İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Erdoğan Duru Başvurusu (B. No: 2013/2607)

1. Başvurucu, aleyhine açılan

Başvuru No2013/2607Tarih18 Haziran 2014Okuma14 dk · 2.756 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Erdoğan Duru Başvurusu

Karar tarihi
18 Haziran 2014
Başvuru Numarası
2013/2607
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.756 kelime·14 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, aleyhine açılan

ceza davasının uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ve

kendisinin idari yargıda açtığı davalarda verilen kararlar ile ceza davasında

verilen mahkûmiyet kararı nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 4/4/2013

tarihinde Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden

yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci

Komisyonunca, 31/10/2013 tarihinde, kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 19/12/2013 tarihinde yapılan toplantıda kabul edilebilirlik

ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiş,

Adalet Bakanlığınca 10/1/2014 tarihli yazı ile görüş

sunulmuştur.

6. Adalet Bakanlığı görüşüne

karşı başvurucu, 11/2/2014 tarihinde cevap vermiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucunun 2000 ve 2001

yıllarında, zimmet ve evrakta sahtecilik suçlarını işlediği iddiasıyla Tekirdağ

Cumhuriyet Başsavcılığının 23/5/2001 tarihli

iddianamesi ile Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmış; dava

Mahkemenin 2001/243 Esas sırasına kaydedilmiştir.

9. Başvurucunun 2000 ve 2001

yıllarında, zimmet suçunu işlediği iddiasıyla Tekirdağ Cumhuriyet

Başsavcılığının 30/5/2001 tarihli iddianamesi ile

Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmış; dava Mahkemenin 2001/253

Esas sırasına kaydedilmiştir.

10. Başvurucunun 2001 yılında,

zimmet suçunu işlediği iddiasıyla Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığının 4/6/2001 tarihli iddianamesi ile Tekirdağ 1. Ağır Ceza

Mahkemesine kamu davası açılmış; dava Mahkemenin 2001/267 Esas sırasına

kaydedilmiştir.

11. Başvurucunun 2001 yılında,

zimmet suçunu işlediği iddiasıyla Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığının 25/5/2001 tarihli iddianamesi ile Tekirdağ 1. Ağır Ceza

Mahkemesine kamu davası açılmış; dava Mahkemenin 2001/246 Esas sırasına

kaydedilmiştir.

12. Tekirdağ 1. Ağır Ceza

Mahkemesi, 9/10/2001 tarihli kararı ile 2001/243 Esas,

2001/253 Esas ve 2001/267 Esas sayılı dava dosyalarının birleştirilmesine ve

yargılamanın 2001/243 Esas sayılı dava dosyası üzerinden yapılmasına karar

vermiştir.

13. Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesi,

23/10/2001 tarihli kararı ile 2001/243 Esas ve

2001/246 Esas sayılı dava dosyalarının birleştirilmesine ve yargılamanın

2001/243 Esas sayılı dava dosyası üzerinden yapılmasına karar vermiştir.

14. Tekirdağ 1. Ağır Ceza

Mahkemesinin 5/3/2003 tarihli kararı ile başvurucunun

11 yıl 8 ay hapis ve para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş; temyiz

üzerine Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 14/7/2005 tarihli ilamı ile ilk derece

mahkemesinin kararı bozulmuştur.

15. Bozma sonrası yapılan

yargılama sonucunda Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 30/12/2009

tarihli kararı ile başvurucunun görevi kötüye kullanmak suçundan kurulan hükmün

açıklanmasının geri bırakılmasına diğer suçlar yönünden zamanaşımı nedeniyle

kamu davalarının düşürülmesine karar verilmiştir.

16. Hükmün açıklanmasının geri

bırakılması kararına yapılan itirazın reddi üzerine bu hüküm yönünden karar 10/2/2010 tarihinde; zamanaşımı nedeniyle düşme kararları

yönünden hüküm Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 17/1/2013 tarihli onama kararı ile

kesinleşmiştir.

17. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 17/1/2013 tarihli onama kararı başvurucuya, 18/3/2013

tarihinde tebliğ edilmiştir.

