İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Eşref Arslan Başvurusu (B. No: 2014/14655)

1. Başvuru, fotokopi yoluyla çoğaltılması talebiyle ceza infaz

Başvuru No2014/14655Tarih18 Temmuz 2018Okuma18 dk · 3.559 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Eşref Arslan Başvurusu

Karar tarihi
18 Temmuz 2018
Başvuru Numarası
2014/14655
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.559 kelime·18 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, fotokopi yoluyla çoğaltılması talebiyle ceza infaz

kurumu idaresine teslim edilen fotokopi biçimindeki dokümanın terör örgütü

propagandası içerdiği gerekçesiyle başvurucuya hücre disiplin cezası

verilmesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 27/8/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. Başvurucu, başvuru tarihinde tehlikeli maddeleri izinsiz

olarak bulundurma veya el değiştirme suçundan hükümlü olarak Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu)

bulunmaktadır.

10. İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu (İdare ve Gözlem Kurulu)

21/6/2012 tarihinde, başvurucunun fotokopi yoluyla çoğaltılmak üzere İnfaz

Kurumu idaresine teslim ettiği yüz iki sayfalık fotokopi biçimindeki dokümana

el konulmasına ve başvurucu hakkında disiplin soruşturması yapılmak üzere İnfaz

Kurumu Disiplin Kuruluna (Disiplin Kurulu) tevdiine karar vermiştir. İdare ve

Gözlem Kurulu tarafından söz konusu dokümanın tamamının terör örgütü lideri

Abdullah Öcalan tarafından yazılan bir çalışma olduğunun tespit edildiği ve

içeriğinde Orta Doğu ile Kürt sorunlarından bahsedilerek bu sorunların çözümü

için örgüt elebaşı Abdullah Öcalan'a ait fikirlere yer verildiği

belirtilmiştir. Bu nedenle Kurul tarafından, anılan dokümanın çoğaltılarak

İnfaz Kurumu içerisinde yayılmak suretiyle örgüt bilincini diri tutmaya yönelik

örgütsel propaganda niteliği taşıdığı değerlendirmesinde bulunulmuştur. Sonuç

olarak Kurul tarafından, hükümlü ve tutukluların eğitim, iyileştirme ve topluma

yeniden kazandırma çalışmalarını olumsuz etkileyeceği gerekçesiyle dokümanın

başvurucuya verilmemesine karar verilmiştir.

11. Başvurucunun bu karara karşı yaptığı itiraz, Tekirdağ İnfaz

Hâkimliğinin 17/4/2013 tarihli kararıyla kararda usul ve yasaya aykırılık

bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Başvurucunun ret kararına karşı

itirazı da Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 27/9/2013 tarihinde aynı

gerekçeyle reddedilmiştir.

12. Disiplin Kurulu, daha önce kaldırılmamış disiplin cezası

bulunduğu anlaşılan başvurucunun, 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve

Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 44. maddesinin (3) numaralı

fıkrasının (l) bendi ile 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca "20

gün hücre cezası" ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Disiplin Kurulu,

İdare ve Gözlem Kurulunun 21/6/2012 tarihli kararında yer verdiği gerekçeye

dayanarak başvurucunun, suç örgütlerinin eğitim ve propaganda faaliyetlerini

yapma suçunu işlediği kanaatine varmıştır.

13. Başvurucu, Disiplin Kurulu kararına karşı 13/7/2012

tarihinde itiraz etmiştir. İtirazı inceleyen Tekirdağ 1. İnfaz Hâkimliği (İnfaz

Hâkimliği) 5/5/2014 tarihinde itirazı reddetmiştir. İnfaz Hâkimliği, başvurucu

hakkındaki disiplin soruşturmasının kanunda belirtilen yasal süre içerisinde

başlatıldığını, mevzuata uygun olarak sürdürülüp tamamlandığı ve başvurucunun,

eylemine karşılık gelen disiplin cezasıyla cezalandırıldığını belirterek

kararın usul ve yasaya uygun olduğunu ifade etmiştir.

14. Başvurucu İnfaz Hâkimliğinin kararına karşı itiraz etmiştir.

Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesi 3/7/2014 tarihinde, usul ve yasaya aykırılık

bulunmadığı gerekçesiyle itirazın reddine karar vermiştir. Bu karar başvurucuya

1/8/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

15. Başvurucu 27/8/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

16. İdare ve Gözlem Kurulu, hükümlünün müddetnamesinde

koşullu salıvermeden yararlanabileceği tarih olarak belirtilen 31/3/2014

tarihinde iyi hâlli olduğu değerlendirilmediğinden 28/3/20014 tarihinde koşullu

salıvermeden yararlandırılmaması gerektiğine karar vermiştir. Kararda

başvurucunun, başvuru konusu hücre cezasıyla birlikte sonuncusu 4/4/2013

tarihinde olmak üzere yedi kez disiplin cezası aldığı, fakat o tarihte

kesinleşmemiş olmaları nedeniyle henüz hiçbirinin infazına başlanamadığı ifade

edilmiştir. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin

İnfazı Hakkında Tüzük'ün (Tüzük) 134. maddesinin (2)

numaralı fıkrası uyarınca başvurucunun iyi hâl durumunu değerlendiren İdare ve

Gözlem Kurulu, kesinleşmemiş söz konusu cezalar dışında başvurucunun daha önce

birçok disiplin cezası aldığını ve bu cezaların infaz edildiğini belirtmiştir.

Bu cezaların infazından sonra yasal süreleri dolduğundan kaldırılmalarına

rağmen başvurucunun iyi hâl durumunun gayret, iyiniyet

ve süreklilik arz etmemesi nedeniyle Kurul, başvurucunun koşullu salıverilmeden

yararlandırılmaması gerektiğine karar vermiştir.

17. Başvurucu koşullu salıvermeden yararlandırılmamasına dair

karara karşı itiraz etmiştir. Tekirdağ 1. İnfaz Hâkimliği 21/4/2014 tarihinde,

usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle itirazı reddetmiştir.

Başvurucunun ret kararına karşı itirazı da Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesi

tarafından 5/6/2014 tarihinde aynı gerekçeyle reddedilmiştir.

18. Başvurucu, Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 22/7/2015

tarihinde koşullu salıvermeden yararlandırılmasına ilişkin kararı üzerine

27/7/2015 tarihinde tahliye edilmiştir.

B. Başvuru Konusu Doküman

19. "Demokratik Konfederalizm Toplumların ve Demokratik Uluslaşmanın

Doğasına En Uygun Sistemdir" ana başlıklı doküman on dört alt

başlıktan oluşmaktadır. Bu başlıklar sırasıyla;

"Demokrasinin Kısa Tarihi", "Toplumun Demokratik Örgütlenmesi Konfederalizmle Derinleşir", "Halkların Zamanı

Radikal Demokrasiyle Gelecektir", "Demokratik Konfederalizmi

Kurmak Devletçi ve Üst Sınıfa Dayanan Demokrasi Zihniyetini Aşmakla

Gerçekleştirilebilir", "Demokratik Konfederalizm

Alternatif Bir Demokrasi ve Demokratikleşme Projesidir", "KCK

Sisteminde Yürütme ve Yargı", "KCK Sisteminde Kadının Yeri ve

Rolü", "KCK Sisteminde Gençlik ve Öncülük Görevleri",

"Kürdistan'da Demokratik Konfederal Örgütlenmenin

Objektif Koşulları Üzerine", "Demokratik Konfederalizmin

Devlet ve Demokratik Cumhuriyetle İlişkisi", "Demokratik Cumhuriyet

ve Demokratik Konfederalizm", "Özgürleşme

ve Güçlenme Demokratik Uluslaşmayla Kazanılır", "Demokratik

Özerklik" ve "Demokratik

Özerklik Farklılıkların Demokrasi İçinde Özerkliğidir"

şeklindedir.

20. Genel olarak PKK terör örgütü lideri Abdullah Öcalan'ın

belirlediği ve örgütün şehir yapılanması olan KCK sisteminin esaslarını ortaya

koyan dokümanda özellikle beşinci bölümden itibaren "Ö.M." (Özgürlük

Mücadelesi) şeklindeki kısaltmayla PKK terör örgütüne ve sistemin

gerçekleştirilmesindeki önemine vurgu yapılmaktadır. Altıncı bölümde anılan

örgütün gerçekleştirdiği iddia edilen gerilla mücadelesinden bahsedilerek örgüt

olmadan bir KCK sisteminin düşünülemeyeceği ifade edilmiştir. Yedinci bölümde

PKK terör örgütü sistemin ordusu ve terör örgütü üyeleri de komutan olarak

nitelendirilmiştir. Sekizinci bölümde kadının gerilla mücadelesine katılma

gerçeğinden bahsedilmiş ve kadının diğer bütün çalışmalarda olduğu kadar terör

örgütünün yürüttüğü savaşta da çok önemli fedakârlıklar gösterdiği ifade

edilmiştir. Dokuzuncu bölümde gençliğin, özgürlük ve demokrasinin güvencesi

olan meşru savunma kuvvetleri açısından önemli olduğu belirtilmiştir. Onuncu

bölümde terör örgütü üyelerinden profesyonel kadrolar olarak, on ikinci bölümde

ise özgürlük savaşçıları olarak söz edilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

21. 5275 sayılı Kanun'un 37. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Hükümlü hakkında kurumda, düzenli bir

yaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması bakımından kanun,

tüzük, yönetmelikler ile idarenin uyulmasını emrettiği veya gerekli kıldığı

davranış ve tutumları, kusurlu olarak ihlâl ettiğinde, eyleminin niteliği ile

ağırlık derecesine göre Kanunda belirtilen disiplin cezaları uygulanır."

22. 5275 sayılı Kanun'un 44. maddesinin (3) numaralı fıkrasının

(l) bendi şöyledir:

"Onbir günden

yirmi güne kadar hücreye koyma cezasını gerektiren eylemler şunlardır:

...

l) Suç örgütlerinin eğitim ve propaganda

faaliyetlerini yapmak veya yaptırmak."

23. 5275 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Bir eylemden dolayı verilen disiplin

cezası kesinleştikten sonra bu cezanın kaldırılması için gerekli süre içinde

yeniden disiplin cezasını gerektiren bir eylemde bulunan hükümlü hakkında, her

defasında bir üst ceza uygulanır."

24. 5275 sayılı Kanun'un 89. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Hükümlünün, Kanunun 107 nci maddesinde öngörülen süreleri, ceza infaz kurumlarının

düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara içtenlikle uyarak, haklarını iyi

niyetle kullanarak, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirerek geçirmiş ve

uygulanan iyileştirme programlarına göre de toplumla bütünleşmeye hazır

olduğunun disiplin kurulunun görüşü alınarak idare kurulunca saptanmış

bulunması gerekir."

25. 5275 sayılı Kanun'un 107. maddesinin ilgili fıkraları

şöyledir:

"(1) Koşullu salıverilmeden

yararlanabilmek için mahkûmun kurumdaki infaz süresini iyi hâlli olarak

geçirmesi gerekir.

...

(11)

Bir hükümlünün koşullu salıverilmesi hakkında ceza infaz kurumu idaresi

tarafından hazırlanan gerekçeli rapor, hükmü veren mahkemeye; hükümlü başka bir

yerde bulunuyorsa o yerde bulunan aynı derecedeki mahkemeye verilir. Mahkeme,

bu raporu uygun bulursa hükümlünün koşullu salıverilmesine dosya üzerinden

karar verir. Mahkeme, raporu uygun bulmadığı takdirde gerekçesini kararında

gösterir. Bu kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir."

26. Tüzük'ün 134. maddesinin (2)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Hükümlünün, disiplin cezasını gerektiren

bir eylemi işlemiş olmasına rağmen, koşullu salıverilme tarihinde bu eyleminden

dolayı disiplin soruşturması henüz sonuçlandırılmayanlar hakkında iyi hâl

kararının verilip verilmemesi idare ve gözlem kurulunca takdir edilir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

27. Mahkemenin 18/7/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

28. Başvurucu, başvuru konusu yüz iki sayfalık fotokopi

biçimindeki dokümanın, Bolu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan bir

tutuklu tarafından kendi bulunduğu İnfaz Kurumundaki başka bir tutukluya posta

yoluyla gönderildiğini ve Eğitim Kurulu tarafından incelenerek İnfaz Kurumuna

alındığını ifade etmiştir. Başvurucu, fotokopi yoluyla çoğaltılmak amacıyla

dokümanı idareye teslim etmiştir. Dokümanın herhangi bir terör örgütü

propagandası içermediğini, daha önce İnfaz Kurumu idaresi denetiminden

geçtiğini ve henüz propagandaya yönelik bir eylemi bulunmamasına rağmen

kendisine haksız biçimde hücre cezası verildiğini belirten başvurucu, bu

nedenle ifade özgürlüğü ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

29. Bakanlık görüşünde, ifade özgürlüğüne gerçekleştirilen

müdahale yönünden yetkili merci gerekçelerinin ilgili ve yeterli olduğu

belirtilerek hakkın ihlal edilmediğine karar verilmesi gerektiği ifade

edilmiştir.

B. Değerlendirme

30. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu nedenle başvurucunun adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğine dair iddiasının ifade özgürlüğü kapsamında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

31. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade

özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı

32. Hükümlü ve tutuklular, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve

hürriyetlerin tamamına kural olarak sahiptir (Mehmet

Reşit Arslan ve diğerleri, B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 65). Bu

bağlamda hükümlü ve tutukluların ifade özgürlüğü de Anayasa ve Sözleşme

kapsamında koruma altındadır.

33. Başvurucu, kendisinde bulunan yüz iki sayfalık fotokopi

biçimindeki dokümanı fotokopi yoluyla çoğaltılmak amacıyla İnfaz Kurumu

idaresine teslim etmesinin, suç örgütlerinin eğitim ve propagandasını yapma

disiplin suçunu oluşturduğundan bahisle hücre cezasıyla cezalandırılmıştır. Bu

nedenle başvurucunun bilgi ve kanaatlere ulaşma özgürlüğüne ve dolayısıyla

ifade özgürlüğüne müdahale edildiği kabul edilmiştir.

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

34. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 26. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. Maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın

ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla

sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ...

gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

35. Bu sebeple müdahalenin, Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın

ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeninin

gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

36. Müdahaleye dayanak olan 5275 sayılı Kanun’un 44. maddesinin

(3) numaralı fıkrasının (l) bendinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı

sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

37. Başvurucu; suçun önlenmesi, mahkûmların ıslahı ve İnfaz

Kurumu güvenliği ile düzeninin sağlanması amaçlarıyla hücre cezasıyla

cezalandırılmıştır. Anılan müdahalenin, Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci

fıkrası kapsamında meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

iii. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk

(1) Genel

İlkeler

(a)

Demokratik Toplum Düzeninin Gerekleri ve İfade Özgürlüğü

38. Anayasa Mahkemesi ifade özgürlüğü bağlamında

"demokratik toplum düzeninin gerekleri" ifadesinden ne anlaşılması

gerektiğini daha önce pek çok kez açıklamıştır. İfade özgürlüğü, kişinin haber

ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilmesi, düşünce ve

kanaatlerinden dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla

birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi,

savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir.

Çoğunluğa muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlü araçla

açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirme ve

gerçekleştirme konusunda başkalarını ikna etme çabaları ve bu çabaların hoş

görüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir. Dolayısıyla

toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir

şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır. Bu itibarla düşünceyi açıklama ve

yayma özgürlüğü demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir (Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,

4/6/2015, §§ 33-35; Mehmet Ali Aydın [GK],

B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42-43; Tansel

Çölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, §§ 35-38).

(b) Müdahalenin

Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması

39. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygun

kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı

bir müdahale olması gerekir. Açıktır ki bu başlık altındaki değerlendirme,

sınırlamanın amacı ile bu amacı gerçekleştirmek üzere başvurulan araç

arasındaki ilişki üzerinde temellenen ölçülülük ilkesinden bağımsız yapılamaz.

Çünkü Anayasa’nın 13. maddesinde "demokratik toplum düzeninin gereklerine

aykırı olmama" ve "ölçülülük ilkesine aykırı olmama" biçiminde

iki ayrı kritere yer verilmiş olmakla birlikte bu iki kriter bir bütünün

parçaları olup aralarında sıkı bir ilişki vardır (Bekir Coşkun, §§ 53-55; Mehmet

Ali Aydın, §§ 70-72; AYM, E.2007/4, K.2007/81, K.T. 18/10/2007).

40. Zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığından

bahsedilebilmesi için ifade özgürlüğü üzerindeki sınırlamanın demokratik bir

toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik ve

istisnai nitelikte olması gerekir. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir

toplumsal ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya

elverişli olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem

olarak kendisini göstermesi gerekmektedir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan veya

ulaşılmak istenen amaca nazaran bariz bir biçimde ağır olan bir müdahalenin

zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir (bazı

farklılıklarla birlikte bkz. Bekir Coşkun,

§ 51; Mehmet Ali Aydın, § 68; Tansel Çölaşan, § 51).

41. Anayasa Mahkemesinin bir görevi de bireylerin fikirlerini

ifade özgürlüğü yoluyla ifade etme hakları ile Anayasa'nın 26. maddesinin

ikinci fıkrasında belirtilen meşru amaçlar arasında adil bir dengenin sağlanıp

sağlanamadığını denetlemektir. Meşru amaçların bir olayda varlığının hakkı

ortadan kaldırmadığı vurgulanmalıdır. Önemli olan bu meşru amaçla hak arasında

olayın şartları içinde bir denge kurmaktır ( bkz. Bekir Coşkun, § 44, 47, 48; Hakan

Yiğit, B. No: 2015/3378, 5/7/2017,§§ 58, 61, 66).

42. Orantılılık ise sınırlamayla ulaşılmak istenen amaç ile

başvurulan sınırlama tedbiri arasında aşırı bir dengesizlik bulunmamasına işaret

etmektedir. Diğer bir ifadeyle orantılılık, bireyin hakkı ile kamunun

menfaatleri veya müdahalenin amacı başkalarının haklarını korumak ise diğer

bireylerin hak ve menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulmasına işaret

etmektedir. Dengeleme sonucu müdahalede bulunulan hakkın sahibine terazinin

diğer kefesinde bulunan kamu menfaati veya diğer bireylerin menfaatine nazaran

açıkça orantısız bir külfet yüklendiğinin tespiti halinde orantılılık ilkesi

yönünden bir sorunun varlığından söz edilebilir. Kamu gücünü kullanan

organların düşüncelerin açıklanmasına ve yayılmasına müdahale ederken ifade

özgürlüğünün kullanılmasından kaynaklanan yarardan daha ağır basan korunması

gereken bir menfaatin ve kişiye yüklenen külfeti dengeleyici mekanizmaların

varlığını somut olgulara dayanarak göstermeleri gerekir (bazı farklılıklarla

birlikte bkz. Bekir Coşkun, §§ 57; Tansel

Çölaşan, §§ 46, 49, 50; Hakan

Yiğit, §§ 59, 68).

43. Buna göre, ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahale, zorunlu

bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da zorunlu bir toplumsal ihtiyacı

karşılamakla birlikte orantılı değilse, demokratik toplum düzeninin gereklerine

uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez.

(c) Diğer

İlkeler

44. Anayasa Mahkemesi 5275 sayılı Kanun'da belirlenen disiplin suçlarının

işlendiğinin kabul edilmesi için yalnızca özel hükümlerindeki şartların

gerçekleşmesinin yeterli olmadığını, aynı Kanun'un disiplin suçları yönünden

genel hüküm niteliğinde bulunan 37. maddesindeki şartların da gerçekleşmesi

gerektiğini kabul etmiştir. Bu bağlamda başvurucunun hücre cezası almasına

neden olan eyleminin, ceza infaz kurumundaki güvenliği veya disiplini bozacak

ya da düzenli yaşamın sürdürülmesini önleyecek şekilde gerçekleştirildiğinin

yetkili mercilerce gösterilmiş olması gerekir (AYM, E.2013/6, K.2013/111,

10/10/2013; Hakan Olğun

(2), B. No: 2014/15588, 25/1/2018, § 34 ).

45. Anayasa Mahkemesi Hüseyin

Sürensoy (B. No: 2013/749, 6/10/2015)

kararında, Ceza İnfaz Kurumu Mektup Okuma Komisyonunun denetiminden geçmiş bir

kitapçığın daha sonra örgütsel doküman olarak değerlendirilmesi nedeniyle hücre

disiplin cezası verilen başvurucunun, denetimden geçmiş bir kitapçık nedeniyle

disiplin cezası alabileceğini öngörmesinin beklenemeyeceğini ifade etmiştir (Hüseyin Sürensoy,

§ 54).

46. Anayasa Mahkemesi Diyadin

Akdemir (B. No: 2015/9562, 4/4/2018) kararında ise hükümlü ve

tutuklulara gönderilen fotokopi şeklindeki dokümanların Anayasa Mahkemesince

kabul edilen ilke ve kriterler ışığında 5275 sayılı Kanun'un 62. maddesi

uyarınca yapılacak denetime tabi tutulmasının, ceza infaz kurumu idareleri ve

derece mahkemeleri üzerine makul olmayan bir yükümlülük getirilmesi anlamına

geleceğine karar vermiştir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi, basılı yayınların

ceza infaz kurumlarına kabul edilmesine ilişkin yapılması gereken denetimin,

anılan hükümde öngörülen süreli ve süresiz

yayınlar kapsamında da kalmadığı anlaşılan fotokopi şeklindeki

dokümanlar yönünden uygulanmasının mümkün olmadığını ifade etmiştir (Diyadin Akdemir § 21). Başka bir deyişle

Anayasa Mahkemesine göre kural olarak fotokopi şeklinde dokümanların zorlayıcı

bir gereksinim olmadığı müddetçe herhangi bir denetime tabi tutulmaksızın

yüksek güvenlikli bir ceza infaz kurumuna alınmaması Anayasa'ya aykırılık

oluşturmaz.

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

47. Başvurucu, başvuru konusu dokümanın daha önce İnfaz Kurumu

idaresi denetiminden geçtiğini ileri sürmüştür. Yetkili mercilerin kararlarında

anılan iddiaya ilişkin bir değerlendirme bulunmadığı görülmektedir. Bununla

beraber başvuru konusu dokümanın fotokopi şeklinde olduğu gözönüne

alındığında, başka türlü İnfaz Kurumuna girmesinin mümkün olmadığına, idarece

ve derece mahkemelerince de aksi yönde bir iddia bulunmadığına göre İnfaz

Kurumu idaresinin denetiminden geçerek başvurucuya ulaştığı kabul edilmelidir.

48. Anayasa Mahkemesi fotokopi şeklindeki dokümanların

denetimlerinin mümkün olmadığı gerekçesiyle ceza infaz kurumlarına kabul

edilmemesinin demokratik bir toplumda gerekli olabileceğine karar vermiştir

(bkz. § 46). Bununla birlikte somut olayda söz konusu dokümanın denetimden

geçerek başvurucuya ulaştığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle başvuru konusu doküman

içeriğinin suç örgütü eğitimi ve propagandası yapılmasına elverişli olup

olmadığı değerlendirilmelidir.

