İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Giyasettin Aydın Başvurusu (B. No: 2013/1852)

1. Başvurucu, hükümlü olarak bulunduğu

Başvuru No2013/1852Tarih25 Mart 2015Okuma13 dk · 2.625 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Giyasettin Aydın Başvurusu

Karar tarihi
25 Mart 2015
Başvuru Numarası
2013/1852
R.G. Tarih- Sayı
18/6/2015-29390
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.625 kelime·13 dk okuma·9 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurucu, hükümlü olarak bulunduğu

Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda, infaz koruma

memurları tarafından arkadaşına işkence yapılmasını protesto etmek için

kapılara vurup slogan atması nedeniyle kendisine verilen disiplin cezasına

yaptığı itirazın reddedilmesinin eşitlik ve adil yargılanma haklarını ihlal

ettiğini ileri sürmüş, disiplin cezasının infazının tedbiren

durdurulması ve tazminat talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 27/2/2013 tarihinde

Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler

tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve masraflarını

karşılama imkânının bulunmadığını belirterek adli yardım isteminde bulunmuştur.

4. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 26/3/2014

tarihinde, başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne, başvurunun kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu, başvuru tarihinde Kırıkkale F Tipi Yüksek

Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmaktadır.

7. Başvurucu diğer bazı mahkumlarla birlikte, infaz koruma

memurları tarafından arkadaşına işkence yapıldığından bahisle cezaevi idaresini

protesto etmek için 12/11/2012 tarihinde slogan atıp

kapılara vurmuştur.

8. Bunun sonucunda başvurucu ve bazı mahkûmlar hakkında

disiplin soruşturması başlatılmıştır. Yapılan soruşturma sonucunda Kırıkkale F

Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulunun 1/8/2011 tarih ve K.2011/174 sayılı kararı ile başvurucunun

slogan atması nedeniyle “2 ay süre ile

haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma” ve kapılara

vurmak suretiyle kurumda korku, kaygı, panik yaratacak eylemde bulunması

nedeniyle de “2 ay süre ile ziyaretçi

kabulünden yoksun bırakma” disiplin cezaları ile cezalandırılmasına

karar verilmiştir.

9. Anılan karara karşı başvurucunun yaptığı itiraz Kırıkkale

İnfaz Hâkimliğinin 12/11/2012 tarih ve E.2012/176,

K.2012/491 sayılı kararı ile reddedilmiştir.

10. İnfaz Hâkimliği kararına yapılan itiraz da Kırıkkale Ağır

Ceza Mahkemesinin 21/1/2013 tarih ve 2013/71 Değişik

İş sayılı kararı ile reddedilmiştir. Başvurucu, karardan 29/1/2013

tarihinde haberdar olmuştur.

11. Başvurucu, 27/2/2013 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

12. 16/5/2011 tarih ve 4675 sayılı İnfaz

Hâkimliği Kanunu'nun 4. maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:

" Hükümlü ve tutuklular hakkında alınan disiplin

tedbirleri ve verilen disiplin cezalarının kanun, tüzük veya yönetmelik

hükümleri ile genelgelere aykırı olduğu iddiasıyla yapılan şikayetleri

incelemek ve karara bağlamak."

13. 4675 sayılı Kanun'un 6. maddesi şöyledir:

"Şikayet başvurusu, 5 inci maddede yazılı sürenin

geçmesinden sonra veya infaz hâkimliğinin görev ve yetki alanı dışında kalan

bir işlem veya faaliyete karşı ya da başvuru hakkı olmayan kimselerce

yapılmışsa infaz hakimi, başvuru dilekçesini esasa

girmeden reddeder; şikayet başvurusu başka bir yargı merciinin görevi

içerisinde ise o mercie gönderir.

Şikayet başvurusu üzerine infaz hâkimi, duruşma

yapmaksızın dosya üzerinden bir hafta içinde karar verir; ancak, gerek

gördüğünde karar vermeden önce şikayet konusu işlem veya faaliyet hakkında

resen araştırma yapabilir ve ilgililerden bilgi ve belge isteyebilir; ayrıca

ceza infaz kurumu ve tutukevi ile ilgili Cumhuriyet savcısının da yazılı

görüşünü alır. (Ek cümle: 22/7/2010-6008 S.K/5.md.)

Disiplin cezasına karşı yapılan şikâyet üzerine infaz hâkimi, hükümlü veya

tutuklunun savunmasını aldıktan ve talep edilen diğer delilleri toplayıp

değerlendirdikten sonra kararını verir. (Ek cümle: 22/7/2010-6008

S.K/5.md.) Hükümlü veya tutuklu, savunmasını, hazır bulunmak ve vekaletnamesini

ibraz etmek koşuluyla avukatıyla birlikte veya avukatı aracılığıyla yapabilir.

(Ek cümle: 22/7/2010-6008 S.K/5.md.) İnfaz hâkimi

gerekli görmesi durumunda hükümlü veya tutuklunun savunmasını ceza infaz

kurumunda da alabilir.

(3) İnfaz hâkimi, inceleme sonunda şikayeti

yerinde görmezse reddine; yerinde görürse, yapılan işlemin iptaline ya da

faaliyetin durdurulmasına veya ertelenmesine karar verir.

(4) İnfaz hâkimi, bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 4/4/1929 tarihli ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü

Kanunu hükümlerine göre inceleme ve işlemlerini yürütür ve kararını verir.

(5) İnfaz hâkiminin kararlarına karşı şikayetçi

veya ilgili Cumhuriyet savcısı tarafından, tebliğden itibaren bir hafta içinde

Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerine göre acele itiraz yoluna

gidilebilir.

(6) İtiraz, infaz hâkimliğinin kurulduğu yer ağır ceza

mahkemesine, ağır ceza mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması halinde

(2) numaralı daireye yapılır. İnfaz hakimi aynı

zamanda bu mahkemenin üyesi olduğu takdirde itirazla ilgili karara

katılamaz."

14. 13/12/2004 tarih ve 5275 sayılı Ceza ve

Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 42. maddesinin (1) numaralı

fıkrası ve iki numaralı fıkrasının (e) bendi şöyledir:

"(1) Haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun

bırakma veya kısıtlama cezası, hükümlünün bir aydan üç aya kadar mektup, faks

ve telgraf almak ve yollamaktan, televizyon izlemekten, radyo dinlemekten,

telefon etmekten ve diğer iletişim araçlarından yararlanmaktan tamamen veya

kısmen yoksun bırakılmasıdır.

(2) Bu cezayı gerektiren eylemler şunlardır:

...

e) Gereksiz olarak marş söylemek veya slogan atmak."

15. 5275 sayılı Kanun'un 43. maddesinin (1) numaralı fıkrası

ve iki numaralı fıkrasının (d) bendi şöyledir:

"(1) Ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezası,

hükümlünün bir aydan üç aya kadar ziyaretçi görüşüne çıkarılmamasıdır.

(2) Ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezasını gerektiren

eylemler şunlardır:

...

d) Kurumda korku,

kaygı veya panik yaratabilecek biçimde söz söylemek veya davranışta

bulunmak."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

16. Mahkemenin 25/3/2015 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 27/2/2013 tarih ve 2013/1852 numaralı

bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

17. Başvurucu, hükümlü olarak bulunduğu

Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda, infaz koruma

memurları tarafından arkadaşına işkence yapıldığından bahisle başka

hükümlülerle birlikte kapıya vurup slogan attığından dolayı Disiplin Kurulu

tarafından slogan atma eyleminden 2 ay süre ile haberleşme veya iletişim

araçlarından yoksun bırakma ve kurumda korku, kaygı, panik yaratabilecek

eylemde bulunma fiilinden dolayı 2 ay süre ile ziyaretçi kabulünden yoksun

bırakma disiplin cezaları ile cezalandırıldığını, buna karşı yaptığı

itirazların reddedildiğini, ancak aynı eyleme katılan başka bir hükümlünün

kurumda korku, kaygı, panik yaratabilecek eylemde bulunma fiilinden dolayı

aldığı disiplin cezasının kaldırıldığını belirterek, Anayasa’nın 10. ve 36.

maddelerinde tanımlanan eşitlik ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüş, disiplin cezasının infazının tedbiren

durdurulması ve tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

18. Başvurucu, hakkında verilen disiplin cezasına yaptığı

itirazın Kırıkkale İnfaz Hâkimliği ve Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesi tarafından

adil olmayan bir şekilde karara bağlandığını ve aynı eyleme katılan başka bir

hükümlüye ilişkin olarak farklı karar verildiğini ileri sürmüştür.

19. Başvurucu, başvuru formunda kendisi ile aynı durumda olan

başka bir hükümlünün disiplin cezasının kaldırılmasına rağmen kendisine verilen

disiplin cezasının kaldırılmadığını belirterek Anayasa’nın 10. maddesinde

düzenlenen eşitlik ilkesinin de ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Anayasa

Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile

bağlı olmayıp, olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucu,

Anayasa'nın 10. maddesinin ilk fıkrasında sayılan hangi nedene dayalı olarak

veya hangi sebeple ayrı muamele yapıldığından bahsetmemiştir. Bir ayrımcılık

faktörü olmaksızın benzer konulu davalarda farklı karar verilmesi tek başına

eşitlik ilkesinin ihlali anlamına gelmeyeceği gibi eşitlik ilkesinin ihlali

başka bir hakla ilişkilendirilmeksizin soyut olarak da ileri sürülemez. Bu

nedenlerle başvurucunun iddialarının özünün esas itibariyle başvurucunun

taleplerini inceleyen infaz hâkimliği ve ağır ceza mahkemesinin yaptığı

değerlendirme ve yorumlamada isabet bulunmadığına, dolayısıyla yargılamanın

sonucuna ilişkin olduğu anlaşıldığından başvurucunun şikâyetleri Anayasa’nın

36. maddesi gereğince adil yargılanma hakkı çerçevesinde değerlendirilerek ayrıca

eşitlik ilkesi yönünden incelenmesine gerek görülmemiştir.

20. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin

kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine

başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş

olması şarttır.”

21. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un, “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı

45. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf

olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal

edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”

22. Anılan Anayasa ve Kanun hükmüne göre, Anayasa Mahkemesine

yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından

müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış

olmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin

kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak

koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B.No:

2012/1049, 26/3/2013, § 18).

23. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

24. Sözleşme’nin “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini istemek hakkına sahiptir. …”

25. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu

belirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğinden

bu hakkın kapsam ve içeriğinin, Sözleşme’nin “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesinde

belirlenmesi gerekir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

26. Sözleşme’nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6.

maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin “medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili

uyuşmazlıkların” ve bir “suç

isnadının” esasının karara bağlanması esnasında geçerli olduğu

belirtilerek hakkın kapsamı bu konularla sınırlandırılmıştır. Bu ifadeden, hak

arama hürriyetinin ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmek

için, başvurucunun ya medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın

tarafı olması ya da başvurucuya yönelik bir suç isnadı hakkında karar verilmiş

olması gerektiği anlaşılmaktadır (B. No: 2012/917, 16/4/2013,

§ 21).

27. Başvuru konusu olayda başvurucu, hükümlü olarak bulunduğu

cezaevinde protesto amacıyla slogan atması ve kapılara vurmasından dolayı iki

ayrı disiplin cezasına çarptırılmıştır.

28. Öncelikle disiplin soruşturmasının Anayasa’nın 36. ve

Sözleşme’nin 6. maddesi çerçevesinde değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin

belirlenmesi gerekmektedir. Bu hususta, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)

kural olarak disiplin soruşturmalarının Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında

değerlendirilemeyeceğini kabul etmektedir. Ancak bu kuralın istisnası olarak ”suç isnadının” özerk yorumu bağlamında

disiplin suçlamasının “suç”

alanında kalması da mümkündür. AİHM, adil yargılanma hakkının kapsamını

belirlerken keyfi işlemlere karşı etkin bir koruma sağlanabilmesi için,

görünüme ilişkin değil esasa yönelik bir değerlendirme yapmaktadır (bkz. Stitic/Hırvatistan, B. No: 29660/03, 8/11/2007, § 51; Engel ve

diğerleri/Hollanda, B. No: 5100/71, 5101/71, 5102/71, 5354/72,

5370/72, 8/6/1976, §§ 80-82; Campbell ve Fell/Birleşik Krallık, B. No: 7819/77, 7878/77,

28/6/1984, §§ 66- 73; Ezeh ve Connors/Birleşik

Krallık, B. No: 39665/98, 40086/98, 9/10/2003, § 82).

29. AİHM, bir disiplin soruşturmasının, Sözleşme’nin 6.

maddesinin birinci fıkrası uyarınca “suç

isnadı” başlığı kapsamında kalıp kalmadığını belirlemek amacıyla

bazı kriterler belirlemiştir. Bu kapsamda öncelikle

eylemin iç hukuktaki nitelenmesi dikkate alınmaktadır. Bununla birlikte

disiplin suçunun ve bu suç için öngörülen cezanın niteliği ve ağırlığı da

gözetilmektedir (Engel ve diğerleri/Hollanda,

§ 81; Campbell ve Fell/Birleşik Krallık,

§ 67).

30. Somut olayda, başvurucunun cezaevinde gerçekleştirdiği

eylemlerine ilişkin olarak 5275 sayılı Kanun’un disiplin hükümleri çerçevesinde

disiplin kurulu tarafından ceza verilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun eylemleri

disiplin hukuku çerçevesinde değerlendirilmiştir.

31. AİHM, kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılması sonucunu

doğuracak cezaların kural olarak “suç”

alanında değerlendirilmesini öngörmüştür (Engel

ve diğerleri/Hollanda, § 82). Ancak, somut olayda, başvurucunun,

özgürlüğünden yoksun kalması daha önce hakkında verilen mahkûmiyet kararının

sonucu olup, disiplin cezasının başvurucunun kişi özgürlüğünü kısıtlaması söz

konusu değildir. Dolayısıyla başvurucunun aldığı cezanın niteliğinin, disiplin

cezasının niteliğini aştığı söylenemez. Disiplin cezasının ağırlığı konusunda

başvurucunun “2 ay süre ile haberleşme veya

iletişim araçlarından yoksun bırakma” ve “2 ay süre ile ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma” disiplin

cezaları ile cezalandırıldığı gözetildiğinde “suç”

alanı kapsamında kalacak ağırlıkta bir cezaya maruz bırakıldığı da söylenemez.

Sonuç olarak başvurucunun iddialarının Sözleşme’nin 6. maddesinde belirtilen “suç isnadı” bağlamında değerlendirilmesi

mümkün değildir.

32. Öte yandan, disiplin soruşturması ve devamında

şikâyetleri üzerine Kırıkkale İnfaz Hâkimliği ve Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesi

tarafından yapılan yargılama sürecinin sonunda başvurucunun 2 ay süre ile

haberleşme veya iletişim araçlarından ve ziyaretçi kabulünden yoksun

bırakılmasının medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili yönü bakımından uygulanabilir

olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir.

33. Sözleşme’nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının “medeni” meselelerde uygulanabilirliği

için ilk olarak bir uyuşmazlığın bulunması gerekir. İkinci olarak uyuşmazlık,

en azından savunulabilir bir şekilde iç hukukta tanınmış olduğu söylenebilecek “haklar ve yükümlülükler” ile ilgili

olmalıdır. Üçüncü olarak uyuşmazlık konusu “haklar

ve yükümlülükler”, Sözleşme’deki anlamıyla

“medeni” olmalıdır. Son olarak

adil yargılanma hakkının kapsamına alınması istenen usulün, medeni hak ve

yükümlülüğe ilişkin bir uyuşmazlığı karara bağlaması gerekir (B. No: 2013/3912,

6/2/2014, § 21).

34. Anayasa’nın 36. maddesinde yer alan adil yargılanma

hakkının kapsamının belirlenmesinde de AİHM’in “medeni hak ve yükümlülükler” deyiminin

kapsamını genişletme eğilimi göz önüne alınmalıdır. AİHM, “medeni hak ve yükümlülükler” deyimini

hangi hukuk alanına girdiğine ve devletin müdahale edip etmediğine

bakılmaksızın bir kişinin sahip olduğu, savunulabilecek hak ve yükümlülükleri

kapsayacak şekilde genişletme eğilimindedir (B. No: 2013/3912, 6/2/2014, § 26).

35. AİHM, Sözleşme’nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

uygulanabilmesi için “medeni hak ve

yükümlülükler” ile ilgili gerçek ve ciddi bir “uyuşmazlığın” olması gerektiğini

belirtmiştir. Bu uyuşmazlık, sadece bir hakkın varlığı ile değil aynı zamanda

bu hakkın kapsamı ve uygulanma şekliyle de ilgili olabilir. Yargılamanın

sonucunun, doğrudan söz konusu hakka ilişkin kesin bir karar olması gereklidir.

Yüzeysel bağlantılar ve dolaylı sonuçlar Sözleşme’nin 6. maddesinin birinci

fıkrasını harekete geçirmek için yeterli değildir. Bununla birlikte

Sözleşme’nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrası, ulusal hukuk tarafından kabul

edilebilen, en azından savunulabilir, medeni haklar ile ilgili “uyuşmazlıkların” kapsamını

genişletmektedir. Ayrıca bu hakların Sözleşme tarafından korunması

aranmamaktadır (bkz., bir çok karar arasından, Mennitto/İtalya [BD], B. No: 33804/96, 5/10/2000, § 23; Gülmez/Türkiye, B. No: 16330/02, 20/5/2008, § 28; Enea/İtalya [BD], B. No: 74912, 17/9/2009, §

99; Micallef/Malta, B. No: 17056/06, 15/10/2009, §

74).

36. Mahkûmlara uygulanan disiplin yaptırımlarına karşı 4675

sayılı Kanun’un 6. maddesi gereğince infaz hâkimliğine şikâyet hususu kabul

edilmiştir. Bu çerçevede disiplin cezasına karşı yapılan şikâyet üzerine infaz

hâkimi, hükümlü veya tutuklunun savunmasını aldıktan ve talep edilen diğer

delilleri toplayıp değerlendirdikten sonra kararını verir. Hükümlü veya

tutuklu, savunmasını, hazır bulunmak ve vekâletnamesini ibraz etmek koşuluyla

avukatıyla birlikte veya avukatı aracılığıyla yapabilir. Dolayısıyla hükümlü

veya tutuklulara uygulanacak disiplin yaptırımlarına ilişkin olarak infaz

hâkimliğine yapılacak bir şikâyet ile adli hukuk yolu sağlanmıştır (Gülmez/Türkiye, § 29).

37. Bununla birlikte, başvurucunun, haberleşme veya iletişim

araçlarından ve ziyaretçi kabulünden yoksun bırakılması yönündeki disiplin

cezasının kişisel hak niteliğinde olduğu ve bu bağlamda “medeni” hak niteliğinde olduğu kabul

edilmelidir (bkz. Gülmez/Türkiye,

§ 25; Ganci/İtalya, B. No. 41576/98, 30/10/2003, § 25; Enea/İtalya [BD], §§ 105-107). Dolayısıyla başvurucuya uygulanan

disiplin cezası nedeniyle yaptığı şikâyetin infaz hâkimliği tarafından

incelenmesinin “medeni hak”

kapsamında kaldığının ve dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesi ile Sözleşme’nin

6. maddesinin birinci fıkrasının uygulanmasının mümkün olduğunun kabul edilmesi

gerekir.

38. 6216 sayılı Kanun'un 'Bireysel

başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi' kenar

başlıklı (2) numaralı fıkrasına göre Mahkemece açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemez olduğuna karar verilebilir. Başvurucuların ihlal

iddialarını kanıtlayamadığı, iddialarının salt kanun yolunda gözetilmesi

gereken hususlara ilişkin olduğu, temel haklara yönelik bir müdahalenin

olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya

zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul

edilebilir.

39. Adil yargılanma hakkı bireylere dava sonucunda verilen

kararın değil, yargılama sürecinin ve usulünün adil olup olmadığını denetletme

imkânı verir. Bu nedenle, bireysel başvuruda adil yargılanmaya ilişkin

şikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun yargılama sürecinde haklarına

saygı gösterilmediğine, bu çerçevede yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu

deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığı veya bunlara etkili bir şekilde

itiraz etme fırsatı bulamadığı, kendi delillerini ve iddialarını sunamadığı ya

da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi

tarafından dinlenmediği veya kararın gerekçesiz olduğu gibi, mahkeme kararının

oluşumuna sebep olan unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya

da açık keyfiliğe ilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş olması gerekir (B.No: 2013/2767, 2/10/2013, § 22).

40. Başvurucunun disiplin cezasına karşı yaptığı şikâyetin

reddedilmesine dair iddiaları esas itibarıyla infaz hâkimliği ve itiraz mercii

tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında isabet olmadığına

ilişkindir. Başvurucu yürütülen yargılama sırasında karşı

tarafın sunduğu deliller ve görüşlerle ilgili bilgi sahibi olma ve bunlara

karşı etkili bir şekilde itiraz etme ve kendi delillerini ve iddialarını sunma

konularında bir sorunla karşılaştığına dair bir bulguya rastlanılmadığı gibi

yapılan yargılama ve kurulan hükümde bariz takdir hatası veya açık keyfilik de

tespit edilmemiştir.

41. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun iddialarının kanun

yolu şikâyeti niteliğinde olduğu ve infaz hâkimliği kararının bariz takdir

hatası veya açık keyfilik de içermediği anlaşıldığından, başvurunun “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle başvurunun, “açıkça dayanaktan

yoksun olması” nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA, adli

yardım talebi kabul edilen başvurucunun harçtan muafiyetine, 25/3/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan : Alparslan ALTAN Üyeler : Osman Alifeyyaz PAKSÜT Recep KÖMÜRCÜ Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Raportör : Murat ŞEN Başvurucu : Giyasettin AYDIN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/1852, 25 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve
  6. Olgular
  7. A. Olaylar
  8. B. İlgili Hukuk
  9. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/1852
Tarih
25 Mart 2015

İlgili Kararlar

  • Hamza Çiçek Başvurusu (B. No: 2013/7067)
  • İsmail Güngör Başvurusu (B. No: 2013/2761)
  • Mehmet Demirer Başvurusu (B. No: 2013/7402)
  • Abdurrahman Kahraman Başvurusu (B. No: 2014/7046)
  • Hüseyin Özdemir Başvurusu (B. No: 2013/7455)
  • Tülin Soyhan Başvurusu (B. No: 2013/2212)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.