18. Başvurucu, işlediği iddia

edilen suçlar nedeniyle İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 11/4/2001 tarihli kararı ile memuriyet görevinden

çıkartılmıştır.

19. Başvurucunun memuriyetten

çıkartılma işlemine karşı açtığı dava Edirne İdare Mahkemesinin 25/12/2002 tarihli kararı ile reddedilmiştir.

20. Temyiz üzerine, İlk Derece Mahkemesinin

kararı Danıştay 12. Dairesince onanmış, karar düzeltme istemi de aynı Daire

tarafından 24/3/2010 tarihinde reddedilmiş ve karar

kesinleşmiştir.

21. Davacı, hakkında açılan ceza

davalarının bir kısmının düştüğü bir kısmı hakkında da hükmün açıklanmasının

geri bırakılması kararı verildiğini ileri sürerek Edirne İdare Mahkemesinden

yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur.

22. Edirne İdare Mahkemesi 24/6/2010 tarihli kararı ile yargılamanın yenilenmesi

talebini reddetmiştir.

23. Temyiz üzerine İlk Derece

Mahkemesinin kararı, Danıştay 12. dairesinin 14/11/2012

tarihli kararı ile onanmış; karar başvurucuya 18/2/2013 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

B. İlgili

Hukuk

24. 26/9/2004 tarih ve 5237

sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 240., 43. ve 248.

maddeleri.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

25. Mahkemenin 18/6/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

4/4/2013 tarih ve 2013/2607 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

26. Başvurucu, aleyhine açılan

ceza davasının uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğini; devlet memurluğundan çıkartılmasına ilişkin olarak verilen karara

karşı idari yargıda açmış olduğu davada ihraç kararının keyfiliğinin dikkate alınmaması

sebebiyle ve ceza davasının kesinleşmesinden sonra idari yargıda yargılamanın

yenilenmesi talebinin kabul edilmemesi sebebiyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

27. Başvurucu devlet

memurluğundan çıkartılmasına ilişkin olarak verilen karara karşı idari yargıda

açmış olduğu davada ihraç kararının keyfiliğinin dikkate alınmaması sebebiyle

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

28. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1.

maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, 23/9/2012

tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel

başvuruları inceler.”

29. 15. Anılan Anayasa ve kanun

hükümleri uyarınca Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlangıcı 23/9/2012 tarihi olup, Mahkeme, ancak bu tarihten sonra

kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan bireysel başvuruları

inceleyebilecektir.

30. Anayasa Mahkemesinin zaman

bakımından yetkisi için kesin bir tarihin belirlenmesi ve Mahkemenin yetkisinin

geriye yürür şekilde uygulanmaması hukuk güvenliği ilkesinin bir gereğidir (B.

No: 2012/51, § 18, 25/12/2012).

31. Başvuru konusu olayda

başvurucu işlediği iddia edilen suçlar nedeniyle İçişleri Bakanlığı Yüksek

Disiplin Kurulunun 11/4/2001 tarihli kararı ile

memuriyet görevinden çıkartılmış, başvurucunun memuriyetten çıkartılma işlemine

karşı açtığı dava ise Edirne İdare Mahkemesinin 25/12/2002 tarihli kararı ile

reddedilmiştir. İlk derece mahkemesinin kararı Danıştay 12. Dairesince onanmış,

karar düzeltme istemi de aynı Daire tarafından 24/3/2010

tarihinde reddedilmiştir.

32. Davacı hakkında açılan ceza

davalarının bir kısmının düştüğü bir kısmı hakkında da hükmün açıklanmasının

geri bırakılması kararı verildiğini ileri sürerek Edirne İdare Mahkemesinden

yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur. Edirne İdare Mahkemesi 24/6/2010 tarihinde yargılamanın yenilenmesi talebini

reddetmiş ve temyiz üzerine Danıştay 12. Dairesinin 14/11/2012 tarihli kararı

ile onanmış; karar başvurucuya 18/2/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

33. İdare hukukunda kararların

kesinleşmesi bakımından tüketilmesi gereken son olağan kanun yolu kural olarak

karar düzeltmedir. Somut olayda olağan kanun yolu ilk derece mahkemesi

kararının Danıştay 12. Dairesince onanmasından sonra karar düzeltme isteminin

de aynı Daire tarafından 24/3/2010 tarihinde

reddedilmesi ile kesinleşmiştir. Başvurucu tarafından daha sonra yargılamanın

yenilenmesi talebinde bulunulmasının kararın kesinliğine bir etkisi

olmayacaktır.