49. Öncelikle İdare ve Gözlem Kurulu ile Disiplin Kurulu

kararlarında başvuru konusu dokümanın tamamen terör örgütü lideri Abdullah

Öcalan tarafından yazılmış bir çalışma olduğu belirtilmişse de anılan dokümanda

söz konusu şahsa birçok atıf yapılmakla birlikte tamamen onun tarafından

yazılmış bir çalışma olmadığı tespit edilmiştir. Genel olarak siyasi bir

idealden bahsedilen dokümanın büyük bir kısmında bu idealin gerçekleştirilmesi

için PKK terör örgütünün şiddet eylemlerine devam etmesinin önemine vurgu

yapıldığı görülmektedir (bkz. § 20). Dolayısıyla başvuru konusu dokümanın

içeriğinde terör örgütünün şiddet eylemlerine devam etmesinin elzem olduğu

belirtilerek şiddet meşrulaştırılmıştır. Bu nedenle başvuru konusu dokümanın

suç örgütü eğitimi ve propagandası yapılması yönünden elverişli olduğu

anlaşılmaktadır. Bu bağlamda başvuru konusu dokümana, somut olayda da

gerçekleştiği gibi idarece el konulması demokratik bir toplumda gerekli bir

tedbirdir.

50. Somut olayda başvurucunun, başvuru konusu dokümanı çoğaltılması

için kendi iradesi ile İnfaz Kurumu idaresine verdiği hatırlanmalıdır. Hücre

cezası verilmesine ilişkin kararda anılan dokümanın, çoğaltılarak İnfaz Kurumu

içerisinde yayılmak suretiyle örgüt bilincini diri tutmaya yönelik örgütsel

propaganda niteliği taşıdığı değerlendirmesi yapılmıştır. Buna karşılık somut

olayda söz konusu doküman çoğaltılamadan İnfaz Kurumu idaresince el

konulmuştur. Eğitim ya da propaganda eyleminin

gerçekleştirildiğinden söz edilebilmesi için başvurucunun, doküman içeriğini

başkalarına tanıtmak ve benimsetmek amacıyla herhangi bir şekilde yaydığının

gösterilmesi gerekir. Disiplin Kurulu ve derece mahkemelerinin ise başvurucunun

bu dokümanı kendisinde bulundurduğu sürede başka hangi şekillerde suç örgütü

propagandası yapmak için kullandığı konusunda herhangi bir açıklamaya yer

vermedikleri görülmektedir.

51. Somut olayda başvurucunun dokümanı kullanarak terör örgütü

propagandası yaptığı somut olgulara dayalı olarak ortaya konulamamıştır. Bu

doğrultuda başvurucunun 5275 sayılı Kanun'un 37. maddesinde öngörülen kurumda

düzenli bir yaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması için

zorunlu mevzuat ve emirleri ihlâl ettiği de Disiplin Kurulu ve derece

mahkemelerince değerlendirilememiştir.

52. Son olarak başvurucunun, İnfaz Kurumu idaresinin

denetiminden geçmiş bir dokümanı çoğaltmak amacıyla tekrar idareye verirken bir

disiplin cezası alacağını öngörmesini beklemek, somut olayda çatışan değerler

olan ifade özgürlüğü ve kamu güvenliği arasında adil bir dengeleme yapılamamasına

yol açar. Nitekim başvurucunun söz konusu dokümanı, çoğaltılması için İnfaz

Kurumu idaresine teslim etmesi böyle bir öngörü sahibi olmadığını da ortaya

koymaktadır.

53. Yukarıda yer verilen değerlendirmeler ışığında, başvurucunun

söz konusu dokümanı kullanarak suç örgütü eğitimi ya da propagandası yaptığı ve

bu eylemiyle, 5275 sayılı Kanun'un 37. maddesi uyarınca kurumda düzenli bir

yaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması bakımından ilgili

kuralları kasıtlı olarak ihlal ettiğinin yetkili mercilerce ortaya konulamadığı

anlaşılmıştır. Bu nedenle başvuru konusu hücre cezasının demokratik bir

toplumda gerekli olduğunun gösterilemediği değerlendirilmiştir.

54. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 26. maddesinde güvence

altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

55. Başvurucu, başvuru konusu hücre cezasının henüz infaz

edilmemiş olması nedeniyle koşullu salıverme süresi dolmasına rağmen bu

imkândan yararlanamadığını da belirtmiştir. Söz konusu hücre cezasına karşı

yaptığı şikâyet hakkında İnfaz Hâkimliğince yaklaşık iki yıl sonra karar

verildiğini belirten başvurucu, şikâyetin makul sürede karara bağlanmaması

nedeniyle koşullu salıverme süresinin bitiminde hücre cezasının kesinleşmemiş

olduğunu ve bu nedenle infaz edilememesine yol açıldığını ifade etmiştir.

56. Başvuru konusu hücre cezasının, henüz infaz edilmemiş olması

nedeniyle ilgili Tüzük hükmüne göre başvurucunun iyi hâl durumu İdare ve Gözlem

Kurulu tarafından değerlendirilerek koşullu salıvermeden yararlandırılmamasına

karar verilmiştir (bkz. § 24). Anılan Kurulun bu kararı İnfaz Hâkimliği ve Ağır

Ceza Mahkemesi denetiminden de geçmiştir.

57. Başvurucu, koşullu salıvermeden başvuru konusu hücre cezası

nedeniyle yararlandırılmadığını iddia etmişse de İdare ve Gözlem Kurulu

kararında başvurucunun daha önce infaz edilen birçok disiplin cezası nedeniyle

İnfaz Kurumunda geçirdiği sürenin iyi hâlli olarak değerlendirilmediği

anlaşılmaktadır. Başvuru konusu hücre cezası, yalnızca o tarihte infaz

edilmemiş olduğundan değerlendirmenin anılan Kurul tarafından yapılmasına yol

açmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında verilen koşullu salıvermeden

yararlandırılmamaya ilişkin kararda başvuru konusu hücre cezasının

değerlendirilmeye alınmadığı açıktır. Bu nedenle ifade özgürlüğünü ihlal

ettiğine karar verilen başvuru konusu hücre cezası, başvurucunun koşullu

salıvermeden yararlandırılmamasına ilişkin kararı etkileyen bir husus olarak

değerlendirilmemiştir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

58. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını

ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye

gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde

başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması

yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."

59. Başvurucu infaz edilen hücre cezası nedeniyle 50.000 TL

tazminat talep etmiştir.

60. Hücre cezası nedeniyle başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

61. İnfaz edilen 20 günlük hücre cezası nedeniyle yalnızca ihlal

tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net

1.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

62. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç

bedelinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 26. maddesinde öngörülen ifade özgürlüğünün İHLAL

EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 1.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE ve

tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç bedelinden oluşan yargılama giderinin

başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Tekirdağ 1. İnfaz

Hâkimliğine (E.2012/2624, K.2014/856) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

18/7/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör Yrd.

:

Ceren Sedef

EREN

Başvurucu : Eşref ARSLAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/14655, 18 Temmuz 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. Başvuru Konusu Doküman
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42-43; Tansel
  13. A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  14. B. Anayasa'nın 26. maddesinde öngörülen ifade özgürlüğünün İHLAL
  15. D. 206,10 TL harç bedelinden oluşan yargılama giderinin
  16. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  17. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  18. Yıldırım
  19. Kömürcü
  20. M. Emin KUZ
  21. Eren
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/14655
Tarih
18 Temmuz 2018

İlgili Kararlar

  • Abdurrahman Yanık ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/2449)
  • Mehmet Fatih Süzer Başvurusu (B. No: 2016/68269)
  • Cengiz Eyigün Başvurusu (B. No: 2015/3097)
  • Hüseyin Korkmaz Başvurusu (B. No: 2014/16835)
  • Murat Öngörür Başvurusu (B. No: 2015/821)
  • Aysel Tuğluk Başvurusu (B. No: 2017/24447)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.