İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Anadolu Deniz İnşaat Kızakları Sanayi ve Ticaret A. Ş. Başvurusu (B. No: 2013/6249)

1. Başvuru; yapımı devam eden yatın, alıcısının borçları

Başvuru No2013/6249Tarih9 Mart 2016Okuma15 dk · 3.008 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Anadolu Deniz İnşaat Kızakları Sanayi Ve Ticaret A. Ş. Başvurusu

Karar tarihi
9 Mart 2016
Başvuru Numarası
2013/6249
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.008 kelime·15 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; yapımı devam eden yatın, alıcısının borçları

nedeniyle Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından haczedilmesi

nedeniyle mülkiyet hakkının,bu

olaya ilişkin davada mevzuat hükümlerinin hatalı uygulanması nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiaları hakkındadır.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 12/8/2013 tarihinde Anadolu 24. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil

edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 15/1/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 15/06/2015 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 10/8/2015 tarihli yazısında Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru dilekçesi ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu ile A. Ltd. Şti. arasında imzalanan sözleşme ile

başvurucu Şirkete ait tersanede 29 metrelik ticari lüks yatın inşası ve

3.000.000 USD bedelle A. Ltd. Şti.ne satılması

kararlaştırılmış, belirlenen bedelin tamamının ödenmemesi nedeniyle söz konusu

yat A. Ltd. Şti.ne teslim edilmemiştir.

8. TMSF, 18/4/2005 tarihli haciz varakası ile bahsedilen yatı,

Denizcilik Müsteşarlığının talimatı ile muhafaza altında tutulduğu ve

başvurucunun da ortağı olduğu Gemi İnşa Sanayicileri Birliği Tuzla Tersaneler

bölgesinde bulunan rıhtımda bağlı iken 21/07/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme

Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine dayanarak başvurucunun

yokluğunda haczetmiştir.

9. Başvurucu; haciz işlemi üzerine 20/10/2005 tarihinde Tuzla

Asliye Hukuk Mahkemesine başvurarak mülkiyeti kendine ait olan teknenin A. Ltd.

Şti. yetkilisi O.A.ya ait olduğundan bahisle TMSF

tarafından 12/12/2003 tarihli ve 5020 sayılı Kanun'a dayanılarak 6183 sayılı

Kanun'a göre haczedildiğini, 28/10/2005 tarihinde yapılacak olan açık artırma

ile satışa çıkarıldığını haricen öğrendiğini, satışa konu yatın bedeli tamamen

ödenmediğinden mülkiyetinin O.A.ya ait olmadığını ve

tamamen hukuka aykırı olarak haczedildiğini, satışı hâlinde telafisi imkânsız

zararlar ortaya çıkacağını, ayrıca A. Ltd. Şti.nin

muvazaalı işlemleri ile söz konusu yatın daha önce iki kez haczedildiğini, ilk

muvazaalı hacze ilişkin açılan istihkak davasının sulh olma sebebi ile takipten

feragat edilerek konusuz kaldığını, ikinci muvazaalı hacze ilişkin açtığı istihkak

davasında ise Kadıköy 2. İcra Mahkemesinin 28/2/2005 tarihli kararı ile davanın

kabulüne ve yatın maliki olduğunun tespitine karar verildiğini, kararın temyiz

incelemesinde olduğunu, bu dava devam ederken yatın yasal olmayan yollardan

yurt dışına çıkarılmaya çalışıldığını ve Hazine Müsteşarlığı ile Denizcilik

Müsteşarlığına başvurularda bulunduğunu, hâl böyle iken yatın bu defa TMSF

tarafından haczedilip satışa çıkarıldığını ve bu haciz işleminden haberdar

edilmediğini belirterek tedbir için teminatsız olarak satışın durdurulmasını,

bilahare yapılacak yargılama sonucunda söz konusu yatın mülkiyetinin kendisine

ait olduğunun tespit edilmesini, yat üzerindeki haczin fekkine karar

verilmesini ve esas hakkında dava açmak için süre verilmesini istemiştir.

10. Tuzla Asliye Hukuk Mahkemesi, 26/10/2005 tarihli kararı ile

TMSF tarafından satışa çıkarılan yatın mülkiyetinin ihtilaflı olduğu ve satışı

hâlinde telafisi imkânsız zararların doğabileceği kanaatine vararak satışın

18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 101

ve devamı maddeleri gereğince açılacak davanın sonucuna kadar durdurulmasına

karar vermiştir.

11. Söz konusu karara karşı TMSF tarafından itiraz edilmiş,

Tuzla Asliye Hukuk Mahkemesi 24/11/2005 tarihli kararı ile itirazı

reddetmiştir.

12. Başvurucu; ardından 7/11/2005 tarihinde Tuzla Asliye Hukuk

Mahkemesinde istihkak davası açmış, söz konusu yatla ilgili verilen satışın

durdurulması ile ilgili kararın dava sonuna kadar devamına ve takibin tedbiren tehirine, yatın kendine ait olduğunun tespiti ile

istihkak iddialarının kabulüne, hukuka aykırı haczin fekkine karar verilmesini,

haksız yere dava açılmasına sebep olan idare aleyhine diğer tüm tazminat

talepleri saklı kalmak kaydıyla yatın değerinin %10'u tutarında tazminata

hükmedilmesini talep etmiştir.

13. Tuzla Asliye Hukuk Mahkemesi, 10/11/2006 tarihli ve

E.2005/930, K.2006/950 sayılı kararı ile Kadıköy 2. İcra Mahkemesinin yukarıda

bahsedilen 28/2/2005 tarihli kararında başvurucunun uyuşmazlık konusu yatın

maliki olduğunun tespit edildiğinin ve bu kararın Yargıtay 21. Hukuk Dairesince

30/1/2006 tarihinde onanarak kesinleştiğinin anlaşıldığını, ilgili dosyada

bulunan bilirkişi raporu ve hukuki görüşte de yatın mülkiyetinin başvurucuda

kaldığının görüldüğünü belirterek davanın kabulüne hükmetmiştir.

14. İlk Derece Mahkemesi kararı, temyiz üzerine Yargıtay 15.

Hukuk Dairesinin 1/4/2008 tarihli ve E.2007/7845, K.2008/2052 sayılı ilamı ile

bozulmuştur. Karar gerekçesi şöyledir:

"... Bir kamu alacağının tahsili için

borçlu hakkında 6183 sayılı yasaya göre takip sırasında üçüncü kişi elinde

bulunan bir mal haczedilmiş olabilir. Malı elinde bulunduran 3. kişi o mal

üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı iddiasında bulunursa keyfiyet haczi yapan

memur tarafından haciz zaptına geçirilir (6183 sayılı yasa md.

67/1). Ancak haciz sırasında sessiz kalan veya haciz yokluğunda yapılan 3.

kişi, haczi yapan tahsil dairesine yedi gün içinde dilekçe ile başvurarak

istihkak iddiasında bulunabilir. Üçüncü kişi haczedilen mal hakkında istihkak

iddiasında bulunursa, mülkiyet karinesi haczedilen malın zilyedi olan üçüncü

kişi yararına olduğundan, bu mal hakkında takip durur. Bu durumda 67/1. maddesi

uyarınca keyfiyet alacaklı amme idaresine bildirilir. Alacaklı amme idaresi

bildirim tarihinden itibaren 15 gün içinde dava açmadığı takdirde istihkak

iddiasını kabul etmiş sayılır.Malıelinde

bulunduran (zilyet) üçüncü kişi mülkiyet karinesinden yararlandığından, dava

açma külfeti alacaklı amme idaresine yüklenmiştir. Ancak davanın 3. kişi

tarafından açılmasını yasaklayan bir yasa hükmü bulunmadığından 3. kişi de

istihkak iddiası ile dava açılabilir. Kuşkusuz buradan yasada kabul edilen

sürelere uyulması zorunludur.

