İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Zeliha Taşkın ve Aysel Taşkın Başvurusu (B. No: 2013/8485)

1. Başvurucular, 17/4/2002 tarihinde açtıkları tazminat

Başvuru No2013/8485Tarih18 Haziran 2014Okuma18 dk · 3.530 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Zeliha Taşkın Ve Aysel Taşkın Başvurusu

Karar tarihi
18 Haziran 2014
Başvuru Numarası
2013/8485
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.530 kelime·18 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucular, 17/4/2002 tarihinde açtıkları tazminat

davasında yargılamanın uzun sürdüğünü ve zararlarının tazmin edilmediğini

belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüşler ve tazminat talep etmişlerdir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 21/11/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine

doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 19/12/2013 tarihinde,

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. İkinci

Bölümün 7/1/2014 tarihli ara kararı gereğince, başvurunun kabul edilebilirlik

ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet

Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

I.5. Adalet Bakanlığının 6/2/2014

tarihli görüş yazısı başvuruculara tebliğ edilmiş olup, başvurucular vekili

27/2/2014 havale tarihli dilekçesinde, başvuru yollarının tüketildiğini

bildirmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucuların murisi, 5/1/2000 tarihinde meydana gelen

trafik kazası sonucu, tedavi amacıyla götürüldüğü hastanede vefat etmiştir.

8. a) Başvurucu Zeliha Taşkın’ın şikâyeti üzerine, tedaviyi

gerçekleştirdiği ileri sürülen İ.K. ve H.S. hakkında Mersin Cumhuriyet

Başsavcılığınca düzenlenen iddianame ile anılan kişilerin görevi ihmal suçundan

cezalandırılmaları talep edilmiştir.

b) Mersin 3. Asliye Ceza Mahkemesi, 21/3/2002 tarih ve

E.2000/889, K.2002/211 sayılı kararla; sanıkların 5237 sayılı Türk Ceza

Kanunu’nun 230. maddesi gereği 375,04 TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına

karar vermiştir.

c) Temyiz üzerine, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 11/2/2004

tarih ve E.2003/1064, K.2004/2055 sayılı ilamıyla; sanıkların fiillerinin

taksirle ölüme neden olma suçunu oluşturabileceği dikkate alınarak,

kusurlarının bulunup bulunmadığı ve kusur oranlarının tespiti amacıyla rapor

alındıktan sonra karar verilmesi gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur.

d) Mahkemece, 19/3/2008 tarih ve E.2004/740, K.2008/297

sayılı ilamla; zamanaşımı süresinin geçmesi nedeniyle sanıklar hakkındaki kamu

davasının ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir.

e) Temyiz üzerine, Mersin 3. Asliye Ceza Mahkemesinin

3/4/2008 tarihli ek kararı ile başvurucunun şikayetten

vazgeçmesi nedeniyle temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.

f) Temyiz talebinin reddine dair kararın temyizi üzerine,

Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 26/10/2010 tarih ve E.2008/19028, K.2010/17463

sayılı kararıyla hüküm onanmıştır.

9. a) Başvurucular 17/4/2002 tarihinde Mersin 2. Asliye

Hukuk Mahkemesinde İ.K. ve H.S. aleyhine açtıkları tazminat davasında, trafik

kazası sonucu müdahalede bulunan doktor ve hemşire olan davalıların kusurları

sonucu murislerinin vefat ettiği iddiasıyla 5.000,00 TL maddi, 6.000,00 TL

manevi tazminatın tahsilini talep etmişlerdir.

b) Mahkemece, 21/10/2003 tarih ve E.2002/438, K.2003/1300

sayılı kararla, davalıların kamu görevlisi oldukları ve kusurlu filleri sonucu

ortaya çıkan zararın tazmini amacıyla idare aleyhine dava açılabileceği

gerekçesiyle; husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.

c) Temyiz üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 4/10/2004

tarih ve E.2004/3105, K.2004/10952 sayılı ilamıyla; salt kişisel kusura

dayanılarak açılan davada işin esasının incelenmesi gerekirken, husumet

nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve hüküm

bozulmuştur.

d) Mahkemece bozma kararına uyularak yargılamaya devam

edilmiş, Adli Tıp Kurumu Genel Kurulunun raporunda, Doktor İ.K.’nın 4/8, hemşire H.S.’nin 2/8

oranında kusurlu olduğu bildirilmiştir.

e) Mahkemece, 15/7/2013 tarih ve E.2004/733, K.2013/411

sayılı ilamla; aktüerya hesap uzmanı bilirkişisinin

raporuna göre davalıların kusur oranları dikkate alınarak başvurucu Zeliha

Taşkın’ın 46.098,19 TL, başvurucu Aysel Taşkın’ın 23.049,09 TL destekten yoksun

kalma tazminatı talep edebileceği gerekçesiyle, başvurucuların talebiyle bağlı

kalınarak ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, başvurucular için

ayrı ayrı 2.500,00’er TL maddi, 3.000,00’er TL manevi tazminatın olay

tarihinden itibaren yasal faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmiştir.

f) Hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiş olup, temyiz

incelemesi devam etmektedir.

10. a) Başvurucular, Mahkemece hükmedilen 5.000,00 TL maddi

tazminat miktarını düşerek, bilirkişi raporunda belirtilen bakiye tazminat

miktarı 64.147,28 TL asıl alacak ile 233.245,17 TL faiz toplamı olarak

297.372,45 TL’nin tahsili amacıyla davalılar aleyhine 28/7/2013 tarihinde

Mersin 8. İcra Müdürlüğünde ilamsız icra takibi başlatmışlardır.

b) Davalıların takibe itiraz etmeleri üzerine, 20/8/2013

tarihinde Mersin 8. İcra Müdürlüğünce takibin durmasına karar verilmiştir.

c) İtiraz, başvurucular

tarafından 24/10/2013 tarihinde öğrenilmiştir.

d) Başvurucular itirazın kaldırılması

veya iptali davası açmamışlardır.

B. İlgili Hukuk

11. 12/1/2011 tarih ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul

ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir

biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”

12. 22/4/1926 tarih ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun

41. maddesi şöyledir:

“Gerek kasten gerek ihmal ve teseyyüp yahut tedbirsizlik ile

haksız bir surette diğer kimseye bir zarar ika eden şahıs, o zararın tazminine

mecburdur.

Ahlaka mugayir bir fiil ile başka bir kimsenin

zarara uğramasına bilerek sebebiyet veren şahıs, kezalik o zararı tazmine

mecburdur.”

13. 818 sayılı mülga Kanun'un

47. maddesi şöyledir:

“Hakim, hususi halleri nazara

alarak cismani zarara düçar olan kimseye yahut adam

öldüğü takdirde ölünün ailesine manevi zarar namiyle

adalete muvafık tazminat verilmesine karar verebilir.”

14. 9/6/1932 tarih ve 2004 sayılı

İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği

tarihinden itibaren bir sene içinde mah­kemeye baş­vurarak, genel hükümler

daire­sinde alacağının varlığını ispat su­retiyle itirazın ipta­lini dava

edebilir.”

15. 2004 sayılı Kanun’un 68.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar

veya noterlikçe tasdik edilen borç ikra­rını içeren bir senede yahut resmî

dairelerin veya yetkili makamların yetki­leri dahilinde ve usulüne göre

verdikleri bir makbuz veya belgeye müste­nitse, alacaklı itirazın kendisine teb­liği

tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Bu süre

içeri­sinde itirazın kaldırılması is­tenilmediği takdirde yeniden ilâmsız takip yapılamaz.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

16. Mahkemenin 18/6/2014

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucuların 21/11/2013 tarih ve

2013/8485 numaralı bireysel başvuruları incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

17. Başvurucular, murislerinin

trafik kazası sonucu yaralandığını, götürüldüğü Mersin Devlet Hastanesinde

yanlış tedavi uygulanması nedeniyle vefat ettiğini, 17/4/2002 tarihinde Mersin

2. Asliye Hukuk Mahkemesinde doktor ve hemşire hakkında açtıkları tazminat

davasının husumetten reddedildiğini, temyiz üzerine Yargıtay 4. Hukuk

Dairesince kararın bozulduğunu, Mahkemece bozma kararına uyulduğunu ve ceza

davasının sonucunun beklendiğini, aktüerya

bilirkişisinden tazminatın miktarına yönelik rapor alındığını, murislerinin

ölümü nedeniyle 46.098,19 TL ve 23.049,09 TL ayrı ayrı maddi zararları

olduğunun tespit edildiğini, yargılama uzun sürdüğü için zamanaşımı süresinin

geçmesi nedeniyle davanın ıslah edilemediğini ve ek dava açılamadığını,

Mahkemece de dava dilekçesi ile talep ettikleri 5.000 TL maddi ve 6.000 TL

manevi tazminatın tahsiline karar verildiğini, maddi tazminatın hüküm altına

alınan kısmı dışında kalan 64.147,28 TL’nin tahsili amacıyla ilamsız icra

takibi başlattıklarını, davalıların takibe itiraz etmeleri üzerine takibin

durduğunu, itirazın iptali davası açmak hukuken mümkün olmadığı için dava

açmadıklarını ve bu şekilde başvuru yollarının tüketildiğini, yargılamanın uzun

sürmesi nedeniyle alacaklarını tahsil edemediklerini belirterek, mülkiyet ve

adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

18. Başvuru dilekçesi ve ekleri

incelendiğinde başvurucuların, Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılan

yargılama sonunda tüm zararlarının tazminine karar verilmediğini, icra takibine

itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu ve yargılamanın makul sürede

tamamlanmadığını belirterek mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal

edildiğini ileri sürdükleri anlaşılmıştır. Dolayısıyla başvurucuların anılan

iddiaları mülkiyet hakkı ve makul sürede yargılanma hakkı açısından

değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Mülkiyet Hakkının İhlali İddiası Yönünden

19. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“…Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması şarttır.”

20. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve

Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal

için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel

başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

21. Anılan Anayasa ve Kanun

hükümleri uyarınca Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, “ikincil nitelikte bir kanun yolu” olup bu

yola başvurulmadan önce kural olarak olağan kanun yollarının tüketilmiş olması

şarttır.

22. Temel hak ve özgürlüklere

saygı, devletin tüm organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun

davranılmadığı takdirde, ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari

mercilere ve derece mahkemelerine başvurulmalıdır.

23. Bireysel başvurunun ikincil

niteliği gereği, başvurucunun, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği

iddialarını öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine usulüne

uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtları zamanında bu

mercilere sunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için

gerekli özeni göstermiş olması gerekir. Bu şekilde olağan denetim mekanizmaları

önünde ileri sürülüp takip edilmeyen temel hak ve özgürlüklerin ihlaline

ilişkin iddialar, Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuru konusu yapılamaz

(B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 19).

24. Bireysel

başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve genel mahkemeler önünde dayanılmayan iddialar Anayasa

Mahkemesi önünde şikâyet konusu edilemeyeceği gibi genel mahkemelere sunulmayan

yeni bilgi ve belgeler de Anayasa Mahkemesine sunulamaz (B. No:

2012/946, 26/3/2013, § 20).

25. Başvuru konusu olayda,

başvurucu, yanlış tedavi uygulanması sonucu murislerinin vefat ettiğini, Mersin

2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları davada yargılama uzun sürdüğü için

zamanaşımı süresinin geçmesi nedeniyle davanın ıslah edilemediğini ve ek dava

açılamadığını, Mahkemece de dava dilekçesi ile talep ettikleri 5.000 TL maddi

ve 6.000 TL manevi tazminatın tahsiline karar verildiğini, maddi tazminatın

hüküm altına alınan kısmı dışında kalan 64.147,28 TL’nin tahsili amacıyla

ilamsız icra takibi başlattıklarını, davalıların takibe itiraz etmeleri üzerine

takibin durduğunu, itirazın iptali davası açmak hukuken mümkün olmadığı için

dava açmadıklarını ve bu şekilde başvuru yollarının tüketildiğini belirterek,

mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

26. Başvurucular, Mersin 2.

Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları davada toplam 5.000,00 TL maddi, 6.000,00

TL manevi tazminat talep etmişlerdir. Yargılama sırasında ıslah talebinde

bulunmamışlardır. Mahkemece 15/7/2013 tarihinde, başvurucuların talepleri ile

bağlı kalınarak ve fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 5000,00 TL maddi ve

6.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmiştir. Karar

davalılar tarafından temyiz edilmiş olup, başvurucular temyiz talebinde

bulunmamışlardır.

27. Başvurucular bu şekilde, Anayasa

Mahkemesi önünde ileri sürdükleri ihlal iddialarını, Derece Mahkemesinde ve

temyiz safhasında ileri sürmedikleri için, hukuk sisteminde düzenlenen başvuru

yollarını usulünce tüketmemişlerdir.

28. Öte yandan başvurucular, Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen karardan sonra,

yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda ve Mahkeme kararının

gerekçesinde belirtildiği şekilde bakiye tazminat alacakları olduğunu iddia

ederek, 64.127,28 TL’nin faiziyle birlikte tahsili amacıyla Mersin 8. İcra

Müdürlüğünde ilamsız icra takibi başlatmışlardır. Davalıların takibe itiraz

etmeleri üzerine 20/8/2013 tarihinde takibin durmasına karar verilmiştir.

Başvurucular, icra takibinin durması üzerine itirazın iptali veya itirazın

kaldırılmasına yönelik herhangi bir dava açmamışlardır.

29. Başvurucuların,

icra takibine itiraz edilmesi ve takibin durması üzerine, itirazın iptali veya

kaldırılmasına yönelik herhangi bir dava açmadıkları, anılan davaları açmaya

hukuken engel bulunduğuna dair delil de sunmadıkları dikkate alındığında, hukuk

sisteminde düzenlenen başvuru yollarını tüketmeden bireysel başvuruda

bulundukları anlaşılmıştır.

30. Açıklanan nedenlerle, hukuk sisteminde düzenlenen başvuru

yolları usulüne uygun olarak tüketilmeden temel hak ve özgürlüklerin ihlal

edildiği iddiasının bireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından,

başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin “başvuru yollarının

tüketilmemiş olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Yargılamanın Makul Sürede Tamamlanmadığı

İddiası Yönünden

31. Başvurucuların yargılamanın uzunluğuyla ilgili

şikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi, bu şikâyet için diğer kabul

edilemezlik nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle,

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

32. Başvurucular, murislerinin trafik kazası sonucu yanlış tedavi

uygulanması nedeniyle vefat ettiğini, kusurları bulunan kişiler aleyhine

açtıkları tazminat davasında makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek,

adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

33. Adalet Bakanlığı görüş yazısında, makul sürede yargılanma

hakkına ilişkin olarak görüş sunulmayacağı belirtilerek, mülkiyet hakkının

ihlali iddialarına ilişkin olarak başvuru yollarının tüketilmediği

bildirilmiştir.

34. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216

sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu

gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve

Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir

başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir

hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

35. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

36. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması”

kenar başlıklı 141. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılması, yargının görevidir.”

37. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

38. Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve

adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın

36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok

kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında

yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §

38).

39. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede

yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan

süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği,

makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerektiği açıktır (B. No: 2012/12, 17/9/2013, § 43).

40. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca,

medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede karara

bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda, başvurucuların, murislerinin

trafik kazası sonucu götürüldüğü hastanede yanlış tedavi uygulanması nedeniyle

vefat etmesi üzerine Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları tazminat

davasında, 18/6/1927 tarih ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri

Kanunu’na ve 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine göre yürütülen

somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir

yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).

41. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzun

süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ile

sıkıntılardan korunması olup, hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin

gösterilmesi gereği de yargılama faaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden,

yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir başvuru açısından münferiden

değerlendirilmesi gerekir (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 40).

42. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

43. Ancak, belirtilen kriterlerden hiçbiri makul süre

değerlendirmesinde tek başına belirleyici değildir. Yargılama sürecindeki tüm

gecikmelerin ayrı ayrı tespiti ile bu kriterlerin toplam etkisi

değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurun yargılamanın gecikmesi açısından daha

etkili olduğu saptanmalıdır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 46).

44. Yargılama faaliyetinin makul

sürede gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığın

türüne göre değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi

gereklidir.

45. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı

karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, somut tazminat

davasında ise başvurucuların Mahkemeye dilekçeyle başvurarak dava sürecini

başlattıkları 17/4/2002 tarihidir.

46. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını da

kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir. Ancak devam eden yargılamalara

ilişkin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasını içeren

başvuruların yargılama faaliyetinin devamı sırasında da yapılabilmesi olanağı

bulunduğundan, değerlendirmeye esas alınacak sürenin bitiş anı başvurunun

karara bağlandığı tarihtir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).

47. Davanın ikame edildiği tarih ile Anayasa Mahkemesinin

bireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zaman bakımından yetkisinin

başladığı tarihin farklı olması halinde dikkate alınacak süre, 23/9/2012

tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın başlangıç tarihinden itibaren

geçen süredir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 51).

48. Adil yargılanma hakkı Devlete, uyuşmazlıkların makul süre

içinde nihai olarak sonuçlandırılmasını garanti edecek bir yargı sistemi kurma

ödevi yükler. Yanlış tedavi uygulanması sonucu vefat eden kişinin

mirasçılarının, bu fiil sonucu ortaya çıkan zararlarının karşılanması için

makul sürede yargı kararı verilmesinde önemli bir kişisel yararları

bulunmaktadır.

49. Somut başvuruda makul süre incelemesi yapılırken, trafik

kazası sonucu götürüldüğü hastanede yanlış tedavi uygulanması nedeniyle vefat

eden kişinin mirasçıları tarafından açılan tazminat davasının, başvurucular

için taşıdığı değer ve başvurucuların kişisel yararı göz önünde bulundurularak,

yargılama sürecindeki gecikmelerin her biri belirlenerek gecikmeye neden olan

unsurlar ve bunların gecikmedeki etkisinin tespiti ve bahsedilen makul süre

kriterlerinin toplam etkisinin değerlendirilmesi gerekmektedir.

50. Başvuru konusu olayda, başvurucuların murisi trafik

kazası sonucu yararlanmış ve götürüldüğü Mersin Devlet Hastanesinde vefat

etmiştir. Başvurucular, 17/4/2002 tarihinde, Hastanede görevli doktor ve

hemşire aleyhine Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde maddi ve manevi tazminat

davası açmışlardır. Mahkemece 21/10/2003 tarihinde davanın husumetten reddine

karar verilmiş, temyiz üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesince hükmün bozulması

üzerine yargılamaya devam edilmiştir.

51. Mahkemece, Mersin 3. Asliye Ceza Mahkemesinde davalılar

hakkında açılan ceza davasının sonucu beklenilmiş, anılan davanın

sonuçlanmasından sonra 16/4/2009 tarihinde Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasına

karar verilmiştir. 4/5/2010 tarihinde Adli Tıp Kurumu raporunun gelmesinden

sonra, ceza dava dosyasında alınan Adli Tıp Kurumu raporu ile çelişki olduğu

gerekçesiyle 10/6/2010 tarihinde Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan rapor

alınmasına karar verilmiştir. 10/7/2012 tarihli duruşmada raporun okunmasından

sonra, tazminat miktarlarının hesaplanması için aktüerya

bilirkişisinden rapor alınması yönünde hüküm kurulmuştur. Anılan raporun

gelmesinden sonra başvurucular vekili, fazlaya ilişkin haklarının saklı

tutularak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiş ve Mahkemece başvurucuların

talebi doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.

52. Karar davalılar tarafından temyiz edilmiş olup, temyiz

incelemesi devam etmektedir.

53. Yargılama sürecinde başvurucular vekilinin bir duruşmaya

gelmediği ve mazeret bildirdiği, başvurucunun mazereti kabul edilerek

duruşmanın 2 ay ertelendiği anlaşılmıştır.

54. Somut davada Mahkemece, Mersin 3. Asliye Ceza Mahkemesi

dava dosyasının akıbetinin uzun süre beklenildiği anlaşılmıştır. Yargılama

faaliyetinin süresine ilişkin değerlendirmede göz önünde bulundurulması gereken

ilgili makamların tutumu kapsamında sadece yargı makamlarının tutumu dikkate

alınmayıp, Devletin kamu gücü kullanan tüm organlarına atfedilebilir bir

gecikme olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Yetkili makamlara atfedilecek

gecikmeler, yargılamanın süratle sonuçlandırılması hususunda gerekli özenin

gösterilmemesinden kaynaklanabileceği gibi, yapısal sorunlar ve organizasyon

eksikliğinden de ileri gelebilir. Zira Anayasa’nın 36. maddesi ile Sözleşme’nin

6. maddesi, hukuk sisteminin, mahkemelerin davaları makul bir süre içinde

karara bağlama yükümlülüğü de dâhil olmak üzere adil yargılama koşullarını

yerine getirebilecek biçimde düzenlenmesi sorumluluğunu yüklemektedir.

