İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Fatma Maden Başvurusu (B. No: 2016/28719)

1. Başvuru; gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması

Başvuru No2016/28719Tarih17 Temmuz 2018Okuma12 dk · 2.430 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Fatma Maden Başvurusu

Karar tarihi
17 Temmuz 2018
Başvuru Numarası
2016/28719
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.430 kelime·12 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması

nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, savunma yapma imkânının

kısıtlanması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 26/9/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

9. Akdeniz Üniversitesi Rektörlük Yazı İşleri Müdürlüğünde büro

personeli olarak görev yapmakta olan başvurucu, Fetullahçı

Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) ile bağlantılı suçlardan

yürütülen bir soruşturma kapsamında Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca

29/7/2016 tarihinde gözaltına

alınmış ve 15/8/2016 tarihine kadar gözaltında tutulmuştur.

10. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı 15/8/2016 tarihinde,

başvurucuyu silahlı terör örgütü (FETÖ/PDY) üyesi olma suçundan tutuklanması

istemiyle Antalya 5. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Hâkimlik aynı tarihte

başvurucunun müsnet suçtan tutuklanmasına karar

vermiştir.

11. Başvurucu 19/8/2016 tarihinde tutuklama kararına itiraz

etmiş, Antalya 1. Sulh Ceza Hâkimliği 19/8/2016 tarihinde itirazın kesin olarak

reddine karar vermiştir.

12. Başvurucu, anılan kararı 21/9/2016 tarihinde öğrendiğini

bildirmiştir.

13. Başvurucu 26/9/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

14. Öte yandan Antalya 3. Sulh Ceza Hâkimliği 29/7/2016 tarihinde,

başvurucu hakkındaki soruşturma dosyasına ilişkin olarak müdafinin dosya

içeriğini incelemesinin ve belgelerden örnek almasının kısıtlanmasına karar

vermiştir.

15. Başvurucunun tahliye talebinde bulunması üzerine Antalya

Cumhuriyet Başsavcılığı 17/10/2016tarihinde, -adli kontrol tedbirleri

uygulanarak- tahliyesine karar verilmesi istemiyle Antalya 2. Sulh Ceza

Hâkimliğine başvurmuştur. Hâkimlik 18/10/2016 tarihinde başvurucunun

tahliyesine ve -yurt dışına çıkmasının yasaklanması ve ikametgâhının bulunduğu

yerdeki karakola haftada bir kez başvurması yükümlülükleri uygulanarak- adli

kontrol altına alınmasına karar vermiştir. Başvurucu aynı gün serbest

bırakılmıştır.

16. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 12/4/2017 tarihli

iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçunu

işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesinde

kamu davası açılmıştır. İddianamede, başvurucu dışında dokuz şüpheli hakkında

da aynı suçtan cezalandırma talebinde bulunulmuştur.

17. İddianamede, eşi adına olan Bank Asyadaki

hesabın bakiyesinde FETÖ/PDY yöneticilerinin çağrısı üzerine artış yaşanmasına,

çocuklarının FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğu belirtilen okullarda öğrenim

görmesine ve evinde yapılan aramada üzerinde GEÇERSİZ

ibaresi olan 1 dolarlık banknotun bulunmasına dayanılarak başvurucunun FETÖ/PDY

ile organik bağının bulunduğu ileri sürülmüştür.

18. Antalya 8. Ağır Ceza Mahkemesi 14/4/2017 tarihinde

iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/266 sayılı dosya üzerinden

kovuşturma aşaması başlamıştır.

19. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda 8/3/2018 tarihinde "silahlı terör örgütüne üye olma suçunu

işlediklerini gösterir, mahkumiyete yetecek derecede vicdani kanaat sağlayacak

bir delilin dosya içeriğinde mevcut olmadığı" gerekçesiyle

başvurucunun beraatine karar verilmiştir. Mahkeme

ayrıca "beraat eden sanıkların

gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği süreler yönünden, beraat kararının

kesinleştiğinin sanıklara tebliğ edildiği tarihten itibaren 3 ay içinde ve her

halde kararın kesinleştiği tarihten itibaren 1 yıl içinde oturdukları yere en

yakın ağır ceza mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvuruda bulunmak

suretiyle tazminat haklarının bulunduğunun ihtarına" da

hükmetmiştir.

20. Karar, istinaf yolu tüketilmeksizin 16/3/2018 tarihinde

kesinleşmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

21. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tazminat istemi" kenar başlıklı

141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü ile (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

" (1) Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

...

a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında

yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,

...

e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya

tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler.

(2)

Birinci fıkranın (e) ve (f) bentlerinde belirtilen kararları veren merciler,

ilgiliye tazminat hakları bulunduğunu bildirirler ve bu husus verilen karara

geçirilir.

..."

22. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin

ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde

karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat

isteminde bulunulabilir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 17/7/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

24. Başvurucu; soruşturma dosyasının incelenmesi talebinin

kısıtlama kararı gerekçe gösterilerek kabul edilmemesi, tutukluluk sürecinde

avukatlarıyla yaptığı görüşmelerin kayıt altına alınması ve bu görüşmeler

sırasında yanlarında ceza infaz kurumunda görevli bir personelin bulunması

nedenleriyle savunma hakkının kısıtlandığını belirterek adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

25. Bakanlık görüşünde, başvurucuya yöneltilen suçlamalara

ilişkin olarak yeterince bilgilendirme yapıldığı ve ifade tutanaklarına

erişimin sağlandığı belirtilmiştir. Bakanlık ayrıca kamu davası açıldıktan

sonra başvurucunun dosyanın tümüne vâkıf olmasının önünde bir engel kalmadığını

belirtmiştir.

2. Değerlendirme

26. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar" kenar

başlıklı 46. maddesinde kimlerin bireysel başvuru yapabileceği sayılmıştır.

Anılan maddenin (1) numaralı fıkrasına göre bir kişinin Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuruda bulunabilmesi için üç temel ön koşulun birlikte bulunması

gerekmektedir. Bu ön koşullar başvurucunun kamu gücünün eylem veya işleminden

ya da ihmalinden dolayı güncel bir hakkının

ihlal edildiği iddiasında bulunması, iddia edilen ihlalden kişinin kişisel olarak ve doğrudan etkilenmiş

olması ve bunların sonucunda başvurucunun

mağdur olduğunu iddia etmesidir (Fetih

Ahmet Özer, B. No: 2013/6179, 20/3/2014, § 24).

27. Bir başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilebilmesi

için başvurucunun mağdur olduğunu ileri sürmesi yeterli olmayıp iddia edilen

ihlalden doğrudan etkilendiğini, bir başka ifadeyle mağduriyetini kanıtlaması

gerekir. Bu itibarla mağdur olduğu zannı veya şüphesi mağdurluk statüsünün

kabulü için yeterli değildir (Ayşe Hülya

Potur, B. No: 2013/8479, 6/2/2014, § 24).

28. Diğer yandan bir şüpheli hakkında yürütülen ceza

soruşturmasının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla sonuçlanması veya

açılmış olan davanın ertelenmesi, düşürülmesi ya da sanığın beraatine

hükmedilmesi hâlinde -makul sürede yargılanma hakkına ilişkin iddialara halel

gelmemek şartıyla- bu kişilerin adil yargılanma hakkının ihlali nedeniyle

mağdur olduklarının kabulü mümkün değildir. Ancak bu durum, soruşturma veya

kovuşturmaların yukarıda belirtilen sonuçlarının adil yargılanma hakkı

dışındaki haklara etkisinin incelenmesine engel teşkil etmez (Mustafa Kamil Uzuner ve

Mustafa Kadir Gül, B. No: 2013/3371, 9/3/2016, § 52).

29. Başvuru konusu olayda, başvurucu hakkında açılan kamu davası

beraat kararıyla sonuçlandığından başvurucunun adil yargılanma hakkı

bağlamındaki iddiaları yönünden mağdur sıfatı bulunmamaktadır.

30. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Gözaltına Almanın

Hukuka Aykırı Olduğuna İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

31. Başvurucu, haksız yere on sekiz gün boyunca gözaltında

tutulmasının psikolojik bir işkence olduğunu ve yaşam hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

32. Bakanlık görüşünde; 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde

öngörülmüş olan tazminat davası açılmadan bireysel başvuruda bulunulduğu,

ayrıca başvurucunun -gözaltında iken- serbest bırakılmasına yönelik olarak sulh

ceza hâkiminden talepte bulunmadığı belirtilmiştir. Bakanlık, bireysel

başvurunun gözaltı süreci sona erdikten sonra otuz günlük başvuru süresi içinde

yapılmadığına da dikkat çekmiştir. Öte yandan Bakanlık başvurucunun gözaltında

tutulduğu sürenin olağanüstü hâl koşullarında gerekli ve orantılı olduğu

görüşündedir.

b. Değerlendirme

33. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla

başvurucun suç isnadına bağlı olarak gözaltına alınmasına ve gözaltında tutulma

süresinin uzunluğuna ilişkin iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinde güvence

altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

34. Anayasa'nın Anayasa Mahkemesinin "görev ve yetkileri"ni düzenleyen 148.

maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır."

35. 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel

başvuru hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

36. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuru

yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen

hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek

ikincil nitelikte bir kanun yoludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, §§ 16, 17).

37. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresinin

aşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu ya da

gözaltında tutulma süresinin uzun olduğu iddialarına ilişkin olarak bireysel

başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili

Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde

öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk

yolu olduğu sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar

ve diğerleri [GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144,

14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri

[GK], B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahim Sönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193,

15/10/2015, §§ 34-47; Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170,

16/11/2017, §§ 92-100; Neslihan Aksakal,

B. No: 2016/42456, 26/12/2017, §§ 29-38; Mehmet

Hasan Altan (2) [GK],

B. No: 2016/23672, 11/1/2018, §§ 81-91).

38. Somut olayda başvurucu hakkında verilen gözaltı kararının ve

gözaltına tutulmanın hukuka uygun olup olmadığı, gözaltı süresinin makullüğü

5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak davada incelenebilir. Bu

madde kapsamında açılacak dava yoluyla gözaltına ilişkin bir hukuka aykırılık

tespit edildiğinde başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre

5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun

durumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yolu olduğu ve bu

olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesinin

bireysel başvurunun ikincillik niteliği

ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır (Neslihan

Aksakal, §§ 36, 37; Mehmet Hasan

Altan (2), §§ 90, 91).

39. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun gözaltında tutulmasıyla

ilgili olarak yargısal başvuru yollarını tüketmeden bireysel başvuru yaptığı

anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Tutuklamanın Hukuki

Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

40. Başvurucu; FETÖ/PDY ile bir ilgisinin olmadığını, bu

yapılanmaya yönelik bir hizmetinin veya desteğinin bulunmadığını, suça konu

edilen 1 dolarlık banknotun üzerinde GEÇERSİZDİR

ibaresi olan ve kardeşinin düğünü için çocukları tarafından hatıra amaçlı

saklanan sahte bir para olduğunu, çocuklarını ev-iş güzergâhında bulunması

dolayısıyla suça konu edilen okullara -bunların FETÖ/PDY ile bağlantılarının

olduğunu bilmeden- gönderdiğini, eşi adına olan Bank Asyadaki

hesabın çocuklarının okul ödemeleri için açıldığını, bu hesaba bağlı olarak

adına çıkarılan ek kartı düşük miktardaki rutin harcamalarında kullandığını

belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

41. Başvurucu ayrıca tutukluluğa yönelik itirazının

incelenmeksizin, gerekçesiz bir şekilde reddedildiğini iddia etmiştir. Öte

yandan başvurucu; hakkında tutuklama kararı veren hâkimin, tutuklanmasını talep

eden Cumhuriyet savcısının eşi olduğunu belirtmiştir. Son olarak kendisiyle

birlikte sorguya sevk edilen iki şüphelinin tutuklanmadığını belirten

başvurucuya göre bu durum eşitlik ilkesine aykırıdır.

42. Bakanlık görüşünde öncelikle 5271 sayılı Kanun'un 141.

maddesinde öngörülmüş olan tazminat davası açılmadan bireysel başvuruda

bulunulduğu belirtilmiştir. Bakanlık ayrıca başvurucunun tutuklanmasını talep

eden Cumhuriyet savcısı ile tutuklama kararı veren hâkimin eş olduklarının

tespit edilemediğini, kaldı ki bunun başvurucunun temel hak ve özgürlüklerini

ne şekilde ihlal etiğinin de ortaya konulamadığını ifade etmiştir.

43. Bakanlık, darbe teşebbüsü sonrasındaki olağanüstü durumun

özellikleri ve tutuklamaya ilişkin karar veren sulh ceza hâkimliklerinin

delilleri inceleme ve değerlendirme konusundaki konumları gözönünde

bulundurulduğunda başvurucunun tutuklanmasına ilişkin sürecin temelsiz ve keyfî

olmadığını vurgulamıştır. Bakanlığa göre somut olayda soruşturma makamları ile

delilleri değerlendirme konusunda daha iyi konumda olan derece mahkemelerinin

takdirinden ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

b. Değerlendirme

44. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek

için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, §§ 16, 17). Ancak tüketilmesi gereken başvuru yollarının

ulaşılabilir olması yanında telafi kabiliyetini haiz ve tüketildiğinde

başvurucunun şikâyetlerini gidermede makul başarı şansı tanıması gerekir.

Dolayısıyla mevzuatta bu yollara yer verilmesi tek başına yeterli olmayıp

uygulamada da etkili olduğunun gösterilmesi ya da en azından etkili olmadığının

kanıtlanmamış olması gerekir (Ramazan Aras,

B. No: 2012/239, 2/7/2013, § 29).

45. 5271 sayılı Kanun'un tazminat isteminin düzenlendiği 141.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendinde yer alan, kanuna uygun olarak

yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına

veya beraatlerine karar verilen kişilerin maddi ve

manevi her türlü zararlarını devletten isteyebileceklerine ilişkin hükmün bu

hususta bir başvuru mekanizması öngördüğü görülmektedir. Anılan bent uyarınca,

haklarında yakalama veya tutuklama tedbiri uygulanan kişilerle ilgili olarak

soruşturmanın sonunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ya da

kovuşturmanın sonunda beraate hükmedildiği durumlarda

anılan tedbirlerin kanuna uygun olup olmadığından bağımsız olarak tazminat

imkânı tanınmıştır. Nitekim böylesi durumlarda kişiler hakkındaki yakalama veya

tutuklama tedbirlerinin kanuna uygun olmasının tazminat istemine engel teşkil

etmediği anılan hükmün içeriğinden açıkça anlaşılmaktadır.

46. Diğer taraftan aynı fıkranın (a) bendinde kanunlarda

belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına

karar verilen kişilerin maddi ve manevi her türlü zararlarını devletten

isteyebilecekleri düzenlenmiştir.

47. Bu kapsamda haklarındaki soruşturma süreci kovuşturmaya yer

olmadığı kararıyla veya kovuşturma süreci beraat kararıyla sonuçlanan kişilerin

-5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi uyarınca-

yakalama veya tutuklama tedbirlerinin kanuna uygun olup olmadığından bağımsız

olarak tazminat isteminde bulunmaları mümkün olduğu gibi -

anılan fıkranın (a) bendi uyarınca-bu tedbirlerin kanuna aykırı olduğu

iddiasıyla tazminat talep etme imkânları da mevcuttur.

48. Anayasa Mahkemesi tutuklamanın hukuki olmadığı, tutukluluğun

kanunda öngörülen azami süreyi veya makul süreyi aştığı iddialarıyla ilgili

olarak 5271 sayılı Kanun'da öngörülen tazminat davası açma yolunun bireysel

başvuru öncesinde tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğuna karar

vermiştir (Birçok karar arasından bkz. Hamit

Kaya, B. No: 2012/338, 2/7/2013, §§ 34-50; Erkam Abdurrahman Ak, B.

No: 2014/8515, 28/9/2016, §§ 48-62; İrfan

Gerçek, B. No:

2014/6500, 29/9/2016, §§ 33-45; Ömer Köse,

B. No: 2014/12036, 16/11/2016, §§ 28-38). Mahkeme tutuklandıktan sonra beraat

eden veya haklarında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen kişiler yönünden

de bu yolun bireysel başvuru öncesinde tüketilmesi gerektiğini ifade etmiştir (Hüseyin Hançer, B. No: 2013/8319,

7/1/2016, §§ 37-41; Bilal Canpolat,

B. No: 2014/983, 18/5/2016,§§ 37-43; Kamil Erdoğan, B. No: 2017/4023,

19/4/2018, §§ 38-42).

49. Somut olayda, hakkındaki tutuklama tedbirinin hukuki

olmadığını ileri süren başvurucu hakkında 8/3/2018 tarihinde beraat kararı

verilmiş ve hüküm 16/3/2018 tarihinde kesinleşmiştir. Buna göre başvurucu

hükmün kesinleştiği tarihten itibaren 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (a) ve (e) bentleri uyarınca tazminat talebinde bulunma

imkânına sahiptir. Nitekim başvurucunun yargılandığı Antalya 8. Ağır Ceza

Mahkemesince de hükümle birlikte başvurucuya bu imkânın hatırlatıldığı

görülmektedir. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava

yolunun başvurucunun durumuna uygun telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk

yolu olduğu ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun

incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil

niteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.

50. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun bu bölümdeki iddialarına

ilişkin olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru yapıldığı

anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

A. 1. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Gözaltının hukuka aykırı olması nedeniyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

17/7/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Aydın ŞİMŞEK

Başvurucu

:

Fatma MADEN

Vekili

:

Av. Samir

İSMAYİLOV

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/28719, 17 Temmuz 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Adil Yargılanma
  9. B. Kişi Hürriyeti ve
  10. B. No: 2016/42456, 26/12/2017, §§ 29-38; Mehmet
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Özgüldür
  13. Gökcan
  14. Hakyemez
  15. İsmayilov
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/28719
Tarih
17 Temmuz 2018

İlgili Kararlar

  • Murat Lekesiz Başvurusu (B. No: 2017/36376)
  • Akdeniz İnşaat ve Eğitim Hizmetleri A.ş. Başvurusu (B. No: 2015/2909)
  • Ömer Ulukapı Başvurusu (B. No: 2017/17771)
  • Besime Konca Başvurusu (B. No: 2017/5867)
  • Mustafa Durmaz Başvurusu (B. No: 2016/69011)
  • Yıldız Yıldız Başvurusu (B. No: 2015/19293)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.