İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahmet Mahmutoğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/19703)

1. Başvuru, taşınmazda meydana gelen değer kaybının tazmini

Başvuru No2015/19703Tarih11 Haziran 2018Okuma21 dk · 4.228 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ahmet Mahmutoğlu Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
11 Haziran 2018
Başvuru Numarası
2015/19703
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.228 kelime·21 dk okuma·31 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, taşınmazda meydana gelen değer kaybının tazmini

istemiyle açılan tam yargı davasının süre aşımından reddedilmesi nedeniyle

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 15/12/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden

sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucular Kayseri ili Kocasinan ilçesi ... mahallesinde

... pafta ... ada ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan M. Apartmanı'nın

kat malikleridir. Başvuruculardan Ömer Fırıncıoğlu

(13. sıradaki başvurucu) aynı zamanda adı geçen apartmanın yönetim kurulunda

görevlidir.

9. M. Apartmanı'nın bulunduğu taşınmaza bitişik parsel (Bundan

sonra (A) taşınmazı olarak ifade edilecektir.) ile ilgili olarak belediye

tarafından imar mevzuatı çerçevesinde muhtelif tarihlerde uygulama imar planı

değişikliği ve ruhsat işlemleri tesis edilmiş, söz konusu işlemler idari

yargıda dava konusu yapılmıştır.

A. Birinci İmar Planı

Değişikliği ve Ruhsat İşlemleri ile Bu İşlemlere İlişkin Yargı Kararları

10. 5/9/2005 tarihli belediye meclis kararı ile (A) taşınmazının

35 metrelik cephesinin güney yönüne çevrilmesi yolunda uygulama imar planı

değişikliği yapılmıştır. Söz konusu plan değişikliğine istinaden düzenlenen

25/4/2006 tarihli inşaat ruhsatına göre (A) taşınmazı üzerinde inşai faaliyete başlanmıştır. Belirtilen imar planı

değişikliği ve inşaat ruhsatı ile ilgili yargılama süreçleri şöyledir:

i. 5/9/2005 tarihli imar planı değişikliğinin iptali istemiyle

M. Apartmanı Yönetim Kurulu tarafından Belediye Başkanlığına karşı 1/5/2006

tarihinde Kayseri 1. İdare Mahkemesinde (1. İdare Mahkemesi) dava açılmıştır

(E.2006/2246 sayılı dava dosyası). 1. İdare Mahkemesi 7/12/2006 tarihinde dava

konusu işlemin yürütmesini durdurmuştur. Yürütmenin durdurulması kararı

gereğince 10/1/2007 tarihinde (A) taşınmazı üzerindeki inşaat durdurularak

mühürlenmiştir. 1. İdare Mahkemesi 27/9/2007 tarihli kararıyla dava konusu plan

değişikliğini iptal etmiştir. Kararın gerekçesinde, yerinde yaptırılan keşif ve

bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporun değerlendirilmesinden dava

konusu imar planı tadilatının sadece bir parsele yönelik yapıldığının

anlaşıldığı ve değişikliği gerektirecek teknik zorunluklarının bulunmadığı

sonucuna varıldığı ifade edilmiştir. Tadilat neticesinde uyuşmazlık konusu

parselin yönünün güneye çevrildiği, davacıların parseli ile 32 metre olan

mesafenin 21 metreye düşürüldüğü, 954 m² olan yeşil alanın iki parçaya

bölünerek toplam 529 m²ye düşürüldüğü, bu hâliyle birbirleri ile ilişkili

tasarlanmış ve bütünlük gösteren konut bölgesinin bozulmasına sebebiyet

verildiği hususlarına yer verilen kararda; sonucu itibarıyla dava konusu imar

planı değişikliğinin planlama esaslarına, şehircilik ilkelerine ve kamu

yararına uygun olmadığı belirtilmiştir. Söz konusu karar Danıştay 6. Dairesinin

13/11/2009 tarihli kararıyla onanmıştır. Davalı Belediyenin karar düzeltme

istemi de aynı Dairenin 28/11/2011 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

ii. 25/4/2006 tarihli inşaat ruhsatının iptali istemiyle M.

Apartmanı kat malikleri adına Ömer Fırıncıoğlu

tarafından 17/5/2006 tarihinde 1. İdare Mahkemesinde dava açılmıştır

(E.2006/2443 sayılı dava dosyası). Anılan dava dosyasında verilen 27/9/2007

tarihli kararın Danıştay 6. Dairesi tarafından bozulması üzerine yapılan

yargılama neticesinde 1. İdare Mahkemesinin 20/1/2011 tarihli kararıyla dava

konusu 25/4/2006 tarihli inşaat ruhsatı iptal edilmiştir (E.2010/192 sayılı

dava dosyası). İptal kararının gerekçesinde, dava konusu taşınmazı kapsayan

uygulama imar planı değişikliğine ilişkin 5/9/2005 tarihli kararın iptal edildiği

hatırlatılmıştır. Söz konusu iptal kararı üzerine 14/4/2008 tarihinde yeniden

imar planı değişikliği yoluna gidildiği ve bu planın iptali istemiyle açılan

davada davanın reddine karar verildiği, kararın Danıştayca

onandığı belirtilmiştir. 14/4/2008 tarihli imar planında kat yüksekliğinin 9

kat olarak belirlenmesine karşın dava konusu ruhsatta kat yüksekliğinin 15

olarak belirlendiği, mevcut ruhsatın söz konusu plana uygun olmadığı ifade

edilmiştir. Dava konusu yapıya ilişkin yargı kararlarından önce yapı kullanma

izin belgesinin düzenlenmemiş olduğuna, taşınmaza ilişkin olarak verilen

8/8/2008 tarihli yapı ruhsatının iptal edilmesi üzerine 9/4/2010 tarihinde yapı

ruhsatının düzenlendiğine ve yapı kullanma izin belgesinin de 28/12/2010

tarihinde verildiğine dikkat çekilen kararda, izin alınan yapı kısımları için

inşaatın bittiği ve kazanılmış bir hakkın bulunduğundan söz etmeye olanak

bulunmadığı, bu sebeple yapı ruhsatının imar planına aykırı olarak verilen

kısımlarının hukuka aykırı olduğu belirtilmiştir. Söz konusu karar Danıştay 6.

Dairesinin 6/3/2012 tarihli kararıyla onanmıştır. Davalı belediyenin karar

düzeltme istemi de aynı Dairenin 10/12/2012 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

B. İkinci İmar Planı

Değişikliği ve Ruhsat İşlemleri ile Bu İşlemlere İlişkin Yargı Kararları

11. 5/9/2005 tarihli imar planı değişikliğinin yargı kararı ile

iptal edilmesi üzerine (bkz. § 10.i) 14/4/2008 tarihli belediye meclis kararı

ile (A) taşınmazının cephesinin değiştirilmesi yönünde yeni bir uygulama imar

planı değişikliği yapılmıştır. Belirtilen plan değişikliğine istinaden söz

konusu taşınmaz hakkında 8/8/2008 tarihli inşaat ruhsatı düzenlenmiştir.Söz konusu imar planı değişikliği ve

inşaat ruhsatı ile ilgili yargılama süreçleri şöyledir:

i. 14/4/2008 tarihli imar planı değişikliğinin iptali istemiyle

M. Apartmanı kat malikleri adına Ömer Fırıncıoğlu

tarafından Belediye Başkanlığına karşı 2/9/2008 tarihinde Kayseri 2. İdare

Mahkemesinde (2. İdare Mahkemesi) dava açılmıştır (E.2008/701 sayılı dava

dosyası).2. İdare Mahkemesi 18/6/2009 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir.

Söz konusu karar Danıştay 6. Dairesinin 29/5/2012 tarihli kararıyla yeni bir

bilirkişi kurulu oluşturularak yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi

sonucunda düzenlenecek rapor üzerine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle

bozulmuştur. 2. İdare Mahkemesi bozma kararı uyarınca yaptığı yargılama

sonucunda 24/10/2013 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir (E.2013/479 sayılı

dava dosyası). Ret kararının gerekçesinde, keşif ve bilirkişi incelemesi

sonucunda düzenlenen raporun değerlendirilmesinden dava konusu uygulama imar

planı değişikliğinin üst ölçekli plana uygun olduğu, plan bütünlüğünü

bozmadığı, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, kamu yararına ve imar

mevzuatına uygun olduğu sonucuna varıldığı belirtilmiştir. Söz konusu karar

Danıştay 6. Dairesinin 24/3/2016 tarihli kararıyla onanarak kesinleşmiştir.

ii. 8/8/2008 tarihli inşaat ruhsatının iptali istemiyle M. Apartmanı

yönetim kurulu tarafından 17/5/2006 tarihinde 1. İdare Mahkemesinde dava

açılmıştır (E.2008/852 sayılı dava dosyası). 1. İdare Mahkemesi4/11/2009

tarihli kararıyla dava konusu işlemi iptal etmiştir. Kararın gerekçesinde, imar

yönetmeliğinde yazılı hükümlerin imar planlarında aksine açıklama bulunmadığı

takdirde uygulanabileceği hatırlatılmış; buna göre uyuşmazlık konusu taşınmaz

için imar planında (14/4/2008 tarihli plan) kat yüksekliği 9 kat olarak

belirlendiği hâlde dava konusu işlemle anılan plana aykırı olarak kat

yüksekliği 15 kat olacak şekilde düzenlenen yapı ruhsatının hukuka aykırı

olduğu belirtilmiştir. Söz konusu karar Danıştay 6. Dairesinin 25/10/2010

tarihli kararıyla onanmıştır. Davalı belediyenin karar düzeltme istemi de aynı

Dairenin 11/6/2012 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

C. Üçüncü İmar Planı

Değişikliği ve Ruhsat İşlemleri ile Bu İşlemlere İlişkin Yargı Kararları

12. 8/3/2010 tarihli belediye meclis kararı ile (A) taşınmazının

cephesinin değiştirilmesi yönünde uygulama imar planı değişikliği yapılmıştır.

Söz konusu plan değişikliğinin gerçekleştirildiği tarihte 14/4/2008 tarihli

plan değişikliği işlemine (bir önceki plan) karşı açılan dava ilk derece

mahkemesince reddedilmişancak söz konusu karar henüz

kesinleşmemiştir (bkz.§ 11.i).

13. Belirtilen plan değişikliğine istinaden söz konusu taşınmaz

hakkında 9/4/2010 tarihinde inşaat ruhsatı düzenlenmiştir. Söz konusu inşaat

ruhsatının düzenlendiği tarih itibarıyla bir önceki inşaat ruhsatı (8/8/2008

tarihli ruhsat) yargı kararı ile iptal edilmiş durumdadır (bkz. § 11.ii).

14. Bu süreçte (A) taşınmazı üzerinde inşaatı tamamlanan binaya

(İ. Apartmanı) 28/12/2010 tarihinde yapı kullanma izin belgesi verilmiştir.

15. M. Apartmanı Yönetim Kurulu tarafından 9/5/2013 tarihinde Kayseri

2. Sulh Hukuk Mahkemesine (Sulh Hukuk Mahkemesi) müracaat edilmiş ve (A)

taşınmazı üzerindeki İ. Apartmanı'nın uygun mesafede inşa edilmemesi nedeniyle

kendi taşınmazlarının değer kaybına uğradığı belirtilerek her bir dairenin ayrı

ayrı değer kaybının tespit edilmesi talebinde bulunulmuştur (2013/25 Değişik İş

sayılı dosya). 9/5/2013 tarihli tespit talebi dilekçesinde, imar planı ve

ruhsat işlemlerinin iptali istemiyle açılan davalarda işlemlerin iptaline karar

verildiği hâlde inşaatın yapımına devam edildiği; Belediye tarafından inşaatın

bitirilmesine göz yumulduğu gibi İ. Apartmanı'nın kat mülkiyetine geçişine de

izin verildiği ve taşınmazın tapu kaydının ... ada ... parsel olarak

değiştirilerek mesken tapularının verildiği ifadelerine yer verilmiştir.

16. Anılan tespit dosyasında Sulh Hukuk Mahkemesine sunulan

28/10/2013 tarihli bilirkişi raporunda (A) taşınmazı üzerine inşa edilen

binadan dolayı M. Apartmanı'ndaki her bir dairede meydana gelen değer kaybı

hesaplanmıştır. Söz konusu raporda ayrıca, uyuşmazlık konusu yapıya ilişkin

yapı ruhsatı (2010 tarihli) ve yapı kullanma izin belgesi (28/12/2010 tarihli)

bilgilerine de yer verilmiştir.

17. Başvuruculardan Ahmet Mahmutoğlu 20/11/2013 tarihli

dilekçeyle Belediyeye başvurmuş ve (A) taşınmazının imar durumu hakkında bilgi

talep etmiştir. Belediyenin (A) taşınmazı hakkında 8/3/2010 tarihli belediye

meclis kararı ile uygulama imar planı değişikliği yapıldığına dair 2/12/2013

tarihli cevap yazısı4/12/2013 tarihinde adı geçen başvurucuya tebliğ edilmiştir.

1. İptal Davası

a. Bireysel Başvurudan

Önceki Süreç

18. 8/3/2010 tarihli imar planı değişikliğinin ve 9/4/2010

tarihli inşaat ruhsatının iptali istemiyle M. Apartmanı yönetim kurulu adına

Ömer Fırıncıoğlu tarafından 23/12/2013 tarihinde 2.

İdare Mahkemesinde dava açılmıştır (E.2013/1076 sayılı dava dosyası). 2. İdare

Mahkemesi 26/12/2013 tarihli kararıyla davayı süre aşımı nedeniyle

reddetmiştir. Kararın gerekçesinde; 1. İdare Mahkemesinin 20/1/2011 tarihli

gerekçeli kararında (bkz. § 10.ii)uyuşmazlık konusu taşınmaza ilişkin 8/3/2010

tarihli imar planı değişikliğinden ve 9/4/2010 tarihli inşaat ruhsatından

bahsedildiği, dolayısıyla söz konusu mahkeme kararının tebliğ edildiği 7/3/2011

tarihi itibarıyla bu işlemlerden haberdar olunduğunun kabulünün gerektiği, dava

konusu işlemlerin belediyenin 2/12/2013 tarihli cevap yazısı ile öğrenildiği

iddiasına itibar edilemeyeceği ifade edilmiştir. Buna göre 7/3/2011 tarihinden

itibaren altmış gün içinde açılmayan davanın süresinde olmadığı belirtilmiştir.

19. Söz konusu karar Danıştay 6. Dairesinin 11/6/2015 tarihli

kararıyla bozulmuştur. Bozma kararının gerekçesinde öncelikle 2005-2008 yılları

arasında (A) taşınmazına ilişkin imar planı değişikliği ve ruhsat işlemleri ile

ilgili yargı kararlarına değinilmiştir. Davacının, süre aşımı kararına dayanak

gösterilen 1. İdare Mahkemesinin 20/11/2011 tarihli kararının içeriğini

öğrenebilmesi için tebligatın bizzat kendisine yapılması veya vekil

aracılığıyla temsil edilmesi nedeniyle vekilinin kararın içeriğinden kendisini

bilgilendirmesi gerekmekte olduğu, olayda davacının yargı kararına ne zaman

muttali olduğuna dair bir bilgi ve belge bulunmadığı belirtilmiştir. Ayrıca,

söz konusu kararda yer verilen hususların (A) taşınmazının önceki imar

planlarının ve yapı ruhsatlarının iptali istemiyle açılan davalar neticesinde

verilen kesinleşmiş mahkeme kararları üzerine ne tür işlemler yapıldığı

hakkında herhangi bir bilgi içermediği, sadece yeni imar planı değişikliğinin

belediye meclislerince onayınave yapı ruhsatlarına

ilişkin tarih ve sayıları gösterdiği ifade edilmiştir. Yargı kararlarına rağmen

aynı plan değişikliğinin yapılmasında ısrar edilerek hukuka aykırı işlem

yapıldığını ileri süren davacının yargı kararlarını uygulamakla yükümlü olan

davalı idareye yargı kararları uyarınca işlem yapılıp yapılmadığını öğrenmek

amacıyla yaptığı başvurunun, idarenin bu yükümlülüğünü yerine getirmesi

amacıyla yapılmış bir başvuru olarak yorumlanması gerektiği değerlendirmesine

yer verilen kararda, idareyi yargı kararlarına uyulması için işlem tesisine

zorlayan başvuruya cevaben verilen 2/12/2013 tarihli yazının 4/12/2013

tarihinde tebliği üzerine 23/12/2013 tarihinde açılan davanın süresinde olduğu

belirtilmiştir.

20. Davalı Belediye anılan karara karşı 4/9/2015 tarihinde karar

düzeltme yoluna gitmiştir.

b. Bireysel Başvurudan

Sonraki Süreç

21. Davalı Belediyenin karar düzeltme istemi aynı Dairenin

23/1/2017 tarihli kararıyla kabul edilmiş ve 11/6/2015 tarihli bozma kararı

kaldırılarak 2. İdare Mahkemesinin 26/12/2013 tarihli süre ret kararı farklı

bir gerekçeyle bozulmuştur. 23/1/2017 tarihli bozma kararının gerekçesinde

davacının dava konusu taşınmazın batı yönünde bitişiğinde bulunan komşu

taşınmazdaki apartmanın Yönetim Kurulu başkanı olduğu dikkate alındığında dava

konusu taşınmaz üzerine inşa edilen ve yükselen bir bina varsa inşaat

ruhsatından inşaatın başlama ve yükselme tarihinde haberdar olduğunun kabulünün

gerekeceği ifade edilmiştir. İdare Mahkemesince dava konusu inşaat ruhsatına dayanılaraktaşınmaz üzerine inşa edilen bir binanın olup

olmadığı, varsa bu inşaata başlama ve inşaatın yükselme tarihi araştırılarak

inşaat ruhsatının ve dayanağı düzenleyici işlem niteliğindeki uygulama imar

planının iptali istemiyle açılan dava hakkında yeniden bir karar verilmesi

gerektiği belirtilmiştir.

22. 2. İdare Mahkemesi bozma kararı uyarınca yeniden yaptığı

inceleme sonucunda 14/12/2017 tarihli kararıyla davayı süre aşımı nedeniyle

reddetmiştir (E.2017/1256 sayılı dava dosyası). Kararın gerekçesinde, 1. İdare

Mahkemesinin E.2006/2246 sayılı dava dosyasında verilen 7/12/2006 tarihli

yürütmenin durdurulması kararı gereğince 10/1/2007 tarihinde (A) taşınmazı

üzerindeki inşaatın durdurularak mühürlendiği hatırlatılmış; bu durumun

10/1/2007 tarihi itibarıyla taşınmaz üzerinde bir inşaata başlandığını

gösterdiğine dikkat çekilmiştir. İlerleyen süreçte binanın inşaatının

tamamlandığı belirtilen kararda, yapı ruhsatının (9/4/2010 tarihli) verilmesi

akabinde bina için 28/12/2010 tarihinde yapı kullanma izin belgesinin (binanın

tamamlanmış olması dolayısıyla) düzenlendiği ifade edilmiştir. Kararda

davacının dava konusu taşınmazın batı yönünde bitişiğinde bulunan komşu

taşınmazdaki apartmanın Yönetim Kurulu başkanı olduğu vurgulanmış, dolayısıyla

binanın kullanımından haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu

belirtilmiştir. Sonuç olarak yapı kullanma izin belgesinin düzenlendiği tarih

itibarıyla dava konusu işlemlerden haberdar olunacağı değerlendirmesine yer

verilen kararda 28/12/2010 tarihinden itibaren altmış gün içinde açılmadığı

anlaşılan davanın süresinde olmadığı tespitinde bulunulmuştur.

23. Söz konusu karar temyiz incelemesi için Danıştayda

olup henüz kesinleşmemiştir.

2. Tam Yargı Davası

(Bireysel Başvuruya Dayanak Dava)

24. M. Apartmanı Yönetim Kurulu adına Ömer Fırıncıoğlu

tarafından 23/12/2013 tarihinde 1. İdare Mahkemesinde tam yargı davası

açılmıştır. Söz konusu davada, (A) taşınmazı üzerindeki İ. Apartmanı'nın imara

aykırı olarak inşa edilmesi nedeniyle kendilerine ait binada meydana gelen

değer kaybının yasal faiziyle birlikte tazmini talep edilmiştir (E.2013/1018

sayılı dava dosyası).1. İdare Mahkemesi 19/2/2014 tarihli kararıyla davayı süre

aşımı nedeniyle reddetmiştir.

25. Karar Kayseri Bölge İdare Mahkemesinin (Bölge İdare

Mahkemesi) 19/9/2014 tarihli kararıyla bozulmuştur. Bozma kararının

gerekçesinde ilgili mevzuatta yönetici veya yönetim kuruluna kat maliklerinin

kişisel haklarının muhtel olmasından dolayı tam yargı

davası açılması konusunda bir yetki ve görev verilmediği, bu itibarla yönetim

kurulu başkan ve üyelerinin kat malikleri adına tam yargı davası açamayacakları

hatırlatılmıştır. Dava dilekçesinden davanın sadece adına dava açılan Ömer Fırıncıoğlu'nun uğradığı zarara ilişkin mi yoksa tüm kat

maliklerinin uğradığı zarara ilişkin mi olduğunun anlaşılamadığı, dolasıyısıyla dava dilekçesinin usule uygun olarak

düzenlenmediği ifade edilen bozma kararında; yeniden düzenlenmek üzere

dilekçenin reddine karar verilmesi gerekirken konusu açıklığa kavuşturulmadan

davanın süre yönünden reddedilmesinde hukuki isabet bulunmadığı belirtilmiştir.

26. 1. İdare Mahkemesi bozma kararındaki gerekçeler doğrutsunda 10/10/2014 tarihli kararıyla dava dilekçesini

reddetmiştir (E.2014/1054 sayılı dava dosyası).

27. Dilekçe ret kararı üzerine yeniden düzenlenen 10/11/2014

tarihli dava dilekçesinde başvurucuların tamamı M. Apartmanı'nın kat malikleri

olarak davacı sıfatıyla yer almış ve taşınmazda meydana gelen değer kaybının

tazminini talep etmişlerdir.

28. Yenilenen dava 1. İdare Mahkemesinin 28/11/2014 tarihli

kararıyla süre aşımı nedeniyle reddedilmiştir (E.2014/1236 sayılı dava

dosyası). Kararın gerekçesinde öncelikle davanın 6/1/1982 tarihli ve 2577

sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12. maddesi uyarınca idari işlemden

doğan zararın tazmini istemiyle doğrudan açılan tam yargı davası niteliğinde

olduğu tespitine yer verilmiştir. Kararda, İ. Apartmanı'na verilen 8/8/2008

tarihli yapı ruhsatının yargı kararıyla iptal edildiği görülmekle birlikte adı

geçen apartman için iptal kararı sonrasında 9/4/2010 tarihinde yapı ruhsatı ve

28/12/2010 tarihinde yapı kullanma izin belgesi düzenlendiğinin anlaşıldığı

ifade edilmiştir. Yapı kullanma izin belgesi verilen bir binanın inşaatının

tamamlandığı ve fiilen kullanılacak duruma geldiğinin açık olduğuna dikkat çekilen

kararda; uğranılan zararın bu tarih itibarıyla oluştuğu, davacıların bu

kullanımı bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olacağı belirtilmiştir.

Buna göre 28/12/2010 tarihinden itibaren altmış gün geçtikten sonra 23/12/2013

tarihinde açılan davanın süresinde olmadığı tespitinde bulunulmuştur.

29. Başvurucuların karara karşı yaptığı itiraz Bölge İdare

Mahkemesinin 6/7/2015 tarihli kararıyla reddedilmiş ve karar onanmıştır.

Başvurucuların karar düzeltme istemi de Bölge İdare Mahkemesinin5/11/2015 tarihli

kararıyla reddedilmiştir.

30. Nihai karar 17/11/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.

31. Başvurucular 15/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

32. 2577 sayılı Kanun'un "İptal

ve tam yargı davaları" kenar başlıklı 12. maddesi şöyledir:

"İlgililer haklarını

ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve

idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve

tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak

bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına

başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası

sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde

tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 inci madde uyarınca

idareye başvurma hakları saklıdır."

33. 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu'nun "Yapı kullanma izni" kenar başlıklı

30. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısımları şöyledir:

"Yapı tamamen bittiği takdirde tamamının,

kısmen kullanılması mümkün kısımları tamamlandığı takdirde bu kısımlarının

kullanılabilmesi için inşaat ruhsatını veren belediye, valilik (...)

bürolarından; 27 nci maddeye

göre ruhsata tabi olmayan yapıların tamamen veya kısmen kullanılabilmesi için

ise ilgili belediye ve valilikten izin alınması mecburidir. Mal sahibinin

müracaatı üzerine, yapının ruhsat ve eklerine uygun olduğu ve kullanılmasında

fen bakımından mahzur görülmediğinin tespiti gerekir."

34. 3194 sayılı Kanun'un "Kullanma

izni alınmamış yapılar" kenar başlıklı 31. maddesi şöyledir:

"İnşaatın bitme günü, kullanma izninin

verildiği tarihtir. Kullanma izni verilmeyen ve alınmayan yapılarda izin

alınıncaya kadar elektrik, su ve kanalizasyon hizmetlerinden ve tesislerinden

faydalandırılmazlar. Ancak, kullanma izni alan bağımsız bölümler bu hizmetlerden

istifade ettirilir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

35. Mahkemenin 11/6/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

36. Başvurucular taşınmazlarının değer kaybetmesine neden olan

binanın daha önceki imar ve ruhsat işlemlerinin iptaline ilişkin çok sayıda

yargı kararı bulunduğu hâlde idarenin bu kararları uygulamayarak imar

mevzuatına ve şehircilik ilkelerine aykırı nitelikteki binanın bitmesine ve

maddi zarara uğramalarına sebep olduğunu belirtmektedir. İdareyi yargı

kararlarına uyması konusunda zorlamak amacıyla yaptıkları başvuru üzerine söz

konusu binaya yeniden ruhsat verildiğinden haberdar olduklarını ve süresi

içinde tam yargı davası açtıklarını ifade eden başvurucular, derece mahkemesinin

hatalı değerlendirmeye istinaden davayı süre aşımından reddetmesi nedeniyle

maddi zararlarının karşılanmadığından şikâyet etmekte; eşitlik ilkesinin ve

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

B. Değerlendirme

37. Anayasa’nın "Hak

arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta

ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

38. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bireysel başvurunun taşınmazda meydana gelen

değer kaybının tazmini (maddi tazminat) istemiyle açılan tam yargı davası

üzerine yapıldığı dikkate alındığında başvurucuların şikâyetlerinin özünün söz

konusu davanın süre aşımından reddedilmesi nedeniyle uyuşmazlığın esasının

incelenememesi olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla başvurucuların ihlal

iddiaları adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olan mahkemeye erişim

hakkı kapsamında incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

39. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Hakkın Kapsamı ve

Müdahalenin Varlığı

40. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma

hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı, Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur.

Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil

yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin

taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil

yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme) yorumlayan Avrupa İnsar

Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

mahkemeye erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd.

Şti., B.No:

2014/13156, 20/4/2017,§ 34).

41. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama

özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden

gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi

ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi

için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir.

Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden

yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B. No:

2013/8896, 23/2/2016, § 33).

42. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına geldiğini ifade etmiştir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

43. Somut olayda tam yargı davasının süre aşımından reddedilerek

esasının incelenmemesi nedeniyle başvurucuların mahkemeye erişim hakkına

yönelik bir müdahalenin bulunduğu görülmektedir.

b.Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

44. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve

hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... ölçülülük

ilkesine aykırı olamaz."

45. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 36. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir.

46. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebe

dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

47. Başvurucuların taşınmazlarında meydana gelen değer kaybının

tazmini istemiyle açtığı tam yargı davasının süre aşımı gerekçesiyle

reddedilmesine ilişkin Mahkeme kararının 2577 sayılı Kanun'un 12. maddesine

dayandığı görülmektedir. Dolayısıyla somut olayda başvurucuların mahkemeye

erişim hakkına yönelik müdahalenin kanuni dayanağının mevcut olduğu

anlaşılmıştır.

ii. Meşru Amaç

48. Dava açmanın bir süreye bağlanmasının meşru amacının ne

olduğu hususu benzer nitelikteki başvurularda Anayasa Mahkemesi tarafından

müteaddit defa incelenmiştir. Anayasa Mahkemesi bu incelemelerinde, idari işlem

ya da eylemlere karşı açılacak davalarda süre koşulu öngörülmesinin en genel

ifadesiyle Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesinin bir

gereği olan idari istikrarın sağlanması şeklinde bir meşru amacı bulunduğuna

işaret etmiştir (Daha ayrıntılı değerlendirme için bkz. Ayşe Yıldırım, B. No: 2014/5, 25/10/2017,

§§ 54, 55; Fatma Altuner,

B. No: 2014/17714, 26/10/2017, §§ 48,49; Çölbeyi Lojistik Nakliyat Gümrükleme Denizcilik İnşaat Turizm Sanayii ve

Ticaret Limited Şirketi, B. No: 2014/12354, 9/11/2017, § 52).

iii.Ölçülülük

(1)

Genel İlkeler

49. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme

kararını anlamsız hâle getiren, bir başka anlatımla mahkeme kararını önemli

ölçüde etkisizleştiren sınırlamaların mahkemeye erişim hakkını ihlal

edebileceğini ifade etmiştir (Özkan Şen,§ 52).

50. Bu nedenle mahkemelerin usul kurallarını uygularken

yargılamanın hakkaniyetine zarar getirecek ölçüde katı şekilcilikten

kaçınmaları gerektiği gibi kanunla öngörülmüş usul şartlarının ortadan

kalkmasına neden olacak ölçüde aşırı esneklikten de kaçınmaları gerekir (Kamil Koç, B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 65).

Bu kapsamda mevzuatta öngörülen dava açma süresine ilişkin kuralların hukuka

açıkça aykırı olarak yanlış uygulanması veya bu sürelerin hatalı hesaplanması

nedenleriyle kişilerin dava açma ya da kanun yollarına başvuru haklarını

kullanmasına engel olunması mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.

San. ve Tic. Ltd. Şti., §

38).

51.Bu bağlamda dava açma süresinin işlemeye başladığı an da

mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğü bağlamında büyük önem

taşımaktadır (Yaşar Çoban [GK],

B. No: 2014/6673, 25/7/2017, § 66). Dava açma süresinin hangi tarihte

başlayacağını belirlemek ve mevzuatı bu yönüyle yorumlamak görevi esasen derece

mahkemelerine aittir. Bireysel başvurunun ikincillik ilkesi gereği, dava açma

süresinin başlatılacağı tarihin belirlenmesi noktasında Anayasa Mahkemesinin

bir görevi bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin bu hususta üstleneceği rol,

dava açma süresinin hangi tarihten itibaren başlatılması gerektiğiyle ilgili

derece mahkemelerinin yorumlarının mahkemeye erişim hakkına etkisini somut

olayın koşulları ışığında incelemektir (Ahmet

Yıldırım, B. No: 2014/18135, 20/9/2017, § 46). Bu kapsamda dava açma

süresinin henüz dava hakkının doğmadığı ya da hak sahibinin dava hakkının

doğduğundan haberdar olmadığı ve somut koşullar çerçevesinde haberdar olduğunun

kabulünü haklı kılan nedenlerin bulunmadığı bir dönemde işlemeye başlaması dava

hakkının varlığını anlamsız kılabileceğinden ölçülülük ilkesini zedeleyebilir

(Benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Yaşar

Çoban, § 66).

(2)

İlkelerin Olaya Uygulanması

52. Başvurucular, dava açma süresinin başlangıcında yapı

kullanma izin belgesinin düzenlendiği 28/12/2010 tarihinin esas alınmasının

mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğinden şikâyet etmektedir.

53. Bilindiği gibi idari işlem nedeniyle uğranılan zararın

tazmini istemiyle açılan tam yargı davasında idarenin tazminle yükümlü

tutulabilmesi için ortada idari işlem ve zarar olmalı, ayrıca zararla idari

işlem arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Buna göre bireyin idari işleme ilişkin

tam yargı davası açma hakkını, idari işlem nedeniyle bir zarara uğramış

olduğunu ve uğradığı zararın hangi sebep veya sebeplerden kaynaklandığını

gerçekte değerlendirebildiğinde kullanabilmesi gerekir (Benzer yöndeki bir

değerlendirme için bkz. Ayhan Kılıçoğlu,

B. No: 2014/14426, 24/1/2018, §§ 54, 56).

54. Bireysel başvuruya dayanak davada derece mahkemesinin

öncelikle dava açılmasının sebebini, bir başka ifadeyle uyuşmazlık konusu

olgunun ne olduğunu irdelediği ve bu olguyu bitişik taşınmaz üzerinde inşa

edilen bina nedeniyle başvuruculara ait taşınmazda değer kaybı meydana gelmesi

olarak ortaya koyduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan derece mahkemesinin bu

olgunun bir idari işlemin (bina için inşaat ruhsatı düzenlenmesi) sonucu olarak

ortaya çıktığı -temelinde bir idari işlem olduğu- değerlendirmesiyle davayı,

idari işlemden doğan zararın tazmini istemiyle açılan bir tam yargı davası

olarak nitelediği ve olayda uygulanacak dava açma sürelerine ilişkin kuralları

da buna göre belirlediği görülmektedir.

55. Somut olayda başvurucuların taşınmazına bitişik taşınmaz

üzerinde inşaatı tamamlanmış bir binanın mevcut olduğu, dolayısıyla bu binadan

dolayı başvurucuların zarara uğradıklarını bildikleri hususunda bir tartışma

bulunmamaktadır. İhtilaf, derece mahkemesinin dava açma süresinin başlangıcına

esas aldığı tarih itibarıyla başvurucuların binanın tamamlanmasına izin veren

ve dolayısıyla bu zararı doğuran idari işlemi (inşaat ruhsatı) bilip bilmediği

ya da bilmesi gerekip gerekmediği hususunda ortaya çıktığı anlaşılmaktadır.

