İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Meryem Eskidede Başvurusu (B. No: 2015/4185)

1. Başvuru, idari işlemin iptali istemiyle açılan davanın süre

Başvuru No2015/4185Tarih11 Haziran 2018Okuma10 dk · 2.068 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Meryem Eskidede Başvurusu

Karar tarihi
11 Haziran 2018
Başvuru Numarası
2015/4185
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.068 kelime·10 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, idari işlemin iptali istemiyle açılan davanın süre

aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının; uzun sürmesi

nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 6/3/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucunun eşi H.E., Hakkari'nin

Yüksekova ilçesi Dağlıca köyünde ikamet etmekte ve aynı yerde geçici köy

korucusu olarak görev yapmakta iken 22/7/2006 tarihinde kırsal alanda mayına

basması sonucunda vefat etmiştir.

9. Başvurucu, İçişleri Bakanlığına müracaat etmiş; eşinin, köy

koruculuğu görevini ifa ettiği sırada veterör

eylemiyle öldürüldüğünü belirterek 3/1/1984 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi

Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca kendisine nakdî

tazminat ödenmesi talebinde bulunmuştur.

10. İçişleri Bakanlığı 27/3/2007 tarihli işlemiyle H.E.nin güvenlik ve asayişin korunması ile ilgili bir görev

verilmeden ot toplamak amacıyla gittiği yerde mayına basması sonucunda vefat

ettiği, bu itibarla anılan Kanun hükümleri kapsamında tazminat ödenmesi için

gerekli koşulların bulunmadığı gerekçesiyle başvurucunun talebini reddetmiştir.

11. Başvurucu, söz konusu işlemin iptali istemiyle 26/6/2007

tarihinde idari yargıda dava açmıştır.

12. Ankara 12. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) görülen davada

Mahkeme, 27/3/2008 tarihli kararıyla idari yargılama usulü kurallarına uygun

düzenlenmediği gerekçesiyle otuz gün içinde yeniden düzenlenecek dilekçe ile

dava açılmak üzere dava dilekçesini reddetmiştir.

13. Başvurucu, dilekçe ret kararı üzerine yeniden düzenlediği

dilekçesini Yüksekova Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığıyla ve 9/6/2008 tarihli havale

kaydıyla Mahkemeye göndermiş; yenilediği dilekçesinde de aynı idari işleme

ilişkin iptal istemini tekrarlamıştır.

14. Mahkeme 19/12/2008 tarihli kararıyla davayı süre aşımı

nedeniyle reddetmiştir. Kararın gerekçesinde ilk olarak dilekçe ret kararının

hangi tarihte tebliğ edildiğinin tespit edilebilmesi amacıyla 16/9/2008 ve

21/11/2008 tarihli ara kararları ile istenilmesi üzerine PTT Genel Müdürlüğü

(PTT) tarafından dava dosyasına gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinden

tebligatın 7/5/2008 tarihinde bizzat davacı vekiline yapıldığının anlaşıldığı

ifade edilmiştir. Buna göre başvurucu vekiline 7/5/2008 tarihinde tebliğ edilen

dilekçe ret kararı üzerine otuz günlük yenileme süresi içinde ve en geç

6/6/2008 tarihine kadar dava açılması gerekirken 9/6/2008 tarihinde kayda giren

dilekçe ile yenilenen davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine

olanak bulunmadığı belirtilmiştir.

15. Başvurucu, söz konusu kararı temyiz etmiştir. Başvurucu

vekili tarafından düzenlenen temyiz dilekçesinde, dilekçe ret kararının vekile

(kendisine) tebliğ edildiği tarihin 8/5/2008 olduğu, buna göre süresi içinde

yenileme dilekçesinin verildiği belirtilmiştir. Başvurucu vekili temyiz

dilekçesinde, Mahkeme kararında 7/5/2008 tarihinde bizzat davacı vekiline tebligat

yapıldığının ifade edildiğine dikkat çekmiş; bu tarihte kendisine tebligat

yapılmasının mümkün olmadığını, zira duruşma nedeniyle Van'da bulunduğunu iddia

etmiştir. Aynı dilekçede, PTT'den yaptığı araştırma neticesinde tebligatın

7/5/2008 tarihinde işyeri adresinde E.Y. isimli şahsa yapıldığı yönünde

düzenlenen tebliğ mazbatasına ulaştığını belirten başvurucu vekili, E.Y.nin çalışanı olmadığını, işyerinde yarı zamanlı çalışan

yeğeninin arkadaşı olduğunu, bu sebeple tebligat almaya yetkili olmadığını, dolayısıyla

tebligatın usulsüz olduğunu ileri sürmüştür. PTT'nin bilgisayar kayıtlarında

tebligat tarihinin 8/5/2008 olarak göründüğü belirtilen temyiz dilekçesinde,

her ne kadar tebliğ tarihi konusunda tereddüte düşen

Mahkemenin ara kararına cevaben PTT tarafından gönderilen yazıda tebligatın

7/5/2008 tarihinde yapıldığı, sehven bilgisayar kayıtlarına 8/5/2008 tarihi

olarak işlendiği şeklinde açıklamada bulunulmuş ise de bilgisayar kayıtlarına

itibar edilmesi gerektiği ifade edilerek süre ret kararının bozulması talep

edilmiştir.

16. Karar Danıştay Onbeşinci

Dairesinin 23/10/2014 tarihli kararıyla onanmıştır.

17. Nihai karar 11/2/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

18. Başvurucu 6/3/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 11/6/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mahkemeye Erişim Hakının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu; eşinin görevi sırasında şehit olduğunu, bu

sebeple 2330 sayılı Kanun hükümleri uyarınca tarafına tazminat ödenmesi

gerektiğini ifade etmektedir. Benzer olaylarda idarenin ilgililere tazminat

ödediğine dikkat çeken başvurucu, kendisinin bu haktan yoksun bırakıldığından

şikâyet etmekte ve bu durumun eşitlik ilkesine aykırı olduğunu belirtmektedir.

Başvurucu, bu hususta açtığı davada verilen dilekçe ret kararı üzerine yeniden

düzenlediği dilekçe ile süresi içinde davayı yenilediğini iddia etmekte;

Mahkemenin eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye istinaden davayı süre

aşımından reddetmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmektedir.

2. Değerlendirme

21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu her ne kadar eşitlik ilkesinin

ihlal edildiğini ileri sürmekte ise de şikâyetlerinin özü, eşinin ölümünden

dolayı tarafına 2330 sayılı Kanun hükümleri uyarınca nakdî tazminat ödenmesi

talebine ilişkin olarak açtığı idari davanın süre aşımından reddedilmesi

nedeniyle uyuşmazlığın esasının incelenememesidir. Bu itibarlaihlal

iddiaları adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olan mahkemeye erişim

hakkı kapsamında incelenmiştir.

22. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan

mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve

uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına

gelir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız

hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren

sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, §

52).

23.Mahkemeye erişim hakkı, mahkemeye başvuru konusunda etkili

bir sistemin var olmasını ve dava açmak isteyen kişilerin mahkemeye ulaşmada

açık, pratik ve yeterli fırsatlara sahip olmasını gerektirir. Özellikle hukuki

ya da uygulamadaki belirsizlikler kişilerin mahkemeye erişim hakkını ihlal

edebilir (Aktif Elektrik Müh. İnş. San. ve

Tic. Ltd. Şti., B. No: 2012/855, 26/6/2014, § 34). Bu nedenle

mahkemelerin usul kurallarını uygularken yargılamanın hakkaniyetine zarar

getirecek ölçüde katı şekilcilikten kaçınmaları gerektiği gibi kanunla

öngörülmüş usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak ölçüde aşırı

esneklikten de kaçınmaları gerekir (Kamil Koç, B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 65).

24.Dava açma süresinin işlemeye başladığı an,mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin

ölçülülüğü bağlamında büyük önem taşımaktadır. Dava açma süresinin hak

sahibinin henüz dava hakkının doğduğundan haberdar olmadığı ve somut koşullar

çerçevesinde haberdar olduğunun kabulünü haklı kılan nedenlerin bulunmadığı bir

dönemde işlemeye başlaması dava hakkının varlığını anlamsız kılabileceğinden

ölçülülük ilkesini zedeleyebilir (Yaşar

Çoban [GK], B. No: 2014/6673, 25/7/2017, § 66).

25. Derece mahkemelerinin dava açma süresinin başlangıcına esas

aldıkları kriterlerden biri de tebliğ tarihidir. Tebligat, yetkili makamlarca

birtakım hukuki işlemlerin bu işlemin hukuki sonuçlarından etkilenmeleri

amaçlanan kişilere kanuna uygun şekilde bildirimi ve bu bildirimin usulüne

uygun olarak yapıldığının belgelendirilmesi işlemidir. Usulüne uygun işlemlerin

kendilerine bağlanan hukuki sonuçları doğurabilmesi için muhatabına

bildirilmesi gerekir. Usulüne uygun olarak yapılan tebligat, Anayasa'da güvence

altına alınmış olan iddia ve savunma hakkının tam olarak kullanılabilmesinin ve

bireylere tanınan hak arama hürriyetinin önemli güvencelerinden biridir (AYM,

E.2013/95, K.2014/176,13/11/2014).

26. Tebligatın hukuki sonuçlarının önemi ve ağırlığı dikkate

alındığında tebliğe yetkili makamların muhatabının tebliğ konusuna vâkıf

olabilmesi amacıyla tebligat işlemlerini yürütürken gerekli özeni göstermesi,

yargılama faaliyetlerinde tebliğ tarihini esas alarak bir sonuca ulaşanyargı makamlarının da şayet tebligat işlemine ilişkin

esaslı ve ciddi tereddütler varsa bunları ortadan kaldırmaya yönelik titiz bir

inceleme yoluna gitmesi mahkemeye erişim hakkına yönelik güvencelerin

sağlanması bakımından önem arz etmektedir.

27. Bu bağlamda somut olayda başvurucunun reddedilen dava

dilekçesini yasal süresi içinde yenileyerek davasını devam ettirebilme imkânını

elde ettiğinden söz edilebilmesi için öncelikle dilekçesinin reddedildiğine

ilişkin yargı kararından haberdar edildiği hususu herhangi bir tereddüte mahal bırakmayacak şekilde açık ve net olarak

görülmelidir. Öte yandan yargı merciinin dilekçenin yenilenmesi için öngörülen

sürenin başlangıcına esas aldığı tarih itibarıyla başvurucunun dilekçe ret

kararından haberdar olduğunu belirlemek amacıyla gerekli özeni gösterip

göstermediğinin de tespiti gerekmektedir.

28. Bireysel başvuruya konu olayda başvurucunun 27/3/2008

tarihli dilekçe ret kararından haberdar olduğu hususunda tartışma bulunmadığı

ancak tebliğ tarihi konusunda bir ihtilaf ortaya çıktığı anlaşılmaktadır. Bu

bağlamda derece mahkemesinin dilekçe ret kararının 7/5/2008 tarihinde tebliğ

edildiği tespitinden hareket ederek yenileme süresini bu tarihten başlattığı,

başvurucunun ise 7/5/2008 tarihinde yapılan tebligatın usulsüz olduğunu,

usulüne uygun tebligatın vekiline 8/5/2008 tarihinde yapıldığını ileri sürdüğü

ve dilekçe yenileme süresinin de bu tarihten başlatılması gerektiğini

belirttiği görülmektedir.Başvurucuya göre 8/5/2008

tarihinden itibaren otuz gün içinde verdiği yenileme dilekçesi ile açtığı dava

süresindedir. Mahkeme ise başvuruya konu kararında 7/5/2008 tarihinden itibaren

otuz gün geçtikten sonra yenileme dilekçesi verildiğinden davanın süresinde

olmadığını belirtmiştir.

