İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm
İkinci BölümBaşvuru No: 2013/9785Tarih: 17 Temmuz 2014

Fatma Kalkan Başvurusu (B. No: 2013/9785)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

FATMA KALKAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2013/9785)

Karar Tarihi: 17/7/2014

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, mahkeme kararı

ile hüküm altına alınan alacağın geç ödenmesi ve faiz oranının enflasyon

oranının altında kalması nedeniyle Anayasa’nın 35., 36. ve 138. maddelerinde

tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminat talebinde

bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 23/12/2013

tarihinde Nizip 1. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına

engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca, 29/1/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

5. Başvuran tarafından,

Gaziantep ili, Nizip ilçesi, Aşağı Çardak köyünde bulunan 106 ada 502 parsel

sayılı taşınmazına takdir edilen kamulaştırma bedelinin arttırılması için Nizip

Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açılmıştır. Mahkemenin 30/12/1999 tarih ve

E.1999/50, K.1999/4271 sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar

verilmiş, kararın temyizi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 1/5/2000 tarih

ve E.2000/5883, K.2000/7363 sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir.

6. Mahkeme tarafından

hükmedilen kamulaştırma bedelinin 4.956,22 TL'lik kısmı (yasal faiziyle

birlikte) başvurana 2/1/2002 tarihinde ödenmiştir. Başvuran, geriye kalan

alacaklarının tahsili amacıyla Nizip İcra Dairesine başvurarak ilamlı icra

takibinde bulunmuş, takip üzerine başvurana 12/5/2009 tarihinde alacağın son

kısmı olarak 1.335,51 TL ödenmiştir.

7. Başvurucu, yukarıda

belirtilen Mahkeme kararında adil yargılanma ve mülkiyet hakkının ihlal

edildiğini belirterek, faiz başlangıç tarihinin kararın kesinleşme tarihi esas

alınarak yıllık enflasyon oranlarında belirlenmesi gerekirken yasal faize

hükmedilmesi nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü maddi zarara karşılık 2.000

Avro, kararın geç icra edilmesi nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü manevi

zarara karşılık 1.000 Avro ve yaptığı yargılama giderleri nedeniyle uğradığını

ileri sürdüğü zarara karşılık 1.000 Avro tazminatın ödenmesi istemiyle

21/1/2010 tarihinde 7398/10 başvuru numarasıyla Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesine (AİHM) başvuru yapmıştır.

8. 9/1/2013 tarih ve 6384

sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat

Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun’un yürürlüğe girmesinin ardından

başvurucu, 7/3/2013 tarihinde Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu

Başkanlığına (Komisyon) başvuru yaparak, AİHM başvuru formuna atıfla, aynı

taleplerinin 6384 sayılı Kanun hükümlerine göre sonuçlandırılmasını istemiştir.

9. Komisyon, 27/8/2013 tarih ve

K.2013/391 sayılı kararıyla, başvuranın “kesinleşmiş

mahkeme kararının süresinde icra edilmesini isteme hakkının” ihlal

edildiğinin anlaşıldığı, buna göre, AİHM’in konuya

ilişkin yerleşik içtihatları göz önünde bulundurularak, hakkaniyet ölçüsünde ve

taleple bağlı kalınarak takdiren toplam 2.700 TL’nin

6384 sayılı Kanun'un 7. maddesi gereğince tazminat olarak ödenmesine,

Komisyonun 6384 sayılı Kanun'un kapsamını düzenleyen 2. maddesi gereğince,

yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması ve mahkeme kararlarının icra

edilmemesi veya geç ya da eksik icra edilmesine yönelik iddiaları incelemekle

yetkili olduğu belirtilerek, başvuran tarafından dilekçede yer verilen diğer

ihlal iddiası ve talepleri yönünden yetkisizlik nedeniyle “karar verilmesine yer olmadığına” karar

vermiştir

10. Başvurucu bu karara karşı

Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz etmiş ve AİHM’e

yaptığı başvurudaki taleplerini yinelemiştir.

