İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Ali Aslan Başvurusu (B. No: 2013/2429)

1. Başvuru; ceza soruşturması sırasında hakkında elkoyma tedbiri uygulanan araca, kovuşturmaya yer

Başvuru No2013/2429Tarih30 Mart 2016Okuma14 dk · 2.856 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mehmet Ali Aslan Başvurusu

Karar tarihi
30 Mart 2016
Başvuru Numarası
2013/2429
R.G. Tarih ve Sayı
26/5/2016-29723
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.856 kelime·14 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; ceza soruşturması sırasında hakkında elkoyma tedbiri uygulanan araca, kovuşturmaya yer

olmadığına karar verilmesine rağmen kolluk görevlilerince elkonulması

üzerine uğranılan zararların tazmini istemiyle açılan tam yargı davasının

reddedilmesi nedeniyle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı ile seyahat

özgürlüğünün ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 5/4/2013 tarihinde Ankara 4.

İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari

yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel

teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 9/2/2016

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAYLAR VE OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvurucu hakkında 2010 yılında gıyabında trafik cezası

uygulanmış ancak trafik cezası tutanağı başvurucu yerine başvurucu ile aynı adı

ve soyadı taşıyan başka bir kişiye tebliğ edilmiştir. Tebligatı alan bu kişi,

adına sahte ruhsat düzenlendiği iddiasıyla 26/10/2010

tarihinde Hekimhan Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyette bulunmuş 6/12/2010

tarihinde verilen yetkisizlik kararı ile soruşturma dosyası Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığına gönderilmiştir.

5. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/153633 soruşturma

sayılı dosyasında 29/12/2010 tarihinde Ankara Emniyet

Müdürlüğü Trafik Tescil Şube Müdürlüğüne yazılan bir yazı ile başvurucuya ait

aracın "yakalanarak parka

çekilmesi" talimatı verilmiştir.

6. Soruşturma neticesinde verilen Cumhuriyet Başsavcılığının 25/4/2011 tarihli ve 2011/21431 sayılı kararı ile

başvurucuya ait ruhsatın sahte olmadığı ve ceza tutanağının isim benzerliğinden

kaynaklanan karışıklık nedeniyle müştekinin adresine tebliğ edildiği

gerekçeleriyle resmî belgede sahtecilik suçundan kovuşturmaya yer olmadığına

karar verilmiştir.

7. Başvurucu 11/6/2011 tarihinde

Ankara'dan Manisa iline bağlı Akhisar ilçesine doğru aracı ile seyir halindeyken

Afyon ili Emirdağ ilçesi Gömü köyü yakınlarında trafik polisleri tarafından

aracı durdurulmuş ve araç üzerinde elkoyma tedbiri

bulunduğu gerekçesiyle araca elkonulmuştur. Başvurucu

araç kiralamak suretiyle Akhisar ilçesine gidebilmiştir.

8. Cumhuriyet Başsavcılığının 13/6/2011

tarihli yazısı ile aracın tedbir kararının kaldırılarak başvurucuya iade

edilmesi hususu Ankara Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil Şube Müdürlüğüne

bildirilmiş, aynı gün söz konusu araç başvurucuya iade edilmiştir.

9. Başvurucu araca elkonulması

nedeniyle hizmet kusuruna dayalı maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle

İçişleri Bakanlığı aleyhine 21/7/2011 tarihinde Ankara

17. İdare Mahkemesinde tam yargı davası açmıştır.

10. Mahkeme 28/3/2012 tarihli ve

E.2011/2870, K.2012/394 sayılı kararı ile davanın reddine karar vermiştir.

Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Dava, davacının aracının şehirlerarası

yolculukta rutin trafik kontrolleri esnasında durdurulduğu ve savcılığın

verdiği "görüldüğü yerde parka çekilmesi kararı" uyarınca Afyon

Emirdağ Bölge Trafik Ekipleri tarafından aracının bağlandığından bahisle 250,00

TL maddi, 3.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek

yasal faiziyle ödenmesi istemiyle açılmıştır.

Dosyanın

incelenmesinden, davacının aracının şehirlerarası yolculukta rutin trafik

kontrolleri esnasında durdurulduğu ve savcılığın verdiği "görüldüğü yerde

parka çekilmesi kararı" uyarınca Afyon Emirdağ Bölge Trafik Ekipleri

tarafından aracının bağlandığından bahisle 250,00 TL maddi, 3.000,00 TL manevi

tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ödenmesi istemiyle

bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Olayda, davacıya ait araç nedeniyle yürütülen

soruşturma neticesinde verilen takipsizlik kararı verildiği ifade edilmiş olsa

da, idarenin elinde bu yönde bir bilgi ve belge bulunmadığı, ayrıca davacının

aracının üzerindeki hak mahkumiyetinin kaldırılıp

kaldırılmadığını kontrol etmesi gerektiği açıktır.

Bu durumda, hukuk

devleti ilkelerine uygun olarak kendi mevzuatından doğan yetki ve görevini,

yine tabi olduğu mevzuata göre ifa eden idareye herhangi bir hizmet kusurunun

atfı mümkün olmadığı, idarenin Kanunlar doğrultusunda yapmış olduğu işlemler

nedeniyle davacının acı ve üzüntüye düşmesi veya şeref ve haysiyetinin

incinmesinden, dolayısıyla manevi tazminatın koşullarının oluştuğundan da söz

edilmesi de mümkün değildir."

11. Başvurucu karara itiraz etmiş, Ankara Bölge İdare Mahkemesi

1. Kurulunun 12/2/2013 tarihli ve E.2012/7676,

K.2013/2712 sayılı kararı ile itirazın reddine karar verilmiştir.

12. Karar, başvurucu vekiline 11/3/2013

tarihinde tebliğ edilmiştir.

13. Başvurucu 5/4/2013 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

14. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 128. maddesi şöyledir:

“(1) Soruşturma veya kovuşturma konusu suçun

işlendiğine ve bu suçlardan elde edildiğine dair somut delillere dayanan

kuvvetli şüphe sebebi bulunan hallerde, şüpheli veya sanığa ait;

.

b) Kara, deniz veya hava ulaşım araçlarına,

.

Elkonulabilir.

.

(4) Kara, deniz ve hava ulaşım araçları

hakkında verilen elkoyma kararı, bu araçların kayıtlı

bulunduğu sicile şerh verilmek suretiyle icra olunur.

. ”

15. 5271 sayılı Kanun'un 131. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Şüpheliye, sanığa veya üçüncü kişilere

ait elkonulmuş eşyanın, soruşturma ve kovuşturma

bakımından muhafazasına gerek kalmaması veya müsadereye tabi tutulmayacağının

anlaşılması halinde, re'sen veya istem üzerine geri

verilmesine Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından karar verilir.

İstemin reddi kararlarına itiraz edilebilir."

16. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi şöyledir:

"(1) Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

.

j) Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine,

koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması

için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri

amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen,

.

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler.

. "

17. 5271 sayılı Kanun'un 142. maddesi şöyledir:

"(1) Karar veya hükümlerin

kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin

kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir.

(2) İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır

ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle

ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa,

en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır.

. "

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 30/3/2016 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

19. Başvurucu hakkında verilen trafik cezasına ilişkin tutanağın

isim benzerliğinden kaynaklanan bir karışıklık neticesinde kendisiyle aynı adı

ve soyadı taşıyan bir başka kişiye tebliğ edilmesi sonrası bu kişi tarafından

yapılan suç duyurusu üzerine yürütülen ceza soruşturmasında aracı hakkında elkoyma tedbiri uygulandığını, Cumhuriyet Başsavcılığınca

kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesine rağmen kolluk görevlilerince

aracına elkonulduğunu, bu nedenle uğradığı maddi ve

manevi zararların tazmini istemiyle İçişleri Bakanlığı aleyhine açtığı tam

yargı davasının ise reddedildiğini belirterek Anayasa'nın 19.,

23. ve 36. maddelerinde düzenlenen kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı, seyahat

özgürlüğü ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; ihlallerin

tespiti ile 10.000 TL tutarında tazminata hükmedilmesi talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

20. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu

diğer ihlal iddiaları yanında ayrıca kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının da

ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de başvurucunun bu şikâyetlerinin özünün,

tedbir kararının zamanında kaldırılmaması nedeniyle aracına elkonulmasına

ilişkin olduğu anlaşıldığından başvurucunun bu şikâyetleri mülkiyet hakkının

ihlali iddiası başlığı altında değerlendirilmiş, başvurucunun diğer ihlal

iddiaları da seyahat özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı kapsamında ayrı ayrı

değerlendirilmiştir.

1. Mülkiyet Hakkının

İhlaline İlişkin İddia

21. Başvurucu, aracı hakkında ceza

soruşturması sırasında elkoyma tedbiri uygulandığını,

ancak Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına dairkarar verilmesine rağmen aracına kolluk görevlilerince elkonulduğunu, bu nedenle maddi ve manevi olarak zarara

uğradığını, bu zararlarının tazmini istemiyle kolluk görevlileri bakımından

sorumlu olan İçişleri Bakanlığı aleyhine açtığı tam yargı davasının ise

reddedildiğini belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

22. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"... Başvuruda bulunabilmek için olağan

kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."

23. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un "Bireysel başvuru hakkı" kenar

başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

24. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı

Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında bireysel başvuruda bulunulmadan

önce ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da ihmal için kanunda

öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş

olması gerektiği belirtilmiştir. Temel hak ihlallerini öncelikle derece

mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesi koşulunu

zorunlu kılar (Necati Gündüz ve Recep

Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, §§ 19,

20; Güher Ergun ve diğerleri, B.

No: 2012/13, 2/7/2013, § 26).

25. Ancak belirtilen hükümlerde yer verilen olağan başvuru

yolları ibaresinin, başvurucunun şikâyetleri açısından makul bir başarı şansı

sunabilecek ve bir çözüm sağlayabilecek nitelikte, kullanılabilir ve etkili

başvuru yolları olarak anlaşılması gerekmektedir. Ayrıca başvuru yollarını

tüketme kuralı ne kesin ne şekli olarak uygulanabilir bir kural olup bu kurala

uyulmasının denetlenmesinde münferit başvurunun koşullarının dikkate alınması

esastır. Bu anlamda yalnızca hukuk sisteminde birtakım başvuru yollarının

varlığının değil, aynı zamanda bunların uygulama şartları ile başvurucunun

kişisel koşullarının gerçekçi bir biçimde ele alınması gerekmektedir. Bu

nedenle başvurucunun, kendisinden başvuru yollarının tüketilmesi noktasında

beklenebilecek her şeyi yerine getirip getirmediğinin başvurunun özellikleri

dikkate alınarak incelenmesi gerekir (S.S.A., B. No:

2013/2355, 7/11/2013, § 28; Işıl Yaykır, B. No: 2013/2284, 15/4/2014, § 42).

26. Başvuru konusu olayda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı

tarafından resmî belgede sahtecilik suçundan yürütülen ceza soruşturması

sırasında 29/12/2010 tarihinde başvurucuya ait araç

hakkında "yakalanarak parka

çekilmesi" talimatı verildiği, 25/4/2011 tarihinde kovuşturmaya

yer olmadığına karar verilmesine rağmen elkoyma

tedbirinin kaldırılması yönünde bir karar verilmediği, başvurucunun aracına

kolluk görevlilerince 11/6/2011 tarihinde elkonulduğu,

Cumhuriyet Başsavcılığının tedbirin kaldırılmasına ilişkin 13/6/2011 tarihli

yazısı üzerine de aynı gün aracın başvurucuya iade edildiği anlaşılmaktadır.

27. Başvurucu esas itibarıyla, aracı hakkındaki elkoyma koruma tedbirinin uygulanmasının hukuka aykırı

olduğunu ve uygulanan bu tedbir nedeniyle zarara uğradığını iddia etmektedir.

Bu durumda başvurucunun, iddia edilen ihlalin tespitini ve tazminat ödenmesini

sağlayabilecek bir hukuk yolu mevcut ise bu yolu tüketmesi gerekir. Bu

çerçevede 5271 sayılı Kanun’un 141. ve 142. maddelerinde öngörülen tazminat

yolunun başvurucunun şikâyetleri açısından tüketilmesi gereken bir yol olup

olmadığının incelenmesi gerekir.

28. 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

(j) bendinde, eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı

hâlde elkonulan veya zamanında geri verilmeyen

kişiler için tazminat talebinde bulunabilme imkânı tanınmaktadır. Bu yol bir

yandan başvurucunun maruz kaldığı elkoyma işleminin

hukuka aykırılığının tespiti, diğer yandan da uğradığı zararın tazmini imkânını

sağlamaktadır. Bu nedenle 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesi ile öngörülen hukuk

yolu başvurucunun şikâyetleri açısından erişilebilir ve elverişli bir çözüm

olanağı ve makul ölçüde bir başarı imkânı sunmaktadır.

29. Somut olayda ise başvurucu; kolluk görevlilerinin hatası

sebebiyle aracına elkonulduğu iddiasıyla İçişleri

Bakanlığı aleyhine 21/7/2011 tarihinde Ankara 17.

İdare Mahkemesinde tam yargı davası açmış, Mahkeme ise 28/3/2012 tarihli kararı

ile Cumhuriyet Savcısı'nın talimatı gereğince elkoyma

işleminin gerçekleştirildiği, bu nedenle davalı idareye bir hizmet kusurunun

atfının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş, bu karara

karşı yapılan itiraz da Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1. Kurulu tarafından

reddedilmiştir.

30. Başvurucu her ne kadar uygulanan elkoyma tedbiri nedeniyle kolluk görevlilerinin sorumlu

olduğu gerekçesiyle maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle İçişleri

Bakanlığı aleyhine Ankara 17. İdare Mahkemesinde tam yargı davası açmış ise de

bu davada Mahkemece elkoyma tedbirinin kaldırıldığına

ilişkin olarak davalı idarede bir bilginin bulunmadığı, diğer bir deyişle adli

soruşturma çerçevesinde Cumhuriyet Savcısı'nın talimatı üzerine araca elkonulması ve bu tedbirin kaldırılmaması nedeniyle davalı

idareye sorumluluk atfedilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar

verildiği gözetildiğinde başvurucu tarafından tercih edilen bu yolun etkin bir

giderim imkânı sağlamadığı açıktır.

31. Elkoyma koruma tedbirinin

kaldırılarak elkonulan eşyanın sahibine iade

edilmesinin adli soruşturma kapsamında 5271 sayılı Kanun'un 131. maddesi

uyarınca adli makamların görev ve sorumluluğunda olduğu açıktır. Başvurucu

aracı hakkındaki elkoyma tedbirinin koşulları

oluşmadığı halde uygulanması ve zamanında kendisine iade edilmemesi

nedenleriyle, aracın kendisine iade edildiği 13/6/2011

tarihinden itibaren 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesine dayanarak tazminat

talebinde bulunma imkânına sahiptir. Etkin ve erişilebilir bir çözüm imkânı

sunan hukuk yoluna başvurmaksızın yapılan bireysel başvuruların incelenmesi,

bireysel başvuru yolunun ikincilliği ilkesi gereği mümkün değildir.

32. Bu durumda başvurucunun, aracı

hakkında verilen elkoyma tedbirinin koşulları

oluşmadığı hâlde uygulandığı şikâyetine ilişkin olarak zararlarının tazmini

bakımından daha etkin bir yol olan 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesine

dayanarak tazminat talebinde bulunma imkânı olmasına rağmen bu yola

başvurmadığı, kolluk görevlilerinin sorumlu olduğu gerekçesiyle İçişleri Bakanlığı

aleyhine İdare Mahkemesinde dava açma yolunu tercih ettiği görülmektedir. Dolayısıyla başvurucu tarafından

mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiası ile ilgili olarak tam yargı davası

açma yoluna gidilmekle birlikte somut başvuru açısından daha etkili giderim

yolu olan 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesine dayanarak tazminat davası açma

imkânı kullanılmaksızın bireysel başvuruda bulunulduğu anlaşılmaktadır. Sonuç

olarak ihlale neden olduğu ileri sürülen söz konusu iddiaya ilişkin olarak

başvuru yolları usulünce tüketilmemiştir.

33. Açıklanan gerekçeyle mülkiyet hakkının ihlali iddiasına

ilişkin başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Seyahat Özgürlüğünün

İhlaline İlişkin İddia

34. Başvurucu aracına elkonulması

nedeniyle seyahat özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

35. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü

fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası

hükümlerine göre Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın

Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına

da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma

alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013,

§ 18).

36. Anayasa’nın “Yerleşme ve

seyahat hürriyeti” başlıklı 23. maddesi şöyledir:

“Herkes, yerleşme ve seyahat hürriyetine

sahiptir.

Yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önlemek,

sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi

gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak;

Seyahat hürriyeti, suç soruşturma ve

kovuşturması sebebiyle ve suç işlenmesini önlemek;

Amaçlarıyla kanunla sınırlanabilir.

Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak

suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararına bağlı olarak

sınırlanabilir.

Vatandaş sınır dışı edilemez ve yurda girme

hakkından yoksun bırakılamaz.”

37. Sözleşme ile Sözleşme’ye Ek

Birinci Protokol’de Tanınmış Bulunan Haklardan ve Özgürlüklerden Başka Haklar

ve Özgürlükler Tanıyan 4 No.lu Protokol’ün

“Serbest dolaşım özgürlüğü” başlıklı 2. maddesi şöyledir:

“1. Bir devletin ülkesi içinde usulüne uygun

olarak bulunan herkes, orada serbestçe dolaşma ve ikametgahını

seçebilme hakkına sahiptir.

2. Herkes, kendi ülkesi de dahil,

herhangi bir ülkeyi terk etmekte serbesttir.

