İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Gökhan Bakışkan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/7782)

1. Başvuru, yürütülen bir soruşturmada uygulanan tutuklama

Başvuru No2015/7782Tarih9 Ocak 2019Okuma29 dk · 5.748 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Gökhan Bakışkan Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
9 Ocak 2019
Başvuru Numarası
2015/7782
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.748 kelime·29 dk okuma·24 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yürütülen bir soruşturmada uygulanan tutuklama

tedbirinin hukuki olmaması, bu kararın doğal hâkim ilkesine aykırı olarak

kurulmuş, bağımsız ve tarafsız olmayan sulh ceza hâkimliğince verilmesi ve

gizlilik kararı nedeniyle soruşturma dosyasına erişimin engellenmesi

nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; sesli ve görüntülü ifade

alınması taleplerinin reddedilmesi, incelemelerin çok kısa süre içinde

tamamlanması, yeterli savunma imkânı tanınmayarak savunma hakkının kısıtlanması

ve kararın gerekçesiz olması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 11/5/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

A. Başvuruculara İsnat

Edilen Eylemlere İlişkin Süreç

6. Olay tarihleri itibarıyla başvuruculardan Mehmet Fırat Hatay

İl Jandarma Komutanlığında binbaşı rütbesiyle istihbarat şube müdürü olarak, Hayati

Özcan ve Gökhan Bakışkan Hatay İl Jandarma

Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğünde üsteğmen rütbesiyle, Orhan Şahin Adana

İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğünde üsteğmen rütbesiyle, Halil

Alp Hatay İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğünde astsubay

rütbesiyle görev yapmaktadır.

7. 1/1/2014 tarihinde Hatay'ın Kırıkhan ilçesinde, 19/1/2014

tarihinde ise Adana'nın Ceyhan ilçesi Sirkeli otoyol gişelerinde Millî

İstihbarat Teşkilatına (MİT) ait yüklerin bulunduğu tırlar durdurulmuştur.

8. 1/1/2014 tarihinde saat 15.29’da Hatay 156 Jandarma İmdat

İhbar Merkezine gelen bir ihbarda

“Reyhanlı-Kırıkhan-İslahiye üzerinden Kilis’e

gidecek... plakalı tır ... plakalı dorse ve ...

plakalı ... otomobil ile terör örgütüne silah götürüleceği”

belirtilmiştir. İhbarda bulunan kişi kendisini T.K. olarak tanıtmış, ihbarda

belirttiği silahların hangi örgüte götürüleceği konusunda bir açıklamada

bulunmamıştır. İhbarda söz konusu araçların Reyhanlı merkezden kalkacağı

bilgisi verilince ihbarı alan jandarma görevlisinin araçların polis bölgesinden

kalkacağını ve orada hemen yakalanabileceğini belirterek ihbarcıdan 155’i

(Polis İmdat Hattı) aramasını istediği, ihbarcının da “Siz kendi notunuzu aldınız değil mi?” şeklinde

cevap verdiği anlaşılmıştır.

9. Jandarma görevlilerince anılan ihbara ilişkin İhbar Kayıt Formu düzenlenmiştir. Forma

göre söz konusu ihbar, saat 15.38’de Hatay İl Emniyet Müdürlüğü 155 Polis İmdat

Hattına, saat 15.40’ta (Jandarma) İstihbarat Şube Müdürüne, saat 15.42’de

(Jandarma) Asayiş Şube Müdürüne, saat 15.44’te İl Jandarma Komutan

Yardımcısına, saat 15.46’da İl Jandarma Komutanına, saat 15.48’de (Jandarma)

Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürüne, saat 15.50’de Reyhanlı

İlçe Jandarma Komutanına, saat 15.54’te Kumlu İlçe Jandarma Komutanına, saat

15.56’da Kırıkhan İlçe Jandarma Komutanına, saat 15.58’de Antakya İlçe Jandarma

Komutanına, saat 16.00’da Topboğazı ve Güzelce

Jandarma Karakol Komutanlıklarına telefonla bildirilmiş; ihbarla ilgili olarak

yol kontrol faaliyeti yapmak ve belirtilen araçlar ile ilgili araştırma yapmak

üzere İl Jandarma Komutanı tarafından verilen emir Reyhanlı, Kırıkhan, Kumlu,

Hassa ve Antakya İlçe Jandarma Komutanlarına ve (Jandarma) İstihbarat Şube

Müdürüne telefonla iletilmiştir.

10. Gelen bu bildirime ilişkin ihbar tutanağının ilgili kısmı

şöyledir:

“01.

01.2014 günü saat 16:00 sıralarında 156 Jandarma Harekât Merkezi tarafından

Komutanlığımız aranarak ... plakalı tır içerisinde silah yüklü olduğu ve bu

araca ... plakalı … marka aracın öncülük yaptığı ihbarı alınmış olup …”

11. Hatay İl Emniyet Müdürlüğünde görevli Trafik Polis Memuru

A.B. Kırıkhan-Reyhanlı yolunda radarla hız kontrolü yaparken haber merkezinden

telsizle gelen bir anons üzerine başka bir ekipte görevli Polis Memuru A.L. ile

görüşerek ihbarın içeriğini öğrenmiş; yoldan geçtiğini gördüğü ihbarda

belirtilen tırı ve öncü otomobili takibe koyulmuş ve saat 16.15’te Kırıkhan

ilçesine bağlı Torun köyü bölgesinde durdurmuştur. Tırın sağ koltuğunda oturan

kişi, MİT mensubu olduğunu ifade etmiş ve görev kimliğini Polis Memuru A.B.ye

göstermiştir. Bunun üzerine Polis Memuru A.B. üstlerine bilgi vermiş; bu sırada

olay yerine önce Kırıkhan İlçe Jandarma Komutanlığı Merkez Karakol Komutanı ile

jandarma personeli, sonrasında Kırıkhan İlçe Jandarma Komutanı ayrıca bir başka

polis ekibi gelmiştir. Bölge Trafik Şube Müdürlüğünden gelen "ilgili araçların MİT’e ait olduğu ve kişilerin

de MİT mensubu olduğu” bilgisi üzerine polis görevlileri olay

mahallinden ayrılmıştır.

12. Jandarma görevlilerince tutulan İhbar Kayıt Formunda (bkz. §

9) ihbarda belirtilen araçların durdurulduğu ve araçlardaki kişilerin MİT

personeli olduklarını beyan ettikleri bilgisinin polis görevlilerince saat

16.47’de 156 Jandarma İmdat Hattına bildirildiği; bu bilginin (Jandarma)

İstihbarat Şube Müdürüne, (Jandarma) Asayiş Şube Müdürüne, İl Jandarma Komutan

Yardımcısına ve Kırıkhan İlçe Jandarma Komutanına saat 16.48’de iletildiği

belirtilmiştir.