Somut olayda, dava konusu mal bu davanın davacısı olan 3. kişi elinde

haczedilmiştir. Haciz sırasında 3. kişinin hazır bulunup bulunmadığı haciz

zaptına yazılmadığı gibi, zabıtta istihkak iddiası ile ilgili bir kayıt da

bulunmamaktadır. Bu nedenle haczin 3. kişinin yokluğunda yapıldığının kabulü

gerekir. Davacı, istihkak iddiası ile ilgili temyize konu eldeki davadan önce,

haczedilen malın satışının tedbir yoluyla durdurulması istemli Tuzla Asliye

Hukuk Mahkemesi’nin 2005/175 Değişik iş sayılı davasını 20.10.2005 tarihinde

açmıştır. Dolayısıyla anılan malın kendi elinde iken haczedildiğini en geç bu

tarihte öğrenmiş olduğunun kabulü gerekir. Bu tarihten başlayarak 7 gün

içerisinde üçüncü kişinin ya istihkak iddiasında bulunması ya da aynı süre

içerisinde ait olduğu mahkemede istihkak davası açması zorunludur. Belirtilen

sürede istihkak iddiasında bulunmayan üçüncü kişi aynı takipte bir daha böyle

bir iddiada bulunamaz. Üçüncü kişi istihkak iddiası ile açmış olduğu bu davayı

7 günlük süreden sonra 07.11.2005 tarihinde açmış olup, davadan önce istihkak

iddiasında bulunulduğuna dair dosyada herhangi bir bilgi veya belge

bulunmamaktadır.

O halde mahkemece istihkak iddiasının

süresinde yapılmamış olması ve aynı sürede davanın açılmamış bulunması

nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi düşüncelerle davanın

kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamıştır. ..."

15. Karar düzeltme istemi de 26/1/2009 tarihli ve E.2008/5215,

K.2009/366 sayılı ilamla reddedilmiştir.

16. Bozma ilamı üzerine Tuzla Asliye Hukuk Mahkemesi, 11/6/2009

tarihli ve E.2009/240, K.2009/646 sayılı kararında "... davacının bu davasında süre şartı olmadığı ve Yargıtay

ilamında ise, borçlu elinde haczedilen mallara karşı istihkak iddiaları için

konulan 7 günlük sürenin olayımıza yanlışlıkla uygulandığı, davacının zarar

görmesi sebebi ile %10 tazminat talebinin haklı olduğu ve bütün bu sebeplerle

Yargıtay bozma ilamının usul ve yasaya aykırı olduğu"gerekçesiyle direnme kararı

vermiştir.

17. Direnme kararı

üzerine dosya Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiş; Kurul, 11/11/2009

tarihli ve E.2009/15-462, K.2009/509 sayılı ilamı ile "Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına,

dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere

göre,Hukuk Genel Kurulu’nca

da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi

usul ve yasaya aykırıdır. ..." gerekçesine dayanarak direnme

kararının bozulmasına hükmetmiştir.

18. Bozma ilamı üzerine

karar düzeltme talebinde bulunulmuş; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2/6/2010

tarihli ve E.2010/15-278, K.2010/299 sayılı ilamı ile karar düzeltme istemini

reddetmiştir. Karar gerekçesi şöyledir:

"... 3-İşin Esası Yönünden Yapılan

incelemede;

Her ne kadar karar düzeltme istemine konu

Hukuk Genel Kurulu Kararında,Özel Dairenin bozma

kararında kabul edilen maddi olgu aynen benimsenerek, davaya konu malın 3. kişi

elinde haczedildiği kabul edilip, 6183 sayılı Kanunun 67. maddesinin

uygulanması benimsenmiş ise de; karar düzeltme aşamasında yeniden yapılan

incelemede, yukarıda da izah edildiği üzere Özel Dairece kabul edilip, Genel

Kurulca da benimsenen olguda maddi hata yapıldığı, aslında malın borçlu elinde

iken haczedildiği anlaşılmakla, somut olaya 6183 sayılı Kanunun 66. maddesinin uygulanması

gerektiği sonucuna varılmıştır.

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü

Hakkında Kanunun 66. maddesinin, borçlunun elinde haczedilen malın üçüncü

kişiye ait olduğu veya üzerinde üçüncü şahsın rehin hakkının olduğu iddiasında

bulunması veya üçüncü şahıs haczedilen mal üzerinde mülkiyet veya rehin

iddiasında bulunması durumunda, üçüncü şahsın 7 gün içinde mahkemede dava

açması gerektiği, dava açmadığı takdirde iddiasından vazgeçmiş sayılacağı hüküm

altına alınmıştır.

