İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Haci Boğatekin Başvurusu (B. No: 2014/18101)

1. Başvuru, gazeteci olan başvurucunun bir internet haber

Başvuru No2014/18101Tarih26 Ekim 2017Okuma23 dk · 4.504 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Haci Boğatekin Başvurusu

Karar tarihi
26 Ekim 2017
Başvuru Numarası
2014/18101
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.504 kelime·23 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, gazeteci olan başvurucunun bir internet haber

sitesinde yayımlanan haberinde kullandığı ifadelerin hakaret kabul edilerek

mahkûmiyetine hükmedilmesi nedeniyle ifade özgürlüğünün, savunma hakkının

kısıtlanması nedeniyle ise adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 18/11/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca, başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar

verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

8. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

10. Yerel yayın yapan "Gerger Fırat" gazetesinin

sahibi ve sorumlu yazı işleri müdürü olan başvurucu hakkında, dönemin Adıyaman

valisinin şikâyeti üzerine 28/10/2013 tarihinde "www.gergerfirat.com"

adlı internet haber sitesinde yayımlanan bir yazısında kullandığı ifadelerin

kamu görevlisine görevi nedeniyle alenen hakaret suçunu oluşturduğu

gerekçesiyle kamu davası açılmıştır. Söz konusu metin şu şekildedir:

" KAYMAKAM NE ÇALDI?

Bodin

Okulu WC'siz Kaldı

NERDE OLDU BU OLAY?

Gerger'in Bodin Köyünde

Olmaz böyle şey

Koskoca WC'yi, koskoca kaymakam nasıl çalar.

O zaman dinleyin Budinli Haso

ile Aloyu

Önce,

ALO (A.B.) konuşuyor

" Tarla çalışmasından sonra akşamüstü eve dönüyorduk. Okulun

önünden geçerken koca bir çukura gözüm ilişti. Gittim ve yakından baktım.

Okulun prefabrik iki gözlü WC kabini yerinden sökülüp çalınmış. Günlerce

çevrede sorup soruşturduk. Bodin okuluna ait

prefabrik WC'sinin Nıran

köyündeki Kaymakam ilçe parkına kurduğunu gördük." dedi.

Şimdi de dinleyinHaso (H.A.)

"Köylü tarlada iken kaymakam Türk petrollerinin araçlarını Budin'e göndermiş. Kaşla göz arasında WC'yi

söküp götürmüş. Nıran'daki parka kurmuş. Hemen

kaymakama çıktım. 'Toplantıda' dediler. Merdivenin önünde bekledim. Kaymakam

Ö.B. dışarı çıktığında 'okulumuzun WC'sini siz mi

aldınız' dedim.

Ö.B. Dedi ki;

"Çok acele lazımdı gelip aldım" dedi. Ben de buna hakkınız

var mı dedim. 'Ben kaymakamım, acele lazımdı aldım cevabını verip gitti' diyor.

*****

İsterse adını çaldı ya da zorla aldı deyin. Ne ad koyarsanız koyun bir

kaymakam köy okulundaki WC'yi söküp almaz. Hatta

almaması gerekir.

Gerger kaymakamı Bodin köy okulunun WC'sini alelacele niye almış?

Nırandaki gezi parkının açılışına gelen Vali WC'yi

görsün ihtiyacı halinde sıçsın diye mi?

Valinin sıçması bu kadar önemli onu anladık.

Peki

Bodin

köyü okulunun çocukları ya da öğretmeni nereye sıçacak?

Kaymakam Ö.B.

Valisinin sıçma ihtiyacını düşünerek köy okulunun prefabrik WC'sini söküp götürüyor.

Ya

Bodin

okulunun öğrencilerini kim düşünecek? O miniklerin kakası, çişi geldiğinde

nereye edecek?

...

Valiye gerekli de

Bodin

öğrencilerinin kıçına WC gerekmez mi?

Valinin kıçı sahipli de öğrenci kıçı sahipsiz mi?

Kaymakamın

Yaptığına hırsızlık mı diyelim

Yoksa arsızlık mı?

Veya

Zorbalık mı?

Ya

Bu WC ayıbına ne diyelim?

Bir kaymakam WC çalıyorsa, onu köyden söküp alıyorsa ve köy çocuklarını

WC'siz bırakıyorsa

O kaymakama ne demeli?

Yuh be, Yazıklar olsun mu? Yoksa daha ağırını mı söyleyelim. Bunu

okurlar takdir etsin.

2013 yılının sonunda Gerger ilçesinde halk kaymakamın WC hırsızlığını

konuşuyor bu da insanı utandırıyor

Bir ilçede

Hak hukuk bir kaymakamın insafıysa

O kaymakam

İlçede hukuk benim kanun benim kral benim diyorsa

O kaymakam WC'de çalar, fakirin hakkını da

çalar...

Karışmak kimin haddine

Yeter ki valinin WC'si olsun

Çocuklar kimin umrunda"

11. Söz konusu yazıya karşı dönemin Adıyaman valisi M.D.

tarafından 27/11/2013 tarihinde, anılan haberde kendisine yönelik küfür ve

hakaret içeren ifadelerin yer aldığı, ayrıca kendisinin açılışına katıldığı

parkta bulunan prefabrik tuvalet kabinlerinin köy okulundan sökülerek

getirildiği konusunda bir bilgiye sahip olmadığı ve bu durumun kendisinin görev

ve sorumluluk alanına da girmediği gerekçesiyle şikâyette bulunulmuştur.

12. Başvurucu hakkında anılan şikâyet üzerine Adıyaman

Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 13/1/2014 tarihli iddianamenin ilgili

bölümü şu şekildedir:

"Yukarıda açık kimliği ve suçu belirtilen, şüpheli Haci Boğatekin, 28.10.2013

tarihinde http://gergerfirat.com adlı internet sitesinde yayınladığı

"Kaymakam Ne Çaldı" başlıklı yazının bazı bölümlerinde "... Bodin Köy okulunun WC'sini

alelacele niye almış? Nırandaki gezi parkının

açılışına gelen Vali WC'yi görsün ihtiyacı halinde

sıçsın diye mi?...Valinin sıçması bu kadar önemli onu anladık...Kaymakam Ö.B.

Valinin sıçma ihtiyacını düşünerek köy okulunun prefabrik WC'sini

söküp götürüyor....Valiye WC gerekli de Bodin öğrencilerinin kıçına WC gerekmez mi? Valinin kıçı

sahipli de öğrencinin kıçı sahipsiz mi?..." şeklinde ifadeler kullandığı,

Müşteki vekilinin olay nedeniyle şikayetçi olduğu, şüpheli ifadesinde

suçlamayı kabul etmediği, ancak şüphelinin yayınladığı yazı içeriğindeki

özellikle "kıç" ifadesi geçen kısımlar incelediğinde, müşteki

hakkındaki ifadelerin küçük düşürücü ve aşağılayıcı nitelikte olduğu, şüphelinin

Adıyaman Valisi olarak görev ifa etmekte olan müşteki M. D.'ye

alenen sövmek suretiyle müştekinin onur, şeref ve saygınlığına saldırdığı,

böylelikle şüphelinin kamu görevlisine görevi nedeniyle alenen hakaret suçunu

işlediği tüm dosya kapsamından anlaşıldığından, (...)"

13. Başvurucu hakkında Adıyaman 3. Asliye Ceza Mahkemesinin

(Mahkeme) 18/9/2014 tarihli kararıyla hakaret suçundan 1.740 TL adli para

cezasına hükmedilmiştir. Anılan kararda, daha önce hakkında hükmün

açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği, ayrıca kişiliği, duruşmadaki

tutum ve davranışları ile yeniden suç işlemeyeceği hususunda Mahkemece olumlu

kanaate varılamadığından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer

olmadığına, yine daha önce başka bir yargılama sonucu hakkında kovuşturmanın

ertelenmesine karar verilen başvurucunun üç yıllık denetim süresi içerisinde

yeni suç işlediği anlaşıldığından karar kesinleştiğinde Mahkemesine

bildirilmesine de hükmedilmiştir. Söz konusu kararın gerekçesinin ilgili bölümü

şöyledir:

"Sanığın 28.10.2013

tarihinde http://gergerfirat.com adlı internet sitesinde yayınladığı yazısında

" Bodin Köy okulunun WC'sini

alelacele niye almış? Nırandaki gezi parkının

açılışına gelen Vali WC'yi görsün ihtiyacı halinde

sıçsın diye mi?...Valinin sıçması bu kadar önemli onu anladık... Peki. Bodin Köyü okulunun çocukları yada öğretmeni nereye sıçacak

? Kaymakam Ö.B. Valinin sıçma ihtiyacını düşünerek köy okulunun prefabrik WC'sini söküp götürüyor....Valiye

WC gerekli de Bodin öğrencilerinin kıçına WC gerekmez

mi? Valinin kıçı sahipli de öğrencinin kıçı sahipsiz mi?..." şeklinde

ifadeler kullandığı, söz konusu yazı bir bütün olarak değerlendirildiğinde ve

okunduğunda Adıyaman Valisi olan katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide

edebilecek nitelikte bulunduğu, bu cümleler vali değil her kim hakkında yazılsa

onur ve saygınlığının zarar göreceği, zaten yazı bütünlüğünde katılanı küçük

düşürücü ve eyleme değil şahsına yönelik saygınlığı zedeleyici mahiyette

bulunduğu, bu eylemi aleni sayılan internet ortamında köşe yazısı formatında

herkesin ulaşabileceği ve görebileceği bir şekilde alenen işlediği, işlediği

fiili kamu görevlisine karşı ancak görevinden dolayı işlemediği, bu haliyle

5237 sayılı TCK 125/3a maddesinde belirtilen arttırım

maddesinin uygulanmadığı, bu şekilde sanığın, alenen hakaret suçunu işlediği,

sanık savunması, mezkur yazıya ilişkin internet çıktısı ve tüm dosya

kapsamından anlaşıldığından; sanık Haci Boğatekin'in üzerine atılı katılana karşı hakaret suçu

sabit görülerek eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nun

125/1. maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer ve

fiilin diğer özellikleri dikkate alınarak takdiren ve

tercihen TCK'nun 125/1. maddesi uyarınca 3 ay

karşılığı 90 tam gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanığın üzerine

atılı hakaret eylemini aleni sayılan internet ortamında işlemiş olması

nedeniyle sanığın 5237 sayılı TCK'nun 125/4. maddesi

uyarınca 1/6 oranında arttırılarak 105 tam gün adli para cezası ile

cezalandırılmasına, sanığın cezasının geleceği üzerindeki olası etkileri

dikkate alınarak cezasının TCK'nun 62. maddesi gereğince

takdiren 1/6 oranında indirilerek 87 tamgün adli para

cezası ile cezalandırılmasına, sanığa hükmolunan gün para cezasının TCK'nun 52/2. maddesi gereğince sanığın ekonomik ve diğer

şahsi halleri de göz önünde bulundurularak bir gün karşılığı 20.00.TL'den hesap

edilmek suretiyle NETİCETEN 1.740.00.TL adli para cezası ile

cezalandırılmasına,(...)"

14. Anılan karar, hükmolunan sonuç adli para cezasının miktar

itibarıyla kesin olması nedeniyle karar tarihinde kesinleşmiş ve başvurucuya

20/10/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, 18/11/2014 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

15. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Hakaret" kenar başlıklı 125. maddesi

şöyledir:

"(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide

edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden ... veya sövmek

suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki

yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında

hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilât ederek

işlenmesi gerekir.

(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir

iletiyle işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

(3) Hakaret suçunun;

a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,

b) Dinî, siyasî, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini

açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin

emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı,

c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden

bahisle,

İşlenmesi hâlinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.

(4) (Değişik fıkra: 29/06/2005-5377 S.K./15.mad) Hakaretin alenen

işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır.

(5) (Değişik fıkra: 29/06/2005-5377 S.K./15.mad) Kurul hâlinde çalışan

kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu

oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça

ilişkin Madde hükümleri uygulanır."

B. Uluslararası Hukuk

16. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 10.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“1. Herkes ifade özgürlüğü

hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke

sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de

verme özgürlüğünü de kapsar...

2. Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu

özgürlüklerin kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda ulusal

güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu güvenliğinin korunması, kamu

düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, (...) için gerekli olan

bazı formaliteler, koşullar, sınırlamalar veya yaptırımlara tabi tutulabilir.”

17. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesine (AİHM) göre ifade özgürlüğü, demokratik toplumun temelini oluşturan

ana unsurlardandır. AİHM ifade özgürlüğüne ilişkin kararlarında, ifade

özgürlüğünün toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel

şartlardan birini teşkil ettiğini yinelemektedir. AİHM'e

göre 10. maddenin 2. paragrafı saklı tutulmak üzere ifade özgürlüğü sadece

toplum tarafından kabul gören, zararsız veya ilgisiz kabul edilen

"bilgi" ve "fikirler" için değil incitici, şoke edici ya da

endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. Bu, yokluğu hâlinde

"demokratik bir toplum"dan söz

edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir.

AİHM, 10. maddede güvence altına alınan bu hakkın bazı istisnalara tabi

olduğunu ancak bu istisnaların dar yorumlanması ve bu hakkın

sınırlandırılmasının ikna edici olması gerektiğini vurgulamıştır (Handyside/Birleşik Krallık, B. No: 5493/72,

7/12/1976, § 49; Von Hannover/Almanya (No. 2), B. No: 40660/08

ve 60641/08, 7/2/2012, § 101).

18. AİHM, demokratik bir

toplumda basının oynadığı temel rolün altını birçok kez çizmiştir. AİHM'e göre -her ne kadar başkalarının şöhret ve haklarının

korunmasıyla ilgili olarak bazı sınırları aşmaması gerekse de- basının görev ve

sorumluluklarının bilincinde olarak kamu yararını ilgilendiren her konuyu

iletme görevi vardır. AİHM, basının böyle konularda bilgi ve fikir yaymadan

ibaret olan görevine kamunun bu fikir ve bilgileri alma hakkı eklendiğini

hatırlatmıştır. AİHM’e göre bu görevi olmasa basın,

vazgeçilmez kamusal “gözetleyici” (watchdog) rolünü

oynayamaz (Bladet Tromsø ve Stensaas/Norveç

[BD], B. No: 21980/93, 20/5/1999, §§ 59, 62;Pedersen

ve Baadsgaard/Danimarka [BD], B. No:

49017/99, 17/12/2004, § 71; Von Hannover/Almanya (No. 2), § 102).

19. AİHM, Radio France/Fransa (B. No: 53984/00,

30/3/2004, § 37) kararında basın özgürlüğünün kapsamının demokrasi ile yakın

ilişkisinin doğal sonucu olarak bir dereceye kadar abartıya ve hatta kışkırtmaya

izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiğini belirtmiştir:

"Mahkeme "görev ve sorumluluklar"ın, ifade özgürlüğünün doğasından

kaynaklandığını yineler. 10. madde tarafından kamusal yararlara ilişkin

meselelerin aktarılması için gazetecilere sağlanan güvencenin şartı,

gazetecilik etiğine uygun olarakonların kesin ve

güvenilir bilgi sağlamak konusunda iyi niyet sahibi olmalarıdır (örneğin bkz.Bladet Tromsø and Stensaas/Norveç, §

65;Colombani ve diğerleri/FransaB. No:

51279/99,25/06/2002, §65). Ne var ki basın

özgürlüğü belli dereceye kadar abartmaya hatta kışkırtmaya (provocation)

izin verir (bkz. özellikle, Bladet Tromsø and Stensaas/Norveç,

§ 59)..."

20. AİHM, bir gazete

makalesinde hakaret içerdiği iddia edilen beyanlara karşı bir kimsenin

itibarının korunması hakkını özel yaşam kapsamında görmektedir (White/İsveç, B. No: 42435/02, 19/12/2006,

§§ 19, 30). AİHM'e göre kamusal bir tartışma

bağlamında ve yayımlanan yazılar nedeniyle eleştirilmiş olsa bile bir kişinin

itibarı, kişisel kimliğinin ve manevi bütünlüğünün bir parçasını oluşturur (Pfeifer/Avusturya, B. No: 12556/03, 15/11/2007, §

35; Axel Springer AG/Almanya,

B. No: 39954/08, 7/2/2012, § 83).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 26/10/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. İfade ve Basın

Özgürlüklerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

22. Başvurucu, gazetecilik faaliyeti ve ifade özgürlüğü

kapsamında kalan ifadeleri nedeniyle hakkında adli para cezasına hükmedilmesi

sebebiyle ifade özgürlüğünün, mahkûmiyetine hükmedilen kararın somut bir

gerekçe içermemesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

23. Bakanlık görüşünde, başvuru konusu olayda birbiriyle çatışan

iki değer arasında (ifade özgürlüğü ile şeref ve itibarın korunması hakkı)

demokratik toplumun gerekleri gözönüne alınarak adil

bir denge kurulması gerekliliği belirtilmiş, başvuru konusu haberde hedef

alınan kişinin olayların geçtiği zaman diliminde kamuoyunda oldukça tanınan

yüksek bir bürokrat olduğu ve itiraz götürmeyen tanınmışlık derecesi dikkate

alındığında eleştirilere sıradan kişilere göre daha fazla katlanması gerektiği

kabul edilmekle beraber söz konusu yazıda kamuoyunu ilgilendiren genel yarara

ilişkin bir tartışmaya katkı sağlamaktan öte eleştiri sınırlarını aşan ve

hakarete varan ifadelerin kullanıldığı ifade edilmiştir.

2. Değerlendirme

24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Her ne kadar başvurucu mahkûmiyetine

hükmedilen kararın gerekçesiz olması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüşse de bu şikâyet, yayımlanan yazısı nedeniyle

cezalandırılmasına yöneliktir ve bu sebeple söz konusu şikâyetin ifade ve basın

özgürlüğü bağlamında incelenmesi uygun görülmüştür.

25. İddianın değerlendirilmesinde ifade ve basın özgürlüklerinin

korunduğu Anayasa'nın 26. ve 28. maddeleri dayanak alınacaktır. Anayasa’nın “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” kenar

başlıklı 26. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı,

resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma

hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya

fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması,... başkalarının

şöhret veya haklarının,... korunması ... amaçlarıyla sınırlanabilir…

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin

kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”

26. Anayasa’nın “Basın

hürriyeti” kenar başlıklı 28. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Basın hürdür, sansür edilemez…

Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini

sağlayacak tedbirleri alır.

Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın

26 ve 27 nci maddeleri hükümleri uygulanır…”

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

27. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan ifade

ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Müdahalenin Varlığı

28. Başvurucu hakkında bir internet haber sitesinde yayımladığı

haber nedeniyle hakaret suçundan adli para cezasına hükmedilmesiyle

başvurucunun ifade ve basın özgürlüğüne yönelik bir müdahalede bulunulduğu

anlaşılmaktadır.

ii. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

29. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi

şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın

yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve

ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna,

demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük

ilkesine aykırı olamaz."

30. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen

koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 26. maddesinin ihlalini teşkil

edecektir.

31. Bu sebeple sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, Anayasa’nın 26.

maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha

fazlasına dayanma, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük

ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

(1) Kanunilik

32. Başvurucu hakkında uygulanan müdahalenin dayanağı olan 5237

sayılı Kanun'un 125. maddesinin “kanunla sınırlama” ölçütünü karşıladığı

sonucuna varılmıştır.

(2) Meşru Amaç

33. Başvurucu hakkında, bir kamu görevlisine hakaret ettiği

kabul edilerek adli para cezasına hükmedilmiştir. Mahkûmiyete ilişkin söz

konusu kararın “başkalarının şöhret veya

haklarının” korunmasına yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve

meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

(3) Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük

(a) Genel İlkeler

34. Anayasa Mahkemesi "demokratik toplum düzeninin

gerekleri" ifadesinden ne anlaşılması gerektiğini daha önce pek çok kez

açıklamıştır. Buna göre temel hak ve özgürlükleri sınırlayan tedbir, bir

toplumsal ihtiyacı karşılamalı ve başvurulabilecek en son çare niteliğinde

olmalıdır (Bekir Coşkun [GK], B.

No: 2014/12151, 4/6/2015, § 51; Mehmet Ali

Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 68; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128,

7/7/2015, § 51). Derece mahkemelerinin böyle bir ihtiyacın bulunup

bulunmadığını değerlendirmede belirli bir takdir yetkisi bulunmaktadır. Ancak

bu takdir payı, Anayasa Mahkemesinin denetimindedir.

35. Öte yandan temel hak ve özgürlüklere yönelik herhangi bir

sınırlamanın -demokratik toplum düzeni için gerekli nitelikte olmakla birlikte-

temel haklara en az müdahaleye olanak veren ölçülü bir sınırlama niteliğinde

olup olmadığının da incelenmesi gerekir(AYM, E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007; Kamuran Reşit Bekir [GK], B. No:

2013/3614, 8/4/2015, § 63; Bekir Coşkun §§

53, 54; ölçülülük ilkesine ilişkin açıklamalar için ayrıca bkz. Abdullah Öcalan [GK], B. No: 2013/409,

25/6/2014, §§ 96-98; Tansel Çölaşan,

§§ 54, 55;Mehmet Ali Aydın, §§

70-72).

36. İnternet haberciliğinin -basının temel işlevini yerine

getirdiği sürece- basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerekir (Medya Gündem Dijital Yayıncılık Ticaret A.Ş.,

B. No: 2013/2623, 11/11/2015, §§ 36-42).

37. Öte yandan Anayasa’nın 26. maddesinin birinci fıkrası, ifade

özgürlüğüne içerik bakımından bir sınırlama getirmemiştir. İfade özgürlüğü;

siyasi, sanatsal, akademik veya ticari düşünce ve kanaat açıklamaları gibi her

türlü ifadeyi kapsamına almaktadır (Ergün

Poyraz (2) [GK], B. No: 2013/8503, 27/10/2015, § 37).

38. İfade özgürlüğü ile basın özgürlüğü herkes için geçerli ve

demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir (Bekir

Coşkun, §§ 34-36). Basın özgürlüğünün kamuoyuna çeşitli fikir ve

tutumların iletilmesi ve bunlara ilişkin bir kanaat oluşturması için en iyi

araçlardan birini sağladığı açıktır (İlhan Cihaner (2), B. No: 2013/5574, 30/6/2014, § 63).

39. Buna ilave olarak Anayasa Mahkemesi; siyasetçilerin,

kamuoyunca tanınan kişilerin ve kamusal yetki kullanan görevlilerin gördükleri

işlev nedeniyle daha fazla eleştiriye katlanmak durumunda olduklarını ve

bunlara yönelik eleştirinin sınırlarının çok daha geniş olduğunu her zaman

vurgulamıştır (siyasetçilerle ilgili olarak bkz. Ergün Poyraz (2), § 58; kamusal yetki kullanan görevlilerle

ilgili olarak bkz. Nilgün Halloran, B. No: 2012/1184, 16/7/2014, § 45;

tanınan bir Cumhuriyet başsavcısı ile ilgili olarak bkz. İlhan Cihaner (2),

§ 82). Demokratik bir toplumda basına, siyasetçileri ve kamu görevlilerini

eleştirme ve onlar hakkında yorum yapma hakkı tanınmış olmakla birlikte bu

eleştirilerin kişilerin itibarlarına zarar verir boyuta da ulaşmaması gerekir.

40. Öte yandan siyasetçilerin ve kamu görevlerinin, özellikle

görevleriyle ilgili ya da toplumun genelini ilgilendiren konularda şeref ve

itibarın korunmasını isteme hakkı yönünden diğer bireylere nazaran daha dar bir

korumadan yararlanacakları kabul edilmekle beraber kamu görevlilerinin

siyasetçilerde olduğu gibi her türlü söylemlerini yakın denetime açtıklarının

da söylenemeyeceği, nitekim kamu görevlilerinin görevlerini hakkıyla yerine getirebilmeleri

için kamu güvenine sahip olmaları gerektiği ve bunun da ancak onları asılsız

suçlamalara karşı korumakla sağlanabileceği gözönüne

alınmalıdır. Ayrıca kamunun bilgilenme hakkı, kamuda tanınan kişilerin, kamu

görevlilerinin ve özellikle de siyasi kişiliklerin özel hayatlarının çeşitli

boyutlarına belli bazı durumlarda üstün gelebilse de yayımlanan haberler ile

onlara eşlik eden fotoğraf ve yorumların bu kişilerin sadece özel hayatlarıyla

ilgili detaylar hakkında olması ve belli bir kesimin bu konudaki merakını

gidermek dışında bir amaç taşımaması durumunda ifade özgürlüğü daha dar

yorumlanmalıdır (İlhan Cihaner,

§§ 68-70).

41. Bu sebeple Anayasa'nın 26. ve 28. maddeleri tamamen sınırsız

bir ifade özgürlüğü garanti etmemiştir. 26. maddenin ikinci fıkrasında yer alan

sınırlamalara uyma yükümlülüğü, ifade özgürlüğünün kullanımına basın için de

geçerli olan bazı "görev ve sorumluluklar" getirmektedir (Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No:

2015/18567, 22/2/2016, § 89; R.V.Y. A.Ş.,

B. No: 2013/1429, 14/10/2015, § 35).

42. Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasına göre ifade

özgürlüğünün sınırlandırılma nedenlerinden biri de başkalarının şöhret veya

haklarının korunmasıdır. Bireyin şeref ve itibarı, kişisel kimliğinin ve manevi

bütünlüğünün bir parçasını oluşturur ve Anayasa’nın 17. maddesinin birinci

fıkrasının korumasından faydalanır (İlhan Cihaner (2), § 44). Devlet, bireyin şeref ve

itibarına keyfî olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin saldırılarını

önlemekle yükümlüdür (Nilgün Halloran, § 41; Adnan

Oktar (3), B. No: 2013/1123, 2/10/2013, § 33; Bekir Coşkun, § 45).

43. Bu sebeplerle Anayasa Mahkemesi benzer başvurularda,

başvurucunun cezalandırılmasına ilişkin derece mahkemelerinin kararlarında

başvurucunun ifade özgürlüğü ile başkalarının şöhret veya haklarının korunması

arasında adil bir dengenin gözetilip gözetilmediğini değerlendirir (Nilgün Halloran,

§ 27; İlhan Cihaner

(2), § 39). Bu, soyut bir değerlendirme olmayıp Anayasa Mahkemesi

başvurucunun kullandığı ifadelerin türünün kamusal tartışmalara katkı sunma

kapasitesinin, ifadelere yönelik kısıtlamaların niteliğinin ve kapsamının,

ifadelerin kimin tarafından dile getirildiğinin, kime yöneldiğinin ve kamuoyu

ile diğer kişilerin kullanılan ifadeler karşısında sahip oldukları hakların ağırlığının

gerektiği gibi değerlendirilip değerlendirilmediğine bakar (Nilgün Halloran,

§ 41; Ergün Poyraz (2), § 56).

Bunun için başvurucu tarafından söylenen sözlerin, yazının tamamı ve söylendiği

bağlamdan kopartılmaksızın olayın bütünselliği içinde değerlendirilmesi gerekir

(Nilgün Halloran,

§ 52). Yine ilgili kişinin önceki davranışı, yayımın içeriği, şekli ve

sonuçları ilehaber veya makalenin yayınlanma

şartlarının, söz konusu haberde yer alan olayların geçtiği dönemde ülkede

meydana gelen olaylar ışığında değerlendirilmesi gerekliliği de dikkate

alınması gereken unsurlardır (İlhan Cihaner (2),§§ 67-73).

(b) İlkelerin Olaya

Uygulanması

44. Başvuru konusu yazı, valinin katılacağı bir park açılışı

nedeniyle kaymakam tarafından köy okuluna ait seyyar tuvaletin kaldırılarak

açılışı yapılacak parka götürülmesini konu almakta ve kaymakam, öğrencileri

tuvalet imkânından yoksun bırakmak pahasına okula ait seyyar tuvaletin valinin

açılışına katılacağı parka götürülmesi tercihi nedeniyle eleştirilmektedir. Bu

kapsamda bir kamu görevlisinin tasarrufu nedeniyle köy okulunda zorunlu bir

ihtiyacın giderilmesine yönelik tertibatın kaldırılmasına dair, yerel bir

gazetenin internet haber sitesinde yayımlanan başvuru konusu yazının, kamu

yararına yönelik bir tartışma başlatma amacını taşımakla kamuoyunu

ilgilendirdiği konusunda şüphe bulunmamaktadır.

45. Öte yandan başvuru konusu yazının tümüne bakıldığında hedef

alınan ve davranışı eleştirilen kişinin kaymakam olduğu, buna rağmen söz konusu

habere karşı dönemin valisi tarafından kendisine yönelik küfür ve hakaret

içeren ifadeler bulunduğu gerekçesiyle şikâyette bulunulduğu görülmektedir.

Siyasetçiler ve kamu görevlilerinin özellikle kamuyu ilgilendiren konularda

eleştiriye katlanma yükümlülüklerinin daha geniş olduğu kabul edilmekle beraber

yayımlanan yazı ve haberin bu kişilerin sadece özel hayatlarıyla ilgili

detaylar içermesi durumunda ifade özgürlüğünün daha dar yorumlanması

gerekliliği ile kamu görevlilerinin kamu güvencesine sahip olmasının önemi de gözönüne alındığında başvuru konusu yazıda, davranışı

eleştiri konusu yapılmayan ve yazının hedefi olmayan dönemin valisine,

özellikle de küfür ve hakaret edildiği iddiası, somut olayda şeref ve itibarın

korunması hakkına öncelik verilmesini gerektirebilir. O hâlde başvuru konusu

yazıda valiye yönelik küfür ve hakaret içeren ifadeler olup olmadığı, yazının

amacı ve valiye yönelik sözlerin bağlamı da dikkate alınarak

değerlendirilmelidir.

46. Başvuru konusu yazıda kaymakamın, bir park açılışına

katılacak olan valinin ihtiyacını köy okulu öğrencilerinden öncelikli

addetmesi, bir köşe yazısı formatında ve argokelimelerin

de kullanıldığı bir tarzda eleştirilmiştir. Başvurucunun mahkûmiyetine ilişkinkararın gerekçesi ile iddianamede yer verilen

bölümler dikkate alındığında argo kelime kullanımının vali yönünden onur, şeref

ve saygınlığı zedeleyici nitelikte olduğu ve küçük düşürücü mahiyette

bulunduğunun kabul edildiği anlaşılmaktadır.

47. Öncelikle argo olarak nitelendirilen söz konusu ifadelerin,

bir basın aracında açıkça yer verilmesiyle sakınca oluşturabilecek bir küfür

niteliğine ulaşmadığından bahsedilebilir.Öte yandan

başvuru konusu yazının amacı ve valiye yönelik sözlerin bağlamı ile özellikle

valinin isminin geçmediği de dikkate alındığında, yazıda valiye yer

verilmesiyle argo kelime kullanımını anılan şahıs açısından kişiselleştirmekten

ziyade haberin asıl hedefi olan kamu görevlisinin köy okulu öğrencilerini,

idari hiyerarşiye göre kendisinin üstü konumunda bulunan bir makam karşısında

ikinci planda bıraktığının vurgulanmaya çalışıldığı görülmektedir. Dolayısıyla

bir bütün olarak değerlendirildiğinde valiye hakaret etme ya da onu küçük

düşürme amacının göze çarpmadığı, kamu yararını ilgilendirdiği konusunda bir

şüphe de bulunmayan başvuru konusu haberin ifade özgürlüğü yönünden

yararlanabileceği koruma geniş olmalıdır.

48. Son olarak başvurucunun mahkûmiyetine hükmedilen kararda,

başvuru konusu yazıda yer alan hangi ifadelerin neden valinin onur ve şerefini

zedeleyici nitelikte kabul edildiği konusunda yeterli ve ikna edici bir

gerekçeye yer verilmediği de dikkate alınarak başvurucunun ifade özgürlüğüne

yapılan müdahalenin başkalarının şöhret ve haklarının korunması için demokratik

toplum düzeninde gerekli bir müdahale olmadığı kanaatine varılmıştır.

49. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 26. ve 28.

maddelerinin birinci fıkralarında güvence altına alınan ifade ve basın

özgürlüklerinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

Serdar ÖZGÜLDÜR bu görüşe katılmamıştır.

B. Diğer İhlal İddiaları

50. Başvurucu, karar duruşmasından önce yalnızca bir haftalık

süre verilerek etkili savunma yapmasının engellenmesi nedeniyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

51. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin meşru

vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya

davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu

belirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı gösterilmediğinden

bu hakkın kapsam ve içeriği Sözleşme’nin 6. maddesi çerçevesinde

belirlenmelidir (Güher Ergun ve diğerleri,

B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

52. Savunma hakkı Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenmiş olup

ceza yargılamasında savunma hakkının güvence altına alınması demokratik

toplumun temel bir ilkesidir. Bu sebeple hakkaniyete uygun bir yargılamanın

gerçekleştirilebilmesi için, savunma hakkının tam ve etkili bir biçimde

kullanılmasının sağlanması gerekir (Erol Aydeğer, B. No: 2013/4784, 7/3/2014, § 32).

53. Ceza yargılamasının temel koşulu, şüpheli veya sanığa

suçlamanın niteliği ve sebebinin ayrıntılı bir biçimde bildirilmesidir. Ceza

kovuşturmasında iddianamenin tebliğ edilmesiyle sanığın, suçlamalardan haberdar

olduğu kabul edilmektedir. Ayrıca sanığa ve müdafiine

savunma için gerekli hazırlıkları yapabilecekleri sürenin verilmesi

gerekmektedir (Erol Aydeğer,

§§ 35-38).

54. Somut olayda başvurucunun,

hakkındaki suçlamanın nedenleri ve niteliği hakkında

bilgilendirildiği, duruşmada hazır

bulunabilmesi için gerekli önlemlerin alındığı ve savunmasını hazırlaması için gerekli süreden faydalandığı tespit edildiğinden savunma hakkına

yönelik bir ihlal olmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır.

55. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

56. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

57. Başvurucu, mahkûmiyetine hükmedilen kararın haklarını ihlal

ettiğinin tespiti ile 50.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminat talebinde

bulunmuştur.

58. İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır.

59. İfade ve basın özgürlüğü ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Adıyaman 3. Asliye Ceza

Mahkemesine (E.2014/157, K.2014/262) gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

60. Başvurucuya net 1.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

61. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belge

sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi

gerekir.

62. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 1.800 TL vekâlet ücretinden

oluşanyargılama giderinin başvurucuya ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

2. İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

B. Anayasa'nın 26. maddesinin birinci fıkrasında güvence altına

alınan ifade özgürlüğü ile Anayasa'nın 28. maddesinin birinci fıkrasında

güvence altına alınan basın özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE Serdar ÖZGÜLDÜR'ün karşıoyu ve

OYÇOKLUĞUYLA,

C. Kararın bir örneğinin ifade ve basın özgürlükleri ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

Adıyaman 3. Asliye Ceza Mahkemesine (E.2014/157, K.2014/262) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 1.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

26/10/2017 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY GEREKÇESİ

Başvurucunun internet sitesinde yazmış olduğu haber metni bir

bütün halinde değerlendirildiğinde; çoğunluk kararında kabul edildiği gibi

“ölçülülük” ilkesine aykırı düşen bir ifade özgürlüğü ihlâlinin söz konusu

olmadığı, haber yazısındaki ifade ve vurguların salt “ağır argo” kullanımıyla

sınırlı kalmayıp, il valisini tahkir ve ve tezyif

seviyesine vardığı, başvurucunun başka haberleri nedeniyle de evvelce yerel

mahkemeler tarafından hakkında “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması” ve

“Kovuşturmanın ertelenmesi” kararları verildiği, Anayasa Mahkemesinin konuya

ilişkin kararları (AYİM, Nilgün Halloran, no. 2012/1184, par.25-64; AYM, Emin Aydın, 2013/2602,

par.80) ile AİHM’nin aynı yöndeki kararları (Pakdemirli/Türkiye, no. 35839/97, 22 Şubat 2005, par. 32-35; Jalba/ Romanya, no. 43912/10; Janowski/Polonya, no: 25716/94,

par. 32-35; Keller/Macaristan, 4 Nisan 2006, no.

33352/02) gözetildiğinde, başvurucunun hakaret suçundan adli para cezasına

mahkûmiyeti nedeniyle ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin, ölçüsüz olarak

kabul edilemeyeceği, dolayısiyle ifade özgürlüğünün

ihlâl edilmediği kanaatine vardığımdan, çoğunluğun aksi yöndeki kararına

katılmıyorum.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

Ceren Sedef

EREN

Başvurucu

:

Haci BOĞATEKİN

Vekili

:

Av. Hüseyin

BOĞATEKİN

Üye Serdar ÖZGÜLDÜR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/18101, 26 Ekim 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. İfade ve Basın
  11. B. Diğer İhlal İddiaları
  12. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  13. B. Anayasa'nın 26. maddesinin birinci fıkrasında güvence altına
  14. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  15. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Karşı Oy Gerekçesi
  17. Yıldırım
  18. Özgüldür
  19. Akıncı
  20. Topal
  21. M. Emin KUZ
  22. Eren
  23. Boğatekin
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/18101
Tarih
26 Ekim 2017

İlgili Kararlar

  • Mehmet Kılınç Başvurusu (B. No: 2014/13473)
  • Ayşe Yıldırım Başvurusu (B. No: 2014/5)
  • Aydemir Güvener Başvurusu (B. No: 2014/15223)
  • Şeyhmus Öncel Başvurusu (B. No: 2014/2991)
  • B. K. Başvurusu (B. No: 2014/14189)
  • Asli Alp ve Şükrü Alp Başvurusu (B. No: 2014/18260)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.