İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Gökhan Koca Başvurusu (B. No: 2016/21870)

1. Başvuru; olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnamesiyle kamu görevinden

Başvuru No2016/21870Tarih27 Kasım 2019Okuma14 dk · 2.881 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Gökhan Koca Başvurusu

Karar tarihi
27 Kasım 2019
Başvuru Numarası
2016/21870
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.881 kelime·14 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnamesiyle kamu görevinden

çıkarılmasına karar verilmesi nedeniyle Anayasa'da düzenlenen bir kısım ilke ve

hakların, sağlık durumuna rağmen ceza infaz kurumunda tutma nedeniyle kötü

muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 9/9/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Başvurucu, 17/11/2016 tarihli ek dilekçesiyle Anayasa

Mahkemesi İçtüzüğü’nün (İçtüzük) 73. maddesi uyarınca

tutukluluk hâlinin sonlandırılarak tedbiren

tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir.

5. Komisyonca tedbir talebinin ve başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. 11/11/2016 tarihinde Kırşehir E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu

Müdürlüğüne ve 15/11/2016 tarihinde başvurucuya yazılan müzekkerelere verilen

cevaplar sonrasında İkinci Bölüm tarafından 18/11/2016 tarihinde -başvurucunun sağlık hizmetlerine erişiminin derhâl

sağlanması şeklinde- tedbir kararı verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

A. Genel Bilgiler

8. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşı

karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl

ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu

makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün

arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son

yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya

Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın

olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz

ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

9. Türk yargı organları yakın dönemde verdikleri birçok kararda

FETÖ/PDY'nin silahlı bir terör örgütü olduğunu kabul

etmişlerdir. Bu kapsamda Yargıtay Ceza Genel Kurulu 26/9/2017 tarihinde

(E.2017/16.MD-956, K.2017/370) ve -terör suçlarına ilişkin davaların temyiz

mercii olan- Yargıtay 16. Ceza Dairesi 24/4/2017 ve 14/7/2017 tarihlerinde

verdiği kararlarda (Selçuk Özdemir

[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, §§ 20, 21) FETÖ/PDY'nin

silahlı bir terör örgütü olduğu sonucuna varmıştır.

B. Başvuruya İlişkin

Süreç

10. Aksaray Emniyet Müdürlüğünde 3. sınıf emniyet müdürü olarak

görev yapan başvurucu hakkında 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra Aksaray Cumhuriyet

Başsavcılığı tarafından FETÖ/PDY'nin hiyerarşik

yapılanmasında yer aldığı iddiasıyla soruşturma başlatılmıştır.

11. Başvurucu, Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla

22/7/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır.

12. Başvurucu dört gün nezarethanede gözaltında tutulduktan

sonra 25/7/2016 tarihinde, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme,

savaş hâlinde olmanın sağladığı kolaylıkla Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı

silahlı isyan, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini

yapmayı engellemeye teşebbüs ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından

tutuklanması istemiyle Aksaray Sulh Ceza Hâkimliğine (Hâkimlik) sevk

edilmiştir.

13. Başvurucu, isnat edilen suçlardan Hâkimliğin 25/7/2016

tarihli kararıyla tutuklanmıştır.

14. Başvurucu, tutuklama kararına itiraz etmiş; Niğde Sulh Ceza

Hâkimliği 28/7/2016 tarihinde itirazı reddetmiştir. Karar başvurucuya 8/8/2016

tarihinde tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumunda tebliğ edilmiştir. Savcılık,

kanuni sürenin dolması nedeniyle başvurucunun tutuklunun hâlinin gözden

geçirilmesini talep etmiş; Hâkimlik 23/8/2016 tarihli kararıyla başvurucunun

tutukluluğunun devamına karar vermiştir. Başvurucunun bu karara itirazı Niğde

Sulh Ceza Hâkimliğinin 9/9/2016 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

15. Başvurucu 9/9/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

16. Başvurucu bireysel başvuruda bulunduktan sonra 18/11/2016

tarihinde, yurt dışına çıkış yasağı ve karakolda imza atma yükümlülüğü şartıyla

serbest bırakılmıştır.

17. Başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan

kamu davası açılmıştır. Aksaray 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama

sonucunda 15/11/2018 tarihinde başvurucunun beraatine

karar verilmiştir. Verilen karar istinaf edilmeden 24/12/2018 tarihinde

kesinleşmiştir.

C. Başvurucunun Sağlık

Durumuyla İlgili Süreç

18. Başvurucu; bireysel başvuru formunda 2012 ve 2015 yıllarında

üç kez beyin tümörü ameliyatı olduğunu, nükseden aynı hastalıktan 2016 yılı

Kasım ayında bir kez daha ameliyat olması gerektiğinin tedavisini sürdürdüğü

hastane tarafından kararlaştırıldığını fakat tutuklanması nedeniyle bunu

gerçekleştiremeyeceğini belirtmiştir. Sağ el ve ayağı ile vücudunun sağ

tarafının hastalığına bağlı olarak işlevini yerine getiremediğini dile getiren

başvurucu; ceza infaz kurumunda bulunan arkadaşlarının yardımıyla ihtiyaçlarını

giderdiğini, hastalığının tedavisi için hastaneye gitme talebinin kabul

edilmediğini ileri sürmüştür.

19. Kırşehir E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun tedbir talebinin

değerlendirilmesi amacıyla yazdığı cevap (bkz. § 6) içeriğinde başvurucuya

sunulan sağlık hizmetlerinden bahsedilmektedir. Söz konusu yazıda;

- 26/7/2016 tarihli ilk muayenesinde sağ beyin sapına batan 4,5 cm PCA tümörünün mevcut olduğu

şeklindeki sağlık fişiyle ceza infaz kurumuna kabul edildiği,

- 1/9/2016 tarihinde Kurum revirinde muayene edildiği, ötitis media (orta

kulak iltihabı) teşhisiyle tedavi edildiği ve reçete düzenlendiği,

- 11/11/2016 tarihinde Kurum revirinde muayene edildiği ve

bronşit teşhisiyle reçete düzenlendiği,

- Rahatsızlığı (iddia ettiği hastalığı) nedeniyle tutuklu

bulunduğu süre içinde Kurum revirine müracaat etmediği, bu nedenle hastaneye

sevkinin yapılmadığı,

- Anayasa Mahkemesinin yazısı üzerine 11/11/2016 tarihinde

Kırşehir Devlet Hastanesi (Hastane) Beyin Cerrahi Polikliniğine sevk edilerek

uzman doktor tarafından muayene edildiği, hemogram

biyokimya kan tahlili ve bilgisayarlı beyin tomografisi yapıldığı, tetkiklerin

değerlendirilmesinden sonra ilaçlı kranial beyin MR’ının çekilmesinin gerekip gerekmeyeceğine daha sonra

karar verileceği şeklinde tespitler yer almaktadır.

20. Cevap yazısında ayrıca başvurucunun 13/12/2004 tarihli ve

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 16. maddesi

kapsamında sağlık durumu nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında tutulup

tutulmayacağı hususunda Adli Tıp Kurumundan rapor tanzim edilmesi talebi olmadığı

belirtilmiştir. Ayrıca başvurucunun tutulduğu odada hâlihazırda on kişiyle

birlikte kaldığı, Ceza İnfaz Kurumunda aile hekimliği uygulaması yapıldığı,

08.00-00.00 saatleri arasında Ceza İnfaz Kurumunda sağlık hizmeti verecek

doktorların bulunduğu, diğer saatlerde ise hekimli

112 acil sağlık servisi temin edildiği, gerektiğinde il içine veya il dışına

götürülerek hükümlü ve tutuklulara sağlık hizmeti sunulduğu vurgulanmıştır.