Somut olayda, davacı, istihkak iddiası ile

ilgili eldeki davadan önce, Tuzla Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2005/175 Değişik

İş sayılı dosyasında verdiği 20.10.2005 tarihli dilekçesiyle haczedilen malın

satışının tedbir yoluyla durdurulmasını istemiştir. Öyle ise davacının anılan malın

borçlu elinde iken haczedildiğini en geç bu tarihte öğrenmiş olduğunun kabulü

gerekir. Bu tarihten başlayarak 7 gün içerisinde davacı üçüncü kişinin ya

istihkak iddiasında bulunması ya da aynı süre içerisinde ait olduğu mahkemede

istihkak davası açması zorunludur. Belirtilen sürede istihkak iddiasında

bulunmayan davacı üçüncü kişi aynı takipte bir daha böyle bir iddiada

bulunamaz.

Davacı üçüncü kişinin, istihkak iddiası ile

açmış olduğu bu davayı, 7 günlük hak düşürücü süre geçtikten sonra, 07.11.2005

tarihinde açtığı anlaşılmış olup; davadan önce istihkak iddiasında

bulunulduğuna dair dosyada herhangi bir bilgi veya belgeye de rastlanmamıştır.

Bu durum karşısında, istihkak iddiasının

süresinde yapılmamış olması ve aynı sürede davanın açılmamış bulunması

nedeniyle mahkemenin davayı reddetmesi gereğine işaret eden bozma kararı sonucu

itibariyle doğrudur.

Bozma ilamındaki maddi hataya tespitlerin

varlığı kabul edilmiş ve maddi hatanın düzeltilmesi yoluna gidilmişse de, maddi hatanın varılacak sonuca etkili olmaması ve bozma

ilamının sonucu itibariyle doğru olması ..."

19. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun bozma ilamı üzerine Tuzla

Asliye Hukuk Mahkemesi 21/10/2010 tarihli ve E.2010/506, K.2010/716 sayılı

kararı ile Hukuk Genel Kurulu kararları bağlayıcı olduğundan davanın reddine

hükmetmiştir.

20. Temyiz üzerine Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, 12/6/2012 tarihli

ilamı ile İlk Derece Mahkemesi kararını vekâlet ücreti yönünden hatalı hüküm

kurulması sebebiyle düzelterek onamış; karar düzeltme istemini de 2/5/2013 tarihli

ve E.2012/13515, K.2013/6102 sayılı ilamı ile reddetmiştir.

21. Karar düzeltme talebinin reddine ilişkin ilam başvurucuya

11/7/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

22. Başvurucu 12/8/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

23. 6183 sayılı

Kanun’un 66. maddesi şöyledir:

"Borçlu, elinde bulunan

bir malı üçüncü şahsın mülkü veya rehni olarak

gösterdiği yahut üçüncü bir şahıs tarafından o mal üzerinde mülkiyet veya rehin

hakkı iddia edildiği takdirde, haczi yapan memur bunu haciz zaptına geçirir.

Keyfiyet, iddia borçlu tarafından yapılmışsa üçüncü şahsa, üçüncü şahıs

tarafından yapılmışsa borçluya bildirilir.

Tahsil

dairesi, haciz zaptını aldığı tarihten itibaren 7 gün içinde iddiayı

reddetmediği takdirde istihkak iddiasını kabul etmiş sayılır. Üçüncü şahıs,

tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde itiraz etmediği takdirde istihkak

iddiası dinlenmez.

İstihkak

iddiası tahsil dairesince kabul edilmez veya borçlu tarafından istihkak

iddiasına itiraz edilirse, 7 gün içinde mahkemeye müracaat etmesi lüzumu tahsil

dairesince üçüncü şahsa bildirilir. Müddetinde dava açılmadığı takdirde

istihkak iddiasından vazgeçilmiş sayılır."

24. 6183 sayılı

Kanun’un 67. maddesi şöyledir:

"Haczedilen mal borçlunun elinde olmayıp da, o mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı iddia eden

üçüncü bir şahıs elinde ise keyfiyet, haczi yapan memur tarafından haciz

zaptına geçirilir. Malın borçluya ait olduğu iddiasında bulunan tahsil dairesi

keyfiyeti alacaklı amme idaresine bildirir. Alacaklı amme idaresi bildirme

tarihinden itibaren 15 gün içinde dava açmadığı takdirde istihkak iddiası kabul

edilmiş sayılır.