13. Kırıkhan İlçe Jandarma Komutanlığı görevlilerince Kırıkhan

(nöbetçi) Cumhuriyet Savcısı Y.A.ya

olaya ilişkin bilgi verilmiş ve Y.A.dan alınan

talimat uyarınca arama talep yazısı hazırlanmıştır. Bu süreçte Kırıkhan

Cumhuriyet Başsavcısı da olaydan haberdar olmuş ve olayın niteliği gereği

Terörle Mücadele Kanunu (TMK) mülga 10. maddesiyle belirlenen görev alanı

kapsamında kalabileceğinden bahisle Ö.Ş. ile telefonla görüşmüştür. Ö.Ş. olaya

ilişkin talimatını Kırıkhan Cumhuriyet Başsavcısına bildirmiştir. Bunun üzerine

(nöbetçi) Kırıkhan Cumhuriyet Savcısı Y.A. soruşturmanın Adana Cumhuriyet

Başsavcılığı tarafından yürütüldüğünü belirterek olaya ilişkin yeni bir talimat

vermemiş; jandarma görevlilerince hazırlanan arama talep yazısını havale

etmemiş ve arama kararı vermemiştir.

14. Kırıkhan İlçe Jandarma Komutanlığınca “01.01.2014 günü saat 16:00 sıralarında

Komutanlığımıza gelen ihbar ile durdurulan ... plakalı çekici ... plakalı dorse içerisinde kaçak silah bulunduğu beyan edilmiş olup

... plakalı çekici ve ... plakalı dorse 01.01.2014

günü arama yapılması için bir defaya mahsus arama izninin verilmesini arz

ederim” şeklindeki arama talep yazısının bu kez faks yoluyla Adana

Cumhuriyet Başsavcılığına iletilmesi üzerine (olay tarihinde TMK mülga 10.

madde ile görevli nöbetçi Cumhuriyet savcısı olan) A.T. tarafından başlatılan

2014/2 sayılı soruşturma dosyası üzerinden verilen arama kararı, faks yoluyla

Kırıkhan İlçe Jandarma Komutanlığı görevlilerine iletilmiştir. Anılan arama

kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Cumhuriyet

Başsavcılığımız tarafından yürütülen soruşturma kapsamında;

01.01.2014 tarihli ve … sayılı yazınız ve

ekindeki ihbar tutanağı incelendi,

İhbara konu araç içerisinde ruhsatsız silah

bulunduğu yönünde yeterli şüphe olduğu değerlendirilerek, gecikmesinde de

sakınca bulunması sebebiyle tarafımızdan CMK’nın [Ceza

Muhakemesi Kanunu] 119/1 maddesi gereğince

arama izni verilmesi değerlendirilmiştir.

Bu kapsamda,

1-) İhbara konu … plakalı tır ve çekici …

plakalı dorse ile … plakalı … marka araç içerisinde

derhal geceleyin bir defaya mahsus olmak üzere arama yapılmasına,

2-) Aramanın 01.01.2014 günü saat 18:10 ila 24:00 arasında icrasına

3-) Araçta bulunan kişilerin açık kimlik

bilgilerinin tespiti ile üzerlerinde ve eşyalarında arama yapılmasına

4-) Arama sırasında video kaydı alınmasına,

…

Karar verilmiştir."

15. Bu sırada olay yerine Hatay İl Jandarma Komutanlığı

istihbarat şube müdürü ve jandarma istihbarat personeli olan başvurucular ile

Hatay İl Jandarma Komutanlığı bomba imha ekibi gelmiştir. Kırıkhan İlçe

Jandarma Komutanlığınca tutulan 1/1/2014 tarihli tutanağa göre olay yerinde

bulunan polis memurları ve durdurulan araçlarda bulunan kişilerle jandarma

personeli tarafından yapılan görüşmede "şahısların

MİT mensubu olduğu, her iki aracın da MİT’e ait olduğu, içerisinde bulunan tüm

malzemelerin de devlet sırrı niteliği taşıdığı bilgisine" ulaşılmış;

araçlardaki kişilere ait MİT kimliği görülmüş, ancak bu kişiler kimliklerini

vermek istemediklerinden kimlik bilgileri tespit edilememiştir.

16. Ö.Ş.nin aramaya nezaret edilmesi

talimatı vermesi üzerine Kırıkhan Cumhuriyet Başsavcısı, Kırıkhan Cumhuriyet

Savcısı Y.A. ve Zabıt Kâtibi S.T.nin de tır ve

otomobilin durdurulduğu yere geldikleri anlaşılmıştır.

17. Araçlarda bulunan kişiler, MİT personeli olduklarını ve

araçtaki malzemelerin devlet sırrı niteliğinde olduğunu belirterek arama

yapılamayacağını ifade etmişlerdir. Bunun üzerine Kırıkhan Cumhuriyet

Başsavcısı tekrar Ö.Ş. ile telefonla görüşmüş; Ö.Ş., en kısa sürede olay yerine

intikal edileceğini ve araç etrafında gerekli güvenlik önlemlerinin alınmasına

devam edilmesini söylemiştir. Kırıkhan Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

tutulan 1/1/2014 tarihli ve 2014/1 sayılı Olay Yeri Görgü ve Tespit Tutanağına

göre bu görüşme sırasında Ö.Ş. ayrıca

"arama kararının kendisi gelmeden icra edilmemesi" yönünde

de talimat vermiştir.

18. Ö.Ş.nin olay yerine gelmesi

beklenirken Hatay Valiliği tarafından Kırıkhan Kaymakamlığı ve Kırıkhan İlçe

Jandarma Komutanlığına hitaben verilen "Muhtelif

kanallardan Valiliğime intikal eden bilgilere göre; MİT’e bağlı görev yapan

personel ile araçların Kırıkhan İlçe Jandarma Komutanlığınca alıkonulduğu

anlaşılmaktadır. Bahsi geçen görevlilerin bağlı oldukları 2937 sayılı Kanuna

göre personelin özel statüleri ve doğrudan Başbakanlık makamına bağlı olarak

çalışmaları dolayısıyla, usulüne uyulmaksızın alıkonulmaları cezai sonuç

doğuracağından, ilgililerin kimliklerin belirlenip serbest bırakılmalarını

önemle rica ederim" şeklindeki yazılı talimatı saat 20.30’da

teslim alan Kırıkhan İlçe Jandarma Komutanı, anılan talimat gereği personeline

araçtaki kişilerin kimliklerinin tespit edilerek serbest bırakılmalarını

söylemiştir. Bu durum, Kırıkhan Cumhuriyet Başsavcısı tarafından Ö.Ş.ye telefonla

bildirilmiştir. Bunun üzerine Ö.Ş.nin aracın

bulunduğu yerden hareket ettirilmemesi ve araçlardaki kişilerin serbest

bırakılmaması yönünde talimat verdiği anlaşılmıştır.

19. Hatay Valiliğinin yazılı emri uyarınca Kırıkhan İlçe

Jandarma Komutanlığı personeli olay yerinden ayrılmıştır. Yola devam eden söz

konusu tır ve otomobil, Ö.Ş.nin verdiği talimat

üzerine Kırıkhan Cumhuriyet Başsavcısının sözlü emriyle Kırıkhan-Reyhanlı Muratpaşa mevkiinde Hatay İl Jandarma Komutanlığı

İstihbarat Şube Müdürlüğü personelince tekrar durdurulmuştur.

20. Durdurma noktasında Hatay İl Emniyet Müdürlüğü Terörle

Mücadele (TEM) Şube Müdürlüğüne bağlı polislerin Ö.Ş.nin

talimatı doğrultusunda hazır oldukları anlaşılmıştır. Tır ve otomobilin

durdurulduğu yere kısa bir süre sonra Ö.Ş. gelmiştir. Kırıkhan İlçe Jandarma

Komutanlığı personelinin olay yerinden ayrılmış olduğu, olay yerinde Hatay TEM

Şube Müdürlüğüne bağlı polis görevlilerinin ve Hatay İl Jandarma Komutanlığı

İstihbarat Şube Müdürlüğü personelinin bulunduğu, Ö.Ş.ye olay yerinde ifade

edilmiştir. Ö.Ş.nin adli işlem yapılmasının

kendisinin sorumluluğunda olduğunu bildirmesi ve talimatı üzerine Kırıkhan

Cumhuriyet Başsavcılığı personeli de olay yerinden ayrılmıştır.

21. Ö.Ş., olay yerinde bulunan TEM Şube Müdürlüğüne bağlı polis

görevlilerine tırın aranması talimatını vermiş; MİT personelinin direnç

göstermesi üzerine tır aranamamıştır. Sonrasında TEM Şube Müdürlüğüne bağlı

polis görevlileri üstlerinden telefonla gelen talimat üzerine olay mahallinden

uzaklaşmışlardır. Bunun üzerine MİT personelinin tır ve otomobil ile olay

yerinden ayrıldığı, söz konusu tırda arama yapılamadığı anlaşılmaktadır.

22. Ö.Ş. tarafından tutulan 2/1/2014 tarihli ve 2014/2

Soruşturma sayılı Adli Aramanın

Yapılamadığına Dair Tutanak içeriğine göre Ö.Ş., olay yerinde

aramanın yapılamaması üzerine TMK'nın mülga 10.

maddesi kapsamındaki suçlardan sorumlu Cumhuriyet savcısı olduğu ve suçun

anılan madde kapsamındaki suçlardan olan 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk

Ceza Kanunu’nun 315. maddesine ilişkin bulunduğu gerekçeleriyle aramaya refakat

etmek üzere saat 19.00’da Adana’dan Kırıkhan’a hareket etmiş; MİT Hukuk

Dairesinde yetkili olduğunu belirten bir kişi, Adana’dan çıkmadan önce saat 17.00

sıralarında Ö.Ş.yi telefonla arayarak tırın

kendilerine (Kuruma) ait olduğunu ve 1/11/1983 tarihli ve 2937 sayılı Devlet

İstihbarat Hizmetleri ve Millî İstihbarat Teşkilatı Kanunu’na (MİT Kanunu) göre

soruşturma izni olmadan araçta arama yapılamayacağını ifade etmiştir. Anılan

tutanak içeriğinde belirtildiğine göre Ö.Ş., kendisini arayan MİT görevlisine

"Araçta ve öncü araçta bulunan

personeliniz olduğu iddia edilen kişilerin personeliniz görevlisi olduğuna dair

belgenin ulaşması halinde kendilerini bırakırız, normal izin prosedürünü bu

şahıslara yönelik usule göre yaparız, ancak araçta silah sevkiyatı yapıldığına

dair iddia var. MİT Kanununa göre soruşturma usulü sadece suça karışan personel

yönüyle uygulanır. Delil tespitine engel olmaz. Biz delil tespitine yönelik

soruşturma yapıyoruz. Arama kararını uygulayacağız. MİT görevlilerinin silah

taşıma gibi bir görevi olamaz. Silah taşıma devlet sırrı olamaz. Bu konuda

ısrar ediyorsanız tutanak tutarım sizinle ilgili de soruşturmaya müdahale

etmekten işlem yaparım." şeklinde cevap vermiştir. Tutanakta

ayrıca tırı takip eden görevlilerin tırın gitmesinden bir süre sonra Reyhanlı

ilçesi yakınlarında trafik kazası olduğu gerekçesiyle emniyet trafik ekibi

tarafından yolun trafiğe kapatıldığı hususunun Ö.Ş.ye bildirildiği, bu şekilde

tırın takibinin de engellendiği ifade edilmiştir.

23. MİT Müsteşarlığının 6/2/2014 tarihli yazısı ile söz konusu

olayda görev alan kişilerin ve araçların "2937

sayılı Kanun ile Müsteşarlığa verilen görev ve yetkiler uyarınca ülkenin millî

menfaatleri doğrultusunda yürütülen faaliyetler kapsamında bulunduğu"

Adana Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmiştir.

24. Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 10/2/2014 tarihli ve 2014/2

Soruşturma sayılı, K.2014/27 sayılı kararı ile olayda görev yapan MİT personeli

hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin

ilgili kısımları şöyledir:

“… 4483 sayılı Yasa hükümleri acil ve

kaybolması muhtemel delilleri toplamaya izin vermekte iken, sonraki ve özel

kanun olan 2937 sayılı yasa md.26 hiçbir istisnaya yer vermemiştir.

… Kanun koyucunun 2937 sayılı yasanın genel

amacı ve Milli İstihbarat Teşkilatının çalışma esas ve usullerinin gizlilik

taşıması dikkate alındığında hatta söz konusu teşkilatın faaliyetlerinin açığa

çıkarılmasının diğer yasal düzenlemeler yanında 2937 sayılı yasanın 27. maddesi

ile de cezai hükme bağlandığı düşünüldüğünde, yasa koyucunun böyle bir iddiada

hiçbir şekilde acil deliller olsa dahi delil toplamaya izin vermediği

görülecektir.

…

Öte yandan çeşitli kanunlarda çeşitli üst

düzey kamu görevlilerinin görevle ilgili suçlarında soruşturulmaları, izne ve

özel yargılama usulüne bağlanmıştır. Ancak herhangi bir ihbarla ‘gecikmesinde

sakınca bulunan hal’ hususu belirtilerek soruşturma işlemi kapsamındaki usulü

işlemlere (örneğin evinde ya da aracında veya makam odasında arama, elkoyma, gözaltı vs) girişilmesi

durumunda uygulamada ‘izin müessesesinin’ hiçbir anlamı ve yasal koruması

kalmayacağı gibi … lekelenmeme hakkı da ağır şekilde ihlal edilmiş olacaktır.

Ayrıca söz konusu izin şartı olan özel

soruşturma usullerinde kişinin örneğin aracı, evi, makam odası ya da eşyasının

delil olarak kişiden farklı ve ayrı olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.

…

Buradaki ihbarlarla soruşturmayla bağlantıları

tümüyle ortaya çıkarılabilecek bir yapının ülkenin Milli İstihbarat

Teşkilatını, tüm faaliyetlerini, çalışanlarını deşifre etmek suretiyle, Türkiye Cumhuriyetinin yabancı istihbarat servisleri

karşısında çaresiz ve savunmasız bırakılması amaçlandığı değerlendirilmektedir.

…

Milli İstihbarat Teşkilatının faaliyetleri ile

ilgili Yasası ve işin doğası gereği şeffaf olamayacağı sadece yasada belirtilen

şekilde sorumlu olduğu makamlara denetim ve hesap verebileceğinin ve her konuda

kamuoyuna tüm bilgileri açıklayamayacağı bilindiğinden, bu ihbarlarla

Teşkilatın faaliyetlerinin El Kaide terör örgütü ile bağlantılandırılmaya

çalışıldığı, ülkemizin teröre destek veren ülke şeklinde dünyada

nitelendirilmesinin amaçlandığı, böylece dünyada ambargo ile karşılaşılabilecek

bir altyapının oluşturulmaya çalışıldığı, bu ihbarların nihai amaçlarından

birinin de bu olduğu, MİT’in görev faaliyetleri kapsamındaki çalışmalarının söz

konusu ihbarlarla sekteye uğratılmasının amaçlandığı değerlendirilmiştir.

…

MİT’in 2937 sayılı yasanın 4. maddesinde

sayılan görevleri yapmasının TCK md. 24 ve 26

uyarınca hem hakkı hem de görevi olduğu, bu kapsamda söz konusu araçlarla

yapılan faaliyetlerin, dosya içeriğinde yapılan yazışmalar sonucunda MİT’in

görevi kapsamında icra edilen faaliyetlere ilişkin olduğu, bu nedenle olaylarda

bir hukuka aykırılık ve suç bulunmadığı, tüm bu sebeplerle 2937 sayılı kanunun

26. maddesi uyarınca soruşturma izni istenmesini gerektirir herhangi bir husus

da bulunmadığı anlaşılmıştır.”

B. İlgili Süreç

25. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 6/6/2016 tarihli ve

E.2016/24769 sayılı iddianamesi ile Fetullahçı Terör

Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasının (FETÖ/PDY) kurucusu ve liderinin de

aralarında olduğu yetmiş üç örgüt yöneticisi hakkında silahlı terör örgütü

kurma ve yönetme, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya

görevini yapmasını engellemeye teşebbüs, siyasi ve askerî casusluk yapma,

zimmet, nitelikli dolandırıcılık, resmî belgede sahtecilik, suçtan kaynaklanan

mal varlığı değerlerini aklama, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak

kaydedilmesi, kişisel verileri hukuka aykırı olarak başkasına verme, yayma, ele

geçirme suçlarını işledikleri iddiasıyla kamu davası açılmıştır. Anılan iddianamedeMİT’e ait söz konusu tırların durdurulması ve

aranması eylemlerinin FETÖ/PDY mensubu kişilerce bu yapılanmanın amaçları

doğrultusunda gerçekleştirildiği ifade edilmiştir [AYM, E.2016/6 (Değişik

İşler), K.2016/12, 4/8/2016, § 16].

26. 15/7/2016 gecesi, Türk Silahlı Kuvvetleri içinde örgütlenmiş

olan bir grup tarafından yapılan darbe teşebbüsü sonrasında ise Cumhurbaşkanı

başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/7/2016 tarihinde, ülke genelinde

21/7/2016 Perşembe günü saat 01.00’den itibaren doksan

gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Cumhurbaşkanı

başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunca 22/7/2016 tarihinde kararlaştırılan

23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun

Hükmünde Kararname’nin (KHK) 3. maddesinde yargı mensupları ile bu meslekten

sayılanlardan terör örgütlerine veya MGK’ca devletin millî güvenliğine karşı faaliyette

bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği,

mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu

değerlendirilenlerin meslekten çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir.

Bu kapsamda Türk Silahlı Kuvvetleri ve jandarma personeline ilişkin tedbirler

konulu 31/7/2016 tarihli ve 29787 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan 669 sayılı KHK ile başvurucuların da aralarında bulunduğu bazı asker

kişiler kamu görevinden çıkarılmıştır.

C. Tutuklamaya İlişkin

Süreç

27. Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca olay sonrasında başlatılan

soruşturma sonucunda 15/12/2014 ve 26/2/2015 tarihli iddianamelerle başvurucuların

"devletin gizli kalması gereken

bilgilerini siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etme, devletin

güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla

açıklama" suçlarını işlediklerinden bahisle cezalandırılmaları

talebinde bulunulmuştur.

28. İddianamede isnat edilen eylemlerin birlikte

değerlendirilmesi sonucunda başvurucuların haklarında devletin gizli kalması

gereken bilgilerini siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etme, devletin

güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla

açıklama suçlarını işledikleri iddiasıyla bazı kamu görevlisi sanıklar ile

birlikte planlı ve sistematik bir şekilde yürütülen organizasyonun parçası

olarak ve örgütlü bir şekilde hareket ettikleri ifade edilmektedir. İddianameye

göre başvurucular; Türkiye Cumhuriyeti devleti ve Hükûmetini gerek yurt içinde

gerekse uluslararası platformda zor durumda bırakmak ve itibarsızlaştırmak, El

Kaide ve benzeri terör örgütlerine yardım ettiği görüntüsü vererek uluslararası

yargı organları nezdinde hukuki ve cezai sorumluluk altına sokmak amacıyla

devletin güvenliği veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla

gizli kalması gereken bilgiler olan, MİT tarafından yasal olarak

gerçekleştirilen ve özünde devlet sırrı niteliğinde olan faaliyetleri ifşa

etmişlerdir.

29. Başvurucuların tutuksuz olarak yargılamaları devam ederken

Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/12/2015 tarihli kararıyla dosyalar arasında

hukuki, fiilî ve şahsi irtibat bulunduğu gerekçesiyle dosyanın Yargıtay 16.

Ceza Dairesinin (ilk derece mahkemesi) E.2015/1 sayılı dosyasıyla

birleştirilmesine karar verilmiştir.

30. Öte yandan Selam-Tevhid Kudüs Ordusu isimli, iddia edilen terör

örgütünü konu alan bir soruşturmadaki usulsüzlük iddiaları kapsamında Türkiye Cumhuriyeti devletinin güvenliği veya ulusal

ve uluslararası yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken

görüşmelerinin dinlendiği, kaydedildiği ve bir kısmının iletişim tespit

tutanağı hâline getirilerek terörle ilişkilendirildiği gerekçesiyle

başvurucuların da aralarında olduğu çok sayıda kolluk görevlisi hakkında

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) ceza soruşturması

başlatılmıştır.

31. Başvurucular, anılan soruşturma kapsamında gözaltına

alınmışlardır. Başsavcılık 9/4/2015 tarihinde başvurucuları silahlı terör

örgütüne üye olma ve Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini cebir ve şiddet kullanarak

ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye

teşebbüs etme suçlarından tutuklanmaları istemiyle İstanbul 2. Sulh Ceza

Hâkimliğine sevk etmiştir. Savcılığın talep yazısında başvuruculara isnat

edilen eylemlerle ilgili ayrı ayrı değerlendirmeler yapılmak suretiyle eylemler

özetle şöyle ifade edilmiştir:

"... Şüphelilerin eylem ve

fikir birliği içerisinde, koordineli ve sistematik bir biçimde sahte ihbar ve

delil uydurmak suretiyle, Suriye Ülkesi Halep şehri Türkmenlerine yardım

götüren Milli İstihbarat Teşkilatı’na ait tırları durdurdukları, Türkiye

Cumhuriyeti Devleti’ni terörle ilişkilendirmek kasıt ve iradesiyle belli bir

mizansen çerçevesinde aradıkları, devlet sırrı kapsamındaki yardım faaliyetini

deşifre ettikleri, eylemin bütününe bakıldığında ayrıntılarıyla açıklandığı

üzere her bir şüphelinin örgütsel hiyerarşik ilişki içerisinde kendine verilen göreviyerine getirdiği anlaşılmıştır."

32. İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 9-10/4/2015 tarihli ve

2015/167 D. İş sayılı kararı ile başvurucular Halil Alp, Gökhan Bakışkan ve Mehmet Fırat "atılı

suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, şüphelilere isnat edilen suçların

yasadaki alt ve üst sınırları, isnat edilen suçlardan Türkiye Cumhuriyeti

Hükûmetini cebir şiddet kullanarak ortadan kaldırmaya veya görevlerini

yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme suçunun CMK 100/3

maddesinde sayılan suçlardan oluşu sebebiyle adli kontrol kararları yetersiz

kalacağı dikkate alınarak ..." talebin kabulüne karar verilerek

tutuklanmıştır. Diğer başvurucular hakkında ise tutuklama talebi reddedilerek

haklarında adli kontrol hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir. Kararın

ilgili kısmı şöyledir:

"... Şüphelilerin bir kısmının mesai

arkadaşı olmaları bir kısmının aynı devre olmaları itibariyle birbirlerini

tanıdıkları, şüpheliler Halil Alp, Mehmet Fırat ve Gökhan Bakışkan'ın

kendi beyanlarından da anlaşılacağı üzere, bölgelerinde Milli İstihbarat

Teşkilatının faaliyetlerinin olduğunu bildikleri halde bu tırları durdurmak ve

aramaya çalışmak, bu faaliyeti ifşa etmeyi amaçlamak sureti ile müsnet suçları işlediklerine yönelik kuvvetli suç

şüphesinin bulunması, ..."

33. Tutuklama talepleri reddedilerek haklarında adli kontrol

hükümleri uygulanmasına karar verilen başvurucular Hayati Özcan ve Orhan Şahin

hakkında verilen bu karara Savcılıkça yapılan itiraz üzerine İstanbul 3. Sulh

Ceza Hâkimliğinin 17/4/2015 tarihli kararıyla haklarında yakalama kararı

verilmiş ve sonrasında başvuruculardan Orhan Şahin 21/4/2015, Hayati Özcan

22/4/2015 tarihinde benzer gerekçelerle tutuklanmıştır.

34. Başvurucuların tutuklama kararlarına karşı yaptıkları

itirazlar İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin (ayrı ayrı yapılan itirazlar

üzerine) değişik tarihlerde verdiği kararlarla kesin olarak reddedilmiştir.

35. Başvurucular 11/5/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

36. Başsavcılıkça yürütülen soruşturma sonucunda 23/10/2015

tarihli iddianameyle başvurucuların devletin gizli kalması gereken bilgilerini

siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etme, devletin güvenliğine ilişkin

gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla açıklama, silahlı terör

örgütüne üye olma ve Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini cebir ve şiddet kullanarak

ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye

teşebbüs etme suçlarını işlediklerinden bahisle cezalandırılmaları talebiyle

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinde dava açılmıştır.

37. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi 9/1/2015 tarihinde iddianamenin kabulüne karar

vermiş ve E.2015/297 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamış, aynı

gün yapılan tensip incelemesi ile "üzerlerine

atılı suçların vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, buna göre tutuklu

sanıklar yönünden kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut kanıtlar

bulunması, sanıklara atılı suçların tutuklama nedenlerinin yasal karine olarak

varsayıldığı 5271 sayılı CMK.nun 100/3-a.11 alt

bendinde sayılan katalog suçlardan oluşu, sanıklara atılı suçların kanunda

öngörülen cezalarının alt ve üst sınırlarının kaçma kuşkusunu somutlaştırması,

müşteki sayısı ve eylemlerin sayısal yoğunluğu da dikkate alındığında sanıklara

verilmesi muhtemel ceza veya güvenlik tedbiri ile tutuklama tedbirinin ölçülü

oluşu, tüm bu nedenlerle sanıklar üzerinde adli kontrol hükümleri ile yeterli

ve etkili hukuksal denetim sağlanamayacak oluşu" gerekçesiyle

başvurucuların tutukluluklarının devamına karar verilmiştir.

38. Devam eden yargılamada başvurucuların da aralarında

bulunduğu sanıklar hakkındaki dava (MİT tırları sanıkları yönünden) Mahkemenin

ayrı bir esasına kaydedilmiş ve İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince davanın

Yargıtay 16. Ceza Dairesinin (ilk derece mahkemesi) E.2015/1 sayılı dosyasıyla

birleştirilmesine karar verilmiştir. Başvuruculardan Halil Alp 3/2/2016

tarihinde; Gökhan Bakışkan, Hayati Özcan ve Mehmet

Fırat ise 24/5/2016 tarihinde tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilmiştir.

Başvurucu Orhan Şahin ise hâlen tutuklu olarak yargılanmaktadır.

D. Sonraki Süreç

39. Başvurucular hakkında 15 Temmuz 2016 tarihli darbe teşebbüsü

sonrası yeniden başlatılan başka soruşturmalar nedeniyle Halil Alp'in 6/9/2016

tarihinde, Gökhan Bakışkan'ın 19/8/2016 tarihinde,

Mehmet Fırat'ın ise 22/8/2016 tarihinde haklarında yeni bir tutuklama kararı

verilmiş olup Gökhan Bakışkan ve Mehmet Fırat

28/7/2017 tarihinde yeniden tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilmiştir.

40. Başvurucular hakkında başvuruya konu edilen olaydan

kaynaklanan davalar, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk

derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 16. Ceza Dairesinde (E.2015/1) devam

etmektedir.

IV. İLGİLİ HUKUK

41.

İlgili hukuk için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,

16/11/2016, §§ 90, 151.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

42. Mahkemenin 9/1/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Tutuklamanın Hukuki

Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucuların

İddiaları

43. Başvurucular; daha önce soruşturmasına başlanan ve tutuksuz

olarak yargılamasının devam ettiği aynı olay nedeniyle haklarında yeniden

soruşturma başlatılarak kuvvetli suç süphesi ve bir

tutuklama nedeni bulunmadığı hâlde tutuklandıklarını, tutuklama ve tutuklamaya

itirazın reddi kararlarının tutuklamayı haklı kılacak somut deliller ortaya

konulmadan gerekçesiz olarak verildiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildigini ileri sürmüşlerdir.

b. Değerlendirme

44. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi

şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

45. Anayasa'nın "Kişi

hürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci

fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan

kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini

önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda

gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."

46. Başvurucuların bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.

maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

kapsamında incelenmesi gerekir.

i. Genel İlkeler

47. Genel ilkeler için bkz.

Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, §§

203-215.

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

48. Başvurucular, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan

kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme ve silahlı terör

örgütüne üye olma suçlarından 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu'nun 100. maddesi uyarınca tutuklanmışlardır. Dolayısıyla başvurucular

hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.

49. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin

meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın

ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtinin bulunup

bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

50. Tutuklama kararlarında; başvurucuların bir kısmının mesai

arkadaşı, bir kısmının aynı devre olması itibarıyla birbirlerini tanıdıkları,

kendi beyanlarından da anlaşılacağı üzere bölgelerinde MİT'in faaliyetlerinin

olduğunu bildikleri hâlde bu tırları durdurmak, aramaya çalışmak ve bu

faaliyeti ifşa etmeyi amaçlamak suretiyle müsnet suçu

işlediklerine yönelik kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterir delillerin

bulunduğu kanaatine varılmıştır (bkz. §§ 32, 33).

51. İddianamede ise başvurucuların örgütle bağlantılı olduğu

belirtilen kişilerle olan telefon görüşme kayıtlarına dayer

verilerek başvurucuların Selam-Tevhid Kudüs Ordusu soruşturması kapsamında

yapılan 17-25 Aralık soruşturmaları sonrasında kamuoyu oluşturmak ve Hükûmeti

zor durumda bırakmak amacıyla gerçekleri çarptırmak ve bir kısım gizli

bilgileri açıklamak suretiyle diğer şüphelilerle birlikte atılı suçları

işledikleri iddia edilmiştir (bkz. § 36).

52. MİT tırları

olayıyla ilgili olarak devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya

askerî casusluk amacıyla temin etme, devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması

gereken bilgileri casusluk maksadıyla açıklama suçlarından Adana Cumhuriyet

Başsavcılığınca başlatılan soruşturma sonucunda başvurucular hakkında bu suçlar

nedeniyle soruşturma makamları tarafından Adana'da dava açılmıştır (bkz. § 29 ). Sonrasında Selam-Tevhid Kudüs Ordusu isimli, iddia edilen terör

örgütünü konu alan bir soruşturmadaki usulsüzlük iddiaları kapsamında Türkiye Cumhuriyeti devletinin güvenliği veya ulusal

ve uluslararası yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken görüşmelerinin

dinlendiği, kaydedildiği ve bir kısmının iletişim tespit tutanağı hâline

getirilerek terörle ilişkilendirildiği gerekçesiyle başvurucuların da

aralarında olduğu çok sayıda kolluk görevlisi hakkında Başsavcılıkça yeni bir

ceza soruşturması başlatılmıştır (bkz. § 30 ). Aynı olaydan kaynaklanmış

olmakla birlikte sonradan ortaya çıkan yeni deliller kapsamında daha önceki

soruşturma ve kovuşturmaya konu edilmeyen eylemler (silahlı terör örgütüne üye

olma ve Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini cebir ve şiddet kullanarak ortadan

kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs

etme suçları) yönünden yeniden

soruşturma başlatılmış olması ve ulaşılan yeni deliller neticesinde yapılan

değerlendirmede başvurucuların suç işlediklerine dair kuvvetli belirti

bulunduğu sonucuna varılmasının keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.

53. Nitekim FETÖ/PDY ile bağlantılı oldukları belirtilen savcı

ve hâkimler tarafından 2013 yılının sonunda bazı siyasiler ve bunların yakınları

ile kamuoyunun tanıdığı bazı işadamları hakkında yolsuzluk yaptıkları iddiasıyla soruşturma başlatılması

(17-25Aralık soruşturmaları) ve 2014 yılının başında MİT'e ait malzemelerin

bulunduğu tırlarla silah taşındığı iddiasıyla bu tırların durdurulup aranması

-başvuruya konu edilen olay- FETÖ/PDY'nin

faaliyetlerinin Hükûmeti devirmeye yönelik olduğu yönündeki soruşturmaların

temel dayanağını oluşturmuştur. 17-25 Aralık

ve MİT tırları soruşturmalarında

görev alan bazı yargı mensupları ve emniyet görevlileri hakkında uygulanan

tutuklama tedbirleri de Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru konusu edilmiş;

Anayasa Mahkemesi, başvuruları açıkça dayanaktan yoksun görerek kabul edilemez

bulmuştur (Hikmet Kopar ve diğerleri,

B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 74-87; Mustafa

Başer ve Metin Özçelik, B.

No: 2015/7908, 20/1/2016, §§ 134-161; Süleyman

Bağrıyanık ve diğerleri, §§ 198-244;

FETÖ/PDY kapsamında tutuklanan polislerin tahliyesine yönelik karar veren

hâkimlerin silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan mahkûmiyetlerine ilişkin

karar için bkz. Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E.2015/3, K.2017/3, 24/4/2017).

54. Başvurucular hakkında uygulanan ve kuvvetli suç şüphesinin

bulunması şeklindeki ön koşulu yerine gelmiş olan tutuklama tedbirinin meşru

bir amacının olup olmadığının da değerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirmede

tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar da dâhil olmak üzere somut

olayın tüm özelliklerinin dikkate alınması gerekir.

55. Başvurucuların tutuklanmasına karar verilen suçlar -silahlı

terör örgütüne üye olma ve Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini cebir ve şiddet

kullanarak ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen

engellemeye teşebbüs etme suçları-Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai

yaptırımlar öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin

olarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden

durumlardan biridir (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016,

§ 61; Devran Duran [GK], B. No:

2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100.

maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlar

arasındadır.

56. Başvurucuların tutuklanmasına karar verilirken işlendiği

iddia olunan suçların vasıf ve mahiyetine, suçlara ilişkin kanunda öngörülen

cezaların ağırlığına, mevcut delil durumuna ve isnat edilen suçların katalog

suçlar arasında olmasına dayanıldığı görülmektedir.

57. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar

ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile İstanbul 2. Sulh Ceza

Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğinde

başvurucular yönünden özellikle kaçma ve delilleri etkileme şüphesine yönelik

tutuklama nedenlerinin olgusal temellerden yoksun olduğu söylenemez.

58. Son olarak başvurucular hakkındaki tutuklama tedbirinin

ölçülü olup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin

Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut

olayın tüm özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 151).

Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarını ciddi zorluklarla

karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, adli

makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organize olanlar olmak üzere-

suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini aşırı derecede

güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynı yöndeki

değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri; Devran Duran,

§ 64). Özellikle darbe teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı

soruşturmaların kapsamı ve niteliği ile FETÖ/PDY'nin

özellikleri de dikkate alındığında bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına

göre çok daha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017,

§ 350).

59. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate

alındığında İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliğince isnat edilen suçlar için öngörülen

cezaların miktarı, işin niteliği ve önemi de nazara alınarak başvurucular

hakkında tutuklama tedbirine karar verilmesinin ölçülü olmadığı söylenemez.

60. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukuki

olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan

başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Sulh Ceza

Hâkimliklerinin Doğal Hâkim, Bağımsız ve Tarafsız Hâkim İlkelerine Aykırı

Olduğuna İlişkin İddia

a. Başvurucuların İddiası

61. Başvurucular; tutuklama kararını veren sulh ceza

hâkimliklerinin doğal hâkim ilkesine aykırı olarak kurulduğunu, tutuklama

kararını veren hâkimin bağımsız ve tarafsız olmadığını, kararlarına karşı

yapılan itirazların adeta kapalı devre usulüyle çalışması vearalarında

bir altlık üstlük durumu olmadan incelenmesi dolayısıyla bir mahkeme dahi

olmadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüşlerdir.

b. Değerlendirme

62. Anayasa Mahkemesince sulh ceza hâkimliklerinin doğal hâkim

güvencesini sağlamadığı, tarafsız ve bağımsız mahkeme olmadığı ve tutukluluğa

itirazın bu yargı mercilerince karara bağlanmasının hürriyetten yoksun

bırakılmaya karşı etkili bir itirazda bulunmayı imkânsız hâle getirdiğine

ilişkin iddialar birçok kararda incelenmiş; bu kararlarda sulh ceza

hâkimliklerinin yapısal özellikleri dikkate alınarak söz konusu iddiaların

açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır (diğerleri arasından bkz. Hikmet Kopar ve diğerleri, §§ 101-115; Mehmet Baransu (2),

B. No: 2015/7231, 17/5/2016, §§ 64-78, 94-97).

63. Somut başvuruda, aynı mahiyetteki iddialara ilişkin olarak

anılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum

bulunmamaktadır.

64. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun sulh ceza

hâkimliklerinin doğal hâkim, bağımsız ve tarafsız hâkim ilkelerine aykırı

olduğu iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan

başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

3. Soruşturma Dosyasına

Erişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia

a. Başvurucuların İddiası

65. Başvurucular, dosyada gizlilik kararı bulunduğu için isnat

edilen suçlamalarla ilgili yeterli bilgi ve belgeye sahip olamadıklarını ve bu

nedenle savunmalarını tam anlamıyla yapamadıklarını belirterek kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

b. Değerlendirme

66. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:

"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti

kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu

kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak

amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."

67. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla başvurucuların bu bölümdeki

iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası bağlamında kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

i. Genel İlkeler

68. Genel ilkeler için bkz.

Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, §§ 250-257.

ii. İlkelerin Olaya Uygulanması

69. Başsavcılık tarafından hazırlanan 23/10/2015 tarihli

iddianameden anlaşıldığı üzere başvurucular hakkında yürütülen soruşturma

dosyasına ilişkin olarak dosyayı incelemesinin veya belgelerden örnek almasının

soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebileceği gerekçesiyle müdafilerinin

soruşturma dosyasını inceleme yetkisinin kısıtlanmasına karar verilmiştir.

Bununla birlikte İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince iddianamenin kabul

edildiği 9/11/2015 tarihi itibarıyla kısıtlılık, 5271 sayılı Kanun'un 153.

maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca kendiliğinden sona ermiş bulunmaktadır

(bkz. § 37).

70. Başvuruculara yöneltilen suçlamalara ilişkin olgular temelde

eylem ve fikir birliği içinde, koordineli ve sistematik bir biçimde sahte ihbar

ve delil uydurmak suretiyle, Suriye'ye yardım götüren MİT'e ait tırları

durdurmaları, Türkiye Cumhuriyeti devletini terörle ilişkilendirmek kasıt ve

iradesiyle belli bir mizansen çerçevesinde tırlarda arama yapmak istemeleri,

devlet sırrı kapsamındaki yardım faaliyetini deşifre etmeleri, eylemlerin

bütününe bakıldığında her bir başvurucunun örgütsel hiyerarşik ilişki içinde

kendilerine verilen görevi yerine getirmeleri iddiasıdır. Başvurucuların kolluk

görevlilerince alınan ifadeleri incelendiğinde kendilerine isnat edilen

suçlamalara ilişkin olarak açıklamalarda bulunulduğu ve bu suçlamalara konu

eylemlerle ilgili sorular yöneltildiği, başvurucuların da isnat edilen eylem ve

suçlamalara karşı savunmalar yaptıkları, suçlamaları kabul etmedikleri

görülmektedir.

71. Diğer taraftan İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliğince yapılan

sorgu sırasında başvuruculara yüklenen suçların anlatıldığı ve bu sırada

başvurucuların müdafilerinin de hazır bulundukları anlaşılmıştır. Başvurucular,

suçlamalardan ve suçlamaların dayanaklarına ilişkin bilgi ve belgelerden

haberdar olduktan sonra müdafileriyle birlikte hâkim önünde savunmalarını sözlü

olarak dile getirmişler; bu savunmalarında da kolluktaki anlatımları

doğrultusunda suçlamaları kabul etmemişlerdir.

72. Ayrıca başvurucuların -5271 sayılı Kanun'un 153. maddesinin

(3) numaralı fıkrasına aykırı olarak- kuralda belirtilen ifadelerini içeren

tutanaklar, bilirkişi raporları ve hazır bulunmaya yetkili olduğu diğer adli

işlemlere ilişkin tutanaklara erişiminin kısıtlandığı yönünde bir şikâyetleri

de bulunmamaktadır. Ayrıca tutukluluğa itiraz dilekçelerinde müdafileri

tarafından usul ve esasa ilişkin olarak ayrıntılı şekilde savunmalar yapıldığından,

başvurucuların ve müdafilerinin isnat edilen suçlamalara ve tutukluluğa temel

teşkil eden bilgilere erişimlerinin olduğu anlaşılmaktadır.

73. Bu itibarla suçlamalara dayanak olan temel unsurların ve

tutmanın hukukiliğinin değerlendirilmesi için esas olan bilgilerin

başvuruculara veya müdafilerine bildirilmiş ve başvuruculara bunlara karşı

savunmalarını ileri sürme imkânı verilmiş olması dikkate alındığında yaklaşık

altı ay süren soruşturma aşamasında uygulanmış olan kısıtlılık kararı nedeniyle

başvurucunun tutukluluğa karşı etkili bir şekilde itirazda bulunamadığının

kabulü mümkün görülmemiştir (benzer yöndeki bir değerlendirme için bkz. Deniz Özfırat,

B. No: 2013/7929, 1/12/2015, § 91).

74. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun kısıtlama kararı nedeniyle

tutukluluğa itiraz bağlamında savunma hakkının kısıtlandığı iddiasına ilişkin

olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

75. Başvurucular; daha önce yargılanmalarına başlanmış olan aynı

olay nedeniyle haklarında yeniden soruşturma başlatıldığını, tahliye talepleri

ve itiraz incelemelerinde kendileri ya da müdafileri tarafından ileri sürülen

iddia ve olgular değerlendirilmeden gerekçesiz olarak kararlar verildiğini,

suçlamalara dayanak olan belgeler gösterilmeden ve örnek almaları sağlanmadan,

sesli ve görüntülü ifade alınması talepleri de karşılanmadan savunma haklarının

kısıtlandığını, yine çok kısa sürede, yeterince incelenmeden kapsamlı dosyalar

hakkında kararlar verildiğini ileri sürerek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini iddia etmişlerdir.

2. Değerlendirme

76. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır."

77. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

78. Yukarıda belirtilen Anayasa ve Kanun hükümleri gereğince

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece

mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, §§ 16, 17).

79. Somut olayda başvurucular, soruşturma süreci devam ederken

bireysel başvuruda bulunmuşlar; sonrasında haklarında ceza davası açılmıştır.

Anayasa Mahkemesince bireysel başvurunun karara bağlandığı tarih itibarıyla

başvurucular hakkındaki kovuşturmaların devam ettiği görülmektedir.

Başvurucuların başvuru formunda dile getirdiği adil yargılanma hakkına dair

şikâyetlerini yargılamada ve sonrasında istinaf/temyiz aşamalarında ileri

sürebilme ve bu aşamalarda inceletme imkânları bulunmaktadır. Bu çerçevede

derece mahkemelerinin yargılama, istinaf/temyiz süreçleri beklenmeden

soruşturma sürecindeki adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine dair

şikâyetlerinin başvurucular tarafından bireysel başvuruya konu edildiği

görülmüştür.

80. Açıklanan gerekçelerle temel hak ve özgürlüklerin ihlal

edildiğine ilişkin iddiaların başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru

konusu yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2. Sulh ceza hâkimliklerinin doğal hâkim, bağımsız ve tarafsız

hâkim ilkelerine aykırı olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

9/1/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Murat

BAŞPINAR

Başvurucular

:

1. Gökhan

BAKIŞKAN

2. Mehmet

FIRAT

3. Halil ALP

4. Hayati

ÖZCAN

5. Orhan

ŞAHİN

Vekili

:

Av. Osman

YEDEKÇİ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/7782, 9 Ocak 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Başvuruculara İsnat
  7. B. İlgili Süreç
  8. C. Tutuklamaya İlişkin
  9. D. Sonraki Süreç
  10. IV. İlgili Hukuk
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Kişi Hürriyeti ve
  13. B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 74-87; Mustafa
  14. B. Adil Yargılanma
  15. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  16. Yıldırım
  17. Kömürcü
  18. Akıncı
  19. Topal
  20. M. Emin KUZ
  21. Başpınar
  22. Bakışkan
  23. Fırat
  24. Özcan
  25. Şahin
  26. Yedekçi
  27. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/7782
Tarih
9 Ocak 2019

İlgili Kararlar

  • İdris Karaçizmeli Başvurusu (B. No: 2015/9900)
  • Mehmet Emin Çeçi Başvurusu (B. No: 2015/9524)
  • Bestami Alliş Başvurusu (B. No: 2015/16656)
  • Ali Cömert Başvurusu (B. No: 2015/4068)
  • Yunus Şen Başvurusu (B. No: 2015/10354)
  • Z.k. Başvurusu (B. No: 2017/31040)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.