İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Galip Şahin Başvurusu (B. No: 2015/6075)

1. Başvuru, disiplin işleminin tesisi sürecinde ve bu işleme

Başvuru No2015/6075Tarih11 Haziran 2018Okuma18 dk · 3.570 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Galip Şahin Başvurusu

Karar tarihi
11 Haziran 2018
Başvuru Numarası
2015/6075
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.570 kelime·18 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, disiplin işleminin tesisi sürecinde ve bu işleme

karşı açılan davada verilen kararların bağlantılı ceza yargılamasına konu suçun

işlendiği yönünde ifadeler içermesi nedeniyle masumiyet karinesinin

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 7/4/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı (Dz. Kuv. K.) emrinde yarbay

olarak görev yapmakta iken başvurucunun İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı

tarafından yürütülen ve İzmir bölgesinde gerçekleştirilen ihalelere, suç

işlemek amacıyla kurulan örgüt tarafından fesat karıştırıldığına dair

iddiaların incelendiği bir soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla ifadesi

alınmıştır. 5/8/2013 tarihli iddianame ile başvurucu hakkında suç örgütünün hiyerarşik yapısına dâhil

olmamakla birlikte suç örgütüne bilerek ve isteyerek yardım suçundan İzmir 3.

Ağır Ceza Mahkemesinde (Ağır Ceza Mahkemesi) kamu davası açılmıştır. Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan incelemeye göre söz konusu

dava derdesttir.

9. Başvurucu hakkında kamu davası açılması üzerine Dz. Kuv. K.

tarafından da idari tahkikat başlatılmıştır. İdari tahkikat sonucunda

düzenlenen raporda;

i. Başvurucu hakkındaki iddialar, iletişim tespit tutanakları ve

Dz. Kuv. K.nda vermiş olduğu ifade tutanağı birlikte

incelendiğinde başvurucunun iddianamede belirtilen suç örgütünün mensuplarından

olduğu ileri sürülen M.H.T. isimli şahısla aşırı samimiyet kurduğunun,

ii. M.H.T.nin firmasının servis

hizmeti ile ilgili faaliyetlerini kontrol etmekle görevli olmasına rağmen söz

konusu şahısla aşırı samimiyet kurarak menfaat temin etme yoluna gittiğinin ve

firmanın küçük hatalarını tolere ettiğinin; şahsın

istekleri doğrultusunda, şahsın şirketi ve ihaleye giren rakip şirketler ile

ilgili bilgiler temin ederek bu şahsa verdiğinin,

iii. Adı geçen şahısla arasında geçen konuşmalarında her

fırsatta menfaat temin etmeye çalıştığının ve bu menfaatlerden amirim diye bahsettiği bir personelin de

yararlanmasını sağlamaya çalıştığının,

iv. Evli olmasına rağmen yabancı uyruklu bir bayanla para

karşılığı cinsel ilişkiye girdiğinin, her ne kadar sonradan ücretini ödediğini

ifade etse de İzmir-İstanbul arası uçak bileti, bir otelin yıllık üyelik kartı

ve yabancı uyruklu bir bayanla girmiş olduğu cinsel ilişki masraflarını

M.H.T.ye karşılatarak menfaat sağladığının anlaşıldığı tespit ve

değerlendirmelerine yer verilmiştir.

10. Dz. Kuv. K. bünyesinde kurulan Komisyon 24/1/2014 tarihinde,

başvurucunun disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle Türk Silahlı

Kuvvetlerinden (TSK) ilişiğinin kesilmesinin komutanlık onayına sunulmasına

karar vermiştir.

11. Dz. Kuv. K. ve Genelkurmay Başkanlığı nezdindeki onay

işlemlerinin tamamlanmasının akabinde Millî Savunma Bakanlığı tarafından

imzalanan 28/2/2014 tarihli kararname ile hakkındaki ayırma işlemi tekemmül

eden başvurucunun 13/3/2014 tarihinde TSK'dan ilişiği kesilmiştir.

12. Başvurucu, hakkında tesis edilen TSK'dan ayırma işleminin

iptali istemiyle 6/5/2014 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM)

dava açmıştır.

13. AYİM Birinci Dairesi (Mahkeme) 4/2/2015 tarihinde

oybirliğiyle verdiği kararla davayı reddetmiştir. Kararın gerekçesinin ihlal

iddialarına konu edilen ilgili kısmı şöyledir:

"...yasal dinleme kararları neticesinde

elde edilen iletişim tespit tutanaklarından; davacının, servis hizmeti ile

ilgili faaliyetlerini kontrol etmekle görevli olduğu bir şahısla aşırı

samimiyet kurarak sürekli menfaat temin etmeye çalıştığı ve firmanın küçük

hatalarını tolere ettiği, evli olmasına rağmen,

yabancı uyruklu bir bayanla para karşılığı cinsel ilişkiye girdiği, her ne

kadar sonradan ücretini ödediğini ifade etse de İzmir-İstanbul arası uçak

bileti, bir otelin yıllık üyelik kartı ve yabancı uyruklu bir bayanla girmiş

olduğu cinsel ilişki masraflarını bu şahsa karşılatarak menfaat sağladığı

hususları dikkate alındığında; dava konusu işlemin sebep unsurunun maddi

gerçeklik ile uyumlu olduğu; davacının ahlaki durumunun TSK'nın itibarını

sarsacak derecede kötü nitelik arz ettiği ve hizmetin gerektirdiği şekilde

tavır ve hareketler sergilemediği; idarenin dava konusu işlemi tesis ederken

takdir yetkisini kişi yararı ile kamu yararı arasındaki dengeyi gözeterek,

ölçülü ve nesnel olarak kullandığı, davalı idarece davacının sabit görülen

eylemleri nedeniyle işlem tesis etmesinde herhangi bir hukuka aykırılığın

bulunmadığı..."

14. Karar 16/3/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

15. Başvurucu söz konusu karara karşı karar düzeltme yoluna

müracaat etmemiştir.

16. Başvurucu 7/4/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi

17. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Bir suç ile itham edilen herkes,

suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır."

B. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı

18. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 6.

maddesinin (2) numaralı fıkrasının disiplin yetkisini haiz makamların ceza

yargılaması kapsamında kendisine suç isnat edilen ve eylemi usule uygun bir

şekilde tespit edilen bir kamu görevlisine yaptırım uygulamasını engellemek

gibi bir amacı veya etkisi bulunmadığını belirtmektedir. Sözleşme'nin herhangi

bir eylem nedeniyle hem ceza hem de disiplin yargılamalarının başlatılmasına

veya söz konusu iki yargılama türünün eş zamanlı olarak yürütülmesine halel

getirmediğine vurgu yapan AİHM ayrıca, cezai sorumluluğun kaldırılması hâlinde

bile daha hafif bir ispat külfeti temelinde aynı olaylardan doğan hukuki veya

diğer sorumlulukların tesis edilmesine bir engel bulunmadığına işaret

etmektedir (Seven/Türkiye, B. No:

60392/08, 23/1/2018, § 51).

19. AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasında

güvence altına alınan masumiyet karinesinin iki unsuru bulunduğunu kabul

etmekte; ilk unsurun kişiye ceza gerektiren bir suç isnadında bulunulmasından

ceza yargılamasının sonuçlanmasına kadar geçen süreci kapsadığını, ikinci

unsurun ise ceza yargılaması mahkûmiyetten başka bir şekilde sonuçlandığı zaman

devreye girdiğini ve daha sonraki yargılamalarda ceza gerektiren suç ile ilgili

olarak kişinin masumiyetinden şüphe duyulmamasını gerektirdiğini ifade

etmektedir. Öte yandan AİHM; ceza yargılamasının devam ettiği sürece ilişkin

ilk unsurun kapsamının sadece ceza yargılamalarının adilliğini temin etmek

adına usule ilişkin bir güvence olmakla sınırlı olmadığını, bu ilkenin

kapsamının daha geniş olduğunu belirtmekte ve hiçbir devlet temsilcisinin

kişinin suçluluğu bir mahkeme tarafından tespit edilmeden o kişinin suçlu

olduğuna ilişkin bir ifadede bulunmamasını gerektirdiğini hatırlatmaktadır. Bu

yönüyle AİHM, masumiyet karinesinin yalnızca ceza yargılamaları bağlamında

değil ceza yargılamaları ile eş zamanlı olarak yürütülen diğer davalarda ya da

disiplin incelemelerinde de ihlal edilebileceğine dikkat çekmektedir (Kemal Coşkun/Türkiye, B. No: 45028/07,

28/3/2017, §§ 41, 43; Seven/Türkiye,

§ 43).

20. Bu bağlamda masumiyet karinesinin idari yargılamalar için de

uygulanabilir olduğunu kabul eden AİHM, hakkında nihai bir ceza hükmü

olmamasına rağmen idare mahkemesi tarafından verilen bir kararda davacıya cezai

sorumluluk yükleyen bir ifadenin yer almasının Sözleşme'nin 6. maddesinin (2)

numaralı fıkrası kapsamında bir soruna yol açabileceğini belirtmektedir (Çelik Bozkurt/Türkiye, B. No: 34388/05,

12/4/2011, §§ 31, 32; Seven/Türkiye,

§ 51).

21. AİHM, Çelik

Bozkurt/Türkiye başvurusunda ceza yargılamasına konu dava

ertelendiği hâlde aynı olay dolayısıyla ve erteleme kararına dayalı olarak

başvurucunun öğretmenlik mesleğinden çıkartılmasına ilişkin idari işlem ve

idare mahkemesi kararını incelemiş ve masumiyet karinesinin ihlal edildiğine

karar vermiştir.

22. Başvuruya konu olayda başvurucu 15/6/2000 tarihinde, yasa

dışı Hizbullah örgütü mensubu olmakla suçlanmıştır. Hakkındaki yargılama

Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesinde (DGM) devam ederken 23/4/1999

tarihinden önce işlenen belli suçlara ilişkin kovuşturmaların ertelenmesine

ilişkin yasa yürürlüğe girmiş, DGM başvurucunun yasadışı örgüte yardım ve

yataklık suçunun söz konusu yasa kapsamında olduğunu belirterek 13/3/2001

tarihinde hakkındaki yargılamanın ertelenmesine karar vermiştir. Yargılamanın

ertelenmesinden önce 4/10/2000 tarihinde Millî Eğitim Bakanlığı (MEB),

Savcılığın elindeki delillerin başvurucunun yasa dışı örgüt mensubu olduğunu

gösterdiği kanaatiyle başvurucuyu ilkokul öğretmenliği görevinden çıkarmıştır. Başvurucu,

meslekten çıkarılma kararının iptali istemiyle Diyarbakır İdare Mahkemesinde

(İdare Mahkemesi) dava açmıştır. İdare Mahkemesi 7/3/2002 tarihinde davayı

reddetmiş, kararın gerekçesinde 13/3/2001 tarihli DGM kararına atıfta bulunarak

ceza yargılamasında, faaliyetlerinin yardım

ve yataklık teşkil ettiği tespit edilen başvurucunun meslekten

çıkarılmasının yasaya uygun olduğu ifadelerine yer vermiştir. Karar, Danıştay

incelemesinden geçerek kesinleşmiştir (Çelik

Bozkurt/Türkiye, §§ 7-13).

23. AİHM, İdare Mahkemesinin başvurucunun davasını reddederken

kullandığı dilin ceza davası ile idari yargılama arasında bir bağ kurduğuna dikkat çekmiş; bunun daSözleşme'nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasının idari

yargılamayı kapsayacak şekilde genişletilmesini haklı çıkardığını belirterek

Sözleşme'nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasının somut davaya uygulanabilir

olduğu tespitinde bulunmuştur (Çelik

Bozkurt/Türkiye, §34).

24. İdare Mahkemesinin kararında aynı ifadelere yer vermesi ve

olaylarla ilgili yeni bir değerlendirme yapmamış olması ışığında AİHM, söz

konusu Mahkemenin başvurucunun öğretmenlik mesleğinden çıkarılma kararının

yasaya uygunluğunu inceleme görevini aşarak hiçbir ceza mahkemesi tarafından bu

yönde bir sonuca ulaşılmadığı hâlde başvurucuyu yasa dışı bir örgüte yardım ve

yataklık etmekten suçlu bulduğunu tespit etmiştir (Çelik Bozkurt/Türkiye, § 35).

25. Son olarak AİHM, yetkili mercilerin başvurucunun müteaddit

iş başvurularını reddederken Diyarbakır DGM'nin ceza kovuşturmasının

ertelenmesi kararını esas almaya devam ettiğini gözlemlediğini belirterek bu

durumun devletin hiçbir temsilcisini ya da kurumunun bir şahsı, suçu bir mahkeme tarafından tespit edilmeden suçlu

ilan etmemesini gerektiren Sözleşme'nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasıyla

bağdaşmadığını ifade etmiştir.AİHM bu

değerlendirmelere istinaden somut olayda başvurucunun masumiyet karinesinin

ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Çelik

Bozkurt/Türkiye, §§ 36, 37).

26. AİHM Güç/Türkiye

(B. No: 15374/11, 23/1/2018) başvurusunda ise uygunsuz davranışı nedeniyle

hakkında yürütülen ceza yargılaması sonuçlanmadan okul görevlisinin kamu

görevinden ihraç edilmiş olmasının masumiyet karinesini ihlal etmediğine karar

vermiştir.

27. Güç/Türkiye

kararına konu olayda Halk Eğitim Merkezinde çalışmakta olan başvuran, bir

ilkokul öğrencisi ile uygunsuz vaziyette yakalandığı iddiası üzerine çocuğa

yönelik cinsel taciz şüphesiyle polis tarafından gözaltına alınmıştır. Başvuran

daha sonra çocuğa yönelik cinsel istismar, cinsel taciz ve çocuğu yasaya aykırı

şekilde alıkoymakla suçlanmıştır. Hakkında yürütülen ceza yargılaması devam

ederken MEB müfettişleri tarafından başvuran hakkında disiplin soruşturması

başlatılmıştır. Bu bağlamda, memurluk sıfatı

ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici

hareketlerde bulunduğu tespit edilen başvuran, görevinden ihraç

edilmiştir. Başvuranın idare mahkemesinde açtığı dava reddedilmiştir (Güç/Türkiye, §§ 7-27).

28. Mezkur başvuruda AİHM'den disiplin

makamlarının ve idari makamların kararlarında belirttikleri gerekçeler veya

kullandıkları dil nedeniyle ceza mahkemesi tarafından suçlu bulunmamış olan

başvuranın masumiyetine gölge düşürülmesine sebebiyet verip vermediklerini

tespit etmesi talep edilmiştir (Güç/Türkiye,

§ 31).

29. AİHM'in bu bağlamdaki tespitlerine

göre somut olayda disiplin soruşturması, ilgili kişilerin ifadelerine başvurmak

ve rehber öğretmenin söz konusu öğrencinin psikolojik ve sosyal gelişim düzeyi

hakkında hazırladığı raporu incelemek suretiyle bağımsız şekilde olayları

tespit eden iki müfettiş tarafından yürütülmüştür. Disiplin raporunda,

müfettişlerin başvuran aleyhinde yürütülmekte olan ceza yargılaması devam

ederken erken çıkarımlarda bulunduklarına işaret eden herhangi bir husus mevcut

değildir. Müfettişler, yürüttükleri soruşturma sonucunda ve daha hafif bir

ispat külfeti temelinde başvuranın öğrenciye tacizde bulunduğu hususunda güçlü

izlenimler edinmişlerdir. AİHM'e göre taciz terimi kullanımı tek başına bir

sorun teşkil etmemektedir. Zira söz konusu terim, sadece ceza hukuku kapsamına

giren eylemler bağlamında kullanılmamakta olup aynı zamanda kişinin vücut

bütünlüğü dâhil kişinin mahreminin rızası dışında fiziksel temas veya şifahen

ihlal edildiği durumlarda da kullanılmaktadır. Disiplin makamları taciz

eyleminin ceza hukuku kapsamında cinsel taciz olarak sınıflandırılıp

sınıflandırılamayacağı hususunda da bir yorumda bulunmamıştır. Ayrıca AİHM'e göre, yetkililerin söz konusu olay nedeniyle

başvuran hakkında şüphelerin hasıl olduğunu belirtmeleri, eğitim sisteminde

kamu güveninin sürdürülmesi ve çocuklara yönelik şüpheli eylemlere hoşgörü

gösterilmesini engelleme gereksinimlerinin yetkililer tarafından dikkate

alındığı anlamına gelmektedir. Bu husus karşısında disiplin soruşturması, hukuk

yargılaması kapsamında kalan yetki sınırlarını başvuranın eş zamanlı olarak

yürütülen ceza yargılamasında masum sayılma hakkını ihlal teşkil edecek şekilde

aşmamıştır (Güç/Türkiye, § 41).

30. AİHM, idare mahkemesinin ceza yargılamasında alınan bir

ifadeye atıfta bulunmasına ilişkin olarak ise hukuk mahkemesinin ceza davasında

alınan bir ifadeye veya elde edilen bir delile istinat etmesinin tek başına

Sözleşme'nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasına aykırı olmadığını ancak bu istinat

sonucunda hukuk mahkemesinin davalının cezai sorumluluğu hakkında yorum

yapmaması veya bu bağlamda uygun olmayan çıkarımlarda bulunmaması gerektiğini

dile getirmektedir. Olaylara ilişkin olarak AİHM, söz konusu ifadenin

(başvuranın daha önce çalışmış olduğu diğer okullarda da bu tür uygunsuz

davranışlarda bulunduğu söylentilerine atıfta bulunan) tek başına başvurana

cezai suç isnadında bulunmadığı kanaatinde olduğunu belirtmiştir. AİHM ayrıca,

başvuranın ceza yargılamasında kendisine isnat edilen eylemlerden suçlu

bulunması gerektiği yönünde idare mahkemesince bir yorumda bulunulmadığını

ifade etmiştir. AİHM, sonuç olarak disiplin işlemleri ile idari yargılama

sürecinde kullanılan dilin Sözleşme'nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasında

yer alan koşullara uygun olduğunu tespit etmiştir (Güç/Türkiye, §§ 42, 43).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

31. Mahkemenin 11/6/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

32. Başvurucu, hakkındaki ceza davasının henüz sonuçlanmadığını

hatırlatmakta; ayrıca iddianamede örgüt tarafından işlendiği ifade edilen

suçlar hakkında kendisine yönelik somut hiçbir eylem yüklenmediği hâlde

idarenin savunmasını dahi almadan fiillerin sabit olduğu kabulünden hareketle işlem

tesis ettiğinden şikâyet etmektedir. Başvurucu, hakkında tesis edilen TSK'dan

ayırma işleminin iptali istemiyle açtığı davaya ilişkin Mahkeme kararında,

idarenin subjektif yorumlarla tarafına isnat ettiği

eylemlerin ve suçlamaların sabit olduğunun kabul edilmesi ve iddialar hükmen

sübut bulmuş gibi değerlendirmelere yer verilmesi nedeniyle masumiyet

karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

B. Değerlendirme

33. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı

mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma

hakkına sahiptir."

34. Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

"Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar,

kimse suçlu sayılamaz."

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

35. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ve 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamu

gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa'da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye'nin taraf olduğu ek

protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle Anayasa ve

Sözleşme'nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

18).

36. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında adil

yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır. 3/10/2001 tarihli ve 4709 sayılı

Kanun'un Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasına adil yargılanma ibaresinin eklenmesine

ilişkin 14. maddesinin gerekçesinde "değişiklikle

Türkiye Cumhuriyeti'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence

altına alınmış olan adil yargılama hakkı[nın] metne dahil" edildiği

belirtilmiştir. Dolayısıyla Anayasa'nın 36. maddesine söz konusu ibarenin

eklenmesinin amacının Sözleşme'de düzenlenen adil

yargılanma hakkını anayasal güvence altına almak olduğu anlaşılmaktadır (Yaşar Çoban [GK], B. No: 2014/6673, 25/7/2017,§ 54). Bu itibarla Anayasa'da güvence altına alınan adil

yargılanma hakkının kapsam ve içeriği belirlenirken Sözleşme'nin "Adil yargılanma hakkı" kenar

başlıklı 6. maddesinin gözönünde bulundurulması

gerekir (Onurhan Solmaz,§ 22).

37. Sözleşme'nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasında,

kendisine bir suç itham edilen herkesin suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya

kadar masum sayılacağı düzenlenmiştir. Bu itibarla masumiyet karinesi,

Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının bir

unsuru olmakla beraber suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu

sayılamayacağı belirtilmek suretiyle Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü

fıkrasında ayrıca düzenlenmiştir.

38. Adil yargılanma hakkının bir unsuru olan masumiyet

karinesinin sağladığı güvencenin AİHM kararlarında da (bkz. §19) belirtildiği

üzere iki yönü bulunmaktadır.

39. Güvencenin ilk yönü, kişi hakkındaki ceza yargılaması

sonuçlanıncaya kadar geçen, bir başka ifadeyle kişinin ceza gerektiren bir

suçla itham edildiği (suç isnadı altında olduğu) sürece ilişkin olup suçlu

olduğuna dair hüküm tesis edilene kadar kişinin suçluluğu ve eylemleri hakkında

erken açıklamalarda bulunulmasını yasaklar.Güvencenin

bu yönünün kapsamı sadece ceza yargılamasını yürüten mahkemeyle sınırlı

değildir. Güvence aynı zamanda diğer tüm idari ve adli makamların da işlem ve

kararlarında, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kişinin suçlu olduğu

yönünde ima ya da açıklamalarda bulunmamasını gerekli kılar. Dolayısıyla sadece

suç isnadına konu ceza yargılaması kapsamında değil ceza yargılaması ile eş

zamanlı olarak yürütülen diğer hukuki süreç ve yargılamalarda da (idari, hukuk,

disiplin gibi) masumiyet karinesinin ihlali söz konusu olabilir.

40. Güvencenin ikinci yönü ise ceza yargılaması sonucunda

mahkûmiyet dışında bir hüküm kurulduğunda devreye girer ve daha sonraki

yargılamalarda ceza gerektiren suçla ilgili olarak kişinin masumiyetinden şüphe

duyulmamasını, kamu makamlarının toplum nezdinde kişinin suçlu olduğu

izlenimini uyandıracak işlem ve uygulamalardan kaçınmasınıgerektirir.

41. Masumiyet karinesinin sağladığı güvencelerin kapsamı bu

şekilde belirlendikten sonra ise bireysel başvuruya konu olay yönünden bu

güvencelerin geçerli olup olmadığının ortaya konulması gerekmekte olup bu husus

Anayasa'nın 36. maddesinin somut davaya uygulanabilirliğinin ve dolayısıyla

başvurunun kabul edilebilirliğinin tespiti bakımından önem arz etmektedir.

42. Bireysel başvuruya konu olayda başvurucu hakkındaki ceza ve

disiplin yargılamalarının eş zamanlı olarak yürütüldüğü ancak disiplin işlemine

karşı açılan idari davanın ceza yargılaması devam ederken sonuçlandığı

görülmektedir. Başvurucunun TSK'dan ayırma işleminin iptali istemiyle açtığı

idari davada masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddiası bağlamındaki

şikâyeti; Mahkeme tarafından olayın ele alınış şekline, gerekçeli kararda

kullanılan ifadelere ilişkindir.Dolayısıyla davaya

konu olaylar nedeniyle yürütülen ceza yargılaması devam ederken disiplin

işlemini tesis eden idari makam ile bu işlemin hukuka uygunluk denetimini yapan

yargı merciinin kullandığı ifadelerin şikâyet konusu edildiği bu başvuruda,

masumiyet karinesinin sağladığı güvencenin ilk yönü devreye girmektedir. Hâl

böyle olunca somut davada masumiyet karinesinin sağladığı güvencelerin, bir

başka ifadeyle Anayasa'nın 36. maddesinin uygulanabileceği sonucuna

varılmaktadır. Bu itibarla ihlal iddialarının Anayasa ve Sözleşme'nin ortak

koruma alanının kapsamında yer aldığı, bir başka ifadeyle başvurunun Anayasa ve

Sözleşme hükümleriyle konu bakımından bağdaşmazlık göstermediği anlaşılmaktadır.

43. Öte yandan açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

44. Masumiyet karinesi, hakkında suç isnadı bulunan bir kişinin

adil bir yargılama sonunda suçlu olduğuna dair kesin hüküm tesis edilene kadar

masum sayılması gerektiğini ifade etmekte ve hukuk devleti ilkesinin de bir

gereğini oluşturmaktadır (AYM, E.2013/133, K.2013/169, 26/12/2013). Anılan

karine, kişinin suç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçlu

olarak kabul edilmemesini güvence altına almaktadır. Ayrıca hiç kimse,

suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve kamu otoriteleri

tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesine tabi tutulamaz (Kürşat Eyol, B.

No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).

45. Bilindiği gibi ceza muhakemesi hukuku ile disiplin hukuku

farklı kural ve ilkelere tabi disiplinlerdir. Disiplin hukuku; kurumun iç

düzenini korumayı amaçlayan ve bunun için kamu görevlilerinin mevzuata, çalışma

düzenine, hizmetin gereklerine aykırı fiillerine yönelik olarak uygulanacak

yaptırımları ve bu yaptırımların uygulanmasındaki usul ve esasları düzenleyen

bir hukuk alanıdır. Bazı hâllerde ise kamu görevlisinin fiili ceza hukuku

kapsamında suç tanımına uymasının yanı sıra disiplin hukuku yönünden de

sorumluluk gerektiren bir mahiyettaşıyabilir (Benzer

yöndeki değerlendirmeler için bkz. Özcan

Pektaş, B. No: 2013/6879, 2/12/2015, § 25; Kürşat Eyol, §

30). Böyle bir durumda Anayasa'da güvence altına alınan masumiyet karinesinin,

bir eylemi nedeniyle ilgili hakkında hem ceza hem de disiplin işlemlerinin

yürütülmesine engel teşkil etmediğini, bu iki sürecin eş zamanlı olarak devam

etmesinin de önünde anılan güvence bakımından bir mâni bulunmadığını belirtmek

gerekir.

46. Öte yandan ceza muhakemesi sonucunda kişinin müsnet suçu işlemediğine dair hükümler dışında ceza

mahkemesi hükmü, disiplin makamları açısından doğrudan bağlayıcı değildir.

Ancak cezai sorumluluğu ortadan kalkmış olsa dahi aynı olaylar nedeniyle -daha

hafif bir ispat külfeti temelinde- kişi hakkında başka tür bir sorumluluğun

tesis edilmesinin önünde bir engel bulunmamaktadır (Benzer yöndeki

değerlendirmeler için bkz. Özcan Pektaş,

§ 25; Kürşat Eyol,

§ 30).

47. Ceza muhakemesiyle eş zamanlı olarak yürütülen, bir başka

ifadeyle kişinin henüz suç isnadı altında olduğu, ceza makamları tarafından

hakkında herhangi bir hüküm kurulmadığı süreçte devam eden disiplin soruşturma

ve yargılamalarında masumiyet karinesi bakımından önemli olan husus; kamu

makamlarının işlem ya da kararlarında belirttikleri gerekçeler veya kullandıkları

dil nedeniyle bireye cezai sorumluluk yüklememeleri, ceza mahkemeleri

tarafından henüz suçlu bulunmamış bireyin masumiyeti üzerine gölge

düşürülmesine sebebiyet vermemeleridir.

48. Bununla birlikte ceza yargılamasına konu maddi olay ve olguların

disiplin hukuku esasları çerçevesinde diğer kamu makamlarınca (idari/adli)

ayrıca değerlendirilmesi ve bu değerlendirme sonucunda ulaşılacak kanaate göre

işlem/karar tesis edilmesi mümkündür. Bu bağlamda disiplin işlem ve

yargılamalarında ceza yargılamasında elde edilen bir delile istinat edilmesi ya

da kişi hakkında yapılan ceza yargılamasına bir olgu olarak atıf yapılmış

olması tek başına masumiyet karinesinin sağladığı güvencelere aykırılık teşkil

etmez. Ancak adli ve idari makamların kendi görev sınırlarını aşarak kişiyi suçlu ilan etmesi veya bu bağlamda

birtakım çıkarımlarda bulunması masumiyet karinesinin ihlaline yol açabilir.

Masumiyet karinesi kapsamındaki güvencelerin sağlanıp sağlanmadığının tespiti

yapılırken ise kararın gerekçesinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekir.

b. İlkelerin Olaya Uygulanması

49. Bireysel başvuruya konu olayda başvurucu hakkındaki ceza ve

disiplin hukuku süreçlerinin eş zamanlı olarak yürütüldüğü ancak disiplin

işlemine karşı açılan idari davanın, ceza yargılaması devam ederken

sonuçlandığı; öte yandan ceza davasının derdest olduğu, bir başka ifadeyle

başvurucunun suçluluğunun hükmen sabit olmadığı görülmektedir. Bu itibarla

somut olayda disiplin soruşturması ve yargılaması sürecinde kamu makamlarının kararlarında

belirttiği gerekçeler veya kullandığı dil nedeniyle henüz ceza mahkemesi

tarafından suçlu bulunmamış olan

başvurucunun masumiyetine gölge düşürülmesine sebebiyet verilip verilmediğinin

ortaya konulması gerekmektedir.

50. Olayda, gerek başvurucunun TSK'dan ilişiğinin kesilmesine

ilişkin işlemin tesisi sürecinde düzenlenen İdari Tahkikat Komisyonu raporunda

gerekse söz konusu işlemin yargısal denetiminin gerçekleştirildiği Mahkemenin

gerekçeli kararında ceza soruşturması sırasında elde edilen bir delile

(iletişim tespit tutanaklarından temin edilen ses kayıtlarına) istinat edildiği

görülmektedir. Öncelikle yukarıda yer verilen genel ilkeler uyarınca bu durumun

tek başına masumiyet karinesinin ihlaline yol açmadığı hatırlatılmalıdır.

51. Disiplin işlemleri ile buna dair idari yargılama sürecinde

ceza soruşturması kapsamında elde edilen iletişim tespit tutanaklarındaki

verileri inceleyen kamu makamlarının daha hafif bir ispat külfeti temelinde

başvurucunun ahlaki durum itibarıyla TSK'nın itibarını sarsacak, hizmetin

gerekleriyle bağdaşmayacak nitelikte hâl ve hareketler içinde bulunduğu yönünde

sonuca ulaştığı anlaşılmaktadır.

52. Belirtilen sonuca ulaşılan kararlarda özü itibarıyla

başvurucunun görevi sebebiyle tanıştığı, kurumu ile iş ilişkisi içinde bulunan

ve faaliyetlerini denetlemekle sorumlu olduğu bir şahısla karşılıklı bir

menfaat ilişkisi içine girdiğine ve bu menfaatlerin özellikle gayriahlaki

niteliğine/içeriğine ilişkin tespit ve değerlendirmelerde bulunulduğu

görülmekte olup Mahkeme kararında geçen sabit

görülen eylemleri ifadesinin de bu bağlamda kullanıldığının altı

çizilmelidir. Kararlarda, sadece disiplin hukuku yönünden tartışılan söz konusu

fiillerin ceza hukuku kapsamında suç

örgütüne üye olmak/suç örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek

olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceği hususunda ise bir yorum yapılmadığı

ya da kanaat belirtilmediği görülmektedir. Bir başka ifadeyle söz konusu

kararlarda başvurucunun ceza yargılamasında kendisine isnat edilen eylemleri

işlediği ve suçlu yönünde bir

çıkarımda bulunulmadığı, kararlarda geçen ifadelerin gerek kullanılan dil

gerekse bağlamı itibarıyla ceza hukuku anlamında ve teknik unsurlarıyla

yargılamaya konu suça ya da bu suçun işlendiğine işaret etmediği görülmektedir.

53. Bu tespitler ışığında kamu makamlarının disiplin

soruşturması ve yargılaması kapsamında kalan yetki sınırlarını, başvurucunun eş

zamanlı olarak yürütülen ceza yargılamasında masum sayılma hakkına halel

getirecek şekilde aşmadığı sonucuna varılmaktadır.

54. Bu durumda gerek disiplin işlemleri gerekse idari yargılama

sürecinde kullanılan dil ve gerekçenin masumiyet karinesine yönelik bir ihlal

teşkil etmediği anlaşılmıştır.

55. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. ve 38. maddelerinde

güvence altına alınan masumiyet karinesinin ihlal edilmediğine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. ve 38. maddelerinde güvence altına alınan

masumiyet karinesinin İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

11/6/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Gülbin AYNUR

Başvurucu

:

Galip ŞAHİN

Vekili

:

Av. Levent

ÖZÇELİK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/6075, 11 Haziran 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Avrupa İnsan Hakları
  8. B. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  13. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  14. Gökcan
  15. Hakyemez
  16. Özçelik
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/6075
Tarih
11 Haziran 2018

İlgili Kararlar

  • Cemal Kılıç Başvurusu (B. No: 2014/8722)
  • Mirza Yener Başvurusu (B. No: 2015/19159)
  • Kadir Özbayar Başvurusu (B. No: 2014/18969)
  • Mirza Yener Başvurusu (B. No: 2015/6525)
  • Meryem Eskidede Başvurusu (B. No: 2015/4185)
  • Murat Demiroluk Başvurusu (B. No: 2015/17203)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.