ercan Boykız Başvurusu (B. No: 2014/15465)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

ERCAN BOYKIZ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/15465)

Karar Tarihi: 22/6/2015

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, "göçmen

kaçakçılığı" suçunu işlediği iddiasıyla yargılandığı davanın

halen devam ettiğini ve makul

sürede yargılama yapılmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüş ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 16/9/2014 tarihinde İstanbul 18. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede

başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 25/11/2014 tarihinde,

başvurunun, makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddiası yönünden kabul

edilebilir olduğuna ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına,

dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 20/2/2015 tarihinde, esas

incelemesinin yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği,

görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 10/3/2015

tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda

sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle

şöyledir:

7. Başvurucu, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen

soruşturma kapsamında 10/4/2008 tarihinde gözaltına alınarak, Silivri 2. Sulh

Ceza Mahkemesinin 11/4/2008 tarih ve 2008/66 Sorgu sayılı kararı ile

tutuklanmıştır.

8. Başvurucu ve diğer şüpheli hakkında, Silivri Cumhuriyet

Başsavcılığının 24/4/2008 tarih ve E.2008/819 sayılı iddianamesi ile "göçmen kaçakçılığı" suçunu

işledikleri iddiasıyla kamu davası açılmıştır.

9. Başvurucu, Silivri 2. Asliye Ceza Mahkemesince 2008

yılında tahliye edilmiştir.

10. Yargılamaya, Silivri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin

E.2008/297 sayılı dava dosyasında devam edilmektedir.

11. Başvurucu, 16/9/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

12. 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 79.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

13. Mahkemenin 22/6/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 16/9/2014 tarih ve 2014/15465 numaralı bireysel başvurusu

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

14. Başvurucu, "göçmen

kaçakçılığı" suçundan yürütülen soruşturma kapsamında 11/4/2008

tarihinde tutuklandığını ve aynı yıl serbest bırakıldığını, hakkında açılan

kamu davasının halen devam ettiğini ve makul sürede yargılama yapılmadığını

belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Esas Yönünden

15. Başvurucu, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca hakkında

açılan kamu davasının halen devam ettiğini ve makul sürede yargılama

yapılmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

16. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)

ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049,

26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)

kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan

alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma

hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca

inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM

içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lâfzî içeriğinde yer alan

ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve

haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun

dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen

ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca

davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının

görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nın

bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkının

değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

17. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

18. Anayasa’nın 36. ve Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca

kişilere, cezai alanda yöneltilen suçlamaların da (suç isnadı) makul sürede

karara bağlanmasını isteme hakkı tanınmıştır. İsnat olunan fiil, ceza

kanunlarında suç olarak nitelendirilmiş ve yargılama aşamasında ceza hukukunun

kuralları uygulanmış ise ayrıca bir uygulanabilirlik incelemesi yapılmaksızın

kendiliğinden adil yargılanma hakkının kapsamına girer (B. No: 2013/625,

9/1/2014, § 31). Başvuru konusu olayda, başvurucu hakkında, "göçmen kaçakçılığı" suçunu

işlediği iddiasıyla soruşturma

başlatılmıştır. Başvurucu hakkında isnat olunan suç, 5237 sayılı Kanun’un 79.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde hapis ve adli para cezasını

gerektirir şekilde tanımlanmıştır. Bu çerçevede başvurucu hakkındaki suç

isnadına dayalı yargılamanın Anayasa’nın 36. maddesinin güvence kapsamına

girdiği konusunda kuşku bulunmamaktadır (B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 32).

19. Ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olup

olmadığı değerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediği

iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olarak

etkilendiği arama ve gözaltı gibi bir takım tedbirlerin uygulanması anı ya da

kamu davasının açıldığı tarihtir. Somut başvuru açısından bu tarih, Silivri

Cumhuriyet Başsavcılığınca başvurucunun gözaltına alındığı 10/4/2008 tarihidir.

Ceza yargılamasında sürenin sona erdiği tarih, suç isnadının nihai olarak

karara bağlandığı, yargılaması devam eden davalar yönünden ise Anayasa

Mahkemesinin makul süre şikâyetiyle ilgili kararını verdiği tarihtir (B. No:

2013/695, 9/1/2014, § 35).

20. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında 10/4/2008

tarihinde gözaltına alınarak, Silivri 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 11/4/2008

tarihli kararı ile tutuklanan başvurucu ile diğer şüpheli hakkında, Silivri

Cumhuriyet Başsavcılığının 24/4/2008 tarihli iddianamesi ile "göçmen kaçakçılığı" suçunu

işledikleri iddiasıyla kamu davası açıldığı tespit edilmiştir. Silivri 2. Asliye

Ceza Mahkemesinin E.2008/297 sayılı dosyasına kaydedilen davada, başvurucunun

2008 yılında tahliye edildiği, Mahkemece yapılan ilk duruşmada başvurucunun

savunmasının alındığı, bununla birlikte tüm duruşmaların diğer sanığın adresi

tespit edilemediği için ertelendiği ve yargılamanın halen devam ettiği

anlaşılmıştır.

21. 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun

öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul

sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu

yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği yönünde kararlar verilmiştir (B. No: 2012/625, 9/1/2014, §§ 23-41; B.

No: 2013/695, 9/1/2014, §§ 24-40).

22. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde, başvuruya konu

ceza davası; hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olayların karmaşıklığı,

delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibi kriterler

dikkate alındığında karmaşık olmaktan uzaktır. Başvurucunun tutum ve

davranışlarıyla ve usuli haklarını kullanırken

özensiz davranmasıyla yargılamanın uzamasına önemli ölçüde sebep olduğu da

söylenemez. Anılan davaya bütün olarak bakıldığında, somut başvuru açısından

farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu

yedi yıldır devam eden yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu

sonucuna varılmıştır.

23. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

2. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

24. Başvurucu, makul sürede

yargılama yapılmadığı için 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep

etmiştir.

25. 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

26. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin yedi yıldır devam eden yargılama süresi nazara alındığında,

yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle

giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 6.650,00 TL

manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

27. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

28. Başvuruya konu yargılamanın

yedi yıldır devam ettiği ve bu hususun makul sürede yargılanma hakkını ihlal

ettiği gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan bir yargılama

dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü zararın devam

etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırılmasını

teminen, kararın bir örneğinin ilgili Mahkemesine

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun;

1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya net 6.650,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun tazminata ilişkin diğer

taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

E. Kararın bir örneğinin Silivri 2. Asliye Ceza Mahkemesine

gönderilmesine,

22/6/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

Derya ATAKUL

Başvurucu

:

Ercan BOYKIZ

Vekili

:

Av. Kutsal HADİOĞLU

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/15465, 22 Haziran 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası