İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ferruh İlvan Başvurusu (B. No: 2013/1648)

1. Başvurucu, tutuklanmasını haklı

Başvuru No2013/1648Tarih16 Temmuz 2014Okuma12 dk · 2.494 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ferruh İlvan Başvurusu

Karar tarihi
16 Temmuz 2014
Başvuru Numarası
2013/1648
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.494 kelime·12 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, tutuklanmasını haklı

gösterecek somut olay, olgu ve bilgi olmadığı halde tutuklandığını, tahliye

taleplerinin formül gerekçelerle reddedildiğini ve uzun bir süredir tutuklu

olduğunu ileri sürerek Anayasa’nın 19. maddesinin ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 21/2/2013

tarihinde Bakırköy 12. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde eksiklikler giderilerek

başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 29/1/2014 tarihinde başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade

edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, Büyükçekmece Sulh Ceza

Mahkemesinin 4/5/2012 tarih ve 2012/130 Sorgu sayılı

kararı ile tutuklanmıştır.

6. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının

25/8/2012 tarihli iddianamesiyle başvurucunun, resmi

belgede sahtecilik, bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç

olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, rüşvet almak veya vermek, kamu

kurum ve kuruluşları vb. tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle

dolandırıcılık, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, eşyayı gümrük işlemlerine

tabi tutmaksızın ithal etme, geçici ithalat, dâhilde işleme rejimine tabi

eşyayı sahte belge ile yurtdışına çıkarmış gibi gösterme suçlarından

cezalandırılması talep edilmiştir.

7. Başvurucu, Bakırköy 1. Ağır Ceza

Mahkemesinde görülen davasının 14/1/2013 tarihli 1.

celsesinde tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilmesini talep etmiş, ancak

talebi atılı suçun vasıf ve mahiyeti, kuvvetli suç şüphesinin varlığı ve mevcut

delil durumu gerekçe gösterilerek reddedilmiştir.

8. Başvurucu, Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin

14/1/2013 tarihli kararına itiraz etmiş, itirazı

Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 1/2/2013 tarih ve 2013/104 Değişik İş sayılı

kararı ile reddedilmiştir. Karar başvurucuya 19/2/2013

tarihinde tebliğ edilmiştir.

9. Başvurucu hakkındaki dava Derece

Mahkemesi önünde derdesttir.

10. Başvurucu 21/2/2013

tarihinde Anayasa Mahkemesine başvurmuştur. UYAP sistemi üzerinden edinilen

bilgiye göre başvurucu, bireysel başvuru incelemesi devam ederken, Bakırköy 1.

Ağır Ceza Mahkemesinin 15/4/2013 tarihli müzekkeresi

ile tahliye edilmiştir.

B. İlgili Hukuk

11. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu’nun 101. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(2) Tutuklamaya, tutuklamanın

devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;

a) Kuvvetli

suç şüphesini,

b)

Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c)

Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça

gösterilir.”

12. Aynı Kanun’un 102. maddesinin (3)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Aşağıdaki suçların işlendiği

hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var

sayılabilir:

…

9. Suç

işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde

220),

...”

13. Aynı Kanun’un 102. maddesinin (2)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Ağır ceza mahkemesinin görevine

giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde,

gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.”

14. Aynı Kanun’un 104. maddesinin (1)

ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Soruşturma ve kovuşturma

evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.

(2) Şüpheli

veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkim veya

mahkemece karar verilir. Ret kararına itiraz edilebilir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

15. Mahkemenin 16/7/2014

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 21/2/2013 tarih ve 2013/1648

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

16. Başvurucu, tutuklanmasını haklı

gösterecek somut olay, olgu ve bilgi olmadığı halde tutuklandığını, tahliye

taleplerinin formül gerekçelerle reddedildiğini ve uzun bir süredir tutuklu

olduğunu ileri sürerek Anayasa’nın 19. maddesinin ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Tutukluluğun

Somut Olgu ve Olaylara Dayanmadığı İddiası Yönünden

17. Başvurucu, tutuklanmasını haklı

gösterecek somut olay, olgu ve bilgi olmadığı halde tutuklandığını ileri

sürmüştür.

18. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve

incelenmesi” kenar

başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

19. Anayasa’nın 19. maddesinin birinci

fıkrasında herkesin kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke

olarak konduktan sonra, ikinci ve üçüncü fıkralarında şekil ve şartları kanunda

gösterilmek şartıyla kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar

sınırlı olarak sayılmıştır. Dolayısıyla kişinin özgürlük ve güvenlik hakkının

kısıtlanması ancak Anayasa’nın anılan maddesi kapsamında belirlenen durumlardan

herhangi birinin varlığı halinde söz konusu olabilir (B. No: 2012/239, 2/7/2013, § 43).

20. Anayasa’nın 19. maddesinin üçüncü

fıkrasında, suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişilerin, ancak

kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla

veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde

hâkim kararıyla tutuklanabilecekleri hükme bağlanmıştır. Buna göre bir kişinin

tutuklanabilmesi öncelikli olarak suç işlediği hususunda kuvvetli belirti

bulunmasına bağlıdır. Bu, tutuklama tedbiri için aranan olmazsa olmaz unsurdur.

Bunun için suçlamanın kuvvetli sayılabilecek inandırıcı delillerle

desteklenmesi gerekir. İnandırıcı delil sayılabilecek olgu ve bilgilerin

niteliği büyük ölçüde somut olayın kendine özgü şartlarına bağlıdır.

21. Ancak bu nitelemeye bağlı olarak

kişinin suçla itham edilebilmesi için yakalama veya tutuklama anında delillerin

yeterli düzeyde toplanmış olması mutlaka gerekli değildir. Zira tutukluluğun

amacı, yürütülen soruşturma ve/veya kovuşturma sırasında kişinin

tutuklanmasının temelini oluşturan şüphelerin doğruluğunu kanıtlayarak veya

ortadan kaldırarak adli süreci daha sağlıklı bir şekilde yürütmektir. Buna

göre, suç isnadına esas teşkil edecek şüphelere dayanak oluşturan olgular ile

ceza yargılamasının sonraki aşamalarında tartışılacak olan ve mahkûmiyete

gerekçe oluşturacak olguların aynı düzeyde değerlendirilmemesi gerekir (B. No:

2012/1272, 4/12/2013, § 73).

22. Tutukluluk, 5271 sayılı Kanun’un

100. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. 100. maddeye göre kişi ancak

hakkında suç işlediğine dair kuvvetli şüphelerin varlığını gösteren olguların

ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde tutuklanabilir. Maddede tutuklama

nedenlerinin neler olduğu da belirtilmiştir. Buna göre, (a) şüpheli veya

sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular

varsa, (b) şüpheli veya sanığın davranışları; 1)

delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, 2) tanık, mağdur veya başkaları

üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli şüphe

oluşturuyorsa tutukluluk kararı verilebilecektir. Kuralda ayrıca işlendiği

konusunda kuvvetli şüphe bulunması halinde tutuklama nedeninin

varsayılabileceği suçlar bir liste halinde belirtilmiştir (B. No: 2012/239, 2/7/2013, § 46).

23. Diğer yandan, Anayasa’da yer alan

hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece derece mahkemelerinin kararlarındaki

kanunun yorumuna ya da maddi veya hukuki hatalara dair hususlar bireysel

başvuru incelemesinde ele alınamaz. Tutukluluk konusundaki kanun hükümlerinin yorumu

ve somut olaylara uygulanması da derece mahkemelerinin takdir yetkisi

kapsamındadır. Ancak kanun veya Anayasa’ya bariz şekilde aykırı yorumlar ile

delillerin takdirinde açıkça keyfilik halinde hak ve özgürlük ihlaline

sebebiyet veren bu tür kararların bireysel başvuruda incelenmesi gerekir.

