İçeriğe geç
AC
Birinci Bölüm Başvuru No: 2015/6543 Tarih:

G.e. Başvurusu (B. No: 2015/6543)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

GİZLİLİK TALEBİ KABUL

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

G.E. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2015/6543)

Karar Tarihi: 11/6/2018

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, idari gözetim altında tutmanın hukuki olmaması

nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; tutulma koşulları nedeniyle de

kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 8/4/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

7. Türkmenistan Cumhuriyeti vatandaşı ve 1975 doğumlu olan

başvurucu, İstanbul'da yaşamaktadır.

8. Başvurucunun yaşadığı evde uyuşturucu madde ticareti

yapıldığı iddiasıyla İstanbul 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 8/12/2014 tarihli

kararına istinaden 10/12/2014'te arama yapılmıştır. Aramada herhangi bir suç

unsuru bulunmamasına karşın evde ikamet eden yabancı uyruklu on iki kişinin

vize sürelerinin dolduğu tespit edilmiştir. Başvurucunun aynı zamanda yurda

giriş yasağı (Ç-120) olduğu anlaşılmıştır. Fatih İlçe Emniyet Müdürlüğü

ekipleri tarafından başvurucu, aynı gün Kumkapı Geri Gönderme Merkezine

(GGM/Merkez) gönderilmiştir.

9. İstanbul Valiliğinin (Valilik) 13/12/2014 tarihli kararıyla

başvurucu hakkında 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası

Koruma Kanunu'nun 54. maddesinin (ı) bendi uyarınca Türkiye'ye giriş yasağı bulunmasına

rağmen yurda girdiği gerekçesiyle sınır dışı etme, aynı Kanun'un 57. maddesinin

(2) numaralı fıkrasına göre de kamu düzeni açısından tehdit oluşturması

nedeniyle bir ay süreyle idari gözetim altına alma kararı verilmiştir.

10. Başvurucunun idari gözetim kararına yaptığı ilk itiraz,

İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 24/12/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

Başvurucunun ikinci itirazı da İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliğince 8/1/2015'te

kabul edilmemiştir.

11. Başvurucunun idari gözetim kararına yaptığı 10/3/2015 tarihi

itirazı ise İstanbul 9. Sulh Ceza Hâkimliğinin 16/3/2015 tarihli kararıyla "idari gözetim kararının gerekçe bölümünde

gözetim kararı alınmasını gerektiren nedenlerin kanunun 57/2 madde ve fıkrası

hükmünde yazılı nedenlerin birkaçının aynen ve soyut olarak yazılması suretiyle

gösterildiği, bu nedenlerin talepte bulunan bakımından oluştuğuna dair somut

delil ve gerekçelerinin açıklanıp, gösterilerek ortaya konulmadığı,kararın

alınmasına neden olan ekli evraklardan da kanunun 57/2 madde ve fıkrası

hükmündeki durumlardan birinin veya kararda gösterilen nedenlerin oluştuğuna

dair herhangi bir delil ve emare de bulunmadığı, sınırdışı

edilmesi kararının dayandığı kanun maddesi hükmündeki gerekçenin de kanunun

57/2 madde ve fıkrası hükmünde sayılan idari gözetim kararı alınmasını

gerektirir durumlara uymadığı" gerekçesiyle kabul edilerek

başvurucunun salıverilmesine karar verilmiştir.

12. 16/3/2015'te serbest bırakılan başvurucunun 8/4/2015'te

yaptığı bireysel başvuruda süre aşımı bulunmamaktadır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

13. 6458 sayılı Kanun, 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari

Yargılama Usulü Kanunu ile 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu'nun ilgili maddeleri B.T. ([GK],

B. No: 2014/15769, 30/11/2017, §§ 19-21) kararında açıklanmıştır.

B. Uluslararası Hukuk

14. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) ilgili

maddeleri, tutulma koşullarından dolayı kötü muamele yasağı, etkili başvuru ile

kişi hürriyeti ve güvenliği haklarına dair Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin

(AİHM) uygulaması B.T. (Aynı

kararda bkz. §§ 23-38) kararında açıklanmıştır.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

15. Mahkemenin 11/6/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebi

Yönünden

16. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve masraflarını karşılama

imkânının bulunmadığını belirterek adli yardım isteminde bulunmuştur.

17. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler

dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini

ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan ve yabancı olan başvurucunun açıkça

dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi

gerekir.

B. Kötü Muamele Yasağının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

18. Başvurucu; tutulma koşullarının insan onuru ve haysiyetiyle

bağdaşmayacak ölçüde kötü olduğunu, bu koşullara karşı sonuç alabileceği etkili

bir başvuru yolunun bulunmadığını belirterek adil yargılanma hakkının, kötü

muamele yasağı ve bununla bağlantılı olarak da etkili başvuru hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

19. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Yabancıların ülkeye girişleri, ülkede

ikametleri ve ülkeden sınır dışı edilmeleriyle ilgili işlemler medeni hak ve yükümlülük veya bir suç isnadının esasının karara

bağlanmasıyla ilgili olmadığından adil yargılanma hakkı yönünden ayrıca

inceleme yapılmamıştır.