3. Bu haklar, ancak ulusal güvenlik, kamu

emniyeti, kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlık ve

ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için, demokratik bir

toplumda zorunlu tedbirler olarak ve yasayla öngörülmüş sınırlamalara tabi

tutulabilir.

4. Bu maddenin 1. fıkrasında sayılan haklar,

belli yerlerde, yasayla konmuş ve demokratik bir toplumda kamu yararının gerektirdiği

sınırlamalara tabi tutulabilir.”

38. Sözleşme’ye Ek 4 No.lu Protokol’e

ülkemiz taraf değildir. Bu nedenle anılan Protokol kapsamında kalan ve

Anayasa’nın 23. maddesinde yer alan seyahat özgürlüğüne yönelik şikâyetle

ilgili olarak bireysel başvuruda bulunulamaz (Sebahat

Tuncel, B. No: 2012/1051, 20/2/2014, § 53).

39. Açıklanan gerekçeyle seyahat özgürlüğünün ihlali iddiasına

ilişkin başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Adil Yargılanma

Hakkının İhlaline İlişkin İddia

40. Başvurucu, aracına elkonulması

yüzünden uğradığı zararların tazmini istemiyle açtığı davanın reddedilerek adil

olmayan bir karar verildiğini ileri sürmüştür.

41. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi

gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

42. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça

dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

43. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında

açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar

verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında

ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

44. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içermesi ve bu

durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal

etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular,bariz takdir hatası

veya açık keyfîlik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince

incelenemez (Muhammet Kaplan, B.

No: 2013/1586, 18/9/2013, § 21).

45. Başvuru konusu olayda başvurucunun elkoyma

işlemi nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü maddi ve manevi zararlarının tazmini

istemiyle İçişleri Bakanlığı aleyhine açtığı davada Ankara 17. İdare

Mahkemesinin 28/3/2012 tarihli kararıyla elkoyma tedbirinin kaldırıldığına ilişkin olarak davalı

idarede bir bilginin bulunmadığı, diğer bir deyişle adli soruşturma

çerçevesinde Cumhuriyet Savcısının talimatı üzerine araca elkonulması

ve bu tedbirin kaldırılmaması nedeniyle davalı idareye sorumluluk atfedilemeyeceği

gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir (bkz. § 10). Başvurucunun bu

karara karşı yaptığı itiraz ise Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1. Kurulunun 12/2/2013 tarihli kararı ile reddedilerek hüküm onanmıştır

(bkz. § 11).

46. Elkoyma

koruma tedbirinin koşulları oluşmadığı halde uygulanması ve aracın zamanında

başvurucuya iade edilmemesinin adli soruşturma kapsamında 5271 sayılı Kanun'un

128. ve 131. maddeleri uyarınca adli makamların görev ve sorumluluğunda olduğu

gözetildiğinde, İlk Derece Mahkemesince elkoyma

tedbirinin Cumhuriyet Savcısı tarafından kaldırılmaması nedeniyle araca elkonularak bir süre için başvurucuya iade edilmemesi

işlemleri bakımından davalı idareye hizmet kusuru atfedilemeyeceği yönündeki

gerekçesinin keyfi olduğundan söz edilemez.

47. Mahkemenin gerekçesi ve başvurucunun iddiaları

incelendiğinde iddiaların özünün Derece Mahkemelerince delillerin

değerlendirilmesinde isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

48. Başvurucu, yargılama sürecinde karşı

tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığına, kendi

delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı tarafça sunulan

delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına ya

da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının Derece Mahkemeleri

tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadığı gibi Derece

Mahkemelerinin kararında bariz takdir hatası veya açık keyfîlik

oluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir.

49. Açıklanan gerekçeyle adil yargılanma hakkının ihlaline

ilişkin başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mülkiyet hakkının ihlaline ilişkin iddianınbaşvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Seyahat özgürlüğünün ihlaline ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Adil yargılanma hakkının ihlaline ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

30/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz

PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ Alparslan ALTAN Raportör : Özgür DUMAN Başvurucu : Mehmet Ali ASLAN Vekili : Av. İbrahim ŞAHİN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/2429, 30 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olaylar Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Paksüt
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/2429
Tarih
30 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • Ali Öz Başvurusu (B. No: 2013/2624)
  • Esma Fatıma Kızılsu ve Rukiyye Erva Kızılsu Başvurusu (B. No: 2013/7246)
  • Tahir Gökatalay Başvurusu (B. No: 2013/3472)
  • Akif Ünsal Başvurusu (B. No: 2013/9355)
  • Mehmet Reşit Arslan Başvurusu (B. No: 2013/1770)
  • Hasan Doğu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/3724)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.