İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Fetih Ahmet Özer Başvurusu (B. No: 2013/6179)

1. Başvurucu, kesinleşmiş bir

Başvuru No2013/6179Tarih20 Mart 2014Okuma12 dk · 2.340 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Fetih Ahmet Özer Başvurusu

Karar tarihi
20 Mart 2014
Başvuru Numarası
2013/6179
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.340 kelime·12 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, kesinleşmiş bir

mahkûmiyet kararının infazı sırasında kendisi hakkında denetimli serbestlik

tedbiri uygulanmakta iken daha önce işlemiş olduğu iddia edilen bir suçtan

dolayı kovuşturma başlatıldığını ve bu nedenle denetimli serbestlik tedbirinin

kaldırılmasına karar verilerek hakkında yakalama emri çıkartıldığını belirtmiş ve

bu işlem dolayısıyla özgürlük ve güvenlik hakkı, adil yargılanma hakkı ve

eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. BAŞVURU SÜRECİ

3. Başvuru, 12/8/2013 tarihinde Aydın 2. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede

başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit

edilmiştir.

4. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 3/12/2013 tarihinde

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

II. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu hakkında Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının

16/10/2002 tarihli iddianamesi ile resmi belgede sahtecilik

suçundan cezalandırılması için kamu davası açılmıştır.

7. Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/5/2008 tarihli kararı

ile başvurucunun 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş;

temyiz üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 9/7/2012 tarihli ilamı ile İlk Derece

Mahkemesinin kararını onamış ve karar kesinleşmiştir.

8. Başvurucunun kesinleşmiş hürriyeti bağlayıcı cezasının

infazına 27/3/2013 tarihinde Aydın Açık Ceza İnfaz Kurumda başlanmıştır.

9. Aydın İnfaz Hâkimliğinin 28/3/2013 tarihli kararı ile

başvurucunun koşullu salıverilme tarihine 1 yıldan az süre kaldığı ve iyi halli

olduğu gerekçesiyle 13/12/2004 tarih ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 105/A maddesinin (1) numaralı fıkrası

uyarınca “bakiye cezasının koşullu

salıverilme tarihi olan 14/1/2014 tarihine kadar olan kısmının denetimli

serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına” karar verilerek

başvurucu aynı tarihte tahliye edilmiştir.

10. Aydın İnfaz Hâkimliğinin 15/5/2013 tarihli kararı ile

başvurucunun 10/7/2008 tarihinde işlediği iddia edilen dolandırıcılık ve resmi

belgede sahtecilik suçundan dolayı Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/70

sayılı dava dosyasında kovuşturma yapıldığı, başvurucuya isnat edilen

dolandırıcılık suçunun cezasının üst sınırının 7 yıl hapis cezasını

gerektirdiği belirtilerek 13/12/2004 tarih ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 105/A maddesinin (7) numaralı fıkrasının

(b) bendi uyarınca başvurucunun koşullu salıverilme tarihine kadar olan

cezasının infazı için kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar

verilmiştir.

11. İtiraz üzerine Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/7/2013

tarihli kararı ile itirazın reddine karar verilmiştir.

12. Başvurucunun Anayasa’ya aykırılık iddiasına dayalı

infazın durdurulması talebi üzerine Aydın İnfaz Hâkimliği 4/12/2013 tarihinde,

“Hâkimliğimizin 2013/2 Değişik İş sayılı

kararı ile dosyada uygulama yeri bulunan 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'a 6291 Sayılı Kanun'un 1. Maddesi ile

eklenen "Denetimli serbestlik tedbiri uygulanmaya başlanmasından önce

işlediği iddia olunan ve cezasının üst sınırı yedi yıldan az olmayan bir suçtan

dolayı soruşturma veya kovuşturmaya devam edilmesi" şeklindeki 105/A

maddesinin 7 fıkrasının (b) bendinin iptali yönünde Anayasa Mahkemesi'ne itiraz

yoluna başvurulması nedeniyle yapılmış olan itiraz başvurusunun 6216 Sayılı

Kanun’un 41/2 maddesi uyarınca bekletici mesele yapılmasına, hükümlü Fetih Ahmet

Özer hakkındaki Hâkimliğimizin 15/05/2013 tarih ve 2013/876 Esas, 2013/979

Karar sayılı kararına konu olan infazın durdurulmasına” şeklinde bir

karar vermiştir.

