İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

İsmail Çıtak Başvurusu (B. No: 2016/78629)

1. Başvuru; tutuklamanın hukuki olmaması, tutukluluğun makul

Başvuru No2016/78629Tarih28 Kasım 2019Okuma27 dk · 5.486 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm İsmail Çıtak Başvurusu

Karar tarihi
28 Kasım 2019
Başvuru Numarası
2016/78629
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.486 kelime·27 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; tutuklamanın hukuki olmaması, tutukluluğun makul

süreyi aşması, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın

yapılması ve tutukluluğa yönelik itirazın sürüncemede bırakılması nedenleriyle

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; mal varlığına elkoyma

tedbiri uygulanması nedeniyle mülkiyet hakkının; ceza infaz kurumunda tutuklu

bulunduğu sürede müdafisiyle görüşmelerine zaman sınırı koyulması nedeniyle

savunma hakkının; ceza infaz kurumunda koğuş kapasitesini aşacak şekilde çok sayıda

kişiyle birlikte tutulması nedeniyle işkence ve kötü muamele yasağının; koğuş

içerisi ile ortak yaşam alanının kamera ile izlenmesi ve mektuplarının okunması

nedenleriyle de özel hayata ve aile hayatına saygı

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 20/12/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

A. Genel Bilgiler

9. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşı

karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl

ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl süresi 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu

makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün

arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son

yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya

Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın

olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz

ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

10. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde

Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından darbe girişimiyle bağlantılı ya da

doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan

ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkında

soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara

Cumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu-

üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu

iddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı

ve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın

Yavuz ve diğerleri, §§ 51, 350).

11. FETÖ/PDY'nin (genel özelliklerine

ilişkin olarak bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri,

§ 26) yargı kurumlarındaki örgütlenmesine ve faaliyetlerine ilişkin olarak

soruşturma ve kovuşturma belgeleri ile tedbir/disiplin kararlarında yer alan,

başta haklarında soruşturma yürütülen yargı mensuplarının beyanları olmak üzere

maddi olgulara dayalı bulunan iddia ve tespitlere Selçuk Özdemir ([GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017)

kararında ayrıntılı şekilde yer verilmiştir (Selçuk

Özdemir, § 22).

B. Başvurucuyla İlgili Süreç

12. Olay tarihinde Konya'nın Beyşehir ilçesinde hâkim olarak

görev yapmakta olan başvurucu hakkında 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ağır cezalık suçüstü hâli bulunduğu

değerlendirilerek FETÖ/PDY'nin hiyerarşik

yapılanmasında yer aldığı iddiasıyla soruşturma başlatılmıştır.

13. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Genel Kurulunun

24/8/2016 tarihli kararı ile başvurucunun meslekten ihraç edilmesine karar

verilmiş ve anılan karar 29/11/2016 tarihinde kesinleşmiştir.

14. Başvurucu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının HSYK kararıyla

meslekten ihraç edilenler hakkında soruşturma işlemlerinin yapılması yönündeki

yazısı üzerine Seydişehir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 16/7/2016

tarihinde gözaltına alınmıştır.

15. Seydişehir Cumhuriyet Başsavcılığı 20/7/2016 tarihinde

anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye

olma suçlarından tutuklanması istemiyle başvurucuyu Seydişehir Sulh Ceza

Hâkimliğine sevk etmiştir.

16. Başvurucunun sorgudaki ifadesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Ben üzerime atılı suçlamayı biliyorum

ancak hangi fiiller nedeniyle suçlandığımı bilmiyorum. Olmayan şeyler nedeniyle

suçlanılmayız. Darbe olayına nasıl bizimle ilgili bir

bağlantı kuruldu. Ben darbe teşebbüsü sırasında halı sahada maç yapıyordum ve

olayı duyar duymaz olayı lanetledik hep beraber. Bizi nasıl bu olayın içinde

gördüler anlayamıyorum. Bize dosya kapsamında şu veya bu eylemimizden dolayı bu

fiiller bağlantınız var diye bir olgu ortada yoktur. Daha çok hangi okulda

okudunuz ne yaptınız şeklinde sorular vardır. Sorulan soruların da hiçbirisi

darbe ile alakalı değildir. Benim ne darbe ile ne de FETÖ terör örgütü ile

herhangi bir bağlantım yoktur. Ben darbeyi öğrenir öğrenmez gece 12 gibi facebook üzerinden kınama mesajlarımı gönderdim. Buna

ilişkin face book çıktılarımı

savcılık temin edememiş ancak avukatım çıkartmıştır. Şimdi mahkemenize de

sunacağız. Zaten meslekten el çektirilmisiz ve devam

eden soruşturmaları etkileme gibi bir durum söz konusu değildir. Pasaportum da

yoktur. Kaçma şüphem mevcut değildir. Tutuklu yargılanmak suçlu olduğumuzu

göstermeyeceği gibi tutuksuz yargılanmamız da suçsuz olduğumuzu göstermeyecektır. Şu anda ülke olağan üstü bir durumdan

geçmektedir. Suçsuz olduğum için kaçmam mümkün değildir. Tutuksuzyargılanmak

istiyorum. Mahkeme aksi kanaatte ise adli kontrol hükümleri ile serbest

bırakılmayı talep ediyorum."

