İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm
Birinci BölümBaşvuru No: 2014/2457Tarih: 19 Nisan 2017

Hafize Aslan Başvurusu (B. No: 2014/2457)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

HAFİZE ASLAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/2457)

Karar Tarihi: 19/4/2017

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kamuya ait tesisin özelleştirilmesinden sonraki

süreçte iş akdinin feshedilmesinden kaynaklanan alacakların Mahkeme kararına

rağmen tahsil edilememesi, idarenin kusuruna dayalı olarak açılan davanın da

süre aşımından reddedilmesi ve yargılamanın makul sürede sonuçlanmaması

nedenleriyle adil yargılanma hakkının ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 24/2/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucunun çalıştığı kamuya ait Türkiye Elektronik Sanayi

ve Ticaret A.Ş. Genel Müdürlüğü (TESTAŞ), Türkiye Et ve Balık Kurumu A.Ş. Genel

Müdürlüğü ile birleştirilerek bu kurum tarafından işletilmeye başlanmıştır.

9. TESTAŞ, Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca özelleştirme

yoluyla 31/12/1995 tarihinde T. F. Elektronik San. ve Tic. A.Ş.’ye

satılmış, başvurucu özelleştirilen bu şirkette çalışmaya devam etmiştir.

A. Aydın 1. İdare

Mahkemesinin E.1995/2342 Sıra Sayısına Kayden Görülen

Dava Süreci

10. S.K. isimli şahıs tarafından Özelleştirme İdaresi Başkanlığı

aleyhine 1995 yılında Aydın 1. İdare Mahkemesinde açılan davada, güvenoyu

almamış Başbakan’ın Özelleştirme Yüksek Kuruluna atama yapamayacağı,

dolayısıyla Özelleştirme Yüksek Kurulunun teşekkül etmediği ve özelleştirme de

yapamayacağı iddiasıyla TESTAŞ’a ait Aydın

tesislerinin özelleştirme işleminin iptali talep edilmiştir.

11. Aydın 1. İdare Mahkemesi, 16/2/1999 tarihli kararla dava

konusu işlemin iptaline karar vermiş, temyiz üzerine, Danıştay Onuncu

Dairesinin 24/9/2001 tarihli ilamıyla hüküm onanmış, karar düzeltme istemi,

aynı Dairenin 31/1/2005 tarihli ilamıyla reddedilmiştir.

B. Ankara 5. İş

Mahkemesinde Görülen Dava Süreci

12. Başvurucunun iş akdi T. F. Elektronik San. ve Tic. A.Ş.

tarafından 26/4/1998 tarihinde feshedilmiş, bunun üzerine başvurucu, TESTAŞ

Genel Müdürlüğü, Türkiye Et ve Balık Kurumu A.Ş. Genel Müdürlüğü, Özelleştirme

İdaresi Başkanlığı ve T. F. Elektronik San. ve Tic. A.Ş. aleyhine, Ankara 5. İş

Mahkemesinde açtığı alacak ve tazminat davasında, işçi olarak çalıştığı TESTAŞ

Genel Müdürlüğünün, tüm aktif ve pasifiyle Türkiye Et ve Balık Kurumu A.Ş.

Genel Müdürlüğüne devredildiğini, Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca

özelleştirilerek T. F. Elektronik San. ve Tic. A.Ş.’ye

satıldığını, iş akdinin işveren tarafından feshedildiğini, ancak işçilik

alacakları ve tazminatlarının ödenmediğini, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının

özelleştirme işlemi sırasında hizmet kusurunun bulunduğunu ileri sürerek

işçilik tazminatları ve alacaklarının tahsilini talep etmiştir.

13. Ankara 5. İş Mahkemesince 12/11/2001 tarihinde verilen

kararla, davalı TESTAŞ Genel Müdürlüğünün dava tarihinden önce Türkiye Et ve

Balık Kurumu A.Ş. Genel Müdürlüğü ile birleşerek tüzel kişiliğinin sona erdiği,

davalı Türkiye Et ve Balık Kurumu A.Ş. Genel Müdürlüğünün, işyerinin

özelleştirildiği 31/12/1995 tarihine kadar olan tazminat ve alacaklardan

sorumlu olduğu, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı aleyhine hizmet kusuruna dayalı

açılan davada görevli yargı yerinin idare mahkemeleri olduğu belirtilerek

davanın kısmen kabulüne, kıdem tazminatının, belirli kısmının davalı Türkiye Et

ve Balık Kurumu A.Ş. Genel Müdürlüğünden faizi ile birlikte, kalan kısmının

davalılar Türkiye Et ve Balık Kurumu A.Ş. Genel Müdürlüğü ve T. F. Elektronik

San. ve Tic. A.Ş.’den müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı TESTAŞ Genel Müdürlüğünün,

Türkiye Et ve Balık Kurumu A.Ş. Genel Müdürlüğü ile birleşmesi sonucu tüzel

kişiliği sona erdiği için anılan davalı hakkında hüküm kurulmasına yer

olmadığına, davalı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı bakımından bu konuda idari

yargı yeri görevli olduğu için davanın yargı yolu bakımından reddine karar

verilmiştir.

14. Tarafların temyizi üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin

17/9/2002 tarihli ilamıyla hüküm onanmıştır.

C. Manisa 2. İcra

Dairesinde Yürütülen İcra Takip Süreci

15. Başvurucu, 2/4/2002 tarihinde Türkiye Et ve Balık Kurumu

A.Ş. Genel Müdürlüğü ve T. F. Elektronik San. ve Tic. A.Ş. aleyhine, Manisa 2.

İcra Müdürlüğünün E.2002/1355 sayılı icra takip dosyasında, Ankara 5. İş

Mahkemesinin 12/11/2001 tarihli kararına dayalı olarak icra takibi

başlatmıştır.

16. Her iki borçlu aleyhine ayrı ayrı icra emri gönderilerek söz

konusu borçların faizleri ile birlikte ödenmesi istenmiştir.

17. Borçlu Türkiye Et ve Balık Kurumu A.Ş. Genel Müdürlüğü

22/4/2002 tarihinde icra takibine konu borcunu ödemiştir.

18. Borçlu T. F. Elektronik San. ve Tic. A.Ş. aleyhine yapılan

icra takibi hâlen devam etmekte olup borçluya ait gayrimenkuller üzerinde haciz

işlemi yapıldığı anlaşılmıştır.

D. Aydın 1. İdare

Mahkemesinin E.2007/793 Sıra Sayısına Kayden Görülen

Dava Süreci

19. Başvurucu, 17/4/2007 tarihinde Özelleştirme İdaresi

Başkanlığına başvurarak, Türkiye Et ve Balık Kurumu A.Ş. Genel Müdürlüğünden

tahsil ettiği tazminat dışında kalan miktarın ödenmesini istemiştir.

20. Özelleştirme İdaresi Başkanlığının talebi reddetmesi üzerine

başvurucu, 3/7/2007 tarihinde Aydın 1. İdare Mahkemesinde Özelleştirme İdaresi

Başkanlığı aleyhine açtığı davada, davalının hizmet kusurunun bulunduğunu ileri

sürerek, Türkiye Et ve Balık Kurumu A.Ş. Genel Müdürlüğü dışında diğer

borçludan tahsil edemediği tazminatın ödenmesini talep etmiştir.

21. Aydın 1. İdare Mahkemesinin 26/2/2009 tarihli kararında,

başvurucunun Ankara 5. İş Mahkemesinde açtığı davanın Özelleştirme İdaresi

Başkanlığına ilişkin kısmının görevsizlik nedeniyle reddedildiği ve bu kararın

kesinleştiği tespiti yapıldıktan sonra "görevsiz

yargı yerine açılan davada, idari yargı mercilerinin görevli olduğundan bahisle

verilen kararın kesinleşmesinden itibaren 30 günlük dava açma süresi içinde görevli

idari yargı mercilerinde dava açılması gerekirken, Ankara 5. İş Mahkemesince

verilen kararın kesinleşmesinden yaklaşık 5 sene sonra yapılan başvurunun,

zamanaşımına uğramış dava açma süresini ihya etmeyeceğinin açık olduğu"

gerekçesiyle süre aşımı yönünden dava reddedilmiştir.

