İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Fikret Kemal Tekin Başvurusu (B. No: 2013/3019)

1. Başvurucu, 10/3/2011 tarihli

Başvuru No2013/3019Tarih10 Haziran 2015Okuma17 dk · 3.385 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Fikret Kemal Tekin Başvurusu

Karar tarihi
10 Haziran 2015
Başvuru Numarası
2013/3019
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.385 kelime·17 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, 10/3/2011 tarihli

ve 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu’nun 10. maddesi ile 27/7/1967

tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri

Personel Kanunu’na eklenen geçici 32. maddede düzenlenen haklardan yararlanmak

için açtığı davanın reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde

düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 2/5/2013 tarihinde

Balıkesir İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön

incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumunun bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca, 19/12/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

15/1/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına

gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığının

27/2/2015 tarihli görüş yazısı 7/3/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,

başvurucu, 11/3/2015 tarihli dilekçesi ile Bakanlık görüşüne karşı cevaplarını

sunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru dilekçesi ve

eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, astsubay

statüsünde görev yapmakta iken disiplinsizliği nedeniyle 1/8/2000 tarihinde

Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararıyla Türk Silahlı

Kuvvetlerinden (TSK) ilişiği kesilmiştir.

8. 6191 sayılı Kanun’un 10.

maddesinin (7) numaralı fıkrası ile 926 sayılı Kanun’a eklenen geçici 32.

madde, 12/3/1971 tarihi sonrasındaki yargı denetimine kapalı idari işlemler

veya YAŞ kararlarıyla TSK’dan ilişiği kesilenlere bazı haklarının iadesinin

sağlanması amacıyla idareye başvuru imkânı getirmiş ve bu hükümden

yararlanabilmek için 6191 sayılı Kanun’un yürürlük tarihinden itibaren 60 gün

içinde Milli Savunma Bakanlığına başvurulması

gerektiği hükme bağlanmıştır.

9. Başvurucunun, 926 sayılı

Kanun’a eklenen geçici 32. madde düzenlemesinden yararlandırılması talebiyle

yaptığı başvuru, Milli Savunma Bakanlığının 5/7/2011

tarihli işlemi ile reddedilmiştir.

10. Başvurucunun 9/8/2011

tarihinde, ayırma işlemine ilişkin bilgi ve belge talep etmesi üzerine

Genelkurmay Başkanlığının 11/10/2011 tarihli yazısı ile ayırma işleminin uzun

bir süre zarfında sıralı sicil amirlerinin gözlem, inceleme ve

değerlendirmeleri, yetkili personelin dosya üzerinden yapmış olduğu ve tüm

belge, bilgi, izlenim, kanaat ve raporları göz önünde bulundurularak tesis

edildiği yönünde başvurucuya bilgi verilmiş, bunun yanında Marksist-Leninist

görüşleri benimsediği, PKK terör örgütünü övücü konuşmalar yaptığı,

çevresindekilere bu doğrultuda propaganda yaptığı, sakıncalı kategorisinde

bulunan bir kişiyle irtibatlı olduğu, amirleri nezdinde örgüt mensubu bir

şahsın veya grubun kendisini rahatlıkla kullanabileceği kanaatini uyandırdığı,

İzmit ilinde siyasi bir partinin mitinglerine gittiği, yine İzmit ilinde sol

görüşlü kişilerin barındığı kahvehanelere gittiği ve arkadaşlarını da

beraberinde götürdüğü, 2000 yılındaki son atamasından sonra göreve başladığı

gemide hiç kimseyle görüşmediği ve hiçbir konuda fikir beyan etmediği, 2000

yılında sakıncalı sol personel kategorisine alındığı, bu nedenlerle tutum ve

davranışları ile yasa dışı görüşleri benimseyip bu faaliyetlerde bulunduğu

belirtilmiş, ayrıca ailesinin PKK taraftarı olduğu gerekçeleriyle TSK'dan

ayırma işlemine tabi tutulmasına ilişkin 28/7/2000 tarihli YAŞ'a

sevk kararı, 1/8/2000 tarihli YAŞ kararı ve 1983 yılından 2000 yılına kadar

olan dönemdeki sicil bilgi ve notları başvurucuya gönderilmiştir.

11. Başvurucu tarafından, anılan

işlemin iptali istemiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) Birinci

Dairesinde açılan davaya ait dilekçede“...

YAŞ kararıyla emekliye sevk edildiğini, bunun da aynı gemide görev yaptığı ve

geçimsizlik ve çekememezlik nedeniyle anlaşamadığı rütbeli bir personelin

yazdığı ihbar mektubuna ve hatalı yürütülen bir istihbarat çalışmasına

dayandığını düşündüğünü, ailesiyle aynı sitede ve fakat farklı apartmanlarda

oturan adları aynı yaptıkları iş aynı ve iş yerlerinin mesafesi yaklaşık 500 mt. olan bir bölgede istihbarat faaliyeti yapıldığını,

babası ile bölücü örgüt sempatizanı olan şahısların isimlerinin

karıştırıldığına inandığını, oysa babasının emekli öğretmen olduğunu, aynı

zamanda oturduğu apartmana bitişik Erdal Büfe isimli büfeyi işlettiğini,

sonradan … üyesi olduğunu ve çocuklarının da bölücü faaliyetlere katıldığını

öğrendiği Ali GÖÇEN isimli başka bir şahsın da, babasının işlettiği Erdal

Büfenin bitişiğindeki D Blokta ikamet ettiğini, bu şahsın da babasının

büfesinin 500 mt. uzağında ve babasının oturduğu

apartmanın ismini taşıyan Evrim Büfe isimli başka bir büfeyi işlettiğini, keza

yine sonradan öğrendiğine göre babasının oturduğu sitenin C bloğunda,

kendisiyle hiçbir akrabalık ya da sosyal bağları bulunmadığı halde kendisi gibi

"Tekin" soyadını taşıyan Kürt kökenli bir öğretmenin ikamet ettiğini,

muhtemelen bu iki şahıs ile babasının karıştırıldığını, bu doğrultuda

düzenlenen istihbarat raporu sayesinde Ordudan atıldığını, oysa hiçbir zaman

bölücü örgütü övmediğini, hep karşısında olduğunu bu hatalı istihbarat raporunu

düzenleyenler hakkında 2011 yılında şikayetçi olduğunu, Savcılığa suç

duyurusunda bulunulduğunu, yeniden yapılacak bir istihbarat çalışması sayesinde

haklılığının ortaya konulabileceğini ...” ileri sürmüştür.

12. AYİM Birinci Dairesi

4/12/2012 tarihli ve E.2012/366, K.2012/1405 sayılı kararı ile davayı

reddetmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

“Anayasanın 125/4'üncû maddesinde; yargı yetkisinin, idarî

eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu, bu

yetkinin hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacağı

belirtilmektedir. 1602 sayılı AYİM Kanununun 21/2'nci maddesinde de benzer

hükümler yer almaktadır

Bu bağlamda dava konusu işlem değerlendirildiğinde; davalı

idare tarafından gönderilen belgelerden; davacının Marksist-Leninist görüşleri

benimsediği, PKK Terör örgütünü övücü konuşmalar yaptığı, çevresindekilere bu

yönde konuşmalar yaptığı, amirleri üzerinde örgüt mensubu bir kişinin veya

gurubun kendisini rahat bir şekilde kullanabileceği yönünde kanaat uyandırdığı,

İzmit'te … mitingine katıldığı, 28 Şubat 2000 tarihinde son atamasından sonra

hiçbir konuda fikir beyan etmediği, 09.01.2000 tarihinde sakıncalı sol personel

kategorisine alındığı, Balıkesir'de ikamet eden ailesinin, çevresinde PKK

taraftarı ve … olarak bilindiği, Kocaeli Emniyet Müdürlüğü tarafından verilen

01 Temmuz 1999 tarihli cevabi yazıda da; aynı mahiyette tespitler yapıldığı,

davacıyla ilgili alınan başka raporlarda da benzer mahiyette tespitler

yapıldığı, bir çok sicil amirinin menfi kanaatinin bulunduğu anlaşılmaktadır.

Sonuç olarak; her ne kadar davacı, hakkında yanlış

istihbarat yapıldığını ileri sürmüş ise de gelen ihbar mektubu üzerine davacı

hakkında Birliğinde yapılan tespitte, ihbar mektubu üzerine, mektupta geçen

hususların araştırılması konusunda yazılan yazı üzerine Kocaeli Emniyet

Müdürlüğünün isim ve adres üzerinden yaptığı tespitler ve somut bilgiler,

davacıyla ilgili birlik kanaatleri ve düzenlenen raporlar birlikte dikkate

alındığında, davacı hakkındaki tespitlerde yanılma suretiyle başka bir kişiyle

karıştırıldığına dair emare bulunmadığı, bu nedenle yeni bir araştırma

yapılmasına gerek olmadığı, tüm bu hususlar dikkate alındığında, davalı

idarenin takdir yetkisini hukuka uygun kullandığı, açık bir değerlendirme

hatasının bulunmadığı, bu bağlamda davalı idare tarafından tesis edilen işlemde

hukuka aykırı bir yön bulunmadığı sonucuna varılmıştır.”

13. Başvurucunun bu karara karşı

karar düzeltme istemi de aynı Dairenin 9/4/2013 tarihli ve E.2013/447,

K.2013/398 sayılı kararıyla reddedilmiş ve karar 24/4/2013 tarihinde

başvurucuya tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu, 2/5/2013

tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapmıştır.

B. İlgili

Hukuk

15. Anayasa’nın “Askeri Yüksek İdare Mahkemesi” kenar

başlıklı 157. maddesi şöyledir:

“Askerî Yüksek İdare Mahkemesi, askerî olmayan makamlarca

tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askerî hizmete ilişkin

idarî işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve

son derece mahkemesidir. Ancak, askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda

ilgilinin asker kişi olması şartı aranmaz.

Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin askerî hâkim sınıfından

olan üyeleri, mahkemenin bu sınıftan olan başkan ve üyeleri tamsayısının salt

çoğunluğu ve gizli oy ile birinci sınıf askerî hâkimler arasından her boş yer

için gösterilecek üç aday içinden; hâkim sınıfından olmayan üyeleri, rütbe ve

nitelikleri kanunda gösterilen subaylar arasından, Genelkurmay Başkanlığınca

her boş yer için gösterilecek üç aday içinden Cumhurbaşkanınca seçilir.

Askerî hâkim sınıfından olmayan üyelerin görev süresi en

fazla dört yıldır.

Mahkemenin Başkanı, Başsavcı ve daire başkanları hâkim

sınıfından olanlar arasından rütbe ve kıdem sırasına göre atanırlar.

(Değişik fıkra: 7/5/2010-5982/21 md.)Askerî Yüksek İdare

Mahkemesinin kuruluşu, işleyişi, yargılama usulleri, mensuplarının disiplin ve

özlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre

kanunla düzenlenir.”

16. 4/7/1972 tarihli ve 1602

sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun “Teminat” başlıklı 4. maddesi şöyledir:

“Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin Başkanı, Başsavcı, Daire

Başkanları ve üyeleri; Askeri Yüksek İdare Mahkemesi hakimleri olarak Türkiye

Cumhuriyeti Anayasasının kendilerine sağladığı teminat altında hizmet

görürler.”

17. 1602 sayılı Kanun’un 8., 9.

ve 10. maddeleri şöyledir:

“Üyelerin seçimi:

Madde 8 – (Değişik: 25/12/1981 -

2568/1 md.)

Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin askeri hakim

sınıfından olan üyeleri, bu sınıftan olan başkan ve üyeler tam sayısının salt

çoğunluğu ile her boş yer için gösterilecek üç aday arasından,

Hakim sınıfından olmayan üyeleri, Genelkurmay

Başkanlığınca her boş yer için gösterilecek üç aday arasından,

Cumhurbaşkanınca seçilir.”

“Atanma:

Madde 9 – (Değişik: 25/12/1981 -

2568/1 md.)

Seçilenler arasından rütbe ve kıdem sırasına göre Askeri

Yüksek İdare Mahkemesi Başkanlığına, Başsavcılığına, daire başkanlıklarına ve

üyeliklere, Milli Savunma Bakanı ve Başbakanın imzalayacağı, Cumhurbaşkanının

onaylayacağı Kararname ile atama yapılır. Atamalar Resmi

Gazete'de yayımlanır.

Başkan, Başsavcı ile daire başkanlarının askeri hakim sınıfından olması şarttır.”

“Görev süresi:

Madde 10 – (Değişik: 25/12/1981 -

2568/1 md.)

Askeri Hakim sınıfından olmayan

üyelerin görev süresi en fazla dört yıldır.”

18. 926 sayılı Kanun’un geçici

32. maddesinin birinci, ikinci ve dördüncü fıkraları şöyledir:

“12 Mart 1971 tarihinden bu Kanunun yayımı tarihine kadar,

yargı denetimine kapalı idari işlemler veya Yüksek Askerî Şûra kararları ile

Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilenler veya vefatları hâlinde hak

sahipleri, bu madde hükümlerinden yararlanabilmek için altmış gün içinde Milli Savunma Bakanlığına başvururlar.

Milli Savunma Bakanı, başvurunun kabulüne veya reddine en

geç altı ay içinde karar verir. Milli Savunma Bakanı, hazırlık amacıyla sadece

gerekli yazışmaların yapılması hususunda yardımcı olmak üzere gerektiğinde

komisyonlar kurabilir ve bu komisyonlara, ilgili bakanlıklar ile kamu kurum ve

kuruluşlarından temsilci çağırabilir. İlgililerin, Türk Silahlı Kuvvetlerinden

ilişiklerinin kesilmesine esas bilgi ve belgeler Genelkurmay Başkanlığınca en geç

altmış gün içinde Milli Savunma Bakanlığına

gönderilir.

…

Başvurunun reddi hâlinde, bu ret işlemine karşı ilgililer

altmış gün içinde Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde dava açabilirler.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

19. Mahkemenin 10/6/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 2/5/2013 tarihli ve 2013/3019

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

20. Başvurucu, hangi somut bilgi

ve belgeye dayandığı anlaşılamayan, idare tarafından da mahkeme nezdinde

açıklanmayan, kendisi ve ailesi hakkındaki soyut iddialara dayanılarak davanın

reddedildiğini, geçici 32. maddeden yararlandırılma talebinin reddi üzerine

bilgi edinme hakkı kapsamında dayanak bilgi ve belgeleri talep ettiğini, işlem

tesisinde amirlerin uzun süren gözlem ve değerlendirmelerinin esas alındığını

belirterek, hiçbir somut bilgi ve belgenin gönderilmediğini, görev yaptığı son

yıla ait sicil safahatı ve sicil özetinin iyi seviyede olduğunu, şahsı ve

ailesi hakkında iftira niteliğinde olan, somut hiçbir bilgi içermeyen, yer,

zaman ve isim bildirilmeksizin tanzim edilen belgeye dayanarak karar

verildiğini, bu belgede iddia edilen hususlarla ilgili olarak hiçbir idari

tahkikat yapılmadığını ve dava açılmadığını, AYİM’in

adeta ihraç işlemi hakkında karar verdiğini, oysa davanın konusunun geçici 32.

maddeden yararlandırmama işlemi olup, kararın maddi ve hukuki gerekçeden yoksun

olduğunu, AYİM kararlarına karşı temyiz yolunun bulunmadığını, karar düzeltme

incelemesinin kararı veren heyetçe yapıldığını, AYİM yapısında sınıf

subaylarının bulunduğunu belirterek, Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, ihlalin tespiti ile işlemin

iptalini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

21. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve

olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

Başvurucunun, yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmamasına, gerekçeli karar

hakkının ihlal edilmesine, AYİM bünyesinde sınıf subaylarının bulunmasına ve

AYİM daire kararlarına karşı başvurulabilecek bir temyiz merciinin olmamasına

yönelik iddiaları adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirilmiş ve ayrı

başlıklar halinde incelenmesi uygun görülmüştür.

1. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası

22. Başvurucu, 926 sayılı

Kanun’un geçici 32. maddesinden yararlandırılması talebiyle açtığı davanın

reddedildiğini, bu durumun sonuç itibarıyla adil yargılanma hakkını ihlal

ettiğini ileri sürmüştür.

23. Adalet Bakanlığı görüşünde,

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) açıkça keyfilik olmadıkça belirli bir

kanıt türünün kabul edilebilir olup olmadığına karar verme yetkisinin

kendisinde olmadığını ve önemli olanın yargılamanın bir bütün olarak adil olup

olmadığının irdelenmesi gerektiğini dikkate aldığını, başvuru konusu olayda

AYİM tarafından, başvurucunun ilişiğinin kesilmesine dayanak teşkil eden

hususların değerlendirildiğini belirterek, bu hususların dikkate sunulması

gerektiğini değerlendirmiştir.

24. Başvurucu cevap

dilekçesinde, istihbari raporun tek başına delil

olarak değerlendirilemeyeceğini, bu konuda birçok yargı kararı olduğunu

belirterek, başvuru konusu olayda adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

tekrarlamıştır.

25. Anayasa’nın 36. maddesinin

birinci fıkrasında herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Maddede geçen “adil yargılanma hakkının” kapsamı

Anayasa’da açık bir şekilde düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin,

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesinde

belirlenmesi gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

22).

26. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması

ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun

esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz.

Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve

sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilik içermesi ve

bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri

ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki

başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça Anayasa

Mahkemesince incelenemez (Necati Gündüz,

B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

27. Adil yargılanma hakkı

bireylere dava sonucunda verilen kararın değil, yargılama sürecinin ve usulünün

adil olup olmadığını denetletme imkânı verir. Bu nedenle, bireysel başvuruda

adil yargılanmaya ilişkin şikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun

yargılama sürecinde haklarına saygı gösterilmediğine, bu çerçevede yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığı

veya bunlara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığı, kendi

delillerini ve iddialarını sunamadığı ya da uyuşmazlığın çözüme

kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi tarafından dinlenmediği

veya kararın gerekçesiz olduğu gibi, mahkeme kararının oluşumuna sebep olan

unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya da açık keyfiliğe

ilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş olması gerekir (Nadi Karakoç, B. No: 2013/2767, 2/10/2013, § 22).

28. Başvuru konusu olayda

başvurucu, hangi somut bilgi ve belgeye dayandığı anlaşılamayan, idare

tarafından da mahkeme nezdinde açıklanmayan, kendisi ve ailesi hakkındaki soyut

iddialara dayanılarak davanın reddedildiğini, geçici 32. maddeden

yararlandırılma talebinin reddi üzerine bilgi edinme hakkı kapsamında dayanak

bilgi ve belgeleri talep ettiğini, işlem tesisinde, amirlerin uzun süren gözlem

ve değerlendirmelerinin esas alındığının belirtilerek, hiçbir somut bilgi ve

belgenin gönderilmediğini, görev yaptığı son yıla ait sicil safahatı ve sicil

özetinin iyi seviyede olduğunu, şahsı ve ailesi hakkında iftira niteliğinde

olan, somut hiçbir bilgi içermeyen, yer, zaman ve isim bildirilmeksizin tanzim

edilen belgeye dayanarak karar verildiğini, bu belgede iddia edilen hususlarla

ilgili olarak hiçbir idari tahkikat yapılmayıp dava açılmadığını, AYİM'in adeta ihraç işlemi hakkında karar verdiğini, oysa

davanın konusunun geçici 32. maddeden yararlandırmama işlemi olup, kararın

maddi ve hukuki gerekçeden yoksun olduğunu belirtmiş, AYİM ise başvurucunun

Marksist-Leninist görüşleri benimsediği, PKK terör örgütünü övücü konuşmalar

yaptığı, amirleri üzerinde, örgüt mensubu kişilerce rahat bir şekilde

kullanılabileceği yönünde intiba uyandırdığı, İzmit'te bir partinin mitingine

katıldığı, 9/1/2000 tarihinde sakıncalı sol personel kategorisine alındığı,

Balıkesir ilinde ikamet eden ailesinin PKK taraftarı ve siyasi bir partili

olarak bilindiği, Kocaeli Emniyet Müdürlüğü tarafından verilen 1/7/1999 tarihli

yazıda ve başka raporlarda da aynı nitelikte tespitler yapıldığı, birçok sicil

amirinin menfi kanaatinin bulunduğu, her ne kadar yanlış istihbarat yapıldığı

ileri sürülmüşse de ihbar mektubu üzerine hakkında yapılan tespitlerde, başka

bir kişiyle karıştırıldığına dair emare bulunmadığı, bu nedenle yeni bir

araştırmaya gerek görülmediği dikkate alınarak dava konusu işlemde hukuka

aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

29. Somut olayda başvurucunun,

yargılama sürecinin hakkaniyete aykırı olduğuna dair bilgi ya da belge

sunmadığı, 926 sayılı Kanun’un geçici 32. maddesi kapsamından

yararlandırılmamasına ilişkin işleme karşı açtığı davada iddialarını ileri

sürebildiği ve karşı tarafın görüşlerinden haberdar olmadığına dair yargılama

aşamasında AYİM’e bir itirazda bulunmadığı

görülmektedir.

30. Mahkemenin gerekçesi ve

başvurucunun iddiaları incelendiğinde, davanın konusunun başvurucunun TSK’dan

ilişiğinin kesilmesine ilişkin işlemin değil, yalnızca 926 sayılı Kanun’un

geçici 32. maddesinden yararlandırılması talebinin reddine ilişkin işlemin

iptaline yönelik olduğu, bu kapsamda iddiaların özünün derece Mahkemesi

tarafından delillerin ve mevzuatın değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında

isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucunun hukuka aykırılık teşkil

ettiğine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır (Yümrü Dilek, B. No: 2013/4189, 21/5/2015, § 40).

31. Başvurucu, yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi

olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı

tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı

bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının

derece mahkemesi tarafından dinlenmediğine veya kararın gerekçesiz olduğuna

ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadığı gibi mahkemenin kararında bariz takdir

hatası veya açıkça keyfilik oluşturan herhangi bir durum da tespit

edilmemiştir.

32. Açıklanan nedenlerle, derece

mahkemesi kararının bariz takdir hatası veya açık bir keyfilik de içermediği

anlaşıldığından, başvurucunun yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı

yönündeki iddiasının, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun

olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiği İddiası

33. Başvurucu, ret kararının

gerekçelerinin yeterli olmadığını ileri sürmüştür.

34. 6216 sayılı Kanun'un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre mahkemece açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

kabul edilemez olduğuna karar verilebilir. Başvurucunun ihlal iddialarını

kanıtlayamadığı, iddialarının salt kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara

ilişkin olduğu, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya müdahalenin

meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama şikâyetlerden

ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir.

35. Anayasa'nın 141. maddesinde

güvence altına alınan gerekçeli karar hakkı, mahkeme kararlarında kararların

dayandığı hukuki gerekçenin yeterli açıklıkta gösterilmesini gerektirir.

36. Mahkeme kararlarının

gerekçeli olması adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olmakla beraber,

bu hak yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde

yanıt verilmesi şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle, gerekçe gösterme

zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte

başvurucunun ayrı ve açık bir yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair

iddialarının cevapsız bırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnş. Taah. Mad. Gıda Turizm Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti., B.

No: 2013/1213, 4/12/2013, § 26).

37. Başvuru konusu olayda AYİM,

idare tarafından kullanılan takdir

yetkisinin sınırlarının nelerden ibaret olduğunu belirttikten sonra, başvurucunun

ilişiğinin kesilmesine neden olan olayları değerlendirerek (§ 12), 926 sayılı

Kanun’un 32. maddesinden yararlandırılmamasına konu işlemde hukuka aykırılık

bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

38. Bu durumda AYİM, dava konusu

işlemin tesisinde takdir yetkisinin hukuka uygun kullanıldığı gerekçesiyle

davayı reddetmiş olup, kararda başvurucunun iddialarının karşılanmadığından söz

edilemez.

39. Açıklanan nedenlerle,

gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğundan,

başvurucunun ret kararının gerekçelerinin yeterli olmadığı yönündeki

iddialarının, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Askeri Yüksek İdare

Mahkemesinin Bağımsız ve Tarafsız Olmadığı İddiası

40. Başvurucu, AYİM’in bünyesindeki sınıf subayları nedeniyle bağımsız ve

tarafsız olmadığını ileri sürmüştür.