17. Seydişehir Sulh Ceza Hâkimliği 20/7/2016 tarihinde

başvurucunun anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör

örgütüne üye olma suçlarından tutuklanmasına karar vermiştir. Kararın

gerekçesinde, başvurucunun atılı suçu işlediğine dair yoğun ve kuvvetli suç

şüphesinin mevcut olduğu belirtilmiştir. Hâkimlik ayrıca, atılı suçun

tutuklamayı gerektiren katalog suçlardan olduğunu ve atılı suçun kanunda öngörülen

yaptırımının alt ve üst sınırları ile başvurucunun sosyal durumuna göre kaçma

şüphesinin bulunduğunu belirtmiştir. Kararda bunun yanında mağdur ve tanıklar

üzerinde baskı yapma ihtimalinin mevcut olduğuna dikkat çekilmiştir. Karar

gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:

"1- Şüpheli İsmail Çıtak'ın üzerine atılı

Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme ve Silahlı Terör Örgütüne Üye

Olma suçlarını işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığı, söz konusu

suçun mahiyeti, bu suç yönünden verilmesi beklenen ceza miktarı, madde metninde

öngörülen cezaların alt ve üst sınırları, şüphelinin kaçma ve saklanma şüphesi,mağdur ve tanıklar üzerinde baskı yapma ihtimali,

üzerine atılı suçun CMK'nin 100/3 maddesindeki

katalog suçlardan olması göz önünde bulundurularak şüphelinin

TUTUKLANMASINA,... [karar verildi.]"

18. Başvurucu tutuklama kararına itiraz etmiş, Konya Sulh Ceza

Hâkimliği 1/8/2016 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir. Karar

gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"İtiraz dilekçelerinde ileri sürülen

hususlar dikkate alınarak yapılan değerlendirmede, Konya Seydişehir Sulh Ceza

Hakimliği'nin itiraza konu kararının CMK 100 ve 101. Maddelerine uygun olarak

verildiği, kuvvetli suç şüphesini, tutuklama nedenlerinin varlığını ve

tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu gösteren delillerin somut olgularla

gerekçelendirilerek açıklandığı, usul ve yasaya aykırı herhangi bir husus

bulunmadığı görülmekle aşağıdaki karar verilmiştir.

Tutuklu şüpheli İsmail ÇITAK'ın

tutuklama kararına karşı yapmış oldukları itirazlarının reddine ... [karar

verildi.]"

19. Seydişehir Cumhuriyet Başsavcılığı 2/8/2016 tarihinde, soruşturmanın Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığınca yürütülmesinin gerektiğini belirterek yetkisizlik kararı

vermiştir.

20. Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliği 10/11/2016 tarihinde, Ankara

Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine başvurucunun da aralarında bulunduğu

çok sayıda şüphelinin tutukluluk durumunu incelemiş ve diğer şüphelilerle birlikte başvurucunun

tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"Tüm şüphelilerin dosya içeriğine göresilahlı terör örgütü olan FETÖ/PDY üyesi olduklarına

dair deliller bulunduğu, suçların niteliği, mevcut delil durumu, kuvvetli suç

şüphesinin varlığını gösteren somut olguların bulunması, şüphelilerin kaçma

şüphesi altında olduğunu gösteren somut olguların bulunması, şüphelilerin

işlediği iddia edilen suçun henüz tamamlanmadığı ve tamamlama yönünde ve

Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini yıkmak için faaliyetlerin devam ettiği şüphesi

bulunduğu, bu terör örgütünün Türkiye Cumhuriyet tarihinde görülen en tehlikeli

terör örgütü olup, diğer terör örgütlerini de yönlendirdiğinin

değerlendirildiği, AİHM'nin WEMHOFF/ALMANYA kararında da belirtildiği üzere 'şüphelinin salıverilmesi halinde adaletin işleyişine

zarar verecek faaliyette bulunma tehlikesinin varlığı tutuklama nedenidir' kararı da dikkate alınarak, delilleri yok etme

gizleme değiştirme ihtimalini gösteren olguların bulunması ve şüphelilere isnat

edilen suçun niteliği, atılı suçun CMK'nın 100/3

maddesinde öngörülen suçlardan oluşu ve atılı suç ile tutuklama tedbirinin

orantılı bir tedbir niteliğini taşıması dikkate alınarak yukarıda isimleri

yazılı şüphelilerin CMK'nın 108. maddesi uyarınca

tutukluluk hallerinin devamına"

21. Başvurucu; Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliğince verilen kararın

kendisine 28/11/2016 tarihinde tebliğ edildiğini, 29/11/2016 tarihinde ise

karara itiraz ettiğini ifade etmiştir. Başvurucu nihai kararın kendisine tebliğ

edilmediğini, itiraz mercii tarafından inceleme süresinin yedi gün olduğunu,

8/12/2016 tarihinde Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliğince verilen tutukluluğun

devamına ilişkin kararın tebliğ edilmesiyle 29/11/2016 tarihli itirazının kesin

olarak reddedildiğini düşündüğünü belirterek bireysel başvuruda bulunduğunu

bildirmiştir.

22. Başvurucu 20/12/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

23. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 10/7/2017 tarihli

iddianamesi ile başvurucunun silahlı

terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle

Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açmıştır.

24. İddianamede, başvurucunun FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yer

almak suretiyle terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddia edilmiştir.

İddianamede bu suçlamaya esas alınan olgular özetle şöyledir:

i. Başvurucunun HSYK Genel Kurulunun 24/8/2016 tarihli kararı

ile hâkimlik mesleğinden ihraç edildiği belirtilmiştir.

ii. Başvurucunun örgüt mensubu hâkim/savcı adaylarının diğer

adaylar arasında tanınması ve ön plana çıkartılması amacıyla oluşturulan 12.

Dönem Adli Yargı Yıllık Kurulu üyeliği yaptığı belirtilmiştir.

iii. HTS kayıtlarıyla ilgili olarak düzenlendiği belirtilen

bilirkişi raporuna göre başvurucunun, haklarında FETÖ/PDY ile bağlantılı

suçlardan soruşturma başlatılan kişiler veya FETÖ/PDY ile bağlantısı nedeniyle

haklarında işlem yapılan kurumlarla telefon görüşmesi yaptığı belirtilmiştir.

iv. Hakkında aynı suçtan yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli

sıfatıyla ifadesi alınan Y.B. ve S.Ö.nün

beyanlarında özetle başvurucunun yapılanma içerisinde 5. derecede olduğunu,

2014 yılı ve sonrası 12. dönem hâkim ve savcılarının grup sorumluğu görevini

yürüttüğünü, kendisinin (Y.B.) T4 grubu olarak başvurucunun da aralarında

bulunduğu on bir hâkim ve savcı ile irtibat kurduğunu ifade ettikleri

belirtilmiştir.

25. Dosya kapsamındaki tanık beyanları şöyledir:

i. S.Ö.nün

ifadesinin ilgili kısımları şöyledir:

"... Ben adaylık dönemimde yapılanma içerisinde derecem

4'tü. Ben ve Cumhuriyet savcısı O.U.'nun 2012 yılının

başında derecemizin 5'e çıktığını C.K. bize söyledi. C.K, benimle aynı dönemde

olan ve 12. Dönemin devre abiliğini yapan kişidir. Bu nedenle ben de bizim

dönemin tüm FETÖ/PDY terör örgütü mensubu hâkim ve savcılarının kim olduklarını

hem C.K. ile aynı evde kalmam ve hem de grup sorumluluğu görevi verilmesi

nedeniyle bilmekteyim. İsimlerini tek tek vereceğim ... İsmail Çıtak

(hâkim-örgüt içerisinde 5. Derecededir) ...

...2014 yılı ve sonrası 12. Dönem hâkim ve savcılarının

grup sorumluları ise ... İsmail Çıtak ... 'dır...

... kaldığım ev haricinde başka tüm evlere

gittiğim için yukarıda belirttiğim hakim savcı

isimlerinin kesinlikle bu yapılanmaya bağlı olduğunu biliyorum, teşhis

edebilirim ..."

ii. Y.B.nin ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:

"... 2015 yılı 4 Temmuz'da Konya ilinde

görevlendirilmem nedeniyle taşındım ...(K)'den T5

grubunu devir aldıktan sonra (A) Bylock'tan (E) ile

bizi eşleştirdi ve tanıştık, haberleştik. Bir gün Konya'ya geldi... C.K.'nin İsmail Çıtak ve ... İle irtibat kuracağını

kararlaştırdık... İsmail Çıtak, Çumra'dan Fatih, Karapınar'dan C.K. ile

bağlantı kuruyordu... Ben T4 grubu olarak ... İsmail Çıtak olmak üzere toplam

11 hâkim ve savcı ile irtibat kurdum. T4 grubu yanlış hatırlamıyor isem 108000

ile 135000 arasındadır. Toplamda T4 ve T5 grubu olarak sorumluluğumda olan

hâkim ve savcılar ... Beyşehir'den İsmail Çıtak... "

iii. Y.B.nin 10/6/2017 tarihinde başka

bir soruşturma kapsamında verdiği ifadesinin ilgili kısmı ise şöyledir:

"... 2015 yılının Ağustos ayında (A)

Konya iline geldi ve R.Ö'nün

evinde toplantı düzenledi. Bu toplantıya ben, R.Ö., (A), (K) ve (E) isimli

şahıslar katıldık. Bu toplantıda (A) bize Hukuk Fakültesi öğrencisi imiş gibi

temel hukuki terimlerden (tanık, sanık, müşteki, adli ve idari yargı) bahsetti.

(A), toplantı yaptığı bizlerin hâkim ve savcılar ile ilgileneceğimiz, yani

örgüte bağlı hâkim ve savcılar ile ilgileneceğimizi söyledi... Hâkim ve

savcılardan T4 ve T5 diye tabir edilen ve sınıflandırılan (hâkimlik ve savcılık

mesleğine yeni başlayan genç, yeni evlenen veya bekar olan )

hâkim ve savcıları devrettiler. (E) bana devrettiği T4 diye örgüt tarafından

sınıflandırılan hâkim ve savcılar ise şunlardır ... Konya Beyşehir ilçesinde

bulunan adli hâkim veya savcı olan İ.Ç. ...

...Yukarıda isimlerini söylediğim hâkim ve

savcıların gruplandırılması şu şekildedir ... Z.E.F Grubu (Grupçu) ; İsmail Çıtak ..."

26. Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 31/7/2017 tarihinde

iddianamenin kabulüne karar vermiş ve Mahkemenin E.2017/192 sayılı dosyası

üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır.

27. Mahkeme 7/11/2017 tarihinde yaptığı birinci duruşmada

başvurucunun savunmasını almıştır. Başvurucu; savunmasında okunan belgelerden,

dosya kapsamından, tanık beyanından ve tutanaklardan aleyhine olan hususları

kabul etmemiş ve etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak tahliyesini

istediğini beyan etmiştir. Duruşma sonunda Mahkemece başvurucunun tutukluluk

hâlinin devamına karar verilmiştir.

28. Mahkeme 13/3/2018 tarihinde yapılan ikinci duruşmada

başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Tahliye kararının gerekçesinin ilgili

kısmı şöyledir:

"Sanık İsmail Çıtak'ın mevcut delil

durumu, sabit ikametgah sahibi oluşu, sanığın delillere etki etme imkan ve

ihtimalinin bulunmayışı ve tutuklu kaldığı süre nazara alınarak müsnet suçtan tahliyesine ...[karar verildi].

29. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla

Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesinde derdesttir.

C. Tedbir Kararına

İlişkin Süreç

30. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 27/7/2016 tarihinde

başvurucunun da aralarında olduğu şüphelilerin gerçek ve tüzel kişiler ile kamu

kurum ve kuruluşlarının uğradığı zararın tazmini amacıyla devir ve temliki ile

bunlarla ilgili hak tesisini önlemek veya tasarruf yetkisini kısıtlamak için

şüphelilere ait taşınmazların tapu kütüğü ile kara, deniz ve hava ulaşım

araçlarının kayıtlı bulunduğu sicillere şerh konulması talep edilmiştir.

31. Talebi kabul eden Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliğince 29/7/2016

tarihinde, başvurucu ile diğer şüphelilerin taşınmazları, hak ve alacakları ile

vadeli ve vadesiz mevduat hesapları, maaşlı çalışanların ise maaş hesaplarına

son aldıkları maaşları kadar paranın aylık harcamalar için kullanılmak üzere o

ay içerisinde çekilmesine izin verildikten sonra arta kalan tutar üzerine elkoyma tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir. Kararda

4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 128. maddesi ile

27/7/2016 tarihli ve 29783 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan 668 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile

Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde

Kararname'nin 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ı) bendi dayanak olarak

gösterilmiştir.

32. Kararın gerekçesinde, atılı suçun işlendiğine ve suçtan elde

edilmiş olduklarına dair kuvvetli suç şüphesinin mevcut olduğunu gösterir bazı

somut delillere rastlanılmış olduğu belirtilmiştir.

33. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma

Bürosunun 17/11/2016 tarihli yazısı ile Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin

29/7/2016 tarihli ve 2016/3971 Değişik İş sayılı kararı ile konulan tedbirin

kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiş, talep Ankara 4. Sulh Ceza

Hâkimliğinin 21/11/2016 tarihli kararıyla kabul edilerek tedbir kaldırılmıştır.

34. Başvurucu 30/4/2018 tarihinde e-devlet üzerinden yaptığı

tapu kayıt bilgisi sorgulamasında Mahkemece konulan tedbirin devam ettiğini

belirtmiştir.

35. Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın 24/10/2018

tarihinde yapılan oturumunda verilen ilgili ara kararı şöyledir:

"Sanık müdafininin

vaki talebinin kabulüne, Ankara 4. Sulh Ceza Hakimliğinin 21/11/2016 tarih ve

2016/6195 D.İş sayılı kararı

ile sanık İsmail Çıtak'ın mal varlığı üzerine konulan tedbirin kaldırılmasına,

bu amaçla Gülağaç/Aksaray Tapu Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına ... [karar

verildi]."

36. UYAP sistemi üzerinden yapılan 11/6/2019 tarihli sorgulamada

başvurucunun mal varlığı üzerindeki tedbirin kaldırıldığı anlaşılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

37. İlgili hukuk için bkz. Adem Türkel (B. No: 2017/632, 23/1/2019, §§

24-39) kararı.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

38. Mahkemenin 28/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Tutuklamanın Hukuki

Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

39. Başvurucu; Sulh Ceza Hâkimliklerince verilen tutuklama ve

tutuklamanın devamı kararlarının hukuki olmadığını, hiçbir iddia ve delil

olmadan tutuklandığını, tutuklandıktan yaklaşık altı ay sonra tanık beyanları

alındığını ve bu şekilde hakkındaki delillerin ortaya çıktığını, iddianamede

iki tanık beyanı dışında delil bulunmadığını belirterek kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

40. Bakanlık görüşünde; başvurucunun 13/3/2018 tarihinde tahliye

edilmiş olduğuna vurgu yaparak Salih Sönmez (B.

No: 2016/25431, 28/11/2018) kararında ortaya konan ilkeler çerçevesinde 5271

sayılı Kanun'un 141. ve devamı maddelerinde öngörülen başvuru yollarının

tüketilip tüketilmediği hususunun incelenmesinin Anayasa Mahkemesinin

takdirinde olduğunu belirtmiştir. Bakanlık ayrıca tutuklamaya dair kararların

gerekçeleri dikkate alındığında başvurucunun tutukluluğunun keyfî olmadığını

ifade etmiştir. Bakanlık son olarak Anayasa'ya bariz şekilde aykırı yorumlar

ile delillerin takdirinde açıkça keyfîlik hâlinde hak

ve özgürlük ihlaline sebebiyet veren durumlar hariç olmak üzere isnat edilen

eylemlerin suç oluşturup oluşturmadığının ve tutuklamaya ilişkin olanlar da

dâhil kanun hükümlerinin yorumu ve bunların somut olaylara uygulanmasının

derece mahkemelerinin takdir yetkisi kapsamında olduğuna dikkat çekmiştir.

b. Değerlendirme

41. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi

şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

42. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenar

başlıklı 15. maddesi şöyledir:

"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya

olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl

edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin

kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada

öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.

Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen

ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne

dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz

ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu

mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."

43. Anayasa'nın "Kişi

hürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci

fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan

kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini

veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu

kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla

tutuklanabilir."

44. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013 § 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, tutukluluğun

hukuki olmadığına ilişkindir. Dolayısıyla başvurucunun bu bölümdeki

iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

i. Uygulanabilirlik

Yönünden

45. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin

uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları

incelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere

ilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).

Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olan

suçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu

belirtilen FETÖ/PDY üyesi olduğu iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi, anılan

suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunu

değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir,

§ 57).

46. Başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin hukuki

olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında yapılacaktır.

Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun tutuklanmasının başta Anayasa'nın

13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer maddelerinde yer alan güvencelere aykırı

olup olmadığı tespit edilecek aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15.

maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir

(Aydın Yavuz ve diğerleri, §§

193-195, 242).

ii. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

(1) Genel

İlkeler

47. Tutuklamanın hukukiliğinin incelenmesinde dikkate alınacak

genel ilkeler için bkz. Metin Evecen,

(B. No: 2017/744, 4/4/2018, §§ 47-52) kararı.

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

48. Başvurucu, Seydişehir Sulh Ceza Hâkimliğinin 20/7/2016

tarihli kararıyla tutuklanmıştır.

49. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanuni

dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, anayasal düzeni

ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından

5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır (bkz. § 17).

Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı

bulunmaktadır.

50. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin

meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın

ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli

belirtinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

51. Başvurucu hakkındaki tutuklama kararında ve iddianamede;

başvurucunun, HSYK Genel Kurulunun 24/8/2016 tarihli ve 2016/426 sayılı

meslekten ihraç kararına, HTS raporuna, hakkında aynı suçtan yürütülen

soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla ifadesi alınan Y.B. ve S.Ö.nün beyanları ile teşhis

tutanaklarına dayanılmıştır (bkz. §§ 17, 24).

52. İddianamede; bir kısım kişilerin verdikleri ifadelerde,

başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatının olduğuna ve bu yapılanmaya mensup

olduğuna yönelik anlatımlarda bulunduğu görülmektedir (bkz. § 24). Söz konusu

tanık anlatımları yer, zaman, kişi ve eylem bilgileri ihtiva etmekte ve bu

anlamda yargı makamlarına denetim yaparak söz konusu beyanları doğrulama ya da

çürütme imkânı tanımaktadır. Bu doğrultuda başvurucunun tutuklanmasında söz

konusu tanık anlatımlarının yargı makamlarınca kuvvetli bir belirti olarak

kabul edilmesi yönündeki değerlendirmelerinin keyfî ya da temelsiz olduğu

söylenemeyecektir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Metin Evecen, § 58; Recep Uygun, B. No: 2016/76351, 12/6/2018,

§ 43). Nitekim Anayasa Mahkemesi Selçuk

Özdemir başvurusunda; FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan bazı

şüphelilerin ifadelerinde, hâkim olarak görev yapmakta olan başvurucunun

FETÖ/PDY ile irtibatının olduğuna ve bu yapılanmaya mensup olduğuna yönelik

anlatımlarını başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayan kuvvetli bir belirti

olarak kabul etmiştir (Selçuk Özdemir,

§ 75).

53.Bu itibarla başvurucu yönünden suç şüphesinin varlığını

doğrulayan belirtilerin dosya kapsamında bulunduğu görülmektedir.

54. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu

değerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar göz ardı

edilmemelidir.

55. Somut olayda Seydişehir Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucunun

tutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan silahlı terör örgütüne

üye olma suçunun 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında

yer alan katalog suçlar arasında olmasına, suça ilişkin Kanun'da öngörülen

yaptırımın ağırlığına göre tutuklamanın ölçülü olmasına, kaçma ve delillerin

karartılması tehlikesine, adli kontrolün yetersiz kalacak olmasına dayanıldığı

görülmektedir (bkz. § 17).

56. Darbe teşebbüsü sırasında gerçekleşen vahim olayların toplumda

oluşturduğu kaygı, teşebbüsün faili olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin

karmaşıklığı ve bu yapılanmanın arz ettiği tehlike (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 15-19, 26), darbe teşebbüsüne

ilişkin faaliyetler kapsamında ülke genelinde binlerce kişi tarafından icra

edilen suç oluşturabilecek nitelikteki on binlerce eylemin aynı anda işlenmesi,

bunun yanı sıra çoğunluğu önemli yerlerde kamu görevlisi olan on binlerce

şüpheli hakkında doğrudan darbeyle ilişkili olmasa da FETÖ/PDY'ye

mensubiyet nedeniyle ivedilikle soruşturma yapılması ihtiyacı birlikte dikkate

alındığında soruşturma konusu olaylara ilişkin delillerin sağlıklı bir şekilde

toplanabilmesi ve soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için

tutuklama dışındaki koruma tedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 271; Selçuk Özdemir,§ 78; Alparslan Altan [GK], B. No: 2016/15586,

11/1/2018, § 140).

57. Darbe teşebbüsüyle bağlantılı veya darbe teşebbüsüyle

bağlantılı olmasa bile teşebbüsün faili olduğu belirtilen FETÖ/PDY ile

bağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadan

yararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesi

ihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır. Diğer taraftan

FETÖ/PDY'nin ülkedeki neredeyse tüm kamu kurum ve

kuruşlarında örgütlenmiş olması, yüz elliyi aşkın ülkede faaliyet göstermesi,

ciddi seviyede uluslararası ittifaklarının bulunması, bu yapılanma ile ilgili

olarak soruşturmaya tabi tutulan kişilerin yurt dışına kaçmasını ve yurt

dışında barınmasını büyük ölçüde kolaylaştıracaktır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 272; Selçuk Özdemir,§

79).

58. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terör

örgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar

öngörülen suç tipleri arasında olup (bkz. § 32) isnat edilen suça ilişkin

olarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden

durumlardan biridir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016,

§ 61; Devran Duran [GK], B. No:

2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç 5271 sayılı Kanun'un 100.

maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlar

arasındadır (bkz. § 32; Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170,

16/11/2017, § 148).

59. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genel

koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Seydişehir Sulh

Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğinde

başvurucu yönünden kaçma ve delilleri etkileme tehlikesine yönelen tutuklama

nedenlerinin olgusal temellerinin olmadığı söylenemez.

60. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup

olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.

ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm

özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım

(2), § 151).

61. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarını

ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organize

olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini

aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (benzer

yöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,

16/11/2016, § 214; Devran Duran,

§ 64). Özellikle darbe teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı

soruşturmaların kapsamı ve niteliği ile FETÖ/PDY'nin

özellikleri de -gizlilik, hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma,

kendisine kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme gibi-

dikkate alındığında bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok

daha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (Aydın

Yavuz ve diğerleri, § 350).

62. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate

alındığında Seydişehir Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suçlar için

öngörülen cezanın miktarını da gözönünde tutarak

başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol

uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının (bkz. § 17) keyfî ve

temelsiz olduğu söylenemez.

63. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukuki

olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan

başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

64. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına

tutuklama yoluyla yapılan müdahalenin bu hakka dair Anayasa'da (13. ve 19.

maddelerde) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden

Anayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme

yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

2. Tutukluluğun Makul

Süreyi Aştığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

65. Başvurucu; tutukluluğun devamına ilişkin kararların

gerekçeden yoksun olduğunu, bu kararlarda tutuklama nedenlerinin somut olgulara

dayalı olarak açıklanmadığını, kendisi yönünden bir kişiselleştirme yapılmadan

makul, ilgili ve yeterli olmayan gerekçelerle tutukluluğunun hukuka aykırı

olarak devam ettirildiğini, bu nedenlerle tutukluluk süresinin makul olmaktan

çıktığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile masumiyet

karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

66. Bakanlık, başvurunun bu kısmına ilişkin bir görüş

bildirmemiştir.

b. Değerlendirme

67. Anayasa Mahkemesi tutukluluğun kanunda öngörülen azami

süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular

bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye

edilmiş veya hükümlü hâle gelmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili

Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde

öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk

yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman

Ak, B. No: 2014/8515, 28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek, B. No: 2014/6500, 29/9/2016,

§§ 33-45; Ahmet Kubilay Tezcan, B.

No: 2014/3473, 25/1/2018, § 26). Somut olayda 13/3/2018 tarihinde tahliyesine

karar verilen başvuru yönünden anılan içtihatlardan ayrılmayı gerektirir bir

durum olmadığı anlaşılmıştır.

68. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Tutukluluğa Yönelik

İtirazın Sürüncemede Bırakıldığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

69. Başvurucu; tutukluluğun devamı kararına karşı 29/11/2016

tarihinde itiraz ettiğini, itirazının değerlendirilip değerlendirilmediğini

bilmediğini, itirazı değerlendirildiyse bile kendisine bir tebligat yapılmadığını

belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

70. Bakanlık, başvurunun bu kısmına ilişkin bir görüş

bildirmemiştir.

b. Değerlendirme

71. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

(k) bendi yakalanan veya tutuklanan kişilere, yakalama ve tutuklama işlemine

karşı kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmamaları durumunda

maddi ve manevi her türlü zararlarının tazminini isteyebilmelerine imkân

sağlamaktadır. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğa itirazın geç değerlendirildiği ya

da sürüncemede bırakıldığı şikâyetleri ile ilgili olarak bireysel başvurunun

incelendiği tarih itibarıyla tahliyesine karar verilmiş ya da hükümlü hâle

gelmiş başvurucular yönünden asıl dava sonuçlanmamış da olsa 5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (k) bendinde öngörülen yolun

tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (tahliye

olmuş başvurucular yönünden bkz. Cafer

Yıldız, B. No: 2014/9308, 9/1/2018, §§ 37-40; Yaşar Saçlı, B. No: 2014/9311, 24/1/2018,

§§ 37-40;hükümlü hâle gelmiş başvurucular yönünden bkz. Özgür Arıbaş, B. No: 2015/2394,

31/10/2018, §§ 57-60). Somut olayda tahliyesine karar verilen başvurucunun bu

kapsamda kalan iddiaları bakımından anılan kararlardan ayrılmayı gerektiren bir

durum mevcut değildir.

72. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

4. Tutukluluk

İncelemelerinin Hâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

73. Başvurucu, tutuklandıktan on sekiz ay sonra hâkim karşısına

çıkartıldığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

74. Bakanlık, başvurunun bu kısmına ilişkin bir görüş

bildirmemiştir.

b. Değerlendirme

75. Anayasa Mahkemesi Erdal

Tercan ([GK], B. No: 2016/15637, 12/4/2018) kararında; bu şikâyete

ilişkin olarak yaptığı inceleme kapsamında, darbe teşebbüsünden sonraki süreçte

darbe teşebbüsü, teşebbüsün arkasındaki yapılanma olan FETÖ/PDY veya terörle

bağlantılı suçlardan tutuklanan kişilerin tutukluluk incelemelerinin on sekiz

aya kadar hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılmasının olağanüstü hâl

döneminde kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlal etmediği sonucuna

varmıştır. Somut olay bakımdan 20/7/2016 tarihinde tutuklanıp 19/12/2017

tarihinde hâkim/mahkeme önüne çıktığı anlaşılan başvurucunun bu kapsamdaki

şikâyeti bakımından anılan karardan ayrılmayı gerektiren bir durum mevcut

değildir.

76. Açıklanan gerekçelerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Cezaevinde Kötü

Muameleye Maruz Kalındığına İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

77. Başvurucu on iki kişilik koğuşta bir buçuk yıla yakın bir

süre yirmi yedi kişi ile birlikte kısıtlı imkânlar dâhilinde kaldığını

belirterek işkence ve kötü muamele yasağının ileri sürmüştür.

78. Bakanlık, başvurucunun bu iddiaları hakkında bir görüş

bildirmemiştir.

2. Değerlendirme

79. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının

anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hak

ihlallerinin düzeltilmesi, idari ve yargısal makamların görevidir. Bu nedenle

temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine ilişkin iddiaların öncelikle derece

mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve

bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, § 16).

80. Bu nedenle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia

edilen hak ihlallerinin yetkili idari ve yargısal mercilerce düzeltilmemesi

hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru

yolunun ikincil niteliği gereği, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda

bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu

ilke uyarınca başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini

öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak

iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara

sunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli

özeni göstermiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, § 17).

81. Somut olayda benzer yöndeki bir başvuru olan Mehmet Baransu

(B. No: 2015/8046, 19/11/2015, §§ 12-18) kararında Anayasa Mahkemesince

belirtildiği üzere başvurucunun şikâyetlerini iletebileceği ve yapıldığını

iddia ettiği kötü muameleye derhâl son verilmesini isteyebileceği idari ve

yargısal mercilerin bulunduğu görülmektedir. İlgili hükümler kapsamında

başvurucu, şikâyetlerini öncelikle yetkili bu idari ve yargısal mercilere

iletip tutulma yeri ve koşulları sebebiyle kötü muameleye maruz bırakıldığını

ileri sürebilecek ve bu koşulların en kısa zamanda uygun hâle getirilmesini

ve/veya kötü muamele iddiasına konu işlemin infazının durdurulmasını ya da

ertelenmesini isteyebilecek iken bu yollara başvurmamıştır.

82. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezliğine

karar verilmesi gerekir.

C. Savunma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

83. Başvurucu; ceza infaz kurumunda tutuklu bulunduğu sürede müdafisiyle

görüşmelerine zaman sınırı koyulduğunu, görüşmelerini infaz koruma görevlisi

nezaretinde ve kamera kaydına alınarak gerçekleştirebildiğini belirterek

savunma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

84. Somut olayda başvurucu, hakkındaki soruşturma devam ederken

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Anayasa Mahkemesince

inceleme yapıldığı tarih itibarıyla da başvurucu hakkındaki davanın incelemesi

devam etmektedir. Başvurucunun hakkındaki soruşturma ve yargılama süreçlerinde yapılan

uygulamalar nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına

ilişkin şikâyetlerini kanun yollarında ileri sürebilme ve ileri sürmüş ise

şikâyetlerinin bu aşamalarda incelenme imkânı bulunmaktadır. Bu çerçevede

başvurucu tarafından istinaf/temyiz süreçlerinin sonuçlanması beklenmeden ileri

sürülen adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki şikâyetlerin bireysel

başvuruya konu edildiği görülmüştür (Ahmet

Sil (2), B. No:2017/20969, 28/6/2018, § 39).

85. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

D. Özel Hayata Saygı ve

Aile Hayatına Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

86. Başvurucu; koğuş içerisi ile ortak yaşam alanının yirmi dört

saat kamera ile izlendiğini, mektuplarının okunduğunu belirterek özel hayata ve

aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

87. Bakanlık, başvurucunun bu iddiaları hakkında bir görüş

bildirmemiştir.

2. Değerlendirme

88. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının

tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetini

öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak

iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara

sunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni

göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek,

B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).

89. Başvuru, Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliği 10/11/2016 tarihli

tutukluluk hâlinin devamına dair karara karşı yapılan itirazın reddine dair

karardan sonra yapılmıştır. Somut olayda özel hayata ve aile hayatına saygı

hakkının ihlali iddiası yönünden başvurucunun hukuk sisteminde mevcut idari ve

yargısal yolları tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.

90. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

E. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

91. Başvurucu, kendisine ait birtakım eşyaya hukuka aykırı

olarak el konulduğunu belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

92. Bakanlık görüşünde; başvurucunun mal varlığı hakkında

verilen tedbir kararının 21/11/2016 tarihinde kaldırıldığını, başvurucu

tarafından eğer tedbir kararının şartları oluşmadan verildiği düşünülüyorsa

5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi uyarınca tazminat davası açma imkânının

mevcut olduğunu, başvurucunun bu yola da başvurduğuna ilişkin bir bilgi veya

belgeye rastlanmadığını belirtmiştir.

2. Değerlendirme

93. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır."

94. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

95. Yukarıda belirtilen Anayasa ve Kanun hükümleri gereğince

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece

mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği, Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§ 16, 17).

96. Anayasa Mahkemesi, elkoyma

tedbirinin hukuka aykırı olmasından dolayı mülkiyet hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkin olarak 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen

tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu

olduğunu kabul etmiştir (Nuray Işık,

B. No: 2014/7561, 28/9/2016, §§ 58-69). Somut olayda başvurucunun bu kapsamdaki

şikâyeti bakımından anılan karardan ayrılmayı gerektiren bir durum mevcut

değildir.

97. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tutuklamanın hukuki olmamasından dolayı kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2. Tutukluğun makul süreyi aşmasından dolayı kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Tutuklamaya karşı itiraz hakkının etkin olarak

kullanılamamasından dolayı kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne

çıkarılmaksızın yapılmasından dolayı kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Ceza infaz kurumunda kötü muameleye maruz kalındığına ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

6. Savunma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

7. Özel hayata saygı ve konut dokunulmazlığı haklarının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

8. Mülkiyet

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

28/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Selahaddin

MENTEŞ

Raportör : Umut FIRTINA Başvurucu : İsmail ÇITAK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/78629, 28 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Genel Bilgiler
  7. B. Başvurucuyla İlgili Süreç
  8. C. Tedbir Kararına
  9. IV. İlgili Hukuk
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Kişi Hürriyeti ve
  12. B. Cezaevinde Kötü
  13. C. Savunma Hakkının İhlal
  14. D. Özel Hayata Saygı ve
  15. E. Mülkiyet Hakkının
  16. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  17. Gökcan
  18. Hakyemez
  19. Menteş
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/78629
Tarih
28 Kasım 2019

İlgili Kararlar

  • Cem Koyunoğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/39706)
  • Kemal Ekinci Başvurusu (B. No: 2016/9912)
  • Asya Kılınç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/541)
  • Metin Gümüş Başvurusu (B. No: 2016/14563)
  • Deniz Kürtoğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/3247)
  • Murat Avcıoğlu Başvurusu (B. No: 2016/9453)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.