İçeriğe geç
AC
İkinci Bölüm Başvuru No: 2014/2530 Tarih:

Ferat Çetiner Başvurusu (B. No: 2014/2530)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

FERAT ÇETİNER BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/2530)

Karar Tarihi: 17/11/2014

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1.

Başvurucu, “silahlı terör örgütüne üye olma”

suçunu işlediği iddiasıyla yargılandığı davanın halen devam ettiğini ve makul

sürede yargılama yapılmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüş, manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2.

Başvuru, 21/2/2014 tarihinde İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla

yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona

sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 17/6/2014 tarihinde, kabul

edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4.

Bölüm Başkanı tarafından 4/7/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği, görüş için Adalet Bakanlığına

gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 17/7/2014 tarihli yazısında, Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen,

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu, İstanbul

Cumhuriyet Başsavcılığınca (CMK. 250. maddesi ile yetkili) yürütülmekte olan

soruşturma kapsamında 29/6/2009 tarihinde yakalanarak gözaltına alınmıştır.

8. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince 2/7/2009 tarihinde

başvurucunun “silahlı terör örgütüne üye

olma” suçundan tutuklanmasına karar verilmiştir.

9. İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığının (CMK. 250. maddesi ile yetkili) 13/8/2009 tarih ve E.2009/831

sayılı iddianamesi ile başvurucu hakkında “silahlı

terör örgütüne üye olma” suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası

açılmıştır.

10. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince (CMK. 250. maddesi

ile görevli) yapılan yargılama sonunda, 16/4/2012 tarih ve E.2009/202,

K.2012/58 sayılı kararla başvurucunun “silahlı

terör örgütüne üye olma” suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile

cezalandırılmasına ve tahliyesine karar verilmiştir.

11. Karar başvurucu tarafından temyiz edilmiş olup, temyiz

incelemesi devam etmektedir.

12. Başvurucu, 21/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

13. 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314.

maddesinin (2) numaralı fıkrası, 12/4/1991 tarih ve 3713 sayılı Terörle

Mücadele Kanunu’nun 3. ve 5. maddeleri.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

14. Mahkemenin 17/11/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 21/2/2014 tarih ve 2014/2530 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

15. Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen

soruşturma kapsamında 29/6/2009 tarihinde gözaltına alınarak 2/7/2009 tarihinde

tutuklandığını ve 16/4/2012 tarihinde tahliye edildiğini, hakkında açılan kamu

davasının halen devam ettiğini ve makul sürede yargılama yapılmadığını

belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

16. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda, açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

17. Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hakkında

açılan kamu davasının halen devam ettiğini ve makul sürede yargılama

yapılmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

18. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)

ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049,

26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)

kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan

alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma

hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca

inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM

içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan

ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve

haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun

dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen

ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca

davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının

görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nın

bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkının

değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

19. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

20. Anayasa’nın 36. ve Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca

kişilere, cezai alanda yöneltilen suçlamaların da (suç isnadı) makul sürede

karara bağlanmasını isteme hakkı tanınmıştır. İsnat olunan fiil, ceza

kanunlarında suç olarak nitelendirilmiş ve yargılama aşamasında ceza hukukunun

kuralları uygulanmış ise ayrıca bir uygulanabilirlik incelemesi yapılmaksızın

kendiliğinden adil yargılanma hakkının kapsamına girer (B. No: 2013/625,

9/1/2014, § 31). Başvuru konusu olayda, başvurucu hakkında, “silahlı terör örgütüne üye olma” suçunu

işlediği iddiasıyla soruşturma başlatılmıştır. Başvurucu hakkında isnat olunan

suç 5237 sayılı Kanun’un 314. maddesinin (2) numaralı fıkrasında hapis cezasını

gerektirir şekilde tanımlanmıştır. Bu çerçevede başvurucu hakkındaki suç

isnadına dayalı yargılamanın Anayasa’nın 36. maddesinin güvence kapsamına

girdiği konusunda kuşku bulunmamaktadır (B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 32).

21. Ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olup

olmadığı değerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediği

iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olarak

etkilendiği arama ve gözaltı gibi bir takım tedbirlerin

uygulanması anıdır. Somut başvuru açısından bu tarih, başvurucunun İstanbul

Cumhuriyet Başsavcılığınca gözaltına alındığı 29/6/2009 tarihidir. Ceza

yargılamasında sürenin sona erdiği tarih, suç isnadının nihai olarak karara

bağlandığı, yargılaması devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin

makul süre şikâyetiyle ilgili kararını verdiği tarihtir (B. No: 2013/695,

9/1/2014, § 35).

22. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 29/6/2009 tarihinde gözaltına alınan ve

2/7/2009 tarihinde tutuklanan başvurucu hakkında “silahlı terör örgütüne üye olma” suçunu işlediği iddiasıyla

13/8/2009 tarihinde açılan davada, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince

başvurucunun savunması ile tanık beyanlarının alındığı, delillerin toplandığı,

iletişim tespit tutanakları ile teşhis ve el koyma tutanaklarının incelendiği

tespit edilmiştir. Mahkemece, 16/4/2012 tarihinde başvurucunun tahliyesine,

aynı duruşmada mahkûmiyetine karar verildiği, hükmün, başvurucu tarafından

temyiz edildiği ve temyiz incelemesinin halen devam ettiği anlaşılmıştır.

23. 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun

öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul

sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu

yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği yönünde kararlar verilmiştir (B. No: 2012/625, 9/1/2014, §§ 23-41; B.

No: 2013/695, 9/1/2014, §§ 24-40).

24. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde, başvuruya konu

ceza davası; hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olayların karmaşıklığı,

delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibi kriterler

dikkate alındığında karmaşık olmaktan uzaktır. Başvurucunun tutum ve davranışlarıyla

ve usuli haklarını kullanırken özensiz davranmasıyla

yargılamanın uzamasına önemli ölçüde sebep olduğu da söylenemez. Anılan davaya

bütün olarak bakıldığında, somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini

gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu beş yılı aşkın süredir devam

eden yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna

varılmıştır.

25. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

26. Başvurucu, makul sürede

yargılama yapılmadığı için 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep

etmiştir.

27. 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

28. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin beş yılı aşkın süredir devam eden yargılama süresi nazara

alındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal

tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net

3.350,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

29. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

30. Başvuruya konu yargılamanın

beş yılı aşkın süredir devam ettiği ve bu hususun makul sürede yargılanma

hakkını ihlal ettiği gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan

bir yargılama dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü

zararın devam etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısa

sürede sonuçlandırılmasını teminen, kararın bir

örneğinin ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun;

1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki

iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya net 3.350,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun tazminata ilişkin diğer

taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

E. Kararın bir örneğinin ilgili derece Mahkemelerine

gönderilmesine,

17/11/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

Derya ATAKUL

Başvurucu

:

Ferat

ÇETİNER

Vekili

:

Av. Mustafa ERASLAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/2530, 17 Kasım 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası