İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Abdurrahman Yemiş Başvurusu (B. No: 2017/29347)

1. Başvuru; yakalama, gözaltına alma ve tutuklama tedbirlerinin

Başvuru No2017/29347Tarih28 Kasım 2019Okuma20 dk · 3.997 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Abdurrahman Yemiş Başvurusu

Karar tarihi
28 Kasım 2019
Başvuru Numarası
2017/29347
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.997 kelime·20 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; yakalama, gözaltına alma ve tutuklama tedbirlerinin

hukuki olmaması, gözaltının ve tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluğun

devamı kararına itirazın sürüncemede bırakılması ve itiraz incelemesinde alınan

kararların tebliğ edilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının;

ceza infaz kurumunda kültür, sanat ve eğitim faaliyetleri gibi sosyal

imkânlardan faydalandırılmaması ve

açık görüş hakkının sınırlandırılması nedenleriyle özel hayata ve aile hayatına

saygı hakkının; telefonla görüşme hakkının sınırlandırılması nedeniyle

haberleşme hürriyetinin; ceza infaz kurumunda bir kısım uygulamalar nedeniyle

kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 9/6/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar

verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmiştir.

7.

Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

9. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle

karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde

olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018

tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları, soruşturma mercileri ve yargı

organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok

uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı

Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak

isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No:

2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

10. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe

girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile

FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı

sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki

yapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından

soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama

tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve

diğerleri, §§ 51; Mehmet Hasan

Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12).

11. Başvurucu, olay tarihinde Yalova'nın Çınarcık ilçesinde

bulunan İlçe Jandarma Komutanlığında uzman jandarma çavuş rütbesiyle görev

yapmaktadır.

12. Başvurucu, 15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrasında 17/3/2017

tarihinde yakalanarak gözaltına alınmış ve hakkında soruşturma başlatılmıştır.

13. Başvurucu 24/3/2017 tarihinde Bornova Merkez Jandarma

Karakol Komutanlığında ifade vermiş, ifade alma işlemi sırasında başvurucunun müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucu, ifadesinde özetle

FETÖ/PDY ve gerçekleşen darbe teşebbüsü ile bir ilgisinin bulunmadığını

savunmuştur. Başvurucu müdafii, dosyada atılı suçları

işlediğine dair delil bulunmaması nedeniyle müvekkilinin serbest bırakılmasını

talep etmiştir.

14. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı 24/3/2017 tarihinde

tutuklanması istemiyle başvurucuyu İzmir Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir.

Başvurucunun sorgusu İzmir 5. Sulh Ceza Hâkimliğinde aynı tarihte yapılmıştır.

Sorgu sırasında başvurucunun müdafii de hazır

bulunmuştur.

15. Başvurucu, İzmir 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 24/3/2017 tarihli

kararıyla anılan suçtan tutuklanmıştır. Bu kararın gerekçesinin ilgili kısmı

şöyledir:

" ... isnat edilen Silahlı Terör Örgütüne

Üye Olma suçunun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, delillerin henüz

toplanamamış olması, dolayısıyla yasada belirtilen bir tutuklama nedeninin var

olması, atılı suç için belirlenen ceza miktarı dikkate alındığında şüphelilerin

kaçma şüphesinin bulunduğu, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde

tutuklamanın ölçülü olduğu ve tutuklamadan beklenen gayenin adli kontrol hükümleri

ile sağlanamayacak olması dikkate alınarak şüphelilerin CMK 100 ve müteakip

maddeleri uyarınca tutuklanmasına ... [karar

verildi]."

16. İzmir 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 24/4/2017 tarihli kararıyla

başvurucunun tutukluluğunun devamına karar verilmiştir. Başvurucu müdafiinin bu karara 2/5/2017 tarihinde yaptığı itiraz,

İzmir 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin 18/5/2017 tarihli kararıyla "... İzmir 3. Sulh Ceza Hakimliğinin kararında

usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi isnat edilen suçun vasıf ve

mahiyeti, soruşturma evrakındaki mevcut delil durumu ve tutuklama kararından bu

yanalehine bir değişme ve gelişme olmadığı..."