22. Başvurucu tarafından, Ankara 5. İş Mahkemesinin anılan

kararının onanmasına ilişkin Yargıtay kararının taraflara tebliğ edilmediği ve

bu kararı öğrenme tarihinden itibaren süresinde dava açtığı iddiasıyla temyiz

edilen bu karar Danıştay Onikinci Dairesinin,

29/11/2011 tarihli ilamı ile "Tazminat

talebini oluşturan davacının kıdem tazminatı ve sair alacaklarının TESTAŞ Aydın

Tesislerinin özelleştirilmesi sırasında idarenin kusurlu hareket ettiği savına

dayalı olarak talep edildiği, bu durumda, davanın özelleştirmeye ilişkin

işlemle doğduğu ve davacının zararının doğduğunu öğrendiği tarih olan iş

akdinin feshinden sonra 2577 sayılı Kanun’un 12. maddesinde öngörülen dava açma

süresinde dava açmadığı anlaşıldığından, davanın süre aşımı nedeniyle esasının

incelenme olanağı bulunmamaktadır" farklı gerekçesine dayanılarak onanmıştır.

23. Başvurucunun karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 26/11/2013

tarihli ilamıyla reddedilmiş, ilam başvurucuya 15/2/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

24. Başvurucu, 24/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

25. Mahkemenin 19/4/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Zorla Çalıştırma

Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

26. Başvurucu, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının işçilik

haklarından doğan alacakları ile ilgili gerekli koruma önlemlerini almadığını

ve hatalı davrandığını, çalışmasının karşılığını alamadığını belirterek zorla

çalıştırma yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

27. Anayasa'nın 18. maddesinin gerekçesinde angarya, kişinin

emeğinin karşılığını almadan zorla çalıştırılması olarak tanımlanmıştır.

Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında da angarya, bir maldan ya da bir

kişinin çalışmasından karşılıksız yararlanma biçiminde tanımlanmıştır.

Hizmetlerin karşılığında kendilerine ücret ödenen kişilerin bu yükümlülük

kapsamındaki çalışmalarının angarya olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı

belirtilmiştir (AYM, E.2011/150, K.2013/30, 14/2/2013).

28. Anayasa'da "zorla

çalıştırma" yasaklanmakla birlikte bu kavramın tanımı

yapılmamıştır. Bu kavramın tanımı ve içeriği belirlenirken temel insan

haklarına ilişkin uluslararası sözleşmelerden ve ilgili uluslararası

otoritelerin yorum ve uygulamalarından yararlanılabilir. Zorla çalıştırma

yasağına ilişkin uluslararası kurallar, 29 No.lu Cebri ve Mecburi Çalıştırmaya

İlişkin ILO Sözleşmesi'nde düzenlenmiştir. Anılan Sözleşme'nin 2. maddesinde

yapılan ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince (AİHM) de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin

(Sözleşme veya AİHS) 4. maddesinde yer alan zorla çalıştırma yasağının

kapsamının belirlenmesinde esas alınan tanıma göre zorla çalıştırma,

"herhangi bir kişinin ceza tehdidi altında ve bu kişinin tam isteği

olmadan mecbur edildiği tüm iş veya hizmetleri" ifade etmektedir. Buna

göre zorla çalıştırmadan söz edilebilmesi için kişinin ceza tehdidi altında ve

rızası bulunmaksızın çalıştırılması gerekmektedir (AYM, E.2011/150, K.2013/30,

14/2/2013).

29. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasına göre Mahkemece, açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemez

olduğuna karar verilebilir. Başvurucunun ihlal iddialarını kanıtlayamadığı,

iddialarının salt kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu,

temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu

açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular

açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Münis Düşenkalkar, B.No:2013/1244,

17/7/2014, § 28).

30. Başvuru konusu olayda daha sonra özelleştirilen ancak en

başta kamuya ait bir işletme olan TESTAŞ'ta, yaptığı

sözleşmeye istinaden ücret mukabili belirli bir süre çalışmış olan başvurucu, TESTAŞ'ı devralan şirketçe iş akdinin feshinin ardından bir

kısım işçilik alacaklarını tahsil edemeyerek çalışmasının karşılığını

alamadığından yakınmakla birlikte, yaptığı işin karşılığı olarak kendisine hiç

ücret ödenmediğinden veya istemediği bir işin kendisine zorla yaptırıldığından

şikâyet etmemektedir.

31. Bu durumda başvurucu öncesinde kamuya ait olan ardından

özelleştirilen işletmede gerçekleştirdiği çalışmayı bir sözleşmeye istinaden ve

ücreti mukabili yerine getirmiştir. Başvurucunun bu işte zorla çalıştırıldığına

dair bir emare de ortaya konulmamıştır. Dolayısıyla zorla çalıştırma yasağı

yönünden başvurucuya bir müdahalenin bulunmadığı açıktır.

32. Açıklanan nedenlerle, zorla çalıştırma yasağı hususunda bir

müdahalenin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Ankara 5. İş Mahkemesi

Kararının Uygulanmadığına İlişkin İddia

33. Başvurucu, Ankara 5. İş Mahkemesinde açtığı davanın kabul

edilmesine karşın alacaklarını tahsil edemediğini ileri sürmüştür.

34. 6216 sayılı Kanun'un 47. maddesinin (3) numaralı, 48.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 59.

maddesinin ilgili fıkraları uyarınca başvurucunun; başvuru konusu olaylara

ilişkin iddialarını açıklama, dayanılan Anayasa hükmünün ihlal edildiğine dair

hukuki iddialarını kanıtlama, bireysel başvuru kapsamındaki haklardan

hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeleri ve

delilleri sunma yükümlülüğü bulunmaktadır (S.S.A.,

B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 38; Veli

Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20).

35. Somut olayda başvurucu lehine bir kısım alacakların,

borçlular Türkiye Et ve Balık Kurumu A.Ş. Genel Müdürlüğü ve T. F. Elektronik

San. ve Tic. A.Ş.’den müştereken ve müteselsilen tahsiline yönelik hüküm kurulan Ankara 5. İş

Mahkemesi kararının, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 17/9/2002 tarihli ilamıyla

onandığı, onama üzerine söz konusu alacaklardan kendi payına düşen kısmını

borçlu Türkiye Et ve Balık Kurumu A.Ş. Genel Müdürlüğünün ödediği, ancak diğer

borçlu T. F. Elektronik San. ve Tic. A.Ş. tarafından ödeme yapılmadığı, anılan

Şirkete ait gayrimenkuller üzerine haciz konulduğu ve icra takibinin devam

ettiği anlaşılmıştır (bkz. §§ 17, 18).

36. Başvurucu, T. F. Elektronik San. ve Tic. A.Ş.'den

alacaklarının tahsil edemediğini ileri sürmüşse de Mahkeme kararının icra

edilememesi konusunda kamu gücünü kullanan İcra Müdürlüğünün herhangi bir fiilinden

söz etmediği gibi bu konuda hiçbir bilgi veya belge de ileri sürmemiştir.

Ayrıca borçlu Şirketin özel hukuk tüzel kişisi olduğu da gözetilerek ve

başvurucunun İcra Müdürlüğünün fiili nedeniyle alacağını tahsil edemediğine

yönelik belge veya bilgi sunmadığı belirlenmiş, icra dosyası içeriğinden de

başvurucunun iddialarını kanıtlayan herhangi bir bilgiye ulaşılamamıştır. Bu

şekilde başvuru dilekçesi ile ihlal iddialarının dayanağı bilgi ve belgeler

açıkça bildirilmediği gibi başvurucu, herhangi bir bilgi ve belgenin

ilgililerden istenmesi için Anayasa Mahkemesinden bir talepte de bulunmamıştır.

37. Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurularda

başvurucuların başvurularını titizlikle hazırlama ve takip etme yükümlülükleri

vardır. Bu yükümlülüğün bir gereği olarak başvurucu, ihlal edildiğini iddia

ettiği Anayasa hükmünün nasıl ihlal edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunmak

suretiyle hukuki iddialarını kanıtlamak zorundadır. Başvurucu tarafından soyut

şekilde birtakım Anayasa hükümlerine atıfta bulunulmuş olması iddiaların

ispatlandığı anlamına gelmez. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu,

Anayasa'ya aykırılığın soyut biçimde ileri sürülmesini sağlayan bir yol olarak

düzenlenmemiştir (Adnan Güzel, B.

No: 2014/2496, 25/2/2015, § 66).

38. Başvurucunun, ihlal iddiasının dayanağı olan tüm olayları

göstermesi, başvuruyu aydınlatacak ve hükmün esasını etkileyecek argümanları

destekleyici tüm belgeleri başvuru dilekçesine eklemesi gerekir. Şayet bir

belge elde edilememişse, bunun da nedenleri açıklanmalıdır. Somut başvuruda

başvurucu bu koşulları yerine getirmeyerek iddialarını temellendirmediğinden

başvurusunun esasının incelenmesi imkânı bulunmamaktadır (Veli Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014, §

26).

39. Açıklanan gerekçeyle, başvurucu tarafından ileri sürülen

ihlal iddialarının kanıtlanamamış olmasından dolayı, başvurunun bu kısmının

diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Aydın 1. İdare Mahkemesinin

E.1995/2342 Sıra Sayısına Kayden Görülen Davada

Verilen Kararın Uygulanmadığına İlişkin İddia

40. Somut olayda başvurucu, S.K. tarafından, Özelleştirme

İdaresi Başkanlığı aleyhine Aydın 1. İdare Mahkemesinde açılan dava sonunda

özelleştirme işleminin iptal edildiğini, Danıştay tarafından kararın onandığını

ve karar düzeltme isteminin reddedilmesi üzerine hükmün kesinleştiğini, buna

rağmen iptal kararının uygulanmadığını ileri sürmüştür.

41. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının

tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun, bireysel başvuru konusu şikâyetini

öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak

iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara

sunması ve bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni

göstermiş olması gerekir(İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).

42. Somut olayda başvurucunun, TESTAŞ Genel Müdürlüğünün

özelleştirilmesi işlemine karşı herhangi bir dava açmadığı, ayrıca Aydın 1.

İdare Mahkemesince verilen iptal kararından önce 26/4/1998 tarihinde

başvurucunun iş akdine son verildiği, başvurucunun işe iade davası açmadığı

yalnızca işçi tazminatları ve alacaklarının tahsili amacıyla Ankara 5. İş

Mahkemesinde dava açtığı ve bu dava sonunda verilen kararın da özelleştirme

işleminin iptaline dair kararın kesinleşmesinden önce Yargıtay 9. Hukuk

Dairesince 17/9/2002 tarihinde onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır.

Özelleştirme işleminin iptali amacıyla Özelleştirme İdaresi Başkanlığı aleyhine

başvurucunun süresi içinde açtığı herhangi bir dava olmadığı gibi Ankara 5. İş

Mahkemesinde açtığı davada ve Aydın 1. İdare Mahkemesinde açtığı E. 2007/793

sıra sayısına kayden görülen davada da bu iddiasını

ileri sürmediği, bu şekilde olağan kanun yollarına başvurmadığı, dolayısıyla

hukuk sisteminde düzenlenen başvuru yollarını usulünce tüketmeden bireysel

başvuruda bulunduğu belirlenmiştir.