11. Ankara Bölge İdare Mahkemesi

9/10/2013 tarih ve İ.2013/117, K.2013/109 sayılı kararı ile itirazın reddine

karar vermiştir. Karar gerekçesi şöyledir:

“20- Bu itibarla, Kurulumuzca; Komisyon tarafından,

başvuranın tarafı olduğu hukuk yargılaması sonucunda lehlerine verilmiş olan

mahkeme kararının, geç icra edilmiş olması ve böylelikle geniş anlamda adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğinin tespit edilmiş olması üzerine ödenmesine

karar verilen tazminat miktarının; olayın kendine özgü koşulları, mahkeme

kararının icra edilmemesi sürecinde başvurana yüklenilebilecek herhangi bir

kasıt veya kusurun bulunmaması ile dava konusunun başvuran açısından taşıdığı

önem birlikte değerlendirilip, hakkaniyet ölçüsünde, takdiren

ve talebe bağlı kalınarak belirlendiği, bu nedenle dayanağı olan yasa

hükümlerine ve AİHM içtihatlarına uygun bulunduğu kanaatine varılmıştır.

21- Öte yandan, 6384 sayılı Kanun'un kapsamını düzenlenen 2.

maddesi hükmü karşısında; Komisyon, yargılamaların makul sürede

sonuçlandırılmadığı ve mahkeme kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da

hiç icra edilmediğine yönelik iddiaları incelemekle yetkili olduğundan, Komisyonca,

başvuran vekilinin dilekçede yer verdiği ve AİHS'in

bu hususları kapsayan maddesi dışındaki maddelerine ilişkin ihlal iddiaları

yönünden, yetkisizlik nedeniyle “karar verilmesine yer olmadığına” karar

verilmiş olmasında da, belirtilen yasa hükümlerine aykırılık bulunmamıştır.

22- Diğer taraftan, gerek Avukatlık Asgari Ücret

Tarifesinde, gerekse 6384 sayılı Kanun'da; bu Kanun kapsamında Komisyona

yapılan başvurularda vekil ile temsil olunması halinde, başvuran lehine vekalet

ücreti hesaplanacağı ve varsa yapılmış olan masrafların ödenmesine karar

verileceği yolunda bir kuralın bulunmaması karşısında, Komisyonca başvuran

lehine vekalet ücreti tahakkuk ettirilmemesinde ve varsa yapılmış olan

giderlerin ödenmesine karar verilmemesinde de usul ve yasa hükümlerine

aykırılık görülmemiştir.

23- Açıklanan nedenle, itirazın reddine karar verilmesi

gerekmektedir.”

12. Karar, başvurucuya 3/12/2013

tarihinde tebliğ edilmiş, 23/12/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuru yapılmıştır.

13. Bunun yanında başvurucunun

7398/10 sayılı başvurusuyla birlikte 645 başvurunun da karara bağlandığı “Mahmut EREN ve Diğerleri/Türkiye”

kararında AİHM, Mahkeme kararlarının geç icra edilmesi hakkında yapılan şikâyet

hakkında 6384 sayılı Kanun ile kurulan Komisyona başvurulması gerektiğine,

yasal faizin enflasyon oranı karşısında yetersiz kalması nedeniyle mülkiyet

hakkının ihlal edildiği şikayeti hakkında gerçek bir değer kaybı

bulunmadığından bahisle açıkça dayanaktan yoksun olduğuna ve Devlet

alacaklarına uygulanan en yüksek faizin borçlara uygulanmaması şikayeti

hakkında ise Mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren altı ay içinde

başvurulmadığından bahisle süre aşımı nedeniyle reddine karar vermiştir (Mahmut EREN ve Diğerleri/Türkiye, B. No:

3950/08, 17/9/2013).

B. İlgili

Hukuk

14. 6384 sayılı Kanun’un 1., 2.,

4., 6., 7. ve 8. maddeleri şöyledir:

“Amaç

MADDE 1 – (1) Bu Kanunun amacı, Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesine yapılmış bazı başvuruların tazminat ödenmek suretiyle çözümüne dair

esas ve usullerin belirlenmesidir.

Kapsam

MADDE 2 – (1) Bu Kanun;

a) Ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile

özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul sürede

sonuçlandırılmadığı,

b) Mahkeme kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da

hiç icra edilmediği,

iddiasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılmış

başvuruları kapsar.

(2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türkiye'nin taraf

olduğu ek protokoller kapsamında korunan haklara ilişkin Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesinin yerleşik içtihatları doğrultusunda Ülkemiz aleyhine verilen ihlal

kararlarının yoğunluğu dikkate alınmak suretiyle, Adalet Bakanlığınca teklif

edilecek diğer ihlal alanları bakımından da Bakanlar Kurulu kararıyla bu Kanun

hükümleri uygulanabilir.

(3) İdari nitelikteki soruşturmalardan kaynaklanan

başvurular hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz.

…

Komisyon ve çalışma esasları

MADDE 4 – (1) Bu Kanun kapsamında yapılacak müracaatlar

hakkında karar vermek üzere Bakanlığın merkez, bağlı ve ilgili kuruluşlarında

çalışan hâkim ve savcılar arasından Adalet Bakanı tarafından atanacak dört kişi

ile Maliye Bakanı tarafından Maliye Bakanlığı personeli arasından atanacak bir

kişiden oluşan toplam beş kişilik bir Komisyon kurulur. Komisyon Başkanı bu

üyeler arasından Adalet Bakanı tarafından seçilir.

(2) 9 uncu madde hükmü saklı kalmak üzere Komisyon

üyelerine, müracaatlar sonuçlandırılıncaya kadar başka bir görev verilmez.

(3) Komisyon, üye sayısının salt çoğunluğuyla toplanır ve

toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla karar verir.

(4) Komisyonun sekretarya hizmetleri Bakanlık tarafından

yürütülür.

(5) Kamu kurum ve kuruluşları ile yargı mercileri,

Komisyonun görevi kapsamında ihtiyaç duyduğu her türlü bilgi ve belgeyi

gecikmeksizin Komisyona göndermek zorundadır.

…

Müracaatın reddi

MADDE 6 – (1) Komisyon;

a) Müracaat konusu başvurunun, Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesince öngörülen iç hukuk yollarının tüketilmesi koşulu dışındaki diğer

kabul edilebilirlik şartlarını taşımadığını,

b) Komisyona süresinde müracaat edilmediğini,

c) Müracaat edenin hukuki menfaati olmadığını,

ç) Müracaatın 2 nci

madde kapsamına girmediğini,

tespit ederse müracaatı reddeder.

Müracaat hakkında karar ve karara itiraz

MADDE 7 – (1) Komisyon, müracaat hakkında dokuz ay içinde

karar vermek zorundadır.

(2) Komisyon, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin emsal

kararlarını da gözetmek suretiyle müracaat konusunda gerekçeli olarak karar

verir.

(3) Komisyon kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren on

beş gün içinde Komisyon aracılığıyla Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz

edilebilir. İtiraz dilekçesi müracaata ilişkin diğer tüm belgelerle birlikte

derhal itiraz merciine gönderilir. Bu itiraz öncelikli işlerden sayılarak üç ay

içinde karara bağlanır. Mahkeme tarafından Komisyon kararı yerinde görülmezse

işin esası hakkında karar verilir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.

(4) Ödenmesine karar verilen tazminat, kararın

kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde Bakanlık tarafından ödenir. Ödemeye

ilişkin düzenlenecek kâğıtlar damga vergisinden, yapılacak işlemler harçlardan

müstesnadır.

Kararın ilgili adli veya idari mercie bildirimi

MADDE 8 – (1) Komisyona yapılan müracaat sonucunda

Komisyonun kesinleşen kararlarının bir örneği müracaata konu işlemin yapıldığı

adli veya idari mercie gönderilir.

(2) Müracaata konu işlem henüz sonuçlandırılmamışsa ilgili

adli veya idari merci tarafından bu işlem ivedilikle sonuçlandırılır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

15. Mahkemenin 17/7/2014

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 23/12/2013 tarih ve 2013/9785

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

16. Başvurucu, kesinleşmiş

mahkeme kararında belirlenen alacağın çok uzun süre sonra ödendiğini ve bu

durum nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen “adil yargılanma hakkının” ve Anayasa’nın

138. maddesinin ihlal edildiği, kamulaştırma artırım bedelinin bir kısmının

mahkeme kararının kesinleşmesinden yaklaşık 1,5 yıl sonra, geri kalan kısmının

ise yaklaşık 10 yıl sonra ödendiğini, yasal faizin enflasyon oranı karşısında

çok düşük kaldığını ve 6384 sayılı Kanun yürürlüğe girmemiş olsaydı AİHM’in önceki kararlarını da emsal almak suretiyle bu

konuda tazminata hükmedeceğini belirterek Anayasa’nın 35. maddesinde düzenlenen

“mülkiyet hakkının” ihlal

edildiğini ileri sürmüş, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

17. Başvuru dilekçesinde,

başvurucu, adil yargılanma hakkının ve mülkiyet hakkının ihlal edilmesinden

şikâyet etmektedir. Bu sebeple başvurucunun iddiaları iki ayrı şikâyet

çerçevesinde değerlendirilmiştir. Bunun yanında 6384 sayılı Kanun ile

oluşturulan yeni iç hukuk yolunun, konu ve zaman bakımından Anayasa

Mahkemesinin yetkisinde olup olmadığının ortaya konulması gerekmektedir.

1. Konu ve Zaman

Bakımından Yetki

18. AİHM, 16/7/2009 tarihli “Daneshpayeh/Türkiye” kararında, başvuruya konu

davanın makul sürede sonuçlandırılmadığını belirttikten sonra Türkiye’de uzun

yargılama iddiaları konusunda başvurulabilecek etkin bir iç hukuk yolu

bulunmadığını vurgulamış ve böyle bir iç hukuk yolunun kurulmasını önermiştir (Daneshpayeh/Türkiye B. No: 21086/04, 16/7/2009, §

51).

19. AİHM, yargılamanın makul

sürede sonuçlandırılmadığı iddiasıyla yapılan "Ümmühan Kaplan/Türkiye" başvurusuna ilişkin verdiği

kararda ise, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) adil yargılanma

hakkına dair 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasına ilişkin ihlallerin Türkiye'de

uzun yıllardır devam ettiğini ve iç hukuk düzeninde yapısal ve sistematik bir

problem oluşturduğunu, bu durumun, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı

fıkrası ile 13. maddesine aykırılık teşkil ettiğini, Mahkeme önünde, buna

benzer yüzlerce başvurunun askıda olduğunu belirtmiş ve Türkiye'de bu duruma

ilişkin artan başvuru sayısını ve çıkabilecek muhtemel ihlalleri göz önüne

alarak somut olayda, pilot karar prosedürün uygulanmasına karar vermiştir (Ümmühan Kaplan/Türkiye, B. No: 24240/07,

20/3/2012, § 63).

20. AİHM, yapısal sorunlardan

kaynaklı problemleri çözmek için kabul edilmesi gereken iç hukuk yollarına

ilişkin olarak kurulacak olan sistemde; tazminat davasının makul süre

içerisinde neticelendirilmesi, tazminat bedelinin ivedi şekilde ödenmesi,

prensip olarak bu ödemenin tazminata hükmedilen kararın kesinleşmesinden

itibaren en geç 6 ay içinde yapılması, tazminat davasına ilişkin usul

kurallarının hakkaniyet ilkesine uygun olması, yargılama giderlerinin

başvurucular üzerinde ağır yük teşkil edecek derecede olmaması ve tazminatın

tutarının AİHM’in benzer olaylarda hükmettiği

tazminat tutarının altında kalmaması gerektiğini belirtmiştir (Ümmühan Kaplan/Türkiye, B. No: 24240/07,

20/3/2012, § 72).

21. Sözleşme’nin 46. maddesi

bağlamında AİHM, "Ümmühan

Kaplan/Türkiye" kararında, Türkiye’nin en geç kararın

kesinleşmesini takip eden bir yıl içinde Sözleşme’nin 6. maddesinin (1)

numaralı fıkrası ve 13. maddesi bağlamındaki makul süre aşımı şikâyetleri

hakkında yeterli ve uygun bir tatmin sağlayabilecek bir iç hukuk yolu

oluşturması gerektiğine karar vermiştir. AİHM bu iç hukuk yolunun, kendisine

sunulacak olan benzer başvuruların yığılmasını engellemek amacıyla, Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuru yolunun açılması tarihine kadar yapılacak olan ve

kendi önünde halen derdest olan başvurularla ilgili olduğunu da vurgulamıştır (Ümmühan Kaplan/Türkiye, B. No: 24240/07,

20/3/2012, § 75).

22. AİHM ayrıca Türkiye’nin söz

konusu yapısal sorunu çözmek amacıyla uygun tedbirleri alıncaya kadar henüz

tebliğ edilmemiş olan başvuruların ve 23/9/2012 tarihinden önce yapılacak olan

başvuruların incelenmesinin ertelenmesine karar vermiştir (Ümmühan Kaplan/Türkiye, B. No: 24240/07,

20/3/2012, § 77).

23. Türkiye Büyük Millet Meclisi

9/1/2013 tarihinde 6384 sayılı Kanun’u kabul etmiştir. Bu Kanun, bir tazminat

komisyonu kurmakta ve yargılama sürelerinin uzunluğu ve aynı zamanda yargı

kararlarının geç veya eksik icra edilmesi veyahut da hiç icra edilmemesi ile

ilgili tazminat taleplerinde izlenecek yolu belirlemektedir.

24. 6384 sayılı Kanun, AİHM’e yapılmış bazı başvuruların tazminat ödenmek

suretiyle çözümüne dair esas ve usullerin belirlenmesi amacıyla kabul

edilmiştir. Kanun, ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile

özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul sürede

sonuçlandırılmadığı, mahkeme kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da

hiç icra edilmediği iddiasıyla AİHM’e yapılmış

başvurular ile Sözleşme ve Türkiye'nin taraf olduğu ek protokoller kapsamında

korunan haklara ilişkin AİHM’in yerleşik içtihatları

doğrultusunda Türkiye aleyhine verilen ihlal kararlarının yoğunluğu dikkate

alınmak suretiyle, Bakanlar Kurulu tarafından kabul edilen diğer ihlal

alanlarını kapsamaktadır.

25. Bu Kanun ile kurulan

Komisyon, başvurunun, AİHM’ce öngörülen iç hukuk

yollarının tüketilmesi koşulu dışındaki diğer kabul edilebilirlik şartlarını

taşıyıp taşımadığını, süresinde başvuru yapılıp yapılmadığını, başvuranın

hukuki menfaatinin olup olmadığını veya başvurunun Kanun’un 2. maddesi

kapsamına girip girmediğini ilk başta inceleyecek ve şartları taşımayan

başvuruları reddedecektir.

26. Komisyon, AİHM’in kabul edilebilirlik şartlarını taşıyan ve ret

sebebi bulunmayan başvuruları dokuz ay içinde sonuçlandıracak, AİHM’in emsal kararlarını gözetmek suretiyle gerekçeli

olarak karar verecektir. Komisyon kararlarına karşı kararın tebliğ tarihinden

itibaren 15 gün içinde Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilebilir, itiraz hakkında Ankara Bölge İdare

Mahkemesi 3 ay içinde karar verir ve itiraz üzerine verilen kararlar kesindir.

Ödenmesine karar verilen tazminat, kararın kesinleşmesinden itibaren 3 ay

içinde Adalet Bakanlığı tarafından ödenir.

27. AİHM, “Müdür Turgut ve Diğerleri/Türkiye”

kararında, 6384 sayılı Kanun ile kurulan iç hukuk yolunun "Ümmühan Kaplan/Türkiye" kararında

belirttiği ilkelere uygun olup olmadığını incelemiştir. AİHM yaptığı

değerlendirmede; 6384 sayılı Kanun ile oluşturulan iç hukuk yolunun, aynı

yapısal veya uygulamaya ilişkin sorunlardan kaynaklanan önemli sayıda benzer

başvurunun Sözleşme sistemi üzerinde oluşturduğu giderek büyüyen tehdit

karşısında, Türkiye aleyhine yapılan makul süre şikâyetleri ile ilgili tekrar

eden başvuruların incelenmesi amacıyla uygulanan pilot karar usulünün doğrudan

ve somut bir sonucu olduğunu, Türkiye’nin, AİHM’in bu

konudaki içtihadından çıkan ilkelere ve pilot kararda Sözleşme’nin 46. maddesi

bağlamında varılan sonuçlara uygun olarak, bir iç hukuk yolu oluşturduğunu, Türkiye’nin

böylece, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin tavsiyelerine ve İnterlaken, İzmir ve Brighton Konferansları nihai

bildirilerine de uygun olarak ve ilgili kişilerin Sözleşmede yer alan hak ve

özgürlüklerden yararlanmasını sağlayarak, bir taraftan Sözleşme’nin 1.

maddesinin emrettiği daha hızlı tatmin yolu sağladığı gibi, diğer taraftan da

benzer önemli sayıda başvuruyu incelemek zorunda kalacak olan AİHM’in iş yükünün azalmasına katkı sağladığını, böylece bu

çeşit sorunları ulusal düzeyde çözerek Sözleşme sisteminde kendisine düşen görevi

yerine getirmiş olduğunu belirtmiştir (Müdür

Turgut ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 4860/09, 26/3/2013, § 51).

28. Aynı zamanda AİHM, 6384

sayılı Kanun ile kurulan Komisyon kararının önce Ankara Bölge İdare

Mahkemesinin, ardından ve gerektiğinde Anayasa Mahkemesinin ve nihayet

kendisinin denetimine tabi bir iç hukuk yolu oluşturduğunu tespit etmiştir (Müdür Turgut ve Diğerleri/Türkiye, B. No:

4860/09, 26/3/2013, § 55).

29. AİHM, 6384 sayılı Kanun ile

kurulan Komisyonunun başvuranlara, Sözleşme’nin 13. maddesi anlamında

Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasına dayanarak ileri sürdükleri yargılama

süresinin uzunluğu ile ilgili şikâyetlerini sunabilecekleri ve tüketilmesi

gerekli bir başvuru yolu sunduğunu ve bu başvuru yolunun 23/9/2012 tarihinden önce

Mahkemeye sunulan ve Hükümete henüz tebliğ edilmemiş başvuruları kapsadığını,

dolayısıyla başvuranların Sözleşme’nin 13. maddesine dayanan şikâyetlerinin

açıkça dayanaktan yoksun olduğunu ve yine Sözleşme’nin 35. maddesinin 3.

fıkrasının (a) bendi ve 4. fıkrası uyarınca başvurunun kabul edilemez olduğunu

hüküm altına almıştır (Müdür Turgut ve

Diğerleri/Türkiye, B. No: 4860/09, 26/3/2013, §§ 59, 60).

30. AİHM bu kararı ile ceza

hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile özel hukuk ve idare hukuku

kapsamındaki yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı veya mahkeme

kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği iddiasıyla

ve 23/9/2012 tarihi itibarıyla kendisine yapılmış başvurular hakkında 6384

sayılı Kanun ile belirlenen iç hukuk yolunun tüketilmesi gereken bir iç hukuk

yolu olduğunu ifade etmiştir.

31. Bu durumda, 6384 sayılı

Kanun ile getirilen ve AİHM’in de tüketilmesi gereken

bir iç hukuk yolu olarak kabul ettiği Komisyon’un görev alanına giren

hususlarda aldığı karara karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesine yapılan itiraz

üzerine verilen kararın ardından süresi içinde Anayasa Mahkemesine yapılan

başvurular, başvuruya konu kamu gücü işlem, eylem ve ihmali 23/9/2012

tarihinden önce kesinleşmiş olsalar da 6384 sayılı Kanun ile getirilen sistemin

iç hukuk yolu olarak kabul edilmesi nedeniyle bu Kanun uyarınca Komisyonun

yetki alanına giren şikayetler bakımından Anayasa Mahkemesinin konu ve zaman

bakımından yetkisi dâhilinde olduğunun kabul edilmesi gerekir.

2. Mahkeme

Kararının Geç İcra Edildiği İddiası Yönünden

32. Başvurucu, kesinleşmiş

mahkeme kararında belirlenen alacağın çok uzun süre sonra ödenmesi nedeniyle

Anayasa’nın 36. ve 138. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

33. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin

kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine

başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş

olması şarttır.”

34. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı

45. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf

olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal

edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”

35. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar”

kenar başlıklı 46. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen

işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan

etkilenenler tarafından yapılabilir.

36. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü ve 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkraları uyarınca,

Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki

herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiğini iddia eden herkese

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapma hakkı tanınmıştır (B. No: 2012/22,

25/12/2012, § 24).

37. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar”

başlıklı 46. maddesinde kimlerin bireysel başvuru yapabileceği sayılmış olup,

anılan maddenin (1) numaralı fıkrasına göre; bir kişinin Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuruda bulunabilmesi için üç temel ön koşulun birlikte bulunması

gerekmektedir. Bu önkoşullar, başvuruya konu edilen ve ihlale yol açtığı ileri

sürülen kamu gücü eylem veya işleminden ya da ihmalinden dolayı, başvurucunun “güncel bir hakkının ihlal edilmesi”, bu

ihlalden dolayı kişinin “kişisel olarak”

ve “doğrudan” etkilenmiş olması

ve bunların sonucunda başvurucunun kendisinin “mağdur”

olduğunu ileri sürmesi gerekir (B. No: 2013/6179, 20/3/2014, § 24).

38. AİHM, Sözleşme’nin 34. maddesinde

yer alan“mağdur” kelimesi ile ihtilaf konusu eylem ya da ihmalden doğrudan

etkilenen kişinin kast edildiğini belirtmektedir (Brumarescu/Romanya [BD], B. No: 28342/95,

28/10/1999, § 50).

