İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Bedri Böcekli Başvurusu (B. No: 2015/7794)

1. Başvuru; ceza davasında beyanları mahkûmiyete belirleyici

Başvuru No2015/7794Tarih11 Haziran 2018Okuma17 dk · 3.375 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Bedri Böcekli Başvurusu

Karar tarihi
11 Haziran 2018
Başvuru Numarası
2015/7794
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.375 kelime·17 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; ceza davasında beyanları mahkûmiyete belirleyici

kanıt olarak esas alınan tanığın sorgulanmasına fırsat verilmemesi ve kararın

gerekçesiz olması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 6/5/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu 1949 doğumludur, mağdur ise 2006 doğumlu bir erkek

çocuğu olup her ikisi de olayın gerçekleştiği tarihte Söke'de ikamet

etmektedir.

10. Mağdur E.K.nın

annesi G.Ş.K. tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına 26/7/2010 tarihinde şikâyet

dilekçesi verilmesi üzerine başvurucu hakkında soruşturma başlatılmıştır.

11. Mağdurun annesi alınan beyanında özetle tatil amaçlı

Kuşadası'na geldiklerini; teyzesinin eşi olan başvurucunun, oğlunu zaman zaman motorsikletiyle gezmeye çıkardığını, tatilin 15. ile 20.

günleri arasında oğlunun hareketlerinde değişmeler olması, oğlunun cinsel

organıyla oynamaya, sürekli altına kaçırmaktan korkmaya, halsiz ve bitkin

olmaya vebazen kusmaya başlaması üzerine durumdan şüphelenerek

18/7/2010 tarihinde oğluna başvurucu ile neler yaptığını birkaç kez sorduğunu

ifade etmiştir.

12. Anne beyanın devamında oğlunun başvurucunun cinsel organıyla

ilgili anlatımlarda bulunması üzerine çocuğunu doktor B.E.B.ye götürdüğünü,

doktorun 19/7/2010 tarihinde mağdur çocukla gerçekleştirdiği mülakatta kuklalaştırarak yaptığı canlandırma neticesinde çocuğun

cinsel istismara uğradığını tespit edip durumu Aydın İl Sağlık Müdürlüğüne

bildirmesi gerektiğini kendisine iletmesi üzerine Savcılığa başvurduğunu

belirtmiştir.

13. İfadesinde isnadı kabul etmeyen başvurucu, Kuşadası 2. Sulh

Ceza Mahkemesinin 27/7/2010 tarihli kararıyla müsnet

suçtan tutuklanmıştır.

14. Başvurucu hakkında çocuğun basit cinsel istismarı suçundan

cezalandırılması talebiyle Söke Cumhuriyet Başsavcılığının 27/9/2010 tarihli

iddianamesiyle kamu davası açılmıştır.

15. Mağdur çocuk E.K. annesi tarafından isnat edilen olay

nedeniyle olay akabinde çocuğu önceden beri takip eden Çocuk Ergen Ruh Sağlığı

ve Hastalıkları Uzmanı Doktor B.E.B.ye götürülmüştür. Anılan doktor tarafından

verilmiş olan 19/7/2010 tarihli raporda, mağdur çocukla gerçekleştirilen

kuklalarla yapılan oyun sırasında çocuğun yaşına uygun olmayan ve tekrarlayan

cinsel temalı oyunlar sergilediğinin, bundan suçluluk duyduğunun izlenmesi

nedeniyle cinsel istismara uğramış olduğu yönünde önemli bulgular olduğu

tespitine yer verilmiştir.

16. Söke Ağır Ceza Mahkemesinin (Mahkeme) 28/10/2011 tarihli

müzekkeresi üzerine olaya ilişkin olarak verilen Adli Tıp Kurumu 6. Adli Tıp

İhtisas Kurulunun 27/1/2012 tarihli raporunda "mağdurun

uğradığı olaydan kaynaklanmış ruh sağlığını bozacak mahiyet ve derecede olan

travma sonrası stres bozukluğu denilen psikiyatrik bozukluğun tespit edildiği

... mağduru bulunduğu olay nedeniyle ruh sağlığının bozulduğu, olay tarihindeki

yaşı itibarıyla ifadelerine ana hatlarıyla ve kuvvetli delillerle desteklendiği

takdirde itibar edilebileceği" belirtilmiştir.

17. Yine Mahkemenin 1/12/2012 tarihli müzekkeresi üzerine olaya

ilişkin alınan bir başka rapor ise Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Genel Kurulunun

27/2/2014 tarihli raporu olup raporda "mağdurun bulunduğu olaydan

kaynaklanmış ruh sağlığını bozacak mahiyet ve derecede olan travma sonrası

stres bozukluğu denilen psikiyatrik bozukluğun tespit edildiği ... 18/7/2010

tarihinde mağduru bulunduğu olay nedeniyle ruh sağlığının bozulduğu oy

birliğiyle mütalaa edilmiştir." ifadesi yer almaktadır.

18. Mahkeme, her iki taraf vekilinin katılımıyla gerçekleşen

24/11/2010 tarihli duruşmada mağdur E.K.nın

soruşturma aşamasında beyanının alınmaması nedeniyle mağdurun 23/12/2010

tarihli gelecek duruşmada hazır bulundurulması için annesi katılan G.Ş.K.ye

uyarıda bulunmuştur.

19. 24/11/2010 tarihli celsede alınan mağdurun anneannesi olan N.Ş.nin beyanının ilgili kısımları şöyledir:

"Haziran ayı sonunda Kuşadası’nda bulunan

yazlığımıza kızım [G.]

ile birlikte gittik. İlk hafta torunum [E.] gayet neşeliydi. İkinci hafta durumu değişti.

Bağırıp çağırmaya, kendi ekseni etrafında dönmeye, arkasını ve ön tarafını

eliyle tutmaya ve sürekli belini tutmaya başladı. Tuvalete ben götürüyordum.

Sık sık “anneanne külodumda kaka var mı” diye sorduğu

ve küloduna baktığı için çocukta kurt olabileceğini

düşündüm. Bir gün torunum ile birlikte iki çocuğu evin önündeki şişme havuza

koyduk. Eniştem olan sanık geldi, çocuğun pipisiyle oynadı. Çocuk bunu

yadırgamadı ... Aynı gün sanık torunumu motosikletle gezmeye götürdü. ... Çocuk

bu gece gezmelerinden sonra geldiğinde saçları dik dik, vücudu buz gibi, uyuşuk

bir vaziyette gelip benim bacaklarımın arasına sığınıyordu. Pazar günü de

geldiğinde durumu çok kötüydü. Üst kata annesi ile birlikte çıkmıştı. Bir süre

sonra kızımla birlikte aşağı indiler. Annesi “[E.] sana bir şey söyleyecek” dedi. [E.] bana ... o gece motorla gezmeye gittiklerinde Bedri

dedesinin kendisine pipisinden kurtulmak istediğini, kötülük yaptığını

söyleyerek pipisini ısırmasını istediğini kendisinin pipiyi ısırdığını, bomba

patlattıklarını söyledi. Ayrıca “Bedri dede bana başkalarına söylersen motordan

atacağım, arabanın önüne atacağım, öldüreceğim” şeklinde sözler söylediğini

beyan etti. Bu konuşmadan sonra çocuk sakinleşti, rahatladı. Bana “Bedri dedeyi

dövermisin, polislere söyler misin” şeklinde sözler

söyledi. Ertesi günü kızım psikiyatristi aradı, kendisinden randevu alıp

doktora götürdük."

20. Mağdurun başvurucuyla yüzleşmesini istemeyen katılan

vekilleri 17/12/2010 tarihli dilekçeyle Çocuk Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları

Uzmanı Doktor M.T.nin 2/12/2010 tarihli raporunu

sunarak mağdurun başvurucunun yokluğunda beyanının alınmasını talep

etmişlerdir. Sunulan raporda; mağdurun kaygılı ve depresif olarak gözlendiği,

oyun gözlemlerinin sonuncusunda yakınımlarının

azaldığının görüldüğü, mahkeme tarafından dinlenmesinin, kalabalık ve yabancı

bir ortamda uygun olmayan koşullarda olayları yeniden anlatmasının yakınımlarının şiddetlenmesine yol açabileceği

tespitlerinde bulunulmuştur.

21. Mahkeme 22/12/2010 tarihinde ara celse açmış ve "her ne kadar duruşma 23/12/2010 tarihine

bırakılmışsa da katılan vekilinin mağdurun dinlenmesi talebi üzerine ve mağduru

mahkememizde hazır etmesi nedeniyle duruşma günü beklenmeden resen celse

açıldı." şeklinde bu hususu tutanağa bağlayarak başvurucu ve

müdafinin yokluğunda mağdurun beyanını almıştır. Mağdurun beyanının alındığı ve

kamera kaydına alınan ara celseye ait tutanağın ilgili kısmı şu şekildedir:

" Kameraman duruşma salonundan

gönderildikten sonra çocuk, anneannesi ve az insan olursa bir şey söylemek

istediğini söyledi.

Duruşma salonunda mahkeme başkanı, psikolog,

anneanne ve temin edilen fotoğraf makinasını kullanan katip

çocuğun görüş alanında olduğu halde çocuğa soruldu; popoma parmağını soktu

dedi.

Başka şeyler de yaptı mı diye sorulunca, bir

süre düşünüp dizime çiş yaptı dedi.

Başka nerene yaptı diye sorunca, ağzını,

başını ve göğsünü gösterdi.

Ne hissettin diye sorunca, üzüldüm dedi.

Yakınlarının nasıl insanlar olduğu

sorulduğunda anneanne, dede ve anne için 'iyi' derken, Bedri dede 'kötü' dedi.

Kiminle görüşmek istemezsin diye sorulduğunda,

Bedri dede ile dedi.

İfadesinin alınması sırasında aynı zamanda

psikolog ile oyuncaklar vasıtasıyla sohbet etmesi sağlandı.

Mağdurun beyanları sesli ve görüntülü kayıt

altına alındı.

...

Küçük

mağdurun beyanı alınmış olmakla duruşmanın bir önceki ara karar uyarınca

23/12/2010 gününe ... bırakılmasına karar verildi. "

22. Mahkeme; başvurucu ve vekilleri, katılan ve katılan vekilini

hazır olduğu23/12/2010 tarihli duruşmada başvurucu ve vekillerine başvurucunun

yokluğunda dinlenen mağdur beyanlarına karşı diyeceklerini sormuştur. Başvurucu

suçlamayı inkâr ederek mağdurun yönlendirildiğini beyan etmiştir. Başvurucu

müdafileri, mağdurun beyanlarına dair kamera kaydını izlediklerini belirtmiş ve

camlı bir bölmeden de olsa mağdur beyan verirken izlemeleri, gerekirse soru

yöneltmelerine imkân verilmesi gerektiğine dair düşüncelerini belirterek

katılan avukatı bulunduğu hâlde başvurucu ve müdafilerinin hazır bulunmaması

nedeniyle savunma hakkının kısıtlandığını ifade etmişlerdir.

23. Aynı celsede dinlenen tanık E.İ.E.nin

beyanı söyledir:

"33 yıllık tıp doktoruyum. Klinik

biyokimya ve sinir bilim alanında uzmanım. Emniyet, jandarma ve Satem’e travma sonrası stres bozukluğu ile ilgili

danışmanlık ve eğitim hizmeti vermekteyim. Aynı zamanda Ege Üniversitesinde

öğretim görevlisiyim. Mağdur Eylül ayında ailesi tarafından kliniğimize

getirilmiştir. Mağduru getirildiğinde son derece ürkek, kendisine tanımadığı

kişilerin dokunmasına izin vermeyen, zayıflamış, tuvalete gitmemekte ısrar

eden, çişini, kakasını tutan bazende altına kaçıran

bir durumdaydı. Çalışmalarımız sırasında mağdurun yaş durumu nedeniyle

kendisine doğrudan soru yöneltme uygun olmadığı için asistanım eşliğinde bir

kısım çizimler, oyunlar yaptırıyorduk. Mağdur tarafından silinebilen bir

tahtaya çizilen resme “bu nedir” dediğimde “bu benim, bu da Bedri dedenin [başvurucu] pipisi, ağzıma çiş yapıyor” dedi. Çizdiği resmi cep

telefonuna çektim. Sonra yazıcıdan çıkarttım. Mahkemenize ibraz ediyorum. Yaşı

gereği yaşamadığı bir şeyi çocuğun hayal etmesi mümkün değildir. Çocuk bu resmi

çizdiğinde olay yargıya intikal etmişti. Etmemiş olsaydı ben durumu İl Sağlık

Müdürlüğüne intikal ettirecektim..."

24. Doktor B.E.B.nin 9/2/2011 tarihli

talimatla alınan tanık beyanının ilgili kısmı şöyledir:

"... Ben mağdur çocuk [E.K.yı] ilk kez 2009 yılının Eylül ayında gördüm, iki kez ruhsal muayenesini

yaptım, aktif ruhsal hastalığı yoktu, sadec öfke ve

tükürme davranışları vardı. ... çccuğu muayenehaneye

anne ve anneanne birlikte getirmişlerdi, hatırladığım kadarıyla saat

11.00-11.30 sıralarında getirdiler. ... telefonla çocuğun annesi ile

görüştüğümüzde anne bana çocuğun pipisyle ısrarla

oynama davranışları ve pipisini oyuncakların ağzına sokma davranışı

gösterdiğini söyledi ve çocuğıu bana getirdiklerinde

anne veya anneanne cinsel istismar konusunda bana herhangi bir beyanda

bulunmadılar esasen ben prensip olarak ruhsal muayeneden önce kimseyi dinlemem.

... ben çocuğa bir tek ruhsal muayene yaptım, sadece kukla oyunu yöntemini

uyguladım bunun dışında da herhangi bir yöntem uygulamadım. ... 4 yaşında bir

çocuk genital organlarını fonksiyonları itibariyle

bilir, yani çiş yapma kaka yapmak olarak bilir, bunun dışında cinsel

davranışlara yönelik olarak doğrudan bir bilgisi yoktur bunlara ilişkin öpme

sürtünme davranışlarını kötü olarak algılar."

25. Mahkeme 19/9/2014 tarihli kararıyla başvurucunun çocuğun

nitelikli cinsel istismarı suçundan neticeten 17 yıl 3 ay 15 gün hapis

cezasıyla mahkûmiyetine karar vermiştir. Mahkemenin gerekçesinin ilgili kısmı

şu şekildedir:

"... katılan ile sanık arasında daha önce

yaşanan anlaşmazlığın katılanın sanığa iftira atmasını gerektirecek bir durum

oluşturmadığı, tanık [N.Ş., M.N.Ş., E.İ.E., B.E.B.nin] beyanları,Adli Tıp Kurumu 6. Adli Tıp İhtisas Kurulunun

raporu, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Genel Kurulunun raporu, tanık uzman doktor

[B.E.B.nin]

19/7/2010 tarihli muayeneye ilişkin düzenlediği rapor, Ege Üniversitesi Tıp

Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana bilim dalı tarafından

düzenlenen rapor, Prof. Doktor [M.T.] tarafından düzenlenen belge, tanık [E.İ.E.] tarafından dosyaya sunulan ve mağdur tarafından

çizildiği belirtilen resim birlikte değerlendirildiğinde sanığın savunmasının suçtan

ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu, sanığın ereksiyon

haline geçmesinin mümkün olmadığına ilişkin sanık müdafii

tarafından dosyaya ibraz edilen raporun olayın üzerinden yaklaşık 1 yıl

geçtikten sonra alınmış olmsı nedeniyle sanığın suç

tarihinde erekte olamadığını ortaya koymayacağı, her ne kadar mağdur olayı

doğrudan anlatamamış ise deve olayın ortaya çıkış şekli, mağdurun suç

tarihindeki yaşı, raporlar ve tanıkların anlatımları ve katılan beyanı dikkate

alındığında sanığın üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiğinin kabulü gerektiğianlaşıldığından sanık savunmasına itibar edilmemiş[tir]."

26. Karar, Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 1/4/2015 tarihli

kararıyla onanmıştır.

27. Başvurucu, anılan kararı 8/4/2015 tarihinde öğrendiğini

bildirmiştir.

28. Başvurucu 6/5/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

29. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Çocukların cinsel istismarı" kenar

başlıklı 103. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"(Yeniden düzenleme: 24/11/2016-6763/13 md.) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim

sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak

üzere hapis cezasına hükmolunur. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması

hâlinde verilecek ceza on sekiz yıldan az olamaz."

30. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun "Duruşmada hazır bulunacaklar"

kenar başlıklı 188. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Duruşmada, hükme katılacak hâkimler ve

Cumhuriyet savcısı ile zabıt kâtibinin ve Kanunun zorunlu müdafiliği kabul

ettiği hâllerde müdafiin hazır bulunması şarttır. (Ek

cümle: 3/10/2016-KHK-676/5 md.; Aynen kabul:

1/2/2018-7070/5 md.) Müdafiin

mazeretsiz olarak duruşmaya gelmemesi veya duruşmayı terk etmesi halinde

duruşmaya devam edilebilir."

31. 5271 sayılı Kanun’un "Sorgu

sırasında sanığın mahkeme salonundan çıkarılabilmesi" kenar

başlıklı 200. maddesi şöyledir:

"(1) Sanığın yüzüne karşı suç

ortaklarından birinin veya bir tanığın gerçeği söylemeyeceğinden endişe

edilirse, mahkeme, sorgu ve dinleme sırasında o sanığın mahkeme salonundan

çıkarılmasına karar verebilir.

(2) Sanık tekrar getirildiğinde, tutanaklar okunur

ve gerektiğinde içeriği anlatılır."

32. 5271 sayılı Kanun’un "Mağdur

ile şikâyetçinin dinlenmesi" kenar başlıklı 236. maddesinin (1)

ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1)

Mağdurun tanık olarak dinlenmesi halinde, yemin hariç, tanıklığa ilişkin

hükümler uygulanır.

(2) İşlenen suçun etkisiyle psikolojisi

bozulmuş çocuk veya mağdur, bu suça ilişkin soruşturma veya kovuşturmada tanık

olarak bir defa dinlenebilir. Maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısından

zorunluluk arz eden haller saklıdır."

B. Uluslararası Hukuk

1. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

33. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin (3) numaralı fıkrasının (d) bendi şöyledir:

"Bir suç ile itham edilen herkes

aşağıdaki asgari haklara sahiptir:

...

d) İddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunma

tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında davet edilmelerinin ve

dinlenmelerinin sağlanmasını istemek;"

2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihatları

a. Tanık Kavramına Dair İçtihat

34. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre ulusal

hukuktaki nitelemeye bakılmaksızın tanık

kavramının Sözleşme kapsamında özerk bir anlamı vardır (Damir Sibgatullin/Rusya, B. No:

1413/05, 24/04/2012, § 45). Bu kavram, duruma göre suç ortaklarını (Trofimov/Rusya, B. No: 1111/02, 4/12/2008, § 37),

mağdurları (Vladimir Romanov/Rusya,

B. No: 41461/02, 24/7/2008, § 97) ve bilirkişi tanıklarını (Doorson/Hollanda, B. No: 20524/92, 26/3/1996, §§81, 82) da

kapsayabilir. Bu bakımdan duruşmada ister okunsun ister okunmasın ifadeleri

mahkeme önünde bulunan ve mahkeme tarafından dikkate alınan kişiler,

Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (d) bendi bakımından tanık

olarak kabul edilmektedir (Kostovski/Hollanda, B. No: 11454/85, 20/11/1989, §

40).

b. Cinsel Suçlarda Tanık Sorgulama Hakkına Dair

İçtihadlar

35. AİHM; S.N./İsveç (B. No: 34209/96, 2/7/2012, §§47, 52)

başvurusunda cinsel suçlara ilişkin yargılamaların özellikle sanıkla yüzleşmek

istemeyen mağdur için bir çileye dönüştüğünü, bu durumun mağdurun çocuk olması

hâlinde daha da belirginleştiğini belirterek bu tip davalarda sanığın adil bir

yargılamaya tabi olup olmadığının mağdurun özel hayatına saygı hakkı

gözetilerek tespit edilmesi gerektiğini ifade etmiştir. AİHM'e

göre cinsel suçların yargılamasında mağduru korumak için savunma hakkının

etkili icrasına da uygun düşecek surette bazı önlemler alınabilir. Cinsel

suçlara ilişkin yargılamaların özelliği dikkate alındığında Sözleşme'nin 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendindeki güvence tüm davalarda

soruların çapraz sorgu ya da başka yollarla sanık veya müdafi tarafından

yöneltilmesi gerektiği şeklinde yorumlanamaz.

36. Magnusson/İsveç (k.k.) (B. No: 53972/00, 16/12/2003)

başvurusunda kabul edilemezlik kararı verilen ve çocuğa karşı cinsel suç

soruşturmasında sanık veya müdafi bulunmadan kolluk nezdinde çocukların

beyanının alındıktan sonra savunma tarafına beyanların alındığı video kaydının

izletildiği olayda AİHM; mağdur çocuklar hakkındaki adli tıp raporunda cinsel

istismardan kaynaklanmış olabileceği göz ardı edilemeyecek fiziksel bulgulara

dikkat çeken adli tıp uzmanı raporu bulunduğunu, dolayısıyla çocukların

beyanının tek belirleyici delil olmadığını belirtmiştir. Ayrıca savunma

tarafının çocukların beyanlarının video kaydına ve transkriptlerine karşı her

türlü itirazda bulunma imkânına yargılama sırasında sahip olmasına rağmen ilk

derece mahkemesi nezdinde ek delil temin edilmesi, çocukların doğrudan

beyanının alınması ya da ek adli tıp raporu veya çocukların polis tarafından ek

beyanlarının alınması gibi hiçbir talepte bulunulmadığının altını çizilerek,

özellikle çocuğa karşı cinsel suç işlenmesi olayının spesifik durumunun da

gözetilerek başvurucuya, çocuklardan elde edilen delile yeterli itiraz imkânı tanındıdığı kabul edilmiştir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

37. Mahkemenin 11/6/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru

incelenip gereği düşünüldü:

A. Tanık Sorgulama Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

38. Başvurucu, mahkûmiyetinde belirleyici delil kabul edilen

mağdurun beyanı alınırken hazır bulunamaması ve soru soramaması nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

39. Bakanlık görüşünde; mağdur beyanının hükme esas alınan tek

delil olmadığının, Mahkemece çocuğun üstün yararı ilkesi gözetilerek başvurucu

ve müdafiin bulunmadığı ortamda mağdurun beyanının

alındığının ve sonraki duruşmada söz konusu beyana karşı diyeceklerinin

başvurucu ve müdafiine sorulduğunun fakat başvurucu

ve müdafii tarafından mağdura hangi sorunun sorulması

gerektiği ya da alınan beyanın eksik yönlerine dair bir açıklamada

bulunulmadığının ve başvurucunun yargılamanın tüm aşamalarında müdafii aracılığıyla deliller üzerinde görüş bildirdiğinin gözönünde bulundurulması gerektiği ifade edilmiştir.

40. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında mağdurun

psikolojisinin bozuk olduğuna ilişkin adli raporun da varlığı karşısında

mağdurun tekrar dinlenme olasılığının da bulunmadığını, dolayısıyla tek bir

sefer dinlenebilecek olan mağdurun başvurucu tarafından sorgulanamamasının

savunma hakkının yok sayılması olduğunu belirterek adil yargılanma hakkının

ihlal edildiği iddiasını yinelemiştir.

2. Değerlendirme

41. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir."

42. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının adil yargılanma

hakkının güvencelerinden olan tanık

sorgulama hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

43. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

başvurunun bu kısımının kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

44. Anayasa Mahkemesi birçok kararında tanık kavramını özerk olarak yorumlamış ve

tanığın sanığa isnat edilen fiil hakkında bilgi veren herhangi bir kişi

olabileceğini ifade etmiştir. Bu bağlamda suçun iştirak edeni, olayın mağduru,

şikâyetçi (müşteki), devletin görevlendirdiği gizli/gizli olmayan soruşturmacı

da tanık olabilir (Selçuk Demir,

B. No: 2014/9783, 22/1/2015, § 35).

45. Anayasa Mahkemesi, benzer iddiaların ileri sürüldüğü

başvurulara ilişkin olarak birçok kararında tanık

sorgulama hakkıyla ilgili ilkeleri belirlemiştir. Buna göre bir ceza

yargılamasında sanığın aleyhine olan tanıkları sorguya çekme veya çektirme,

lehine olan tanıkların da aleyhine olan tanıklarla aynı koşullar altında davet

edilmelerinin ve dinlenmelerinin sağlanmasını isteme hakkı vardır. Sanığın

hakkında gerçekleştirilen ceza yargılaması sürecinde tanıklara soru

yöneltebilmesi, onlarla yüzleşebilmesi ve tanıkların beyanlarının doğruluğunu

sınama imkânına sahip olması adil bir yargılamanın yapılabilmesi bakımından

gereklidir. Ancak başvurucuların tanıklara soru sorabilmesi, onlarla

yüzleşebilmeleri mutlak bir hak değildir. Makul gerekçelerle getirilen

kısıtlamalar, kimi zaman başvurucunun iddia tanıklarına soru sorabilme ve

onlarla yüzleşme imkânını da ortadan kaldırabilmektedir. Diğer yandan bir

mahkûmiyet -sadece veya belirleyici ölçüde- sanığın soruşturma veya yargılama

aşamasında sorgulama veya sorgulatma imkânı bulamadığı bir kimse tarafından

verilen ifadelere dayandırılmış ise sanığın hakları Anayasa'nın 36.

maddesindeki güvencelerle bağdaşmayacak ölçüde kısıtlanmış olur (Atila Oğuz Boyalı, B. No: 2013/99,

20/3/2014, §§ 34-56; Az. M., B.

No: 2013/560, 16/4/2015, §§ 46-67; Levent

Yanlık, B. No: 2013/1189, 18/11/2015, §§ 67-76; İsmet Özkorul,

B. No: 2013/7582, 11/12/2014, §§44, 45).

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

46. Somut başvuruda mağdur çocuğun beyanlarının kameraya alınan

kısmının başvurucunun müdafileri tarafından izlendiği, duruşma tutanağına geçen

beyanlarının diğer kısmının da müdafileri tarafından okunduğu, başvurucu ve

müdafilerine bir sonraki celsede mağdurun beyanlarına karşı diyeceklerinin

sorulduğu, başvurucunun mağdurun yokluğunda dinlenmesine ilişkin herhangi bir

itirazı ya da kendisinin de huzurda bulunduğu hâlde yeniden dinlenmesine ilişkin

bir talebinin bulunmadığı anlaşılmıştır (bkz. § 22).

47. Başvurucu müdafilerinin de mağdurun ilk derece mahkemesi

önünde yeniden dinlenmesine ya da mağdura hangi soruların sorulmasını

istediklerine dair bir taleplerinin bulunmadığı (bkz. § 22) görülmüştür. Mağdur

çocuğun beyanını destekleyen birden çok adli raporun, çocuk tarafından çizilen

resmin ve tanık beyanlarının mevcut olduğu (bkz. § 25) dolayısıyla mağdurun

beyanının mahkûmiyet kararı yönünden tek delil olmadığı gözetilerek başvurucu

hakkındaki mahkûmiyet hükmünün duruşmada sorgulanma imkânı bulunamayan tanık

beyanlarına dayandırıldığı söylenemez.

48. Adli raporlar, mağdurun çizdiği resim, mağdur, katılan ve

tanıkların beyanları, olayın ortaya çıkış şekli ve çocuğun yüksek yararı

prensibi gözetilerek Mahkemece karar verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece

mağdurun başvurucu tarafından sorgulanamamasının nedeni, isnada konu suçun

niteliği ve mağdur çocuğun suçtan daha fazla zarar görmesinin önüne geçilmesi

düşüncesidir.

49. Diğer taraftan mağdurun beyanına dair kamera kaydıyla

duruşma tutanağından başvurucu ve müdafilerinin bilgisi olması nedeniyle

önceden savunma hakkına verilmiş bir zarar bulunduğu kabul edilse bile zararın

telafi edildiği görülmektedir. Başvurucu, müdafileri aracılığıyla yargılamanın

tüm aşamalarında deliller üzerinde görüş bildirme ve itirazlarını sunma

imkânına sahip olmuştur.

50. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal

edilmediğine karar verilmesi gerekir.

B. Gerekçeli Karar

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

51. Başvurucu; mahkûmiyet gerekçesinin iddia ve savunmayı

karşılar nitelikte olmadığını, yetersiz olduğunu ileri sürmüştür.

52. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkından söz

edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine

ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de

güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği

vurgulanmıştır. Nitekim Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının da

dâhil olduğu AİHM'in birçok kararında vurgulanmıştır.

Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının

gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabul edilmesi gerekir (Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868,

19/4/2017, § 75).

53. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli

olarak yazılır.” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma

yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa

kuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde

bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu,

§ 76).

54. Gerekçeli karar hakkı, yargılamada ileri sürülen tüm

iddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Bu

nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre

değişebilir (Mehmet Yavuz, B. No:

2013/2995, 20/2/2014, § 51). Ancak ileri sürülen iddialardan biri kabul

edildiğinde davanın sonucuna etkili olması hâlinde mahkeme, bu hususa belirli

ve açık bir yanıt vermek zorunda olabilir (Yasemin

Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56).

55. Somut olayda yapılan yargılama sonunda tarafların davanın

sonucuna etkili olabilecek tüm iddia ve savunmaları ile dosya kapsamı dikkate

alınarak verilen kararda hükme ulaşılması için yeterli gerekçe bulunduğu

görüldüğünden (bkz. § 15) gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlal olmadığının

açık olduğu anlaşılmaktadır.

56. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yapılan yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

11/6/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Tuğçe TAKCI

Başvurucu

:

Bedri

BÖCEKLİ

Vekili

:

Av. Atila

GÖKALP

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/7794, 11 Haziran 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Tanık Sorgulama Hakkının İhlal Edildiğine
  11. B. Gerekçeli Karar
  12. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  13. C. Yapılan yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  14. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Gökcan
  16. Hakyemez
  17. Böcekli
  18. Gökalp
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/7794
Tarih
11 Haziran 2018

İlgili Kararlar

  • Namık Kethüda Başvurusu (B. No: 2015/19307)
  • Ferhat Encu Başvurusu (B. No: 2016/29925)
  • Ahmet Mahmutoğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/19703)
  • M.a. Başvurusu (B. No: 2015/7305)
  • Saldıray Murat Dilsiz Başvurusu (B. No: 2015/11341)
  • İzzet Pirbudak Başvurusu (B. No: 2015/392)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.