21. Başvurucu; Anayasa Mahkemesinin yazısı (bkz. § 6) üzerine

sunduğu 17/11/2016 tarihli dilekçesiyle, beynindeki tümör nedeniyle 8/8/2016

tarihinde Kurum doktoruna başvurduğunu, beyninde tümör olduğunu ve tedaviye

ihtiyaç duyduğunu bildirdiğini, doktorun ise yasak olduğundan hastaneye sevk

yapamayacağını söylediğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca Ceza İnfaz Kurumu

aracılığıyla Kırşehir Cumhuriyet Başsavcılığına hastaneye sevk edilmesi için

farklı tarihlerde dilekçeler yazdığını fakat taleplerinin karşılanmayarak

sevkinin sağlanmadığını belirtmiştir. Başvurucunun sunduğu belgelerden ilki

8/8/2016, sonuncusu 2/9/2016 tarihinde olmak üzere beş defa beyin tümörü

nedeniyle revire çıkma veya hastaneye sevk edilme şeklinde taleplerde bulunduğu

görülmüştür. Başvurucu 11/11/2016 tarihinde Kırşehir Devlet Hastanesine sevk

edildiğini, tetkikler yapıldığını ancak 14/11/2016 tarihinde tekrar hastaneye

gideceği ve MR için randevu verileceği söylendiği hâlde henüz bir işlem

yapılmadığını belirtmiştir. Başvurucu ayrıca dilekçesine Aksaray Devlet

Hastanesinde düzenlenmiş olan 24/5/2016 tarihli genel sağlık kurulu raporu ile

özel hastanelerde yaptırdığı 10/5/2016 ve 13/7/2016 tarihli MR kayıtlarını,

18/3/2015 tarihli tedavi öyküsünü, 18/3/2015 tarihli, 180 gün süreli istirahat

raporunu eklemiştir.

22. Başvurucu 18/11/2016 tarihinde adli kontrol şartıyla serbest

bırakılmasından sonra 12/12/2016 tarihinde Anayasa Mahkemesine ek dilekçe

sunmuştur. Başvurucu söz konusu dilekçesinde, başvuru formunda belirttiği

hususları tekrar etmiş; ayrıca 11/11/2016 tarihinde yaptırdığı tahlillerden

sonra yetkililer tarafından MR randevusuna ilişkin bir açıklama yapılmadığından

ve tutulduğu yerin fiziki koşul ve imkânlarından bahsetmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

23. İlgili hukuk için bkz. Salih Sönmez (B. No: 2016/25431,

28/11/2018, §§ 33-56) ile Fatma Müge Tekin ve

Özge Tekin (B. No: 2014/2504, 20/3/2019, §§ 26-39) başvuruları

hakkında verilen kararlar.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 27/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Hukuka Aykırı Bir

Şekilde Meslekten İhraç Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

25. Başvurucu, hiçbir somut nedene dayanılmadan haksız şekilde

Resmî Gazete'de yayımlanan bir kanun hükmünde

kararname (KHK) ile görevinden ihraç edildiğini belirterek Anayasa'da güvence

altına alınan birtakım hakların ve ilkelerin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

26. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği, Anayasa

Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının

tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetini

öncelikle yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu

konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara sunması, bu

süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması

gerekir (İsmail Buğra İşlek, B.

No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).

27. Başvuru yollarının tüketilip tüketilmediği, ilke olarak

Anayasa Mahkemesine başvurunun yapıldığı tarihteki duruma bakılarak

değerlendirilir. Ancak Anayasa Mahkemesi bazı durumlarda bireysel başvuru

yapıldıktan sonra oluşturulan yeni başvuru yollarının tüketilmesi gerektiğine

de karar verebilir. Özellikle belli bir konudaki yapısal ve sistemik sorunlara

çözüm bulmak amacıyla sonradan oluşturulmuş bir yol söz konusu ise ikincillik

ilkesi, o konudaki temel hak ve özgürlüklerin ihlali iddialarının -bu yol

vasıtasıyla- öncelikle idari ve yargısal makamlarca değerlendirilmesine imkân

tanınmasını gerekli kılabilir (Remziye Duman,

B. No: 2016/25923, 20/7/2017, § 35).

28. Bir başvuru yolunun tüketilmesinin gerekli olması için

ulaşılabilir olması, ihlal iddiaları yönünden makul bir başarı şansı sunma ve

yeterli giderim sağlama kapasitesini haiz olması gerekir. Belli bir başvuru

yolunun soyut olarak belirtilen nitelikleri haiz olması yeterli değildir. Bu

yolun uygulamada da anılan nitelikleri haiz olması ya da en azından haiz olmadığının

kanıtlanmamış olması gerekir. Bununla birlikte soyut olarak makul bir başarı

sunma kapasitesi bulunan bir yolun uygulamada başarıya ulaşmayacağına dair

şüphe, o başvuru yolunun tüketilmemesini haklı kılmaz. Özellikle sonradan

oluşturulan ve henüz uygulaması olmayan bir başvuru yolunun bu kapsamda

değerlendirilmesi gerekir (Remziye Duman,

§ 36).

29. 23/1/2017 tarihli ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması

Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 1. maddesiyle Anayasa'nın 120. maddesi

kapsamında ilan edilen ve 21/7/2016 tarihli Türkiye Büyük Millet Meclisi

kararıyla onaylanan olağanüstü hâl kapsamında, terör örgütlerine veya devletin

millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna Millî Güvenlik Kurulunca (MGK)

karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle başka

bir idari işlem tesis edilmeksizin doğrudan KHK hükümleri ile tesis edilen

işlemlere ilişkin başvuruları değerlendirmek ve karara bağlamak üzere

Olağanüstü Hâl İşlemleri İnceleme Komisyonu (Komisyon) kurulmuştur.

30. Komisyon, başka bir idari işlem tesis edilmeksizin doğrudan

kanun hükmünde kararname hükümleri ile tesis edilen işlemlere ilişkin başvuruları

değerlendirmek ve karara bağlamak üzere kurulmuştur. Komisyon; olağanüstü hâl

kapsamında doğrudan KHK'lar ile tesis edilen kamu görevinden, meslekten veya

görev yapılan teşkilattan çıkarma ya da ilişiğin kesilmesi, öğrencilikle

ilişiğin kesilmesi, dernekler, vakıflar, sendika, federasyon ve

konfederasyonlar, özel sağlık kuruluşları, özel öğretim kurumları, vakıf

yükseköğretim kurumları, özel radyo ve televizyon kuruluşları, gazete ve

dergiler, haber ajansları, yayınevleri ve dağıtım kanallarının kapatılması,

emekli personelin rütbelerinin alınması işlemleri hakkındaki başvuruları

değerlendirip karara bağlayacaktır. Ayrıca olağanüstü hâl kapsamında yürürlüğe

konulan KHK'lar ile gerçek veya tüzel kişilerin hukuki statülerine ilişkin

olarak doğrudan düzenlenen diğer işlemlerle ilgili de Komisyona talepte bulunma

hakkı verilmiştir.

31. 685 sayılı KHK'nın 7. maddesinde, Komisyonun başvuru almaya

başladığı tarihten önce yürürlüğe konulan KHK'larla ilgili olarak başvuru alma

tarihinden (17/7/2017) itibaren altmış gün içinde, bu tarihten sonra yürürlüğe

konulan KHK'larla ilgili olarak ise Resmî Gazete'de

yayımlanma tarihinden itibaren altmış gün içinde Komisyona başvuru

yapılabileceği, aynı KHK'nın 11. maddesinde de Komisyon kararlarına karşı idare

mahkemelerine başvurulabileceği hüküm altına alınmıştır.

32. 685 sayılı KHK'nın geçici 1. maddesinin (3) numaralı

fıkrasına göre Komisyonun görev alanına giren konularda daha önce herhangi bir

yargı merciine başvurmuş veya dava açmış olanlar hakkında yargı mercilerince

karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilir ve dosyalar yeni bir

başvuru şartı aranmaksızın incelenmek üzere Komisyona gönderilir. Anılan

düzenlemenin olağan kanun yollarına ilişkin olduğu açıktır. Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuru yolu ise olağan nitelikte bir kanun yolu değildir. Açıklanan

nedenle Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurular 685 sayılı KHK'nın

geçici 1. maddesinin (3) numaralı fıkrası kapsamına girmemektedir. Dolayısıyla

somut bireysel başvuruların kabul edilebilirlik kriterleri bakımından

değerlendirilmesi gerekir (benzer yöndeki kararlar için bkz. Sait Orçan, B.

No: 2016/29085, 19/7/2017; Ramazan Korkmaz,

B. No: 2016/36550, 19/7/2017).

33. Ayrıntıları Anayasa Mahkemesinin Remziye Duman (B. No: 2016/25923, 20/7/2017) kararında

belirtildiği üzere KHK ile kamu görevinden, meslekten veya görev yapılan

teşkilattan çıkarılan ya da ilişiği kesilenlere ilişkin ihlal iddiaları

incelendiğinde ilk bakışta ulaşılabilir, ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı

sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğu görünen, Komisyona başvuru

yolu tüketilmeden yapılan başvuruların incelenmesinin bireysel başvurunun

ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna varılmıştır.

34. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Kötü Muamele Yasağının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

35. Başvurucu, hâlen devam eden beyin tümörü hastalığının

tedavisi için hastaneye sevkinin sağlanmadığını, bu nedenle rahatsızlığının ilerlediğini,

sağlık durumuna rağmen tutuklu olarak ceza infaz kurumunda kalmasının yaşam

hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

36. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Kimseye işkence ve

eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya

muameleye tabi tutulamaz."

37. Anayasa Mahkemesi, ceza infaz kurumlarının fiziki ve tıbbi

imkânlarının sağlık durumuna uygun olmamasına dayalı şikâyetleri istikrarlı bir

şekilde kötü muamele yasağı kapsamında incelemektedir (Mete Dursun, B. No: 2012/1195, 18/11/2015; Serdar Öztürk, B. No: 2013/7532,

4/2/2016; Sabri Kaya, B. No:

2014/8482, 29/6/2016; Ergin Aktaş, B.

No: 2014/14810, 21/9/2016; Hayati Kaytan,

B. No: 2014/19527, 16/11/2016; İmam Çelikdemir, B. No: 2014/20289, 5/12/2017).

38. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu yaşadığı rahatsızlık sebebiyle

vücudunun sağ tarafını kullanamadığını ve birtakım günlük ihtiyaçlarının ceza

infaz kurumunda beraber tutulduğu kişiler tarafından karşılandığını belirtmiş

ise de başvurucunun tutulduğu yerin koşullarının fiziki durumuna göre uygun bir

yer olmadığına veya bazı şart ve imkanlarının iyileştirilmesi gerektiğine

ilişkin bir şikâyeti bulunmamaktadır. Kaldı ki başvurucunun infaz hâkimliğinden

buna ilişkin bir talebi olduğuna veya talebi olup da reddedildiğine ilişkin bir

beyanı da yoktur. Dolayısıyla başvurucunun şikâyetinin yaşadığı rahatsızlığa

rağmen hastaneye sevkinin yapılmayarak ceza infaz kurumunda tutulması temelinde

incelenmesi gerekmiştir. Bu nedenle başvuru Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü

fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağı çerçevesinde

değerlendirilmiştir.

39. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasındaki “Kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya

muameleye tabi tutulamaz.” şeklindeki kural, hükümlü ve tutuklulara

yönelik uygulamalar için de geçerlidir. Bu husus 5275 sayılı Kanun'un "İnfazda temel ilke" kenar başlıklı 2. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında "Ceza ve güvenlik

tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı

davranışlarda bulunulamaz." ve yine Kanun'un 6. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (b) bendinde "Hürriyeti

bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten yoksunluk, insan onuruna saygının

korunmasını sağlayan maddi ve manevi koşullar altında çektirilir." şeklinde

düzenleme ile açıkça ifade edilmiştir. Dolayısıyla tutuklamaya veya hapis

cezasına mahkûmiyete ilişkin bir kararın yerine getirilmesi için sağlanacak

şartlar, insan onuruna saygıyı koruyacak nitelikte olmalıdır (Turan Günana, B.

No: 2013/3550, 19/11/2014, § 36).

40. İnfazın yöntemi ve infaz sürecindeki davranışların

mahkûmları özgürlükten mahrum kalmanın doğal sonucu olan kaçınılmaz elem

seviyesinden daha fazla sıkıntılı veya eziyetli bir duruma sokmaması gerekir.

Ceza infaz kurumunda tutulmanın pratik gerekleri çerçevesinde mahkûmların

sağlık ve esenlikleri gibi hususların yeterli bir şekilde güvence altına

alınması ve mahkûmlara gerekli tıbbi yardımın sağlanması da insan onuruna

yakışır koşulların sağlanması için gereklidir (Turan

Günana, § 39). Bu çerçevede hasta bir

kişinin uygun olmayan fiziki ve tıbbi koşullarda tutulması da Anayasa'nın 17.

maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı bir muamele olarak kabul edilebilir (Murat Karabulut, B. No: 2013/2754,

18/2/2016, § 65).

41. Hukuka uygun olarak özgürlüğü kısıtlanan herkesin insan

onuruna uygun tutma koşullarına sahip olma hakkı bulunduğunu, alınan

tedbirlerin uygulanma koşullarının kişiyi tutukluluğa bağlı kaçınılmaz üzüntü

seviyesini aşacak yoğunlukta bir ümitsizliğe sokmaması gerektiğini kabul etmek

gerekir (Fatih Hilmioğlu, B. No:

2014/648, 18/9/2014, § 65). Ayrıca Anayasa'nın tutuklu bir kimsenin sağlık

gerekçesiyle serbest bırakılması için hiçbir genel

zorunluluk getirmediğini ancak doğal olarak ortaya çıkan fiziksel ya

da ruhsal rahatsızlıklardan kaynaklanan acının yetkililerin sorumlu

tutulabileceği tutukluluk koşullarından dolayı artması ya da artma riski

bulunması hâlinde bu durumun Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası

kapsamına girebileceğini belirtmek gerekir (Fatih

Hilmioğlu, § 66).

42. Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilerin hasta olmaları

durumunda devletin kontrolü altında tuttuğu bu kişilere gerekli tıbbi yardımı

sağlama yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu yükümlülüğün hiç veya gerektiği gibi

yerine getirilmemesi sonucunda kişinin yaşamı veya vücut bütünlüğü bakımından

tehlike arz eden acil bir duruma, ağır veya uzun süreli bir acı çekmesine

sebebiyet verilmiş olması, belirtilen sonuçlar ortaya çıkmamakla birlikte

kişinin tıbbi yardımdan mahrum kalmış olması nedeniyle yaşadığı stres,

huzursuzluk veya aşağılanma hissinin -olayın kendine has koşulları

çerçevesinde- insan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele düzeyine ulaşacak

ciddiyette olması hâlinde Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal

edildiği kabul edilebilir. Bu kapsamdaki değerlendirmede kişinin özgürlüğünden

yoksun bırakılmasına bağlı dezavantajlı konumunun da dikkate alınması gerekir (Hayati Kaytan, § 44).

43. Somut olayda, başvurucunun tutuklu olarak bulunduğu süreçte

bir takım sağlık şikâyetleri nedeniyle ceza infaz kurumu bünyesinde faaliyet

gösteren sağlık birimine müracaat ettiği ve bu kapsamda muayenelerinin

yapılarak tedavisinin sağlandığı görülmektedir (bkz. § 19). Başvurucu,

tutuklanmasında önce tedavi sürecinin yürütüldüğü hastanede 2016 yılı Kasım

ayında beyin tümörü ameliyatı yapılmasının planlandığını belirterek tutulduğu

ceza infaz kurumundan çıkartılıp bir hastaneye sevk ve tedavi edilmesi

gerektiğinden bahsetmektedir. Başvurucunun iddiasında belirttiği gibi söz

konusu tarihte ameliyat olacağı kabul edilse dahi 9/9/2016 tarihinde bireysel

başvuruda bulunan başvurucunun sağlık durumunun ceza infaz kurumunda

sağlanamayan bir tedaviyi gerektirdiği bu nedenle hastaneye sevk edilmesinin

tıbbi bir zorunluluk olduğu soyut beyanı dışında dosyadaki bilgi ve belgelerden

anlaşılmamaktadır. Kaldı ki başvurucunun sunduğu veya ilgili kurumlardan gelen

tıbbi belgelerde başvurucunun ceza infaz kurumunda tutulmasına engel olabilecek

şekilde bir rahatsızlığından bahsedilmemektedir. Bununla birlikte başvurucu,

rahatsızlığının ceza infaz kurumu şartları veya yetkililerin uygulamalarından

kaynaklanan bazı nedenlerle kötüleştiğini, bu nedenle özgürlüğünden yoksun

bırakılma nedeniyle ortaya çıkan olağan elemin ötesinde bir ızdırap

ve/veya acıya maruz bırakıldığını somut olgularla desteklemediği gibi

18/11/2016 tarihinde serbest bırakılmasından sonra Anayasa Mahkemesine yazdığı

ek dilekçesinde (bkz. § 22) ceza infaz kurumunda tutulması ve tedavi imkanı

sunulmaması nedeniyle hastalığının ilerlediğini ortaya koyan herhangi bir tıbbi

belgeden de bahsetmemiştir. Dolayısıyla başvurucu rahatsızlıklarına rağmen

tutukluluk hâlinin devam ettirilmesinin sağlığı üzerindeki etkisini somut

olarak ortaya koymadan soyut bir şikâyet ileri sürmüştür.

44. Bu tespitler kapsamında ceza infaz kurumumda tutulma nedeniyle

kötü muamele yasağının ihlal edildiği şikâyetine ilişkin olarak somut bir delil

sunmayan başvurucunun sağlık durumuna rağmen tutukluluk hâlinin devam

ettirilmesi nedeniyle kötü muameleye maruz kaldığı yönündeki iddiasının açıkça

dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır.

45. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü

fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Hukuka aykırı bir şekilde meslekten ihraç edildiğine

ilişkin iddianın başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Başvurucunun serbest bırakılmasıyla konusuz kalan tedbir

kararı hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

27/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Engin

YILDIRIM

Celal Mümtaz

AKINCI

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Raportör

:

Sinan

ARMAĞAN

Başvurucu : Gökhan KOCA

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/21870, 27 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Genel Bilgiler
  7. B. Başvuruya İlişkin
  8. C. Başvurucunun Sağlık
  9. IV. İlgili Hukuk
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Hukuka Aykırı Bir
  12. B. Kötü Muamele Yasağının
  13. B. Başvurucunun serbest bırakılmasıyla konusuz kalan tedbir
  14. C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  15. Kömürcü
  16. Yıldırım
  17. Akıncı
  18. Armağan
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/21870
Tarih
27 Kasım 2019

İlgili Kararlar

  • H.ç. Başvurusu (B. No: 2018/5227)
  • Gülhan Dursun Başvurusu (B. No: 2016/9312)
  • Abdurrahman Yemiş Başvurusu (B. No: 2017/29347)
  • C.a. Başvurusu (B. No: 2016/14463)
  • İsmail Çıtak Başvurusu (B. No: 2016/78629)
  • Cem Koyunoğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/39706)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.