20. Anayasa Mahkemesi birçok kararında, idari gözetim altında

tutulan yabancıların tutulma koşullarını kötü muamele yasağı kapsamında

incelemiştir (Rıda Boudraa, B. No:

2013/9673, 21/1/2015; K.A. [GK],

B. No: 2014/13044, 11/11/2015; F.A. ve M.A.,

B. No: 2013/655, 20/1/2016; A.V. ve

diğerleri, B. No: 2013/1649, 20/1/2016; F.K. ve diğerleri, B. No: 2013/8735, 17/2/2016; T.T., B. No: 2013/8810, 18/2/2016; A.S., B. No: 2014/2841, 9/6/2016; I.S. ve diğerleri, B. No: 2014/15824,

22/9/2016).

21. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır."

22. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

23. Anayasa Mahkemesi K.A.

(Aynı kararda bkz. §§ 80, 81) kararında olumsuz tutulma koşulları nedeniyle

uğranılan zararın tazminine ilişkin etkili idari ve yargısal bir başvuru

yolunun bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır. Anayasa Mahkemesi, bu kanaate varırken

tutulma koşullarından çekilen ızdırap için tazminata

hükmedildiğini gösteren herhangi bir adli veya idari yargı kararının

bulunmadığı hususunu gözönünde bulundurmuştur.

24. Ancak Anayasa Mahkemesi,B.T.

başvurusunda bu içtihadını gözden geçirerekbaşvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle başvuruyu kabul edilemez bulmuştur. Anayasa

Mahkemesi, idari gözetim altında tutulma yerlerinin yönetim, denetim ve

işletilmesinin İçişleri Bakanlığı tarafından yürütülen bir kamu hizmeti

olduğunu, 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesine göre idari işlem ve eylemlerden

dolayı kişisel hakkı doğrudan muhtel olanlarca idari

yargıda tam yargı davası açılabileceğini, teorik düzeyde mevcudiyeti tespit

edilen bu yolun -sırf bilgi eksikliği nedeniyle- fiiliyatta hiç

işletilmemesinin etkisiz olduğu biçiminde yorumlanamayacağını belirtmiş ve

yabancının salıverilmesi hâlinde etkili hukuk mekanizmasının tam yargı davası

olduğunu ifade etmiştir (B.T., §§

45-58).

25. Başvuruya konu somut olayda bu ilkelerden ayrılmayı

gerektiren bir husus bulunmamaktadır.

26. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmiştir.

27. Bununla birlikte bu aşamada oluşan durum nedeniyle eldeki

başvuru yönünden işbu kararın ardından açılması muhtemel idari davanın süresine

ilişkin olarak bir hususun açıklığa kavuşturulması zorunluluğu hasıl olmuştur.

28. Öncelikle vurgulanmalıdır ki idari yargı yerlerinde açılacak

davaların süresine ilişkin koşulları incelemek ve idari davaların süresinde

açılıp açılmadığını değerlendirmek ilgili mahkemelerin takdirindedir. Öte

yandan inceleme konusu başvuruda olduğu gibi B.T.

kararındaki içtihat değişikliğinin Resmî Gazete'de

yayımlandığı 16/2/2018 tarihinden önce tam yargı davası yolu tüketilmeden,

doğrudan Anayasa Mahkemesine yapılan müracaatların başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmasını müteakiben açılacak davalarda

dava açma süresinin derece mahkemelerince bu kişilerin mahkemeye erişim

haklarının ihlaline neden olmayacak biçimde değerlendirilmesi gerektiğine de

işaret edilmelidir (B.T., § 59).

29. Kötü muamele yasağı yönünden başvuru yollarının tüketilmemesine

istinaden kabul edilemezlik kararı verildiğinden anılan yasakla bağlantılı

olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal

edildiği iddiasının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

C. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

30. Başvurucu; 6458 sayılı Kanun'da ve Anayasa'nın 19.

maddesinde öngörülen güvencelere aykırı olarak özgürlüğünden yoksun

bırakıldığını, gözetim altına alınırken hâkim önüne derhâl çıkarılmadığını,

gözetim kararına karşı yasal hakları konusunda bilgilendirilmediğini, gözetim

altına alındığının yakınlarına haber verilmediğini, açıklanan ihlal iddialarına

ilişkin olarak Türk hukukunda başvurubileceği ve

tazminat talep edebileceği etkili bir yol bulunmadığını belirterek kişi

hürriyeti ve güvenliği ile etkili başvuru haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

§ 16). Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında, hürriyeti kısıtlanan

kişiler için güvence altına alınan bir yargı merciine etkili başvuru hakkı

Anayasa’nın 40. maddesinin özel bir hâlini ifade ettiğinden 40. madde yönünden

ayrıca bir değerlendirme yapılmamıştır.

32. Anayasa Mahkemesi 6458 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği

11/4/2014 tarihinden sonra idari gözetim altında bulundurulan yabancıların

gerek idari gözetim kararının idarece resen sonlandırılması gerekse

tutulanların sulh ceza hâkimliğine yaptıkları itiraz üzerine serbest

bırakılmalarını müteakiben kendisine yapılan başvurularda; Anayasa'nın 19.

maddesine ve 6458 sayılı Kanun'daki usule aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen

veya giren ya da hakkında sınır dışı etme kararı verilen bir kişinin

yakalanması veya gözetim altına alınması uygulamasında tutma kararı verme

işleminin koşulları, süresi, sürenin uzatılması, ilgiliye bildirilmesi, idari

gözetim kararına karşı başvuru yolları gibi usul güvencelerine aykırılıktan

dolayı bu başlık altında yapılan şikâyetlerden ötürü ihlal kararları vermiştir

(K.A., I.S. ve diğerleri).

33. Ancak Anayasa Mahkemesi, idari gözetim altına alınan

yabancıların kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ilgilendiren ihlal

iddialarında B.T. başvurusuyla

içtihat değişikliğine gitmiştir. Anılan başvuruda Anayasa Mahkemesi 2577 sayılı

Kanun'un 2. maddesinin idari işlem veya eylem türleri yönünden herhangi bir

ayrım yapılmadığından idari fonksiyona giren her türlü işlem veya eylem

sebebiyle oluşan zararın tazmininin bu kurala dayanılarak açılacak tam yargı

davasıyla istenebilmesi için yeterli bir yasal zemin oluşturduğunu, -sırf bilgi

eksikliği nedeniyle- fiiliyatta bu yolun işletilmemesinin etkisiz olduğu

biçiminde yorumlanamayacağını, hukuka aykırı biçimde tutulan yabancılar

yönünden tam yargı davasının etkili bir hukuk mekanizması olduğunu belirtmiştir

(B.T., §§ 52, 54).

34. Fakat kararda Anayasa Mahkemesi 6458 sayılı Kanun'un 57.

maddesine göre hukuki niteliği itibarıyla idari bir işlem olduğu hâlde

yabancıyı özgürlüğünden yoksun bırakan mahiyetini de dikkate alan kanun

koyucunun idari gözetim kararına karşı itiraz mercii olarak münhasıran sulh

ceza hâkimliklerini tayin ettiğini, bu açıdan idare mahkemelerinin idari

gözetim kararının hukuka uygunluğunun denetimi konusunda herhangi bir yetkisi

bulunmadığından sulh ceza hâkimliğine itiraz edilmeden idari yargıda tam yargı

davası açılamayacağını açıklamıştır (B.T., §§

70, 71).

35. Öte yandan sulh ceza hâkiminin idari gözetim kararının

hukuka uygun olduğuna hükmetmesi durumunda -idari yargı merciinin idari gözetim

kararının hukukiliğini denetleme yetkisinin bulunmadığı gözetildiğinde- 2577

sayılı Kanun'un 2. maddesinde öngörülen tam yargı davasının idari gözetim

kararının hukuka aykırı olduğu şikâyetlerine bağlı tazminat istemi yönünden

etkisiz hâle geleceği anlaşılmaktadır. Bu gibi hâllerde sulh ceza hâkiminin ret

kararından itibaren süresi içinde doğrudan Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuruda bulunulabilir (B.T., § 72).

36. Sulh ceza hâkiminin idari gözetim kararının hukuka aykırı

olduğu gerekçesiyle itirazı kabul etmesi hâlinde tam yargı davası açılmasını

engelleyici bir düzenleme bulunmadığından bu yol tüketilmeden Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulamaz (B.T.,

§ 73).

37. Yukarıdaki açıklamaların ışığında İstanbul 9. Sulh Ceza

Hâkimliğinin 16/3/2015 tarihli kararı üzerine idari gözetimi sona eren

başvurucunun uğradığını öne sürdüğü maddi ve manevi zararının karşılanması

bakımından başarı şansı sunma, yeterli giderim sağlama kapasitesini haiz ve

ulaşılabilir olduğu görülen tam yargı davası

yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmadığı sonucuna

varılmıştır.

38. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

39. Başvurucunun bu karardan sonra idari yargıda açacağı dava

süresi hususunda kötü muamele yasağının incelendiği kısımda yapılan açıklamaların

(bkz. § 28) burada da geçerli olduğu ifade edilmelidir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

C. Başvurunun başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurucunun yargılama

giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 11/6/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE

karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Hüseyin

MECEK

Başvurucu

:

G.E.

Vekili

:

Av. Zerrin

RİŞVAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/6543, 11 Haziran 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası