İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Gülseven Yaşer Başvurusu (B. No: 2014/17411)

1. Başvuru, yakalama kararı nedeniyle kişi hürriyeti ve

Başvuru No2014/17411Tarih20 Eylül 2017Okuma14 dk · 2.768 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Gülseven Yaşer Başvurusu

Karar tarihi
20 Eylül 2017
Başvuru Numarası
2014/17411
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.768 kelime·14 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yakalama kararı nedeniyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının, yargılamanın makul sürede bitirilmemesi ve adil bir şekilde

yürütülmemesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 7/11/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. İstanbul Emniyet Müdürlüğü 10/4/2009 tarihli yazıyla iddia

edilen Ergenekon Örgütü üyeleriyle bağlantısı olduğu gerekçesiyle başvurucunun

da aralarında bulunduğu bazı kişilere ilişkin olarak arama ve el koyma izni

talep etmiştir.

10. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 12/4/2009 tarihinde,

başvurucunun da aralarında bulunduğu altmış üç kişinin ev ve iş yerlerinde

arama kararı verilmiştir.

11. 13/4/2009 tarihinde, başvurucunun da aralarında bulunduğu

otuz beş kişinin evinde ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği şubelerinde arama

yapılmıştır.

12. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 25/11/2010 tarihli

iddianamesi ile başvurucu hakkında "Ergenekon

silahlı terör örgütü üyesi olmak ve kişilerin, bir suç işleme kararı kapsamında

siyasi, felsefi, dini görüşlerine veya ırki kökenlerine ilişkin bilgileri

hukuka aykırı bir şekilde kişisel veri olarak kaydetmek" suçlarından

kamu davası açılmıştır.

13. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2010/356 sayılı

dosyasında verilen10/12/2010 tarihli tensip kararıyla başvurucu hakkında

yakalama kararı çıkarılmasına karar verilmiştir.

14. Yakalama kararının infaz edilememesi nedeniyle İstanbul 12.

Ağır Ceza Mahkemesinin 11/2/2011 tarihli kararı ile başvurucu hakkında kırmızı

bülten çıkarılmasına karar verilmiştir.

15. Başvurucunun yargılanmasına İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza

Mahkemesinin E.2014/155 sayılı dosyasında devam edilmiştir.

16. Başvurucu vekilince 18/9/2014 tarihli celsede sözlü olarak

açıklamalarda bulunulmuş ve başvurucu hakkındaki yakalama kararının

kaldırılması talep edilmiştir. Mahkeme, aynı celsede verdiği sekiz numaralı ara

kararı ile başvurucunun talebini reddetmiştir.

17. Başvurucu vekili, ret kararına itiraz etmiş ancak itirazı

İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 1/10/2014 tarihli ve 2014/1332

Değişik İş sayılı kararı ile reddedilmiştir. Bu karar, başvurucu vekiline

23/10/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

18. Başvurucu, 7/11/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

19. İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesi 27/1/2015 tarihli

duruşmanın 5 no.lu ara kararı gereğince başvurucu vekilinin, Amerika Birleşik

Devletleri'nde bulunan başvurucunun savunmasının istinabe yoluyla alınması ve

hakkındaki yakalama emrinin kaldırılması yönündeki talebini 3/4/2015 tarihinde

değerlendirmiş, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesince 10/12/2010 tarihinde

çıkarılan yakalama emrinin kaldırılmasına, başvurucunun savunmasının istinabe

yoluyla alınmasına karar vermiştir. Başvurucu hakkındaki yakalama kararı infaz

edilmeksizin kaldırılmıştır.

20. Başvurucu daha sonra Türkiye'ye dönmüş, 11/9/2015 tarihli

duruşmada savunmasını yapmıştır. Aynı günlü duruşmada başvurucunun duruşmadan

vareste tutulmasına ve savunması alındığından yurt dışı talimat yazılması

yönündeki karardan vazgeçilmesine karar verilmiştir.

21. İstanbul 5. Anadolu

Ağır Ceza Mahkemesi 22/10/2015 tarihli ve E.2014/155, K.2015/359 sayılı kararıyla

tüm sanıkların suç işlemedikleri gerekçesiyle beraatine

karar vermiş, dosyada yer alan delillerin sahte olduğu kanaatine vararak bu

sahtecilikten sorumlu olduğu iddia edilen şahıslar hakkında şikâyette

bulunmuştur. Beraat kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...

Yukarıda ayrıntı ve gerekçeleri yazıldığı

üzere sanıkların üzerlerine atılı suçları işledikleri yönünde somut, kabul

edilebilir, her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delillerin dosya

kapsamında elde edilemediği anlaşıldığından, tüm sanıkların üzerlerine atılı

bulunan suçlardan ayrı ayrı beraatlerine karar

verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Mahkememize açılan tüm dava

dosyaları ile ilgili olarak yukarıda ayrıntılı bir şekilde değerlendirmeler

yapıldığı, suç konusunu oluşturan delillerle ilgili ayrıntıların gerekçeli bir

şekilde anlatıldığı, delillerin kanuna aykırı bir şekilde elde edilişi, imaj

alma işlemlerinin yapılmamış oluşu, dijital delillere el konulduktan sonra ve

dijital delillerin soruşturma makamlarının elinde iken verilerle oynanmış

oluşu, ekleme ve silinme işlemlerinin yapılıp verilerin değiştirilmiş oluşu,

benzer tüm dava dosyalarında özel olarak belirlenmiş aynı kişilerin tüm

soruşturma aşamalarında görev almış olmaları, dijital delillerin incelenmesine

yönelik soruşturma ve kovuşturma aşamasında takınılınan

olumsuz tavırlar, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için sanıklar ve müdafiileri tarafından yapılan pek çok talebin kanuna uygun

gerekçe gösterilmeden reddedilmiş oluşu dikkate alındığında soruşturma ve

kovuşturma makamında görev alanların belli bir grup ya da yapı adına hareket

ettiklerine dair kuvvetli şüphelerin bulunması, açıkça delillere el konulduktan

sonra sahteciliğin yapılmış olduğunun belirlenmesi dikkate alındığında

sorumluların tespit edilerek cezalandırılmaları gerektiği kanaatine

varıldığından bu konuda suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmesi gerektiği

kanaatine varılmıştır."

22. Bu karar temyiz edilmeden 19/11/2015 tarihinde

kesinleşmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

23. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Yakalama emri ve nedenleri" kenar

başlıklı 98. maddesi şöyledir:

"(1) Soruşturma evresinde çağrı üzerine

gelmeyen veya çağrı yapılamayan şüpheli hakkında, Cumhuriyet savcısının istemi

üzerine sulh ceza hâkimi tarafından yakalama emri düzenlenebilir. Ayrıca,

tutuklama isteminin reddi kararına itiraz halinde, itiraz mercii tarafından da

yakalama emri düzenlenebilir.

(2) Yakalanmış iken kolluk görevlisinin

elinden kaçan şüpheli veya sanık ya da tutukevi veya ceza infaz kurumundan

kaçan tutuklu veya hükümlü hakkında Cumhuriyet savcıları ve kolluk kuvvetleri

de yakalama emri düzenleyebilirler.

(3) Kovuşturma evresinde kaçak sanık hakkında

yakalama emri re'sen veya Cumhuriyet savcısının

istemi üzerine hâkim veya mahkeme tarafından düzenlenir.

(4) Yakalama emrinde, kişinin açık eşkâli,

bilindiğinde kimliği ve yüklenen suç ile yakalandığında nereye gönderileceği

gösterilir."

24. 5271 sayılı Kanun'un

"sanığın duruşmadan bağışık tutulması" kenar başlıklı 196.

maddesinin (2) ve (6) numaralı fıkraları şöyledir:

"(2) Sanık, alt sınırı beş yıl ve daha

fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere, istinabe suretiyle

sorguya çekilebilir. Sorgu için belirlenen gün, Cumhuriyet savcısı ile sanık ve

müdafiine bildirilir. Cumhuriyet savcısı ile müdafiin sorgu sırasında hazır bulunması zorunlu değildir.

Sorgusundan önce sanığa, ifadesini esas mahkemesi huzurunda vermek isteyip

istemediği sorulur.

(6) Yurt dışında bulunan sanığın, belirlenen

duruşma tarihinde hazır bulunmasının zorluğu halinde, bu tarihten önce duruşma

açılarak veya istinabe suretiyle sorgusu yapılabilir."

B. Uluslararası Hukuk

1. Sözleşme Metinleri

25. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özgürlük ve güvenlik hakkı"

kenar başlıklı 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes özgürlük ve güvenlik hakkına

sahiptir."

2. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesinin İçtihadı

26. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre Sözleşme'nin 5.

maddesinin (1) numaralı fıkrasında geçen "özgürlük"

kavramı, kişinin fiziksel özgürlüğünü kapsamaktadır (Engel ve diğerleri /Hollanda, B. No: 5100/71; 5101/71;

5102/71; 5354/72; 5370/72, 8/6/1976, § 58). AİHM, özgürlükten yoksun bırakmanın

nesnel ve öznel iki unsurunun bulunduğunu belirtmektedir. Buna göre nesnel

unsur, kişinin göz ardı edilemeyecek uzunlukta bir süre boyunca sınırları belli

bir yere kapatılması; öznel unsur ise bu kapatılmanın geçerli bir rızaya

dayanmamasıdır (Storck/Almanya, B. No: 61603/00, 16/6/2005, §

74).

27. AİHM'e göre kişilerin fiziksel

özgürlüğünün konu edildiği Sözleşme'nin 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

amacı hiç kimsenin özgürlüğünden keyfî bir biçimde mahrum bırakılmamasını

güvence altına almaktır. Yalnızca seyahat özgürlüğüne ilişkin kısıtlamalar ise

bu maddenin değil Sözleşme'ye ek 4 No.lu Protokol'ün

2. maddesinin kapsamına girmektedir. Bununla birlikte özgürlükten mahrum

bırakma ve özgürlüğün kısıtlanması arasındaki fark esasa ya da niteliğe ilişkin

olmayıp bir derece ya da yoğunluk farkıdır. Bir kimsenin 5. madde anlamında

özgürlüğünden mahrum bırakılıp bırakılmadığının değerlendirilmesinde somut

olayın özelliklerinin yanı sıra uygulanan tedbirin çeşidi, süresi, etkileri ve

uygulanma şekli gibi çeşitli faktörlerin dikkate alınması gerekir (Guzzardi/İtalya, B. No: 7367/76, 6/11/1980, §§ 92,

93).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

28. Mahkemenin 20/9/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddialar

1. Anayasa'nın 19. Maddesinin 3. Fıkrasının

İhlal Edildiği İddiası Yönünden

a. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

29. Başvurucu, yakalama kararının kaldırılması yönündeki

talebinin reddine ilişkin gerekçelerin yeterli olmadığını, tedavisi amacıyla

yurt dışında bulunduğunu, ancak bu hususa derece mahkemesinin ret gerekçesinde

değinilmediğini, hiçbir somut delil ve olgu olmaksızın hukuka aykırı bir

şekilde hakkında yakalama kararı çıkarıldığını, kendisi ile aynı davada

yargılanan diğer sanıkların tahliye edildiğini ve haklarındaki yakalama

kararlarının kaldırıldığını, hakkında verilen yakalama kararının kaldırılması

gerektiğini, kaçak sanık gerekçesiyle yakalama kararı verilebilmesi için

kişinin hakkındaki soruşturmanın sonuçsuz kalmasını sağlama kastının olması gerektiğini

oysa kendisinin tedavi amacıyla yurt dışında bulunduğunu, yetkisiz mahkemece

hukuka aykırı elde edilen deliller doğrultusunda yakalama kararı verildiğini

ileri sürmüştür.

30. Bakanlık görüşünde, başvurucu hakkındaki yakalama kararının

3/4/2015 tarihinde kaldırıldığı dolayısıyla başvurucunun mağdur sıfatının

kalmadığı ileri sürmüştür.

31. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvurunun

kabul edilebilirlik şartları taşıdığını, ihlalin sonradan ortadan kalkmış

olmasının o ana kadar gerçekleşen mağduriyeti ortadan kaldırmayacağını ileri

sürmüştür.

b. Değerlendirme

32. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun bu iddialarının özünün

tutuklamaya yönelik yakalama kararının hukuka aykırılığına ilişkin olduğu

anlaşılmış ve başvurucunun şikâyetleri Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü

fıkrası kapsamında değerlendirilmiştir.

33. Yakalama emirlerinin infaz edilmediği dönemde temel hak ve

hürriyetlere yönelik bazı etkileri bulunsa da bu dönemde henüz kişilerin

fiziksel özgürlükleri maddi olarak kısıtlanmamış olduğundan söz konusu

etkilerin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik bir müdahale olarak

nitelendirilmesi mümkün değildir (Galip Öğüt

[GK], B. No:

2014/5863, 1/3/2017, § 41). Sonuç olarak başvurucunun kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkına müdahalede bulunulmamıştır.

34. Açıklanan nedenlerle başvurucunun iddiasına ilişkin olarak

bir ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekmektedir.

2. Anayasa'nın 19. Maddesinin 8. Fıkrasının

İhlal Edildiği İddiası Yönünden

a. Başvurucunun İddiaları

35. Başvurucu, yakalama kararının devam etmesine yönelik karara

yaptığı itirazın Cumhuriyet savcısının görüşünün alınmasını müteakiben

kendisinin görüşü alınmaksızın incelendiğini, yakalama kararının devamına

itiraz edilemeyeceğine ilişkin mahkeme görüşünün yanlış olduğunu ileri

sürmüştür.

b. Değerlendirme

36. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:

“Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti

kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın

kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili

bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir.”

37. Başvurucunun bu şikâyetleri Anayasa'nın 19. maddesinin

sekizinci fıkrası kapsamında değerlendirilmiştir.

38. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası, herhangi bir

nedenle özgürlüğünden yoksun bırakılan kişiye, özgürlüğünden yoksun

bırakılmasının yasaya uygunluğunun özünü oluşturan usule ve esasa ilişkin

koşullar ile ilgili olarak yetkili bir yargı merciine başvurma hakkı

tanımaktadır. Hürriyeti kısıtlanan kişinin şikâyetleri ile ilgili olarak

yetkili yargı merciince yapılacak değerlendirmenin, adli nitelik taşıması ve

özgürlükten mahrum bırakılan kişilerin itirazları bakımından uygun olan

teminatları sağlaması gerekir.Ayrıca tutulmanın

yasaya aykırı olup olmadığının hâkim önünde etkili olarak incelenmesini talep

etme ve tutmanın gerekli olup olmadığının yetkililer tarafından hızlı bir

şekilde tespit edilmesini isteme hakkını da teminat altına almaktadır (Firas Aslan ve Hebat Aslan,

B. No: 2012/1158, 21/11/2013, §§ 64-66).

39. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası yakalama veya

tutuklama yoluyla özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere bir takım usuli güvenceler sağlamaktadır. Bununla birlikte anılan

güvencelerin fiziki olarak hürriyeti kısıtlanmış kişilere yönelik olduğu

görülmektedir. Somut olayda başvurucunun özgürlüğünden yoksun bırakılmadığı

dikkate alındığında Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında yer alan

güvencelerin başvurucuya sağlanması gerekli değildir.

40. Açıklanan nedenlerle başvurucunun iddiasına ilişkin olarak

bir ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekmektedir.

B. Adil Yargılanma Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Adil Yargılanma Hakkına İlişkin Olup Makul

Sürede Yargılanma Hakkı Dışındaki İhlal İddiaları Yönünden

a. Başvurucunun İddiaları

41. Başvurucu, mahkemenin istinabe yasağı bulunduğu gerekçesiyle

savunmasını istanabe yoluyla almamasının mevzuata

aykırı olduğunu, yargılamayı yapan mahkemenin tarafsızlığını kaybettiğini,

masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

42. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkına

sahip olanlar” kenar başlıklı 46. maddesinde kimlerin bireysel başvuru

yapabileceği sayılmıştır. Anılan maddenin (1) numaralı fıkrasına göre bir

kişinin Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmesi için üç temel ön

koşulun birlikte bulunması gerekmektedir. Bu ön koşullar; başvurucunun, kamu

gücünün eylem veya işleminden ya da ihmalinden dolayı "güncel bir hakkının

ihlal edildiği" iddiasında bulunması, iddia edilen ihlalden kişinin

"kişisel olarak ve doğrudan" etkilenmiş olması ve bunların sonucunda

başvurucunun "mağdur" olduğunu iddia etmesidir (Fetih Ahmet Özer, B.

No: 2013/6179, 20/3/2014, § 24).

43. Bir başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilebilmesi

için başvurucunun mağdur olduğunu ileri sürmesi yeterli olmayıp iddia edilen

ihlalden doğrudan etkilendiğini, bir başka ifadeyle mağduriyetini kanıtlaması

gerekir. Bu itibarla mağdur olduğu zannı veya şüphesi mağdurluk statüsünün

kabulü için yeterli değildir (Ayşe Hülya

Potur, B. No: 2013/8479, 6/6/2014, § 24).

44. Diğer yandan bir şüpheli hakkında yürütülen ceza

soruşturmasının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla sonuçlanması veya

açılmış olan davanın ertelenmesi, düşürülmesi ya da sanığın beraatine

hükmedilmesi hâlinde -makul sürede yargılanma hakkına ilişkin iddialara halel

gelmemek şartıyla- bu kişilerin adil yargılanma hakkının ihlali nedeniyle

mağdur olduklarının kabulü mümkün değildir. Ancak bu durum, soruşturma veya

kovuşturmaların yukarıda belirtilen sonuçlarının adil yargılanma hakkı

dışındaki haklara etkisinin incelenmesine engel teşkil etmez (Mustafa Kamil Uzuner ve Mustafa Kadir Gül,

B. No: 2013/3371, 9/3/2016, § 52).

45. Başvuru konusu olayda başvurucu hakkında açılan kamu davası

beraat kararıyla sonuçlandığından başvurucunun mağdur sıfatı bulunmamaktadır.

46. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin kişi bakımından yetkisizlik

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiği İddiası Yönünden

a. Başvurucunun İddiaları

47. Başvurucu, savunmasının uluslararası istinabe yoluyla

alınmaması nedeniyle davanın makul sürede bitirilmediğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

i. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

48. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Esas Yönünden

49. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken sürenin

başlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar

tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı

gibi birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak

ise suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam eden

davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (B.E., B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34).

50. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların

ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın

süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate

alınır (B.E., § 29).

51. Somut başvuru açısından makul süre değerlendirmesinde

sürenin başlangıç tarihi, başvurucunun evinde arama yapıldığı ve böylece

başvurucunun isnattan haberdar olduğu anlaşılan 13/4/2009 tarihidir. Sürenin

bitiş tarihi ise suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği tarihtir. Bu

kapsamda somut yargılama faaliyeti açısından sürenin bitiş tarihinin, İstanbul

Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesi kararının kesinleştiği tarih olan 19/11/2015

tarihi olduğu anlaşılmaktadır.

52. Somut olayda başvuruya konu davada dört ayrı davanın

birleştirildiği ve seksen dört sanığın yargılandığı, bu nedenle davanın

karmaşık nitelikte olduğu; başvurucunun yargılama süresinin önemli bir kısmında

yurt dışında bulunması sebebiyle yargılama sürecinin uzamasında kusurunun

bulunduğu ileri sürülebilirse de başvurucunun kurgusal nitelikte olan,

soruşturma ve kovuşturma aşamasında yer alan kişilerce oluşturulmuş sahte delillere

dayanılan bir dava sürecine muhatap kılındığı anlaşılmaktadır. Davada verilen

beraat kararı sıradan bir beraat kararı değildir. Bu dava, gerekçeli kararda da

belirtildiği gibi delillerin kanuna aykırı bir şekilde elde edildiği, el

konulan deliller üzerinde sahteciliğin yapıldığı, benzer tüm dava dosyalarında

özel olarak belirlenmiş aynı kişilerin tüm soruşturma aşamalarında görev

aldığı, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için sanıklar ve müdafiileri

tarafından yapılan pek çok talebin kanuna uygun gerekçe gösterilmeden

reddedildiği, soruşturma ve kovuşturma makamında görev alanların belli bir grup

ya da yapı adına hareket ettiklerine dair kuvvetli şüphelerin bulunduğu bir

davadır. Başvurucunun yargılama sürecinin uzamasında kusurunun bulunduğu kabul

edilebilir olmakla birlikte soruşturma ve kovuşturma makamlarının kusurunun

başvurucunun kusurunun ötesine geçtiği anlaşılmaktadır. Yargılama sürecinin

uzunluğu, büyük oranda soruşturma ve kovuşturma makamlarının eylemlerinden

kaynaklanmaktadır. Bu açıklamalar doğrultusunda somut olayda 6 yıl 7 aylık

yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

53. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

54. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…”

55. Başvurucu, bireysel başvuru dilekçesinde tazminat hakkını

saklı tuttuğunu belirtmiş, ancak bireysel başvuru süresi geçtikten sonra,

17/6/2016 tarihinde Adalet Bakanlığına cevap dilekçesinde 100.000 TL manevi

tazminat talebinde bulunmuştur. Bu tazminat talebinin geçerli bir tazminat

talebi olarak kabul edilmesi mümkün değildir.

56. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

57. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkına ilişin olup makul sürede yargılanma

hakkı dışındaki ihlal iddialarının kişi

bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Adil Yargılanma hakkı kapsamında makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucunun tazminata ilişkin taleplerinin REDDİNE,

D. 206,10 ve1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10

TL harç oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

20/9/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör Yrd.

:

Yusuf Enes

KAYA

Başvurucu : Gülseven YAŞER Vekili : Av. Mustafa Hüseyin BUZOĞLU

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/17411, 20 Eylül 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal
  11. B. Adil Yargılanma Hakkının
  12. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  13. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  14. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Gökcan
  16. Hakyemez
  17. Kaya
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/17411
Tarih
20 Eylül 2017

İlgili Kararlar

  • Şükran Çopuraslan Başvurusu (B. No: 2014/4695)
  • Musa Çiftçi ve Süleyman Şavluk Başvurusu (B. No: 2014/1216)
  • Ayla Aydinç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/10319)
  • Mehmet Sıddık Timurtaş Başvurusu (B. No: 2014/2007)
  • Mehmet Emin Temel Başvurusu (B. No: 2014/18156)
  • Okay Serçinoğlu Başvurusu (B. No: 2014/8090)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.