İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Fevzi Aydın Başvurusu (B. No: 2013/2741)

1. Başvuru; terör nedeniyle hısımlarının veya yerleşim yeri

Başvuru No2013/2741Tarih30 Mart 2016Okuma13 dk · 2.653 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Fevzi Aydın Başvurusu

Karar tarihi
30 Mart 2016
Başvuru Numarası
2013/2741
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.653 kelime·13 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; terör nedeniyle hısımlarının veya yerleşim yeri

sakinlerinin kaçırılması, yaralanması, ölmesi durumları dikkate alınmaksızın 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle

Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan

başvurunun reddedilmesi nedeniyle gerekçeli karar ile mülkiyet haklarının; ret

işlemlerine karşı açılan davaya ilişkin yargılama işlemlerinin adil olmaması,

makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma haklarının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 29/4/2013 tarihinde Anayasa

Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Başvuru formları ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil

edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 25/11/2014

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAYVE OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu; terör nedeniyle hısımlarından veya yerleşim yeri

sakinlerinden kaçırılan, yaralanan, öldürülenlerin olduğunu beyan ederek bu

özel durumundan kaynaklanan güvenlik kaygısı nedeniyle köyünü terk etmek

zorunda kaldığını iddia etmiştir.

6. Başvurucu 21/7/2005 tarihinde 5233

sayılı Kanun kapsamına giren zararının karşılanması talebiyle Batman Valiliği

Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuştur.

7. 7/11/2007 tarihli ve 2007/1-1362

sayılı Komisyon kararında, terör olayları sonucu oluşan zararın karşılanması

talebiyle yapılan başvuruda dosyada yer alan bilgi ve belgeler uyarınca

başvurucunun yaşadığı Sason ilçesinin Derince köyünün boşaltılmadığı, kişiye

yönelik bir tehdit ve saldırı olmadığından bahisle talebin reddine karar

verilmiştir.

8. Belirtilen ret işlemi aleyhine 11/2/2008

tarihinde başvurucu tarafından açılan iptal davasında, 25/9/2008 tarihli

Diyarbakır 1. İdare Mahkemesi kararı ile başvurucunun yaşadığı yerleşim yerinin

boşalan ya da boşaltılan yerlerden olmadığı, köyden başvurucu dışında göç eden

olmadığı, anılan köyde nesnel güvenlik kaygısının yaşanmamış olması ve

başvurucunun mal varlığının münferit bir terör saldırısı sonucunda zarar

gördüğü yönünde bir tespit bulunmamasından bahisle davanın reddine hükmedilmiştir.

9. Başvurucunun temyizi üzerine Danıştay Onbeşinci

Dairesinin 13/6/2012 tarihliilamı

ile dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararların bozulmasını

gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek hükmün onanmasına karar

verilmiştir.

10. Karar düzeltme istemi aynı Dairenin 25/12/2012

tarihinde reddedilmiştir.

11. Karar 5/4/2013 tarihinde

başvurucuya tebliğ edilmiştir.

12. Başvurucu29/4/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

13. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4.,

6., 7., 8., geçici 1., geçici 3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve

2013/5034 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki Karar’ın 1. maddesi, Danıştay

Onuncu Dairesinin 30/12/2008 tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı,

Danıştay Onuncu Dairesinin 31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733

sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679,

K.2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir,

B. No: 2013/3309, 6/2/2014, §§ 15-28).

14. 5233 sayılı Kanun’un 25/4/2013

tarihli ve 6462 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değişik 9. maddesinin birinci ve

üçüncü fıkraları şöyledir:

“Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge

rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın;

a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine

göre,

b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü

derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört

katı tutarına kadar,

c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci

derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar,

d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci

derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar,

e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında,

Nakdî ödeme yapılır.

…

Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara

intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri

uygulanır.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

15. Mahkemenin 30/3/2016 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

16. Başvurucu; 5233 sayılı Kanun

kapsamında yaptığı talebin ve akabinde açtığı davanın reddedildiğini, idarenin

köy halkına “Köy korucusu ol ya da köyü terk et.” şeklinde yaptığı baskı ve zorlamanın Mahkemece dikkate

alınmadığını, dosyadaki zarar tespitine ilişkin raporlar ve güvenlik nedeniyle

köyün boşaltılmış olduğunu belirten belgeler ve terör örgütü mensuplarınca

hısımlarının veya yerleşim yeri sakinlerinin kaçırılmasına, yaralanmasına ve

öldürülmesine dair özel durumu dikkate alınmadan köyün tamamen boşalmamış

olduğu soyut gerekçesine ve şahsına yönelik bir terör tehdidi ya da

saldırısının bulunmamasına dayanılarak sunduğu belgelerin

değerlendirilmediğini, idare tarafından sunulan belgelerin dikkate alındığını

ve bu belgeler tebliğ edilmemek suretiylekendisine savunma

yapma imkânı tanınmadan verilen kararın adil olmadığını belirtmiştir.

17. Başvurucu; ayrıca kararın yeterli gerekçe ihtiva etmediğini,

sunduğu belgeler dikkate alınmadan idarece sunulan belgelere dayalı olarak

karar veren Mahkemenin tarafsız olmadığını, kendi içinde çelişkili ve gerçeği

yansıtmayan belgelere dayanılarak karar verildiğini, aynı yerleşim yerinden

önceki bir tarihte başvuruda bulunanlar hakkında Komisyonun tazminat ödenmesi

yönünde karar verdiği hâlde yargı mercilerince bu kararlar konusunda araştırma

ve inceleme yapılmayarak davanın reddine karar verildiği, bu nedenle makul ve

objektif bir sebep bulunmamasına rağmen şahsına tazminat ödenmemesi yönünde

karar alınarak ayrımcılığa maruz kaldığını, idarenin can ve mal güvenliğini

sağlama yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucu mülkiyet hakkından yoksun

kaldığını ve Derece Mahkemelerinin yaptığı hatalı değerlendirme nedeniyle

zararının tazmin edilmediğini, 5233 sayılı Kanun’da yer almayan bir nedene

dayanılarak Komisyon ve yargı makamlarınca talebinin reddedildiğini, yaptığı

başvuru hakkında yürütülen işlemlerin makul sürede sonuçlandırılmadığını

belirterek Anayasa’nın2., 7., 10., 35., 36., 87., 125.

ve 141.maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmiş ve maddi

tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

18. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucunun 5233

sayılı Kanun kapsamındaki zararının tazmini amacıyla açtığı davanın

reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 2., 7., 10., 35.,

36., 87., 125. ve 141.maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia

ettiği anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).Başvurucunun ihlal iddialarıadil yargılanma hakkı kapsamında aşağıdaki

başlıklar altında incelenmiştir:

1. Tarafsız Mahkemede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

19. Başvurucu, idare tarafından sunulan ve kendisine tebliğ edilmeyen

belgelere göre karar veren Mahkemelerin tarafsız olmadığını iddia etmiştir.

20. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda benzer

iddialar daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu

konuda verdiği kararlarında, başvurulara konu yargılamalarda hâkimin

tarafsızlığına ilişkin karineyi ortadan kaldıracak şekilde yargılamayı yürüten

hâkimin taraflardan birine yönelik ön yargılı ve taraflı bir tutumu, kişisel

bir kanaati veya menfaati, bu bağlamda kişisel bir taraflılığının söz konusu

olduğunu ortaya koyan bir bulgu saptanmadığı anlaşıldığından başvurucuların

anılan iddialarının açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar, B. No: 2013/2738, 16/7/2014,§§ 38-41; Cahit

Tekin, B. No: 2013/2744, 16/7/2014, §§ 34-37).

21. Somut başvuru açısından hâkimin tarafsızlığına ilişkin

karineyi ortadan kaldıracak bir olgu ya da bulgu saptanmadığı gibi farklı karar

verilmesini gerektiren bir yön de bulunmamaktadır.

22. Açıklanan nedenlerle başvurucunun tarafsız mahkemede

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Çelişmeli Yargılama ve

Silahların Eşitliği İlkelerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

23. Başvurucu sunduğu bilgi, belge, deliller nazara alınmaksızın

sadece idare tarafından sunulan ve kendisine tebliğ edilmeyen belgelere

dayanılarak İlk Derece Mahkemeleri tarafından davanın reddine karar verildiğini

belirtmiş; bu nedenle çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin

ihlal edildiğini iddia etmiştir.

24. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda çelişmeli

yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği iddiası daha önce

bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği

kararlarında, başvurulara konu tazminat taleplerinin 5233 sayılı Kanun

kapsamında karşılanıp karşılanmayacağı noktasında Danıştay tarafından ihdas

edilen içtihadi kriter olan

“yerleşim yerinin tamamen boşalmış/boşaltılmış olması” ölçütünden

yararlanıldığı, bu hususun tespiti için de bir kısım idari birimden gelen

tahkikat sonuçlarına dayanıldığı, bu belgelerin ve içeriklerinin Komisyon ya da

İlk Derece Mahkemesi kararlarına aktarıldığı, bu suretle ilgili belgeler ve

içeriklerine en geç İlk Derece Mahkemesi kararıyla başvurucuların vakıf olduğu

tespit edilmiştir. Başvurucuların, temyiz ve karar düzeltme

talep dilekçelerinde bu belgeler ışığında yapılan tespitlere karşı itiraz ve

savunmalarını ileri sürme imkânlarının bulunduğu, başvurucular tarafından ibraz

edilen delil ve beyan dilekçeleri kapsamında Mahkemelerce idare ve başvurucular

tarafından sunulan belgeler değerlendirilerek başvuruculara dava malzemesine

ilişkin olarak tetkik ve beyanda bulunma olanağının tanındığı, bu çerçevede

başvuru dosyaları kapsamından başvurucuların yargılamanın sonucunu etkileyecek usuleilişkin bir imkândan mahrum bırakılmadığı

anlaşıldığından başvuruların bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmiştir (Mesude Yaşar, §§

74-76; Cahit Tekin, §§ 70-72).

25. Somut başvuruda, yukarıda değinilen ilkeler ışığında yapılan

incelemelerde başvurucunun usule ilişkin bir imkândan mahrum bırakılmadığı ve

başvurucu açısından farklı karar verilmesini gerektiren bir yön de bulunmadığı

sonucuna varılmıştır.

26. Açıklanan nedenlerle başvurucunun çelişmeli yargılama ve

silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği iddiasının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Gerekçeli Karar

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

27. Başvurucu, Mahkeme kararında talep sonucuna etki eden

hususlara dair yeterli gerekçeye yer verilmediğini iddia etmiştir.

28. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan

başvurularda, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiası daha önce

bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği

kararlarında, başvurucuların hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında olan

özel durumlarının değerlendirilmesi hariç olmak üzere başvurucular tarafından

ileri sürülen ve hüküm sonucunu etkilediği iddia edilen taleplerinin Derece

Mahkemeleri kararlarında denetlenerek reddedildiği, bu nedenlerle başvuruların

bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar, §§ 79-82; Cahit Tekin, §§ 75-77).

29. Somut başvurunun incelenmesinde

başvurucunun talebinin 5233 sayılı Kanun kapsamında kabul edilip edilmeyeceği

noktasında Derece Mahkemelerince yerleşim yerinin tamamen boşalmış/boşaltılmış

olup olmadığının çeşitli idari kurumlar tarafından tanzim edilen tutanak ve

belgeler kapsamında değerlendirildiği, başvurucu tarafından ileri sürülen ve

hüküm sonucunu etkilediği iddia edilen istemin tartışılarak reddedildiği (bkz.

§§ 10-13), İlk Derece Mahkemesince oluşturulan karar ve gerekçesi hukuka uygun

bulunmak suretiyle kanun yolu mahkemesinin denetiminden geçerek kesinleştiği

anlaşılmıştır. Bu bakımdan başvurucunun, hakkaniyete uygun yargılanma

hakkı kapsamında olan özel durumunun değerlendirilmesi hususu dışında gerekçeli

karar hakkının ihlal edildiğine yönelik iddiası hakkında farklı karar

verilmesini gerektiren bir yön bulunmamaktadır.

30. Açıklanan nedenlerle başvurucunun gerekçeli karar hakkının

ihlal edildiği iddiasının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

4. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

31. Başvurucu, 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürdüğü

giderim talebinin değerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılama prosedürlerinin makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle

Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğini iddia etmiştir.

32. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idari

yargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu

konuda verdiği kararlarında; Komisyon ve yargılama aşamalarında geçen süreler

ile davanın tüm koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılama

sürecinde Komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarak

uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikle

yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekiz

yılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul sürede

yargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014, §§ 61-69; Mahmut

Can Arslan, B. No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; Mehmet Gürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014,

§§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66).

Başvurunun kesin olarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği

ve bu durumun başvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı

durumlarda ise makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır (İsmet Kaya, B. No:

2013/2294, 8/5/2014, §§ 46-70).

33. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça

dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

34. Somut davaya bir bütün olarak bakıldığında Komisyona başvuru

tarihi olan 21/7/2007 tarihi ile nihai karar tarihi

olan 25/12/2012 tarihi arasında geçen 5 yıl 5 aylık yargılama süresinde

uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikle

yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olduğu tespit

edilemediğinden, başvuru açısından farklı karar verilmesini gerektiren bir yön

de bulunmadığından yargılama süresinin makul olduğu sonucuna varılmıştır.

35. Açıklanan nedenlerle başvurucunun makul sürede yargılanma

hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğu anlaşıldığından başvurunun bu

kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

5. Hakkaniyete Uygun

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

36. Başvurucu 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığı başvurunun,

terör örgütü mensuplarınca ikinci derece hısmının

öldürülmesine dair özel durumu dikkate alınmaksızın Mahkemece mukim olduğu

köyün tamamen boşaltılmamış olduğu şeklindeki nesnel ölçütten hareketle

reddedildiğini belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan hakkaniyete

uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

37. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır.”

38. 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

"İhlale neden olduğu

ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve

yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce

tüketilmiş olması gerekir."

39. Anılan Anayasa ve Kanun hükümleri uyarınca Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuru, “ikincil nitelikte bir

kanun yolu” olup bu yola başvurulmadan önce kural olarak olağan

kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.

40. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının

uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun davranılmadığı takdirde, ortaya

çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine

başvurulmalıdır (Cemal Ay, B. No:

2013/8674, 16/10/2014, § 29).

41. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü

fıkrası ve 6216 sayılı Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca

Anayasa'da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve buna ek Türkiye'nin taraf olduğu protokoller

kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiğini iddia eden

herkese Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapma hakkı tanınmıştır. Anayasa'nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında ise, bireysel başvuruda bulunulmadan önce, ihlal iddiasının dayanağı

olan işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş olan idari ve yargısal

başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması gerektiği belirtilmiştir. Temel

hak ihlallerini öncelikle derece mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması,

kanun yollarının tüketilmesi koşulunu zorunlu kılar (Necati Gündüz, Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, §§ 19-20, 12/2/2013).

42. Bireysel başvurunun ikincil niteliği

gereği, başvurucuların, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarını

öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine usulüne uygun olarak

iletmeleri, bu konuda sahip oldukları bilgi ve kanıtları zamanında bu mercilere

sunmaları, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurularını takip etmek için

gerekli özeni göstermiş olmaları gerekir. Bu şekilde olağan denetim

mekanizmaları önünde ileri sürülüp takip edilmeyen temel hak ve özgürlüklerin

ihlaline ilişkin iddialar, Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuru konusu

yapılamaz (Bayram Gök, B. No:

2012/946, 26/3/2013, § 19).

43. Başvuru konusu olayda, başvurucu

ikinci derece hısmının öldürülmesine dair özel durumu

dikkate alınmaksızın mukim olduğu köyün tamamen boşaltılmamış olduğu şeklindeki

nesnel ölçütten hareketle Mahkemece reddedildiğini belirterek hakkaniyete uygun

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşse de söz konusu iddianın

temyiz mercii önünde ileri sürülmesine engel bir durum ya da bu anlamda temyiz

incelemesinin etkisiz bir yol olduğuna yönelik somut bir veri ortaya

konulmadığından iddianın öncelikle temyiz mercii önünde ileri sürülmesi

gerekmektedir. Ancak olayda anılan iddiaların olağan kanun yolu olan

temyiz merciinde ileri sürülmediği tespit edilmiştir.

44. Açıklanan nedenlerle hukuk sisteminde düzenlenen başvuru

yolları usulüne uygun olarak tüketilmeden temel hak ve özgürlüklerin ihlal

edildiği iddiasının bireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından

başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

45. Başvurucu ayrıca idarenin, can ve mal güvenliğini sağlama

yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini

iddia etmektedir.

46. Başvuru dilekçesi incelendiğinde başvurucunun Anayasa’nın

35. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürdüğü bölümde, 5233 sayılı Kanun

kapsamında tanzim edilen belgelerde maddi zararlarının mevcut olduğu iddia

edilmiş fakat idari yargı makamlarının tazminat başvurularına ilişkin söz

konusu düzenlemeleri dar ve aleyhe yorumlayarak Anayasa’nın 35. maddesinin

ihlal edildiği ileri sürülmüştür.

47. Başvurucu tarafından mülkiyet hakkının ihlal edildiği

hususundaki iddiaların yargılamanın sonucuna dayandırıldığı ve yargılama

sürecine ilişkin olarak yukarıda yapılan değerlendirme neticesinde başvurucunun

delillerini ve iddialarını sunma fırsatı bulamadığına ve yargılamaya etkin

olarak katılma imkânlarının ellerinden alındığına dair bir bulgu da

saptanmadığı anlaşılan somut yargılama faaliyetlerinin derece mahkemelerince

adil yargılanma hakkının gereklerine uygun şekilde yerine getirildiği tespit

edilmiş olduğundan mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiaların ayrıca

değerlendirilmesine gerek görülmemiştir (Ülkü

Özgür, B. No: 2013/2263, 26/6/2014, § 43).

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlal

edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın başvuru yollarının

tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

30/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz

PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ Alparslan ALTAN Raportör Yrd. : Gökçe GÜLTEKİN Başvurucu : Fevzi AYDIN Vekili : Av. Saim BOZKURT

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/2741, 30 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olayve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. 1. Tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğine
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Paksüt
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/2741
Tarih
30 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • Celal Özdemir Başvurusu (B. No: 2014/7037)
  • Ramazan Çelik Başvurusu (B. No: 2013/7247)
  • Aysel Teker ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/5347)
  • Sait Dil Başvurusu (B. No: 2013/4254)
  • Hayati Tunç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/1028)
  • Anadolu Deniz İnşaat Kızakları Sanayi ve Ticaret A. Ş. Başvurusu (B. No: 2013/6249)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.