34. Açıklanan nedenlerle,

başvuru konusu kararın 23/9/2012 tarihinden önce

kesinleşmiş olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “zaman bakımından yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

35. Başvurucu ayrıca Edirne

İdare Mahkemesinin yargılamanın yenilenmesi talebini reddetmesi sebebiyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

36. Adalet Bakanlığı,

başvurucunun bu şikâyetlerinin, mahkemelerce delillerin kabul edilmesi ve yorumlamasına

yönelik olduğunu belirtmiştir.

37. 6216 sayılı Kanun’un, “Bireysel başvuru usulü” kenar başlıklı 47.

maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel

başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği tarihten; başvuru yolu

öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması

gerekir. Haklı bir mazereti nedeniyle süresi içinde başvuramayanlar, mazeretin

kalktığı tarihten itibaren onbeş gün içinde ve

mazeretlerini belgeleyen delillerle birlikte başvurabilirler. Mahkeme, öncelikle

başvurucunun mazeretinin geçerli görülüp görülmediğini inceleyerek talebi kabul

veya reddeder.”

38. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün “Başvuru

süresi ve mazeret” kenar başlıklı 64. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği

ve buna ilişkin kararın kesinleştiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemişse

ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.”

39. Bireysel başvuruların, 6216

sayılı Kanun'un 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası ile İçtüzük'ün

64. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca, başvuru yollarının tüketildiği

tarihten, başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren

otuz gün içinde Anayasa Mahkemesine doğrudan veya diğer mahkemeler yahut yurt

dışı temsilcilikler vasıtasıyla yapılması gerekmektedir.

40. Bireysel başvurunun kabul

edilebilirlik koşullarından olan başvuru süresine riayet edilmesi şartı,

bireysel başvuru incelemesinin her aşamasında resen nazara alınması gereken bir

başvuru koşuludur (B. No: 2013/1582, 7/11/2013, § 19).

41. İdari yargıda tüketilmesi

gereken son başvuru yolu kural olarak karar düzeltmedir. Somut olayda başvurucu

karar düzeltme yoluna başvurmamış, başvuru yolları 14/11/2012

tarihinde Danıştay 12. Dairesinin, Edirne İdare Mahkemesinin kararını onaması

ile birlikte tüketilmiştir. Bu karar başvurucuya, 18/2/2013

tarihinde tebliğ edilmiştir. Dolayısıyla nihai kararı öğrenme tarihinin 18/2/2013, bireysel başvuru tarihinin de 4/4/2013 olduğu

gözetildiğinde bireysel başvuru için öngörülen 30 günlük sürenin geçtiği

anlaşılmaktadır.

42. Açıklanan nedenlerle,

başvuru yollarının tüketildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılmayan

bireysel başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin “süre aşımı”

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

43. Başvurucu, ayrıca toplam 15

ay tutuklu olarak yargılandığı ceza davasının yaklaşık 12 yıl sürmesi nedeniyle

makul sürede yargılanmadığı şikâyetinde bulunmuştur. Açıkça dayanaktan yoksun

olmayan ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden

de görülmeyen makul sürede yargılanma şikâyeti yönünden başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

44. Başvurucu, hakkındaki

yargılamanın makul süre içinde sonuçlanmadığından şikâyet etmiştir.

45. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası

hükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen

hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin

kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı

dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013,

§ 18)

46. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta

ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

47. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması”

kenar başlıklı 141. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Davaların en az

giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.”

48. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve

yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen

suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız

bir mahkeme tarafından davasının makul bir

süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme

hakkına sahiptir.”

49. Sözleşme metni ile AİHM

kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan

alt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil

yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36.

maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin

6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin

lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının

kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer

vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

50. Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle

ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul

sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerektiği açıktır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 39).