Borçlu

ile birlikte ikamet etmekte olan şahıslar tarafından istihkak iddiasında

bulunulduğu takdirde mal borçlunun elinde sayılır."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

25. Mahkemenin 9/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

26. Başvurucu; A. Ltd. Şti. ile yaptıkları sözleşme uyarınca

inşa edeceği yat karşılığında 3.000.000 USD alım bedelinin tamamının ödenmesi

koşulu ile yatın A. Ltd. Şti.ne satılmasının

kararlaştırıldığını, sözleşmenin açıkça mülkiyeti muhafaza kaydı içerdiğini,

ancak söz konusu Şirketin bedelin tamamını ödeyemediğini, buna rağmen yatı

sahiplenmek amacı ile muvazaalı icra işlemleri başlattığını, bu işlemlere karşı

açtığı davalarda yatın mülkiyetinin kendisine ait olduğunun kesinleşen kararlar

ile ortaya konulduğunu, ancak bu defa yatın TMSF tarafından kendisiyle ilgili

olmayan başka bir borç nedeniyle 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre yokluğunda

ve hukuken geçersiz ve dayanaksız olarak haczedildiğini, haciz işlemi üzerine

haczin fekki ve mülkiyetin tespiti istemli açtığı davada yanlış yasa

hükümlerinin olaya uygulandığını, yargılama sürecinde yatın çürümeye terk

edildiğini, Yargıtayın yanlış ve hatalı yorumları

sonucu, açtığı davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddedildiğini belirterek

mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş;

ihlallerin tespiti ile yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesini, mümkün

olmaz ise tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

27. Başvurucunun kendisine ait olduğunu iddia ettiği yatla

ilgili 6183 sayılı Kanun'a istinaden yapılan haciz işlemi aleyhine istihkak

iddiasıyla açtığı dava, süresinde açılmadığı gerekçesiyle reddedilmiş ve

Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2/5/2013 tarihli kararıyla kesinleşmiştir. Bu

durumda başvurucunun mülkiyet hakkına yönelik şikâyetinin esastan

incelenebilmesi için öncelikle mülkiyet hakkına yönelik olarak başvuru

yollarının usulüne uygun biçimde tüketilip tüketilmediğinin incelenmesi

gerekmektedir. Başvurucunun somut başvuru konusu olayda 6183 sayılı Kanun'un

66. maddesi yerine 67. maddesine göre hüküm kurulması gerektiği yönündeki

iddiası ise adil yargılanma hakkı kapsamında incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Mülkiyet Hakkı Yönünden

28. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır."

29. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru

hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

30. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuru

yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm

organlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya

çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu

nedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece

mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve

bir çözüme kavuşturulması esastır.

31. Bu nedenle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia

edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde

başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun

ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek

için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca

başvurucunun, Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve

süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu

konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynı

zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş

olması gerekir (Ayşe Zıraman

ve Cennet Yeşilyurt, B. No:2012/403, 26/3/2013, § 17).

32. 6183 sayılı Kanun'un 66. maddesinde üçüncü şahsın haczedilen

mal üzerinde mülkiyet veya rehin iddiasında bulunması durumunda üçüncü şahsın

yedi gün içinde mahkemede dava açması gerektiği, dava açmadığı takdirde

iddiasından vazgeçmiş sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Somut başvuruya konu

davada Mahkeme; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararından sonra 21/10/2010 tarihli

kararıyla başvurucunun, 20/10/2005 tarihli dilekçesiyle, haczedilen malın

satışının tedbir yoluyla durdurulmasını istediğini dolayısıyla malın

haczedildiğini en geç bu tarihte öğrenmiş olduğunun kabulünün gerektiğini, bu

tarihten başlayarak yedi gün içinde istihkak davası açmasının zorunlu olduğunu

ancak istihkak davasını yedi günlük hak düşürücü süre geçtikten sonra 7/11/2005

tarihinde açtığının anlaşıldığını belirterek davanın süresinde açılmaması

nedeniyle reddine karar vermiş ve bu karar kesinleşmiştir.

33. Ayrıca başvurucu, sahibi olduğunu iddia ettiği malının

yapılan haciz işlemi nedeniyle değerinin düştüğü iddiasıyla bireysel başvuru

kapsamında tazminat talep etse de ilerleyen süreçte tazminat davası açtığına

dair bir belge sunmamıştır.

34. Bu durumda başvurucunun kendisine ait olduğunu iddia ettiği

haczedilen mala ilişkin olarak istihkak davasını yetkili bir mahkeme önünde

esastan inceletemediği, tazminata ilişkin ise bir davayı başvuru konusu

etmediği anlaşıldığından somut başvuruda başvuru yollarının usulüne uygun

olarak tüketildiğinin kabul edilmesi mümkün değildir.

35. Açıklanan nedenlerle başvuru konusu işleme karşı kanunda

öngörülmüş yargısal başvuru yollarının tamamı usulüne uygun olarak tüketilmeden

bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

b. Adil Yargılanma Hakkı Yönünden

36. Başvurucu;

açtığı davada yanlış yasa hükümlerinin olaya uygulandığını, Yargıtayın

yanlış ve hatalı yorumları sonucu açtığı davanın hak düşürücü süre nedeniyle

reddedildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

37. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 6216 sayılı

Kanun'un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurulara ilişkin

incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye tabi

tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise

açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar

verilebileceği belirtilmiştir.

38. İlke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış

maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk

kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla

ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru

incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve

sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya

açık keyfîlik içermesi ve bu durumun kendiliğinden

bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu

çerçevede kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi

kararları bariz takdir hatası veya açıkça keyfîlik

içermedikçe Anayasa Mahkemesince incelenemez (Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

39. Somut başvuruya konu davada Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun

bozma ilamı üzerine Mahkeme nihai olarak 21/10/2010 tarihli kararıyla

Denizcilik Müsteşarlığının talimatı ile muhafaza altında tutulan mala yönelik

TMSF tarafından 18/4/2005 tarihli haciz varakası ile yapılan haciz işleminin,

6183 sayılı Kanun'un 66. maddesinde tanımlanan durumda yapılmış olduğunu kabul

ederek haciz işleminden itibaren yedi gün içinde yapılmayan istihkak talebini

reddetmiştir. Bu karar derecattan geçerek

kesinleşmiştir. Başvurucu ise bahsedilen Kanun'un 67. maddesine göre yapılmış

bir haciz işlemi olduğunu ileri sürerek davanın zamanında açıldığını iddia

etmektedir.

40. Bu durumda başvurucunun iddiasının özünün, Derece

Mahkemelerince dava konusu uyuşmazlığa ilişkin davada uygulanacak Kanun

maddesinin tespitinde isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın

sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

41. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun 33. maddesi gereği hukukun uygulanması ve yorumlanması hâkimin resen

gözeteceği bir husustur. Somut davanın koşullarının 6183 sayılı Kanun'un hangi

maddesine uygun bir işlem olduğunun tespiti, bir diğer ifadeyle davanın

nitelendirilmesi derece mahkemelerinin takdir yetkisi içinde olup nitelemeye

ilişkin bu kararlarda bariz takdir hatası veya açık keyfîlik

bulunmadıkça bireysel başvuru incelemesinde Anayasa Mahkemesinin bu takdire

müdahalesi söz konusu olamaz.

42. Açıklanan nedenlerle başvurucunun adil yargılanma hakkının

ihlal edildiği iddiasının kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

olduğu, Derece Mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içermediği anlaşıldığından bu şikâyetin diğer

kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

9/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz

PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör : Selami ER Başvurucu : Anadolu Deniz İnşaat Kızakları Sanayi ve Ticaret A. Ş. Vekili : Av. Sibel AKTAŞLI TOPRAK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/6249, 9 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Paksüt
  13. M. Emin KUZ
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/6249
Tarih
9 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • Uğur Önsel Türk Başvurusu (B. No: 2013/6158)
  • Megasan İnşaat Sanayi Ticaret Taahhüt A.ş. Başvurusu (B. No: 2013/3401)
  • Mehmet Ali Aslan Başvurusu (B. No: 2013/2429)
  • Ali Öz Başvurusu (B. No: 2013/2624)
  • Esma Fatıma Kızılsu ve Rukiyye Erva Kızılsu Başvurusu (B. No: 2013/7246)
  • Tahir Gökatalay Başvurusu (B. No: 2013/3472)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.