13. Bu karar üzerine, başvurucu, Aydın İnfaz Hâkimliğinin

15/5/2013 tarihli, başvurucunun koşullu salıverilme tarihine kadar olan

cezasının infazına dair kararı nedeniyle cezaevine kapatılmamıştır.

14. 5275 sayılı Kanun’a 5/4/2012 tarih ve 6291 sayılı Ceza ve

Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Denetimli Serbestlik ve Yardım

Merkezleri ile Koruma Kurulları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un

1. maddesiyle eklenen 105/A maddesinin (7) numaralı fıkrasının (a), (b) ve (c)

bentlerinin Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasına aykırı olduğu ileri

sürülerek iptali, 19-20/11/2013 tarihli itiraz başvuruları ile Anayasa

Mahkemesinden talep edilmiştir.

15. Anayasa Mahkemesi, 26/12/2013 tarih ve E.2013/133,

K.2013/169 sayılı kararı ile, 5275 sayılı Kanun’a, 6291 sayılı Kanun’un 1.

maddesiyle eklenen 105/A maddesinin (7) numaralı fıkrasının (b) ve (c)

bentlerinin Anayasa’ya aykırı olduklarına ve iptallerine karar vermiştir.

16. Anayasa Mahkemesinin mezkûr kararının gerekçesi şöyledir:

“…

Ceza hukukunda bir kişinin suçlu olarak kabul

edilebilmesi için hakkındaki mahkûmiyet hükmünün kesinleşmiş olması gerekir.

Ceza muhakemesinin evrelerinden olan soruşturma ve kovuşturma aşamalarında ise

kişi kesin hükümle mahkûm olmadığından suçlu olarak nitelendirilemez ve bu suç

nedeniyle hakkında ceza hukuku alanına giren yaptırımlar uygulanamaz.

5275

sayılı Kanun’un 3. maddesinde, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile

ulaşılmak istenilen temel amacın, hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici

etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden

sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal

kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak

olduğu belirtilerek, suçlunun da diğer bireyler gibi onurlu bir yaşam hakkının

bulunduğu bilincine vurgu yapılmış ve çağdaş ceza hukukunda benzer haklara

ilişkin düzenlemelere yer verildiği görülmüştür.

Denetimli serbestlik suretiyle hapis cezasının

infazı, özgürlüğü bağlayıcı cezanın kanunlarla belirlenecek bir alt sınırının

infaz kurumunda geçirilmesi koşuluyla, suçlunun kişiliğindeki gelişmeleri

gözlemleyerek cezasının koşullu salıverilmeden önceki bir yılını dışarıda

geçirmesini sağlayan bir tedbirdir. Bu yöntemde işlenen suçun, denetimli

serbestlik açısından belirleyici bir niteliği bulunmamakta, verilen cezanın çekilen

süresi ve iyi halli olma koşulları aranmaktadır.

Denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması

ile de hükümlülerin; yeniden suç işleme risklerinin azaltılması, sosyal hayata

hazırlanmalarına imkân sağlanması, tahliye şartlarına uyumun

gerçekleştirilmesi, toplumsal kurallara uyma becerilerinin geliştirilmesi,

toplumun hükümlüye olumsuz bakışının azaltılması ve ailesi ile görüşmesinin

sağlanmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır.

İtiraz konusu kurallar uyarınca hükümlüler

hakkında; denetimli serbestlik kararının verilmesinden önce veya sonra,

kurallarda cezalarının alt ve üst hadleri gösterilen suçları işledikleri

iddiasıyla soruşturma veya kovuşturmaya başlanmış olması veya devam edilmesi

hâlinde tekrar kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmeleri kanun koyucu tarafından

bir tedbir olarak düzenlenmiş ise de, söz konusu

kurallar bu kişilerin suçlu sayıldıkları gerekçesiyle bir yaptırım niteliğine

dönüşmektedir. Bunun yanında kurallar, denetimli serbestlikten yararlanma

hakkını ve denetimli serbestlik kurumundan hükümlü ve toplum lehine beklenen

kamusal yararı ortadan kaldırmaktadır. Kanunun çıkarılma amacı ile çelişen bu

hususlar ise hükümlülerin henüz işleyip işlemedikleri belirli olmayan bir

suçtan dolayı suçlu olarak nitelendirilmelerine yol açıp Anayasa’nın 38. maddesinin

dördüncü fıkrasında düzenlenen “suçsuzluk karinesi” ile bağdaşmamaktadır.