şeklindeki gerekçesiyle reddedilmiştir.

17. Anılan karar başvurucuya 8/6/2017 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

18. Başvurucu 9/6/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

19. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucu ile birlikte toplam

üç şüpheli hakkında silahlı terör

örgütüne üye olma suçundan hazırladığı 17/6/2017 tarihli yetkisizlik kararı ile

dosyayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.

20. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 25/10/2017 tarihli

iddianamesi ile başvurucunun anılan suçu işlediğinden bahisle cezalandırılması

istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde dava açılmıştır. FETÖ/PDY'ye ilişkin genel açıklamaların da yer aldığı

iddianamede ilk olarak FETÖ/PDY'nin hangi amaç ve saikle kurulduğuna, hangi alanlarda faaliyet gösterdiğine,

hiyerarşik yapısına, hangi tür hukuka aykırı eylemlerde bulunduğuna ve

şüphelinin eylemlerine değinilmiştir. Başvurucu hakkında yapılan değerlendirme

özetle şöyledir:

"...

Dosya kapsamında mevcut ifadelerden de

anlaşılacağı gibişüphelilerin Fetö/Pdy terör örgütü üyesi oldukları ve örgütün talimatları

doğrultusunda verilen görevleri yaptıkları ve atılı suçu işledikleri,tanıkH. A. nın

ifadesinden, teşhis tutanağından, Mali Şube analiz raporundan, adli sicil ve

nüfus kaydı ile tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır.

..."

21. İddianamede başvurucu hakkındaki bu değerlendirmeye esas

olmak üzere tanık beyanı bulunduğu ileri sürülmüştür. Bu kapsamda başvurucuyla

ilgili olarak ifadesi alınan tanık H.A. beyanında, başvurucunun sohbet adı

verilen gizli toplantılara katıldığını ifade etmiş; başvurucuyu net ve kesin

olarak teşhis etmiştir. Tanık H.A.nın

ifadesi şöyledir:

".... izinde

olduğum zamanda O. beni aradı ve buluşmak istediğini söyledi ve bana evini

tarif etti. ben evine gittim. evine

gittiğimde benim devrelerim olan birlikte uzman jandarma çavuş okulunda eğitim

gördüğümüz Abdurrahman Yemiş, M. P. ve S.İ. vardı.

ben bunları orada görünce çok şaşırdım. O., hepimize

hitaben bakın orada yalnız değilsiniz birbirinize destek olun dedi ve

kendisinin artık Ankara’ya gelemeyeceğini bundan sonra görüşmeleri M.P.nin düzenleyeceğini söyledi ve ayrıldık, hafta sonu ben

Abdurrahman yemiş ve M. P. birlikte Batıkent te bulunan bir eve gittik. bu evin bir odasında bir erkek şahıs vardı. bu şahsın açık kimlik ve adres bilgilerini bilmiyorum. fakat M. P. ve Abdurrahman yemiş’in

bildiğini düşünüyorum. burada birlikte namaz kıldık,

Kur'an-ı Kerim okuduk ve ayrıldık. bu eve ben M. P. ve

Abdurrahman yemiş birlikte 1-2 kez gittik....."

22. Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 30/10/2017

tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/293 sayılı dosya

üzerinden kovuşturma başlamıştır.

23. Mahkemece 30/10/2017 tarihinde yapılan tensip incelemesiyle

birlikte başvurucunun tahliyesine karar verilmiştir. Karar gerekçesinin ilgili

kısmı şöyledir:

"... üzerine atılı suçu işlediğine dair dosyada bulunan delillerin büyük

oranda toplanmış olması, sanıkların karartabileceği dosyada bir delilin

bulunmaması, kaçma şüphesi içerisinde olduklarına dair dosyaya yansıyan delilin

bulunmaması nazara alınarak bu aşamada adli kontrol hükümlerinin yeterli

olacağı kanaati ile sanıkların adli kontrol altına alınmak suretiyle

tahliyesine ... [karar verildi.]"

24. Bununla birlikte tahliye kararı sonrasında 12/3/2018

tarihinde başvurucu hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY'ye üye olma suçundan yeni bir iddianame daha düzenlenmiştir.

Mahkemenin E.2017/293 sayılı dosyası ile birleştirme talepli olan bu

iddianamenin başvurucuyla ilgili kısmı şu şekildedir:

"... HTS kayıtlarının incelenmesi

neticesinde şüpheli Abdurrahman YEMİŞ'in kullandığı

[TELEFON] numaralı cep telefonuyla, Mahrem İmamlar tarafından 0 226 812 93

07 nolu hattan görüşme yapıldığı değerlendirilerek

konu ile ilgili gruplandırma aşağıdaki şekilde tanzim edilmiştir.

-2268129307 5469622462 19.04.2014

20:02:20 0 sn. Abdurrahman Yemiş

Yukarıda belirtilen tarihte şüphelinin

kullanmış olduğu hattın İdo Çıkışındaki Büfeden

arandığı tespit edilmiş olup Örgütün kullanmış olduğu yöntem doğrultusunda HTS

raporlarında yapılan incelemenin detayında ise; aramalar sonrası veya

öncesindeki aranan Askeri personelin ardışık olarak tespit edilen dökümü ise

aşağıya çıkarılmıştır.

-2268129307 5469622462 19.04.2014

20:02:20 0 sn. Abdurrahman Yemiş

-2268129307 5424835576 19.04.2014

20:03:18 0 sn. R. Ş.

-2268129307 5424835576 19.04.2014

20:03:31 44 sn. R. Ş.

Tespitlerin HTS raporuyla uyum sağladığı teyit

edilmiş....

...

Böylece şüphelinin TSK mensubu asker kimliğine

rağmen FETÖ içerisinde bağlı olduğu mahrem imamı tarafından umuma açık yerlerde

bulunan kontörlü telefonlardan aranmak suretiyle örgütsel görüşmeler yaptığı,

örgütsel buluşma ve toplantılar için buluşma yer ve zamanı belirledikleri, bu

surette üzerine atılı (FETÖ) Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçu işlediği

anlaşılmıştır.

..."

25. Mahkemece 23/3/2018 tarihinde

ikinci iddianamenin kabulüne karar verilerek yeni bir kovuşturma aşaması

başlamış ve aynı tarihte her iki davanın Mahkemenin E.2017/293 sayılı

dosyasında birleştirilmesine karar verilmiştir.

26. Yapılan yargılama sonunda Mahkeme 30/10/2019 tarihli

kararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay

hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir.

27. Hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup bireysel

başvurunun incelendiği tarih itibarıyla yargılama dosyası ilk derece

mahkemesindedir.

IV. İLGİLİ HUKUK

28. İlgili hukuk için bkz.

Özcan Güney (B. No: 2017/20709, 15/11/2018, §§ 30-38) başvurusu

hakkında verilen karar.

29. Ayrıca Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 13/11/2019 tarihli ve

E.2018/5526, K.2019/6842 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...

Yukarıda açıklanan özellikler doğrultusunda,

bir asker şahsın; örgütün gizlilik ve deşifre olmamak kuralına riayetle,

örgütün talimatı ile ve örgütsel irtibatı sağlamak maksadıyla kamuya açık ve

birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta vb. gibi sair

işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat veya

ankesörlü hatlar ile mahrem imam tarafından arandığı, her türlü şüpheden uzak,

kesin kanaata ulaştıracak somut olgu ve teknik

verilerle tespit edilmesi ve yargılama yapan mahkemenin de tam bir vicdani

kanaate ulaşması halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren hukuka uygun

delil olacağında kuşku yoktur.

..."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

30. Mahkemenin 28/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Yakalama ve Gözaltına

Almanın Hukuka Aykırı Olduğu ile Gözaltı Süresinin Makul Olmadığına İlişkin

İddia

a. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

31. Başvurucu, şartları oluşmadığı hâlde hakkında yakalama ve

gözaltı tedbiri uygulanmasıyla on gün boyunca gözaltında kalmasına rağmen

hakkında herhangi bir adli işlem yapılmaması nedenleriyle Anayasa'nın 19.

maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

32. Bakanlık, başvurunun bu kısmına ilişkin bir görüş

bildirmemiştir.

b. Değerlendirme

33. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek

için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince

düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).

34. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresinin

aşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarına

ilişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl dava

sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 4/12/2004

tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde öngörülen

tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu

sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar ve

diğerleri [GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144,

14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri

[GK], B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahim Sönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193,

15/10/2015, §§ 34-47).

35. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen

dava yolunun başvurucunun durumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir

hukuk yolu olduğu ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel

başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincillik

niteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.

36. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun hukuka aykırı bir

şekilde yakalanıp gözaltına alındığı ve gözaltı süresinin makul olmadığı

iddialarıyla ilgili olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel

başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Tutuklamanın Hukuki

Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık

Görüşü

37. Başvurucu; somut suç şüphesi ve somut deliller bulunmadan

hukuken geçersiz bir tutuklama kararı verildiğini, delilleri karartma ve kaçma

şüphesi olmadığı hâlde koşulları oluşmadan verilen tutuklama kararıyla kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

38. Bakanlık görüşünde; karşılaşılan darbe teşebbüsünün büyüklüğü

dikkate alındığında başvurucunun tutuklanmasının kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkına gerekli ve fiilî durumla orantılı bir müdahale teşkil ettiği,

başvurucunun kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedeni bulunmaksızın

özgürlüğünden yoksun bırakıldığına yönelik şikâyetlerinin açıkça dayanaktan

yoksunluk nedeniyle kabul edilemez olduğu belirtilmiştir.

39. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında; silahlı terör

örgütüne üyeliği veya örgütle irtibatlı olup olmadığı hususunda herhangi bir

araştırma yapılmadan, tamamen tahmin ve olasılıklara dayanılarak özgürlüğünden

yoksun bırakıldığını; FETÖ/PDY ile bağlantısını kuracak en ufak bir delile

rastlanmadığını iddia etmiştir.

b. Değerlendirme

40. Başvurucunun şikâyetinin özü, tutukluluğun hukuki olmadığına

ilişkindir. Dolayısıyla başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.

maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

kapsamında incelenmesi gerekir.

i. Uygulanabilirlik

Yönünden

41. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin

uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları

incelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere

ilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).

Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olan

suçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu

belirtilen FETÖ/PDY üyesi olduğu iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi, anılan

suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunu

değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir

[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57).

42. Başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin hukuki

olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında yapılacaktır.

Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun tutuklanmasının başta Anayasa'nın

13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer maddelerinde yer alan güvencelere aykırı

olup olmadığı tespit edilecek, aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15.

maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığı

değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve

diğerleri, §§ 193-195, 242).

ii. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

(1) Genel

İlkeler

43. Genel ilkeler için bkz.

Özcan Güney (B. No: 2017/20709, 15/11/2018, §§ 57-62) başvurusu

hakkında verilen karar.

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

44. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanuni

dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, darbe teşebbüsü

ve arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY üyeliği iddiasıyla

yürütülen soruşturma kapsamında silahlı terör örgütüne üye olma suçlamasıyla

5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır.

45. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin

meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın

ön koşulu olan suçun işlendiğine dair

kuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

46. Başvurucu hakkında verilen tutuklama kararında, isnat edilen

suçların işlendiğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut

delillerin dosyada bulunduğu belirtilmiştir (bkz. § 15). Buna göre şüphelilerin

beyanlarına, somut delil mahiyetindeki tanık ifadesine dayanılmıştır.

47. Başvurucu hakkında düzenlenen 25/10/2017 tarihli

iddianamede, kendisi gibi asker olan diğer şüphelilerle birlikte sohbet adı

verilen örgütsel toplantılara katıldığı ileri sürülmüştür (bkz. §§ 20, 21). Öte

yandan 12/3/2018 tarihinde başvurucu hakkında düzenlenen birleştirme talepli

ikinci iddianamede ise Türk Silahlı Kuvvetleri içinde gizli bir şekilde bulunan

FETÖ/PDY mensuplarının ortaya çıkarılması için yapılan çalışmalar neticesinde

anılan örgüt hiyerarşisinde mahrem imam

olarak adlandırılan örgüt üyelerinin büfe olarak işletilen işyerine ait sabit

telefon hatlarından ardışık arama yöntemiyle başvurucuya ulaştıklarının tespit

edildiği belirtilmiştir (bkz. § 24).

48. Başvurucu hakkında beyanda bulunan tanık H.A., başvurucu ile

birlikte birkaç kez sohbet

toplantısına gittiğini ifade etmektedir. Tanığın ifadesinden bu toplantıların

2009-2010 yıllarında birkaç defa gerçekleştiği ve toplantılarda örgütsel bir

görüşme veya konuşma olmadığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte birleştirilen

iddianamede başvurucuya yöneltilen suçlamanın da aynı (silahlı terör örgütüne

üye olmak) olduğu görülmektedir.Buradaki

suçlamaya esas alınan olgu ise FETÖ/PDY imamlarının mahrem hizmetler sınıfındaki

kişilerle -özellikle askerle- olan iletişimlerini ankesörlü veya kontörlü

telefonlar üzerinden arama veya çağrı bırakma şeklinde sürdürdükleri ve bu

kapsamda başvurucunun da bir kez aranmış olmasıdır. İddianamede de bu olgunun

önceki davada yöneltilen aynı suçlamaya ilişkin bir delil olduğu ifade

edilmiştir. Buna göre başvurucunun 19/4/2014 tarihinde Yalova'da bulunan

İstanbul Deniz Otobüsleri çıkışındaki bir büfeden arandığı (görüşme

yapılmamıştır), başvurucunun aranmasından hemen sonra da R.Ş. isimli bir başka

askerî personelin arandığı tespit edilmiştir. Soruşturma mercileri, bu tür

çağrı bırakma şeklindeki aramaların görüşme gün ve saatini belirleme veya teyit

etme amacıyla yapıldığını değerlendirmiştir. Bu yönde alınan itirafçı (şüpheli

veya sanık) beyanlarının olduğu bilinmektedir. Nitekim Yargıtay da;FETÖ/PDY imamlarının, mahrem

hizmetler sınıfındaki kişilerle ankesörlü veya sabit telefon hatları üzerinden

iletişim kurduğuna yönelik yapılan tespitin -belirli koşullar altında- kişinin

örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilebileceğini işaret

etmiştir (bkz. § 29). Bu koşullarda anılan olgunun -yukarıda yer alan tanık

beyanı ile birlikte değerlendirildiğinde- kuvvetli suç belirtisi olarak kabulü

gerekir.

49. Sonuç olarak başvurucu yönünden suç şüphesinin varlığını

doğrulayan kuvvetli belirtinin dosya kapsamında bulunduğu görülmektedir.

50. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suç

şüphesinin bulunması ön koşulu yerine gelmiş olan tutuklama tedbirinin meşru

bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirmede

tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar göz ardı edilmemelidir.

51. Darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle veya FETÖ/PDY ile

bağlantılı suçlara ilişkin soruşturmalarda, delillerin sağlıklı bir şekilde

toplanabilmesi ve soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için

tutuklama dışındaki koruma tedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir.

Yine FETÖ/PDY ile bağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında

ortaya çıkan kargaşadan yararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde

delillere etki edilmesi ihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha

fazladır (Aydın Yavuz ve diğerleri,

§§ 271, 272; Selçuk Özdemir, §§

78, 79).

52. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terör

örgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar

öngörülen suç tipleri arasında olup (bkz. § 20) isnat edilen suça ilişkin

olarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden

durumlardan biridir (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016,

§ 61; Devran Duran [GK], B. No:

2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100.

maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlar

arasındadır (bkz. § 31; Gülser Yıldırım (2), [GK], B. No: 2016/40170,

16/11/2017, § 148).