56. Bu noktada zararı doğuran idari işlemin -bina için

düzenlenen inşaat ruhsatının- başvuruculara tebliğ edilmesi gereken nitelikte

bir işlem olmadığı özellikle not edilmelidir. Hâl böyle olunca derece

mahkemesinin dava açma süresini hesaplarken başvurucuların bu işlemden haberdar

olduğu ya da olması gerektiği tarihi tespit etmek için birtakım verilerden

hareket ettiği görülmektedir. Bu bağlamda derece mahkemesinin mevcut yargı

kararlarına rağmen süreç içerisinde binanın inşaatının tamamlanmış ve fiilen

kullanılır duruma gelmiş olmasına önem atfetttiği,

yapı kullanma izin belgesinin varlığını ise -söz konusu belgenin düzenlenme

koşulları ve hukuki mahiyeti gereği- bu durumun gerçekleştiğinin bir göstergesi

olarak kabul ettiği anlaşılmaktadır. Bir başka ifadeyle derece mahkemesinin

bitişik taşınmaz üzerinde gerçekleşen ve hayatın olağan akışı içinde

gözlemlenmesi mümkün olan bu maddi vakıanın başvuruculara uyuşmazlık konusu

taşınmazın güncel imar durumuyla ilgili araştırma yükümlülüğü getirdiği yönünde

bir yaklaşım benimsediği görülmektedir.

57. Başvurucuların taşınmazlarında meydana gelen değer kaybının

tespiti içinSulh Hukuk Mahkemesine hitaben yazdıkları

dilekçede geçen -yargı kararlarına rağmen

belediye tarafından inşaatın bitirilmesine göz yumulduğu, binanın kat

mülkiyetine geçişine izin verildiği, taşınmazın tapu kaydının değiştirilerek

mesken tapularının verildiği- ifadelerinden (bkz. §15) uyuşmazlık

konusu binanın tapu bilgilerine dahi vâkıf oldukları dikkate alındığında derece

mahkemesinin söz konusu yaklaşımının somut olayın özel koşullarında

başvuruculara ağır bir külfet yükleyen, katı ve öngörülemez bir nitelik arz

etmediği gibi keyfîlik de içermediği sonucuna

varılmıştır.

58. Bu tespitler çerçevesinde somut olayda derece mahkemesinin

dava açma süresinin başlangıcına esas aldığı tarih itibarıyla başvurucuların

idare aleyhine tam yargı davası açılması için gerekli olan koşulların tümünün

oluştuğundan haberdar olduğunun kabulünü haklı kılan nedenlerin bulunmadığı

söylenemez. Bu itibarla derece mahkemesinin dava açma süresinin başlatılacağı

tarihi belirlemesiyle ilgili yorumununbaşvurucuların

dava açmasını aşırı derecede zorlaştırmadığı ya da imkânsız kılmadığı sonucuna

varılmıştır.

59. Buna göre başvurucuların mahkemeye erişim hakkına yönelik

müdahalenin ölçülü olduğu, dolayısıyla belirtilen şikâyet bağlamında mahkemeye

erişim hakkına yönelik bir ihlalin bulunmadığı anlaşılmıştır.

60. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvenceye

bağlanan mahkemeye erişim hakkının ihlal edilmediğine karar vermek gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

11/6/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Gülbin AYNUR

Başvurucular

:

1. Ahmet

MAHMUTOĞLU

2. Alim

Kürşad ÜSTÜNDAĞ

3. Behiye

ÖZKARAKAYA

4. Cengiz

YETKİN

5. Fatma

GÜLSOY

6. Hatice

İHSAN ÖZŞENEL

7.Hava

FIRINCIOĞLU

8. Hüseyin

BAŞMISIRLI

9. Keriman ERKAN

10. Muharrem

FIRINCIOĞLU

11. Orhan

TATLIMISIR

12. Osman

FIRINCIOĞLU

13. Ömer

FIRINCIOĞLU

14. Ömer

FIRINCIOĞLU

15. Selma

ERESİN

16. Şerife

EMEKLİOĞLU

Vekili

:

Av. Alirıza

ŞAŞTIM

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/19703, 11 Haziran 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Birinci İmar Planı
  7. B. İkinci İmar Planı
  8. M. Apartmanı kat malikleri adına Ömer Fırıncıoğlu
  9. C. Üçüncü İmar Planı
  10. IV. İlgili Hukuk
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Başvurucuların
  13. B. Değerlendirme
  14. A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  15. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  16. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Gökcan
  18. Hakyemez
  19. Mahmutoğlu
  20. Özkarakaya
  21. Yetkin
  22. Gülsoy
  23. İhsan Özşenel
  24. Fırıncıoğlu
  25. Başmısırlı
  26. Fırıncıoğlu
  27. Tatlımısır
  28. Fırıncıoğlu
  29. Fırıncıoğlu
  30. Fırıncıoğlu
  31. Eresin
  32. Emeklioğlu
  33. Şaştım
  34. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/19703
Tarih
11 Haziran 2018

İlgili Kararlar

  • M.a. Başvurusu (B. No: 2015/7305)
  • Saldıray Murat Dilsiz Başvurusu (B. No: 2015/11341)
  • İzzet Pirbudak Başvurusu (B. No: 2015/392)
  • Fatma Gül Balıkçıoğlu ve Zeynep Nur Yazıcıoğlu Başvurusu (B. No: 2014/11026)
  • Adem Sökmen Başvurusu (B. No: 2014/13791)
  • Mehmet Ziyat Özdemir Başvurusu (B. No: 2014/13899)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.