Öte yandan, itiraz konusu kurallar,

ilgilileri, suçlulukları ispatlanıncaya kadar suçsuz sayılmaları olanağından ve

bu olanağı yürürlüğe koyan üstün hukuk kurallarından yararlanmalarını

engellemekte ve hukuk devletinin ilkelerinden olan hukuki güvenlik ilkesini de

ihlal etmektedir.

Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kurallar

Anayasa’nın 2. ve 38. maddelerine aykırıdır. İptalleri gerekir.

…”

B. İlgili Hukuk

17. 5275 sayılı Kanun’un “Denetimli

serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazı” başlıklı 105/A.

maddesinin (1) numaralı ve (b) ve (c) bentleri iptal edilen (7) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını

sağlamak, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek

amacıyla;

a) Açık ceza infaz kurumunda cezasının son

altı ayını kesintisiz olarak geçiren,

b) Çocuk eğitimevinde

toplam cezasının beşte birini tamamlayan,

koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerin

talebi hâlinde, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının

denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına, ceza infaz kurumu

idaresince hükümlü hakkında hazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak,

infaz hâkimi tarafından karar verilebilir.

…

(7) Hükümlü hakkında;

a) İşlediği iddia olunan başka bir suçtan

dolayı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 100 üncü

maddesinde sayılan nedenlerle tutuklama kararı verilmesi,

b) Denetimli serbestlik tedbiri uygulanmaya

başlanmasından önce işlediği iddia olunan ve cezasının üst sınırı yedi yıldan

az olmayan bir suçtan dolayı soruşturma veya kovuşturmaya devam edilmesi,

c) Denetimli serbestlik tedbiri uygulanmaya

başlandıktan sonra işlediği iddia olunan ve cezasının alt sınırı bir yıl veya

daha fazla olan kasıtlı bir suçtan dolayı soruşturma veya kovuşturma

başlatılması,

hâlinde, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine, infaz hâkimi

tarafından, hükümlünün kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verilir.

Hükümlü hakkında soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığı veya kovuşturma

sonucunda beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın reddi veya düşme

kararı verilmesi hâlinde, hükümlünün cezasının infazına denetimli serbestlik

tedbiri uygulanarak devam olunmasına infaz hâkimi tarafından karar verilir.”

III. İNCELEME VE

GEREKÇE

18. Mahkemenin 20/3/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 12/8/2013 tarihli ve 2013/6179 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

19. Başvurucu, kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararının infazı

sırasında kendisi hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmakta iken daha

önce işlemiş olduğu iddia edilen bir suçtan dolayı kovuşturma başlatıldığını ve

bu nedenle denetimli serbestlik tedbirinin kaldırılmasına karar verilerek

hakkında yakalama emri çıkartıldığını belirtmiş ve bu işlem dolayısıyla

Anayasa’nın 19. maddesinde yer alan özgürlük ve güvenlik hakkı, Anayasa’nın 36.

maddesinde yer alan adil yargılanma hakkı ve Anayasa’nın 10. maddesinde yer

alan eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

20. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin

kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine

başvurabilir. ...”

21. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf

olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal

edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”

22. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuru hakkına sahip olanlar” kenar başlıklı 46. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri

sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan

etkilenenler tarafından yapılabilir.”

23. Başvuru konusu olayda, başvurucu, resmi belgede sahtecilik suçundan almış olduğu 2 yıl hürriyeti

bağlayıcı cezanın infazı sırasında iyi halli olduğu gerekçesiyle koşullu

salıverilmiştir. Ancak daha önce işlediği iddia edilen bir suçtan dolayı

cezalandırılması için hakkında ceza davası açılması nedeniyle İnfaz Hâkimliği,

5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesinin (7) numaralı fıkrasının (b) bendi

uyarınca başvurucunun koşullu salıverilme tarihine kadar olan cezasının infazı

için kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar vermiş ve başvurucu

hakkında yakalama kararı çıkartmıştır. 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesinin

(7) numaralı fıkrasının (b) bendinin iptali için Anayasa Mahkemesine

başvurulması üzerine İnfaz Hâkimliği önceki kararının infazını durdurmuş ve

yakalama emrini geri almıştır. Sözü geçen kural Anayasa Mahkemesince iptal

edilmiştir. Başvurucu sözü geçen kuralın uygulanmaması nedeniyle cezaevine

kapatılmamıştır.

24. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuru hakkına sahip olanlar” başlıklı 46. maddesinde kimlerin

bireysel başvuru yapabileceği sayılmış olup, anılan maddenin (1) numaralı

fıkrasına göre; bir kişinin Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda

bulunabilmesi için üç temel ön koşulun birlikte bulunması gerekmektedir. Bu

önkoşullar, başvuruya konu edilen ve ihlale yol açtığı ileri sürülen kamu gücü

eylem veya işleminden ya da ihmalinden dolayı, başvurucunun “güncel bir hakkının ihlal edilmesi”, bu

ihlalden dolayı kişinin “kişisel olarak” ve “doğrudan”

etkilenmiş olması ve bunların sonucunda başvurucunun kendisinin “mağdur” olduğunu ileri sürmesi gerekir (B.

No: 2013/1977, 9/1/2014, § 42).

25. Bu üç temel

koşula ilave olarak 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuru hakkı” başlıklı 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre

Anayasa Mahkemesine ancak Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve buna ek Türkiye’nin

taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin ihlal edildiği

iddiasıyla başvurulabilir. Buradan çıkan sonuca göre Anayasada güvence altına

alınmış temel hak ve özgürlüklerden, AİHS ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller

kapsamında bir hakkı doğrudan etkilenmeyen kişi “mağdur” statüsü kazanamaz (B. No: 2013/1977,

9/1/2014, § 43).

26. Bireysel

başvuruda “mağdur” kavramı,

davada menfaat veya dava ehliyeti kuralları gibi kurallardan bağımsız bir

şekilde yorumlanır (Gorraiz Lizarraga ve

Diğerleri/İspanya, B. No: 62543/00, 10/11/2004, ,

§ 35). Ayrıca “mağdur” kavramının

yorumu, günümüzde toplumun koşulları ışığında değişime tabi olup, bu kavram

aşırı biçimcilikten uzak bir şekilde uygulanmalıdır (Gorraiz Lizarraga ve Diğerleri/İspanya, §

38).

27. Başvuru konusu olayda, başvurucu

hakkında, daha sonra Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olan 5275 sayılı

Kanun’un 105/A maddesinin (7) numaralı fıkrasının (b) bendine dayanılarak

yakalama kararı verilmiş, başvurucu hakkında yakalanma kararı verilmesinden

sonra yakalanmamak için saklanmıştır. Başvurucu hakkında verilen koşullu

salıverilme kararının geri alınması kararının ve yakalama emrinin Anayasa’nın

19. maddesinde yer alan özgürlük ve güvenlik hakkına müdahale oluşturduğu

iddiasıyla avukatı vasıtasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda

bulunmuştur.

28. Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuruda bulunulduktan sonra İnfaz Hâkimliği, sözü geçen kuralın iptali için

Anayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesiyle infazın durdurulmasına ve

başvurucu hakkında verilen yakalama kararının geri alınmasına karar vermiştir.

Başvurucu, hakkında yakalama emri verildiği 15/5/2013 tarihinden yakalama

emrinin geri alındığı 4/12/2013 tarihine kadar yakalanma tehdidi altında ve

kaçak olarak yaşamış ancak yakalama emri infaz edilememiştir.

29. Başvurucu Anayasa’ya aykırı

olduğunu düşündüğü bir yasa hükmüne dayanılarak koşullu salıverilme kararının

geri alınması ve hakkında yakalama emri çıkartılmış olmasından şikâyetçi

olmuştur. Somut olayda, koşullu salıverilme kararının geri alınması ve yakalama

emri verilmesi ile başvurucu aleyhine kamu gücü tarafından somut adımlar

atılmış, başvurucu özgürlüğünden yoksun kalma tehdidi altında kaçak hayatı

yaşamıştır. Başvuru konusu olayda müdahale yalnızca koşullu salıverilme

kararının geri alınması kararı verilmesi ve yakalama emri çıkartılmasından

ibarettir. Bu sebeple yakalanma ve özgürlüğünden mahrum kalma tehdidi altında

kalan başvurucunun, şikâyetin konusu olan koşullu salıverilme kararının geri

alınması kararından ve yakalama emrinden kişisel olarak ve doğrudan

etkilendiğinin ve mağdur statüsüne sahip olduğunun kabul edilmesi gerekir.

30. Somut olayda başvurucunun mağdur

statüsüne sahip olduğunun kabul edilmesinde iki bağlantı göz önüne alınmıştır.

Bu bağlantılardan ilki, yukarda belirtildiği gibi başvurucu hakkında yakalama

kararının verilmesidir. İkinci ise başvurucunun mağdur statüsünü kazanması,

başvurucunun geri çevrilemez bir zarardan korunması amacı ile bağlantılıdır.

Başvurucu, hakkında yakalama emri bulunduğu ve kaçak yaşadığı bir dönemde

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucunun Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunduğu sırada hakkında verilmiş bulunan

yakalama emri nedeniyle yakalanarak özgürlüğünden mahrum bırakılma tehdidi

altında bulunması nedeniyle onun geri çevrilemez bir zarardan korunması

amacıyla mağdur olarak kabul edilmesi gerekmektedir.

31. Öte yandan mağdurluk statüsü bütün

bir yargılama boyunca devam etmelidir. Somut olayda başvurucu tarafından bireysel

başvuruda bulunulduktan sonra hakkında yakalama emri çıkartılmasına dayanak

yapılan 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesinin (7) numaralı fıkrasının (b)

bendinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması üzerine İnfaz Hâkimliği

başvurucu hakkındaki yakalama emrini geri almıştır. Sözü geçen kural Anayasa

Mahkemesinin 26/12/2013 tarihli kararı ile iptal edilmiştir.

32. Anayasa Mahkemesince, başvurucu

aleyhine verilen koşullu salıverilme kararının geri alınması kararının ve

yakalama emrinin infaz edilmesinin bir müdahale oluşturacağı özü itibariyle

kabul edilerek sözü geçen kural iptal edilmiş ve İnfaz Hâkimliğince başvurucu

hakkındaki yakalama emri geri alınmıştır. Böylece başvurucunun Anayasa’nın 19.

maddesinde yer alan özgürlük ve güvenlik hakkına yönelik müdahalenin giderilmiş

olması nedeniyle başvurucunun mağdurluk statüsü sona ermiştir.

33. Anayasa

Mahkemesi İçtüzüğü’nün 80. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının (ç) bendi şöyledir:

“(1) Bölümler ya da Komisyonlarca yargılamanın her

aşamasında aşağıdaki hâllerde düşme kararı verilebilir:

…

ç) Bölümler ya da Komisyonlarca saptanan

herhangi bir başka gerekçeden ötürü, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini

haklı kılan bir neden görülmemesi.”

34. Açıklanan

nedenlerle, başvurucunun mağdurluk statüsünü kaybettiği anlaşıldığından,

başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “düşmesine” karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun, “mağdurluk statüsünü kaybetmiş olması”

nedeniyle DÜŞMESİNE,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına

20/3/2014 tarihinde OY

BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi

DURSUN

Erdal TERCAN Raportör : Yunus HEPER Başvurucu : Fetih Ahmet ÖZER Vekili : Av. Fehmi TÜRKEŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/6179, 20 Mart 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Olay Ve
  6. Olgular
  7. A. Olaylar
  8. B. İlgili Hukuk
  9. III. İnceleme Ve
  10. Gerekçe
  11. A. Başvurucunun İddiaları
  12. B. Değerlendirme
  13. A. Başvurunun, “mağdurluk statüsünü kaybetmiş olması”
  14. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına
  15. Kaleli
  16. Dursun
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/6179
Tarih
20 Mart 2014

İlgili Kararlar

  • C.d. Başvurusu (B. No: 2013/394)
  • Günnur Coşkun Başvurusu (B. No: 2012/836)
  • Mehmet İlker Başbuğ Başvurusu (B. No: 2014/912)
  • Can Cemal Pulak Başvurusu (B. No: 2013/5250)
  • Mehmet Çiftlik Başvurusu (B. No: 2013/5733)
  • Cüneyt Kartal Başvurusu (B. No: 2013/6572)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.