39. Başvuru konusu olayda,

başvurucunun kamulaştırma bedelinin artırılması için açtığı dava 1/5/2000

tarihinde kesinleşmiş, Mahkeme tarafından hükmedilen kamulaştırma bedelinin

4.956,22 TL'lik kısmı (yasal faiziyle birlikte) başvurana 2/1/2002 tarihinde

ödenmiş, geriye kalan alacaklarının tahsili amacıyla başvurucu icra takibinde

bulunmuş, takip üzerine başvurana 12/5/2009 tarihinde alacağın son kısmı olan

1.335,51 TL ödenmiştir. Başvuran, kararın geç icra edilmesi nedeniyle

uğradığını ileri sürdüğü manevi zarara karşılık 1.000 Avro tazminatın ödenmesi

istemiyle 21/1/2010 tarihinde 7398/10 başvuru numarasıyla AİHM’e

başvurmuş, başvurusu incelenme aşamasında iken 6384 sayılı Kanun yürürlüğe

girmiş ve başvurucu AİHM’e yaptığı başvuru ve

taleplerini 6384 sayılı Kanun uyarınca kurulan Komisyona iletmiştir. Komisyon

27/8/2013 tarihli kararı ile “kesinleşmiş

mahkeme kararının süresinde icra edilmesini isteme hakkının” ihlal

edildiğini tespit etmiş ve karar tarihindeki kur üzerinde 1000 Avro karşılığı

2.700,00 TL’nin takdiren başvurucuya ödenmesine karar

vermiştir. Başvurucu tarafından karara karşı yapılan itiraz Ankara Bölge İdare

Mahkemesince reddedilmiştir.

40. 6384 sayılı Kanun uyarınca

kurulan Komisyon, mahkeme kararının geç icra edilmesi nedeniyle başvurucunun

hak ihlaline uğradığını tespit etmiş ve uğranılan hak ihlali nedeniyle talep

edilen tazminat miktarının tamamının ödenmesine karar vermiş, bu karara karşı

yapılan itiraz başvurusu da reddedilmiştir.

41. Buna karşılık başvurucu,

6384 sayılı Kanun ile oluşturulan iç hukuk yolunun AİHM’in

Ümmühan Kaplan/Türkiye kararında

belirttiği ilkeleri (§ 20) taşımadığı yahut Komisyon tarafından ödenmesine

karar verilen tazminat tutarının kendisine ödenmediği yönünde bir iddiada da

bulunmamıştır.

42. Bu durumda, 6384 sayılı

Kanun ile kurulan Komisyon tarafından mahkeme kararının geç icra edilmesi

nedeniyle başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinin tespit

edildiği ve bu ihlal sebebiyle talep edilen tazminat tutarının tamamının

başvurucuya ödenmesine karar verildiği görülmekle, mahkeme kararının geç icra

edilmesiyle ortaya çıkan ihlalin gideriminin

sağlanması ve bundan dolayı ihlalin güncelliğini yitirmesi nedenleriyle

bireysel başvuru tarihi itibarıyla başvurucunun mağdur statüsünün bulunmadığı

sonucuna varmak gerekmiştir.

43. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun, bireysel başvuru tarihi itibarıyla mağdur statüsü

bulunmadığından, başvurunun bu bölümünün diğer kabul edilebilirlik şartları

yönünden incelenmeksizin “kişi yönünden

yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

3. Mülkiyet

Hakkının İhlal Edildiği İddiası Yönünden

44. Başvurucu, kamulaştırma

artırım bedelinin bir kısmının mahkeme kararının kesinleşmesinden yaklaşık 1,5

yıl sonra, geri kalan kısmının ise yaklaşık 10 yıl sonra ödendiğini, yasal

faizin enflasyon oranı karşısında çok düşük kaldığını ve 6384 sayılı Kanun

yürürlüğe girmemiş olsaydı AİHM’in önceki kararlarını

da emsal almak suretiyle bu konuda tazminata hükmedeceğini belirterek

Anayasa’nın 35. maddesinde düzenlenen “mülkiyet

hakkının” ihlal edildiğini iddia etmiştir.

45. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici

1. maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem

ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceler.”

46. Anılan hüküm uyarınca

Anayasa Mahkemesinin yetkisinin zaman bakımından başlangıcı 23/9/2012 tarihi

olup, Mahkeme, ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar

aleyhine yapılan bireysel başvuruları inceleyebilecektir. Anayasa Mahkemesinin

yetki kapsamının anılan tarihten önce kesinleşmiş nihai işlem ve kararları da

içerecek şekilde genişletilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/947, 12/2/2013, §

16).