Aksinin kabulü bireysel başvurunun getiriliş amacıyla bağdaşmaz (B. No:

2012/239, 2/7/2013, § 49).

24. Başvurucu, Büyükçekmece Sulh Ceza

Mahkemesinin 4/5/2012 tarih ve 2012/130 Sorgu sayılı

kararı ile tutuklanmıştır. Tutuklamaya gerekçe olarak, “… üzerlerine atılı suçların vasıf ve mahiyeti, mevcut delil

durumu, atılı suçların yasada öngörülen ceza miktarı, atılı suçlarla ilgili

kuvvetli suç şüphesini gösterir olguların mevcut oluşu, tape

kayıtları, fiziki takip tutanakları, alınan beyanlar, arama sonucunda ele geçen

materyaller ve tüm dosya kapsamı dikkate alınarak ve adli kontrol hükümlerinin

yetersiz kalacağı” gösterilmiştir.

25. Savcılıkça düzenlenen iddianame incelendiğinde özetle,

başvurucunun suç örgütü yöneticilerinden olduğu, örgüt faaliyetleri

çerçevesinde sahte kapasite raporlarına sahip firmalar aracılığıyla ve sahte

teminat mektupları kullanarak yurt dışından getirilen kumaşların yurt içinde

satışını organize ettiği, paravan şirketler vasıtasıyla ithal ve ihraç

işlemlerinden vergi kaçırdığı, bir kısım belgeleri elde etmek için rüşvet

verdiği, sahte ithal ve ihraç beyannamesi düzenlettirdiği, Gümrük ve Ticaret

Müdürlüğü ve F. Bank A.Ş.’yi dolandırdığı, örgüt

yöneticisi sıfatıyla ve kod adı (Faruk) kullanarak hareket ettiği ve aynı

eylemleri birden fazla kez gerçekleştirdiğinden bahisle kamu davası açıldığı

görülmektedir.

26. Somut olayda başvurucu, söz konusu

iddiasını soyut olarak dile getirmekle yetinmiş ve bu konuda herhangi bir

açıklamada bulunmamıştır. Dava dosyasının incelenmesinden, tutuklama kararının,

Derece Mahkemesinin bu konudaki hukuki yetki ve görevi çerçevesinde verildiği

anlaşılmaktadır. Başvuru dosyasında bunun aksini ifade eden herhangi bir husus

da yer almamaktadır. Bu durumda başvurucunun, suç işlediğinden şüphelenilmesi

için somut olgu ve bilgi bulunduğu halde tutuklandığı ve tutukluluğun

sürdürüldüğü iddiasının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Tutukluluğun

devamına dair kararların ilgili ve yeterli olup olmadığı meselesinin ise

tahliye taleplerinin formül gerekçelerle reddedildiği ve uzun bir süredir

tutuklu olduğu iddialarının incelenmesi sırasında ele alınması gerekir.

27. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun

“tutuklanmasını haklı gösterecek somut olay,

olgu ve bilgi olmadığı halde tutuklandığı”na ilişkin iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması” sebebiyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Tahliye

Taleplerinin Formül Gerekçelerle Reddedilmesi Nedeniyle Makul Sürenin Aşıldığı

İddiası Yönünden

28. Başvurucu, tahliye taleplerinin

sürekli formül gerekçelerle reddedildiğini ve makul olmayan bir süredir tutuklu

olduğunu ileri sürmüştür.

29. Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci

fıkrası şöyledir:

“Tutuklanan

kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma

sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır. Serbest bırakılma

ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasını veya hükmün yerine

getirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir.”

30. Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci

fıkrasında bir ceza soruşturması kapsamında tutuklanan kişilerin, yargılamanın

makul sürede bitirilmesini ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest

bırakılmayı isteme haklarına sahip olduğu güvence altına alınmıştır.

31. Tutukluluk süresinin makul olup

olmadığı konusunun, genel bir ilke çerçevesinde değerlendirilmesi mümkün

değildir. Bir sanığın tutuklu olarak bulundurulduğu sürenin makul olup

olmadığı, her davanın kendi özelliklerine göre değerlendirilmelidir.