29. Bireysel başvuruya dayanak davada Mahkemenin tebliğ tarihi

hususundaki tereddütü üzerine bu konuda araştırma

yoluna gittiği ve ara kararla PTT'den dilekçe ret kararının başvurucuya hangi

tarihte tebliğ edildiğini sorduğu görülmektedir. Anılan idare tarafından dava

dosyasına gönderilen bilgi ve belgeleri inceleyen Mahkemenin tebligatın

7/5/2008 tarihinde yapıldığını tespit ettiği ve söz konusu tebligatın usulüne

uygun olduğunu da kabul ederek dilekçe yenileme süresinin başlangıcında bu

tarihi esas aldığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla Mahkemenin dilekçe yenileme süresinin

başlangıcına esas aldığı tebliğ tarihi hususunda oluşan şüpheyi ortadan

kaldırmaya ve dolayısıyla bu tarih itibarıyla başvurucunun dilekçe ret

kararından gerçekte haberdar olup olmadığını tespite yönelik olarak gerekli

özen yükümlülüğünü yerine getirdiği sonucuna varılmaktadır.

30. Bu noktada başvurucunun bireysel başvuru sırasında derece

mahkemesinin yenileme süresinin başlangıcına esas aldığı tebliğ tarihinin

tespitinde resmî kurum yazısına/verilerine itibar etmesindeki yaklaşımının ya

da tebligatın geçerli olduğu yönündeki kabulünün sorgulanması gerekliliğine yol

açacak ve hukuken kabul edilebilir nitelikte herhangi bir bilgi, belge ya da

olguyu ortaya koyamadığı da not edilmelidir.

31. Öte yandan tebliğ tarihinin 8/5/2008 tarihi olduğunu,

dolayısıyla sürenin bu tarihten itibaren başlayacağını değerlendirerek hareket

ettiğini ileri süren başvurucunun süre hesabının 7/5/2008 tarihi esas alınarak

yapıldığı somut durumda da fiilen kullanabileceği yenileme süresinin haktan

yararlanılmasını imkânsız kılacak veya aşırı derecede zorlaştıracak derecede

kısa bir süre olmadığını da hatırlatmak gerekir (Benzer yöndeki değerlendirmeiçin bkz. Fatma

Sancak, B. No: 2015/4239, 8/2/2018, § 37).

32. Bu itibarla derece mahkemesinin dilekçe yenileme süresinin

başlatılacağı tarihi belirlemesiyle ilgili uygulamasının başvurucunun dava

açmasını aşırı derecede zorlaştırmadığı ya da imkânsız kılmadığı, dolayısıyla

başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin ölçülü olduğu

değerlendirilmiştir. Buna göre şikâyete konu yargılama işlemlerinde mahkemeye

erişim hakkı yönünden bir ihlalin olmadığının açık olduğu sonucuna varılmıştır.

33.Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

34. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

35. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

36. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak

davanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devam

eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Selahattin Akyıl, B. No: 2012/1198,

7/11/2013, §§ 45, 47).

37. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Selahattin Akyıl, § 41).

38. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olaydaki 7 yıl 3 ay 27 günlük

yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

39. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

40. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1)numaralı

fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir."

41. Somut başvuruda Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına

alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

42. Başvurucunun yargılamanın makul süreyi aşması nedeniyle

tazminat talebi olmadığından bu konuda bir karar verilmesine gerek

bulunmamaktadır.

43. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

C. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

E. Kararın bir örneğinin Ankara 12. İdare Mahkemesine

(E.2008/869, K.2008/1503) GÖNDERİLMESİNE,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

11/6/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

YusufŞevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Gülbin AYNUR

Başvurucu

:

Meryem

ESKİDEDE

Vekili

:

Av. Ergün

CANAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/4185, 11 Haziran 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  7. A. Mahkemeye Erişim Hakının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
  8. B. Makul Sürede
  9. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  10. A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  11. B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  12. D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  13. E. Kararın bir örneğinin Ankara 12. İdare Mahkemesine
  14. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Gökcan
  16. Hakyemez
  17. Eskidede
  18. Canan
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/4185
Tarih
11 Haziran 2018

İlgili Kararlar

  • Murat Demiroluk Başvurusu (B. No: 2015/17203)
  • G.e. Başvurusu (B. No: 2015/6543)
  • Bedri Böcekli Başvurusu (B. No: 2015/7794)
  • Namık Kethüda Başvurusu (B. No: 2015/19307)
  • Ferhat Encu Başvurusu (B. No: 2016/29925)
  • Ahmet Mahmutoğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/19703)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.