47. Anayasa Mahkemesinin zaman

bakımından yetkisi için kesin bir tarihin belirlenmesi ve Mahkemenin yetkisinin

geriye yürür şekilde uygulanmaması hukuk güvenliği ilkesinin bir gereğidir (B.

No: 2012/51, 25/12/2012, § 18).

48. 6384 sayılı Kanun ile

getirilen iç hukuk yoluna, ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar

ile özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul sürede

sonuçlandırılmadığı veya mahkeme kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya

da hiç icra edilmediği konuları ile Bakanlar Kurulu kararlarıyla belirlenen

konularla sınırlı olmak üzere başvuru imkanı

getirilmiş olup, bu konular dışında Komisyonun bir yetkisi bulunmamaktadır.

49. Öte yandan, başvurucu

tarafından AİHM’e yapılan 7398/10 sayılı başvurunun da

karara bağlandığı Mahmut EREN ve

Diğerleri/Türkiye kararında, AİHM,

yasal faizin enflasyon oranı karşısında yetersiz kalması nedeniyle

mülkiyet hakkının ihlal edildiği şikâyeti hakkında gerçek bir değer kaybı

bulunmadığından bahisle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olduğuna ve Devlet

alacaklarına uygulanan en yüksek faizin borçlara uygulanmaması şikâyeti

hakkında ise Mahkeme kararın kesinleşmesinden itibaren altı ay içinde

başvurulmadığından bahisle süre aşımı nedeniyle reddine karar vermiştir (Mahmut EREN ve Diğerleri/Türkiye, B. No:

3950/08, 17/9/2013).

50. Başvuru konusu olayda,

başvurucu, mahkeme kararının geç icra edilmesi ve hüküm altına alınan alacağa

uygulanan faiz oranının enflasyon oranından az olması nedeniyle mülkiyet

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmekte ise de,

ilgili mahkeme kararı 1/5/2000 tarihinde kesinleşmiş ve 12/5/2009 tarihinde

alacağın son kısmı da ödenmiş olup, ayrıca AİHM, başvurucunun bu konuya ilişkin

yaptığı başvuruyu değerlendirerek reddetmiştir.

51. Bu durumda, başvurucunun

mülkiyet hakkına ilişkin şikâyetleri 23/9/2012 tarihinden önce kesinleşen

mahkeme kararına dayanması, mahkeme kararında belirlenen alacağın son kısmının

12/5/2009 tarihinde ödenmesi ve Tazminat Komisyonunca karar verildiği tarih

itibarıyla şikayet konusu hakkında Komisyona bir yetki

verilmemiş olması hususları bir arada değerlendirildiğinde, başvurunun mülkiyet

hakkına ilişkin ihlal iddiaları zaman bakımından Anayasa Mahkemesinin yetkisi

dışında kalmaktadır.

52. Açıklanan nedenlerle, başvuru

konusu ihlal iddiasının 23/9/2012 tarihinden öncesine ait olduğu

anlaşıldığından, başvurunun bu bölümünün diğer kabul edilebilirlik şartları

yönünden incelenmeksizin “zaman bakımından

yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Mahkeme kararının geç icra edildiği iddiasının “kişi yönünden yetkisizlik”,

2.

Mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasının “zaman

bakımından yetkisizlik”,

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

17/7/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

Engin YILDIRIM

Raportör

:

Bahadır YALÇINÖZ

Başvurucu

:

Fatma KALKAN

Vekili

:

Av. Abdulkadir MERT

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/9785, 17 Temmuz 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

  • Mercii: Anayasa Mahkemesi
  • Bölüm: İkinci Bölüm
  • Başvuru No: 2013/9785
  • Tarih: 17 Temmuz 2014

İlgili Kararlar

  • Aziz Yıldırım Başvurusu (B. No: 2014/1957)
  • Münis Düşenkalkar Başvurusu (B. No: 2013/1244)
  • Meryem Alkurt Başvurusu (B. No: 2013/9786)
  • Emrullah Neşeli Başvurusu (B. No: 2013/7658)
  • Şehap Korkmaz Başvurusu (B. No: 2013/8975)
  • Hasan Coşkunkan Başvurusu (B. No: 2013/9789)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.