İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Saldıray Murat Dilsiz Başvurusu (B. No: 2015/11341)

1. Başvuru, idari eylemden doğan zararın tazmini istemiyle

Başvuru No2015/11341Tarih27 Haziran 2018Okuma15 dk · 3.008 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Saldıray Murat Dilsiz Başvurusu

Karar tarihi
27 Haziran 2018
Başvuru Numarası
2015/11341
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.008 kelime·15 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, idari eylemden doğan zararın tazmini istemiyle

açılan tam yargı davasının süre aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 8/7/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. 2000 yılında Türk Silahlı Kuvvetlerinde (TSK) jandarma uzman

çavuş olarak göreve başlayan başvurucu, Şemdinli İlçe Jandarma Komutanlığı

emrinde görev yaptığı sırada 1/11/2005 tarihinde, terör örgütü mensuplarınca

sivil bir araç içine tuzaklanan patlayıcı maddenin infilak etmesi sonucundayaralanmıştır.

9. Başvurucunun aynı gün Şemdinli Devlet Hastanesi tarafından

yapılan muyanesi sonucunda düzenlenen adli raporda;alnında ve yüzünde iki

adet küçük cilt kesisinin, yüzde sıyrıklarının

bulunduğu, yaralanmasının yaşamını tehlikeye sokmadığı, lezyonların basit tıbbi

müdahale ile giderilebilecek nitelikte olduğu belirtilmiştir.

10. Başvurucu 12/12/2005 ile 22/12/2005 tarihleri arasında Van

Asker Hastanesinde yatarak tedavi görmüştür. Anılan Hastane tarafından

başvurucuya 22/12/2005 tarihli sağlık kurulu raporu ile post travmatik stres

bozukluğu + depresyon tanısıyla bir buçuk ay hava değişimi

verilmiştir.

11. Aynı Hastanenin4/5/2006 tarihli sağlık kuruluraporunda

da başvurucuya post travmatik

stres bozukluğu ve genel vücut travması tanısı konulmuştur. Söz

konusu raporda ayrıca; hayati tehlike geçirmediği, yaralanmasının basit tıbbi

müdahale ile giderilebilir nitelikte olduğu, bir gün süreyle mutad iştigalinden kaldığı (güç kaybı), altmış beş gün

süreyle iş kaybına uğradığı, çehresinde sabit eser vasfında yaralanmasının

mevcut olduğu, yaralanmasının kendisinde psikiyatrik açıdan arıza bırakmadığı

değerlendirmelerine dayanılarak başvurucu hakkında "TSK'da görevini yapar. Sınıfı görevini yapar."

kararı verilmiştir.

12. Jandarma Genel Komutanlığı Nakdî Tazminat Komisyonunun

17/3/2007 tarihli kararına istinaden söz konusu patlamaya bağlı olarak yüz ve

kol bölgesinde altmış beş gün iş ve güçten kalacak şekilde yaralanması

nedeniyle başvurucuya 8.927,15 TL nakdî tazminat ödenmiştir.

13. Başvurucu; TSK emrindeki görevine devam ederken Ankara

Gülhane Askerî Tıp Akademisi (GATA) Hastanesi tarafından düzenlenen 1/12/2011,

17/1/2012, 16/3/2012, 25/5/2012, 27/7/2012 tarihli sağlık kurulu raporlarıyla

istirahatli sayılmıştır. Belirtilen sağlık kurulu raporlarında başvurucu

hakkında anksiyete bozukluk, karışık anksiyete

ve uyum bozukluğu gibi tanılara yer verilmiştir.

14. Söz konusu istirahatlerinin bitmesi üzerine başvurucu,

yeniden GATA Hastanesi Sağlık Kuruluna sevk edilmiştir. 19/12/2012 tarihinde

düzenlenen sağlık kurulu raporu ile başvurucu hakkında kronik nitelik kazanmış uyum bozukluğu

tanısıyla "TSK’da görev yapamaz"

kararı verilmiştir. Başvurucunun söz konusu karara itiraz etmesi üzerine Ankara

Mevki Asker Hastanesinde yapılan birinci kontrol muayenesinde 13/2/2013 tarihli

sağlık kurulu raporu ile hakkında kronik

nitelik kazanmış travma sonrası stres bozukluğu tanısıyla "TSK’da görev yapamaz. Askerlik görevi

hastalığının oluşmasına tesir etmiştir." kararı verilmiştir.

15. Başvurucu, ikinci kontrol muayenesi için 23/10/2013

tarihinde GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesine yatırılmıştır. Burada yapılan

muayene ve takibinin ardından 13/11/2013 tarihli sağlık kurulu raporu ile

başvurucu hakkında kronik nitelik kazanmış

travma sonrası stres bozukluğu tanısıyla "TSK’da görev yapamaz. Hastalığı askerlik görevinin sebep ve

tesiriyle meydana gelmiştir." kararı verilmiştir. Söz konusu

rapor 16/12/2013 tarihinde Millî Savunma Bakanlığı (MSB) tarafından onaylanarak

kesinleşmiştir.

16. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 20/3/2014 tarihinde vazife

malulü olarak kabul edilen başvurucunun 18/4/2014 tarihinde emeklilik kararının

onaylanmasının ardından 28/4/2014 tarihinde TSK’dan ilişiği kesilmiştir.

17. Başvurucu; çalışma gücünün azalmasına, TSK'da görev yapma

niteliğini kaybetmesine ve Kurumundan ilişiğinin kesilmesine sebep olan

rahatsızlığının görev sırasında ve görev nedeniyle maruz kaldığı patlama olayı

sonucu meydana geldiğini belirterek bu sebeple uğradığı maddi ve manevi

zararların karşılanması talebiyle 25/7/2014 tarihinde idareye yaptığı

başvurunun zımnen reddi üzerine 30/9/2014 tarihinde Askeri Yüksek İdare

Mahkemesinde (AYİM) dava açmıştır.

18. AYİM İkinci Dairesi (Mahkeme) 21/1/2015 tarihinde

oyçokluğuyla verdiği kararla davayı süre aşımı nedeniyle reddetmiştir.

Gerekçeli kararda öncelikle başvurucunun 1/11/2005 tarihinde yaralanması

nedeniyle gördüğü tedavilerin ardından hakkında Van Asker Hastanesi Sağlık

Kurulunca düzenlenen 4/5/2006 tarihli rapordaki tespit ve değerlendirmelere yer

verilmiş, söz konusu raporun başvurucunun uğradığı zararı öğrenmesine imkân sağladığı

vurgulanmıştır. 4/5/2006 tarihinden itibaren bir yıl ve her hâlükârda beş yıl

içinde zorunlu idari başvuruda bulunulması gerekirken bu süre geçtikten sonra

25/7/2014 tarihinde idareye başvurulduğu belirtilen kararda, idareye süresinde

yapılmayan başvurunun zımnen reddi üzerine 30/9/2014 tarihinde açılan davanın

süresinde olmadığı ifade edilmiştir. Kararda ayrıca, 2011 yılı ve devamındaki

süreçte alınan raporların eylemin ve zararın öğrenilme tarihine bir etkisinin

bulunmadığı, bu raporların vazife malulü sayılıp sayılmama hususunda etkili

olabileceği, nitekim söz konusu raporlara istinaden başvurucunun vazife malulü

kabul edilmiş olduğu da belirtilmiştir.

19. Karşıoyda ise davanın süresinde

olup olmadığına karar verilebilmesi için öncelikle tıbbi bilirkişi incelemesi

yaptırılması veya başvurucunun yeniden hastaneye sevk edilerek hakkında bir

rapor düzenlettirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Buna gerekçe olarak

başvurucudaki rahatsızlığın hangi nedenlerden oluştuğu, hangi tarihte ortaya

çıktığı veya çıkabileceği, 2006-2011 yılları arasında da bu rahatsızlığın

mevcut olup olmadığı, rahatsızlığın rapor tarihi olan 2013 yılında mı oluştuğu

yoksa bu tarihte mi tespit edildiği gibi hususların açıklığa kavuşturulması

gerekliliği gösterilmiştir. Karşıoy gerekçesinde

başvurucunun rahatsızlığında 1/11/2005 tarihinde meydana gelen olayın sebep ve

tesiri olduğu sonucuna ulaşılırsa rapor tarihine kadar geçen süreçte yaşanan

diğer olayların bu rahatsızlığa neden olmadığı sonucuna nasıl varıldığının

tespitinden sonra zararın ortaya çıktığı ve öğrenildiği tarihin, dolayısıyla

davada süre aşımı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiği

belirtilmiştir. Karşıoy görüşünde ayrıca, 2013

yılından önce düzenlenen raporlarda başvurucu hakkında sınıfı görevini yapar

kararı verildiği için TSK'dan ilişiğin kesilmesinden kaynaklanan zararların

oluşması ve öğrenilmesi durumunun söz konusu olamayacağına da dikkat çekilmiş;

bu itibarla dava açma süresinin başvurucunun TSK'da görev yapamayacağını tespit

eden raporun esas alınarak hesaplanması gerektiği ifade edilmiştir.

20. Başvurucunun karar düzeltme istemi, Mahkemenin 3/6/2015 tarihlikararıyla reddedilmiştir.

21. Nihai karar, başvurucuya 24/6/2015 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

22. Başvurucu 8/7/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

23. Bireysel başvurunun incelenme sürecinde 21/1/2017 tarihli ve

6771 sayılı Kanun ile Anayasa'ya eklenen geçici 21. maddenin birinci fıkrasının

(E) bendiyle AYİM kaldırılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

24. İlgili hukuk için bkz.

İlker Yılmaz, B.No:2015/19041, 24/5/2018,

§§ 25-30.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

25. Mahkemenin 27/6/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

26. Başvurucu, askerlik mesleğinin sebep ve etkisiyle çalışma

gücünü kaybettiğini belirtmekte, mevcut sağlık durumu itibarıyla TSK'da görev

yapma niteliğini yitirdiğine ilişkin olarak düzenlenen ve ilişiğinin

kesilmesine dayanak alınan sağlıkraporu ile zararının

oluştuğunu ifade etmektedir. Başvurucuya göre söz konusu sağlık raporu üzerine

bir yıl içinde idareye yaptığı başvurunun zımnen reddi üzerine açtığı dava

süresindedir. Başvurucu, Mahkemenin dava açma süresinin başlangıcına esas

aldığı sağlık kurulu raporunun düzenlendiği 4/5/2006 tarihinden sonra da göreve

devam ettiğine, dolayısıyla bu tarih itibarıyla zararın henüz doğmadığına

dikkat çekmektedir. Zararın henüz ortaya çıkmadığı bir tarihte dava açma

süresinin başlatılması nedeniyle davanın süre aşımından reddedilmesinin adil

olmadığını ifade eden başvurucu, Mahkemenin aynı nitelikteki uyuşmazlıklarda

davanın süresinde olduğu yönünde verdiği kararlar bulunduğunu da hatırlatarak

yukarıda yer verilen sebeplerle eşitlik ilkesi ile adil yargılanma ve etkili

başvuru haklarının ihlal edildiğini ileri sürmekte, yeniden yargılama ve

tazminat talebinde bulunmaktadır.

B. Değerlendirme

27. Anayasa’nın "Hak

arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta

ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

28. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin özü, idari

eylemden doğan zararın tazmini istemiyle açtığı tam yargı davasının süre

aşımından reddedilmesi nedeniyle uyuşmazlığın esasının incelenmemesidir. Bu itibarlaihlal iddiaları adil yargılanma hakkının

güvencelerinden biri olan mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

29. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Hakkın Kapsamı ve

Müdahalenin Varlığı

30. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin yargı

mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma hakkına

sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı, Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur.

Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil

yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin

taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil

yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme) yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi,

Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını

içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.

San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017, § 34).

31. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama

özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden

gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi

ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi

için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir.

Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden

yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B. No:

2013/8896, 23/2/2016, § 33).

32. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına geldiğini ifade etmiştir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

33. Somut olayda idari eyleme dayalı tam yargı davasının süre

aşımından reddedilerek esasının incelenmemesi nedeniyle başvurucunun mahkemeye

erişim hakkına yönelik bir müdahalenin bulunduğu görülmektedir.

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

34. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve

hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... ölçülülük

ilkesine aykırı olamaz."

35. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen

koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 36. maddesinin ihlalini teşkil

edecektir.

36. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebe

dayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

37. Başvurucunun idari eylemden doğan zararın tazmini istemiyle

açtığı davanın süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesine ilişkin Mahkeme kararının

4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı mülga Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu'nun

43. maddesine dayandığı görülmektedir. Dolayısıyla somut olayda başvurucunun

mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin kanuni dayanağının mevcut olduğu

anlaşılmıştır.

ii. Meşru Amaç

38. Dava açmanın bir süreye bağlanmasının meşru amacının ne

olduğu hususu benzer nitelikteki başvurularda Anayasa Mahkemesi tarafından

müteaddit defalar incelenmiştir. Anayasa Mahkemesi; bu incelemelerinde, idari

işlem ya da eylemlere karşı açılacak davalarda süre koşulu öngörülmesinin en

genel ifadesiyle Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesinin

bir gereği olan idari istikrarın sağlanması şeklinde bir meşru amacı

bulunduğuna işaret etmiştir (daha ayrıntılı değerlendirme için bkz. Ayşe Yıldırım, B. No: 2014/5, 25/10/2017,

§§ 54, 55; Fatma Altuner,

B. No: 2014/17714, 26/10/2017, §§ 48, 49; Çölbeyi Lojistik Nakliyat Gümrükleme Denizcilik İnşaat Turizm Sanayii ve

Ticaret Limited Şirketi, B. No: 2014/12354, 9/11/2017, § 52).

iii. Ölçülülük

(1) Genel

İlkeler

39. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme

kararını anlamsız hâle getiren, bir başka anlatımla mahkeme kararını önemli

ölçüde etkisizleştiren sınırlamaların mahkemeye erişim hakkını ihlal

edebileceğini ifade etmiştir (Özkan Şen,§ 52).

40. Bu nedenle mahkemelerin usul kurallarını uygularken

yargılamanın hakkaniyetine zarar getirecek ölçüde katı şekilcilikten

kaçınmaları gerektiği gibi kanunla öngörülmüş usul şartlarının ortadan

kalkmasına neden olacak ölçüde aşırı esneklikten de kaçınmaları gerekir (Kamil Koç, B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 65).

Bu kapsamda mevzuatta öngörülen dava açma süresine ilişkin kuralların hukuka

açıkça aykırı olarak yanlış uygulanması veya bu sürelerin hatalı hesaplanması

nedenleriyle kişilerin dava açma ya da kanun yollarına başvuru haklarını kullanmasına

engel olunması mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd.

Şti., § 38).

41. Bu bağlamda dava açma süresinin işlemeye başladığı an da

mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğü bağlamında büyük önem

taşımaktadır (Yaşar Çoban [GK],

B. No: 2014/6673, 25/7/2017, § 66). Dava açma süresinin hangi tarihte

başlayacağını belirlemek ve mevzuatı bu yönüyle yorumlamak görevi esasen derece

mahkemelerine aittir. Bireysel başvurunun ikincillik ilkesi gereği, dava açma

süresinin başlatılacağı tarihin belirlenmesi noktasında Anayasa Mahkemesinin

bir görevi bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin bu hususta üstleneceği rol,

dava açma süresinin hangi tarihten itibaren başlatılması gerektiğiyle ilgili derece

mahkemelerinin yorumlarının mahkemeye erişim hakkına etkisini somut olayın

koşulları ışığında incelemektir (Ahmet

Yıldırım, B. No: 2014/18135, 20/9/2017, § 46). Bu kapsamda dava açma

süresinin henüz dava hakkının doğmadığı ya da hak sahibinin dava hakkının

doğduğundan haberdar olmadığı ve somut koşullar çerçevesinde haberdar olduğunun

kabulünü haklı kılan nedenlerin bulunmadığı bir dönemde işlemeye başlaması dava

hakkının varlığını anlamsız kılabileceğinden ölçülülük ilkesini zedeleyebilir

(benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Yaşar

Çoban, § 66).

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

42. Başvurucu, dava açma süresinin başlangıcında 4/5/2006

tarihli sağlık kurulu raporunun esas alınmasının mahkemeye erişim hakkını ihlal

ettiğinden şikâyet etmektedir.

43. Anayasa Mahkemesince daha önce benzer nitelikte başvurularda

da belirtildiği üzere idari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle

açılan tam yargı davasında idarenin tazminle yükümlü tutulabilmesi için ortada

idari eylem ve zarar olmalı, ayrıca zararla idari eylem arasında illiyet bağı

bulunmalıdır. Bu çerçevede eylemin idariliğinin veya

yol açtığı zararın ya da arasındaki illiyet bağının eylemden çok sonra

anlaşıldığı veya ortaya konulabildiği durumlarda dava açma süresinin bu tarihlerden

sonra başlayacağı kabul edilmektedir (Mehmet

Çınar ve Nuray Çınar, B. No: 2015/4807, 19/4/2018, § 46).

44.Bu bağlamda somut olayda öncelikle tam yargı davası

açılmasına sebep olan, bir başka ifadeyle zararı doğuran olgunun ne olduğunun

ve başvurucunun davanın temelini teşkil eden bu olgudan ne zaman haberdar

olduğu ya da haberdar olması gerektiğinin ortaya konulması mahkemeye erişim

hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğü bakımından önem arz etmektedir.

45. Bireysel başvuruya konu olayda başvurucunun tam yargı davası

açmasının sebebinin TSK'da yürüttüğü görev sırasında ve görevi sebebiyle maruz

kaldığı olaylar nedeniyle oluşan psikiyatrik rahatsızlığı sonucunda TSK'da görev yapabilme niteliğini kaybedecek şekilde

bir maluliyete uğraması olduğu görülmektedir. Başvurucunun bu sebeple oluşan

zararlarının karşılanması için dava açtığı anlaşılmaktadır. Bir başka ifadeyle

somut başvuruda, salt 1/11/2005 tarihinde meydana gelen patlama olayı nedeniyle

uğranılan zararların tazmininin talep edildiği bir dava söz konusu değildir.

Nitekim başvurucunun gerek idareye başvurusunda gerekse dava dilekçesinde bu

hususu açıkça vurguladığı görülmektedir. Keza başvurucunun TSK'da görev yapma

niteliğini kaybettiğine ilişkin olarak GATA Hastanesi Sağlık Kurulu tarafından

hakkında düzenlenen 19/12/2012 tarihli rapora itiraz etmiş olması da bu

iradesiyle örtüşür niteliktedir. Dolayısıyla somut olayda tazmini talep edilen

zararı doğuran/davanın temelini teşkil eden olgu,görev sırasında ve görev sebebiyle maruz kalınan

olaylar nedeniyle oluşan psikiyatrik rahatsızlık sonucunda TSK'da görev

yapabilme niteliğinin kaybedilmiş olmasıdır.

46. Bu itibarla öncelikle AYİM tarafından dava açma süresinin

başlangıcına esas alınan 4/5/2006 tarihli sağlık raporunun, tazmini talep edilen

zararı doğuran/davanın temelini teşkil eden bu olgunun öğrenilmesine imkân

sağlayan bir mahiyet taşıyıp taşımadığının açıklığa kavuşturulması

gerekmektedir. Anılan raporun böyle bir niteliği haiz olduğu yönünde sonuca

ulaşıldığı takdirde ise bu kez, raporun düzenlendiği tarih itibarıyla söz

konusu olgunun başvurucu tarafından bilinip bilinmediğinin ya da bilinmesi

gerekip gerekmediğinin ortaya konulması da başvurucunun mahkemeye erişim

hakkının ihlal edilip edilmediğinin tespiti açısından önem arz etmektedir.

47. Olayda başvurucunun 1/11/2005 tarihinde maruz kaldığı

patlama olayı sonrasında psikiyatrik rahatsızlığı nedeniyle uzun bir süre

tedavi gördüğü, bu tedavi sürecinde kısmen istirahatli sayılmış olsa da TSK

emrinde ve aynı sınıfta 2014 yılına kadar görev yapmaya devam ettiği

anlaşılmaktadır.

48. Bu zaman zarfında başvurucu hakkında düzenlenen ve Mahkeme

tarafından dava açma süresinin başlangıcına esas alınan 4/5/2006 tarihli sağlık

kurulu raporunda başvurucunun 1/11/2005 tarihindeki patlamada yaralanmasının

psikiyatrik açıdan kendisinde arıza bırakmadığı değerlendirmesine yer verildiği

ve TSK'da görev yapabileceği, sınıfı görevini yapabileceği yönünde tespitte

bulunulduğu görülmektedir. Başvurucunun askerlik mesleğinin sebep ve etkisiyle

ortaya çıkan psikiyatrik rahatsızlığına bağlı olarak oluşan mevcut sağlık

durumu itibarıyla TSK'da görev yapamayacağının, 16/12/2013 tarihinde kesinleşen

13/11/2013 tarihli sağlık kurulu raporu ile nihai olarak tespit edildiği ve söz

konusu rapora istinaden başvurucunun TSK'dan ilişiğinin kesildiği

anlaşılmaktadır.

49. Buna göre başvurucunun görevinin sebep ve etkisiyle TSK'da

görev yapma niteliğini kaybettiğine dair herhangi bir tespit içermeyen, bilakis

rahatsızlığının etkilerinin geçici olduğu yönünde ifadeler barındıran 4/5/2006

tarihli sağlık raporunun bireysel başvuruya konu tam yargı davasının temelini

teşkil eden olgunun ve dolayısıyla bu olgudan kaynaklı zararın öğrenilmesine

imkân sağlayan bir mahiyet taşıdığından söz edilemez.

50. Tüm bu açıklamalar çerçevesinde Mahkemenin zararın

öğrenilmesine ve değerlendirilmesine imkân tanımayan nitelikteki sağlık raporunun

düzenlendiği 4/5/2006 tarihini esas alarak dava açma sürelerini belirlemesine

ilişkin yorumunun başvurucunun dava açmasını aşırı derecede zorlaştırdığı

değerlendirilmiştir. Dolayısıyla bu yorumdan hareketle davanın süre aşımından

reddedilmesi suretiyle başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yapılan

müdahalenin ölçüsüz olduğu sonucuna varılmıştır.

51. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

52. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme

sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar

verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."

53. Başvurucu, yeniden yargılama yapılmasına hükmedilerek

ihlalin giderilmesi ve uğradığı zararın tazminine karar verilmesi talebinde

bulunmuştur.

54. Adil yargılanmahakkı kapsamındaki

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

55. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

56. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğu

sonucuna varıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

57. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için -Anayasa'nın geçici 21. maddesinin

birinci fıkrasının (E) bendinin (b) alt bendi gereğince- yetkili idari yargı

merciine GÖNDERİLMESİNE (Karar, AYİM İkinci Dairesinin21/1/2015 tarihli ve

E.2015/109, K.2015/78 sayılı kararıyla ilgilidir),

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

27/6/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Gülbin AYNUR

Başvurucu

:

Saldıray Murat DİLSİZ

Vekili

:

Av. Cavit

ÇALIŞ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/11341, 27 Haziran 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  11. A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının
  12. B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  13. C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin
  14. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  15. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Yıldırım
  17. Topal
  18. M. Emin KUZ
  19. Çalış
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/11341
Tarih
27 Haziran 2018

İlgili Kararlar

  • İzzet Pirbudak Başvurusu (B. No: 2015/392)
  • Fatma Gül Balıkçıoğlu ve Zeynep Nur Yazıcıoğlu Başvurusu (B. No: 2014/11026)
  • Adem Sökmen Başvurusu (B. No: 2014/13791)
  • Mehmet Ziyat Özdemir Başvurusu (B. No: 2014/13899)
  • D.a. Başvurusu (B. No: 2015/9879)
  • Lütfi Dağ Başvurusu (B. No: 2014/2770)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.