İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hacı Ahmet Eskikanbur Başvurusu (B. No: 2015/2944)

1.Başvuru, soyadı değişikliği talebinin reddedilmesi nedeniyle

Başvuru No2015/2944Tarih9 Ocak 2019Okuma16 dk · 3.239 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Hacı Ahmet Eskikanbur Başvurusu

Karar tarihi
9 Ocak 2019
Başvuru Numarası
2015/2944
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.239 kelime·16 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1.Başvuru, soyadı değişikliği talebinin reddedilmesi nedeniyle

özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 16/2/2015 tarihinde yapılmıştır.

3.Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu 1994 yılında İsviçre vatandaşı K. Schmid ile evlenmiştir. Türk ve İsviçre vatandaşı olan

başvurucu, İsviçre'de yaşamaktadır.

9. Başvurucu, Eskikanbur olan

soyadının Schmid şeklinde değiştirilmesi talebiyle

Kahramanmaraş 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) 9/4/2013 tarihinde dava

açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde, yurt dışında uzun yıllardır Schmid soyadını kullandığını, İsviçre resmî makamları

tarafından adına düzenlenen kimlik kartında soyadının Schmid

olarak geçtiğini, Türk nüfus kaydında soyadının Eskikanbur

olması nedeniyle resmî işlemlerde ve iş yaşamında karışıklıklar ortaya

çıktığını, güçlükler yaşadığını belirtmiştir. Başvurucu, demirci anlamına gelen

Schmid kelimesinin incitici, kamu düzenini bozan ya

da ahlak kurallarına aykırılık oluşturan bir anlamının olmadığını, ayrıca

yabancı harf içermediğini ileri sürmüştür.

10. Mahkemenin 25/10/2013 tarihli kararıyla davanın kabulü ile

başvurucunun Eskikanbur olan soyadının Schmid olarak tashihine karar verilmiştir. Karar gerekçesinde;

İsviçre makamları tarafından başvurucuya verilen resmî kimlik kartında

soyadının Schmid olduğu, başvurucunun yurt dışında bu

soyadı ile tanınıp bilindiği, talepte bulunduğu şekilde soyadının

değiştirilmesinde yasal bir engelin olmadığı ve davanın haklı nedenlere

dayandığı belirtilmiştir.

11. Söz konusu karar, Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 20/2/2014

tarihli kararıyla bozulmuştur. Bozma kararının gerekçesinde 21/6/1934 tarihli

ve 2525 sayılı Soyadı Kanunu'nun 3. maddesi gereğince yabancı ırk ve millet

isimlerinin soyadı olarak kullanılamayacağı belirtilmiştir. Ayrıca anılan Kanun

kapsamında çıkarılan 24/12/1934 tarihli ve 2891 sayılı Soyadı Nizamnamesi'nin (Soyadı Nizamnamesi) 7. maddesinde de

benzer bir düzenlemenin bulunduğu, yine Soyadı Nizamnamesi'nin

5. maddesinde takılan soyadlarının Türk dilinden alınacağının hükme bağlandığı

ifade edilmiştir. Kararda, başvurucunun Eskikanbur

olan soyadının Schmid olarak değiştirilmesine karar

verilmesinin anılan mevzuatın sözü edilen hükümlerine aykırı olduğu

belirtilmiştir.

12. Bozma kararında yer verilen gerekçeler doğrultusunda yapılan

yargılama neticesinde Mahkemenin 18/7/2014 tarihli kararıyla davanın reddine

hükmedilmiştir.

13. Söz konusu karar Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 8/12/2014

tarihli kararıyla onanmıştır.

14. Nihai karar 16/1/2015 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ

edilmiştir.

15. Başvurucu 16/2/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

16. 2525 sayılı Kanun'un 3. maddesi şöyledir:

"Rütbe ve memuriyet, aşiret ve yabancı

ırk ve millet isimleriyle umumi edeplere uygun olmıyan

veya iğrenç ve gülünç olan soyadları kullanılamaz."

17. Soyadı Nizamnamesi'nin 5. maddesi

şöyledir:

"Yeni takılan soyadları Türk dilinden

alınır."

18. Soyadı Nizamnamesi'nin 7. maddesi

şöyledir:

"Yabancı ırk ve millet isimleri soyadı

olarak kullanılamaz."

B. Uluslararası Hukuk

19. Milletlerarası Ahvali Şahsiye Komisyonunca imzaya açılan,

Türkiye açısından 21/5/1975 tarihinde onaylanan ve 16/2/1977 tarihinde

yürürlüğe giren 13/9/1973 tarihli ve 15226 sayılı Ad ve Soyadlarının Nüfus

Kütüklerine Yazılış Şekline İlişkin Sözleşme’nin (14 No.lu Sözleşme) 6. maddesi

şöyledir:

"Âkit Taraflar makamlarınca nüfus

kütüğüne düşürülen iki veya daha fazla kayıtta, aynı kimsenin, değişik ad veya soyadlarla gösterilmesi halinde, her Âkit Tarafın yetkili

makamları, gerektiğinde farklılıkların giderilmesi için tedbirler alacaktır.

Âkit Devlet makamları, bu amaçla aralarında

doğrudan doğruya yazışabilirler."

20. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı"

kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:

"(1) Herkes özel ve aile hayatına,

konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının

müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda

ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması,

suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve

özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu

olabilir."

21. Özel hayata saygı hakkı alt kategorisinde geçen özel hayat kavramı Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi (AİHM) tarafından da oldukça geniş yorumlanmakta ve bu kavrama

ilişkin tüketici bir tanım yapılmaktan özellikle kaçınılmaktadır (Koch/Almanya, B. No: 497/09, 19/7/2012, § 51).

Bununla birlikte AİHS’in denetim organlarının

içtihatlarında bireyin kişiliğini

geliştirmesi ve gerçekleştirmesi kavramının özel hayata saygı

hakkının kapsamının belirlenmesinde temel alındığı anlaşılmaktadır. Özel

hayatın korunması hakkının sadece mahremiyet hakkına indirgenemeyeceği gerçeği

karşısında kişiliğin serbestçe geliştirilmesiyle uyumlu birçok hukuksal çıkar,

bu hakkın kapsamına dâhil edilmiştir. Bu kapsamda dış dünya ile ilişki kurma

noktasında son derece önemli olan isim hakkı da AİHS denetim organları

tarafından ön ve soy ismi kapsayacak şekilde maddenin güvence alanı içinde

yorumlanmıştır.

22. AİHM, AİHS’in 8. maddesinin isim

ve soyadı konusunda açık bir hüküm içermediğini belirtmekle beraber kişinin

kimliğinin ve aile bağlarının belirlenmesinde kullanılan bir araç olması

nedeniyle belirli bir dereceye kadar diğer kişilerle ilişki kurmayı da içeren

özel hayata ve aile hayatına saygı hakkıyla ilgili olduğunu, bir kamu hukuku

konusu olarak toplumun ve devletin isimlerin düzenlenmesi konusuyla

ilgilenmesinin bu unsuru özel hayat ve aile hayatı kavramlarından

uzaklaştırmayacağını kabul etmektedir (Burghartz/İsviçre, B. No: 16213/90, 22/2/1994, § 24; Stjerna/Finlandiya, B. No: 18131/91, 25/11/1994,

§ 37). Bu kapsamda isimleri üzerinde değişiklik yapılması hususunda ciddi

nedenlere sahip olan kişilerin belirli şartlar altında bu imkâna sahip olması, AİHS’in 8. maddesinin koruma alanına girmektedir. Ancak AİHM'e göre nüfus bilgilerinin eksiksiz olarak

kaydedilmesi, kimliğin belirlenmesi veya belli isimdeki kişilerin belli bir

aile ile bağlantılarının kurulabilmesi gibi kamu yararının gerektirdiği

durumlarda isim değiştirme imkânına yasal birtakım sınırlamalar getirilmesi

mümkündür (Stjerna/Finlandiya, § 39; Kemal Taşkın ve diğerleri/Türkiye, B. No:

30206/04…, 2/2/2010, § 48).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 9/1/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

24. Başvurucu; kimliğinin ve manevi bütünlüğünün bir parçası

olan soyadını genel ahlaka ve Türk alfabesinin gramatikal yapısına uygunluk

kriteri dışında hiçbir sınırlamaya tabi olmadan kullanmak istediğini,

demokratik bir toplum düzeninde soyadı seçme ve kullanma özgürlüğünün korunması

gerektiğini belirtmiştir. İsviçre ve Türk vatandaşı olduğunu ifade eden

başvurucu; 1994 yılında İsviçre'de evlendiğini, bu tarihten itibaren eşinin

soyadını (Schmid) kullandığını dile getirmiştir.

Başvurucu; ticaretle uğraştığını, hayatını sürdürdüğü yurt dışındaki tüm resmî

işlemlerinde Schmid soyadını kullandığını ileri

sürmüştür. Türk nüfus kaydındaki soyadının Eskikanbur

olması nedeniyle Türkiye'deki işlemlerde karışıklıklar ortaya çıktığını, bu

durumun kendisini ve ailesini mağdur ettiğini iddia etmiştir. Başvurucu,

yabancı bir kişinin Türkçe soyadı kullanmak istemesi durumunda bir sorun

yaşamadığını belirterek Türk nüfus kaydındaki soyadının Schmid

olarak düzeltilmesi talebinin reddedilmesi nedeniyle özel hayata ve aile

hayatına saygı hakkı ile eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

25. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa'nın

20. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes, özel hayatına ... saygı

gösterilmesini isteme hakkına sahiptir..."

26. Anayasa’nın “Milletlerarası

andlaşmaları uygun bulma” kenar başlıklı

90. maddesinin beşinci fıkrası şöyledir:

"Usulüne göre yürürlüğe konulmuş

milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar

hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek

cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe

konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla

kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek

uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri

esas alınır."

27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Anayasa'nın 20. maddesinin birinci

fıkrasında herkesin özel hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip

olduğu düzenlenmiştir. Bireyin yaşamıyla özdeşleşen ve kişiliğinin ayrılmaz bir

unsuru hâline gelen, birey olarak kimliğin belirlenmesinde en önemli

unsurlardan biri ve vazgeçilmez, devredilmez, kişiye sıkı surette bağlı bir

kişilik hakkı olan isim hakkının da kişinin özel hayatının bir unsuru olduğu

açıktır. Dolayısıyla cinsiyet, doğum kaydı gibi kimlik bilgileri ve aile

bağlarıyla ilgili bilgiler ile bunlarda değişiklik ve düzeltme yapılmasını

isteme hakkının yanı sıra isim hakkı da Anayasa'nın 20. maddesi kapsamında

değerlendirilmelidir.

1.Kabul Edilebilirlik Yönünden

28. Başvuruya konu olan ve soyadı tashihi talebini içeren nüfus

davasıyla, başvurucunun uzun süredir yaşadığı İsviçre'de resmî olarak

kullandığı Schmid soyadının Türk nüfus kaydına da

işlenmesinin ve iki ülke nüfus kayıtları arasındaki farklılığın neden olduğu

karışıklığın giderilmesinin hedeflendiği anlaşılmaktadır. Söz konusu davanın

başvurucunun karşılaştığı resmî sorunların ve bu nedenle uğradığı ya da

uğraması olası zararlarının giderimine elverişli

nitelikte bir yol olduğu değerlendirilmiştir.

29. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özel

hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

30. Anayasa’nın 20. maddesi, koruma alanının kişilerin isimleri üzerinde

tasarrufta bulunmasının gerekli olduğu durumlarda geniş yorumlanmalıdır. Bu

yorum, isim hakkı konusunda mevzuat oluşturulurken ve uyuşmazlıklar

çözümlenirken konu ile ilgili olan ve taraf olunan uluslararası sözleşmelerde

yer alan koruyucu hükümlerin asgari düzeyde hayata geçirilmesini de

kapsamalıdır (Aslan Faruk Toprak,

B. No: 2013/2957, 24/3/2016, § 43). Anayasa Mahkemesi içtihadında belirtildiği

üzere isim üzerinde belirli koşullar altında değişiklikler yapılabilmesinin

bireylerin özel hayatlarının bir unsuru olan kimliğin belirlenmesi açısından

bir gereklilik olduğu hususu idari ve yargısal makamlar tarafından gözardı edilmemelidir (Aslan

Faruk Toprak, § 44). Koşulları oluştuğu durumlarda Anayasa'nın 90.

maddesinin beşinci fıkrasının son cümlesi dikkate alınmalı ve bir çatışma

olduğunda ya da bir düzenlemenin yorumlanması gerektiğinde temel hak ve

özgürlüklere ilişkin uluslararası

sözleşmeler esas alınarak uyuşmazlıkların çözümlenmesi yoluna gidilmelidir

(bkz. § 28).

31. Devletin vatandaşlarına sunduğu nüfus hizmetleri, temel

niteliklerini medeni hukuk düzenlemelerinden ve devletlerarası özel hukuk

düzenlemelerinden alan hukuki ve teknik bir hizmettir. Bu hizmetin yerine

getirilmesi, kişilerin kimliklerinin her zaman doğru şekilde belirlenmesini

gerekli kıldığından aynı zamanda bir yükümlülüktür.

32. Kimliğin belirlenmesinde en önemli unsurlarından olan ismin vazgeçilemezlik, devredilemezlik

ve kişiye sıkı surette bağlı olma niteliklerinin kişinin mevcut statüsünü

etkilemesi muhakkak olduğundan kişinin isminin korunması ve kamu düzenini

bozmadığı müddetçe değiştirilmesine imkân tanıması yönünde devletin pozitif

yükümlülüklerinin bulunduğu değerlendirilmektedir. Söz konusu pozitif

yükümlülükler, somut olayın özellikleri gözönünde

bulundurularak idari ve yargısal karar vericiler tarafından kişilerin bu

yöndeki makul taleplerinin karşılanmasını veya taleplerin reddi durumunda buna

ilişkin ilgili ve yeterli gerekçeler sunulmasını gerektirir.

33. İsim hakkının, kamu düzeninin işleyişine engel olmayan isim

değişikliği taleplerinin kamusal makamlarca karşılanmasını da içerdiği hususu

konuyla ilgili içtihadın oluştuğu Anayasa Mahkemesinin Aslan Faruk Toprak kararında

vurgulanmıştır. Kararda kamusal makamlarca isim değişikliği taleplerinin ileri

sürülebilmesine ve incelenmesine olanak sağlayan idari ya da yargısal başvuru

yollarının oluşturulması, kapsamı belirli ulusal ve uluslararası düzenlemeler

çerçevesinde uygun görülen taleplerin karşılanması gerektiği belirtilmiştir (Aslan Faruk Toprak, § 39).

34. Anılan kararda Anayasa Mahkemesi, isim değişikliği gibi kişi

hâlleri ile ilgili ulusal düzenlemeler hayata geçirilirken meselenin yalnızca

düzenlemeyi yapan ülke vatandaşlarının hukukunu ilgilendirdiği kabulüyle dar

bir çerçevede ele alınmaması gerektiğini ifade etmiş ve uluslararası

sözleşmelerle taahhüt altına girilen durumlara ilişkin açıklamalara yer

vermiştir. Anayasa Mahkemesi, isim değişikliği taleplerinin hangi koşullar

altında olumlu karşılanacağı ve bu tür taleplerin hangi usullerle inceleneceği

hususunda kullanılan takdir hakkının isim değişikliği taleplerinin

değerlendirilmesi yolunu tamamen kapatacak ve sonuç alabilmeyi mümkün

kılmayacak şekilde kullanılmaması gerektiğini önemle vurgulamıştır. Bu bağlamda

uluslararası sözleşmelerin getirdiği güvencelerin gözetilmesi ve isim

değişikliği taleplerinin dile getirilebildiği ve sonuç alınabildiği etkili,

ulaşılabilir, öngörülebilir yolların oluşturulması gerekir. Bu yollar

vatandaşların yanında belirli ve sınırlı durumlarda yabancılar için de sağlanmalıdır

(Aslan Faruk Toprak, §§ 39, 40).

35. Anayasa Mahkemesi, kamusal makamlarca takdir hakkı

kullanılırken Milletlerarası Ahvali Şahsiye Komisyonuna üye devletler

tarafından kişi hâlleri üzerine imzalanan uluslararası sözleşmelerin içerdiği

yükümlülüklerin ve kişilere tanıdığı güvencelerin dikkate alınması

gerekliliğinin üzerinde durmuştur (Aslan

Faruk Toprak, § 41).Kişilerin vatandaşlık ve nüfus kayıtlarında

meydana gelecek değişikliklerin izlenmesi, sorunların çözümünün sağlanması ve

kişi hâllerinin korunması amacı doğrultusunda 1950 yılında kurulan ve

Türkiye’nin 1953 yılında üye olduğu Milletlerarası Ahvali Şahsiye Komisyonunun

imzaya açtığı uluslararası sözleşmelerden olan ve ülkemizde 16/2/1977 tarihinde

yürürlüğe giren 14 No.lu Sözleşme, nüfus kayıtlarının tutulmasına ilişkin

uluslararası standartların belirlendiği ve uygulanması konusunda taraf

devletleri yükümlülük altına sokan birtakım hükümler içermektedir. 14 No.lu

Sözleşme ile kişinin kimliğinin belirlenmesinde temel olan isim ve soy isimlerin

kişi hâllerine ilişkin her türlü işlem ve belgelerde aslına uygun olarak

yazılıp kaydedilmesi, isim ve soy isimlerin yazılışında birliğin sağlanması

amaçlanmıştır (Aslan Faruk Toprak,

§ 59).

36. Türkiye ve İsviçre'nin de taraf olduğu 14 No.lu Sözleşme'nin

6. maddesinde; ilgili ulusal makamlar tarafından nüfus kütüğüne işlenen iki

veya daha fazla kayıtta, bir kişi hakkında değişik ad veya soyadlarının

belirtildiği durumda yetkili ulusal makamların söz konusu farklılığın

giderilmesi için gerekli hâllerde tedbirler alacağı ve bu doğrultuda taraf

devletlerin aralarında doğrudan doğruya yazışabilecekleri vurgulanmaktadır

(bkz. § 19). Anılan hüküm, aynı kişi hakkında açılmış birden fazla nüfus

kütüğünde ad veya soyadlarının birbirinden farklı gösterildiği durumlarda bu

kişilere uluslararası düzeyde asgari bir güvence sağlamaktadır. Söz konusu

sözleşme, somut olayın koşullarının isim farklılıkların giderilmesini gerekli

kılan bir hâl içerip içermediğinin taraf devletlerce irdelenmesini

gerektirmektedir. Bu bağlamda gerekli bir hâlin varlığının tespit edilmesi

durumunda isim farklılıklarının giderilmesine yönelik olarak taraf devletlerin

yükümlülüklerini yerine getirmesi beklenir. Bununla birlikte devletlerin somut

olayın özelliklerine uygulanacak yöntemin belirlenmesi konusunda takdir

yetkileri vardır. Ancak söz konusu takdir yetkisi, devletlerin farklılıkların

giderilmesi için tedbir almaları yükümlülüğünü ortadan kaldıracak şekilde

yorumlanamaz.

b. İlkelerin Olaya Uygulanması

37. Başvuruya konu olayda, hem Türk hem

de İsviçre vatandaşı olan başvurucunun her iki ülkenin nüfus kaydında farklı

soyadının bulunduğu anlaşılmaktadır. Başvurucunun talebi, uzun yıllardır

yaşadığı İsviçre'de resmî olarak kullandığı ve eşinden aldığı Schmid soyadının Türk nüfus kaydına da işlenerek Eskikanbur olan soyadının bu şekilde düzeltilmesine

ilişkindir.

38. Başvurucunun söz konusu talebinin konu edildiği dava, derece

mahkemeleri tarafından reddedilmiştir. Ret gerekçesinin 2525 sayılı Kanun ile

Soyadı Nizamnamesi'nin 5. ve 7. maddelerine

dayandırıldığı görülmektedir. Karara göre başvurucunun talebi, yabancı ırk ve

millet isimlerinin soyadı olarak kullanılamayacağına ve yeni takılan

soyadlarının Türk dilinden alınacağına ilişkin söz konusu mevzuat hükümlerine

aykırıdır.

39. Somut olayda irdelenmesi gereken husus, soyadı konusunda iki

ülke nüfus kayıtlarında yer alan farklılıkların giderilmesi talebiyle açılan

nüfus davasının reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 20. maddesinin sağladığı

güvencelerin korunup korunmadığı ve bu kapsamda devletin pozitif

yükümlülüklerinin yerine getirildiğinin söylenip söylenemeyeceğidir.

40. Öncelikle yürürlükteki mevzuatın vatandaşların isim

değişikliğine ilişkin taleplerinin ileri sürülebilmesine, bu taleplerin idari

ve yargısal merciler tarafından incelenmesine, uygun görülen değişikliklerin

talep doğrultusunda yerine getirilmesine imkan

sağladığı görülmektedir.

41. Belirtildiği gibi somut olayın koşullarının 14 No.lu

Sözleşme hükümleri kapsamında isim farklılığının giderilmesini gerekli kılan

bir hâl içerip içermediğinin isim değişikliği talebini inceleyen derece

mahkemelerince irdelenmesi ve bu kapsamda kararlar verilmesi gerekir (bkz. §

36).

42. Başvuruya konu yargılama süreci incelendiğinde başvurucunun

hayatının tüm alanlarında kullandığını belirttiği Schmid

soyadının Türk nüfus kaydına neden işlenmesi gerektiğine ilişkin olarak derece

mahkemelerine somut gerekçeler sunduğu görülmektedir. Söz konusu gerekçeler ile

başvurucunun içinde bulunduğu somut koşullar gözönüne

alındığında soyadı farklılığının giderilmesini gerekli kılan bir hâlin

bulunmadığını söylemek güçtür. Üstelik bu durum Asliye Hukuk Mahkemesinin

25/10/2013 tarihli ilk kararında da açık bir şekilde tespit edilmiştir (bkz. §

10). Ancak söz konusu kararın Yargıtay 18. Hukuk Dairesince bozulması üzerine

yapılan yargılamada, davaya konu koşulların soyadı farklılığının giderilmesini

gerekli kılan bir hâl içerip içermediği hususunda bir inceleme yapılmamıştır.

43. Başvuru konusu yargılamada başvurucunun mağduriyetinin

giderilmesine imkan veren güvenceleri içeren 14 No.lu

Sözleşme’nin 6. maddesinin dikkate alınmadığı ve soyadı farklılığının

giderilmesini gerekli kılan bir hâlin bulunup bulunmadığı hususu irdelenmeden

davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla derece

mahkemelerinin somut olaydaki yorum ve yaklaşımının başvurucunun mağduriyetini

gidermediği, usulüne göre yürürlüğe girmiş temel hak ve özgürlüklere ilişkin

uluslararası sözleşme hükümlerinin mahkeme kararlarında gözönünde

bulundurulmadığı görülmektedir. Söz konusu yargısal yaklaşımın bu hâliyle

kamunun ve bireyin çatışan çıkarları karşısında ölçülü ve adil bir denge

kurmadığı açıktır.

44.Neticede isim konusundaki farklılıkların giderilmesine

yönelik olarak gerekli bir hâlin var olup olmadığı hususu irdelenmeksizin ve

temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmeler dikkate alınmaksızın

derece mahkemeleri tarafından başvurucunun soyadı değişikliği talebinin

reddedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkı yönünden devletin pozitif

yükümlülüklerini yerine getirdiği söylenemeyecektir.

45. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 20.

maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine

karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. maddesi Yönünden

46. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

47. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal sonucuna

varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususunda

genel ilkeler belirlenmiştir.

48. Mehmet Doğan

kararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikle

ihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalin

mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57-58).

49. Mehmet Doğan

kararında Anayasa Mahkemesi, yeniden yargılama yapmakla görevli derece

mahkemelerinin yükümlülüklerine ve ihlalin sonuçlarını gidermek amacıyla derece

mahkemelerince yapılması gerekenlere ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Buna

göre Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesi amacıyla yeniden

yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usul kanunlarında düzenlenen

yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak yargılamanın yenilenmesi

sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın kaldırılması hususunda derece mahkemesinin

herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Zira ihlal kararı verilen hallerde

yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği hususundaki takdir derece mahkemelerine

değil ihlalin varlığını tespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece

mahkemesi Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin

sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür (Mehmet Doğan, § 59).

50. Bu bağlamda derece mahkemesinin öncelikle yapması gereken

şey, bir temel hak veya özgürlüğü ihlal ettiği veya idari makamlar tarafından

bir temel hak veya özgürlüğe yönelik olarak gerçekleştirilen ihlali

gideremediği tespit edilen önceki kararını kaldırmaktır. Derece mahkemesi,

kararın kaldırılmasından sonraki aşamada ise Anayasa Mahkemesi kararında tespit

edilen ihlalin sonuçlarını gidermek için gereken işlemleri yapmak durumundadır.

Bu çerçevede ihlal, yargılama sırasında gerçekleştirilen usule ilişkin bir

işlemden veya yerine getirilmeyen usuli bir

eksiklikten kaynaklanıyorsa söz konusu usul işleminin hak ihlalini giderecek

şekilde yeniden (veya daha önce hiç yapılmamışsa ilk defa) yapılması icap

etmektedir. Buna karşılık ihlalin idari işlem veya eylemin kendisinden ya da

(derece mahkemesince yapılan veya yapılmayan usul işlemlerinden değil de)

derece mahkemesi kararının sonucundan kaynaklandığının Anayasa Mahkemesi

tarafından tespit edildiği hâllerde derece mahkemesinin usule dair herhangi bir

işlem yapmadan, doğrudan, mümkün olduğunca dosya üzerinden önceki kararının

aksi yönünde karar vererek ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırması gerekir (Mehmet Doğan, § 60).

51. Başvurucu, ihlalin tespitiyle birlikte yargılamanın

yenilenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

52. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun soyadı değişikliği talebinin

reddine ilişkin verilen karar nedeniyle özel hayata saygı hakkı yönünden

devletin pozitif yükümlülüklerini yerine getirmediği sonucuna ulaşmıştır.

Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı

anlaşılmaktadır.

53. Bu durumda kişinin özel hayata saygı hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı

Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının

ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması

gereken iş, öncelikle ihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve

nihayet ihlal sonucuna uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili yargı mercine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

54. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.701,90 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata

saygı hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin özel hayata saygı hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

Kahramanmaraş 2. Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE (E.2014/349,

K.2014/562 sayılı dava dosyasıyla ilgilidir.),

D. 226,90 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.701,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için YASAL FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin ilgili dairesine iletilmek üzere

Yargıtay Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

9/1/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M.Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

Fatih ALKAN

Başvurucu

:

Hacı Ahmet

ESKİKANBUR

Vekili

:

Av. Serkan

ÖZGÜL

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/2944, 9 Ocak 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  13. F. Kararın bir örneğinin ilgili dairesine iletilmek üzere
  14. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Yıldırım
  16. Kömürcü
  17. Akıncı
  18. Topal
  19. Eskikanbur
  20. Özgül
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/2944
Tarih
9 Ocak 2019

İlgili Kararlar

  • Ali Emre ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/3958)
  • Ali Çelik Başvurusu (B. No: 2015/17128)
  • D.e. Başvurusu (B. No: 2014/11453)
  • Özcan Gürçay Başvurusu (B. No: 2016/76717)
  • Mustafa Hamarat Başvurusu (B. No: 2015/19496)
  • Abdulbaki Bingöl ve İsa Bingöl Başvurusu (B. No: 2015/5100)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.