İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Asya Kılınç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/541)

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda tutulan bir hükümlünün şüpheli

Başvuru No2016/541Tarih28 Kasım 2019Okuma56 dk · 11.282 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Asya Kılınç Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
28 Kasım 2019
Başvuru Numarası
2016/541
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

11.282 kelime·56 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda tutulan bir hükümlünün şüpheli

ölümü ve bu olayla ilgili olarak etkili soruşturma yürütülmemesi, ayrıca kamu

makamları tarafından yaşamı koruma yükümlülüğünün gerektirdiği şekilde intihara

karşı tedbir alınmaması, açılan tam yargı davasının reddedilmesi nedeniyle

yaşam hakkının; hükümlünün infaz koruma görevlileri tarafından darbedilmesi, tek kişilik odada cezasının infaz edilmesi

suretiyle psikolojisinin bozulmasına sebebiyet verilmesi, ceza infaz kurumu

ring aracıyla, kelepçeli olarak hastaneye sevk edilmesi ve kelepçenin çıkarılmamasından

dolayı yeterli tedavi uygulanamaması nedeniyle kötü muamele yasağının; tam

yargı davasının makul sürede sonuçlanmaması nedeniyle de adil yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 7/1/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmiştir.

6. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden ulaşılan bilgi ve belgelere göre

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucuların yakını olan M.K. 1982 doğumlu olup olay

tarihinde Demokratik Toplum Partisi Uşak il başkanı iken gerçekleştirdiği bir

eylemden ötürü terör örgütü üyesi olmak, terör örgütüne yardım yataklık etmek

suçlarından yapılan yargılama neticesinde mahkûm edildiği 6 yıl 3 ay hapis

cezasının infazı amacıyla İzmir 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza

İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) hükümlü olarak bulunmaktadır.

9. M.K. Ceza İnfaz Kurumunun tek kişilik odasında kalmaktayken 3/4/2010

tarihinde başına aldığı bir darbe sonucu geçirdiği beyin kanaması nedeniyle

kaldırıldığı hastanede 10/4/2010 tarihinde vefat etmiştir.

10. Başvuru dosyasının incelenmesinden M.K.nın 31/12/2009 tarihli dilekçesiyle kişisel bazı

sorunlarını acilen birinci müdürle görüşmeyi talep ettiği, söz konusu dilekçede

el yazısıyla yazılan notta "adı geçen

... örgütünden ayrılmak istediği, tek başına bir odaya konmasını"

şeklinde ibare bulunduğu görülmüştür.

11.Bu dilekçe üzerine Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem

Kurulunun 31/12/2009 tarihli kararıyla M.K.nın

kendi isteği nedeniyle B1-39 No.lu odaya yerleştirilmesine karar verilmiştir.

A. Bireysel Başvuru Öncesi Süreç

1- Olayla İlgili Yapılan Ceza

Soruşturması Süreçleri

12. İnsan Hakları Derneği İzmir Şubesi tarafından, ihbarda

bulunan sıfatıyla başvuranın F.K. olarak belirtildiği 6/4/2010 tarihli dilekçe

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına (Cumhuriyet Başsavcılığı) sunulmuştur.

Dilekçede özetle kaldırıldığı hastanede hayati tehlikesi nedeniyle hâlen yoğun

bakımda bulunan M.K.nın başına gelen olay hakkında

soruşturma açılması gerektiği ifade edilmiş; olaya ilişkin derhâl soruşturma

başlatılması, tüm delillerin bizzat Savcılık eliyle toplanması, olayın

yaşandığı güne ilişkin olarak Ceza İnfaz Kurumu kamera kayıtlarına el konması,

Ceza İnfaz Kurumundaki odada keşif yapılması, mahpuslar başta olmak üzere olaya

ilişkin bilgisi olanların tanık olarak beyanlarının alınması talep edilmiştir.

Dilekçenin ilgili kısımları şöyledir:

" ...

Cezaevi idaresi tarafından mahpusun yakınları

03.04.2010 tarihinde aranmış ve [M.K.nın] intihar girişiminde bulunduğu ve bu nedenle

hastaneye sevk edildiği yolunda bilgi verilmiştir.

Ancak, görebilen yakınları, halen hayati

tehlikesi devam etmekte olan mahpusun vücudunun bir çok

yerinde ekimoz ve yaralanma bulunduğunu belirtmekte

ve bu nedenle aslında intihara teşebbüs etmediği yönünde ciddi şüphe ve kaygı

taşımakta olduklarını ifade etmektedirler.

[M.K.nın] yakınlarının olayın oluş biçimine ilişkin olarak

şüphe ve kaygılarının yoğunlaşmasının bir diğer nedeni ise kendisini hastaneye

getiren jandarma görevlilerinin farklı farklı beyanlarda bulunmalarıdır.

Jandarma görevlilerinin biri 'mahpusun kafasını odasında duvara vurduğunu', bir

diğeri ise 'merdivenlerden düşerek başını çarptığını' söylemektedir.

..."

13.Söz konusu dilekçe Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından aynı

tarihte 2010/33825 numaralı soruşturmaya kaydedilmiş, bu soruşturmanın

2010/34364 numaralı soruşturmayla birleştirilmesine karar verilmiştir.

14. Ceza İnfaz Kurumu tarafından M.K.nın vefatıyla sonuçlanan olay hakkında Cumhuriyet

Başsavcılığına 5/4/2010 ve 8/4/2010 tarihli yazılarla bilgi verilmiştir.

8/4/2010 tarihli yazı ekinde gönderilen belgeler içinde Ceza İnfaz Kurumu

görevlileri tarafından çizilen olay yerinin basit krokisi ve fotoğrafları

mevcuttur. Söz konusu yazının ilgili kısımları şöyledir:

"...terör örgütüne üye olmak suçundan 6

yıl 3 ay hapis cezasına hükümlü olarak kurumumuzda bulunan ...[M.K.], 31/03/2010 tarihli idaremize vermiş olduğu

dilekçesi ile ailesinden gelebilecek olan her türlü para ve yardımın kabul

edilmeyerek iade edilmesini istediği, 31/03/20 tarihli [C.K.ya] hitaben yazdığı

'Ahlaka ve edebe aykın cümleler' içeren ve ailesine

sitem ettiği mektubun kurumumuz disiplin kurulu başkanlığının kararı ile

gönderilmediği, 2008 yılından bu yana hükümlüyü hiçbir yakınının ziyaret

etmediği, 2010 yılının başından itibaren hükümlüye herhangi bir para

yatırılmadığı tespit edilmiştir.

03/04/2010 günü saat 12:30 sularında

hükümlünün kalmakta olduğu B Blok 39 numaralı odanın mazgalının yemek vermek

için görevli memur tarafından açılarak hükümlüye seslenildiği, hükümlünün yüzü

ve burnunun kan içinde olduğu halde yerde bitkin bir şekilde yatmakta olduğu,

odaya girildiğinde adı geçenın yapılan fiziksel

kontrolünde burnundan kan aktığı, kafasının sol arka kısmının kanadığı, sırt

bölgesinde kızarıklık olduğu, elinde ve bileğinde sürtünmeye bağlı çizikler

meydana geldiği, sağ ayak bileğinin üst kısmında çizik ve kan olduğunun tespit

edilmesi üzerine, hükümlünün ivedilikle kuruma ait ring aracı ile jandarma

nezaretinde hastaneye sevk edildiği,

Ardından hükümlünün odasında yapılan

araştırmada 1 adet mektup şeklinde pusula ve 4 adet küçük notun bulunması ve

incelenmesi üzerine; aynı gün saat 19:30'da hükümlünün odasının bahçe kısmında

yapılan incelemede, bahçede kan izlerinin oldugu, bahçe

kapısının üst kısmında bulunan duvarda birçok ayak izinin bulunduğu, bu izlerin

şahsın pencere demirinden tutunarak duvara tırmanırken oluştuğu ve bu esnada

hükümlünün buradan düşerek kafasını açık olan bahçe kapısının köşesine çarpmış

olabileceği, kapının köşesinde saç kıllarının bulunduğu müşahade

edilmiştir.

Adı geçenin ailesi ve örgüt tarafından

dışlanması nedeniyle yaşadığı psikolojik bunalım sonucu intihara teşebbüs

ettiği düşünülmüş olup; konu ile ilgili evraklar yazımiz

ekinde sunulmuştur."

15. Söz konusu belge 8/4/2010 tarihli havaleyle Cumhuriyet

Başsavcılığı tarafından 2010/34364 numaralı soruşturmaya kaydedilmiştir.

16. 10/4/2010 tarihli yazı ile M.K.nın hastanede vefat ettiği Ceza İnfaz Kurumu

tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmiştir. Söz konusu yazının ilgili

kısmı şöyledir:

"...[M.K.], mensubu olduğu örgüt tarafından ihanetle suçlanarak

örgütten dışlandığından, kendi talebi ile İdare ve Gözlem Kurulu tarafından

yerleştirildiği B-1 Blok 39 nolu odada tek başına cezasını

infaz etmekte iken Hükümlü 03/04/2010 günü saat 12.30 sıralarında yemek

dağıtımı esnasında yemeğini almaya gelmemesi ve çağrılara geç cevap vermesi

sonrası, mazgaldan bakıldığında burnunun kanadığının görülmesi üzerine derhal

odasına girilerek alındığı ve 112 Acil Servis çağrılarak ilk muayenesinin

yaptırılarak bekletilmeksizin acilen sevki Atatürk Eğitim Araştırma Hastanesine

sevk edildiği, kafa travması sonucu sevk edilen [M.K.], tedavi gördüğü Hastanede 10/04/2010 günü gece saat

1.30 da öldüğü, Hastanede görevli memurlarca bildirilmesi üzerine durum nöbetçi

savcılığına ve Cezaevi Savcısına bildirilmiştir. Hükümlünün Ceza ve infaz

Kurumumuzda kaldığı odasında Hastaneye sevk edilmeden önce ailesine ve örgüt

mensuplarına yazdığı notlardan örgütün kendisini ihanetle suçlamasından dolayı

intihar girişiminde bulunması sonucu yaralandığı anlaşılmaktadır. Olayla ilgili

Adli ve İdari soruşturma devam etmekte olup, Hükümlünün otopsi raporları daha

sonra Başsavcılığımıza gönderilecektir."

17. Başvurucunun vefat ettiğinin 10/4/2010 tarihinde Cumhuriyet

Başsavcılığına bildirilmesi üzerine 2010/35069 numaraya kayden

yürütülen soruşturma kapsamında 10/4/2010 tarihinde M.K.nın ölü muayenesi yapılmış, klasik otopsi

yapılmasına gerek görülmüştür.

18. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2010/35069 numaralı

soruşturma kapsamında 10/4/2010 tarihli yazıyla otopsi işleminin yapılarak M.K.nın kesin ölüm nedeninin

tespiti Adli Tıp Kurumu İzmir Grup Başkanlığından (ATK) istenmiştir. ATK'nın 26/4/2010 tarihli otopsi raporunda şahsın künt kafa travmasına bağlı kafatası kırığı ve beyin

kanaması sonucu vefat ettiği tespitine yer verilmiştir. Raporun ilgili

kısımları şöyledir:

"...Sağ klavikula

altında, sağ dirsek iç büklümde, sağ el bileğinde, her iki el sırtında ve sol inguinal bölgede tıbbi müdahaleye bağlı ekimozlu

iğne izleri görüldü. ... Sağ uyluk 113 üst ön yüzde 4x7 cm ebadında ekimozsuz sıyrık ve üs kısımda 2x3 cm'lik

alanda kısmen kabuklanmış epidermisi ilgilendiren bir

diğer sıyrık, sağ diz kapağı altında orta hatta 1,2 cm çaplı kabuldu sıyrık, sağ ayak bileğinde medialden

arka yüze doğru uzanan hilal şeklinde üzeri kabuklu kesik görünümlü yara ve

çevresinde l0x13 cm'lik alanda mor menekşe renk

değişimine uğramış ekimoz tespit edildi. Sol cruris orta ön yüzde 0,2x0,5 cm ebadında ekimozsuz yüzeyel sıyrık görüldü.... ayak bileği dış malleol üst kısımda 5 adet üzerileri

kabuklanmaya başlamış 1 -3 cm arasında değişen uzunlukta çizgisel tarzda

sıyrıklar saptandı. Her iki el bileği dorsal ve ventralde mor renkli alanlar görüldü. Altlarına kesi

atıldı. Cilt altında özellik görülmedi. Ölü lekeleri olarak değerlendirildi.

Sol el bileği ön yüzde 0,3 cm'lik kabuklu yüzeyel cildi sıyrık tespit edildi. Tanımlanan lezyonlar ve

tüm vücut bölgeleri fotoğraflandı...

...

Baş Açıldı: Saçlı deri kaldırıldı. Saçlı deri

altında sağ frontalde daha yoğun olmak üzere her iki frontal de, sağ temporoparietalde,

vertekste yaygın ekimoz ve periost altı kanamalar saptandı. Temporal

adale gruplarında makroskopik özelliğe rastlanmadı. Oksipital kemik üst kısımda, orta hattın 2 cm solundan

başlayarak sagital sütürde aynlma şeklinde devamla verteksten

öne doğru seyreden, frontal kemiği kat ederek sağ orbita tavanına doğru yönelen lineer kırık saptandı. ...Her

iki frontal lob alt yüzde, her iki temporal lob alt ve yan yüzlerde. her

iki hemisfer üst yüzlerde ve her iki oksipital Iobda yaygın subaraknoidal kanama saptandı. Kesitlerinde her iki temporal polusta yaygın kontüzyon görüldü. Pons

kesitlerinde 2 cm çaplı bir alanda doku içi kanama saptandı. Kubbede her iki parietal ve frontal loblarda tüm

yüzeyi kaplayan sıvama tarzı subdural hematom tespit edildi. Bazal dura sıynldı.

Oksipital solda, arka fossa sol kısımda foramen magnuma ilerleyen lineer

kırık, arka fossa sağ ön kısımda 2 cm uzunluğunda yay seklinde bir diğer lineer

kırık tespit edildi. Ön fossada, sağ orbita tavanına lineer kırığın etmoid

kemiğin hemen sağında ön kısımda sonlandığı saptandı. Tanımlanan lezyonlar

fotoğraflandı..."

19. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2010/35069 numaralı

soruşturmanın da ölüm olayının neden ve nasıl meydana geldiği ile ilgili olarak

önceden açılmış ve yürütülmekte olan 2010/34364 numaralı soruşturmayla

birleştirilmesine karar verilmiştir.

20. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 12/4/2010 tarihinde Olay

Yeri İnceleme Tutanağı düzenlenmiştir. Tutanağın ilgili kısımları şöyledir:

"...

Öncelikle kamera ile çekim yapmak üzere

görevlendirilen ... ile birlikte zemin kat mutfak kısmı, merdivenler, üst kat

yatakhane ile havalandırma bahçesinin detaylı biçimde görüntüleri kayda alındı.

Odanın girişinde ... pencere kenarında zeminde

çok sayıda kan damlaları bulunduğu, pencere kenarındaki sandalye minderinde çok

sayıda kan damlaları bulunduğu, mutfak lavabosu önünde bir kan damlası, lavabo

içinde altı kan damlası, banyo önünde üç kan damlası, banyo içinde lavaboya

kadar beş kan damlası, banyodaki tuvalet taşında çok sayıda kan damlası

bulunduğu görüldü. ...havalandırmaya açılan demir kapının en üst köşesinde bir

adet küçük saç kılının halen mevcut olduğu, 03.04.2010 tarihli tutanak ile

alınan kılların muhafaza altına alınarak soruşturma evrakına ekli olduğu ...

Merdivenlerden yatakhaneye çıkışta 4. ve 14.

basamaklarda birer damla 16.basamakta 2 damla kan bulunduğu, ...pencere

kenarındaki ranzada ... pencere tarafında kalan kısımda yatakta battaniyede ve yastık[t]a kanlar bulunduğu..."

21. Ceza İnfaz Kurumu tarafından 13/4/2010 tarihli yazı ile M.K.nın Kuruma alındığı tarihten itibaren kaldığı odalar ve

oda arkadaşlarını gösterir liste, Kurum dosyasında bulunan tüm yazışmalar, M.K.

hakkında verilen tüm kararlar, B Blok'ta olay günü görev yapanların listesi ve

nöbet çizelgesi, M.K.nın odasında yaralanması ve

hastaneye kaldırılmasıyla ilgili olarak yapılan tüm işlem ve uygulamalar ile

bunlara dair tüm belgelerin, ziyaretçi ve telefon görüşme listelerinin

Cumhuriyet Başsavcılığınca talep edilmesi üzerine bu belgeler Ceza İnfaz Kurumu

tarafından iletilmiştir. Aynı yazıda; olay tarihinde olayın gerçekleştiği B

Blok'ta görevli infaz koruma memurlarının İ.B., Ö.T., Ö.G., B.Ü., sorumlu infaz

koruma başmemurunun M.D., nöbetçi 2. müdürün ise D.A.

olduğu bildirilmiştir.

22. Dosya kapsamındaki belgelerden M.K.nın kendi isteğiyle tek kişilik odaya alınmasına

karar verilmesinden sonra şahısla bir psikoloğun görüştürülmeye çalışıldığı ve

bu çaba sonucunda Ceza İnfaz Kurumunda görevli psikolog, doktor, sosyal hizmet

uzmanı, öğretmen ve iki infaz koruma memuru tarafından 31/12/2009 tarihli

tutanağın düzenlendiği görülmüştür. Tutanağın ilgili kısmı şöyledir:

"31.12.2009 sabahında hükümlü [M.K.] ... örgütünden ayrılmak istediğini, ayrı bir odaya

alınmayı talep ettiğini bildirir bir dilekçe yazmıştır. Dilekçe psiko-sosyal birime ulaştığında, idare ve gözlem kurulunun

diğer üyeleri ile irtibata geçilerek, boş olan B blok 39 nolu

odaya yerleştirme kararı alınmıştır. Bu sırada, hükümlü idari görüşme yaptıktan

sonra, ani müdahale birimi karşısındaki açık görüş salonuna alınmış, kurum

müdürü [N.Ü.nün] talimatı ile kurum psikologu

[D.P.] ile revirdeki psiko-sosyal servis görüşme odasına getirilmiştir. Hükümlü [M.K.], psikolog ile görüşme yapmayı reddetmiş, bir süre

kapıda beklemiş, görüşme yapmaya gerek olmadığını, başka bir şey

söylemeyeceğini ifade etmiştir. Gergin olduğu gözlemlenen hükümlü ile görüşme

yapma konusunda ısrarcı davranan psikolog, 'merak etme sıkıntılarına çözüm

olmak için buradayız' diyerek hükümlüyü ikna etmiştir. Görüşmede, örgütten

neden ayrıldığına kesinlikle cevap vermekten kaçınmıştır. Oda değişimi

olduğunda, ziyaret ve telefon saatlerinin değişmesinden bir mağduriyet yaşayıp

yaşamayacağı soruldu. Hiçbir sıkıntı yaşamayacağını söyledi. Ziyaretlerinin

gelip gelmediği sorulduğunda, ziyaretinin gelmediğini, gelmelerini kendisinin

istemediğini söyledi. Sadece telefon görüşü yaptığını söyledi. Faaliyetlerini

kendisinin 3 ay önce iptal ettiğini, bu durumun da sıkıntı olmayacağını ifade

etti. Oda arkadaşlarının onlardan ayrılmak istediğini bilip bilmediği, oda

değişimi yapılırken bir sıkıntı yaşanıp yaşanmayacağı soruldu. Kendilerine

ayrılmak istediğini söylediğini, dilekçe verdiğini bildiklerini söyledi.

Görüşmenin birçok kısmında 'konuşacak ya da anlatılacak bir şey yok' diyerek

görüşmeyi sonlandırmak istedi. Kurum Psikologu

[D.P.], psikolojik ruh halinin iyi

olmadığını gözlemlediğini, kendisine zarar verip vermemesinden endişe ettiğini

dile getirmesi üzerine; kendisine herhangi bir zarar vermeyi düşünmediğini,

zaten böyle bir düşünce içerisine girseydi odasında bunu rahatlıkla

yapabileceğini, ama kendisine kesinlikle zarar verme gibi bir düşüncenin ona

uymadığını anlattı. 03.12.2009 tarihinde Uşak Ceza İnfaz Kurumu 'na sevk talebinde bulunduğunu, haber gelmesini beklediğini

ifade etti. ... kurum psikoloğu olarak, kendisini birey olarak gördüğünü

yaşadığı sıkıntılara duyarlı olduğunu, bu konuda ne zaman yardıma ihtiyaç

duyarsa kendisine yardım edebileceğini, gerektiğinde psikiyatriye sevkinin yapılabileceği

anlatıldı. Hükümlü, psikiyatrik bir durumunun olmadığını, kendisinin deli

olmadığını, gitmeyeceğini söyledi. ... Boş olan bir üçlü odaya tek başına

alınacağı söylendi. Yakında kendisi ile tekrar görüşüleceği söylendi..."

23. Sosyal Hizmet Uzmanı D.S. ve iki infaz koruma memuru

tarafından tutulan 26/3/2010 tarihli tutanakta 26/3/2010 tarihinde M.K.nın odasına gidildiği, kapı mazgalından durumu ve

faaliyetlere katılmayı isteyip istememesi hakkında şahısla görüşüldüğü, iki üç

aya yakın bir süredir yalnız olması nedeniyle kendisine nasıl hissettiğinin

sorulduğu, şahsın iyi olduğunu, yalnızlığa alıştığını belirttiği, şahsın güler

yüzlü ve sakin olduğunun gözlendiği, durumu nedeniyle şahsa isterse haftada bir

saat açık spora yalnız çıkarılabileceğinin söylendiği, şahsın düşünüp ona göre

dilekçe yazacağını belirttiği, M.K.ya odada

televizyonu olup olmadığının sorulduğu, yoksa idareyle televizyon temini

konusunda görüşülebileceğinin belirtildiği, şahsın televizyonu bir iki güne

kadar sipariş edeceğini ve kendisinin temin edebileceğini belirttiği

hususlarına yer verilmiştir.

24. M.K.nın

spor faaliyetlerine katılması içinkendisiyle

konuşulduğunda katılabileceğini söylese de bazı nedenlerden bunu yapamayacağını

29/3/2010 tarihli dilekçeyle bildirdiği görülmüştür.

25. M.K.nın

31/3/2010 tarihli dilekçeyle başta kardeşi olmak üzere aile üyelerini

reddetmesi sebebiyle ailesinden gelebilecek para dâhil herhangi bir şeyi kabul

etmediğini, iade edilmesini istediğini bildirdiği dosya kapsamındaki

belgelerden anlaşılmaktadır. Bu dilekçe üzerindeki el yazısıyla yazılan notta "ziyaret kabul ... anne baba veya kardeşlerden

biri geldiğinde müdürle görüştürülme" ibaresinin bulunduğu

görülmektedir.

26. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından olayın meydana geldiği

koridora ait görüntülerin saat 07.50 ile 13.35 arasındaki kısmı temin edilerek

bu kayıtların izlenmesi sonrası 13/4/2010 tarihli Kamera İzleme Tutanağı

tutulmuştur.

27. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2010/34364 numaralı

soruşturma kapsamında 19/4/2010 tarihli yazıyla M.K.nın vefat ettiği hastaneden şahsa ait tüm tedavi

evrakı, hasta müşahede kâğıtları, çekilen tüm röntgen ve filmlerin iletilmesi

istenmiş; talep edilen belgeler hastane tarafından 21/4/2010 tarihli yazıyla

iletilmiştir.

28. Olay tarihinde olayın gerçekleştiği B Blok'ta görevli infaz

koruma memurları İ.B., Ö.T., Ö.G. ve B.Ü., sorumlu infaz koruma başmemuru M.D. ve nöbetçi 2. Müdür D.A. tarafından 3/4/2010

tarihli Olay Tutanağı düzenlenmiştir. Tutanakta; saat 12.30'da B Blok'ta yemek

dağıtılırken 39 numaralı odanın mazgalı açılarak yemekhanede görülemeyen ve tek

başına kalmakta olan M.K.ya seslenildiği, M.K.nın yatakhane kısmından yüzü ve burnu kanlı bir

şekilde, bitkin durumda aşağı indiği, odaya girilerek ne olduğu sorulduğunda

şahsın cevap veremeyecek kadar bitkin olduğunun görüldüğü, şahsın burnundan ve

kafasının sol arka kısmından kan aktığı, sırt bölgesinde kızarıklık olduğu,

elinde ve bileğinde sürtünmeye bağlı çizikler meydana geldiği, sağ ayak

bileğinin üst kısmında hafif çizik ve kan olduğu tespitlerine yer verilmiştir.

Ayrıca 112 Acil Servise haber verildiği, şahsın sağlık görevlilerince yapılan

muayenesi sonrasında Ceza İnfaz Kurumu ring aracıyla jandarma nezaretinde

hastaneye sevk edildiği, sonrasında durumundan şüphelenilerek odasında inceleme

yapıldığında yatağının bir kısmında kan olduğunun görüldüğü, yemekhane kısmında

dört adet küçük not ve bir adet mektup bulunduğu, mektup ve notların ihanetle

ilgili olup veda şeklinde yazıldığının görüldüğü belirtilmiştir.

29. Aynı Ceza İnfaz Kurumu personeli tarafından tutulan 3/4/2010

tarihli bir diğer tutanakta; durumun daha detaylı araştırılması amacıyla B1-39

No.lu odada akşam saatlerinde tekrar yapılan incelemede oda bahçesinde kan

izlerinin olduğu, bahçe kapısının üst kısmındaki duvarda birçok ayak izinin

bulunduğu, şahsın pencere demirinden tutunmak suretiyle duvara tırmanırken

düşmüş ve düşerken de kafasını açık bahçe kapısının köşesine çarpmış

olabileceği, kapının köşesinde saç kıllarının bulunması nedeniyle bu şekilde

bir tespite varıldığı belirtilmiştir.

30. Olay tarihinde infaz koruma başmemuru

olarak görev yapan M.D.nin Cumhuriyet Başsavcılığı

nezdinde şüpheli olarak alınan 12/4/2010 tarihli ifadesinin ilgili kısımları

şöyledir:

"...12.30 sıralarında B Blok nöbctçisi [Ö.T.]

telefonla beni aradı. yemek dağıttıkları sırasında B

Blok 39 nolu odada kalan hükümlü [M.K.nın] burnundan kan

geldiğini ve kafasının sağ arka üstü kısmından kan geldiğini söyledi. Hemen söz

konusu B Blok 39 nolu odaya gittim. Odaya girerek

hükümlüyü gördüm. Burnundan kan geliyordu. Ayrıca kafasının sağ tarafından da

kan geliyordu. Ne olduğunu sorduğumda hafif şekilde sırtımda ağrı var dedi. başka cevap veremedi. Bu arada odaya girdiğimde ayaktaydı.

... burnunda yere kanlar akıyordu. ... tuvalet kısmına girdiğinde de yere

kanlar aktı. Yine her iki el bileğinin iç kısımlarındaki deride soyutmuş

kızarıklıklar vardı. ... 112 Acil Servisi aradık. Müdür [D.] bey ile beraber tekrar odaya girdik. Müdür bey ile

birlikte 112 Acil Servisi beklerken yaptığımız incelemede üst katta yatakhanede

yatak çarşafında kan izleri olduğunu gördük. Yine mutfak kısmındaki masanın

yanındaki sandalye üzerinde gazetelerin arasında 4 adet el yazımı altındaki [M.K.] yazan not bulduk. ... Bu arada hemen hükümlüyü

tekerlekli sandalye ile kurum kabul kısmına götürdük. Yolda giderken iki kez

hafif şekilde kustu. ... 112 Acil Servis Ambulansı geldi. doktor

hemen muayenesini yaparak İzmir ... Hastanesine sevk etti. Daha sonra müdür bey

ile beraber tekrar odayı ve havalandırma bahçesini inceledik. Bahçe kapısı[nın] üst köşesinde saç

derisi sıyrılmış şekilde saç tellerinin bulunduğunu gördük. Yukarı doğru

baktığımızda üst kattaki oda penceresinin alt kısmında yaklaşık 7-8 adet siyah

ayakkabı izleri olduğunu gördük. Mahkumun botu uzun

olduğundan yan taraftaki pencere demirleri ve kapının tokmağına basarak kapının

üstüne çıkıp buradan üst kat penceresine tırmanmış olabileceğini ve bu şekilde

düşmüş veya kendisini atmış olabileceğini düşündük. Ayrıca ambula[an]s kendisini alıp götürürken ayakkabılarını

çıkarttıklarını ve ayakkabılarının mahkum kabulde olduğunu gördük. Ayakkabıları

incelediğimizde siyah spor ayakkabı olduğunu, duvardaki izlerinde siyah

ayakkabıya ait olduğunu tespit ettik. Ayrıca ayakkabının alt kısmında duvar

renginin izleri sürtünmüş şekilde mevcuttu. Bu arada bulduğumuz not

kağıtlarında ve mektup kağıdında ihanet öldürür şeklinde sözler yazıyordu.

...Hükümlünün gerek düşmesi gerekse ölümü alayında benim hiçbir kusur ve

ihmalim yoktur. Görev arkadaşların[ı]n da bu

konuda herhangi bir kusur ve ihmalleri yoktur. Biz kendisinın

durumunu öğle yemeği dağıtımı sırasında görür görmez 112 Acil Servis'e haber

vererek kendini hastaneye kaldırdık. Görevimizin gereklerini mevzuata uygun

olarak yerine getirdik. dedi.

Lüzumuna binaen soruldu.

Ben ve yukarıda isimlerini belirttiğim

arkadaşlarımın hiçbirisi hükümlüye karşı asla darp cebirde bulunmadık. Yemek ye

sayım haricinde asla hiçbir hükümlünün odasına girmeyiz. Kurumumuzda

konuşlandırılmış kameralardan bu hususlar rahatlıkla tespit edilebilir..."

31. Olay tarihinde B Blok'ta infaz koruma memuru olarak görev

yapan Ö.T.nin Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde

şüpheli olarak alınan 12/4/2010 tarihli ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...Öğle yemeğini kreşte çalışan hükümlü [N.U.] ile birlikte dağıtıyorduk. B Blok 39 nolu odanın mazgalını açtığımda tek başına kalan hükümlü [M.K.yı] göremedim. ... birkaç kez ben seslendim, hükümlü üst kattan 'geliyorum'

dedi. Merdivenlerden halsiz bir şekilde indi. Burnundan kan akıyordu. Ne

olduğunu sordum. Hafif sesle uyurken burnum kanamış dedi. ... Başmemur hükümlüye ne olduğunu sordu. Hafif şekilde

sırtının ağrıdığını söyledi. Halsizdi. Mutfak masasının yanında oturuyordu. ...

Bu arada mahkum acil servis ile hastaneye

gönderildikten sonra müdür bey ile başmemur tekrar

odaya geldiler. Odada inceleme araştırma yapıldı. Sandalye üzerindeki

gazetelerin arasında not kağıtları bulduk. 4 tanesi küçük kağıt.

bir tanesi de arkalı önlü 'ihanetin başlangıcı'

başlığı ile başlayan [M.K.]

tarafından yazılmış notlar vardı. ... Havalandırma bahçesine geçtik. Balıçe kapısının üst köşesinde saç kılları vardı. Kapının

üst tarafındaki duvarda da ayak izleri vardı. Ayrıca kapının önünde birkaç

damla kan izleri vardı. ... Söz konusu olayda benim herhangi bir kusurum ve

ihmali[m] yoktur. ...[M.K.ya] yönelık asla fiili bir saldırımız söz konusu

değildir..."

32. Olay tarihinde B Blok'ta infaz koruma memuru olarak görev

yapan B.Ü.nün Cumhuriyet

Başsavcılığı nezdinde şüpheli olarak alınan 12/4/2010 tarihli ifadesinde de

benzer beyanlarda bulunduğu anlaşılmıştır. İfadenin diğer ifadelere göre ek

bilgi içeren ilgili kısmı şöyledir:

"...Ambulans gelir gelmez doktor

kendisini muayene etti ve 'hükümlüyü hemen hastaneye götürün' dedi. Gerekli

işlemler yapıldıktan sonra 112 Servisi doktorunun talebi üzerine hükümlüyü

İzmir ... Hastanesine sevk etmek için ring aracına bindirdik..."

33. Olay tarihinde B Blok'ta infaz koruma memuru olarak görev

yapan Ö.G. ve İ.P.nin Cumhuriyet Başsavcılığı

nezdinde şüpheli olarak alınan 12/4/2010 tarihli ifadelerinde de benzer

beyanlarda bulundukları anlaşılmıştır.

34. Olay tarihinde nöbetçi müdür olarak görev yapan D.A.nın Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde

şüpheli olarak alınan 13/4/2010 tarihli ifadesinde de benzer beyanlarda

bulunduğu anlaşılmıştır. İfadenin diğer ifadelere göre ek bilgi içeren ilgili

kısmı şöyledir:

"...Daha sonra 112 Ambulans Servisi kısa

bir süre içerisinde geldi. Gerekli kontrol ve muayene işlemlerini yaptı.

Hastaneye sevk edilmesini bildirdiler. Hatta ambulans da görevli doktor kendisi

ambulans ile götürmeyi teklif etti. Ancak ben hükümlü hastanın durumunu

gördüğüm anda ağır ve acil olduğunu anladığım için jandarmayı arayarak hastanın

sevki gerekebileceğinden hemen sevk aracının hazırlanmasını istemiştim. Bu

nedenle bu arada çok kısa bir sürede sevk aracı ile birlikte hazırdı ve sevk

aracına yani ring otosuna hasta alınarak derhal İzmir ... Hastanesi'ne sevki

sağlandı. Biz hasta hükümlüyü odasından 1-2 dakika içerisinde çıkarıp mahkum kabule getirmiştik. O arada ambulans da yetişmişti.

Ambulans doktoru muayenesini yapıncaya kadar da ring otomuz yetiştiği için

hiçbir gecikmeye sebebiyet vermeksizin hasta hükümlünün sevki yapıldı. Benim

veya hiçbir arkadaşımın olayda en küçük bir ihmali söz konusu olmadığı gibi

olayda hiçbir suçumuzda yoktur."

35. Olay tarihinde nöbetçi müdür olarak görev yapan N.Ü.nün Cumhuriyet Başsavcılığı

nezdinde şüpheli olarak alınan 14/4/2010 tarihli ifadesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"...En son 31.12.2009 tarihinde dilekçe

ile benimle görüşme talep etmesi üzerine kendisi ile görüştüm. Örgütten

ayrılmayacağını ancak kaldığı odadan ayrılıp tek başına bir odada kalmak

istediğini söyleyince psikososyal serviste görevli

arkadaşları da görüşme yapmaları için uyardım. Hatta doktor da hazır olmak

üzere gerekli görüşmeleri yapıp tutanakları da düzenlendikten sonra mevcut

mevzuata uygun ve talebi doğrultusunda aynı gün B Blok 39 nolu

odaya nakledildi. Bu odada da olay tarihine kadar hiçbir sorun yaşanmadı.

03.04.2010 tarihinde normal sabah sayımında da sağlıklı ve iyi olarak görülmüş.

Öğle yemeği vermek üzere çağırılıncaya kadar da odasının kapısı hiç açılmamış

ve hiçkimse girmemiştir. Yemek dağıtımı esnasında

ısrarla yemeğini alması istendiğinde yaralı halde olduğunu görülmesi üzerine en

seri biçimde ve mevzuata uygun olarak jandarma ile ... Hastanesine sevki ve

akabinde muayene ve tedavisine başlanması sağlanmıştır. Olayda ben dahil hiçbir

kurum görevlimizin hiçbir kötü muamelesi veya ihmali söz konusu değildir.

Olayın tek başına kaldığı esnada olması sebebiyle nasıl olduğu konusunda bilgi

sahibi değilim..."

36. M.K.nın

odasının yanında kalan hükümlüler Ş.Ö., A.T.B., B.Ö., G.M.B.nin

Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tanık olarak beyanları alınmıştır. Şahıslar

beyanlarında özetle olayla ilgili bir bilgilerinin olmadığını ifade etmiştir.

37. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yemek dağıtımında görevli

hükümlü N.U.nun 13/4/2010 tarihinde tanık olarak

beyanı alınmıştır. Beyanın ilgili kısmı şöyledir:

"...hükümlü olarak kalmaktayım. Aynı

zamanda kurumun iç hizmetlerinde görev yaparım. Yaklaşık 3 senedir bu

kurumdayım. 29 aydır da B bloka yemekleri ben dağıtırım O gün kahvaltıyı bizzat

ben [M.K.ya] mazgaldan verdim. Kendisini gördüm. Son derece

sağlıklı, normal ve iyiydi. Kendisi çok sessizdi. Bu nedenle bir konuşmamız

olmadı. Öğle yemeğini ise hatırladığım kadarıyla 12.30 sıralarında yine yanımda

tanımadığım yeni bir memur ile dağıtırken 41 ve 40.odalardan dönüşte 39 nolu odaya geldiğimizde yemeği almak için her zaman hazır

bekleyen [M.K.nın] hazır olmadığını gördük. Bunun üzserine

mazgal deliğinden baktığımızda kendisini göremedik. Yanımdaki memur ve ben

seslendik, kapıya da vurduk. Yine de göremeyince ben memura 'gidelim daha yemek

dağıtacağız, belki de hastanede veya duruşmada olabilir' dedim. Memur bana

günlerden cumartesi olduğunu böyle birşey olmadığını

bildirerek ısrarla seslenince [M.K.nın]

merdivenlerden ıhlayarak zoraki indiğini, burnundan da kan geldiğini gördük.

Burnundaki kan yere damlıyordu. Memur kendisine ne olduğunu sordu. Otur elini

yüzünü yıka dedi. Elini yüzünü yıkayamadı, cevap da veremedi. Yemek almıyor

musun dedi. Yemek de alamadı. Hemen mazgalı kapatıp [M.D.] başmemura haber verdi. Hemen [M.D.] yanında iki memur ile birlikte geldi. Kapıyı açıp

içeriye girdiler. Ben dışarı da kaldım. Başmemur

kendisine ne olduğunu sorduğunda cevap veremedi. Hemen başmemur

idareye çıktı. Bu arada memurlar içeriye bıraktı. Daha sonra başmemur 2.müdür ile geri geldi. Onlar geldiği sırada ben

yemek dağıtmaya devam ettiğim için daha sonrasını bilemiyorum. [M.K.] gazete almadığı halde bize çok gazete veriyordu.

Tahmin ettiğim kadarıyla bitişik odalardan kendisine gazete atılıyordu. Benim

tahminim kendisine atılan gazete veya benzeri bir şey tellere takılı kaldıysa

onları alayım derken düşmüş olabilir. Bu sadece benim tahminimdir. Benim

başkaca bilgim yoktur.[M.K.]

sessiz sakin, hiç kimse ile konuşmayan kendi

halinde biriydi."

38. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 13/4/2010 tarihinde Ceza

İnfaz Kurumunda görevli jandarma personeli İ.G.nin

tanık olarak beyanı alınmıştır. Beyanının ilgili kısmı şöyledir:

"...03.04.2010 tarihinde takriben saat

13.35 gibi [Ö.Ö.] komutanımız

İzmir 2 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza

İnfaz Kurumunda acil hasta bulunduğunu ve hastaneye sevk edileceğini bildirmesi

üzerine komutanımız ve dört asker cezaevi nizamiyesinin önünde ring otosuna

bindik. Ring otosunda [E.U.]

uzman çavuşumuzda vardı. Yaralı hasta da araç koltuğunda yatıyordu. Hemen yola

çıktık. Yolda Belenbaşı mevkiinde 112 Acil

Ambulansının doktoruna tekrar hastayı komutanlarımız kontrol ettirdi. Hastanın

bu şekilde hastaneye gönderilmesinin uygun olacağını söyledikleri için biz yola

devam ettik. Yolda hastanın şuurunu kaybetmemesi uyumaması için sürekli diğer

arkadaşlarımla konuşuyorduk. Ancak hasta herhangi bir cevap vermiyordu, sadece

sağa sola dönüyordu. Biz en kısa yollardan derhal hastaneye yetiştirdik.

Hastanede acil serviste ilk muayene ve tedavisine başlandı. Gece saat 23.00

gibi yoğun bakıma alındı. Orada doktorlarında uygun görmesi üzerine iki kelepçe

birleştirilerek hastaya sıkıntı vermeyecek şekilde kelepçe ile ranzaya

bağlandı..."

39.Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 13/4/2010 tarihinde Ceza

İnfaz Kurumunda görevli jandarma personeli İ.G.nin

tanık olarak beyanı alınmıştır. Beyanları benzerdir.

40.Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 13/4/2010 tarihinde Ceza

İnfaz Kurumunda görevli jandarma personeli Ö.Ö.nün tanık olarak beyanı alınmıştır. Beyanının diğer

beyanlara göre ek bilgi içeren ilgili kısmı şöyledir:

"...Hastanesi acil servisine intikal

ettik. Orada gereken müdahale derhal yapıldı. Ben saat 19.00'a kadar orada

kaldım. O sürede hasta hiçbir şekilde kelepçe ile bağlanmamıştır. Daha sonra

komutanımıza bilgi vererek hastayı [E.]

uzman çavuşa ve diğer 3 askere bırakarak [R.] isimli askeri yanıma alıp Birliğime döndüm. Ben

hasta hükümlüyü hastaneye götürürken aracın ön kısmında olduğum için durumunu

pek izleyemedim. Ancak hastaneye vardığımızda doktor neyi var diye sorduğunda

merdivenden düştüğünü duyduğumu söyledim. Bunun dışında hiç kimseye hiçbir

konuda beyanda bulunmadım..."

41.Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 13/4/2010 tarihinde Ceza

İnfaz Kurumunda görevli jandarma personeli E.U.nun

tanık olarak beyanı alınmıştır. Beyanının diğer beyanlara göre ek bilgi içeren

ilgili kısmı şöyledir:

"...kurum nöbetçi müdürünün de hazır

bulunduğu sırada ring otosuna mahkumların oturduğu kısma yatırarak cezaevi

nizamiyesi önüne geldik. Orada Jandarma Başçavuş [Ö.Ö.] ile dört asker de alıp hemen yola çıktık. Yolda Belenbaşı mevkiinde hastanın durumundan da şüphelendiğim

için [Ö.] başçavuşa da bildirerek

ambulansın bulunduğu yerde durduk. Tekrar doktora hastayı gösterdik. Doktor da

tekrar bakıp derhal hastaneye götürmemizi söyledi. Ben ve askerlerim yolda

doktorun söylediği şekilde uyutmamak ve şuurunu kaybetmemesini sağlamak için

kendisi ile sürekli konuşarak götürdük. Ancak yolda sadece ben ve askerlerim

konuşuyordu, kendisi hareket edebilmesine rağmen konuşmuyordu. Sadece sağa sola

dönebiliyordu. Biz bu şekilde hastayı kelepçesiz olarak acil servise götürdük....Yolda Belenbaşı

mevkiinde hastanın ambulansla götürülmesinin uygun görülmesi halinde doktor

refakatinde ambulans ile götürülmesini acil servis ambulans doktoruna söyledik

ancak doktor ring otosu ile bu şekilde hastaneye götürülebileceğini belirttiği

için biz de bu şekilde dev[a]m

ettik. Hastanede acil serviste muayene ve tedavi işlemleri yapıldıktan sonra

tahmini 23.00 sıralarında yoğun bakıma kaldırıldı. Yoğun bakımda iken doktorun

da bir sakınca görmemesi ben de kuralların gerektirmesi ve hastanın durumunu da

tam bilmediğim için kuralları uygulayarak iki kelepçeyi birbirine takarak rahat

edebileceği bir şekilde ranzaya bağladım. Bunun hastanın durumuna herhangi bir

olumsuz etki edeceğine dair doktor ve sağlık görevlilerinin hiçbirinden tepki

almadım. Olayda benim görevimi harfiyen yerine getirme dışında hiçbir kusurum

yoktur..."

42.M.K.nın önceden oda arkadaşları olan

hükümlüler V.B., M.M.Ö., A.N., A.B.nin Cumhuriyet

Başsavcılığı tarafından tanık olarak beyanları alınmıştır. Şahıslar

beyanlarında özetle M.K. ile önemli bir sorun yaşamadıklarını, onun sakin biri

olduğunu, yalnızca bir kereM.M.Ö. ile yumruklaşma

olayı yaşadığını söylemiştir.

43. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ceza İnfaz Kurumunda

sosyal çalışmacı olarak görev yapan H.D.S.nin

14/4/2010 tarihinde tanık olarak beyanı alınmıştır. Beyanın ilgili kısmı

şöyledir:

"...mutad

görüşmelerimizi yapardık. Kendisinin her talebi de değerlendirilerek kurum

idaresi tarafından koşulları uyanların hepsi yerine getirilmiştir. Ben kendisi

ile en son 26.03.2010 tarihinde odasının mazgalından görüştüm ve aynı tarihli

tutanağı düzenledim. Tutanakta da belirttiğim gibi herhangi bir sorunu

bulunmadığını, kendisi beyan etti, ben de gözlemledim. Hatta 29.03.2010 tarihli

dilekçesinde de on görüşmemizde spor faaliyetlerine çıkabileceğini beyan

etmesine rağmen sonradan çıkmayacağını beyan etmiştir. 29.03.2010 tarihinde de

psikolog [D.] hanım ile psiko-sosyal yardım servisi değerlendirme raporunu

düzenledik. Altında imzam bulunan o raporda doğrudur. Yine 31.12.2009 tarihli

tutanak doğrudur. O görüşmeyi [D.P.]

yapmıştır. Görüşme tutanağındaki talebi doğrultusunda 31.12.2009 tarihinde de

odası değiştirilerek tek kişilik B Blok 39 nolu odaya

yerleştirilmiştir. Kendisi ile olan görüşmelerimizde örgütsel ilişkileri ile

ilgili hiçbir konuda hiçbir şey konuşmamıştır. Ailesi ile ilgili ilişkileri

konusunda da konuşmazdı. En son Uşak'a sevk istediğini beyan etmişti. Genelde

kendisi sessiz ve sakin yapısı olan, bununla birlikte sert ve ketum tutumu

vardı. Bana açıklamamasına rağmen örgütten dışlandığını bu nedenle de bir

travma yaşadığını düşünüyorum. Ancak bu konuda kendisi herhangi bir şey

söylemiş değildir..."

44. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ceza İnfaz Kurumunda

psikolog olarak görev yapan D.P.nin 14/4/2010

tarihinde tanık olarak beyanı alınmıştır. Beyanın ilgili kısmı şöyledir:

"...[M.K.] da ... örgüt üyesi olmak suçundan gelmişti. Bu

nedenle psiko-sosyal servisin yardımlarından istifade

etmeme tavrını sergiliyordu. Ancak psiko-sosyal

servis dosyasından da anlaşılacağı üzere biz bütün arkadaşlar çabalarımızı

sürdürdük, gerekli görüşmelerimizi de yaptık. Kendisi 31.12.2009 tarihinde tek

kişilik odaya geçme talebinde bulunduğu için kurum müdürümüzün talimatı ile

revirdeki psiko-sosyal servis odasında görüştüm.

Durumunu hiç iyi görmedim. Gözleri yaşlı gibiydi. Gergin ve iletişime kapalı

bir vaziyetteydi. Benimle de görüşmeyi kabul etmedi. Israr ve telkinlerimle bir

süre görüştüm. Elimden geldiğince yardımcı olmaya çalıştım. Ben örgüt konusunu

açtığımda ısrarla bu konuda konuşmayacağını söylediği için ben de ısrar edemedim.. Sonradan memur arkadaşlardan bu şahsın örgütten

dışlandığını anladım. Ailesi ile olan ilişkilerini sorguladığımda ziyarete

gelmediklerini bildiğim için sorduğum sorulara cevap vermedi..."

45.Ceza İnfaz Kurumu görevlileri tarafından tutulan 13/4/2010

tarihli tutanağa göre olay tarihi olan 3/4/2010 günü saat 08.10-23.30 arası ile

2/4/2010-3/4/2010 tarihleri arası saat 16.50-08.10 arasına dair kamera

görüntülerini içeren kasetlere Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından el konmuştur.

46.Cumhuriyet Başsavcılığının 14/4/2010 tarihli yazısıyla, Ceza

İnfaz Kurumuna ait beş kasedin, dilekçe ve yazı

örnekleriyle saç kıllarının, 16/4/2010 tarihli yazı ile M.K.nın odasındaki şahsa ait ayakkabıların, 29/4/2010

tarihli yazı ile B Blok 39 No.lu odanın bulunduğu koridorun 3/4/2010 tarihli

kamera kayıtlarını içeren CD'nin emanete alınması talimatı verilmiştir.

47.Cumhuriyet Başsavcılığının 19/4/2010 tarihli yazısıyla, Ceza

İnfaz Kurumundan M.K.nın

odasının bulunduğu koridorun 28/3/2010 ile 3/4/2010 tarihleri arasındaki kamera

kayıtlarının, şahsa ait odadaki tüm eşyaların ikinci bir talimata kadar aynen

muhafazası talep edilmiştir.

48.Dosya kapsamındaki Uşak Ceza İnfaz Kurumunda M.K. hakkında

düzenlenen 9/3/2006 tarihli Gözlem ve Sınıflandırma Formu'nun

Psikososyal Değerlendirme kısmında şahsın psikolojik

sorunlarının varlığına dair hiçbir bilgi bulunmadığı görülmüştür.

49. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2010/34364 numaralı

soruşturmada, Ceza İnfaz Kurumunun şüpheli yedi personeli (N.Ü., D.A., B.Ü.,

M.D., Ö.G., Ö.T., İ.P.) hakkında kasten öldürme, intihara yönlendirme,

yaralama, işkence ve eziyet, görevi kötüye kullanma ve görevi ihmal

suçlarından; jandarma görevlisi E.U. hakkında ise eziyet etme suçundan

29/4/2010 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Kararın

gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:

"...

OLAYIN SORUŞTURMASINDA UYULAN VE GÖZETİLEN

ULUSLARARASI MEVZUAT

...

OLAYIN SORUŞTURMASINDA UYULAN, UYGULANAN VE

DİKKATE ALINAN ULUSAL MEVZUAT

...

Soruşturma esnasında müşteki [F.K.] vekili Av.Nezahat Paşa

Bayraktar'ın 13.04.2010 ve 14.04.2010 tarihli dilekçelerine istinaden

soruşturma ile ilgili tüm bilgi ve belgeler 19.04.2010 tarihinde kendilerine

imza karşılığı teslim edilmiş, ayrıca müşteki [F.K.] vekilleri Av. [N.T.A.] ve Av.Nezahat Paşa

Bayraktar'ın 19.04.2010 tarihli, Av. [N.T.A.nın] 15.04.2010 tarihli, 19.04.2010 tarihli soruşturma

ile ilgili taleplerini içeren dilekçeleri derhal işleme konulmuş, gereğine

tevessül edilerek vekillerce takip edilmemesi nedeniyle 29.04.2010 tarihli

tutanak düzenlenmiştir.

Soruşturmanın tüm aşamalarında müşteki

vekillerinin tüm talepleri ile ilgili değerlendirmeler en kısa sürede yapılarak

kendilerinden soruşturma konusu hiç bir bilgi, belge

ve soruşturmaya konu evrak esirgenmemiş, soruşturma yukarıda belirtilen tüm

uluslararası ve ulusal mevzuat çerçevesinde açık, şeffaf, ilgililer ile talep

konuları paylaşılmak suretiyle yürütülmüştür.

Olayın meydana geldiği tarih öncesinde kurum

tarafından [M.K.] hakkında

kurumda yürütülen tüm işlem ve uygulamalar titizlikle araştırılmış, hangi

tarihler arasında hangi koğuşlarda kaldığı, bu sürelerde yapılan işlem ve

uygulamalar, telefon görüşmeleri, yazışmaları, ziyaretçi durumu incelenmiş,

01.12.2009 dan sonra hiç bir ziyaretçisinin gelmediği anlaşılmış, hesabına yatan

paralar ile harcamaları, kurumda kaldığı süre içindeki oda değişiklikleri

incelenmiş, en son 31.12.2009 tarihinde tek kişilik odaya geçme talebi üzerine psikoservis görevlilerinin kendisi ile yaptıkları

görüşmeler sonrasında rapor ve tutanaklar düzenlenerek idare ve gözlem kurulu

kararı ile talebi doğrultusunda ve mevcut mevzuat çerçevesinde B Blok 39 nolu tek kişilik odaya yerleştirildiği anlaşılmış, daha

önceki koğuşlarda birlikte kaldığı kişiler tanık olarak dinlenmiş, kendisi ile

ilgili tüm bilgi ve belgeler temin edilerek soruşturma evrakına eklenmiş,

Cumhuriyet Başsavcılığı emanetinin 2010/4516 nosunda

kayıtlı kendisine ait el yazısı mektup ve notlardan örgüte ihanet iddiasına

maruz kalmanın verdiği elem, ızdırap ve üzüntüyü

içeren, bu duygu ve düşüncelerini ifade eden, bu nedenlerle özetle yaşama

isteğinin kalmadığını belirten haleti ruhiye içinde olduğu düşüncesi uyandıran

bir durumunun bulunduğu, olay öncesi ile ilgili titizlikle yapılan tüm

araştırma ve incelemeler ile toplanan delil, bilgi ve belgelerden olay

öncesinde başta şüpheli kamu görevlileri olmak üzere hiç kimseye atfı kabil

herhangi bir kusur, ihmal ya da suç bulunmadığı tespit edilmiştir.

Ölen [M.K.nın] 03.04.2010

tarihinde kendi talebi ve idari gözlem kurulu kararı ile tek başına kaldığı

kurumun B blok 39 nolu odasında saat 07:56 dan 12:37

ye kadar olan bölümde kaldığı odanın kapısının açıldığı, koridorun kamera

kayıtları izlenerek 03.04.2010 tarihli tutanak düzenlenmiş, tutanak ve kamera

kayıtları kapsamından da anlaşılacağı gibi B 39 nolu

odaya en son infaz koruma memuru [H.M.C.nin] saat 07:53 dekapıyı

açmasıyla infaz koruma memurları [B.Ü.] ve [İ.B.nin] sayım için odaya girip 07:54' te çıktıkları, 07:56

da da koridoru terk ettikleri, daha sonra saat 12:37

de yemek dağıtımı için infaz koruma memuru [Ö.T.] ile yemek dağıtım yapan işçi hükümlü [N.U.nun] kapıya

geldikleri, kapı mazgalından seslendikleri, 12:42'ye kadar kapı önünde

bekledikleri, 12:42 de infaz koruma baş memuru [M.D.nin] yanında [B.Ü.] ve [İ.B.] ile

geldikleri, kapının 12:43 te açılarak odaya girdikleri, [N.U.nun] dışarıda

beklediği, kapıda [Ö.T.nin] durduğu, 12:45te [M.D.nin] çıktığı, hükümlü [N.U.nun]

[Ö.T.ye] yemeği vererek ayrıldığı, [Ö.T.nin] yemeği içeri

götürdüğü, 12:46 da [B.Ü.] ve [İ.B.nin] dışarı çıktığı, akabinde [Ö.T.nin] de dışarı

çıktığı, 12:53 te kurum 2. Müdürü [D.A.], [M.D.], [B.Ü.] ve [İ.B.nin] içeri girdikleri, 12:55 te [B.Ü.] ve [İ.B.nin] aralarında hükümlü [M.K.nın] da olduğu halde yürüyerek koridora çıkıp revir

koridoruna doğru yürüdükleri, diğer memurların da odadan ve koridordan

ayrıldıkları, 44B1/2-1 nolu kamera kasetlerinin

kesintisiz olarak incelenmesinden anlaşılmış, 35 nolu

kameranın aynı gün saat 13:00 daki görüntülerinde [İ.B.nin] revirden

tekerlekli sandalye aldığı, 36 nolu kameranın saat

13:01 deki görüntüsünde tekerlekli sandalye ile hükümlü [M.K.nın] götürüldüğü,

122 nolu kamerada saat 13:02 de hükümlü [M.K.nın] mahkum kabule

indirildiğinin görüldüğü, 13 nolu dış kamera kayıtlarının

incelenmesinde 13:03 de mahkum kabule geçildiği, 13:18 de 112 acil servis

ambulansının geldiği, kurum ring otosunun hazır bulunduğu, 13:29 da doktorun

kurumun mahkum kabulünden çıktığı, 13:31 de 2. ring otosunun geldiği, 13:34 te

yaralı hükümlü [M.K.nın] araca bindirilerek götürüldüğü 13.04.2010 tarihli

kamera görüntüleri izleme tutanağı kapsamından Cumhuriyet Başsavcılığı

emanetinin 2010/5030 nolu emanetindeki CD kapsamından

anlaşılmıştır.

Tüm kamera kayıtlarının izlenip ayrı bir CD ye

kopyalanarak muhafaza altına alınmış, görüntülerden ve tutanak kapsamından

anlaşıldığı üzere, hükümlü [M.K.nın] odasına 03.04.2010 tarihinde saat 07:56 dan 12:37 ye

kadar hiç kimsenin girmediği, hiç bir tereddüte mahal

bırakmayacak şekilde tespit edilmiştir.

Olayın meydana geldiği 03.04.2010 tarihi saat

07:56 - 12:37 arasında B 39 nolu odada yalnız kalan

hükümlü [M.K.nın] bu süre içinde ne yaptığı ve nasıl yaralandığı odada

yalnız kalması nedeniyle tespit edilememiş, ancak olay akabinde olay yerinde

yapılan araştırma ve inceleme neticesinde ve 12.04.2010 tarihinde olay yerinde

yapılan keşif, tespit ve olay yeri incelemesi neticesinde, tüm üst kat

yatakhane bölümü, alt kat mutfak ve yemek bölümü ile havalandırma bahçesi,

odadaki ve havalandırmadaki tüm eşyaların da bulunduğu hal üzere kameraya

çekilerek tutanağının düzenlenip, CD sinin Cumhuriyet Başsavcılığı 2010/5030

sayılı emanete alınmıştır.

[M.K.nın]

odasında olay akabinde yapılan araştırma ve

incelemelerden, havalandırma kısmındaki demir kapının üst köşesinde deri

parçası ve saç kıllarının yapışmış olarak bulunduğu Cumhuriyet Başsavcılığı

emanetinin 2010/4516 nosuna alındığı, havalandırma

boşluğunda alt kat penceresi ile üst kat penceresi arasında kapı üzerindeki

bölümde ayakkabı sürtünme izlerinin mevcut olduğu, ölen [M.K.nın] her iki elinin

iç avuç ve bilek arasındaki kısımlarında sürtünmeye bağlı ekimoz

izlerinin bulunduğu, yerlerde havalandırmadan itibaren mutfak ve üst katyatakhane bölümünde kan izlerinin bulunduğu dikkate

alındığında, ölen [M.K.nın] havalandırmadaki birinci kat penceresinden kapının

üzerine tırmanarak, ikinci kat demir parmaklıklarına tutunup yukarıya tırmanmak

istediği sırada, bilinemeyen bir nedenle düşme neticesi kafatasının

havalandırma kapısının köşesine çarptığı, aynı esnada sırt kısmındaki çizik ve ekimozların da aynı şekilde kapıya sürtünme neticesi

meydana gelmiş olabileceğini düşündürmektedir. Tüm bu gelişmeler ölen [M.K.nın] odasında ve havalandırma boşluğunda tek başına kalması neticesinde

meydana geldiği, incelenen tüm çatı kamera görüntülerinde de görüntü

alınamadığı için tam olarak değerlendirilmesi mümkün olmamıştır. Ancak kesin ve

net olarak tespit edilen husus, bu olayların gelişiminde ve oluşumunda hükümlü

[M.K.nın] odasında tek başına olduğu, hiç bir kimsenin hiç bir

katkı ve müdahalesinin bulunmadığıdır.

Olay ile ilgili tüm şüphelilerin savunmaları

alınmış, savunmalarında olayda hiç bir kusur veya

ihmallerinin bulunmadığını, görevlerini mevcut mevzuat çerçevesinde titizlikle

ve hassasiyetle yerine getirdiklerini, suçsuz olduklarını beyan etmişlerdir.

Ölen [M.K.nın] odasının bitişiğinde ve yakınındaki odalarda kalan hükümlüler [A.T.B.,

Ş.Ö., B.Ö., G.M.B., Z.A.Ç.] tanık olarak dinlenmişler,ancak olay tarihinde ölene herhangi bir

müdahalede bulunulduğuna dair bilgi sahibi olmadıkları tespit edilmiştir.

Ölen [M.K.nın] hastaneye sevkinde ve hastanedeki muhafazasında görevli jandarmalar

[İ.G., R.C., Ö.Ö.] tanık olarak

dinlenmişler, beyanlarında gerek sevk esnasında, gerek hastanede [M.K.ya] doktor

tavsiyesine uygun biçimde davrandıklarını, şuurunu kaybetmemesi için yolda

sürekli kendisi ile yüksek sesle konuştuklarını, olay ve sonrasında hiç kimseye

atılı kabil kusur ve suç bulunmadığını beyan etmişlerdir. Jandarma görevlisi [E.U.] da beyanında aynı hususları belirtmiş, hastanede iki

kelepçeyi birbirine takarak herhangi bir sıkıntı yaratmaksızın mevcut mevzuata

uygun biçimde güvenlik tedbiri aldığını, olayda hiç bir

kusur, ihmal ve suçunun bulunmadığını beyan etmiştir.

Olaydan önce [M.K.nın] aynı koğuşlarda kaldığı [M.M.Ö., A. N., V.B. ve A.B.nin] tanık olarak

dinlenmişler, tanık [M.M.Ö.] [M.K.nın] kendisine yumruk atması olayı ile ilgili bir

disiplin işlemi yapıldığını, bunun dışında kendisi ile aralarında hiç bir

vukuat ve husumet bulunmadığını belirtmiş, diğer tanıklar da [M.K.] ile aralarında herhangi bir husumet ve vukuat

yaşanmadığını, olay ile ilgili başkaca bir bilgileri olmadığını beyan

etmişlerdir.

Kurum sosyal çalışmacısı [H.D.S.], kurum psikoloğu [D.P.], kurum öğretmeni [M.Kü.], olay sırası ve olay öncesi ile ilgili tanık olarak

dinlenmişler, beyanlarında [M.K.nın]

ailesi ve arkadaşları arasında ilişkileri

konusunda konuşmak istemediğini, sert ve k[e]tum

bir tutumu olduğunu, olay öncesinde ve olayın meydana gelişinde kendilerinin ve

diğer kurum görevlilerinin vazifelerini titizlikle ve usulüne uygun yerine

getirdiklerini belirtmişlerdir.

Kurumda işçi hükümlü [N.U.] ve infaz koruma memuru [Y.O.] da tanık olarak alınan beyanlarında, özetle olay ile

ilgili hiç kimseye atılı kabil hiç bir kusur, ihmal

veya suç bulunmadığının belirtmişlerdir.

Ölen [M.K.nın] 10.04.2010

tarihinde detaylı biçimde ölü muayene ve otopsisi yapılarak ölü muayene ve

otopsi tutanağı düzenlenmiş, İzmir Adli Tıp Kurumunun 26.04.2010 gün ve

2010/2314/479 sayılı geniş kapsamlı otopsi raporunda, ölen kişide toksik maddelerden hiçbirinin bulunmadığı, kanda alkol

(etil-metil) bulunmadığı, kanda ve idrarda uyuşturucu maddelerin hiçbirinin

bulunmadığı, kişinin ölümünün kün kafa travmasına

bağlı kafatası kırığı ile birlikte beyin kanaması bu nedenle gelişen

komplikasyonlar sonucu meydana geldiği belirtilmiştir.

Soruşturma konusunun Devlet kurumu olan ceza

infaz kurumunda meydana gelen yaralanma ve akabindeki ölüm olayı olması, önemi

ve hassasiyeti nedeniyle en kısa sürede ve en seri biçimde müşteki vekillerinin

de tüm görüş ve talepleri dikkate alınarak titizlikle tüm usul kurallarına

riayet edilerek yapılan soruşturma neticesinde toplanan ve birbirini teyit eden

yukarıda belirtilen tüm delillerden anlaşıldığı üzere, olay tarihi olan

03.04.2010 tarihinden önceki dönemde kurum müdürü ve diğer görevlilerin hiç bir

kusur, ihmal veya suçlarının tespit edilemediği, olayda hiç bir kurum

görevlisinin hiç bir kusur, ihmal veya suçunun tespit edilemediği, özetle

hükümlü [M.K.nın] örgütten dışlanması nedeniyle tek kişilik koğuşa

geçme talebinin idare ve gözlem kurulu kararıyla yerine getirilmesi akabinde,

tek başına koğuşunda kaldığı sırada dışarıdan hiç kimsenin hiç bir müdahalesi

olmaksızın yaralanması akabinde en kısa sürede hastaneye kaldırılarak tüm tıbbi

müdahale, muayene ve tedavi işlemlerinin eksiksiz olarak yürütülmesine rağmen

kurtarılamayarak ölümü olayında hiç kimseye atılı kabil kusur, ihmal veya suç

bulunmadığı anlaşılmıştır.

Resen yürütülen soruşturmada ve talepler

üzerine toplanan tüm delillerden, şüphelilerin yüklenen suçları işlediklerini

gösterir, hiç birkanıt ve emare bulunmadığı açık

biçimde anlaşılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, şüpheliler hakkında

yüklenen suçlardan KAMU ADINA KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA..."

50.Müşteki F.K. ve aynı zamanda başvurucular vekili Av. Nezahat Paşa tarafından karara karşı 20/5/2010 tarihinde

yapılan itiraz, Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesinin (Ağır Ceza Mahkemesi)

18/6/2010 tarihli kararıyla kabul edilerek kovuşturmasızlık

kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Gerekçenin ilgili kısımları

şöyledir:

"...

C.Savcısı yazılı mütalaasında, takipsizlik kararının kaldırılmasına karar verilmesiniistemiştir.

Takipsizlik evrakında yapılan incelemede ;

-İtiraz dilekçesinin 4. sayfasının 3-a

bendinde belirtili 112 Acil Servis kayıtlarının mevcut olup-olmadığının

sorulması, mevcutsa tasdikli suretlerinin istenmesi,

-İtiraz dilekçesinin 4. sayfasının 3-b

bendinde belirtili 112 Acil Servis görevlilerinin tespiti ve usulüne uygun

şekilde dinlenmeleri,

-İtiraz dilekçesinin 4. sayfasının 3-c

bendinde belirtili [M.K.nın] koğuşundan elde edilen tüm eşyaların adli emanete

alınması, emanet makbuzunun eklenmesi,

-İtiraz dilekçesinin 4. sayfasının 3-e

bendinde belirtili [M.K.nın] üzerinden çıkan kıyafetlerin adli emanete alınması,

emanet makbuzunun eklenmesi, ayrıca bu emanetlerin önlü-arkalı fotoğraflarının

çekilip evraka eklenmesi,

-İtiraz dilekçesinin 4. sayfasının 3-d

bendinde belirtili 27.03.2010 ile 13.04.2010 tarihleri arasındaki [M.K.nın] bulunduğu koğuş kısmına ilişkin görev çizelgelerinin ayrı ayrı

tasdikli suretlerinin temini ve evraka eklenmesi,

-İtiraz dilekçesinin 5. sayfasının 3-f

bendinde belirtili 03.04.2010 tarihinden geriye doğru 1 haftalık, bu koğuşun

bulunduğu yerdeki kamera kayıtlarının tamamının CD lere

gün gün ayrı ayrı aktarılarak, bu CD lerin adli

emanete alınması, emanet makbuzunun evraka eklenmesi, ayrıca bu CD lerin izlenip çözümünün yaptırılması, bu koğuştaki insan

hareketlerinin tarih-saat-dakika aralıklarının belirlenmesi, gün-gün ayrı ayrı

tutanağa bağlanması gerekirken esasa etkili bir kısım işlemlerin yapılmadığı,

yapılacak işlemlerin niteliği ve Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2007/9636-9375

E-K. sayılı 14.11.2007 tarihli yol gösterici kararı içeriği birlikte

gözetilerek ,itirazın kabulü ile takipsizlik kararının kaldırılması ve

gereğinin ilgili C.Savcısı tarafından icrası yönünde

karar vermek yoluna gidilmiştir..."

51. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 3/8/2010 tarihinde Ağır Ceza Mahkemesinin kovuşturmasızlık kararının kaldırılmasına yönelik kararına

karşı Bakanlık Ceza İşleri Genel Müdürlüğü (Genel Müdürlük) nezdinde kanun

yararına bozma yoluna gidilmesi talebinde bulunulmuştur. Talebin ilgili

kısımları şöyledir:

"...

Kararda her ne kadar 112 acil servis kayıtla[rı]nın

mevcut olup olmadığının sorulması ve tasdikli suretlerinin istenmesi, acil

servis görevlilerinin tespiti ve usulüne uygun dinlenilmes[i]

istenilmekte ise de; olayla ilgili

soruşturma esnasında kurum kamera kayıtlarının incelenerek CD'ye aktarılması ve

yaralı [M.K.nın] sevki ile ilgili görevlilerin dinlenilmiş olmaları nedeniyle;

kaldırılan kararın yasaya ve usule aykırı yönü bulunmamaktadır. Ayrıca [M.K.nın] koğuşunda bulunan tüm eşyaların tutanakla tespiti yapılmış, koğuşun

olay akabindeki durumu kamerayla kayıt alınmış ve CD ortamında delil olarak

muhafaza altına alınmıştır. Delil niteliğindeki eşyalar emanete alınmıştır. [M.K.nın] üzerinden çıkan eşyalar ilgili hastane başhekimliğinden istenilmiş ise

de, verilen cevabı yazıdan yaralı olarak hastaneye getirilen [M.K.nın] muayene tedavi

ve ameliyat işlemleri sırasında üzerinden çıkarılmış ve akabinde temin

edilememiş olduğı bildirilmiştir. 27/03/2010 ile

13/04/2010 tarihleri arasında [M.K.nın] bulunduğu

koğuş kısmına ilişkin görev çizelgelerinin temini istenilmekte ise de, olayla

ilgili yürütülen kapsamlı soruşturmada tüm olayla ilgili görevliler ve ilgili

çizelgeler temin edilerek görevlilerinin ifadeleri alınmıştır. Olayla ilgili

delil niteliğindeki kurumda bulunan olay öncesi, olay sırası ve olay

sonrasındaki kamera görüntüleri ayrı ayrı incelenerek CD ortamına aktarılıp

delil olarak emanete alınmış birer suretleri de talep nedeniyle ölen [M.K.nın] yakınlarının vekillerine verilmiştir.

Karşıyaka 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 18/06/2010

gün ve 2010/1502 sayılı kararında eksiklik olarak belirtilen tüm hususların

titizlikle soruşturma kapsamı içinde değerlendirilip yerine getirilmiş, olayla

ilgili tüm delillerin titizlikle toplanıp değerlendirilerek karar verilmiş olmasım rağmen verilen takipsiz kararının kaldırılmasına

dair karar yasaya ve usule aykırı olmakla kanu[n] yararına bozma yoluna gidilmesinin uygun olacağı

düşünülmektedir..."

52.Genel Müdürlük tarafından 22/9/2010 tarihinde kanun yararına

bozma yoluna gidilmediği bildirilmiştir.

53. Bunun üzerine Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma

2010/59055 numaraya kayden yeniden açılmıştır.

Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 7/10/2010 tarihli müzekkereyle İzmir İl

Sağlık Müdürlüğünden M.K.ya

müdahale için gönderilen 112 Acil Servis kayıtlarının iletilmesi ile tıbbi

müdahalede bulunan 112 Acil Servis görevlilerinin beyanlarının alınmak üzere

hazır edilmesi talep edilmiştir.

54. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2010/59055 numaralı

soruşturma kapsamında 112 Acil Serviste görev yapan S.S.nin

18/10/2010 tarihinde tanık olarak beyanı alınmıştır. Beyanın ilgili kısmı

şöyledir:

"...Yanımda hemşiremde olduğu halde hasta

muayenesini acilen yaptım. Hastadaki bulgular tansiyonu 110 a

70 nabzı 76 oksijen satürasyonu %92 idi. Glaskov koma sıkalası 13 idi.

Hasta ile 'dını soyadını, yaşını sordum. Bilinç

değerlendirmesi yaptım. Bu sorulara hasta cevap verebiliyordu. Nasıl

yaralandığını sorduğumda diğer sorularıma cevap verebilmesine rağmen sustu.

Oradaki diğer cezaevi görevlileri yataktan düştüğünü söylediler. Ben hastanın

durumunu değerlendirmem neticesinde hastayı hastane acil servisine götürmek

istedim. Oradaki kimliğini bilmediğim ancak cezaevi görevlisi olduğunu üniformasından

anladığım görevliler hastanın naklinin kurum aracı ile yapacaklarını

söylediler. Ben iki kez daha acilen götürülmesi gerektiğini söyledim ve vaka

kayıt formundan bir nüshasını cezaevi görevlilerine verip cezaevinden ambulans

ile ayrılıp takriben Belenbaşı mevkiinde mola

verdiğimizde kurum ring otosu ile hemen arkamızdan yetiştiler ve görevliler

hastayı tekrar muayene etmemi istediler. Ben de tekrar muayenemi yapıp derhal

hastane acil servisine yetiştirmelerini söyledim...."

55.Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tanık olarak 18/10/2010

tarihinde beyanları alınan, 112 Acil Serviste görev yapan A.V. ve N.D.nin de benzer anlatımları olduğu görülmüştür.

56. Cumhuriyet Başsavcılığı 7/10/2010 tarihli müzekkereyle

hastaneden M.K.nın üzerinden

çıkan kıyafetlerin emanete alınmak üzere iletilmesi talep edilmiştir. Şahsın

kıyafetlerinin atılması nedeniyle bulunmadığına dair önceden Cumhuriyet

Başsavcılığı ile yapılan yazışma örnekleri hastane tarafından tekrar

iletilmiştir.

57. Cumhuriyet Başsavcılığı 7/10/2010 tarihli müzekkereyle Ceza

İnfaz Kurumundan M.K.nın

odasındaki tüm eşyaların, hastanedeyden üzerinde olan

kıyafetlerin, M.K.nın odasının bulunduğu kısma dair

27/3/2010 ile 13/4/2010 tarihleri arasındaki görev çizelgelerinin, şahsın

odasının bulunduğu yerin 3/4/2010 tarihinden geriye doğru bir haftalık kamera

kayıtlarının gönderilmesini talep etmiştir.

58. Ceza İnfaz Kurumundan gelen 12/10/2010 tarihli cevap

yazısında 2/4/2010-3/4/2010 tarihleri arasına ait kamera görüntülerinin

Cumhuriyet Başsavcılığınca alındığı (bkz. § 45), 28/3/2010-31/3/2010 tarihli

kayıtların ise Bakanlık Ceza ve Tevkifevleri Genel

Müdürlüğünün (CTE Genel Müdürlüğü) bu yöndeki genelgesi uyarınca altı aylık

süre sonunda silinerek üzerine yeni kayıt kapıldığı bildirilmiştir.

59. Ceza İnfaz Kurumundan gelen 12/10/2010 tarihli yazı ekinde

nöbet çizelgesiyle M.K.ya

ait sağlık ve infaz dosyasının bir örneği sunulmuştur. Gönderilen tedavi

evrakının incelenmesinden M.K.nın

"kaçabilir-kaçırılabilir"

kaşeli yazılarla ceza infaz kurumları tarafından tedavi amacıyla göz, intaniye

gibi çeşitli polikliniklere gönderildiği, 2006 yılında uzun zamandır var olan

irkilme problemi nedeniyle nöroloji polikliniğinde muayene edildiği görülmüş;

M.K. hakkında düzenlenmiş psikolojik duruma dair bir doktor raporuna

rastlanmamıştır.

60. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2010/59055 numaralı

soruşturmada, önceki kararda belirtilen aynı sekiz şüpheli hakkında aynı müsnet suçlardan 2/11/2010 tarihinde yeniden kovuşturmaya

yer olmadığına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin önceki kovuşturmaya yer

olmadığı kararınınkine (bkz. § 49) ek olan kısmı şöyledir:

"...

Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesince

kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasına gerekçe olarak

gösterilen ve müşteki vekilinin itiraz dilekçesinde belirtilen;

112 Acil servis kayıtlarının mevcut olup

olmadığı, İl Sağlık Müdürlüğünden sorularak temin edilmiş,

112 Acil servis görevlileri tespit edilerek,

usulüne uygun şekilde ifadeleri alınmış,

Ölen [M.K.nın] koğuşundan elde edilen eşyalardan delil niteliğinde olanlar Cumhuriyet

Başsavcılığı emanetine alınmış olmasına rağmen karar gereği ilgili kurumdan

istenilmiş. İzmir Tereke Hakimliğine teslim edildiği bildirilmekle, Tereke

Hakimliğinden talep edilmiş, ancak Tereke Hakimliğince emanet eşyalarının

ilgililerine teslim edilmek üzere yetkisizlik kararı ile 27.09.2010 tarihinde

Uşak Sulh Hukuk Mahkemesine gönderildiği anlaşılmış,

Ölen [M.K.nın] üzerinden çıkan kıyafetlerin emanete alınması, bu emanetlerin önlü

arkalı fotoğraflanmn çekilmesi istenilmekle, söz

konusu kıyafetler ilgili kurumdan ve ... Hastanesi Başhekimliğinden talep

edilmiş, ancak söz konusu kıyafet ve giysilerin adı geçenin hastanede ameliyata

alınmadan önce ve tedavi aşamasında üzerinden çıkanlması

akabinde tıbbi atık kovasına atılmış olması nedeniyle temin edilememiş,

27.03.2010 ile 13.04.2010 tarihleri arasındaki

[M.K.nın] bulunduğu koğuş kısmına ilişkin görev çizelgelerinin

onaylı suretleri ilgili kurum müdürlüğünden temin edilerek dosyasına konulmuş,

03.04.2010 Tarihinden geriye doğru bir

haftalık ölen [M.K.nın] koğuşunun bulunduğu yerdeki kamera kayıtlarının

tamamının CD'lere aktarılıp emanete alınması, çözümünün yaptırılması, insan

hareketlerinin tarih-saat-dakika aralıklarının belirlenip gün gün ayrı ayrı

tutanağa bağlanması istenilmiş, karar gereği yerine getirilmek üzere istenilen hususlan içeren tüm kamera kayıtları ilgili kurumdan talep

edilmiş, ancak kurum müdürlüğünce 20.10.2010 gün ve 201017338 sayılı cevabi

yazı ile soruşturma aşamasında teslim edilen ve Cd ye

aktarılan kasetler dışındaki kamera kayıtlarını içeren kasetlerin kurumda

yeterli sayıda kaset olmaması nedeniyle Yüksek Bakanlık emirleri doğrultusunda

üzerlerine yeniden kayıt yapıldığı için gönderilemediği bildirilmiştir .

24.09.2010 gün ve 2010/34364 soruşturma

2010/26696 karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasını

müteakip araştırılması ve soruşturulması istenilen tüm hususlar eksiksiz olarak

araştırılıp soruşturulmuş, temin edilen tüm yeni deliller ile birlikte yapılan

değerlendirme neticesinde, olayda hiç kimseye atılı kabil kusur, ihmal veya suç

bulunmadığı anlaşılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, şüpheliler hakkında

yüklenen suçlardan KAMU ADINA KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA..."

61.Müşteki F.K. ve aynı zamanda başvurucular vekili Av. Nezahat Paşa tarafından yeniden verilen kovuşturmaya yer

olmadığı kararına karşı yapılan itiraz, Ağır Ceza Mahkemesinin 17/12/2010

tarihli kararıyla reddedilmiştir.

62. Karara karşı 17/1/2011 tarihli dilekçeyle Av. Nezahat Paşa tarafından kanun yararına bozma talebinde

bulunulmuştur. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bu talep, talebin reddi

gerektiği düşüncesini de içerir biçimde 28/1/2011 tarihli yazıyla Genel

Müdürlüğe iletilmiştir.

63. Genel Müdürlüğün talebi üzerine Yargıtay Cumhuriyet

Başsavcılığının Ağır Ceza Mahkemesinin 17/12/2010 tarihli itrazın

reddi kararının kanun yararına bozulması talebini inceleyen Yargıtay 1. Ceza

Dairesi 21/7/2011 tarihli kararla talebin reddine karar vermiştir. Gerekçenin

ilgili kısımları şöyledir:

"...

Dosyada bulunan Adli Tıp Kurumu, İzmir Adli

Tıp Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesinin 26/04/2010 gün ve 2010/2314/479

sayılı raporundan ölenin,

'1- İç organlarda yapılan sistematik, toksikolojik analiz sonucunda, aranan toksit

maddelerden hiçbirinin bulunamadığı, kanda alkol (etil-metil) bulunamadığı,

kanda ve idrarda aranan uyuşturucu maddelerin hiçbirinin bulunamadığı,

2- Kişinin ölümünün kafa travmasına bağlı

kafatası kırığı ile birlikte beyin kanaması ve bu nedenle gelişen

komplikasyonlar sonucu meydana geldiği ... ' anlaşılmaktadır.

Yine dosyada bulunan 13/04/2010 tarihli kamera

görüntüleri izleme tutanağı, 12/04/2010 günlü olay yeri keşif, tespit ve olay

yeri inceleme tutanağı, İzmir... Hastanesine ait ölen ile ilgili hasta tabela

kağıtları aynı infaz kurumunda, bitişik odalarda kalan hükümlülerin tanık

olarak verdikleri ifadeler, cezaevi nöbet çizelgesi, şüphelilerin ifadeleri

birlikte değerlendirildiğinde;

Terör örgütü ve mensuplarına yardım suçu

hükümlüsü olan [M.K.nın] adı geçen Cezaevi B Blok 39 nolu

oda da tek başına kaldığı, sabah 07.00' deki sayımdan, öğle saatinde

görevlilerin yemek getirmesine kadar, odasına hiçbir kimsenin girmediği, yaralı

olarak bulunduğunda, sırtının ağrıdığını söylemesine rağmen yaralanmasının

nedenini anlatmadığı, ancak havalandırma boşluğundaki telleri tutan demirde,

saçlı derisinden parçalar bulunması, duvarda, tırmanmayı gösterir, lastik

ayakkabılarının izlerinin görülmesi, zaman zaman yan odada kalanların

havalandırma boşluğundan içeriye gazete atmalarının, diğer hükümlülerin

anlatımlarından anlaşılmasına göre, [M.K.nın] havalandırma boşluğuna sıkışan bir gazeteyi almak

isterken, ayağının kayıp, kafa üstü düşmesi üzerine, kendindeki yaraların oluşmasının

mümkün görüldüğü, dışarıdan bir müdahalenin bulunmadığı, hastaneye sevkinde

gecikme bulunmadığı, böylece cezaevi müdür, infaz koruma memuru, Jandarma

görevlisi olan şüphelilerin [M.K.daki] yaraları oluşturduğuna, yine yaralanmadan sonra

hastaneye sevkinde herhangi bir kusur ve ihmallerinin olduğuna ilişkin kamu

davası açmaya yeterli kanıtların bulunmadığı anlaşılmıştır.

..."

2. Tam Yargı Davası Süreci

64. Başvurucuların olay nedeniyle ilettikleri tazminat talebinin

CTE Genel Müdürlüğü tarafından reddedilmesi üzerine başvurucular 1/7/2011

tarihli dilekçeyle İzmir 3. İdare Mahkemesi (İdare Mahkemesi) nezdinde tam

yargı davası açmıştır.

65. Başvurucular dava dilekçesinde; yakınlarının vücudunda düşme

sonucu oluşamayacak yara izleri bulunması sebebiyle infaz koruma memurları

tarafından darbedilmiş olabileceğini, bu sebeple ölüm

olayıyla ilgili olarak etkili soruşturma yürütülmediğini, olayın intihar olması

durumunda bile bunun nedeninin yakınlarının tek kişilik odaya konularak psikolojisinin

bozulmasına neden olunması olduğunu, yine yakınlarının ambulans yerine Ceza

İnfaz Kurumu ring aracıyla kelepçeli şekilde hastaneye götürüldüğünü, yoğun

bakımda kelepçeli olması nedeniyle gerekli tedavinin yapılamadığını,

yakınlarının hastaneye yatırıldığının geç haber verilmesi nedeniyle kendisini

göremediklerini, olayda idarenin kusurlu ve kusursuz sorumluluğu bulunduğunu

iddia ederek maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir.

66. İdare Mahkemesi 16/2/2012 tarihinde bir duruşma gerçekleştirmiş,

sonrasında aynı tarihli kararıyla talebin reddine karar vermiştir. Gerekçenin

ilgili kısımları şöyledir:

"...

Dava dosyasının incelenmesinden, davacıların

yakını [M.K.nın] İzmir 8 Nolu Ağır Ceza

Mahkemesinde ... terör örgütü üyesi olmak, örgüt üyelerine bilerek ve isteyerek

yardımda bulunmak suçlarından yargılandığı ve Mahkemenin 20.07.2006 tarih ve

E:2006/103, K:2006/212 sayılı kararı ile '6 yıl 3 ay hapis cezası ile

cezalandırılmasına' karar verilerek İzmir 2 Nolu F

Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna konulduğu, bu yer ceza infaz

kurumunda hükümlü olarak bulunduğu sırada 03.04.2010 günü saat 12:30 sıralannda yapılan yemek dağıtımı sırasında yemeğini almak

için kaldığı odanın kapısına gelmemesi ve çağrılara cevap vermemesi üzerine oda

mazgalının açılarak içeriye bakıldığında ağzının ve burnunun kanadığının

görülmesi üzerine kurum görevlilerince hükümlünün kaldığı odaya girilerek kurum

revirine götürüldüğü, durumun112 Acil Servise bildirildiği ve 112 Acil Servisin

ceza infaz kurumuna geldiği, acil servis görevlileri tarafından ilk muayene ve

tedavisinin yapıldığı, ilk muayenede kafa travması teşhisi konularak [M.K.nın] İzmir ...

Hastanesine sevki uygun görülerek hastaneye götürüldüğü, önce bu hastanenin

acil servisinde daha sonra beyin cerrahi yoğun bakım ünitesinde tedavi gördüğü,

durumunun giderek ağırlaşması sonucunda da aynı hastanenin anestezi yoğun bakım

servisine alındığı, burada tedavisine devam edilmekte iken 10.04.2010 tarihinde

vefat etttiği, davacıların vekili tarafından, bu

olaydan dolayı davacıların uğradıklarını iddia ettiği zararların karşılanması

talebiyle davalı idareye başvuruda bulunulduğu, talebin reddi üzerine de

bakılmakta olan iş bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Uyuşmazlığın özünü, davalı idarenin hizmet

kusurunun bulunup bulunmadığı oluşturmaktadır.

Dava dosyası, Cezaevi görevlileri hakkındaki

idari ve adli soruşturma dosyalarının birlikte değerlendirilmesineden,

İzmir 2 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza

infaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan davacıların yakını hükümlü [M.K.nın] tek kişilik

odaya geçmeden önce iki kişi ile birlikte kaldığı, 31.12.2009 tarihinde tek

kişilik odaya geçme talebi üzerine İdare ve Gözlem Kurulu Kararı ile tek

kişilik odaya yerleştirildiği, odasında bulunan ve kendi el yazısı mektup ve

notlardan örgüte ihanet iddiasına maruz kalmanın verdiği elem ızdırap ve üzüntüyü içeren bu duygu ve düşüncelerini ifade

eden, bu nedenle yaşama isteğinin kalmadığını belirten ruh hali içinde olduğu,

olay akabinde hükümlünün kaldığı odada yapılan araştırma ve incelemelerden her

iki elinin iç avuç ve bilek arasındaki kısımlarında sürtünmeye bağlı ekimoz izlerinin bulunduğu, havalandırmadaki birinci kat

penceresinden kapının üzerine tırmanarak, ikinci kat demir parmaklıklara

tutunup yukarıya tırmanmak istediği sırada bilinmeyen bir nedenden dolayı

düşerek kafasını havalandırma kapısının köşesine çarptığı, sırt kısmındaki

çizik ve ekimozlann da aynı şekilde kapıya sürtünme

neticesi meydana gelmiş olabileceği, ceza infaz kurumunun 24 saat sürekli

kameralarla kayıt alındığı, kamera kayıtlarına göre,hükümlünün

odasına 03.04.2010 günü saat 07:53'de infaz koruma memurları [B.Ü.] ve [İ.B.nin] sayım için girdikleri saat 07:54'de odadan

çıktıkları bu saatten sonra hükümlünün yaralı vaziyette bulunduğu saate kadar

odaya giren çıkan kimsenin olmadığı, olay hakkında İzmir Cumhuriyet

Başsavcılığı tarafından yapılan idari soruşturma neticesinde cezaevinde görevli

personelin olayla ilgili herhangi bir ihmal ve kusurunun olmadığı sonucuna

varılarak 30/04/2010 tarih ve 2010/31 sayılı karar ile 'disiplin cezası

verilmesine yer olmadığına' karar verildiği, yine İzmir Cumhuriyet

Başsavcılığınca Cezaevi personeli hakkında, adam öldürme, intihara yönlendirme,

yaralama, işkence ve eziyet, görevi kötüye kullanma ve görevi ihmal suçlarıyla

ilgili adli yönden yürütülen soruşturmada ise, talepler üzerine toplanan tüm

delillerden şüphelilerin suçları işlediklerini gösterir hiç bir kanıt ve emare

bulunmadığı kanaatine varılarak 29/04/2010 tarih ve 22010/26696 sayılı karar

ile 'kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına' karar verildiği, karara

yapılan itirazın da yerinde görülmeyerek Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesinin

Değişik İş No:2010/2682 sayılı kararı ile reddedildiği görülmektedir.

Bu durumda, davacıların yakını [M.K.nın] ölümü sonrası

Cezaevi personeli hakkında yapılan idari ve adli soruşturma sonucu, davacıların

yakınının odada tek başına kaldığı sırada kimsenin müdahalesi olmaksızın

meydana geldiğinin sübuta erdiği, ölüm olayında davalı idareye atfedilebilecek

herhangi bir kusurunun bulunmadığı, oluştuğu iddia edilen zararla idarenin

eylemleri arasında herhangi bir illiyet bağının kurulamadığından tazminat

isteminin kabul edilebilmesi için gereken koşulların da oluşmamış olması nedeniyle

idarenin tazmin yükümlülüğünden söz edilemeyeceğinden davacıların maddi ve

manevi tazminat istemlerinin reddi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. ..."

67.Karar, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/9/2015 tarihli kararıyla

onanmıştır.

68. Onama kararı başvuruculara 8/12/2015 tarihinde tebliğ

edilmiş olup başvurucular 7/1/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. Bireysel Başvuru Sonrası Süreç

69. Başvurucular vekili 27/2/2019 tarihli dilekçeyle,

başvurucuların Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) nezdindeki başvurusunun

(B. No: 54768/11) 24/1/2019 tarihli kararla Hükûmetin tek taraflı deklarasyonu

ile başvuruculara tazminat ödemeyi kabul etmesi sonucunda düşmesine karar

verildiğini ve bu karar üzerine de Cumhuriyet Başsavcılığından 4/12/2004

tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 172. maddesinin üçüncü

fıkrası uyarınca olayla ilgili olarak yeniden soruşturma yapılması talebinde

bulunulduğunu Anayasa Mahkemesine bildirmiş; kovuşturmaya yer olmadığı kararına

binaen verilen tazminat talebinin reddi kararı yönünden inceleme yapılmasını

talep etmiştir.

70. Bakanlık görüşünde belirtildiğine göre başvurucular,

yakınlarının vücudunun çeşitli bölgelerinde yaralar olması nedeniyle düşme

sonucu ölmediği, gece boyunca Ceza İnfaz Kurumu personeli tarafından dövüldüğü,

intihar olayı olsa bile bunu önlemek için yetkililerin gerekli önlemi almadığı

ve acil tıbbi destek sağlamadığı, dolayısıyla olayla ilgili etkili soruşturma

yürütülmediği iddialarıyla AİHM'e başvurmuştur.

71. AİHM'insöz konusu düşme kararında;

Hükûmetin başvuruculara müştereken 18.000 avro ödemeyi teklif ettiği, ayrıca

5271 sayılı Kanun'un172. maddesinin üçüncü fıkrasında kovuşturmaya yer

olmadığına dair kararın etkin soruşturma yapılmadan verildiğinin AİHM'in kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi veya bu karar

aleyhine AİHM'e yapılan başvuru hakkında dostane

çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi üzerine

kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmesi hâlinde yeniden

soruşturma açılacağı hükmü bulunduğu birlikte gözetildiğinde başvurunun

incelenmesine gerek olmadığı fakat Hükûmetin tek taraflı deklarasyonun

gereklerini yerine getirmemesi hâlinde başvurunun tekrar yapılabileceği

belirtilmiştir.

72. UYAP sisteminden edinilen bilgiye göre başvurucular

vekilinin yeniden soruşturma açılması talepli dilekçesi üzerine Cumhuriyet

Başsavcılığı tarafından 2019/53512 numaraya kayden

açılan soruşturma derdesttir.

73. Yine UYAP sisteminden yapılan incelemede başvurucular vekilinin

19/4/2019 havale tarihli dilekçesiyle AİHM tarafından verilen karar üzerine

Cumhuriyet Başsavcılığından yeniden soruşturma yapılmasının talep edildiğini

belirterek kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi gerekçesiyle tam yargı

davasının reddedilmesine dair kararın kaldırılmasını talep ettiği, bunun

üzerine İdare Mahkemesi tarafından 2019/474 esasa kaydedilen yargılamanın

derdest olduğu tespit edilmiştir.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

74. Mahkemenin 28/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru

incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebi

Yönünden

75. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler

dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama

giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucuların açıkça

dayanaktan yoksun olmayan adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmesi

gerekir.

B. Yaşam Hakkı ile Kötü Muamele Yasağının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

2- Başvurucuların İddiaları ve

Bakanlık Görüşü

76. Başvurucular; yakınlarının vücudunda düşme ile oluşamayacak

çeşitli yara izlerinin bulunması nedeniyle Ceza İnfaz Kurumu personeli

tarafından darbedilmesi sonucu yaralandığını, intihar

etmiş olsa bile bunun uzun süreden beri tek kişilik odada tutulması sonucu

psikolojisinin bozulması nedeniyle gerçekleştiğini ve idare tarafından bunun

önlemesi adına gerekli tedbirlerin alınmadığını, yakınlarının ambulans yerine

Ceza İnfaz Kurumunun ring aracıyla hastaneye kaldırıldığını, hastanede sedyeye

kelepçelenmesi ve sağlık personeli tarafından kelepçenin çıkarılması talep

edilmesine rağmen güvenlik güçlerince kelepçenin dört gün boyunca çıkarılmaması

nedeniyle gerekli tedavinin uygulanamadığını, olayla ilgili resen soruşturma

açılmadığını, delillerin bir kısmının Ceza İnfaz Kurumu personeli tarafından

toplandığını, soruşturmanın tarafsız yürütülmediğini, olayla ilgili kamera

kayıtlarının incelenmediğini, kayıtların bir kısmının geç talep edilmesi

nedeniyle silinmesine neden olunduğunu, elde edilen saç tellerinin ekspertiz

incelemesinin yapılmadığını, yara izlerinin ne zaman oluştuğuna yönelik bir

inceleme gerçekleştirilmediğini, soruşturmanın kovuşturmasızlık

kararıyla sonuçlandığını, dolayısıyla olayla ilgili olarak etkili bir ceza

soruşturması yürütülmediğini ileri sürmüştür.

77. Ayrıca başvurucular olay nedeniyle açtıkları tam yargı

davasının hizmet kusurunun tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmadan kovuşturmasızlık kararına istinaden haksız olarak

reddedildiğini, temyiz incelemesinin duruşmasız yapıldığını belirterek yaşam,

adil yargılanma ve mülkiyet hakları ile kötü muamele yasağının ihlal edildiğini

iddia etmiştir (bkz. § 69).

78. Başvurucular bireysel başvuru sonrası Anayasa Mahkemesine

sundukları ek dilekçeyle AİHM kararı sonrası Cumhuriyet Başsavcılığından

iddiaları hakkında yeniden soruşturma açılması talebinde bulunduklarını

bildirmiş ve bu nedenle kovuşturmaya yer olmadığı kararına binaen verilen

tazminat talebinin reddi kararı yönünden bir inceleme yapılmasını istemiştir.

79. Bakanlık görüşünde, başvurucuların AİHM'e

yaptıkları başvuru neticesinde tek taraflı deklarasyonla 18.000 avro tazminata

hak kazanmaları üzerine düşme kararı verildiği ve olay hakkında tekrar açılan

ceza soruşturmasının da derdest olduğu, başvurucuların bireysel başvuruya konu

şikâyetleri ile AİHM nezdinde yaptıkları başvurudaki şikâyetlerinin aynı olduğu

belirtilmiş; başvurucuların iddialarının değerlendirilebilmesi için açılan ceza

soruşturmasının tamamlanması gerektiği ifade edilmiştir.

80. Başvurucular; Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında AİHM

kararının ceza soruşturmasıyla, bireysel başvurunun ise tam yargı davasının

reddedilmesi nedeniyle maddi ve manevi zararlarının karşılanmamasına yönelik

olduğunu dile getirmişlerdir.

2. Değerlendirme

81. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı”

kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes, yaşama...

hakkına sahiptir."

82. Anayasa’nın "Devletin

temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

“Devletin

temel amaç ve görevleri, … Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve

toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve

hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak

surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın

maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya

çalışmaktır.”

83. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların iddialarının yaşam hakkı ve

kötü muamele yasağı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

84. Öte yandan yaşam hakkının doğal niteliği gereği, yaşamını

kaybeden kişi açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak yaşanan ölüm olayı

nedeniyle ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013, § 41). Başvuru konusu olayda müteveffa, başvurucuların eşi

ve babasıdır. Bu nedenle başvruruda başvuru ehliyeti

açısından bir eksiklik bulunmamaktadır.

85. Bununla birlikte başvurunun diğer kabul edilebilirlik

kriterleri yönünden de incelenmesi gerekir.

86. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı,

Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete pozitif ve

negatif ödevler yükler (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 50).

87. Bir devlet görevlisi ya da üçüncü kişi tarafından hukuka

aykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye

tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde

Anayasa’nın 17. maddesi “Devletin temel amaç

ve görevleri” kenar başlıklı 5. maddedeki genel yükümlülükle

birlikte yorumlandığında etkili resmî bir soruşturmanın yapılmasını gerektirmektedir

(Tahir Canan, § 25). Bu tür

olaylarda yürütülen idari ve hukuki soruşturmalar ve davalar sonucunda sadece

tazminat ödenmesi, bu hak ihlalini gidermek ve mağdur sıfatını ortadan

kaldırmak için yeterli değildir (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 55).

88. Ceza infaz kurumunda hükümlüyken başına gelen bir olay

neticesinde yakınlarının vefat etmesine ilişkin somut başvuruda başvurucuların

yaşam hakkı ve kötü muamele yasağının ihlal edildiği kapsamında ileri

sürdükleri iddiaları (bkz. § 76) bakımından devletin olayın gerçekleşme

koşullarının ve sorumluların tespit edilmesini sağlayabilecek nitelikte etkili

bir ceza soruşturması yürütme yükümlülüğü bulunduğu açıktır.

89. Bu bağlamda olayla ilgili yürütülen iki soruşturma

(2010/34364 ve 2010/59055 numaralı) neticesinde Ceza İnfaz Kurumunun şüpheli

yedi personeli hakkında kasten öldürme, intihara yönlendirme, yaralama, işkence

ve eziyet, görevi kötüye kullanma ve görevi ihmal suçlarından, bir jandarma

görevlisi hakkında ise eziyet etme suçundan kovuşturmaya yer olmadığına dair

kararlar verilmiştir (bkz. §§ 49, 60).

90. Başvurucuların aynı iddialarla AİHM nezdinde yaptıkları

başvuru ise Hükûmetin tek taraflı deklarasyonu ile başvuruculara tazminat

ödemeyi kabul etmesi, ayrıca 5271 sayılı Kanun uyarınca AİHM'e

yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda

düşme kararı verilmesi üzerine kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde

talep edilmesi hâlinde yeniden soruşturma açılmasının mümkün olması nedeniyle

düşme kararıyla sonuçlanmıştır (bkz. § 71).

91. Söz konusu karar üzerine başvurucular vekilinin dilekçesi

sonrası Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yeniden açılan soruşturma ise

derdesttir (bkz. § 72) Bu nedenle başvuruda başvuru yollarının tüketilmesi

kuralının yerine getirilip getirilmediğinin incelenmesi gerekmektedir.

92. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

93. Anılan Kanun maddesinde yer verilen kanun yollarının

tüketilmesi koşulu, bireysel başvurunun temel hak ihlallerini önlemek için son

ve olağanüstü bir çare olmasının doğal sonucudur. Diğer bir ifadeyle temel hak

ihlallerini öncelikle idari makamların ve derece mahkemelerinin gidermekle

yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesi koşulunu zorunlu kılmaktadır (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No:

2012/1027, 12/2/2013, § 20).

94. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının

öncelikle genel yargı mercilerinde olağan yasa yolları ile çözüme

kavuşturulması esastır. Bireysel başvuru yoluna, iddia edilen hak ihlallerinin

bu olağan denetim mekanizması içinde giderilememesi durumunda başvurulabilir.

Bireysel başvurunun ikincillik niteliği gereği başvurucunun ihlal iddialarını

öncelikle yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu

konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında sunması, dava ve başvurusunu

takip etmek için gerekli özeni göstermesi gerekmektedir (İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177,

26/3/2013, § 17; Rıfat Bakır ve diğerleri, B. No: 2013/2782, 11/3/2015, § 45; Bayram Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013,

§§ 18, 19).

95. Ayrıca Anayasa Mahkemesine göre bireysel başvuru yapılmadan

önce tüketilmesi gereken etkili bir başvurudan söz edilebilmesi için başvuru

yolunun sadece hukuken mevcut bulunması yeterli olmayıp bu yolun fiilen de

etkili olması ve başvurulan makamın ihlal iddiasının özünü ele alma yetkisine

sahip bulunması gerekir. Başvuru yolunun ancak bir hak ihlali iddiasını

önleyebilme, devam etmekteyse sonlandırabilme veya sona ermiş bir hak ihlalini

karara bağlayabilme ve bunun için uygun bir giderim (tazminat) sunabilmesi

hâlinde etkililiğinden söz etmek mümkün olabilir. Yine vuku bulmuş bir hak

ihlali iddiası söz konusu olduğunda tazminat ödenmesinin yanı sıra sorumluların

ortaya çıkarılması bakımından da yeterli usule ilişkin güvencelerin sağlanması

gerekir (S.S.A., B. No:

2013/2355, 7/11/2013, § 28).

96. Somut olayda başvurucuların yaşam hakkı ve kötü muamele

yasağı kapsamında ileri sürdükleri iddiaları hakkında Cumhuriyet Başsavcılığınca

yürütülmekte olan soruşturmanın etkisizliğine ilişkin herhangi bir iddiaları

bulunmadığı gibi başvurucular aksine AİHM kararı sonrası Anayasa Mahkemesine

sundukları dilekçeyle iddiaları hakkında Cumhuriyet Başsavcılığından yeniden

soruşturma açılması talebinde bulundukları için somut başvurunun -kovuşturmaya

yer olmadığı kararına binaen verilen tazminat talebinin reddi kararı yönünden-

incelenmesini talep etmiştir(bkz. § 69).

97. Bu bakımdan olayla ilgili derdest bir ceza soruşturması

olduğu, tam yargı davasının ceza soruşturması neticesinde verilen kovuşturmasızlık kararına dayalı olarak reddedildiği, idari

yargı makamları tarafından da olayın gerçekleşme koşullarıyla ilgili yapılmış

bir belirleme yahut verilmiş bir ihlal tespiti bulunmadığı (bkz. § 66), yeniden

yargılama talebi nedeniyle derdest olan bir tam yargı davası da bulunduğu (bkz.

§ 73) hususları birlikte gözetildiğinde bu aşamada ölüm olayının sebep ve

koşulları yani gerçekleşme şartları adli makamlarca ceza soruşturmasıyla

netleştirilmeden başvurucuların iddialarının Anayasa Mahkemesi tarafından bu

aşamada değerlendirilmesi mümkün görülmemiştir.

98. Başvurucuların iddialarının olayın gerçekleşme koşullarının

ceza soruşturmasıyla tespit edilmesini müteakip olay nedeniyle açılmış tam

yargı davası ve ceza soruşturması süreçlerinin bir bütün olarak incelenmesi

suretiyle değerlendirilmesi gerektiğinden başvurucuların bireysel başvuru

öncesinde tüketmesi gereken tüm yargısal yolları tükettikten sonra bireysel

başvuruda bulundukları söylenemez.

99. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden ayrıca incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Özel Hayata ve Aile Hayatına Saygı Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

100. Başvurucular; yakınlarının yaralanıp hastaneye

kaldırıldığının kendilerine geç haber verildiğini, şahsın bilinci açıkken

kendilerine haber verilmemesi nedeniyle son bir kez ona varlıklarını

hissettirmekten mahrum bırakıldıklarını ileri sürerek Anayasa'nın 20.

maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

101.Anayasa'nın 20. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı

şöyledir:

"Herkes ... aile hayatına saygı

gösterilmesini isteme hakkına sahiptir..."

102. 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre Anayasa Mahkemesince açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemez

olduğuna karar verilebilir. Başvurucunun ihlal iddialarını temellendiremediği,

iddialarının salt kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu,

temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu

açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular

açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet

Balabanoğlu, B. No: 2012/1334, 17/9/2013,

§ 24).

103. Başvuru evrakının incelenmesinden başvurucular vekilinin

ceza soruşturması sırasında, olaydan üç gün sonra Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu

6/4/2010 tarihli dilekçede "Cezaevi

idaresi tarafından mahpusun yakınları 3/4/2010 tarihinde aranmış ve [M.K.nın] intihar

girişiminde bulunduğu ve bu nedenle hastaneye sevk edildiği yolunda bilgi

verilmiştir." şeklinde bir ifade olduğu (bkz. § 12) görüldüğünden

özel hayata ve aile hayatına saygı hakkına yönelik bir ihlalin olmadığının açık

olduğu anlaşılmıştır.

104. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

D.Makul Sürede Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

105. Başvurucular, olayla ilgili olarak açtıkları tam yargı

davasının makul sürede sonuçlandırılmadığını ileri sürmüştür.

106. Bireysel başvuru sonrasında 31/7/2018 tarihli ve 30495

sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 25/7/2018 tarihli

ve 7145 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle

Çözümüne Dair Kanun'a geçici madde eklenmiştir.

107. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göre

yargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi

ya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin

yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan

bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul

edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat

üzerine Bakanlık İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (Tazminat

Komisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.

108. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018)

kararında Anayasa Mahkemesi yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya

da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği

iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara

ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru imkânının getirilmesine ilişkin

yolu ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama

kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleyerek bu yolun etkililiğini

tartışmıştır (Ferat Yüksel, §§ 26-36).

109. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuru

yolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması

nedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına

makul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminat

ödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi

olanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama

imkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 33-36). Bu gerekçeler

doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal

iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi

olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan

başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile

bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).

110. Somut başvuru yönünden de söz konusu karardan ayrılmayı

gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

111. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da diğer

kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. 1. Yaşam hakkı ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2.Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. 12/1/2011

tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2)

numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından

başvurucuların yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMALARINA

28/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Selahaddin

MENTEŞ

Raportör

:

Tuğçe TAKCI

Başvurucular

:

1. Asya

KILINÇ

:

2. Berfin

KILINÇ

: 3. Hamdiye KILINÇ : 4. Mizgin KILINÇ Vekili : Av. Nezahat PAŞA

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/541, 28 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Bireysel Başvuru Öncesi Süreç
  7. Olayın Soruşturmasında Uyulan Ve Gözetilen
  8. Uluslararası Mevzuat
  9. Olayın Soruşturmasında Uyulan, Uygulanan Ve
  10. Dikkate Alınan Ulusal Mevzuat
  11. B. Bireysel Başvuru Sonrası Süreç
  12. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  13. A. Adli Yardım Talebi
  14. B. Yaşam Hakkı ile Kötü Muamele Yasağının İhlal
  15. C. Özel Hayata ve Aile Hayatına Saygı Hakkının
  16. C. 12/1/2011
  17. Gökcan
  18. Hakyemez
  19. Menteş
  20. Kılınç
  21. Kılınç
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/541
Tarih
28 Kasım 2019

İlgili Kararlar

  • Metin Gümüş Başvurusu (B. No: 2016/14563)
  • Deniz Kürtoğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/3247)
  • Murat Avcıoğlu Başvurusu (B. No: 2016/9453)
  • Aysel Aksular ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/73177)
  • Akın Öztığ ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/14924)
  • İsmail Şahan Başvurusu (B. No: 2016/54509)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.