İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

H.ş. Başvurusu (B. No: 2013/7123)

1. Başvurucu, 29/4/2005 tarihinde İzmir 1. ve 5. Asliye

Başvuru No2013/7123Tarih6 Şubat 2014Okuma20 dk · 4.053 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm H.Ş. Başvurusu

Karar tarihi
6 Şubat 2014
Başvuru Numarası
2013/7123
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.053 kelime·20 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, 29/4/2005 tarihinde İzmir 1. ve 5. Asliye

Hukuk Mahkemelerinde açtığı manevi tazminat davalarında yapılan yargılamaların

makul sürede bitirilemediğini belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüş, tazminat talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 12/9/2013 tarihinde İzmir 13. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 11/11/2013 tarihinde,

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. İkinci Bölümün 4/12/2013 tarihli ara kararı gereğince

başvurunun, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına

karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular ile

başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiş, Adalet

Bakanlığınca 6/1/2014 tarihli yazı ile görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

7. a) Başvurucu ve S.K.'nin

şikâyeti üzerine İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca, A.E.’nin

basın yoluyla hakaret suçundan cezalandırılması istemiyle İzmir 2. Asliye Ceza

Mahkemesine kamu davası açılmıştır.

b) İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesince 26/9/2006 tarih ve

E.2005/223, K.2006/681 sayılı kararla; basın yoluyla hakaret suçunun işlendiği

kabul edilerek 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125.

maddesinin 1., 2. ve 4. fıkraları, 43. maddesinin 1. fıkrası ve 62. maddeleri

gereği sanığın neticeten 2.187 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar

verilmiştir.

c) Temyiz üzerine, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 22/11/2010 tarih

ve E.2009/4307, K.2010/19168 sayılı ilamıyla ceza miktarının hesaplanmasında

hata yapıldığı gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.

d) Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda,

29/11/2011 tarih ve E.2011/85, K.2011/697 sayılı kararla; sanığın suçu

işlediğine dair kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmiştir.

e) Hüküm, başvurucu ve S.K.’nin

temyizi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 6/1/2014 tarihli yazı ile;

6352 sayılı Kanun’un 105/2-b ve geçici 2. maddesinin 1. fıkrası gereği dosya

incelenmeksizin İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.

8. Başvurucu ve S.K., Merkez Gazete Dergi Basım Yayın. San.

ve Tic. A.Ş., Y.Y. (Yazı İşleri Müdürü) ve A.E. (Haber Muhabiri) aleyhine

29/4/2005 tarihinde İzmir 5. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları davada;

17/1/2005 tarihli Sabah Gazetesinde çıkan resimli haberin kişilik haklarına

saldırı niteliğinde olduğunu ve bu haberden üzüntü duyduklarını ileri sürerek

ayrı ayrı 50.000 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmişlerdir. Anılan

davada yargılama, İzmir 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/144 esas sayılı dava

dosyasında halen devam etmektedir.

9. Başvurucu ve S.K., Merkez Gazete Dergi Basım Yayın. San.

ve Tic. A.Ş., Y.Y. (Yazı İşleri Müdürü) ve A.E. (Haber Muhabiri) aleyhine

29/4/2005 tarihinde İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları davada;

17/1/2005 tarihli Takvim Gazetesinde çıkan resimli haberin kişilik haklarına

saldırı niteliğinde olduğunu ve bu haberden üzüntü duyduklarını ileri sürerek

ayrı ayrı 75.000 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmişler, yargılamaya

İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/152 esas sayılı dava dosyasında devam

edilmiştir.

10. Başvurucu ve S.K., Merkez Gazete Dergi Basım Yayın. San.

ve Tic. A.Ş., M.O. (Yazı İşleri Müdürü) ve A.E. (Haber Muhabiri) aleyhine

29/4/2005 tarihinde İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları davada;

17/1/2005 tarihli Yeni Asır Gazetesinde çıkan resimli haberin kişilik haklarına

saldırı niteliğinde olduğunu ve bu haberden üzüntü duyduklarını ileri sürerek

ayrı ayrı 75.000 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmişler, yargılamaya

İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/151 esas sayılı dava dosyasında devam

edilmiştir.

11. İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesince, 19/4/2007 tarih ve

E.2005/152, K.2007/136 sayılı kararla; İzmir 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin

2005/144 esas sayılı dava dosyası ile İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin

2005/152 esas sayılı dava dosyası arasında irtibat bulunduğu, davaların

konularının aynı olduğu gerekçesiyle her iki dava dosyasının birleştirilmesine,

yargılamaya İzmir 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/144 esas sayılı dava

dosyası üzerinden devam edilmesine karar verilmiştir.

12. İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesince, 19/4/2007 tarih ve

E.2005/151, K.2007/137 sayılı kararla; İzmir 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin

2005/144 esas sayılı dava dosyası ile İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin

2005/151 esas sayılı dava dosyası arasında irtibat bulunduğu, davaların

konularının aynı olduğu gerekçesiyle her iki dava dosyasının birleştirilmesine,

yargılamaya İzmir 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/144 esas sayılı dava

dosyası üzerinden devam edilmesine karar verilmiştir.

13. İzmir 5. Asliye Hukuk Mahkemesince, 30/4/2007 tarihinde,

2005/144 esas sayılı dava dosyasında; İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin

2005/152 esas sayılı dava dosyası ile İzmir 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin

2005/144 esas sayılı dava dosyası arasında farklılık bulunduğu, farklı

gazetelerde, farklı içerikte yayınlanan haberlere ilişkin davalar oldukları

gerekçesiyle dava dosyalarının ayrılmasına, İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

dava dosyasının Mahkemesine iadesine karar verilmiştir.

14. İzmir 5. Asliye Hukuk Mahkemesince, 30/4/2007 tarihinde,

2005/144 esas sayılı dava dosyasında; İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin

2005/151 esas sayılı dava dosyası ile İzmir 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin

2005/144 esas sayılı dava dosyası arasında farklılık bulunduğu, farklı

gazetelerde, farklı içerikte yayınlanan haberlere ilişkin davalar oldukları

gerekçesiyle dava dosyalarının ayrılmasına, İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

dava dosyasının Mahkemesine iadesine karar verilmiştir.

15. İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesince, İzmir 5. Asliye Hukuk

Mahkemesi tarafından iade edilen dava dosyaları Mahkemenin 2007/189 ve 2007/190

esas numaralarına kaydedilmişlerdir.

16. İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesince, 17/11/2009 tarih ve

E.2007/189, K.2009/410 sayılı kararla; 2007/189 esas sayılı dava dosyası ile

2007/190 esas sayılı dava dosyası arasında irtibat bulunduğu gerekçesiyle her

iki dava dosyasının birleştirilmesine, yargılamaya 2007/190 esas sayılı dava

dosyası üzerinden devam edilmesine karar verilmiştir.

17. İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesince 11/10/2011 tarih ve

E.2007/190, K.2011/358 sayılı kararla, gazetelerde yapılan haberlerin güncel

olduğu, görünürdeki gerçeğe uyduğu, haberde kamu yararı bulunduğu, manevi

tazminatın unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların

reddine karar verilmiştir.

18. Temyiz üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 19/3/2013

tarih ve E.2012/5542, K.2013/4965 sayılı kararıyla hüküm onanmıştır.

19. Karar düzeltme istemi, aynı Dairenin 20/6/2013 tarih ve

E.2013/9251, K.2013/11968 sayılı ilamıyla reddedilmiştir.

20. Karar, 13/8/2013 tarihinde

başvurucuya tebliğ edilmiştir.

B. İlgili Hukuk

21. 12/1/2011 tarihli ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul

ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir

biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”

22. 22/4/1926 tarih ve 818

sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi şöyledir:

“Şahsi menfaatleri haleldar olan kimse hata vukuunda zarar

ve ziyan ve hataların hususi ağırlığı icabettiği

surette manevi zarar namiyle nakdi bir meblağ itasını

dava edebilir. Hakim, bu tazminatın itası yerine diğer

bir tazmin sureti ikame yahut ilave edebilir.”

23. Mülga 818 sayılı Kanun’un

53. maddesi şöyledir:

“Hakim, kusur olup

olmadığına yahut haksız fiilin faili temyiz kudretini haiz bulunup

bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamiyle bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraet karariyle de mukayyet

değildir. Bundan başka ceza mahkemesi kararı, kusurun takdiri ve zararın

miktarını tayin hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmez.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

24. Mahkemenin 6/2/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 12/9/2013 tarih ve 2013/7123 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

25. Başvurucu, Sabah Gazetesinde yapılan haberin kişilik

haklarına saldırı niteliğinde olduğu iddiasıyla 29/4/2005 tarihinde İzmir 5.

Asliye Hukuk Mahkemesinde manevi tazminat davası açtığını, yine Yeni Asır ve

Takvim Gazetelerinde yapılan haberlerin kişilik haklarına saldırı niteliğinde

olduğu iddiasıyla 29/4/2005 tarihinde İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde iki

ayrı manevi tazminat davası açtığını, her iki dava dosyasının İzmir 5. Asliye

Hukuk Mahkemesinin 2005/144 esas sayılı dava dosyası ile birleştirildiğini,

İzmir 5. Asliye Hukuk Mahkemesince 30/4/2007 tarihinde dava dosyalarının

ayrılmasına ve İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi dava dosyalarının Mahkemesine

iadesine karar verildiğini, 3/5/2007 tarihinde anılan dosyaların İzmir 1.

Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/189 ve 2007/190 esas numaralarına kaydedildiğini

ve 17/11/2009 tarihinde her iki dava dosyasının birleştirilerek yargılamaya

2007/190 esas sayılı dava dosyası üzerinden devam edildiğini, 11/10/2011

tarihli kararla asıl ve birleşen davaların reddedildiğini, temyiz üzerine

Yargıtay 4. Hukuk Dairesince hükmün onandığını, karar düzeltme isteminin

20/6/2013 tarihinde reddedildiğini, İzmir 5. Asliye Hukuk Mahkemesindeki

davanın halen devam ettiğini, yargılamaların 8 yıldan fazla sürdüğünü, tazminat

davalarının hepsinde İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesindeki davanın sonucunun

beklendiğini, anılan dava sonucunun beklenmesine gerek olmadığı ve hukuk hâkimi

ceza davası sonucu verilen kararla bağlı olmadığı halde bekleme kararı

verildiğini, yargılamaların uzun sürdüğünü ve makul sürede yargılama

yapılmadığını belirterek, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, ihlalin tespitini, manevi

tazminat ödenmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

26. Başvurucu, İzmir 5. Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılan

yargılamanın halen devam ettiğini, İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesindeki davanın

ise uzun bir yargılama sonunda neticelendiğini belirtmiştir.

27. Adalet Bakanlığı, başvuruya

ilişkin olarak görüş sunulmasına gerek görmemiştir.

28. Başvuru konusu davalar,

Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlama tarihi olan

23/9/2012’den önce açılmış olup, başvuru tarihinde İzmir 5. Asliye Hukuk

Mahkemesindeki davanın derdest olduğu, İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesindeki

dava sonunda verilen kararın kesinleştiği anlaşılmakla, başvurunun incelenmesi

Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi dâhilindedir.

29. Açıklanan nedenlerle, açıkça

dayanaktan yoksun olmayan ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmayan başvurunun kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

30. Başvurucu, basın yoluyla kişilik haklarına saldırıda

bulunulması nedeniyle İzmir 1. ve 5. Asliye Hukuk Mahkemelerinde açtığı manevi

tazminat davalarındaki yargılamaların 8 yıldan fazla süre devam ettiğini, bu

sürenin makul olmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

31. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216

sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu

gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve

Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir

başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir

hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

32. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

33. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması”

kenar başlıklı 141. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılması, yargının görevidir.”

34. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde,

hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

35. Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve

adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın

36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve

AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafzi

içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına

dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer

vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

36. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede

yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan

süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği,

makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerektiği açıktır.

37. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzun

süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ile

sıkıntılardan korunması ile adaletin gerektiği şekilde temini ve hukuka olan

inancın muhafazası olup, hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin

gösterilmesi gereği de yargılama faaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden,

yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir başvuru açısından münferiden

değerlendirilmesi gerekir (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 40).

38. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 41–45).

39. Ancak, belirtilen kriterlerden hiçbiri makul süre

değerlendirmesinde tek başına belirleyici değildir. Yargılama sürecindeki tüm

gecikmelerin ayrı ayrı tespiti ile bu kriterlerin toplam etkisi

değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurun yargılamanın gecikmesi açısından daha

etkili olduğu saptanmalıdır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 46).

40. Yargılama faaliyetinin makul sürede gerçekleşip

gerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığın türüne göre

değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi gereklidir.

41. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi

uyarınca, medeni hak ve yükümlülükler ile cezai alanda yöneltilen suçlamalara

ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru

konusu olayda başvurucunun, basın yoluyla kişilik haklarına saldırıda

bulunulduğunu ileri sürerek açtığı manevi tazminat davalarında 18/6/1927 tarih

ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile 6100 sayılı Kanun’da

yer verilen usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin,

medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku

bulunmamaktadır.

42. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarihtir. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak

şekilde yargılamanın sona erme tarihidir. Ancak devam eden yargılamalara

ilişkin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasını içeren

başvuruların yargılama faaliyetinin devamı sırasında da yapılabilmesi olanağı

bulunduğundan, değerlendirmeye esas alınacak sürenin bitiş anı bireysel

başvurunun karara bağlandığı tarihtir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).

43. Davanın ikame edildiği tarih

ile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zaman

bakımından yetkisinin başladığı tarihin farklı olması halinde, dikkate alınacak

süre, 23/9/2012 tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın başlangıç

tarihinden itibaren geçen süredir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 51).

44. Başvuru konusu

yargılamaların, Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlangıcını teşkil

eden 23/9/2012 tarihinden önce başlamış olduğu, başvuru tarihi itibarıyla İzmir

1. Asliye Hukuk Mahkemesindeki yargılamanın sona erdiği, ancak İzmir 5. Asliye

Hukuk Mahkemesindeki yargılamanın devam ettiği ve belirtilen tarih itibarıyla

davanın derdest olduğu anlaşılmakla, somut başvuruya ilişkin olarak yapılacak

makul süre değerlendirmesinde dikkate alınacak sürenin başlangıcı, davaların

ikame edildiği tarih olan 29/4/2005 tarihidir.

45. Adil yargılanma hakkı Devlete, uyuşmazlıkların makul süre

içinde nihai olarak sonuçlandırılmasını garanti edecek bir yargı sistemi kurma

ödevi yükler. Gazetede yapılan haberle kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu

iddiasını ileri süren bir kişinin, bu fiil sonucu ortaya çıkan zararının

karşılanması için derhal bir yargı kararı verilmesinde önemli bir kişisel

yararı bulunmaktadır.

46. 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesinde

uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerektiği belirtilmiştir. Başvuruya

konu yargılamalar yazılı yargılama usulüne tabidir.

47. Somut başvuruda makul süre

incelemesi yapılırken, kişilik haklarına saldırı iddiasıyla açılan manevi

tazminat davalarının başvurucu için taşıdığı değer ve başvurucunun kişisel

yararı göz önünde bulundurularak yargılama sürecindeki gecikmelerin her biri

belirlenerek gecikmeye neden olan unsurlar ve bunların gecikmedeki etkisinin

tespiti ve bahsedilen makul süre kriterlerinin toplam etkisinin

değerlendirilmesi gerekmektedir.

48. Başvuru konusu olaylar iki ayrı

yargılamaya ilişkin olup, dava dosyaları ayrı ayrı değerlendirilmiştir.

a) 5.

Asliye Hukuk Mahkemesindeki Dava Yönünden

49. Öncelikle, başvurucu ve arkadaşının

İzmir 5. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları dava dosyasındaki yargılama

değerlendirilmiştir. Anılan dosyada, başvurucu ve arkadaşı, Merkez Gazete Dergi

Basım Yayın. San. ve Tic. A.Ş., Y.Y. ve A.E. aleyhine 29/4/2005 tarihinde İzmir

5. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları davada; Sabah Gazetesinde çıkan haberde

kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu ileri sürerek ayrı ayrı 50.000 TL manevi

tazminatın tahsilini talep etmişlerdir. Anılan davada yargılama, İzmir 5.

Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/144 esas sayılı dava dosyasında halen devam

etmektedir.

50. Mahkemece, 14/9/2006 tarihinde başvurucu ve S.K.’nın şikâyeti üzerine İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca,

A.E.’nin basın yoluyla hakaret suçundan

cezalandırılması istemiyle İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesine açılan kamu

davasının sonuçlanmasının beklenilmesine karar verilmiştir. Bu tarihten

itibaren 15 duruşmada, anılan ceza davasının sonuçlanması ve verilen kararın Yargıtaydan dönüşü beklenmiştir. Bu yargılama süresi

boyunca 19/7/2007 ve 2/7/2009 tarihli duruşmalarda başvurucu vekili mazeret

bildirmiş, ancak anılan duruşmalarda, İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesine yazılan

müzekkere cevapları beklenilmiştir. Dolayısıyla başvurucu vekilinin mazeret

bildirmesinin yargılama sürecini uzattığından söz edilemez.

51. İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/9/2006 tarih ve

E.2005/223, K.2006/681 sayılı mahkumiyet kararının

Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 22/11/2010 tarihli ilamıyla bozulması üzerine

yargılamaya İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/85 esas sayılı dava

dosyasında devam edilmiştir. Mahkemece, bozma kararından sonra toplam 8

duruşma, 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/85 esas sayılı dava dosyasının

sonuçlanması beklenilmiştir.

52. İlk derece Mahkemesinde davanın açıldığı tarihten

itibaren toplam 38 duruşma yapılmıştır. Mahkeme, 5/2/2013 tarihli duruşmada,

İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/85 esas sayılı dava dosyasının kesinleşmesine

kadar yargılamanın bekletilmesine ve bu aşamada duruşma günü verilmesine yer

olmadığına karar vermiştir. Davanın açıldığı 29/4/2005 tarihinde itibaren 8 yıl

9 ay 7 gün devam eden yargılama sürecinin makul olmadığı açıktır. Başvurucunun

fiili nedeniyle yargılama sürecinin uzadığından da söz edilemez.

b) İzmir 1. Asliye Hukuk

Mahkemesindeki Dava Yönünden

53. İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dava

dosyasındaki yargılama da ayrı değerlendirilmiştir. Anılan davada, başvurucu ve

arkadaşı, Merkez Gazete Dergi Basım Yayın. San. ve Tic. A.Ş., Y.Y. ve A.E.

aleyhine 29/4/2005 tarihinde açtıkları davada; Takvim Gazetesinde çıkan haber

nedeniyle kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu ileri sürerek ayrı ayrı

75.000 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmişler, yargılamaya İzmir 1.

Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/152 esas sayılı dava dosyasında başlanılmıştır.

54. Yine başvurucu ve arkadaşı, Merkez Gazete Dergi Basım

Yayın. San. ve Tic. A.Ş., M.O. ve A.E. aleyhine 29/4/2005 tarihinde İzmir 1.

Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları davada; Yeni Asır Gazetesinde çıkan haber

nedeniyle kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu ileri sürerek ayrı ayrı

75.000 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmişler, yargılamaya İzmir 1.

Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/151 esas sayılı dava dosyasında başlanılmıştır.

55. İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesince, 19/4/2007 tarihli

kararlarla 2005/151 ve 2005/152 esas sayılı dava dosyalarının İzmir 5. Asliye

Hukuk Mahkemesinin 2005/144 esas sayılı dava dosyası ile irtibatlı olduğu

gerekçesiyle dava dosyalarının birleştirilmesine, yargılamaya İzmir 5. Asliye

Hukuk Mahkemesinin 2005/144 esas sayılı dava dosyası üzerinden devam edilmesine

karar verilmiştir.

56. İzmir 5. Asliye Hukuk Mahkemesince, 30/4/2007 tarihli

kararla, 2005/144 esas sayılı dava dosyası ile İzmir 1. Asliye Hukuk

Mahkemesinin 2005/151 ve 2005/152 esas sayılı dava dosyaları arasında farklılık

bulunduğu, farklı gazetelerde, farklı içerikte yayınlanan haberlere ilişkin

davalar oldukları gerekçesiyle dava dosyalarının ayrılmasına, İzmir 1. Asliye

Hukuk Mahkemesi dava dosyalarının Mahkemesine iadesine karar verilmiştir.

57. İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesince, İzmir 5. Asliye Hukuk

Mahkemesi tarafından iade edilen dava dosyaları Mahkemenin 2007/189 ve 2007/190

esas numaralarına kaydedilmiş ve 17/11/2009 tarihli kararla; 2007/189 esas

sayılı dava dosyası ile 2007/190 esas sayılı dava dosyası arasında irtibat

bulunduğu gerekçesiyle her iki dava dosyasının birleştirilmesine, yargılamaya

2007/190 esas sayılı dava dosyası üzerinden devam edilmesine karar verilmiştir.

58. İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, 11/10/2011 tarih ve

E.2007/190, K.2011/358 sayılı kararla, gazetelerde yapılan haberlerin güncel

olduğu, görünürdeki gerçeğe uyduğu, haberde kamu yararı bulunduğu, manevi

tazminatın unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların

reddine karar vermiştir.

59. Yargıtay 4. Hukuk Dairesince karar düzeltme isteminin

reddedildiği 20/6/2013 tarihinde, hüküm kesinleşmiştir.

60. Başvurucu tarafından İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesine

açılan dava dosyasında Mahkemece, İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesindeki dava

dosyasının sonuçlanması beklenilmiştir. İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/9/2006

tarih ve E.2005/223, K.2006/681 sayılı mahkumiyet

kararının Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 22/11/2010 tarihli ilamıyla bozulması

üzerine yargılamaya İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/85 esas sayılı dava

dosyasında devam edilmiştir. Mahkeme, 2. Asliye Ceza Mahkemesi kararının

bozulmasından sonra anılan dava dosyasının sonuçlanmasının beklenmesinden

zımnen vazgeçerek yargılamaya devam etmiş ve asıl ve birleşen davaların reddine

karar vermiştir. Yargılamanın başından itibaren başvurucunun fiili nedeniyle

duruşmaların ertelenmesine karar verilmediği anlaşılmıştır. Davanın açıldığı

tarihten itibaren karar düzeltme isteminin Yargıtay 4. Hukuk Dairesince reddine

dair karar tarihi olan 20/6/2013 tarihine kadar geçen 8 yıl 2 ay 21 günlük

yargılama sürecinin makul olmadığı açıktır. Başvurucunun fiili nedeniyle

yargılama sürecinin uzadığından da söz edilemez.

c) Değerlendirme

61. İzmir 1. ve 5. Asiye Hukuk Mahkemeleri yargılama

sırasında bilirkişi raporu almamış ve tanık dinlememiştir. Yalnızca, başvurucunun

kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği iddia edilen gazetelerin haberleri

değerlendirilmiş, farklı mahkemelerdeki dava dosyaları incelenmiştir.

62. Hukuk ve ceza davalarının konuları, tarafları ve amaçları

farklı olduğundan, ceza mahkemesi kararları, hukuk davaları için kural olarak

kesin hüküm oluşturmaz. Haksız fiil nedeniyle açılan tazminat davalarını çözmek

bütünüyle hukuk hâkiminin görevi içindedir. Bir “bekletici sorun” iddiası karşısında kalan hâkimin, görevi

dışındaki bu iddianın mutlaka görevli mahkemede çözülmesini bekleme yükümlülüğü

yoktur. Kendisi de birçok durumda ileri sürülen hususu karara bağlayabilir.

Kaldı ki, mülga 818 sayılı Kanun’un 53. maddesi gereğince hukuk hâkimi, ceza

mahkemesinin mahkûmiyet kararıyla bağlı ise de, maddi

olayı tespit etmeyen beraat kararı hukuk hâkimini bağlamaz. Onun için hukuk

hâkimi, topladığı deliller doğrultusunda karar verebilir. Ceza mahkemesinin

delilleri tespit ve takdiri ile hukuk mahkemesinin delilleri tespit ve

takdirinin farklı olmasının bir sonucu olarak, bir olayda sebep sonuç bağı

bulunmadığına dair ceza mahkemesi kararı dahi hukuk hâkimini bağlamayabilir.

63. Somut yargılamalarda, İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesi dava

dosyasının akıbetinin uzun süre beklenildiği anlaşılmıştır. Yargılama

faaliyetinin süresine ilişkin değerlendirmede göz önünde bulundurulması gereken

ilgili makamların tutumu kapsamında sadece yargı makamlarının tutumu dikkate

alınmayıp, Devletin kamu gücü kullanan tüm organlarına atfedilebilir bir

gecikme olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Yetkili makamlara atfedilecek

gecikmeler, yargılamanın süratle sonuçlandırılması hususunda gerekli özenin

gösterilmemesinden kaynaklanabileceği gibi, yapısal sorunlar ve organizasyon

eksikliğinden de ileri gelebilir. Zira Anayasa’nın 36. maddesi ile Sözleşme’nin

6. maddesi, hukuk sisteminin, mahkemelerin davaları makul bir süre içinde

karara bağlama yükümlülüğü de dâhil olmak üzere adil yargılama koşullarını

yerine getirebilecek biçimde düzenlenmesi sorumluluğunu yüklemektedir. Belirtilen

ceza davası sonucunun beklenilmesi noktasındaki takdir ilgili usul hükümleri

uyarınca derece Mahkemelerine ait olmakla beraber, belirtilen ceza davası

akıbetinin uzun süre beklenilmesinin somut yargılamaların süresi üzerinde

etkili olduğu anlaşılmaktadır.

64. İzmir 1. ve 5. Asliye Hukuk Mahkemelerince yapılan

yargılamalar sırasında, İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesinde açılan kamu davasının

sonuçlanmasının beklenmesi yargılama süreçlerini uzatmıştır.

65. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde, başvuruya konu

kişilik haklarına saldırı iddiasıyla açılan manevi tazminat davaları; hukuki

meselenin çözümündeki güçlük, maddi olayların karmaşıklığı, delillerin

toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibi kriterler dikkate

alındığında karmaşık olmaktan uzaktır. Başvurucunun, tutum ve davranışlarıyla

ve usuli haklarını kullanırken özensiz davranmasıyla

yargılamaların uzamasına sebep olduğu da söylenemez.

66. Başvurunun konusu olan tazminat davalarında, yargılama

sürecindeki gecikmeler ayrı ayrı değerlendirildiğinde, ilk derece mahkemesince

uzun aralıklarla duruşmalar yapıldığı İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesindeki ceza

davasının sonucunun beklendiği, İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesince, farklı

Mahkemeye ait dava dosyası ile aynı Mahkemedeki dava dosyaları arasında

birleştirme işlemlerinin gerçekleştirildiği, temyiz ve karar düzeltme süreciyle

beraber makul olmayan uzun bir süre olan 8 yıl 2 ay 21 günde yargılamanın

tamamlandığı görülmektedir. Yine İzmir 5. Asliye Hukuk Mahkemesindeki yargılamanın

ise 8 yıl 9 ay 7 günden beri devam ettiği anlaşılmaktadır. Kişilik haklarına

saldırı iddiasıyla açılan manevi tazminat davalarının niteliği, başvurucu

açısından taşıdığı değer ve başvurucunun davalardaki menfaati dikkate

alındığında, her iki dava dosyasındaki bu sürelerin makul olmadığı açıktır.

67. Belirtilen nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

68. Başvurucu, uzun süren yargılama nedeniyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğinin tespitini, 50.000,00 TL manevi tazminatın 20/6/2013

tarihinden itibaren yasal faiziyle ödenmesini talep etmiştir.

69. Adalet Bakanlığı görüşünde, başvurucunun tazminat talebi

konusunda değerlendirme yapılmamıştır.

70. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

71. Başvurucu, hak ihlalinin giderilmesi için 50.000,00 TL

manevi tazminat talep etmiştir. Başvurucu tarafından kişilik haklarına

saldırıda bulunulduğu iddiasıyla İzmir 5. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı

manevi tazminat davası, makul olmayan bir süre olan 8 yıl 9 ay 7 günden beri

devam etmektedir. Dolayısıyla başvurucunun kişisel yararı göz önünde

bulundurulduğunda başvurucuya yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan

manevi zararı karşılığında takdiren 7.600,00 TL

manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

72. Başvurucu tarafından kişilik haklarına saldırıda

bulunulduğu iddiasıyla İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı manevi

tazminat davası, İzmir 5. Asliye Hukuk Mahkemesinde devam eden davadan farklı

olarak, temyiz ve karar düzeltme süreçleriyle birlikte makul olmayan bir süre

olan 8 yıl 2 ay 21 gün devam etmiştir. Dolayısıyla başvurucunun kişisel yararı

göz önünde bulundurulduğunda başvurucuya yalnızca ihlal tespitiyle

giderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında takdiren

4.500,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

73. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler

uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurunun yargılamanın

uzunluğuyla ilgili şikâyetler yönünden KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucu Hediye Şahin (Kaya)’e

İzmir 5. Asliye Hukuk Mahkemesinde devam eden dava dosyası için 7.600,00 TL,

İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde sonuçlanan dava dosyası için 4.500,00 TL

manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

D. Başvurucunun tazminata

ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

E. Başvurucu tarafından yapılan

198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL

yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın

tebliğini takiben başvurucunun Maliye Hazinesine başvuru tarihinden itibaren

dört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması halinde, bu sürenin sona

erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

H. Kararın bir örneğinin İzmir 5. Asliye Hukuk Mahkemesine

gönderilmesine, 6/2/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan : Alparslan ALTAN Üyeler : Recep KÖMÜRCÜ Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Muammer TOPAL Raportör : Murat AZAKLI Başvurucu : H.Ş. Vekili : Av. Tolga YURDAKUL

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/7123, 6 Şubat 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvurunun yargılamanın
  16. B. Anayasa’nın 36. maddesinde
  17. C. Başvurucu Hediye Şahin (Kaya)’e
  18. D. Başvurucunun tazminata
  19. E. Başvurucu tarafından yapılan
  20. F. Ödemelerin, kararın
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/7123
Tarih
6 Şubat 2014

İlgili Kararlar

  • Santa Farma İlaç Sanayi A.ş. Başvurusu (B. No: 2013/5554)
  • İsmail Taşpınar Başvurusu (B. No: 2013/3912)
  • Ahmet Bozkurt Başvurusu (B. No: 2013/3081)
  • Tahsin Erdoğan Başvurusu (B. No: 2012/1246)
  • Ramazan Çelik Başvurusu (B. No: 2012/152)
  • İsmail Cankardeş Başvurusu (B. No: 2012/1263)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.