41. Başvurucunun ihlal

iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı

veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama

şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,

B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

42. Anayasa Mahkemesi tarafından

bu konu daha önce incelenirken belirtildiği üzere, AYİM’in

oluşumu, statüsü ve görevleri Anayasa ve ilgili Kanun’da hüküm altına

alınmıştır. AYİM’e atanan askeri hâkimlerin

bağımsızlığının Anayasa ve ilgili Kanun hükümleri ile garanti altına alındığı,

atanma ve çalışma usulleri yönünden, askeri hâkimlerin bağımsızlıklarını

zedeleyecek bir hususun olmadığı, kararlarından dolayı idareye hesap verme

durumunda bulunmadıkları, disipline ilişkin konuların AYİM Yüksek Disiplin

Kurulunca incelenip karara bağlandığı görülmektedir (Yaşasın Aslan, B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 29). Diğer

yandan, sınıf subayı üyelerin en fazla dört yıllık bir süre ile görev

yapmaları, disiplin konularında yukarıda bahsedilen Disiplin Kuruluna tabi

kılınmaları, görev süreleri zarfında idari veya askeri yetkililerce herhangi

bir değerlendirmeye tabi tutulmamaları, bu subayların idareye karşı

bağımsızlıklarını güçlendirmiştir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz: Mustafa Yavuz ve

Diğerleri/Türkiye (k.k.), B. No: 29870/96,

25/5/2000; Bek/Türkiye, B. No:

23522/05, 20/4/2010, § 30).

43. Açıklanan nedenlerle,

mahkemenin bağımsız ve tarafsız olmadığına ilişkin bir husus saptanmadığından

başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun

olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

4. İki Dereceli Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiası

44. Başvurucu, AYİM daire

kararlarına karşı başvurulabilecek bir temyiz merciinin olmadığını ileri

sürmüştür.

45. Anayasa ve Kanun hükümlerine

göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın

Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme’nin ve

Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir

başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir

hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, § 18).

46. Sözleşme’ye ek 7. Protokol’ün 2.

maddesinde, cezai konularda iki dereceli yargılanma hakkı tanınmış ise de

Türkiye bu protokole taraf olmadığı gibi başvuru konusu olay da bir ceza

yargılamasına ilişkin değildir.

47. Başvurucunun başvuru

dilekçesinde ifade ettiği AYİM nezdinde temyiz, yani iki dereceli yargılanma

hakkı, Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerden olmadığı

gibi, Sözleşme’nin ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokollerden herhangi

birinin kapsamına da girmemektedir (Mahir

Akarsu, B. No: 2012/1096, 20/2/2014, §§ 42-45).

48. Açıklanan nedenlerle, başvuru konusu ihlal

iddialarının Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kaldığı anlaşıldığından

başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin “konu

bakımından yetkisizlik” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Yargılamanın

sonucu itibarıyla adil olmadığı iddiasının “açıkça

dayanaktan yoksun olması”,

2. Gerekçeli

karar hakkının ihlal edildiği iddiasının “açıkça

dayanaktan yoksun olması”,

3. Askeri

Yüksek İdare Mahkemesinin bağımsız ve tarafsız olmadığı iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”,

4. İki

dereceli yargılanma hakkı iddiasının “konu

bakımından yetkisizlik”,

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

10/6/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan

ALTAN

Üyeler

:

Osman

Alifeyyaz PAKSÜT

Celal

Mümtaz AKINCI

Muammer

TOPAL

M.

Emin KUZ

Raportör

:

Bahadır

YALÇINÖZ

Başvurucu : Fikret Kemal TEKİN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/3019, 10 Haziran 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. Altan
  16. Topal
  17. Yalçınöz
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/3019
Tarih
10 Haziran 2015

İlgili Kararlar

  • Murat Aksu Başvurusu (B. No: 2013/9771)
  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2014/5138
  • Şerif Karakaş Başvurusu (B. No: 2013/7279)
  • Fatma Sevinç Başvurusu (B. No: 2014/3795)
  • Eyüp Astürk Başvurusu (B. No: 2014/2734)
  • Nurettin Tunç Başvurusu (B. No: 2014/9917)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.