Anayasa’nın 38. maddesinde “Suçluluğu hükmen

sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz” şeklinde ifadesini

bulan masumiyet karinesi, yargılama süresince kişinin hürriyetinin esas,

tutukluluğun ise istisna olmasını gerektirmektedir. Tutukluluğun devamı ancak

masumiyet karinesine rağmen Anayasa’nın 19. maddesinde güvence altına alınan

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkından daha ağır basan gerçek bir kamu yararının

mevcut olması durumunda haklı bulunabilir (B. No: 2012/1137, 2/7/2013,

§ 61).

32. Bir davada tutukluluğun belli bir

süreyi aşmamasını sağlamak, öncelikle derece mahkemelerinin görevidir. Bu

amaçla, yukarıda belirtilen kamu yararı gereğini etkileyen tüm olayların derece

mahkemeleri tarafından incelenmesi ve serbest bırakılma taleplerine ilişkin

kararlarda bu olgu ve olayların ortaya konulması gerekir (B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 62).

33. Tutuklama tedbirine kişilerin

suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunmasının yanı sıra bu kişilerin

kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla

başvurulabilir. Başlangıçtaki bu tutuklama nedenleri belli bir süreye kadar

tutukluluğun devamı için yeterli görülebilirse de bu süre geçtikten sonra,

uzatmaya ilişkin kararlarda tutuklama nedenlerinin hâlâ devam ettiğinin gerekçeleriyle

birlikte gösterilmesi gerekir. Bu gerekçeler “ilgili” ve “yeterli”

görüldüğü takdirde, yargılama sürecinin özenli yürütülüp yürütülmediği de

incelenmelidir. Davanın karmaşıklığı, organize suçlara dair olup olmadığı veya

sanık sayısı gibi faktörler sürecin işleyişinde gösterilen özenin

değerlendirilmesinde dikkate alınır. Tüm bu unsurların birlikte

değerlendirilmesiyle sürenin makul olup olmadığı konusunda bir sonuca

ulaşılabilir (B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 63).

Tutukluluk süresinin makul seviyede kalması için ilgili makamların almış

oldukları önlemler de dâhil olmak üzere tüm bu unsurların birlikte

değerlendirilmesiyle sürenin makul olup olmadığı konusunda bir sonuca

ulaşılabilir (B. No: 2014/85, 3/1/2014, § 43).

34. Dolayısıyla Anayasa’nın 19.

maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edilip edilmediğinin değerlendirmesinde

esas olarak, serbest bırakılma taleplerine ilişkin kararların gerekçelerine

bakılmalı ve tutuklu bulunan kişiler tarafından yapılan tutukluluğa itiraz

başvurularında sunulan belgeler çerçevesinde kararların yeterince

gerekçelendirilmiş olup olmadığı göz önüne alınmalıdır. Öte yandan hukuka uygun

olarak tutuklanan bir kişinin, suç işlediği yönünde kuvvetli belirti ve

tutuklama nedenlerinden biri veya birkaçının varlığı devam ettiği sürece ilke

olarak belli bir süreye kadar tutukluluk halinin makul kabul edilmesi gerekir

(B. No: 2012/1137, 2/7/2013, §§ 63-64).

35. Diğer taraftan özgürlük hakkı, adli

makamlarla güvenlik görevlilerinin özellikle organize suçlarla etkili bir şekilde

mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek biçimde

yorumlanmamalıdır. Nitekim AİHM, Sözleşme’nin 5. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının (c) bendinin, Sözleşme’ye Taraf

Devletlerin güvenlik görevlilerinin bilhassa organize olanlar olmak üzere

suçlulukla etkili olarak mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye sebep

olabilecek biçimde uygulanmaması gerektiğini vurgulamaktadır (Dinç ve Çakır/Türkiye, B. No. 66066/09, 9/7/2013, § 46).

36. Bir kişinin gerekçeden tamamen

yoksun bir yargı kararıyla tutuklanması ve tutukluluğun uzatılması kabul

edilemez (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz: Nakhmanovich/Rusya, B. No: 55669/00, 2/3/2006, § 70; Belevitskiy/Rusya, B. No: 72967/01, 1/3/2007, § 91).

Bununla beraber tutukluluğu meşru kılan gerekçeler gösterilerek bir zanlı

ya da sanığın tutuklanmasının keyfi olduğunu söylemek mümkün değildir. Ancak

aşırı derecede kısa gerekçelerle ve hiçbir yasal hüküm gösterilmeden tutuklama

kararı vermek ya da tutukluluğu devam ettirmek bu çerçevede değerlendirilmemelidir

(Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz: Mooren/Almanya [BD], B. No: 11364/03, 9/7/2009, § 79).

37. İtiraz veya temyiz merciinin,

itiraz veya temyiz incelemesine konu mahkeme kararına ve bu karardaki

gerekçelere katıldığı durumlarda, buna ilişkin kararını ayrıntılı olarak

gerekçelendirmemesi, kural olarak, gerekçeli karar hakkına aykırılık teşkil

etmez (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz: García Ruiz/İspanya,

B. No: 30544/96, 21/1/1999, § 26).

38. Makul sürenin hesaplanmasında

sürenin başlangıcı, başvurucunun daha önce yakalanıp gözaltına alındığı

durumlarda bu tarih, doğrudan tutuklandığı durumlarda ise tutuklama tarihidir.

Sürenin sonu ise kural olarak kişinin serbest bırakıldığı tarihtir. Ancak

kişinin, tutuklu olarak yargılanmakta olduğu davada mahkumiyetine karar

verilmiş ise mahkûmiyet tarihi itibarıyla da tutukluluk hali sona erer (B. No:

2012/237, 2/7/2013, §§ 66, 67).

39. Başvurucu uzun bir süredir tutuklu

olduğunu ileri sürmüştür. Somut olayda başvurucu 4/5/2012

tarihinde tutuklanmıştır. Başvurucu, bireysel başvuru incelemesi devam ederken,

Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/4/2013 tarihli

müzekkeresi ile tahliye edilmiştir. Buna göre başvurucunun bir suç isnadına bağlı olarak

tutuklu kaldığı süre 11 ay 11 gündür.

40. Başvurucu, Büyükçekmece Sulh Ceza

Mahkemesinin 4/5/2012 tarihli kararı ile tutuklanmış,

9/8/2012 tarihinde tutukluluk kararına itiraz ederek tahliye talebinde

bulunmuştur. Başvurucunun tahliye talebi, Büyükçekmece 1. Sulh Ceza

Mahkemesinin 9/8/2012 tarih ve 2012/1233 Değişik İş

sayılı kararıyla özetle, tutuklama nedenlerinin talep tarihi itibariyle

mevcudiyetlerini muhafaza ettikleri, atılı suçların 5271 sayılı Kanun’un 100.

maddesinin (3) numaralı fıkrasında belirtilen suçlardan oluşu, atılı suça

ilişkin kuvvetli suç şüphesini gösterir olguların bulunması, iletişim tespit

tutanakları, tape kayıtları, fiziki takip kayıt ve

fotoğrafları, suça konu mallar için düzenlenmiş yanıltıcı faturalar, iddia

olunan hayali ihracata ilişkin ele geçirilen bir kısım evraklar, Gümrük ve

Ticaret Bakanlığı, Sosyal Güvenlik ve Vergi Müfettişlerince hazırlanan raporlar

gerekçe gösterilerek reddedilmiştir.

41. Başvurucu, Bakırköy 1. Ağır Ceza

Mahkemesinde görülen davasının 14/1/2013 tarihli 1.

celsesinde tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilmesini talep etmiş, ancak

talebi atılı suçun vasıf ve mahiyeti, kuvvetli suç şüphesinin varlığı ve mevcut

delil durumu gerekçe gösterilerek reddedilmiştir.

42. Başvurucu, Bakırköy 1. Ağır Ceza

Mahkemesinin 14/1/2013 tarihli kararına itiraz etmiş,

itirazı Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 1/2/2013 tarih ve 2013/104 Değişik

İş sayılı kararı ile reddedilmiştir.

43. Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci

fıkrasının ihlal edilip edilmediğinin değerlendirmesinde esas olarak, serbest

bırakılma taleplerine ilişkin kararların gerekçelerine bakılmalı ve tutuklu

bulunan kişiler tarafından yapılan tutukluluğa itiraz başvurularında sunulan

belgeler çerçevesinde kararların yeterince gerekçelendirilmiş olup olmadığı göz

önüne alınmalıdır.

44. Öte yandan hukuka uygun olarak

tutuklanan bir kişinin, suç işlediği yönünde kuvvetli belirti ve tutuklama

nedenlerinden biri veya birkaçının varlığı devam ettiği sürece ilke olarak

belli bir süreye kadar tutukluluk halinin makul kabul edilmesi gerekir (B. No:

2012/1137, 2/7/2013, §§ 63-64).

45. Somut olayda başvurucu, kendisiyle

birlikte 69 şüphelinin yer aldığı iddianame kapsamında suç işlemek amacıyla

kurulan örgüte üye olma, resmi belgede sahtecilik, geçici ihtilat, dâhilde

işleme rejimine tabi eşyayı sahte belge ile yurt dışına çıkarmış gibi gösterme

suçlarını işlediği iddiasıyla yargılanmaktadır. Hukuka uygun olarak tutuklanan

bir kişinin, suç işlediği yönünde kuvvetli belirti ve tutuklama nedenlerinden

biri veya birkaçının varlığı devam ettiği sürece ilke olarak belli bir süreye

kadar tutukluluk halinin makul kabul edilmesi gerekir. Derece Mahkemesince

verilen tutukluluğa itiraz ve itirazın reddine dair kararların gerekçeleri

incelendiğinde, bu gerekçelerin tutukluluğun devamının hukuka uygunluğu ve

tutulmanın meşruluğunu haklı gösterecek özen ve içerikte olduğu görülmektedir.

Somut olaydaki tutukluluk halinin devamına ilişkin bu gerekçeler ilgili ve yeterlidir.

Açıklanan nedenlerle, başvurucunun, “tahliye

taleplerinin formül gerekçelerle reddedildiği” yönündeki şikâyetinin

“açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. “Tutuklanmasını haklı gösterecek somut olay, olgu ve bilgi olmadığı

halde tutuklandığı” yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması” ,

2. “Tahliye taleplerinin formül gerekçelerle reddedildiği” ve “tutukluluğun makul süreyi aştığı”

yönündeki iddialarının “açıkça dayanaktan

yoksun olması”,

nedenleriyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

bırakılmasına,

16/7/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Alparslan ALTAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Osman Alifeyyaz PAKSÜT Recep KÖMÜRCÜ Engin YILDIRIM Raportör : Serhat ALTINKÖK Başvurucu : Ferruh İLVAN Vekili : Av. Çağdaş ÇELİK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/1648, 16 Temmuz 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru Süreci
  6. III. Olay Ve
  7. Olgular
  8. A. Olaylar
  9. B. İlgili Hukuk
  10. IV. İnceleme Ve
  11. Gerekçe
  12. A. Başvurucunun
  13. B. Değerlendirme
  14. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/1648
Tarih
16 Temmuz 2014

İlgili Kararlar

  • Hıdır Memicil Başvurusu (B. No: 2013/1420)
  • Cahit Tekin Başvurusu (B. No: 2013/2744)
  • Teoman Yeğenoğlu Başvurusu (B. No: 2013/5338)
  • Levent Ersöz Başvurusu (B. No: 2013/5274)
  • Murat Tuncil Başvurusu (B. No: 2013/7759)
  • Müslüm Alkurt Başvurusu (B. No: 2013/9790)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.