İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Z.k. Başvurusu (B. No: 2017/31040)

1. Başvuru, idari gözetim altında tutmanın hukuki olmaması

Başvuru No2017/31040Tarih9 Ocak 2019Okuma11 dk · 2.151 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Z.K. Başvurusu

Karar tarihi
9 Ocak 2019
Başvuru Numarası
2017/31040
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.151 kelime·11 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, idari gözetim altında tutmanın hukuki olmaması

nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; tutulma koşulları nedeniyle

kötü muamele yasağının; idari gözetim kararına

itirazın değerlendirildiği yargısal süreçte lehe vekâlet ücretine

hükmedilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 19/7/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu, Rusya Federasyonu vatandaşı olup Türkiye'ye 2008

yılında giriş yapmıştır.

8. Başvurucu, Yalova Sulh Ceza Hâkimliğinin 5/2/2017 tarihinde

verdiği karara istinaden kolluk görevlileri tarafından yapılan genel kontroller

sırasında hakkında genel güvenlik gerekçesiyle yurda giriş yasağı (tahdit)

kayıtları olduğu gerekçesiyle Yalova İl Göç İdaresi Müdürlüğüne (Yalova Göç

İdaresi) teslim edilmiştir.

9. Yalova Göç İdaresine teslim edilmesinin ardından Yalova

Valiliğinin kararıyla hakkında sınırdışı ve idari

gözetim kararı verilen başvurucu 24/2/2017 tarihinde Adana Valiliği Göç İdaresi

Müdürlüğüne sevk edilerek önce Adana Geri Gönderme Merkezinde (Adana GGM),

ardından Hatay Geri Gönderme Merkezinde (Hatay GGM) idari gözetim altına

alınmıştır.

10. Başvurucu, idari gözetim kararına 14/6/2017 tarihinde vekili

aracılığıyla itiraz etmiştir. İtirazı inceleyen Kayseri 2. Sulh Ceza Hâkimliği

(Sulh Ceza Hâkimliği) 20/6/2017 tarihinde başvurucunun itirazını kabul etmiş ve

başvurucu aynı tarihte salıverilmiştir.

11. Başvuru 19/7/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvurucu, yabancı

uyruklu olmasını ve sığınma/iltica koşullarından kaynaklandığını ileri sürdüğü

bazı hukuki sorunları gerekçe göstererek kamuya açık belgelerde kimlik bilgilerinin

gizli tutulmasını talep etmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

12. İlgili hukuk için bkz. B.T.

(GK), B. No: 2014/15769, 30/11/2017, §§ 19-38.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

13. Mahkemenin 9/1/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kötü Muamele Yasağına

İlişkin İddia

14. Başvurucu, idari gözetim altında tutulduğu Adana GGM ve

Kayseri GGM’deki fiziki koşulların yetersizliği ile

buralardaki uygulamaların ve kısıtlamaların kötü muamele yasağını ihlal ettiğini

ileri sürmüştür.

15. Öncelikle Anayasa Mahkemesinin idari gözetim altında tutulan

yabancıların tutulma koşullarını kötü muamele yasağı kapsamında incelediğini

belirtmek gerekir (örnek kararlar için bkz. Rıda Boudraa, B. No: 2013/9673,

21/1/2015; K.A. [GK], B. No:

2014/13044, 11/11/2015; F.A. ve M.A.,

B. No: 2013/655, 20/1/2016; A.V. ve

diğerleri, B. No: 2013/1649, 20/1/2016; F.K. ve diğerleri, B. No: 2013/8735, 17/2/2016; T.T., B. No: 2013/8810, 18/2/2016; A.S., B. No: 2014/2841, 9/6/2016; I.S. ve diğerleri, B. No: 2014/15824,

22/9/2016).

16. Anayasa Mahkemesi bu kapsamda incelediği K.A. başvurusunda olumsuz tutulma

koşulları nedeniyle uğranılan zararın tazminine ilişkin etkili idari ve

yargısal bir başvuru yolunun bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır (aynı kararda bkz.

§§ 80, 81). Anayasa Mahkemesi, bu kanaate varırken tutulma koşullarından

kaynaklanan ızdırap için tazminata hükmedildiğini

gösteren herhangi bir adli veya idari yargı kararının bulunmadığı hususunu gözönünde bulundurmuştur.

17. Ancak Anayasa Mahkemesi, yukarıda değinilen B.T. başvurusunda bu içtihadını gözden

geçirerek başvuruyu başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

bulmuştur. Anayasa Mahkemesi, idari gözetim altında tutulma yerlerinin yönetim,

denetim ve işletilmesinin İçişleri Bakanlığı tarafından yürütülen bir kamu

hizmeti olduğunu, 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesine göre idari işlem ve

eylemlerden dolayı kişisel hakkı doğrudan muhtel

olanlarca idari yargıda tam yargı davası açılabileceğini, teorik düzeyde

mevcudiyeti tespit edilen bu yolun bilgi eksikliği nedeniyle fiiliyatta hiç

işletilmemesinin etkisiz olduğu biçiminde yorumlanmasına sebep olamayacağını

belirtmiş ve başvurucuların salıvermeleri hâlinde etkili hukuk mekanizmasının

tam yargı davası olduğunu ifade etmiştir (B.T.,

§§ 45-58).

18. Başvuruya konu somut olayda bu ilkelerden ayrılmayı

gerektiren bir husus bulunmamaktadır. Başvurucunun hakkındaki idari gözetim

kararı kaldırılarak, koşullarından şikâyet ettiği GGM'den

20/6/2017 tarihinde salıverildiği anlaşılmaktadır (bkz. § 10).

19.

Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmiştir.

20. Bununla birlikte bu aşamada oluşan durum nedeniyle eldeki

başvuru yönünden söz konusu salıverme kararının ardından açılması muhtemel

idari davanın süresine ilişkin olarak bir hususun açıklığa kavuşturulması

zorunluluğu da hasıl olmuştur.

21. İdari yargı yerlerinde açılacak davaların süresine ilişkin

koşulları incelemek ve idari davaların süresinde açılıp açılmadığını

değerlendirmek ilgili mahkemelerin takdirindedir. Ancak inceleme konusu

başvuruda olduğu gibi B.T. kararındaki

içtihat değişikliğinin Resmî Gazete'de yayımlandığı

16/2/2018 tarihinden önce tam yargı davası yolu tüketilmeden, doğrudan Anayasa

Mahkemesine yapılan bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle kabul edilemez bulunmasının ardından açılacak davalarda dava açma

süresinin derece mahkemelerince bu kişilerin mahkemeye erişim hakkının ihlaline

neden olmayacak biçimde değerlendirilmesi gerektiğine de işaret edilmelidir (B.T., § 59).

B. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

22. Başvurucu, hakkında verilen idari gözetim kararının hukuki

olmadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; bu iddiasına

ilişkin Türk hukukunda başvurabileceği ve tazminat talep edebileceği etkili bir

yol bulunmadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile bağlantılı

olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci

fıkrasında, hürriyeti kısıtlanan kişiler için güvence altına alınan bir yargı

merciine etkili başvuru hakkı Anayasa’nın 40. maddesinin özel bir hâlini ifade

ettiğinden Anayasa'nın 40. maddesi yönünden ayrıca bir değerlendirme

yapılmamıştır.

24. Anayasa Mahkemesi 6458 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği

11/4/2014 tarihinden sonra idari gözetim altında bulundurulan yabancıların

gerek idari gözetim kararının idarece resen sonlandırılması gerekse

tutulanların sulh ceza hâkimliklerine yaptıkları itiraz üzerine

salıverilmelerini müteakiben Anayasa Mahkemesine yapılan başvurularda;

Anayasa'nın 19. maddesine ve 6458 sayılı Kanun'daki usule aykırı şekilde ülkeye

girmek isteyen veya giren ya da hakkında sınır dışı etme kararı verilen bir

kişinin yakalanması veya gözetim altına alınması uygulamasında tutma kararı

verme işleminin koşulları, süresi, sürenin uzatılması, ilgiliye bildirilmesi,

idari gözetim kararına karşı başvuru yolları gibi usul güvencelerine

aykırılıktan dolayı bu başlık altında yapılan şikâyetlerden ötürü ihlal

kararları vermiştir (K.A., I.S. ve diğerleri).

25. Ancak Anayasa Mahkemesi, idari gözetim altına alınan

yabancıların kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ilgilendiren ihlal

iddialarında B.T. başvurusuyla

içtihat değişikliğine gitmiştir. Anılan başvuruda Anayasa Mahkemesi 2577 sayılı

Kanun'un 2. maddesinin idari işlem veya eylem türleri yönünden herhangi bir

ayrım yapılmadığından idari fonksiyona giren her türlü işlem veya eylem

sebebiyle oluşan zararın tazmininin bu kurala dayanılarak açılacak tam yargı

davasıyla istenebilmesi için yeterli bir yasal zemin oluşturduğunu, sırf -bilgi

eksikliği nedeniyle- fiiliyatta bu yolun işletilmemesinin etkisiz olduğu biçiminde

yorumlanamayacağını, hukuka aykırı biçimde tutulan yabancılar yönünden tam

yargı davasının etkili bir hukuk mekanizması olduğunu belirtmiştir (B.T., §§ 52, 54).

26. Fakat kararda Anayasa Mahkemesi, 6458 sayılı Kanun'un 57.

maddesine göre hukuki niteliği itibarıyla idari bir işlem olduğu hâlde

yabancıyı özgürlüğünden yoksun bırakan mahiyetini de dikkate alan kanun

koyucunun idari gözetim kararına karşı itiraz mercii olarak münhasıran sulh

ceza hâkimliklerini tayin ettiğini, bu açıdan idare mahkemelerinin idari

gözetim kararının hukuka uygunluğunun denetimi konusunda herhangi bir yetkisi

bulunmadığından sulh ceza hâkimliğine itiraz edilmeden idari yargıda tam yargı

davası açılamayacağını açıklamıştır (B.T., §§

70, 71).

27. Öte yandan sulh ceza hâkiminin idari gözetim kararının

hukuka uygun olduğuna hükmetmesi durumunda -idari yargı merciinin idari gözetim

kararının hukukiliğini denetleme yetkisinin bulunmadığı gözetildiğinde- 2577

sayılı Kanun'un 2. maddesinde öngörülen tam yargı davasının idari gözetim

kararının hukuka aykırı olduğu şikâyetlerine bağlı tazminat istemi yönünden

etkisiz hâle geleceği anlaşılmaktadır. Bu gibi hâllerde sulh ceza hâkiminin ret

kararından itibaren süresi içinde doğrudan Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuruda bulunulabilir (B.T., §

72).

28. Sulh ceza hâkiminin idari gözetim kararının hukuka aykırı

olduğu gerekçesiyle itirazı kabul etmesi hâlinde tam yargı davası açılmasını

engelleyici bir düzenleme bulunmadığından bu yol tüketilmeden Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulamaz (B.T.,

§ 73).

29. Yukarıdaki açıklamaların ışığında Sulh Ceza Hâkimliğinin

20/6/2017 tarihli kararıyla idari gözetimi sona eren başvurucunun uğradığını

öne sürdüğü maddi ve manevi zararlarının karşılanması bakımından başarı şansı

sunan yeterli giderim sağlama kapasitesine sahip ve ulaşılabilir olduğu görülen

tam yargı davası yolunu

tüketmeden yaptığı bireysel başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmadığı sonucuna

varılmıştır.

30. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da, diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

31. Başvurucunun bu karardan sonra idari yargıda açacağı dava

süresi hususunda kötü muamele yasağının incelendiği kısımda yapılan

açıklamaların (bkz. § 21) burada da geçerli olduğu ifade edilmelidir.

C. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

32. Başvurucu, idari gözetim altında tutulma kararına yönelik

itirazının incelendiği süreçte kendisini bir vekille temsil ettirdiği hâlde

itirazını inceleyen Sulh Ceza Hâkimliğince lehine vekâlet ücretine

hükmedilmediğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

33. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, adil

yargılanma hakkının kapsam ve içeriği açıkça belirlenmemiştir. Bununla birlikte

Anayasa'nın 36. maddesine "adil

yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede,

Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan

adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim

Anayasa Mahkemesi de Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı

belirlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin Türkiye'nin taraf olduğu

Sözleşme'nin 6. maddesi çerçevesinde belirleneceğine karar vermiştir (birçok

karar arasından bkz. Güher Ergun ve

diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

34. Sözleşme’nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6.

maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili

uyuşmazlıkların ve bir suç

isnadının esasının karara bağlanması esnasında geçerli olduğu

belirtilerek hakkın kapsamı bu konularla sınırlandırılmıştır. Hak arama

hürriyetinin ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmek için

başvurucunun ya medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın tarafı

olması ya da başvurucuya yönelik bir suç isnadının esası hakkında karar

verilmiş olması gerekir. Dolayısıyla bahsedilen hâller dışında kalan adil yargılanma

hakkının ihlali iddiasına dayanan başvurular Anayasa ve Sözleşme kapsamı

dışında kalacağından bireysel başvuruya konu olamaz (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 23).

35. Adil yargılanma hakkı davayı kazananın avukata ödediği

ücretin karşı taraftan alınarak kendisine ödenmesine hükmedilmesini garanti

etmediği gibi lehine hükmedilecek vekâlet ücretinin nispi tarife üzerinden

hesaplanmasını da güvenceye bağlamamaktadır. Medeni hak ve yükümlülüklere

ilişkin bir yargısal sürecin veya kararın adil yargılanma hakkı kapsamında

incelenebilmesi için bu yargılamanın bir uyuşmazlığın

çözümüne ilişkin olması gerekir. Medeni hak ve yükümlülüklere

ilişkin yargılamaların konusu olan uyuşmazlık,

karar verilmekle sona ermektedir. Vekâlet ücreti ve diğer yargılama giderleri

davaya konu uyuşmazlığın kendisi değildir. Bunlara ilişkin hüküm fıkraları asıl

uyuşmazlıktan ayrı tali hükümler olup asıl uyuşmazlığın bir parçası olarak

görülemez. Dolayısıyla yargılama giderlerine ilişkin hüküm fıkrasının

Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında incelenmesi kural olarak mümkün değildir (Aksaray Tır Nakliyat San. ve Tic. Ltd.Şti.,

B. No: 2017/36736, 19/9/2018, § 81).

36. Ne var ki yargılama giderine hükmedilmesinin veya

hükmedilmemesinin adil yargılanma hakkı kapsamındaki güvencelerden biri ile

ilişkilendirilmesi, başka bir anlatımla bu güvencelerden birini etkilediğinin

saptanması hâlinde bu yöndeki şikâyetlerin incelenmesi söz konusu

olabilecektir. Nitekim Anayasa Mahkemesi ceza yargılamasına ilişkin bir

kararında, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma

hakkının suç isnadı altında olup da sonradan beraat eden kişilere yargılama

masraflarını isteme yönünde bir güvence sağlamadığına ve beraat eden sanıklar

lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesine yönelik şikâyetlerin adil yargılanma

hakkına etkisi ortaya konulmadan incelenemeyeceğine karar vermiştir (Bedir Aydın, B. No: 2015/15316, 7/2/2018,

§§ 27, 28).

37. Buna karşılık Anayasa Mahkemesi birçok kararında aleyhe

vekâlet ücretine hükmedilmesini adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye

erişim hakkı çerçevesinde incelemiş, dava açmayı imkânsız kılmadıkça ya da

aşırı derecede zorlaştırmadıkça aleyhe vekâlet ücretine hükmedilmesi de dâhil

olmak üzere taraflara birtakım külfetlerin yüklenmesinin mahkemeye erişim

hakkını ihlal etmeyeceğine karar vermiştir (Serkan

Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013, §§ 38-40; Hasan Karaöz, B. No: 2015/4201,

21/3/2018, § 44).

38. Lehe vekâlet ücretine hükmedilmemesi durumunun ise aleyhe

vekâlet ücretine hükmedilmesinden nitelik itibarıyla farklılaştığı açıktır.

Aleyhe vekâlet ücretine hükmedilmesinin bir amacı da gereksiz davaların

açılmasını önlemek olduğundan aleyhe vekâlet ücretine hükmedilmesi mahkemeye

erişimi hakkını etkilemektedir. Buna karşılık vekâlet ücretinin, lehine

hükmedildiği taraf yönünden gereksiz yere dava açılmasını önlemek gibi

mahkemeye erişimi kısıtlayan bir amacı ve işlevi bulunmamaktadır. Lehine

hükmedilen taraf yönünden vekâlet ücreti, daha çok bu kişinin yargılama

sebebiyle yaptığı bir masraf kaleminin kısmen de olsa tazmini amacını

gütmektedir. Bu nedenle lehe vekâlet ücretine hükmedilmemesinin mahkemeye

erişim hakkına bir müdahale olarak nitelendirilmesi mümkün değildir (Aksaray Tır Nakliyat San. ve Tic. Ltd., §

84).

39. Ancak lehe vekâlet ücretine hükmedilmemesinin somut olayın

tüm şartları çerçevesinde adil yargılanma hakkının diğer güvencelerinden birini

etkilediğinin ortaya konulduğu hâllerde etkilenen güvence kapsamında

incelenmesi mümkündür (Aksaray Tır Nakliyat

San. ve Tic. Ltd., § 85).

40. Somut olayda başvurucunun idari gözetim altında tutulma

kararına yönelik itirazı, Sulh Ceza Hâkimliğince kabul edilmiştir. Başvurucu bu

süreçte kendini bir vekil ile temsil ettirdiğinden itirazının kabulü ile

birlikte lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini de öne sürmektedir.

Yukarıda ifade edildiği üzere lehe vekâlet ücretine hükmedilmemesinin

Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında mahkemeye erişim hakkıyla bir ilgisi

bulunmamaktadır. Ayrıca başvurucu, lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin

adil yargılanma hakkı kapsamındaki diğer güvenceleri etkilediğini de ortaya

koyabilmiş değildir. Bu nedenle başvuruda adil yargılanma hakkına yönelik bir

müdahalenin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun açıkça dayanaktan yoksun

olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

41. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

B. 1. Kötü muamele yasağı ile kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurucunun yargılama

giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 9/1/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE

karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Nahit GEZGİN

Başvurucu

:

Z.K.

Vekili

:

Av. Enes

KAFADAR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/31040, 9 Ocak 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Kötü Muamele Yasağına
  9. B. No: 2013/655, 20/1/2016; A.V. ve
  10. B. Kişi Hürriyeti ve
  11. C. Adil Yargılanma
  12. A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli
  13. C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  14. Yıldırım
  15. Kömürcü
  16. Akıncı
  17. Topal
  18. M. Emin KUZ
  19. Kafadar
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/31040
Tarih
9 Ocak 2019

İlgili Kararlar

  • Hacı Ahmet Eskikanbur Başvurusu (B. No: 2015/2944)
  • Ali Emre ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/3958)
  • Ali Çelik Başvurusu (B. No: 2015/17128)
  • D.e. Başvurusu (B. No: 2014/11453)
  • Özcan Gürçay Başvurusu (B. No: 2016/76717)
  • Mustafa Hamarat Başvurusu (B. No: 2015/19496)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.