İçeriğe geç
AC
Birinci Bölüm Başvuru No: 2014/3261 Tarih:

Ercüment Nejad Eldem Başvurusu (B. No: 2014/3261)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

ERCÜMENT NEJAD ELDEM BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/3261)

Karar Tarihi: 19/4/2017

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, işçilik alacağı davasında, usul ve kanuna aykırı

karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının; esaslı iddiaların kararda

tartışılmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının; yargılamanın uzun sürmesi

nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 12/3/2014 tarihinde yapılmıştır.

3.Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4.Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu 5/3/1984-26/1/2010 tarihleri arasında A.. Çimento A.Ş. isimli işyerinde (İşveren) çalışmıştır.

8. İşveren şirketin büyük ortağının, hisselerini 30/12/2009

tarihinde Ordu Yardımlaşma Kurumuna (OYAK) devretmesi üzerine başvurucunun

çalıştığı ofis kapatılmış, bunun üzerine başvurucu emekli olmuştur.

9. Başvurucu, İşveren tarafından işten ayrılmak isteyenlere onaltı brüt maaş tutarı ek ödeme yapılacağının

duyurulduğunu, çalışanlarla birebir görüşme yapıldığını, işten ayrılanlara ya

da kendisi gibi emekliye ayrılanlara onaltı brüt maaş

tutarı ek ödeme yapıldığı hâlde kendisine ödeme yapılmadığını belirterek

17/2/2010 tarihinde ek ödeme alacağının tahsili istemiyle dava açmıştır.

10. Üsküdar 3. İş Mahkemesinin 11/4/2012 tarihli kararında

davacının, iş yerinde birleşme nedeni ile işe devam etmek istemeyen işçilere on

altı maaş tutarında ek ödeme yapıldığını kanıtladığı, davacı işçiye diğer

işçilere yapılan on altı maaş tutarındaki bu ek ödemenin ödenmemesinin işçiler

arasındaki eşit işlem borcuna aykırılık oluşturacağı, bunun yanında davacının

ek ödeme nedeniyle işten ayrılma talebini kabul ettiği de düşünüldüğünde

taraflar arasında bir ikale sözleşmesininde

yapıldığının görüldüğü, bu açıdan davalının davacıya ödememiş olduğu on altı

maaş tutarındaki ödemeyi yapması gerektiği belirtilerek davanın kısmen kabulüne

karar verilmiştir.

11. Bu arada Üsküdar Adliyesinin Hâkimler ve Savcılar Yüksek

Kurulu kararı ile kapatılması üzerine dosya İstanbul Anadolu 10. İş Mahkemesine

devredilmiştir.

12.Davalının temyizi üzerine karar, Yargıtay 22. Hukuk

Dairesinin 8/3/2013 tarihli kararında belirtilen "Muhasebe uzmanı ve şoför olan davacı şahitlerinin merkez ofisin

kapatılması sebebi ile iş sözleşmelerinin feshedildiğini ve onaltı

maaş tutarı ek ödeme aldıklarını beyan etmiştir. Mahkemecetaraflar

arasında örtülü olarak ikaleyapıldığı, ikaleye aykırı hareket edildiği gerekçesi ile davacının ek

ödeme alacağına hak kazandığı kabul edilmiş ise de dinlenen şahitler davacı ile

aynı konumda ve vasıfta değillerdir. Eşit davranma borcu tüm işçilerin hiçbir

farklılık gözetilmeksizin aynı duruma getirilmesini gerektirmeyip, eşit

durumdaki işçilerin farklı işleme tabi tutulmasını önlemeyi amaç edinmiştir.

Davacının iş sözleşmesi feshedilmemiş, emekli olmuştur. Davacı görev ve iş

sözleşmesinin sona ermesi yönünden şahitler ile eşit durumda değildir. Dosya

kapsamındaki bilgi ve belgelere göre taraflar arasında gerçekleştiği belirtilen

anlaşma kapsamında ek ödeme yapılacağına ilişkin bir yükümlülük

öngörülmediğinden talebin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalı olup

bozmayı gerektirmiştir." gerekçe ile bozulmuştur.

13. Bozma ilamına uyan Mahkeme 20/6/2013 tarihli kararında,

Yargıtay ilamında belirtilen gerekçeleri benimseyerek davanın reddine karar

vermiştir.

14. Başvurucunun temyizi üzerine karar, Yargıtay 9. Hukuk

Dairesinin 3/12/2013 tarihli kararı ile onanmıştır.

15. Onama kararı 3/3/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,

12/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

IV.İNCELEME VE GEREKÇE

16. Mahkemenin 19/4/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

17. Başvurucu, Mahkemenin ret kararında Yargıtayın

bozma gerekçelerinin tekrarlandığını, kararın hukuka uygun olduğunun

belirtilmesi ile yetinildiğini, bozma ilamına uyulma nedeni ile önceki kabul

kararından hangi nedenle dönüldüğünün açıklanmadığını, ayrıca yargılamanın

esasına etki edecek iddiaların cevaplandırılmadığını belirterek gerekçeli karar

hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

18. Anayasa’nın 36. ve 141. maddeleri uyarınca her türlü mahkeme

kararının gerekçeli olması gerekir. Ancak bu hak, yargılamada ileri sürülen tüm

iddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Bu

nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre

değişebilir (Mehmet Yavuz, B. No:

2013/2995, 20/2/2014, § 51). Kanun yolu incelemesi yapan merciin, yargılamayı

yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya

atıfla kararına yansıtması yeterlidir (Yasemin

Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 57).

19. Somut olayda, Mahkemenin davanın davanın

kısmen kabulüne yönelik verdiği karar Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 8/3/2013

tarihli kararında ayrıntılı değerlendirme yapılmak suretiyle bozulmuş,

Mahkemece bozma ilamında belirtilen gerekçebenimsenerek

davanın reddine karar verilmiştir. Yargılamanın bütünü gözönüne

alındığında, taraflarca dosyaya sunulan ve toplanan deliller değerlendirilmek

suretiyle davanın sonucuna etki edebilecek tüm iddia ve savunmaların Mahkeme ve

Yargıtay kararlarında tartışıldığı, bu açıdan gerekçeli karar hakkına yönelik

bir ihlalin bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

20. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Yargılamanın Sonucunun Adil Olmadığına

İlişkin İddia

21. Başvurucu, Yargıtayın bozma

kararının ardından dosyaya sunduğu deliller ve bir önceki kabul kararına

dayanak vakıaların bozmadan sonra incelenmediğini, işverenin kendisi ile aynı

durumda olan işçilere göre ayrımcı davrandığının sabit olduğunu, Mahkeme ve Yargıtayın işverenin eşit davranma yükümlülüğünü hatalı bir

biçimde tartıştığını, delillerinin dikkate alınmadığını belirterek adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

22. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

açık bir keyfilik içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun

yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular açıkça keyfîlik

bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez (Necati

Gündüz, Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

23. Başvurucunun ihlal iddialarının, yukarıda belirtilen içtihat

kapsamında kanun yolu şikâyeti niteliğindedir. Somut olayda Mahkeme, başvurucu

ve davalı tarafın iddia ve savunmalarını incelemiş, ilgili Kanun hükümlerini

somut olay çerçevesinde değerlendirmek suretiyle davanın reddine karar

vermiştir. Mahkemenin gerekçesi ve başvurucunun iddiaları incelendiğinde,

iddiaların özünün Derece Mahkemeleri tarafından hukuk kurallarının ve

delillerin değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas

itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

24. Bunun yanında başvurucu, işyerinden emekli olarak ayrılan

diğer işçilere ek ödeme yapıldığını, buna ilişkin delillerini dava dosyasına

sunduğunu, bu delillerin Mahkeme tarafından dikkate alınmadığını iddia etmiş

ise de başvuru formundabu konuda herhangi bir bilgi

ya da belge sunulmadığı, soyut nitelikte ileri sürülen bu iddiaların da

yargılamanın sonucuna yönelik iddialar kapsamında değerlendirilmesi gerektiği

anlaşılmıştır.

25. Açıklanan nedenle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekmektedir.

C. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

26.Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

27. Medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin olan iş mahkemeleri

nezdinde açılan davalarda yargılama süresi tespit edilirken sürenin başlangıç

tarihi olarak uyuşmazlığı karara bağlayacak davanın açıldığı tarih; sürenin

sona erdiği tarih olarak yargılamanın sona erdiği (Nesrin Kılıç, B. No: 2013/772, 7/11/2013, § 69), yargılaması

devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas

alınır (Mehmet Salih Ayyıldız, B.

No: 2012/397, 17/11/2014, § 25).

28. İş mahkemeleri nezdinde görülen davalarda yargılama

süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve

kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki

tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin

niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Nesrin

Kılıç, § 58).

29. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda Üsküdar 3. İş Mahkemesinde

(İstanbul Anadolu 10. İş Mahkemesi) 17/2/2010 tarihinde açılan işçilik alacağı

davasında, Mahkemenin 11/4/2012 tarihinde davayı kısmen kabul ettiği, temyiz

üzerine Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 8/3/2013 tarihli kararıyla hükmün

bozulduğu, bozma ilamına uyan Mahkemece 20/6/2013 tarihinde davanın

reddedildiği ve kararın Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 3/12/2013 tarihli kararıyla

onandığı anlaşılmıştır. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer

başvurularda verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda yaklaşık 3 yıl

10aylık yargılama süresinin makul olduğu sonucuna varmak gerekir.

30. Açıklanan gerekçeyle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları açısından incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

19/4/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Yakup MACİT

Başvurucu

:

Ercüment Nejad ELDEM

Vekili

:

Av. Murat

PATIR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/3261, 19 Nisan 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası