İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Metin Gümüş Başvurusu (B. No: 2016/14563)

1. Başvuru, yargılamanın iadesi talebinin reddi nedeniyle adil

Başvuru No2016/14563Tarih28 Kasım 2019Okuma13 dk · 2.676 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Metin Gümüş Başvurusu

Karar tarihi
28 Kasım 2019
Başvuru Numarası
2016/14563
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.676 kelime·13 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yargılamanın iadesi talebinin reddi nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 18/8/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuşlardır.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

6. Başvurucu, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) bünyesinde astsubay

olarak görev yapmakta iken disiplinsizlik ve ahlaki durum gerekçe gösterilerek

sıralı sicil amirleri tarafından hakkında TSK

bünyesinde kalması uygun değildir sicili

düzenlenmiştir.

7. 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı

Kuvvetleri Personel Kanunu ile 28/12/1998 tarihli ve 23567 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Astsubay Sicil Yönetmeliği uyarınca,

düzenlenen bu sicilin Genelkurmay Başkanlığı ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı

tarafından da uygun görülmesi üzerine Millî Savunma Bakanlığının 9/4/2010

tarihli onayıyla başvurucunun TSK ile ilişiği kesilmiştir.

8. Başvurucunun ayırma işlemine karşı açtığı dava Askeri Yüksek

İdare Mahkemesi Birinci Dairesinin (Mahkeme) 31/5/2011 tarihli kararıyla

reddedilmiştir. Ret gerekçesinde öncelikle 926 sayılı Kanun ve Astsubay Sicil

Yönetmeliği'nin konuya ilişkin hükümleri hatırlatılmıştır. Kamu hizmetinin iyi

bir şekilde sunulabilmesi adına gerekli tedbirleri almak ve verim alınamayacak

olan personeli ayırmak hususunda idarenin takdir yetkisinin bulunduğu ancak bu

yetkinin kamu yararına uygun kullanılması gerektiği vurgulanmıştır.

Başvurucunun disiplin safahatına yer verilerek aldığı disiplin cezaları tek tek

sayılmıştır. Ayrıca başvurucunun askerî eşyayı gizlemek fiilinden ötürü

hakkında açılan ceza davasında 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve

hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olduğu ifade

edilmiştir. Başvurucunun bir başka olay nedeniyle de dikkatsizlikle

meslektaşını yaralaması sonucu açılan kamu davasının uzlaşma üzerine

düşürüldüğü belirtilmiştir. Başvurucunun hükmün açıklanmasının geri bırakılması

ile sonuçlanan yargılama süreci nedeniyle değil disiplin durumundan dolayı

meslekten çıkarıldığı hatırlatılmıştır. Başvurucunun disiplin cezalarına ve

uyarılara karşın ıslah olmadığı ve hizmetin gerektirdiği davranışı

sergilemekten uzak olduğu kanaatine varılarak işlemin tesis edildiği

vurgulanmıştır. Nihayetinde tüm bu hususlar değerlendirilerek idarenin takdir

yetkisini objektif ölçülere, kamu hizmeti gereklerine ve hukuka uygun olarak

kullanmış olduğu sonucuna varılmış ve ret gerekçesi oluşturulmuştur.

9. Karar düzeltme istemi Mahkemenin 29/11/2011 tarihli hükmüyle

reddedilmiştir.

10. Başvurucu 17/12/2015 tarihinde, Anayasa Mahkemesinin

özgürlük ve güvenlik hakkının ihlali yönünde verdiği bir kararı ve Kara

Kuvvetleri Komutanlığının 29/5/2012 tarihli sıralı sicil amirlerine dair bir

emrini öğrendiğini, ayrıca hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri

bırakılması kararına konu kamu davasının düştüğünü, bu hususlar çerçevesinde

durumunun yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade ederek yargılamanın

iadesi talebinde bulunmuştur.

11. Mahkeme 23/6/2016 tarihli kararıyla yargılamanın iadesi

talebini reddetmiştir. Ret gerekçesinde öncelikle başvurucunun hükmün

açıklanmasının geri bırakılması kararına konu yargılama sürecinden bağımsız

olarak disiplin durumu nedeniyle meslekten çıkarıldığı hatırlatılmıştır. Diğer

taraftan ayırma işlemine dair sürecin 926 sayılı Kanun ve Astsubay Sicil

Yönetmeliği uyarınca hukuka uygun olarak yapıldığı konuya dair emirlerin bu

durumu değiştirmediği ifade edilmiştir. Sonuç olarak yargılamanın iadesini

gerektirecek bir hukuki durumun bulunmadığı belirtilmiş ve ret gerekçesi

oluşturulmuştur.

12. Başvurucu ret hükmünü 1/8/2016 tarihinde tebellüğ etmesinin

ardından 18/8/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

13. 4/7/1972 tarih ve 1602 sayılı mülga Askeri Yüksek İdare

Mahkemesi Kanunu'nun "yargılamanın

iadesi" kenar başlıklı 64. maddesi şöyledir;

"Daireler ile Daireler Kurulundan verilen

kararlar hakkında, aşağıda yazılı sebepler dolayısıyle

yargılamanın iadesi istenebilir.

a) Zorlayıcı sebepler dolayısiyle

veya lehine karar verilen tarafın eyleminden doğan bir sebeple elde edilemeyen

bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması;

b) Karara esas olarak alınan belgenin

sahteliğine hükmedilmiş veya sahte olduğu, mahkeme veya resmi bir makam

huzurunda ikrar olunmuş veya sahtelik hakkındaki hüküm karardan evvel verilmiş

olup da yargılamanın iadesini isteyen kimsenin, karar zamanında bundan haberi

bulunmamış olması;

c) Karara esas olarak alınan bir ilam hükmünün

kesin hüküm halini alan bir kararla bozularak ortadan kalkması;

d) Bilirkişinin kasıtla gerçeğe aykırı beyan

ve ihbarda bulunduğunun, hükümle tahakkuk etmesi;

e) Lehine karar verilen tarafın, karara etkisi

olan bir hile kullanmış olması;

f) Vekil veya kanuni temsilci olmayan kimseler

huzuru ile davanın görülüp karara bağlanmış bulunması;

g) Çekilmeye mecbur olan Başkan veya üyenin

katılması ile karar verilmiş olması;

h) Tarafları ve sebebi aynı olan bir dava

hakkında verilen karara aykırı yeni bir karar verilmesine sebep olabilecek bir

madde yokken, aynı Daire veya diğer Daireler yahut Daireler Kurulu tarafından

evvelki ilamın hükmüne aykırı bir karar verilmiş bulunması.

ı) (Ek: 11/4/2013-6459/2 md.)

Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki

protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa

dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit

edilmiş olması.

Birinci fıkranın (ı) bendi kapsamına giren

kararlar hakkında yargılamanın iadesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının

kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir. "

14. 1602 sayılı mülga Kanun'un "Kanun yollarına

ilişkin özel hükümler" kenar başlıklı 67. maddesi şöyledir;

"Yargılamanın iadesi ve kararın

düzeltilmesi istekleri dilekçe ile yapılır. Bu istekler esas kararı vermiş olan

dairede veya Daireler Kurulunda karara bağlanır.

İsteğin ilişkin olduğu konu, diğer bir dairenin

görevine girmiş ise, karar bu dairece verilir. 26 ncı

maddenin (b) bendi hükmü,yargılamanın

iadesinde ve kararın düzeltilmesinde de uygulanır.

Karşı tarafın savunması ve Başsavcılığın

düşüncesi alındıktan sonra istekler incelenir ve kanunda yazılı sebepler varsa

davaya yeniden bakılarak karar verilir.

Yargılamanın iadesi ve kararın düzeltilmesi

istekleri kanunda yazılı sebeplere dayanmıyor ise isteğin reddine karar verilir

ve HukukUsulü Muhakameleri

Kanununun bu husustaki hükümlerine göre para cezasına da hükmolunur.

Yargılamanın iadesi ve kararın düzeltilmesi

isteklerinde duruşma yapılması, görevli daire veya Daireler Kurulunun kararına

bağlıdır"

15.6/1/1982 tarih ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu'nun yargılamanın yenilenmesi kurumunu

düzenleyen 53. ve 55. maddelerinde de benzer hükümlere yer verilmiştir.

B. Uluslararası Hukuk

1. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

16. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:

"Herkes davasının, medeni hak ve

yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen

suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, ... bir mahkeme tarafından,

... görülmesini isteme hakkına sahiptir."

2. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi İçtihadı

17. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının medeni hak ve uyuşmazlıklar kolunun

uygulanabilirliğine ilişkin içtihadını Regner/Çek Cumhuriyeti ([BD], B. No: 35289/11, 19/9/2017, §

99-112) kararında toparlamıştır.

Kararın ilgili kısımları şöyledir:

"99. AİHM 'medeni' kol bağlamında 6.

maddenin uygulanabilir olması için Sözleşme'de

korunup korunmadığından bağımsız olarak ulusal hukukta tanınan -en azından

savunulabilir bir temeli bulunan- bir 'hak' ile ilgili bir 'uyuşmazlık' olması

gerektiğini tekrarlar. Uyuşmazlık samimi ve ciddi olmalıdır. Uyuşmazlık sadece

bir hakkın gerçek varlığıyla değil, hakkın kapsamı ve uygulanma şekliyle de

ilgili olabilir. Son olarak yargılamanın sonucu söz konusu hak için doğrudan

belirleyici olmalıdır. Ancak hafif bağlantılar ya da uzak sonuçlar 6. maddenin

devreye girebilmesi için yeterli olmaz .

100. AİHM hakkın varlığıyla ilgili olarak,

ulusal hukukun ilgili hükümlerinin ve ulusal mahkemelerin bunlara ilişkin

yorumlarının başlangıç noktası olması gerektiğini tekrarlar. 6. maddenin (1)

numaralı fıkrası 'hak ve yükümlülükler' için taraf devletin maddi hukukunda

herhangi bir somut içerik garanti etmez. AİHM taraf devletin ulusal hukukunda

yasal bir temeli bulunmayan maddi bir hakkı 6. maddenin (1) numaralı fıkrasının

yorumu yoluyla türetmeyebilir.

101. Bu çerçevede AİHM ulusal kanun koyucu

tarafından ihdas edilen hakların maddi veya usule ilişkin ya da alternatifli

olarak bu ikisinin bir kombinasyonu da olabileceğini gözlemler.

102. Ulusal hukukta tanınan ve mahkemeler

kanalıyla icra ettirilebilme usul güvencesiyle desteklenmiş bir maddi hakkın

bulunduğu hallerde 6. maddenin (1) numaralı fıkrası bağlamında hakkın var

olduğu hususunda şüphe yoktur. Kanun hükmünün lafzının [otoritelere]

takdir yetkisi bahşetmesi tek başına hakkın

varlığını dışlayan bir unsur olarak görülemez. Gerçekte 6. madde başvurucunun

hakkına müdahale sonucunu doğuran takdir yetkisine dayalı kararlara ilişkin

davalara da uygulanır.

103. Ancak 6. madde ulusal kanun koyucu

tarafından -herhangi bir hak bahşetmeksizin- mahkemelerde ileri sürülmesi

mümkün olmayan belli avantajlar sağladığı hallerde uygulanmaz. Aynı durum bir

kimsenin ulusal mevzuattaki haklarının, bunların tanınacağına dair basit bir

umut ile sınırlı olduğu ve hakkın tanınmasının bütünüyle otoritelerin takdirine

ve keyfiyetine bağlı bulunduğu haller yönünden de geçerlidir.

...

105. Bazı durumlarda ulusal hukuk bireyin

öznel bir hakkını tanımamasına karşın işlemin keyfi olduğu veya yetki aşımı

içerdiği ya da usul hataları bulunduğu yolundaki iddialarını inceletmek için

dava açma hakkı bahşetmektedir. Bu durum, kamu otoritelerinin bir avantajı veya

ayrıcalığı tanımak veya buna ilişkin isteği reddetmek hususunda mutlak takdir

yetkisini haiz olduğu ve kanunun kişiye bu hakla ilgili olarak tanıdığı,

mahkemelere başvuru hakkının kullanımı üzerine mahkemelerin bu işlemi hukuka

aykırı bularak iptal edebildiği hallerde önem taşır. Böyle bir durumda 6.

maddenin (1) numaralı fıkrası avantaj ya da ayrıcalığın bir kere tanınmakla

medeni bir hakka vücut vermesi koşuluyla uygulanabilir. "

V. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 28/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

19. Başvurucu; ilişiğinin kesilmesine gerekçe olarak gösterilen

disiplin cezalarının bir kısmının kanuni mevzuat değişikliği nedeni ile artık

disiplin cezası olarak değerlendirilmediğini, diğer kısmının ise denetimli

serbestlik süresinin dolması nedeniyle artık kanuni bir değer taşımadığını

belirterek somut olayda yargılamanın iadesi şartlarının oluştuğunu ve buna

karşın talebinin reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

20. Anayasa'nın "Hak

arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

21. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamu

gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa'da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye'nin taraf olduğu ek

protokollerin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle Anayasa ve

Sözleşme'nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

18).

22. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu

belirtilmiş ancak hakkın kapsamı düzenlenmemiştir. 3/10/2001 tarihli ve 4709

sayılı Kanun'un Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasına "adil yargılanma" ibaresinin

eklenmesine ilişkin 14. maddesinin gerekçesine göre "değişiklikle Türkiye Cumhuriyeti'nin taraf olduğu uluslararası

sözleşmelerce de güvence altına alınmış olan adil yargılama hakkı"

metne dâhil edilmiştir. Dolayısıyla Anayasa'nın 36. maddesinde herkesin adil

yargılanma hakkına sahip olduğu ibaresinin eklenmesinin amacının Sözleşme'de düzenlenen adil yargılanma hakkını anayasal

güvence altına almak olduğu anlaşılmaktadır (Yaşar

Çoban [GK], B. No: 2014/6673, 25/7/2017, § 54). Bu itibarla

Anayasa'da güvence altına alınan adil yargılanma hakkının kapsam ve içeriği

belirlenirken Sözleşme'nin "Adil

yargılanma hakkı" kenar başlıklı 6. maddesinin ve buna ilişkin

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadının da gözönünde

bulundurulması gerekir (Onurhan Solmaz,§ 22).

23. Sözleşme, bir kişinin sahip olduğunu ileri sürebileceği tüm

hak ve yükümlülükler bakımından adil yargılanma hakkını güvenceye almamaktadır.

Sözleşme'nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6. maddesinde, adil

yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin medeni

hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların ve bir suç isnadının esasının karara bağlanması

esnasında geçerli olduğu belirtilerek hakkın kapsamı bu konularla

sınırlandırılmıştır. Hak arama hürriyetinin ihlal edildiği gerekçesiyle

bireysel başvuruda bulunabilmek için ya başvurucunun medeni hak ve

yükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın tarafı olması ya da başvurucuya

yönelik bir suç isnadının esası hakkında karar verilmiş olması gerektiği

anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bahsedilen hâller dışında kalan adil yargılanma

hakkının ihlali iddiasına dayanan başvurular, Anayasa ve Sözleşme'nin ortak

koruma alanı kapsamı dışında kalacağından bireysel başvuruya konu olamaz (Onurhan Solmaz, § 23).

24. Bir kimsenin medeni hak

ve yükümlülüklerinin karara bağlanmasıyla ilgili bir yargılama

usulünde Sözleşme'nin 6. maddesi uygulanabilir. AİHM, Sözleşme'nin 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının medeni

meselelerde uygulanabilirliği için ilk olarak ortada bir uyuşmazlığın bulunması

koşulunu aramakta; uyuşmazlığın iç hukukta tanınmış olduğu söylenebilecek haklar ve yükümlülükler ile ilgili olması

ve bu haklar ve yükümlülüklerin de Sözleşme'deki

anlamıyla medeni olması

gerektiğini vurgulamaktadır (Yusuf Gürkan [GK],

B. No: 2014/11067,18/10/2017, §34).

25. Bir başvurunun "medeni

hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıklar" kapsamında ele

alınabilmesi için öncelikle bir mevzuat hükmü ya da içtihat yoluyla tanınmış ve

savunulabilir şekilde ileri sürülebilen bir hakkın ve bu hakla ilgili bir

uyuşmazlığın mevcudiyeti gerekmektedir. Bu uyuşmazlık bir hakkın varlığı,

kapsamı ya da kullanılma şekillerine ilişkin gerçek ve ciddi bir uyuşmazlık

olmalı; davanın sonucu da söz konusu hak için doğrudan belirleyici olmalıdır

(Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Vilho Eskelinen ve diğerleri/Finlandiya,

B. No: 63235/00, 19/4/2007, § 40; Kienast/Avusturya,

B. No: 23379/94, 23/6/2003, § 38).

26. Savunulabilir bir hakkın mevcut olup olmadığı değerlendirilirken

ilk olarak ileri sürülen hakka ilişkin iç hukuk hükümleri ile ulusal yargı

makamlarının içtihatları dikkate alınmalıdır. Zira adil yargılanma hakkı

bakımından iç hukukta yasal temeli olmayan bir hakkın yorum yoluyla hak olarak

tanınması gibi bir durum söz konusu olamaz. Bu nedenle ancak yasal bir

düzenleme ile ya da yargı mercilerinin yorumu yoluyla tanınan haklarla ilgili

uyuşmazlıklar adil yargılanma hakkının konusu olabilir. Öte yandan bir

başvurucunun hakka ilişkin olarak ileri sürdüğü iddiaların esasının yargı

mercileri tarafından incelenmesi, o hakkın yargı mercileri önünde savunulabilir

şekilde ileri sürülebildiğini gösteren kriterlerden biridir (Benzer yöndeki

AİHM kararı için bkz. Boulois/Lüksemburg [BD], B. No: 37575/04,

3/4/2012, §§ 91-94).

27. Somut bireysel başvuruya konu sürecin ceza yargılamasına/bir

suç isnadına ilişkin bulunmadığı açık olduğundan; başvurunun adil yargılanma

hakkı kapsamında incelenebilmesi için başvuruya temel olan sürecin medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili bir

uyuşmazlığın esasının karara

bağlanmasına ilişkin bulunması gerekmektedir.

28. Yargılama sonunda verilen kesin hükme ilişkin olarak bir

hukuka aykırılık halinin bulunduğunun sonradan anlaşılması üzerine başvurulan

yargılamanın yenilenmesi (iadesi) yolu, asıl yargılamanın sonucunda verilen

hükmün kesinleşmesinden sonra kanunda belirtilen sebeplerin bulunması hâlinde

kararı veren mahkemece yargılamanın tekrarlanarak yeniden karar verilmesini

temin eden bir yoldur.

29. İdari yargı alanında, kesinleşen hükümlere karşı

yargılamanın yenilenmesi yoluna başvuru hakkı 1602 ve 2577 sayılı Kanun

hükümleri (bkz. §§ 13-15 ) gereği sınırlı sebeplerle

taraflara tanınmıştır. Yargılamanın yenilenmesi/iadesi istemi; Kanun'da yazılan

sınırlı sebeplere dayanmıyor ise reddedilecektir. Mahkeme, yargılamanın

yenilenmesi istemini yerinde bulursa davaya yeniden bakarak esas hakkında karar

verecektir.

30. Yargılamanın yenilenmesi talebinin değerlendirildiği ilk

evre olan kabule değerlik aşamasının uyuşmazlığın esasını çözümleyecek şekilde

yürütülmediği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla yargılamanın yenilenmesi isteminin

yerinde olup olmadığının belirlendiği bu aşamada medeni hak ve yükümlülüklere dair bir değerlendirme

yapılmadığı, uyuşmazlık konusu hakka ilişkin doğrudan belirleyici bir hüküm

verilmediği açıktır.

31. Bu bağlamda somut olayda başvurucu; hakkında tesis edilen

işleme dair ileri sürülen iddiaların esasının irdelenmediği bu yönde hukuki bir

değerlendirmenin yapılmadığı aşamaya ilişkin şikâyetlerini dile getirmektedir.

Şikâyetin, hükmün kesinleşmesinden sonra 1602 sayılı Kanun'un 64. maddesi

uyarınca gerçekleştirilen yargılamanın

iadesi isteminin kabule değer

görülmesi aşamasına ilişkin olduğu görülmektedir. Bu belirlemeler

ışığında ihlal iddiasının medeni hak ve

yükümlülüklerin değerlendirildiği bir yargısal sürece ilişkin

olmadığı ve başvurunun adil yargılanma hakkı kapsamına girmediği

anlaşılmaktadır.

32. Bununla birlikte Sözleşme ile güvence altına alınan temel

hak ve özgürlüklerin etkili bir şekilde korunması, AİHM tarafından verilen

ihlal kararlarının iç hukukta gereği gibi yerine getirilmesi ile mümkündür.

AİHM tarafından verilen ihlal kararlarının iç hukukta gereği gibi yerine

getirilmemesi, Sözleşme ile güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerin

uygulamada etkili bir şekilde korunamadığı anlamına gelir (Sıddıka Dülek ve diğerleri, B. No:

2013/2750, 17/2/2016, § 69). Nitekim AİHM tarafından verilmiş bir ihlal kararı,

temel hak ve özgürlüklerin teoride olduğu gibi pratikte de etkili bir şekilde

korunabilmesi amacıyla 1602 sayılı Kanun ile yargılamanın yenilenmesi sebebi

olarak kabul edilmiştir. Diğer taraftan 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesine göre

de Anayasa Mahkemesince tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapılmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilecektir. Anayasa Mahkemesinin,

tespit edilen ihlalin giderilmesi amacıyla yeniden yargılama yapılmasına

hükmettiği hallerde, ilgili usul kanunlarında düzenlenen yargılamanın

yenilenmesi kurumundan farklı olarak yargılamanın yenilenmesi sebebinin

varlığının kabulü ve önceki kararın kaldırılması hususunda derece mahkemesinin

herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Zira ihlal kararı verilen hallerde

yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği hususundaki takdir derece mahkemelerine

değil ihlalin varlığını tespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece

mahkemesi Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin

sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür. Dolayısıyla

Anayasa Mahkemesi ve AİHM'in ihlal kararlarının ve

sonuçlarının ortadan kaldırılmasına dönük yeniden yargılama taleplerine ilişkin

iddialar adil yargılanma hakkının kapsamındadır. Başvuru konusu somut olayda da

olduğu üzere bu iki istisna dışındaki yargılamanın yenilenmesine yönelik

taleplere ilişkin iddiaların ise adil yargılanma hakkının kapsamında olmadığı

açıktır.

33. Yargılamanın yenilenmesi isteminin kabule değer olup

olmadığının değerlendirildiği aşamayı temel alan bireysel başvuru, medeni hak ve yükümlülüğünün karar

bağlanması ile ilgili olmadığından adil yargılanma hakkı kapsamı dışında

kalmaktadır.

34. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin konu

bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun konu bakımından

yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

28/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Selahaddin

MENTEŞ

Raportör

:

Volkan

ÇAKMAK

Başvurucu

:

Metin GÜMÜŞ

Vekili

:

Av. Aziz

ERGÜN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/14563, 28 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucuların İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Başvurunun konu bakımından
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  14. Gökcan
  15. Hakyemez
  16. Menteş
  17. Çakmak
  18. Ergün
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/14563
Tarih
28 Kasım 2019

İlgili Kararlar

  • Deniz Kürtoğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/3247)
  • Murat Avcıoğlu Başvurusu (B. No: 2016/9453)
  • Aysel Aksular ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/73177)
  • Akın Öztığ ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/14924)
  • İsmail Şahan Başvurusu (B. No: 2016/54509)
  • Emrah Yılmaz Başvurusu (B. No: 2016/9497)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.