51. Makul sürede yargılanma

hakkının amacı, tarafların uzun süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz

kalacakları maddi ve manevi baskı ile sıkıntılardan korunması ile adaletin

gerektiği şekilde temini ve hukuka olan inancın muhafazası olup, hukuki

uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin gösterilmesi gereği de yargılama

faaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden, yargılama süresinin makul olup

olmadığının her bir başvuru açısından münferiden değerlendirilmesi gerekir (B.

No: 2012/673, 19/12/2013, § 27).

52. Yargılama süresinin makul

olup olmadığı incelenirken davanın karmaşıklığı, başvurucunun yargılama

süresince gösterdiği tavır ve davranışlar, kamu otoritelerinin ve özellikle de

yargılama makamlarının tutumları, davanın başvurucu açısından taşıdığı önem ve

söz konusu yargılama bir ceza yargılaması ise başvurucunun tutuklu olup olmadığı

gibi hususların dikkate alınması gerekir (B. No: 2012/13, 2/7/2013,

§ 41; aynı yönde AİHM kararı için bkz. Kudla/Polonya [BD], B. No: 30210/96, 26/10/2000, § 124).

53. Yargılamaya intikal eden

maddi vakıalar ve ispat araçlarından oluşan dava malzemesinin veya uygulanacak

hukuk kurallarının karmaşık olması, yargılama faaliyetinin süresi üzerinde

etkili olabilir. Bu nedenle her bir başvuru açısından sürenin

değerlendirilmesi, çoğu zaman hem niteliğe hem niceliğe ilişkin bir inceleme

yapılmasını gerektirir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §

42).

54. Yargılama faaliyetinin

süresine ilişkin değerlendirmede, ilgili makamların tutumunun da göz önünde bulundurulması

gerekir. Bu kapsamda sadece yargı makamları değil, Devletin kamu gücü kullanan

tüm organlarına atfedilebilir bir gecikme olup olmadığı incelenmelidir. Yetkili

makamlara atfedilecek gecikmeler, yargılamanın süratle sonuçlandırılması

hususunda gerekli özenin gösterilmemesinden kaynaklanabileceği gibi, yapısal

sorunlar ve organizasyon eksikliğinden de ileri gelebilir. Anayasa’nın 36.

maddesi, hukuk sisteminin, mahkemelerin davaları makul bir süre içinde karara

bağlama yükümlülüğü de dâhil olmak üzere adil yargılama koşullarını yerine

getirebilecek biçimde düzenlenmesini gerektirir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 44).

55. Yargılama faaliyetinin makul

sürede gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığın

türüne göre değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin saptanması gereklidir

(B. No: 2012/1198, 7/11/2013, § 43). Ceza

muhakemesinde yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken

sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar

tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı

gibi bir takım tedbirlerin uygulanması anıdır (Benzer yöndeki AİHM kararı için

bkz. Eckle/Almanya, B. No: 8130/78, 15/7/1982, §§ 73–75). Ceza yargılamasında sürenin sona

erdiği tarih, suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam

eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul süre şikâyetiyle ilgili

kararını verdiği tarihtir (B. No: 2013/695, 9/1/2014,

§ 32).

56. Somut olayda başvurucu

hakkında 2000 ve 2001 yıllarında, zimmet ve evrakta sahtecilik suçlarını

işlediği iddiasıyla Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığının 23/5/2001

tarihli iddianamesi ile Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası

açılmıştır. Daha sonra başvurucu hakkında benzer suçlardan dolayı 30/5/2001, 4/6/2001 ve 25/5/2001 tarihli iddianamelerle ceza

davaları açılmış ve başvurucu hakkındaki tüm davalar Tekirdağ 1. Ağır Ceza

Mahkemesinin, 9/10/2001 ve 23/10/2001 tarihli kararları ile Mahkemenin 2001/243

Esas sayılı dava dosyasında birleştirilmiştir. İlk derece mahkemesi 5/3/2003 tarihli kararı ile başvurucunun 11 yıl 8 ay hapis

ve para cezası ile cezalandırılmasına karar vermiş; temyiz üzerine Yargıtay 5.

Ceza Dairesinin 14/7/2005 tarihli ilamı ile ilk derece mahkemesinin kararı

bozulmuştur. Bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda Tekirdağ 1. Ağır Ceza

Mahkemesinin 30/12/2009 tarihli kararı ile

başvurucunun görevi kötüye kullanmak suçundan kurulan hükmün açıklanmasının

geri bırakılmasına, diğer suçlar yönünden zamanaşımı nedeniyle kamu davalarının

düşürülmesine karar verilmiştir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması

kararına yapılan itirazın reddi üzerine bu hüküm yönünden karar 10/2/2010 tarihinde kesinleşmiş; zamanaşımı nedeniyle düşme

kararları yönünden hüküm Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 17/1/2013 tarihli onama

kararı ile kesinleşmiştir.

57. Başvurucu hakkında ilk

davanın açıldığı 23/5/2001 tarihinden derece

mahkemesinin esas hakkındaki ilk kararını verdiği 5/3/2003 tarihine kadar

yaklaşık 1 yıl 10 aylık bir sürenin geçtiği görülmektedir. Esas hakkındaki ilk

kararın temyiz aşaması yaklaşık 2 yıl 2 ay sürmüştür. Yargıtay’ın usul

eksikliklerinden dolayı bozma kararı vermesi üzerine yeniden başlayan

yargılama, ilk derece mahkemesinin esas hakkındaki kararını verdiği 30/12/2009 tarihine kadar yaklaşık 4 yıl 5 ay sürmüştür. İlk

derece mahkemesi kararının katılan vekilince temyizi üzerine Yargıtayın 17/1/2013 tarihli onama

kararına kadar yaklaşık 3 yıl geçmiştir.

58. Dosyanın sürüncemede

bırakılmasında ve yargılamanın yaklaşık on iki yıl devam etmesinde tutuklu

olarak yargılanan başvurucuya veya müdafiine

yüklenebilecek bir kusur bulunmadığı anlaşılmaktadır. Yargılamanın

yürütülmesinde izlenen yöntem dikkate alındığında, 23/5/2001

tarihinde başvurucunun gözaltına alınmasıyla başlayıp 17/1/2013 tarihli

Yargıtay ilamı ile sonuçlanan davadaki yargılama süresi makul olarak

değerlendirilemez.

59. Açıklanan nedenlerle,

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanunun 50. Maddesi Yönünden

60. Başvurucu, 900.000 TL maddi

ve 600.000 TL manevi olmak üzere toplam 1.500.000 TL tazminat talep etmiştir.

61. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

62. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin yaklaşık on iki yıllık yargılama süresi nazara alındığında,

yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle

giderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında başvurucuya takdiren

11.650,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

63. Başvurucu tarafından maddi

tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia

edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurucunun maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

64. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 başvuru harcından oluşan

yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

nedenlerle;

A. Başvurucunun,

1. a) Edirne İdare Mahkemesinin 24/3/2010 tarihinde kesinleşen kararı ile Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

yönündeki iddiasının “zaman bakımından

yetkisizlik”,

b)

Edirne İdare Mahkemesinin yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair

kararı ile Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma

hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının “süre

aşımı”,

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya takdiren 11.650,00 TL

manevi tazminat ÖDENMESİNE,

C. Başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

D. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL başvuru harcından ibaret

yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

18/6/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan

ALTAN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman

Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

M.

Emin KUZ

Raportör

:

Yunus

HEPER

Başvurucu

:

Erdoğan

DURU

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/2607, 18 Haziran 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. B. Başvurucuya takdiren 11.650,00 TL
  16. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  17. Altan
  18. Özgüldür
  19. Kömürcü
  20. Heper
  21. Duru
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/2607
Tarih
18 Haziran 2014

İlgili Kararlar

  • Vedat Sunay Başvurusu (B. No: 2013/6816)
  • Hüseyin Yılmaz Başvurusu (B. No: 2013/7283)
  • Zeliha Taşkın ve Aysel Taşkın Başvurusu (B. No: 2013/8485)
  • Şerban Şahin Başvurusu (B. No: 2013/7223)
  • Demir Dinipak Başvurusu (B. No: 2013/7983)
  • Abdurrahman Özekinci ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/4507)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.