Belirtilen ceza davası sonucunun beklenilmesi noktasındaki takdir ilgili usul

hükümleri uyarınca derece Mahkemelerine ait olmakla beraber, belirtilen ceza

davası akıbetinin uzun süre beklenilmesinin somut yargılamaların süresi

üzerinde etkili olduğu anlaşılmaktadır (B. No: 2013/7123, 6/2/2013, § 63).

55. Mahkemece davanın açıldığı 17/4/2002 tarihinden itibaren

yargılamanın on iki yılı aşkın bir süredir devam ettiği, duruşmaların ortalama

3 ay aralıklarla gerçekleştiği ve Mahkemece verilen kararın temyiz edilmesi

nedeniyle yargılama sürecinin devam ettiği anlaşılmaktadır.

56. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde, başvuruya konu

tazminat davası; hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olayların

karmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibi

kriterler dikkate alındığında karmaşık olmaktan uzaktır. Başvurucuların tutum

ve davranışlarıyla ve usuli haklarını kullanırken

özensiz davranmalarıyla yargılamanın uzamasına önemli ölçüde sebep olduğu da

söylenemez.

57. Başvurunun konusu olan tazminat davasında yargılama

sürecindeki gecikmeler ayrı ayrı değerlendirildiğinde, farklı tarihlerde

bilirkişi raporlarının alındığı, Mersin 3. Asliye Ceza Mahkemesi dava

dosyasının sonuçlanmasının beklendiği, söz konusu tazminat davasının niteliği,

başvurucular açısından taşıdığı değer ve başvurucuların davadaki menfaati

dikkate alındığında, on iki yılı aşkın yargılama süresinin makul olmadığı

anlaşılmaktadır.

58. Belirtilen nedenlerle, başvurucuların Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma haklarının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

59. Başvurucular, adil yargılanma haklarının ihlal edilmesi

nedeniyle 64.147,28 TL asıl alacakları ve 233.245,17 TL faizi olmak üzere

297.372,45 TL’yi tahsil edemediklerini, bu nedenle mülkiyet haklarının da ihlal

edildiğini ileri sürmüşler ve Anayasa’nın 35. ve 36. maddelerinin ihlali

nedeniyle toplam 297.372,45 TL tazminatın ödenmesini talep etmişlerdir.

60. Adalet Bakanlığı görüşünde, başvurucuların tazminat

talepleri konusunda değerlendirme yapılmamıştır.

61. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

62. Başvurucular tarafından maddi tazminat talebinde de

bulunulmuş olup, mevcut başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiği

tespit edilmiş olmakla beraber, tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi zarar

arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucuların maddi

tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

63. Başvurucuların tarafı olduğu uyuşmazlığa ilişkin on iki

yılı aşkın yargılama süresi nazara alındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu

sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararı

karşılığında başvuruculara takdiren ayrı ayrı

15.150,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

64. Başvurucular tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler

uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvuruculara müştereken ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

65. Başvuruya konu yargılamanın on iki yılı aşkın bir süredir

devam ettiği ve bu hususun makul sürede yargılanma hakkını ihlal ettiği

gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan bir yargılama

dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü zararın devam

etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısa sürede

sonuçlandırılmasını teminen, kararın bir örneğinin

ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucuların,

1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönündeki iddialarının “başvuru yollarının tüketilmemiş olması”

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddialarının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3.

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvuruculara ayrı ayrı 15.150,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

C. Başvurucuların tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

D. Başvurucular tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA

MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

F. Kararın bir örneğinin ilgili Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesine

gönderilmesine,

18/6/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör : Murat AZAKLI Başvurucular : Zeliha TAŞKIN Aysel TAŞKIN Vekilleri : Av. Hakan KENDİRCİ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/8485, 18 Haziran 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucuların İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  16. M. Emin KUZ
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/8485
Tarih
18 Haziran 2014

İlgili Kararlar

  • Şerban Şahin Başvurusu (B. No: 2013/7223)
  • Demir Dinipak Başvurusu (B. No: 2013/7983)
  • Abdurrahman Özekinci ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/4507)
  • Uğur Akay Başvurusu (B. No: 2013/3613)
  • Mahmut Savaşçi Başvurusu (B. No: 2014/2243)
  • Yıldız Eğitim ve Yayıncılık Tic. A.ş. Başvurusu (B. No: 2013/2235)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.