İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

İdris Karaçizmeli Başvurusu (B. No: 2015/9900)

1. Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması ve soruşturma

Başvuru No2015/9900Tarih9 Ocak 2019Okuma28 dk · 5.643 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm İdris Karaçizmeli Başvurusu

Karar tarihi
9 Ocak 2019
Başvuru Numarası
2015/9900
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.643 kelime·28 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması ve soruşturma

dosyasına erişimin kısıtlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının; hukuk kurallarına aykırı olarak hakkında yeniden soruşturma açılması

ve yapılan işlemler nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 11/6/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

A. Başvurucuya İsnat

Edilen Eylemlere İlişkin Süreç

6. Olay tarihi itibarıyla başvurucu, astsubay rütbesiyle Adana

İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğünde görev yapmaktadır.

7. 19/1/2014 tarihinde saat 07.29’da Adana 156 Jandarma İmdat

İhbar Merkezine gelen bir ihbarda "Ankara’dan

patlayıcı yüklü üç adet tırın geldiği, tırların Ankara’dan saat 02.00 - 02.30 sularında hareket ettikleri ve bir iki saat

içinde Adana’ya varmak üzere oldukları" belirtilmiştir. İhbarda

bulunan kişi tarafından tırların plakaları da bildirilmiştir.

8. Anılan ihbara ilişkin olarak Jandarma görevlilerince İhbar Kayıt Formu düzenlenmiştir. Forma

göre söz konusu ihbar; saat 07.35’te (Jandarma) İstihbarat Şube Müdürüne, saat

07.36’da Pozantı İlçe Jandarma Komutanlığı nöbetçi astsubayına, saat 07.40’ta

İl Jandarma Komutanına, saat 07.55’te İl Jandarma Komutan Yardımcısına, saat

08.00’de (Jandarma) Asayiş Şube Müdür Vekiline telefonla bildirilmiştir.

9. İhbar Kayıt Formu tanzim edilirken ihbarda geçen "patlayıcı" ibaresi, Jandarma

görevlilerince "patlayıcı ve

mühimmat" olarak kayıt altına alınmıştır.

10. Adana İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü

terör kısım amiri olan Ö.K. anılan ihbara ilişkin olarak daha önceden tanıdığı

Adana Cumhuriyet Savcısı (TMK mülga 10. madde ile görevli) A.T. ile telefonla

görüşmüştür. A.T., olayın 1/1/2014 tarihinde Hatay'ın Kırıkhan ilçesinde

yaşanan Millî İstihbarat Teşkilatına (MİT) ait tırın durdurulması olayı ile

bağlantılı olabileceği değerlendirmesiyle ihbara ilişkin olarak arama talebinde

bulunulması talimatını vermiştir. Bu görüşme sonucunda A.T.nin

talimatıyla hazırlanan 19/1/2014 tarihli arama talep yazısı Ö.K. tarafından

Adana Adliyesine getirilmiştir. Arama talep yazısının içeriği şöyledir:

"İLGİ

Adana İl J.K.lığı 156 İhbar

hattına 19.01.2014 tarihli yapılan ihbar formu.

1. Adana İl Jandarma Komutanlığı 156 Jandarma

ihbar hattını arayan bir şahsın Ankara ilinden 19 Ocak 2014 günü saat 02:30

sıralarında ayrılan 3 adet tır … çekici … dorse, …

tır, …plakalı tır’larda silah ve mühimmat ile

patlayıcı madde bulunduğu ihbarında bulunmuştur.

2. Bu araçların Hatay üzerinden yurt dışı

bağlantılı El Kaide terör örgütüne, silah ve malzeme götürdükleri bu nedenle

Ceyhan Sirkeli gişelerinde arama ve el koyma yapılmasının uygun olacağı

değerlendirilmektedir.

3. Yukarıdaki plakaları yazılı çekici, dorse ve tır’larda, tespit

edilecek şüpheli şahısların üzerinde ve araçlarında arama yapılması ve ele

geçirilecek suç unsuru deliller için el koyma kararının verilmesini arz

ederim."

11. Olay tarihinde (TMK mülga 10. madde ile görevli Cumhuriyet

savcısı olarak nöbetçi olmayan) A.T.nin arama talep

yazısı üzerine "2014/2 Sor. [Soruşturma] Dosyamız ile irtibatlı olabilir"

şeklinde el yazısıyla not düştüğü ve 19/1/2014 tarihinde 2014/2 Soruşturma

sayılı dosya üzerinden arama kararı verdiği anlaşılmıştır. Arama kararının

ilgili kısmı şöyledir:

"Cumhuriyet

Başsavcılığımız tarafından yürütülmekte olan bir soruşturma kapsamında;

19/01/2014 tarihli ve … sayılı yazınız

ekindeki ihbar tutanağı ve talep evrakı incelendi. İhbara konu eylemin iş bu

2014/2 soruşturma sayılı dosyamız ile irtibatlı olabilecekleri görüldü.

İhbara konu araç içerisinde patlayıcı madde ve

mühimmat bulunduğu, bu silahların yasadışı bir terör örgütüne gönderildiği, bu

eylemin TCK’nun [Türk Ceza Kanunu] 315. maddesindeki suçu oluşturabileceği yönünde

yeterli ve makul şüphe bulunduğu değerlendirilmiş, araçların seyir halinde

olduğu, Hâkim kararı beklenir ise araçların uzaklaşabilecekleri ve bundan

dolayı gecikmesinde sakınca bulunan hal de söz konusu olduğundan CMK’nun 117-119. maddeleri gereğince tarafımızdan izin

verilmesi değerlendirilmiştir.

Bu itibarla;

1-) İhbara konu … plakalı çekici … dorse, … tır, … plakalı araçlar içerisinde, bir defaya

mahsus olmak üzere arama yapılmasına,

2-) Aramanın 19/01/2014 günü gündüz

saatlerince icra edilmesine,

3-) Araçta bulunan kişilerin açık

kimliklerinin tespiti ile üzerlerinde ve eşyaları üzerinde arama yapılmasına,

4-) Aramanın kamera ile kayda alınmasına

…

Karar verilmiştir."

12. A.T. ayrıca olaya ilişkin talimatını Ö.K.ya sözlü olarak bildirmiştir. Bu sözlü talimata

ilişkin olarak düzenlenen ve A.T.nin de onaylamış

olduğu 19/1/2014 tarihli Savcı Görüşme Tutanağına göre A.T.nin

süreç içinde arama kararı talep edilmesi, tırlarda patlayıcı madde ve mühimmat

sevkiyatı yapıldığından patlama ihtimaline karşı sinyal kesici JAMMER cihazı

kullanılması, patlayıcı madde imha ve olay yeri inceleme uzmanları ile bomba

arama köpeğinin de aramaya katılması, olayın vahametinin gözönünde

bulundurulup mümkün olduğunca kuvvetli olunması ve İstihbarat, KOM [Kaçakçılık

ve Organize Suçlarla Mücadele], Asayiş Şube Müdürlüğü personelinin de olaya

müdahil olup görevlendirilmesi, arama sırasında MİT mensubu olduklarını

söyleyip kimlik ibraz etmeyen ve saldırgan tavır sergileyerek görevli personele

mukavemet eden iki kişinin arama bitinceye kadar kontrol altında tutulması,

tırlardan ikisinde şoförlerin yanında bulunan ve MİT mensubu olduklarını

söyleyen kişilerin de arama bitene kadar bekletilmeleri, MİT mensuplarının

kimliklerinin tespit edilmesinin ardından serbest bırakılmaları ancak kimlik

göstermemeye devam etmeleri hâlinde gözaltı işlemlerinin yapılması ve zor

kullanılması, tırların bulunduğu yer itibarıyla tehlike arz etmesi nedeniyle

Seyhan Recai Engin Kışlası’na götürülmesi, kışlaya giderken sivil araçtaki MİT

personelinin tırları durdurup anahtarlarını almaları üzerine konvoyun yoluna

devam etmesinin sağlanması, bunun için anahtarların zor kullanılarak alınması,

anahtarı alınan tırın Seyhan Kışlası’na doğru hareket ettirilmesi, diğer iki

tırın hareket etmesi sağlanamazsa olay yerine çekici getirmek suretiyle

tırlardaki metal kasaların başka tırlara yüklenmesi, sürekli arızalanan ve

hareket ettirilemeyen tır için çekici çağrılması, çekici gelinceye kadar dorselerdeki malzemelerle ilgili tespit yapılması ve numune

alınması talimatını verdiği anlaşılmıştır.

13. Adana İl Jandarma Komutanlığınca tırların Adana'nın Ceyhan

ilçesi Sirkeli otoyol gişelerinde durdurulması kararlaştırılmış ve bu amaçla

görevlendirilen çok sayıda personel söz konusu yere intikal ettirilmiştir.

14. Öte yandan ihbarda belirtilen tırların takibi için görevlendirilen

jandarma personelinin Pozantı ilçesinden itibaren durdurma noktasına kadar

tırları takip ettiği ve üçtır ile bu tırlara eşlik

eden bir otomobilin bulunduğunu üstlerine bildirdiği anlaşılmıştır.

15. Sirkeli otoyol gişelerinde bulunan jandarma personeli, üç

tırın durdurulması ve aranması faaliyetine ilişkin olarak üstlerince gruplara

ayrılmış; üç ayrı grubun her birinin plakası bilinen tırlardan birine, ihtiyat

olarak hazırda tutulan personelin ise otomobile müdahalede bulunması

kararlaştırılmıştır.

16. Olay günü saat 12.00 sıralarında Adana'nın Ceyhan ilçesi

Sirkeli otoyol gişelerinde oluşturulan arama noktasında MİT’e ait yüklerin

bulunduğu üç tır ve bu tırlara eşlik eden bir otomobil durdurulmuştur. Görevli

jandarma personeli, tırlarda ve otomobilde bulunan kişileri araçlardan

indirmişlerdir. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Başmüfettişliğince

düzenlenen arama görüntülerine ilişkin inceleme tutanaklarında, bu sırada

Jandarma görevlilerinin herhangi bir kimlik sorgulaması yapmaksızın zor kullandığı

ve otomobilde bulunan kişileri çekerek dışarıya çıkarttığı, bu kişilerden

birinin cep telefonunun rızası dışında alındığı, yine bir kişinin yere

yatırıldığı ve çok sayıdaki jandarma personelince yere yatırılan kişinin

vücuduna baskı uygulandığı, araçlardan indirilen bazı kişilere kelepçe

takıldığı ifade edilmiştir.

17. Araçlarda bulunan kişilerin MİT personeli olduklarını ve

araçlardaki yükün de MİT’e ait olduğunu ifade etmeleri ve tırların aranmasına

karşı çıkmaları üzerine Jandarma görevlilerince MİT personelinden birinin

cebindeki kimliği kontrol edilmiş ve söz konusu personelin MİT mensubu olduğu

tespit edilmiştir.

18. Bu durum Adana İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü

terör kısım amiri olarak görev yapan Ö.K. ile Ceyhan İlçe Jandarma Komutanı

tarafından Cumhuriyet Savcısı A.T.ye telefonla bildirilmiş, A.T. ise söz konusu

tırlarda arama yapılmasına yönelik talimatını yinelemiştir. Öte yandan olay

yerinde bulunan kişilerce ifade edildiğine göre A.T.nin

talimatıyla MİT görevlilerinin kelepçeleri çözülmüştür. Sonrasında jandarma

personelince tırların aranması faaliyetine başlanmış ve arama işlemlerine

ilişkin görüntü kaydı yapılmıştır. Bu süreçte MİT görevlilerinin arama işlemine

karşı koymaya devam ettikleri anlaşılmıştır. Devamında arama işlemlerinin

Adana'nın Seyhan ilçesinde bulunan Recai Ergin Kışlası’nda yapılması

kararlaştırılmış; söz konusu tırlar ve otomobil, jandarma araçlarıyla birlikte

kışlaya doğru hareket etmiştir. Tırlar, yol üzerinde Kürkçüler mevkiinde MİT

personelince durdurulmuş ve tırların hareket etmesine karşı çıkılmıştır. MİT

personelinin tırların anahtarlarını vermedikleri anlaşılmaktadır. Tırlardan

birinin anahtarı Ö.K. tarafından bir MİT mensubu ile fiziki mücadeleye

girişilmesi sonucu elde edilmiş ve bu tır seyrine devam etmiş ise de diğer iki

tır burada bekletilmiştir. Seyrine devam eden tırın arıza nedeniyle birkaç kez

durakladığı, sonunda jandarma personelince Öğretmenler Bulvarı’nda tır üzerinde

arama faaliyetinin icra edildiği ve bu faaliyetin görüntülü kayda alındığı,

daha sonra bu tırın tekrar diğer iki tırın bekletilmekte olduğu Kürkçüler

mevkiine geri getirildiği anlaşılmıştır.

19. Diğer yandan iki tırın bulunduğu (bekletildiği) yere gelen

Cumhuriyet Savcısı A.T., burada tırlardan birinin dorsesine

çıkarak incelemelerde bulunmuş ve aramanın yapılması talimatını vermiştir.

Başvurucunun talimatıyla tırlarda arama faaliyeti yeniden başlamış, ayrıca bu

faaliyet sırasında Jandarma görevlilerince görüntülü kayıt yapılmıştır. Yine

Cumhuriyet Savcısı A.T.nin talimatıyla jandarma

personeli tarafından tırlarda bulunan malzemeden numune alındığı ve bu

malzemeler üzerinde inceleme yapıldığı anlaşılmaktadır. Başvurucunun arama

sırasında cep telefonuyla kayıt yaptığı da ifade edilmektedir.

20. Arama faaliyetinin devam ettiği sırada Adana İl Emniyet

Müdürü ve Adana İl Jandarma Komutanı olay yerine gelmiştir. Yine olay yerine

çok sayıda polis memurunun intikal ettiği anlaşılmıştır. Devamında Adana Valisi

ve MİT Adana Bölge Başkanı olay yerine gelmiş; burada Cumhuriyet Savcısı A.T.

ile Adana Valisi, Adana İl Emniyet Müdürü, Adana İl Jandarma Komutanı ve MİT

Adana Bölge Başkanı arasında görüşmeler olmuştur. Bu görüşmeler sırasında arama

işlemine devam edilmediği anlaşılmaktadır.

21. Görüşmeler sonucunda MİT personelinin sicil numaraları

tespit edilerek tutanağa bağlanmış, ayrıca MİT Adana Bölge Başkanlığı

tarafından Adana Valiliğine hitaben düzenlenen

"Adana İl Jandarma Komutanlığına bağlı ekipler tarafından, 19.01.2014

tarihinde Adana-Gaziantep Otobanı Ceyhan gişelerinde durdurulan ve haklarında

ihbar olduğundan bahisle arama yapılmak istenen üç (3) Tır, Milli İstihbarat

Teşkilatına ait olup, Teşkilatın yurt içi Bölge üniteleri arasında malzeme

nakli yapmaktadır. 2937 sayılı Kanun gereği, Teşkilatın görev ve

sorumluluğundaki faaliyetler hakkında ancak Sayın Başbakan’ın izni ile işlem

yapılabileceği hususu da dikkate alınarak, bahse konu Tır’lara

ilişkin uygulamanın sonlandırılması ve benzer bir sorun/engelleme ile

karşılaşmadan planlanan intikallerini gerçekleştirmeleri için eskort verilmesi

hususunu arz ederim." içeriğindeki yazı örneğinin Cumhuriyet

Savcısı A.T.ye (Valilik üst yazısıyla birlikte) verilmesi kararlaştırılmıştır.

Bunun üzerine tırlarda arama işlemine devam edilmemiş, söz konusu tırlar MİT

Adana Bölge Başkanlığına teslim edilmiştir.

22. Cumhuriyet Savcısı A.T. tarafından tutulan 19/1/2014 tarihli

ve 2014/2 Soruşturma sayılı tutanak içeriğine göre A.T., Adana İl Jandarma

Komutanının kendisini arayarak aramanın sağlıklı bir şekilde yapılamadığını,

idari üstlerinden ve MİT yetkilisi olduğunu iddia eden kişilerden baskı

gördüğünü, kolluk olarak arada kaldığını ve işlem yapmakta sıkıntı yaşadığını,

olay yerine bizzat kendisinin gelerek konuyu çözmesi gerektiğini bildirmesi

üzerine olay yerine intikal etmiştir. Adana Valisi tarafından hem İçişleri

Bakanının hem de Başbakanın konu hakkında bilgilerinin olduğu, bu malzemelerin

MİT’e ait olduğu, MİT personelinin derhâl salıverilmesi gerektiği yönünde

A.T.ye bilgi verildiği anılan tutanakta belirtilmiştir.

23. MİT Müsteşarlığının 6/2/2014 tarihli yazısı ile söz konusu

olayda görev alan kişilerin ve araçların "2937

sayılı Kanun ile Müsteşarlığa verilen görev ve yetkiler uyarınca ülkenin millî

menfaatleri doğrultusunda yürütülen faaliyetler kapsamında bulunduğu"

Adana Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmiştir.

24. Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 10/2/2014 tarihli ve 2014/2

Soruşturma, K.2014/27 sayılı kararı ile olayda görev yapan MİT personeli

hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin

ilgili kısımları şöyledir:

"…

4483 sayılı Yasa hükümleri acil ve kaybolması muhtemel delilleri toplamaya izin

vermekte iken, sonraki ve özel kanun olan 2937 sayılı yasa md.26 hiçbir

istisnaya yer vermemiştir.

… Kanun koyucunun 2937 sayılı yasanın genel

amacı ve Milli İstihbarat Teşkilatının çalışma esas ve usullerinin gizlilik

taşıması dikkate alındığında hatta söz konusu teşkilatın faaliyetlerinin açığa

çıkarılmasının diğer yasal düzenlemeler yanında 2937 sayılı yasanın 27. maddesi

ile de cezai hükme bağlandığı düşünüldüğünde, yasa koyucunun böyle bir iddiada

hiçbir şekilde acil deliller olsa dahi delil toplamaya izin vermediği

görülecektir.

…

Öte yandan çeşitli kanunlarda çeşitli üst

düzey kamu görevlilerinin görevle ilgili suçlarında soruşturulmaları, izne ve

özel yargılama usulüne bağlanmıştır. Ancak herhangi bir ihbarla ‘gecikmesinde

sakınca bulunan hal’ hususu belirtilerek soruşturma işlemi kapsamındaki usulü işlemlere

(örneğin evinde ya da aracında veya makam odasında arama, elkoyma,

gözaltı vs) girişilmesi durumunda uygulamada ‘izin

müessesesinin’ hiçbir anlamı ve yasal koruması kalmayacağı gibi … lekelenmeme

hakkı da ağır şekilde ihlal edilmiş olacaktır.

Ayrıca söz konusu izin şartı olan özel

soruşturma usullerinde kişinin örneğin aracı, evi, makam odası ya da eşyasının

delil olarak kişiden farklı ve ayrı olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.

…

Buradaki ihbarlarla soruşturmayla bağlantıları

tümüyle ortaya çıkarılabilecek bir yapının ülkenin Milli İstihbarat

Teşkilatını, tüm faaliyetlerini, çalışanlarını deşifre etmek suretiyle, Türkiye Cumhuriyetinin yabancı istihbarat servisleri

karşısında çaresiz ve savunmasız bırakılması amaçlandığı değerlendirilmektedir.

…

Milli İstihbarat Teşkilatının faaliyetleri ile

ilgili Yasası ve işin doğası gereği şeffaf olamayacağı sadece yasada belirtilen

şekilde sorumlu olduğu makamlara denetim ve hesap verebileceğinin ve her konuda

kamuoyuna tüm bilgileri açıklayamayacağı bilindiğinden, bu ihbarlarla

Teşkilatın faaliyetlerinin El Kaide terör örgütü ile bağlantılandırılmaya

çalışıldığı, ülkemizin teröre destek veren ülke şeklinde dünyada

nitelendirilmesinin amaçlandığı, böylece dünyada ambargo ile karşılaşılabilecek

bir altyapının oluşturulmaya çalışıldığı, bu ihbarların nihai amaçlarından

birinin de bu olduğu, MİT’in görev faaliyetleri kapsamındaki çalışmalarının söz

konusu ihbarlarla sekteye uğratılmasının amaçlandığı değerlendirilmiştir.

…

MİT’in 2937 sayılı yasanın 4. maddesinde

sayılan görevleri yapmasının TCK md. 24 ve 26

uyarınca hem hakkı hem de görevi olduğu, bu kapsamda söz konusu araçlarla

yapılan faaliyetlerin, dosya içeriğinde yapılan yazışmalar sonucunda MİT’in

görevi kapsamında icra edilen faaliyetlere ilişkin olduğu, bu nedenle olaylarda

bir hukuka aykırılık ve suç bulunmadığı, tüm bu sebeplerle 2937 sayılı kanunun

26. maddesi uyarınca soruşturma izni istenmesini gerektirir herhangi bir husus

da bulunmadığı anlaşılmıştır."

B. İlgili Süreç

25. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 6/6/2016 tarihli ve

E.2016/24769 sayılı iddianamesi ile Fetullahçı Terör

Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasının (FETÖ/PDY) kurucusu ve liderinin de

aralarında olduğu yetmiş üç örgüt yöneticisi hakkında silahlı terör örgütü

kurma ve yönetme, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya

görevini yapmasını engellemeye teşebbüs, siyasi ve askerî casusluk yapma,

zimmet, nitelikli dolandırıcılık, resmî belgede sahtecilik, suçtan kaynaklanan

mal varlığı değerlerini aklama, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak

kaydedilmesi, kişisel verileri hukuka aykırı olarak başkasına verme, yayma, ele

geçirme suçlarını işledikleri iddiasıyla kamu davası açılmıştır. Anılan

iddianamede söz konusu MİT’e ait tırların durdurulması ve aranması eylemlerinin

FETÖ/PDY mensubu kişilerce ve bu yapılanmanın amaçları doğrultusunda

gerçekleştirildiği ifade edilmiştir (AYM, E.2016/6 (D. İş.), K.2016/12,

4/8/2016, § 16).

26. 15/7/2016 gecesi, Türk Silahlı Kuvvetleri içinde örgütlenmiş

olan bir grup tarafından yapılan darbe teşebbüsü sonrasında ise Cumhurbaşkanı

başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/7/2016 tarihinde, ülke genelinde

21/7/2016 Perşembe günü saat 01.00’den itibaren doksan

gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Cumhurbaşkanı

başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunca 22/7/2016 tarihinde kararlaştırılan

23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun

Hükmünde Kararname’nin (KHK) 3. maddesinde yargı mensupları ile bu meslekten

sayılanlardan terör örgütlerine veya MGK’ca devletin millî güvenliğine karşı faaliyette

bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği,

mensubiyeti veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı

olduğu değerlendirilenlerin meslekten çıkarılmalarına karar verileceği

düzenlenmiştir. Bu kapsamda Türk Silahlı Kuvvetleri ve jandarma personeline

ilişkin tedbirler konulu 31/7/2016 tarihli ve 29787 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 669 sayılı KHK ile başvurucunun da

aralarında bulunduğu bazı asker kişiler kamu görevinden çıkarılmıştır.

C. Tutuklamaya İlişkin

Süreç

27. Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca olay sonrasında başlatılan

soruşturma sonucunda 15/12/2014 tarihli iddianameyle başvurucu ile birlikte bir

kısım şüphelilerin devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya

askerî casusluk amacıyla temin etme, devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması

gereken bilgileri casusluk maksadıyla açıklama suçlarını işlediklerinden

bahisle cezalandırılmaları talebinde bulunulmuştur.

28. İddianamede isnat edilen eylemlerin birlikte

değerlendirilmesi sonucunda başvurucu ile beraber diğer şüphelilerin devletin

gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin

etme, devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk

maksadıyla açıklama suçlarını işledikleri iddiasıyla bazı kamu görevlisi

sanıklarla birlikte planlı ve sistematik bir şekilde yürütülen organizasyonun

parçası olarak ve örgütlü bir şekilde hareket ettikleri ifade edilmektedir.

İddianameye göre şüpheliler; Türkiye Cumhuriyeti devleti ve Hükûmetini gerek

yurt içinde gerekse uluslararası platformda zor durumda bırakmak ve

itibarsızlaştırmak, El Kaide ve benzeri terör örgütlerine yardım ettiği

görüntüsü vererek uluslararası yargı organları nezdinde hukuki ve cezai

sorumluluk altına sokmak amacıyla devletin güvenliği veya dış siyasal yararları

bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgiler olan ve MİT

tarafından yasal olarak gerçekleştirilen, özünde devlet sırrı niteliğinde olan

faaliyetleri ifşa etmişlerdir.

29. Başvurucunun tutuksuz olarak yargılaması devam ederken Adana

7. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/12/2015 tarihli kararıyla dosyalar arasında

hukuki, fiilî ve şahsi irtibat bulunduğu gerekçesiyle dosyanın Yargıtay 16.

Ceza Dairesinin (ilk derece mahkemesinin) E.2015/1 sayılı dosyasıyla

birleştirilmesine karar verilmiştir.

30. Öte yandan Selam-Tevhid Kudüs ordusu isimli iddia edilen terör

örgütünü konu alan bir soruşturmadaki usulsüzlük iddiaları kapsamında Türkiye Cumhuriyeti devletinin güvenliği veya ulusal

ve uluslararası yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken görüşmelerinin

dinlendiği, kaydedildiği ve bir kısmının iletişim tespit tutanağı hâline

getirilerek terörle ilişkilendirildiği gerekçesiyle başvurucunun da aralarında

olduğu çok sayıda kolluk görevlisi hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca

(Başsavcılık) ceza soruşturması başlatılmıştır.

31. Başvurucu, anılan soruşturma kapsamında gözaltına

alınmıştır. Savcılıkta verdiği ifadede üzerine atılı suçlamaları kabul etmeyen

başvurucu, Başsavcılıkça 9/4/2015 tarihinde diğer şüphelilerle birlikte silahlı

terör örgütüne üye olma ve Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini cebir ve şiddet

kullanarak ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen

engellemeye teşebbüs etme suçlarından tutuklanmaları istemiyle İstanbul 2. Sulh

Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Savcılığın talep yazısında şüphelilere isnat

edilen eylemlerle ilgili ayrı ayrı değerlendirmeler yapılmak suretiyle eylemler

özetle şöyle ifade edilmiştir:

"... Şüphelilerin eylem ve

fikir birliği içerisinde, koordineli ve sistematik bir biçimde sahte ihbar ve

delil uydurmak suretiyle, Suriye Ülkesi Halep şehri Türkmenlerine yardım

götüren Milli İstihbarat Teşkilatı’na ait tırları durdurdukları, Türkiye

Cumhuriyeti Devleti’ni terörle ilişkilendirmek kasıt ve iradesiyle belli bir

mizansen çerçevesinde aradıkları, devlet sırrı kapsamındaki yardım faaliyetini

deşifre ettikleri, eylemin bütününe bakıldığında ayrıntılarıyla açıklandığı

üzere her bir şüphelinin örgütsel hiyerarşik ilişki içerisinde kendine verilen göreviyerine getirdiği anlaşılmıştır."

32. İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 9-10/4/2015 tarihli ve

2015/167 D. İş sayılı kararıyla başvurucu ile bazı şüpheliler, haklarındaki

talebin "atılı suçun vasıf ve mahiyeti,

mevcut delil durumu, şüphelilere isnat edilen suçların yasadaki alt ve üst

sınırları, isnat edilen suçlardan Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini cebir şiddet

kullanarak ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen

engellemeye teşebbüs etme suçunun CMK 100/3 maddesinde sayılan suçlardan oluşu

sebebiyle adli kontrol kararları yetersiz kalacağı dikkate alınarak ..."

kabulüne karar verilerek tutuklanmıştır. Başvurucu buradaki savunmasında da

suçlamaları kabul etmemiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"... Yapılan inceleme neticesinde,

şüphelilerin bir kısmının mesai arkadaşı olmaları bir kısmının aynı devre

olmaları itibari ile birbirlerini tanıdıkları, şüpheliler H.A,M.F ve G.B.nin kendi beyanlarından da anlaşılacağı üzere,

bölgelerinde Milli İstihbarat Teşkilatının faaliyetlerinin olduğunu bildikleri

halde bu tırları durdurmak ve aramaya çalışmak, bu faaliyeti ifşa etmeyi

amaçlamak sureti ile müsnet Türkiye Cumhuriyeti

Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs

etme, silahlı terör örgütüne üye olma suçlarını işlediklerine yönelik kuvvetli

suç şüphesinin bulunması, Şüpheliler H.G, G.M, H.İ.K, M.Ö ve E.T.nin uzun süre dinleyip takip ettikleri kişilerin Milli

İstihbarat teşkilatı mensubu olduklarını bilmedikleri yönündeki savunmalarının

hayatın olağan akışına ters düştüğü, H. ve G.'nin

birlikte hareket ederek Adana Jandarma istihbaratta Ö.K.yı

ve haber merkezini arayarak yapılması muhtemel operasyonun Adana sınırlarına

taşınmasını sağladıkları, Ö.K.nın Adana Jandarma

Komutanlığında çalışan ve aşağıda ismi geçen diğer şüphelilerle birlikte

hareket ederek tırların durdurulmasına yapılan Milli İstihbarat Teşkilatı

faaliyetinin ifşa edilmesine, MİT mensuplarına karşı zor kullanmasına yönelik

operasyonu yaptıkları, her ne kadar MİT mensuplarının kendilerini

tanıtmadıklarını beyan etseler de MİT yazısının ve MİT mensuplarının beyanlarının

tam aksi yönde olduğu, bu doğrultuda tırlarda bulunan malzemelerin ifşası için

yoğun çaba harcadıkları, bu eylemle Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin zor duruma

düşürülmesinin hedeflendiğinin kendibeyanlarından da

yer yer anlaşıldığı, bu itibarla müsnet silahlı terör

örgütüne üye olma ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetim ortadan kaldırmaya veya

görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarını işlediklerine yönelik

kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu dikkate alınarak şüpheliler H.A, M.F, G.B,

H.G, G.M, H.İ.K, M.Ö, E.T, Ö.K., H.Ö., B.K., İ.A., H.K., İ.Ö.A., İdris Karaçizmeli, S.A., M.Ç.nin

üzerlerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma ve Türkiye Cumhuriyeti

Hükumetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme

suçlarının vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, ön görülen cezanın alt ve

üst sınırı, isnat edilen suçlardan Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan

kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçunun CMK 100/3

maddesinde sayılan suçlardan oluşu sebebiyle haklarında verilecek adli kontrol

kararlarının yetersiz kalacağı ..."

33. Başvurucunun tutuklama kararına karşı yaptığı itiraz

İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 17/4/2015 tarihli verdiği kararla kesin

olarak reddedilmiştir.

34. Başvurucu 11/6/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

35. Başsavcılıkça yürütülen soruşturma sonucunda 23/10/2015

tarihli iddianameyle başvurucuyla birlikte toplam yüz yirmi iki şüpheli

hakkında devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askerî casusluk

amacıyla temin etme, devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken

bilgileri casusluk maksadıyla açıklama, silahlı terör örgütüne üye olma ve

Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini cebir ve şiddet kullanarak ortadan kaldırmaya

veya görevini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme suçlarını

işlediklerinden bahisle cezalandırılmaları talebiyle İstanbul 14. Ağır Ceza

Mahkemesinde dava açılmıştır.

36. İddianamenin başvurucuyla ilgili kısmı özetle şöyledir:

"... diğer şüphelilerle

birlikte devlet sırrı kapsamındaki insani yardım faliyetini

deşifre etmek maksadıyla arama yaptıkları,

HTS kayıtlarının incelenmesi sonucu Adana İl

Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü tarafından kendisinin

kullanımına tahsis edilen cep telefonu hattından olay günü saat 10.27 (tırların

durdurulmasından yaklaşık bir buçuk saat önce) itibariyle çeşitli basın

mensuplarını arayarak olay yerine çağırdığı, basın mensuplarına görüntü

aldırtıp servis ettikleri ..."

37. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi 9/11/2015 tarihinde iddianamenin kabulüne karar

vermiş ve E.2015/297 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamış, aynı

gün yapılan tensip incelemesi ile "üzerlerine

atılı suçların vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, buna göre tutuklu

sanıklar yönünden kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut kanıtlar

bulunması, sanıklara atılı suçların tutuklama nedenlerinin yasal karine olarak

varsayıldığı 5271 sayılı CMK.nun 100/3-a.11 alt

bendinde sayılan katalog suçlardan oluşu, sanıklara atılı suçların kanunda

öngörülen cezalarının alt ve üst sınırlarının kaçma kuşkusunu somutlaştırması,

müşteki sayısı ve eylemlerin sayısal yoğunluğu da dikkate alındığında sanıklara

verilmesi muhtemel ceza veya güvenlik tedbiri ile tutuklama tedbirinin ölçülü

oluşu, tüm bu nedenlerle sanıklar üzerinde adli kontrol hükümleri ile yeterli

ve etkili hukuksal denetim sağlanamayacak oluşu" gerekçesiyle

başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

38. Devam eden yargılamada başvurucunun da aralarında bulunduğu

sanıklar hakkındaki dava (MİT tırları sanıkları yönünden) Mahkemenin ayrı bir

esasına kaydedilmiş ve İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince davanın Yargıtay 16.

Ceza Dairesinin (ilk derece mahkemesinin) E.2015/1 sayılı dosyasıyla

birleştirilmesine karar verilmiştir.

39. Başvurucu, Yargıtay 16. Ceza Dairesinde yapılan 29/12/2016

tarihli duruşmada tahliye edilmiştir.

40. Başvurucu hakkındaki dava, bireysel başvurunun incelendiği

tarih itibarıyla ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 16. Ceza Dairesinde

(E.2015/1) devam etmektedir.

IV. İLGİLİ HUKUK

41.

İlgili hukuk için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,

16/11/2016, §§ 90, 151.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

42. Mahkemenin 9/1/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Tutuklamanın Hukuki

Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

43. Başvurucu; daha önce tutuksuz olarak Adana 7. Ağır Ceza

Mahkemesinde yargılanması devam ederken aynı olay nedeniyle hakkında yeniden

soruşturma başlatılarak kuvvetli suç süphesi ve bir

tutuklama nedeni bulunmadığı hâlde tutuklandığını, tutuklama ve tutuklamaya

itirazın reddi kararlarının tutuklamayı haklı kılacak somut deliller ortaya

konulmadan gerekçesiz olarak verildiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildigini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

44. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi

şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

45. Anayasa'nın "Kişi

hürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci

fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan

kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini

önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda

gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."

46. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.

maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

kapsamında incelenmesi gerekir.

i. Genel İlkeler

47. Genel ilkeler için bkz.

Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, §§

203-215.

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

48. Başvurucu, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya

veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye

olma suçlarından 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır.

Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı

bulunmaktadır.

49. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin

meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın

ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtinin bulunup

bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

50. Tutuklama kararında; şüphelilerin bir kısmının başvurucunun

mesai arkadaşı, bir kısmının ise devre arkadaşı olması itibarıyla birbirlerini

tanıdıkları, bir kısım şüpheli beyanlarından da anlaşılacağı üzere bölgelerinde

MİT'in faaliyetleri olduğunu bildikleri hâlde bu tırları durdurmak, aramaya

çalışmak ve bu faaliyeti ifşa etmeyi amaçlamak suretiyle müsnet

suçu işlediklerine yönelik kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterir

delillerin bulunduğu kanaatine varılmıştır (bkz. § 32).

51. İddianamede ise başvurucunun örgütle bağlantılı olduğu

belirtilen kişilerle olan telefon görüşme kayıtlarına yer verilerek Selam-Tevhid Kudüs ordusu soruşturması

kapsamında yapılan 17-25 Aralık soruşturmaları sonrasında kamuoyu oluşturmak,

Hükûmeti zor durumda bırakmak amacıyla gerçekleri çarptırmak ve bir kısım gizli

bilgileri açıklamak suretiyle diğer şüphelilerle birlikte atılı suçları

işlediği; ayrıca bu kapsamda katıldığı MİT tırlarının durdurulması ve aranması

işlemleri sırasında olayı basına aksettirerek haber yapılmasını sağladığı iddia

edilmiştir (bkz. §§ 35, 36).

52. MİT tırları olayıyla

ilgili olarak Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca devletin gizli kalması gereken

bilgilerini siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etme, devletin

güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla

açıklama suçlarından başlatılan soruşturma sonucunda başvurucu ve bir kısım

şüpheliler hakkında soruşturma makamlarınca bu suçlardan Adana'da dava

açılmıştır (bkz. § 27). Sonrasında Selam-Tevhid Kudüs ordusu isimli, iddia edilen terör

örgütünü konu alan bir soruşturmadaki usulsüzlük iddiaları kapsamında Türkiye Cumhuriyeti devletinin güvenliği veya ulusal

ve uluslararası yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken

görüşmelerinin dinlendiği, kaydedildiği ve bir kısmının iletişim tespit

tutanağı hâline getirilerek terörle ilişkilendirildiği gerekçesiyle

başvurucunun da aralarında olduğu çok sayıda kolluk görevlisi hakkındaBaşsavcılıkça yeni bir ceza soruşturması

başlatılmıştır (bkz. § 30). Aynı olaydan kaynaklanmış olmakla birlikte sonradan

ortaya çıkan yeni deliller kapsamında daha önceki soruşturma ve kovuşturmaya

konu edilmeyen eylemler (silahlı terör örgütüne üye olma ve Türkiye Cumhuriyeti

Hükûmetini cebir ve şiddet kullanarak ortadan kaldırmaya veya görevlerini

yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme suçları) yönünden yeniden soruşturma başlatılmış

olması ve ulaşılan yeni deliller neticesinde yapılan değerlendirmede

başvurucunun suç işlediğine dair kuvvetli belirti bulunduğu sonucuna varılmasının

keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.

53. Nitekim FETÖ/PDY ile bağlantılı oldukları belirtilen savcı

ve hâkimler tarafından 2013 yılının sonunda bazı siyasiler ve bunların

yakınları ile kamuoyunun tanıdığı bazı işadamları hakkında yolsuzluk yaptıkları iddiasıyla soruşturma

başlatılması (17-25 Aralık soruşturmaları) ve 2014 yılının başında MİT'e ait

malzemelerin bulunduğu tırlarla silah taşındığı iddiasıyla bu tırların

durdurulup aranması -başvuruya konu edilen olay- FETÖ/PDY'nin

faaliyetlerinin Hükûmeti devirmeye yönelik olduğu yönündeki soruşturmaların

temel dayanağını oluşturmuştur. 17-25 Aralık ve MİT tırları soruşturmalarında

görev alan bazı yargı mensupları ile emniyet görevlileri hakkında uygulanan

tutuklama tedbirleri de Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru konusu edilmiş;

Anayasa Mahkemesi, başvuruları açıkça dayanaktan yoksun görerek kabul edilemez

bulmuştur (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK],

B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 74-87; Mustafa

Başer ve Metin Özçelik, B.

No: 2015/7908, 20/1/2016, §§ 134-161; Süleyman

Bağrıyanık ve diğerleri, §§ 198-244;

FETÖ/PDY kapsamında tutuklanan polislerin tahliyesine yönelik kararlar veren

hâkimlerin silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan mahkûmiyetlerine ilişkin

karar için bkz. Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E.2015/3, K.2017/3, 24/4/2017).

54. Başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suç şüphesinin

bulunması şeklindeki ön koşulu yerine gelmiş olan tutuklama tedbirinin meşru

bir amacının olup olmadığının da değerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirmede

tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar da dâhil olmak üzere somut

olayın tüm özelliklerinin dikkate alınması gerekir.

55. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen -silahlı terör

örgütüne üye olma ve Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini cebir ve şiddet kullanarak

ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye

teşebbüs etme- suçlar Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar

öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanunda

öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir

(aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin

Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66).

Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında

yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni

varsayılabilen suçlar arasındadır.

56. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia

olunan suçların vasıf ve mahiyetine, suçlara ilişkin kanunda öngörülen

cezaların ağırlığına, mevcut delil durumuna ve isnat edilen suçların katalog

suçlar arasında olmasına dayanıldığı görülmektedir.

57. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genel

koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile İstanbul 2.

Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte

değerlendirildiğinde başvurucu yönünden özellikle kaçma ve delilleri etkileme

şüphesine yönelik tutuklama nedenlerinin olgusal temellerden yoksun olduğu

söylenemez.

58. Son olarak başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü

olup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın

13. ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm

özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım

(2), § 151). Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu

makamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin

-özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir

şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde

yorumlanmamalıdır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve

diğerleri, § 214; Devran

Duran, § 64). Özellikle darbe

teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliği

ile FETÖ/PDY'nin özellikleri de dikkate alındığında

bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşık

olduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri

[GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, § 350).

59. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate

alındığında İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliğince isnat edilen suçlar için

öngörülen cezaların miktarı, işin niteliği ve önemi de nazara alınarak

başvurucu hakkında tutuklama tedbirine karar verilmesinin ölçülü olmadığı

söylenemez.

60. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukuki

olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan

başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Soruşturma Dosyasına

Erişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiası

61. Başvurucu, dosyada gizlilik kararı bulunduğu için isnat

edilen suçlamalarla ilgili yeterli bilgi ve belgeye sahip olamadığını ve bu

nedenle savunmasını tam anlamıyla yapamadığını belirterek kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

62. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:

"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti

kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu

kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak

amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."

63. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla başvurucunun bu bölümdeki

iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası bağlamında kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

i. Genel İlkeler

64. Genel ilkeler için bkz.

Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, §§ 250-257.

ii. İlkelerin Olaya Uygulanması

65. Başsavcılıkça hazırlanan 23/10/2015 tarihli iddianameden

anlaşıldığı üzere başvurucu hakkında yürütülen soruşturma dosyasına ilişkin

olarak dosyayı incelemesinin veya belgelerden örnek almasının soruşturmanın

amacını tehlikeye düşürebileceği gerekçesiyle müdafiinin

soruşturma dosyasını inceleme yetkisinin kısıtlanmasına karar verilmiştir.

Bununla birlikte İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince iddianamenin kabul

edildiği 9/11/2015 tarihi itibarıyla kısıtlılık, 5271 sayılı Kanun'un 153.

maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca kendiliğinden sona ermiş bulunmaktadır

(bkz. § 37).

66. Başvurucunun da aralarında bulunduğu şüphelilere yöneltilen

suçlamalara ilişkin olgular temelde eylem ve fikir birliği içinde, koordineli

ve sistematik bir biçimde sahte ihbar ve delil uydurmak suretiyle, Suriye'ye

yardım götüren MİT'e ait tırları durdurmaları, Türkiye Cumhuriyeti devletini

terörle ilişkilendirmek kasıt ve iradesiyle belli bir mizansen çerçevesinde

tırlarda arama yapmak istemeleri, devlet sırrı kapsamındaki yardım faaliyetini

deşifre etmeleri, eylemlerin bütününe bakıldığında başvurucunun diğer

şüphelilerle birlikte örgütsel hiyerarşik ilişki içinde kendilerine verilen

görevi yerine getirmesi iddiasıdır. Başvurucunun Savcılık tarafından alınan

ifadesi incelendiğinde kendisine isnat edilen suçlamalara ilişkin olarak

açıklamalarda bulunulduğu ve bu suçlamalara konu eylemlerle ilgili sorular

yöneltildiği, başvurucunun da isnat edilen eylem ve suçlamalara karşı savunma yaptığı,

suçlamaları kabul etmediği görülmektedir.

67. Diğer taraftan İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliğince yapılan

sorgu sırasında başvurucuya yüklenen suçların anlatıldığı ve bu sırada

başvurucunun müdafiinin de hazır bulunduğu

anlaşılmıştır. Başvurucu, suçlamalardan ve suçlamaların dayanaklarına ilişkin

bilgi ve belgelerden haberdar olduktan sonra hâkim önünde müdafiiyle

birlikte savunmasını sözlü olarak dile getirmiş; bu savunmasında da önceki

anlatımları doğrultusunda suçlamaları kabul etmemiştir.

68. Ayrıca başvurucunun 5271 sayılı Kanun'un 153. maddesinin (3)

numaralı fıkrasına aykırı olarak kuralda belirtilen ifadelerini içeren

tutanaklar ile bilirkişi raporları ve hazır bulunmaya yetkili olduğu diğer adli

işlemlere ilişkin tutanaklara erişiminin kısıtlandığı yönünde bir şikâyeti de

bulunmamaktadır. Ayrıca tutukluluğa itiraz dilekçesinde müdafii

tarafından usul ve esasa ilişkin olarak ayrıntılı bir şekilde savunma

yapıldığından, başvurucu ile müdafiinin isnat edilen

suçlamalara ve tutukluluğa temel teşkil eden bilgilere erişimlerinin olduğu

anlaşılmaktadır.

69. Bu itibarla suçlamalara dayanak olan temel unsurların ve

tutmanın hukukiliğinin değerlendirilmesi için esas olan bilgilerin başvurucuya

veya müdafiine bildirilmiş ve başvurucuya bunlara karşı

savunmalarını ileri sürme imkânı verilmiş olması dikkate alındığında yaklaşık

altı ay süren soruşturma aşamasında uygulanmış olan kısıtlılık kararı nedeniyle

başvurucunun tutukluluğa karşı etkili bir şekilde itirazda bulunamadığının

kabulü mümkün görülmemiştir (benzer yöndeki bir değerlendirme için bkz. Deniz Özfırat,

B. No: 2013/7929, 1/12/2015, § 91).

70. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun kısıtlama kararı

nedeniyle tutukluluğa itiraz bağlamında savunma hakkının kısıtlandığı iddiasına

ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının

da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

71. Başvurucu, daha önce yargılanmasına başlanmış olan aynı olay

nedeniyle hakkında yeniden soruşturma başlatıldığını, evrensel hukuk ilkelerine

aykırı olarak yetkisiz soruşturma ve kovuşturma makamlarınca hakkında kararlar

verildiğini ve savunma hakkının kısıtlandığını ileri sürerek adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

72. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır."

73. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

74. Yukarıda belirtilen Anayasa ve Kanun hükümleri gereğince

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece

mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun

yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının

tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, §§ 16, 17).

75. Somut olayda başvurucu, soruşturma süreci devam ederken

bireysel başvuruda bulunmuş; sonrasında hakkında ceza davası açılmıştır.

Anayasa Mahkemesince bireysel başvurunun karara bağlandığı tarih itibarıyla

başvurucu hakkındaki kovuşturmanın devam ettiği görülmektedir. Başvurucunun

başvuru formunda dile getirdiği adil yargılanma hakkına dair şikâyetlerini

yargılamada ve sonrasında temyiz aşamalarında ileri sürebilme ve bu aşamalarda

inceletme imkânı bulunmaktadır. Bu çerçevede derece mahkemelerinin yargılama ve

temyiz süreçleri beklenmeden soruşturma sürecindeki adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetin başvurucu tarafından bireysel başvuruya konu

edildiği görülmüştür.

76. Açıklanan gerekçelerle derece mahkemeleri önünde devam eden

başvuru yolları tüketilmeden temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği

iddialarının bireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu

kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

9/1/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Murat

BAŞPINAR

Başvurucu

:

İdris

KARAÇİZMELİ

Vekili

:

Av. Remziye

ARSLAN KAYA

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/9900, 9 Ocak 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Başvurucuya İsnat
  7. "İlgi
  8. B. İlgili Süreç
  9. C. Tutuklamaya İlişkin
  10. IV. İlgili Hukuk
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Kişi Hürriyeti ve
  13. B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 74-87; Mustafa
  14. B. Adil Yargılanma
  15. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  16. Yıldırım
  17. Kömürcü
  18. Akıncı
  19. Topal
  20. M. Emin KUZ
  21. Başpınar
  22. Karaçizmeli
  23. Arslan Kaya
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/9900
Tarih
9 Ocak 2019

İlgili Kararlar

  • Mehmet Emin Çeçi Başvurusu (B. No: 2015/9524)
  • Bestami Alliş Başvurusu (B. No: 2015/16656)
  • Ali Cömert Başvurusu (B. No: 2015/4068)
  • Yunus Şen Başvurusu (B. No: 2015/10354)
  • Z.k. Başvurusu (B. No: 2017/31040)
  • Hacı Ahmet Eskikanbur Başvurusu (B. No: 2015/2944)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.