53. Somut olayda İzmir 5. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucunun

tutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan silahlı terör örgütüne

üye olma suçunun niteliğine, suça ilişkin kanunda öngörülen yaptırımın

ağırlığına ve delillerin henüz toplanmamış olmasına dayanıldığı görülmektedir

(bkz. § 16).

54. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genel

koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile İzmir 5. Sulh

Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğinde

başvurucu yönünden özellikle -suçun ağırlığına atfen- kaçma şüphesine yönelen

tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğu söylenebilir.

55. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup

olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.

ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm

özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım

(2), § 151).

56. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarını

ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organize

olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini

aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri,

B. No: 2015/9756, 16/11/2016, § 214; Devran

Duran, § 64). Özellikle darbe teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY'yle bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliği ile

FETÖ/PDY'nin özellikleri de -gizlilik, hücre tipi

yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma, kendisine kutsallık atfetme, itaat ve

teslimiyet temelinde hareket etme gibi- dikkate alındığında bu soruşturmaların

diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 350).

57. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate

alındığında İzmir 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülen

yaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde

tutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli

kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının (bkz. § 16) keyfî

ve temelsiz olduğu söylenemez.

58. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukuki

olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan

başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

59. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına

tutuklama yoluyla yapılan müdahalenin Anayasa'da bu hakka dair (13. ve 19.

maddelerde) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden

Anayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme

yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

3. Tutukluluğun Makul

Süreyi Aştığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

60. Başvurucu; tutukluluğun devamına ilişkin kararların

gerekçeden yoksun olduğunu, bu kararlarda tutuklama nedenlerinin somut olgulara

dayalı olarak açıklanmadığını, kendisi yönünden bir kişiselleştirme yapılmadan

makul, ilgili ve yeterli olmayan gerekçelerle tutukluluğunun hukuka aykırı

olarak devam ettirildiğini, tutukluluğunun tedbir olmaktan çıktığını belirterek

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

61. Bakanlık görüşünde, başvurucu hakkında verilen tutukluluğa

ilişkin tüm kararlarda gösterilen gerekçeler incelendiğinde başvurucunun

tutukluluğunun keyfî olarak devam ettirildiğinin savunulamayacağı

belirtilmiştir.

62. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında; tamamen matbu

ve keyfî gerekçelerle tutuklandığını belirterek Bakanlık görüşünü kabul

etmediğini ifade etmiştir.

b. Değerlendirme

63. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§ 16, 17).

64. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami

süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular bakımından

bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye edilmiş ise

asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak-

5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının

tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,

28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek,

B. No: 2014/6500, 29/9/2016, §§ 33-45).

65. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 30/10/2017

tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğun makul süreyi

aştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak

davada incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna göre

başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli

mahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu, başvurucunun durumuna

uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuru yolu

tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır.

66. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluğun makul

süreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden

bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

4. Tutukluluğa Yönelik

İtirazın Sürüncemede Bırakıldığına ve İtiraz İncelemesinde Alınan Kararların

Tebliğ Edilmediğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

67. Başvurucu; tutuklama ve tutukluluğunun devamı kararlarına

itiraz ettiğini ancak itirazı hakkında bir karar verilmediğini, verilmiş ise de

nihai kararın kendisine tebliğ edilmediğini belirterek kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

68. Bakanlık, bu şikâyet yönünden görüş bildirmemiştir.

b. Değerlendirme

69. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için

öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, §§ 16, 17).

70. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

(k) bendi yakalanan veya tutuklanan kişilere, yakalama ve tutuklama işlemine

karşı kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmamaları durumunda

maddi ve manevi her türlü zararlarının tazminini isteyebilmelerine imkân

sağlamaktadır. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğa itirazın geç değerlendirildiği ya

da sürüncemede bırakıldığı şikâyetleri ile ilgili olarak bireysel başvurunun

incelendiği tarih itibarıyla tahliyesine karar verilmiş veya hükümlü hâle

gelmiş başvurucular yönünden asıl dava sonuçlanmamış da olsa 5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (k) bendinde öngörülen yolun

tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (tahliye

olmuş başvurucular yönünden bkz. Cafer

Yıldız, B. No: 2014/9308, 9/1/2018, §§ 37-40; Yaşar Saçlı, B. No: 2014/9311, 24/1/2018,

§§ 37-40;hükümlü hâle gelmiş başvurucular yönünden bkz. Özgür Arıbaş, B. No: 2015/2394,

31/10/2018, §§ 57-60). Somut olayda tahliyesine

karar verilen başvurucunun bu kapsamda kalan iddiaları bakımından anılan

kararlardan ayrılmayı gerektiren bir durum mevcut değildir.

71. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Diğer İhlal İddiaları

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

72. Başvurucu; diğer tutuklu ve hükümlülerin aksine ceza infaz

kurumunda kültür, sanat ve eğitim faaliyetleri gibi sosyal imkânlardan

faydalandırılmaması ve açık görüş

hakkının sınırlandırılması nedenleriyle özel hayata ve aile hayatına saygı

hakkının, telefonla görüşme hakkının sınırlandırılması nedeniyle haberleşme

hürriyetinin, ceza infaz kurumunda fotoğraf çekiminin kısıtlanması,

barındırıldığı koğuşa ait havalandırma bahçesinin üzerine fens

teli çekilmesi nedenleriyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

73. Bakanlık, bu şikâyet yönünden görüş bildirmemiştir.

2. Değerlendirme

74. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (3) ve48.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları uyarınca bireysel başvuruda, kamu gücünün

neden olduğu iddia edilen ihlale dair olayların tarih sırasına göre özeti

yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki hakların ne şekilde ihlal edildiği ve

buna ilişkin gerekçe ile deliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20).

75. Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurularda başvuru

formu titizlikle doldurulmalı, ihlal iddiasının dayanağı olan tüm olaylar

gösterilmeli, başvuruyu aydınlatacak ve hükmün esasını etkileyecek argümanları

destekleyici tüm belgeler başvuru dilekçesine eklenmelidir. Bir belge elde

edilememişse bunun da nedenleri açıklanmalıdır (Musa Yılmaz Acar, B. No: 2013/1664, 16/7/2014, § 42).

76. Somut olayda başvurucu, gerçeğin araştırılması bakımından

başvuruya konu iddialara ilişkin herhangi bir açıklama yapmamış ve hiçbir belge

sunmamıştır.Başvurucu, ihlal

iddialarına ilişkin delillerini sunma, temel hak ve özgürlüğünün ihlal

edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunma yönündeki yükümlülüğünü yerine

getirmemiştir. Dolayısıyla başvurucu tarafından soyut olarak ileri sürülen bu

iddiaların temellendirilemediği sonucuna ulaşılmıştır.

77. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Gözaltı ve yakalamanın hukuka aykırı olması ile gözaltının

makul süreyi aşması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

3. Tutukluluğun makul süreyi aşması dolayısıyla kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Tutukluluğa yönelik itirazın sürüncemede bırakılması ve

itiraz incelemesinde alınan kararların tebliğ edilmemesi dolayısıyla kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Diğer ihlal iddialarının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten

TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 28/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Selahaddin

MENTEŞ

Raportör

:

Ali Rıza

SÖNMEZ

Başvurucu

:

Abdurrahman

YEMİŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/29347, 28 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Kişi Hürriyeti ve
  9. B. No: 2015/9756, 16/11/2016, § 214; Devran
  10. B. Diğer İhlal İddiaları
  11. B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  12. Gökcan
  13. Hakyemez
  14. Menteş
  15. Sönmez
  16. Yemiş
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/29347
Tarih
28 Kasım 2019

İlgili Kararlar

  • C.a. Başvurusu (B. No: 2016/14463)
  • İsmail Çıtak Başvurusu (B. No: 2016/78629)
  • Cem Koyunoğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/39706)
  • Kemal Ekinci Başvurusu (B. No: 2016/9912)
  • Asya Kılınç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/541)
  • Metin Gümüş Başvurusu (B. No: 2016/14563)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.