43. Açıklanan nedenlerle, başvurucu tarafından, hukuk sisteminde

düzenlenen başvuru yolları usulüne uygun olarak tüketilmeden temel hak ve

özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının bireysel başvuru konusu yapıldığı

anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

D.Aydın 1. İdare

Mahkemesinin E.2007/793 Sıra Sayısına Kayden Görülen

Dava Sürecinde Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

44. Başvurucu, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı aleyhine Aydın 1.

İdare Mahkemesinde açtığı davanın süre aşımı nedeniyle reddedildiğini,

alacağını hâlen tahsil edemediğini ve özelleştirme işleminin 31/1/2005 tarihi

itibarıyla iptal edilmesine rağmen iptale ilişkin mahkeme kararının

uygulanmadığını, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının kusurlu fiilleri sonucu

alacağını alamadığını, hatalı ve kanuna aykırı özelleştirme işlemi yapıldığının

Mahkeme kararı ile ortaya çıktığını, buna rağmen davanın reddine karar verildiğini

belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

45. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu kapsamda başvurucunun, açtığı davanın

süre aşımı gerekçesi ile reddedilmesini bireysel başvuruya konu ettiği

anlaşıldığından, başvurucunun iddialarının adil yargılanma hakkı kapsamında

mahkemeye erişim hakkı yönünden incelenmesi uygun görülmüştür.

46. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan

mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve

uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına

gelir. Dava açmak isteyen kişinin mahkemeye erişim hakkının özüne zarar verecek

seviyeye ulaşmadığı müddetçe dava açma koşullarına sınırlamalar getirilebilir (Aktif Elektrik Müh. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.,

B. No: 2012/855, 26/6/2014, § 36).

47. Dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerin

öngörülmesi, bu süreler dava açmayı imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkça

hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve mahkemeye erişim hakkına aykırılık

oluşturmaz (Remzi Durmaz, B. No:

2013/1718, 2/10/2013, § 27). Ancak mahkemelerin, usul kurallarını uygularken

davanın hakkaniyetine halel getirecek ölçüde katı şekilcilikten, öte yandan

kanunla öngörülmüş usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak ölçüde

aşırı esneklikten kaçınmaları gerekir (Kamil Koç, B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 65).

48. Somut olayda Danıştay Onikinci

Dairesince, başvurucunun talebi dosyada yer alan bilgi ve belgeler ışığında

değerlendirilip, olaya uygulanacak 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama

Usul Kanunu'nun ilgili hükümleri ile birlikte yorumlanmak suretiyle, gerekçesi

de belirtilerek (bkz. §§ 21-22) bir karar verilmiştir. Yapılan bu değerlendirme

ve ulaşılan sonuç, dava açmayı imkânsız kılacak nitelikte aşırı şekilci bir

yaklaşımdan kaynaklanmadığı gibi belirtilen kanun hükümlerineöngörülmeyecek

şekilde olağanın dışında bir anlam vermek suretiyle sonuca ulaşıldığına dair

bir uygulama olarak da değerlendirilmemiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim

hakkına engel bir durum bulunmadığı sonucuna varılmış, başvuru konusu işlemde

açık ve görünür bir ihlal saptanmamıştır.

49. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

E. Aydın 1. İdare

Mahkemesinin E.2007/793 Sıra Sayısına Kayden Görülen

Davada Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

50. Başvurucu, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı aleyhine Aydın 1.

İdare Mahkemesinde açtığı davanın süre aşımı nedeniyle reddedildiğini,

alacağını hâlen tahsil edemediğini ve özelleştirme işleminin 31/1/2005 tarihi

itibarıyla iptal edilmesine rağmen iptal kararının uygulanmadığını,

Özelleştirme İdaresi Başkanlığının kusurlu fiilleri sonucu alacağını alamadığını,

hatalı ve kanuna aykırı özelleştirme işlemi yapıldığının Mahkeme kararı ile

ortaya çıktığını, buna rağmen davanın reddine karar verildiğini belirterek

mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

51. Yukarıda belirtildiği üzere (bkz. § 41) bireysel başvuru

yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için

öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun,

bireysel başvuru konusu şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve

yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi

ve delilleri zamanında bu makamlara sunması ve bu süreçte dava ve başvurusunu

takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir.

52. Somut olayda, başvurucunun, Aydın 1. İdare Mahkemesinde

açtığı davanın süre aşımı nedeniyle reddedildiği dikkate alındığında, hukuk

sisteminde düzenlenen başvuru yollarını usulünce tüketmediği ve süresi içinde

dava açmadığı, bu şekilde süresinde olağan kanun yollarına başvurmadığı

anlaşılmıştır. Dolayısıyla başvurucunun, hukuk sisteminde düzenlenen başvuru

yollarını usulünce tüketmeden bireysel başvuruda bulunduğu belirlenmiştir.

53. Açıklanan nedenlerle, başvurucu tarafından, hukuk sisteminde

düzenlenen başvuru yolları usulüne uygun olarak tüketilmeden mahkeme kararının

uygulanmadığı iddiasının bireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından

başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

F. Ankara 5. İş

Mahkemesinde Görülen Davanın Makul Sürede Sonuçlanmadığına İlişkin İddia

54. Başvurucu, Ankara 5. İş Mahkemesinde görülen işçi ve işveren

ilişkisinden kaynaklanan tazminat ve alacak davasının makul sürede

sonuçlanmadığını ileri sürmüştür.

55. 6216 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin (8) numaralı

fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlangıcı

23/9/2012 tarihi olup bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar

aleyhine yapılan bireysel başvurular incelenebilir (Zafer Öztürk, B. No: 2012/51, 25/12/2012, § 17).

56. Somut olayda, başvurucu tarafından Ankara 5. İş Mahkemesinde

açılan dava sonunda 12/11/2001 tarihinde davanın kısmen kabulüne karar

verilmiş, temyiz üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 17/9/2002 tarihli

ilâmıyla onanarak aynı tarihte hüküm kesinleşmiştir. Anılan hükme dayalı olarak

Manisa 2. İcra Müdürlüğünde yapılan ilamlı icra takibi üzerine borçlu Türkiye

Et ve Balık Kurumu A.Ş. Genel Müdürlüğünce 22/4/2002 tarihinde icra takibine konu

borç ödenmiştir. Başvurucunun, aleyhine icra takibi yaptığı T. F. Elektronik

San. ve Tic. A.Ş. hakkındaki icra takibi ise devam etmektedir. Anılan şirketin

özel hukuk tüzel kişisi olduğu ve aleyhine yapılan icra takibine rağmen

alacağın tahsil edilememesinde İcra Müdürlüğüne atfedilebilecek bir kusurun

bulunmadığı, dolayısıyla yargılama sürecinin, kamu kurumu niteliğindeki Türkiye

Et ve Balık Kurumu A.Ş. Genel Müdürlüğünce 22/4/2002 tarihinde yapılan ödeme

ile sona erdiği kabul edilmiştir. Bu durumda başvuru, zaman bakımından Anayasa

Mahkemesinin yetkisi dışında kalmaktadır.

57. Açıklanan nedenlerle, başvuru konusu kararın 23/9/2012

tarihinden önce kesinleşmiş olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının,

diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

G. Aydın 1. İdare

Mahkemesinin E.2007/793 Sıra Sayısına Kayden Görülen

Dava Sürecinin Makul Sürede Sonuçlanmadığına İlişkin İddia

58. Başvurucu, Aydın 1. İdare Mahkemesinin E.2007/847 sıra

sayısına kayden görülen dava sürecinin makul sürede

sonuçlanmadığını ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

59. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

60. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılamanın süresi tespit edilirken, sürenin başlangıç tarihi olarak

davanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devam

eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul süre şikâyetiyle ilgili

kararını verdiği tarih esas alınır (Selahattin

Akyıl, B. No: 2012/1198, 7/11/2013, §§ 45, 47).

61. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Selahattin Akyıl, § 41).

62. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda yaklaşık 6 yıl 8 aylıkyargılama süresinin (bkz.§§ 19-23) makul olmadığı

sonucuna varmak gerekir.

63. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

H. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

64. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir. …”

65. Başvurucu maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

66. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

67. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya net 7.200 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

68. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belge

sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi

gerekir.

69. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Zorla çalıştırma

yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Ankara 5. İş Mahkemesi

kararının uygulanmadığına ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Aydın 1. İdare

Mahkemesinin E.1995/2342 sıra sayısına kayden görülen

davada verilen kararın uygulanmadığına ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Aydın 1. İdare

Mahkemesinin E.2007/793 sıra sayısına kayden görülen

dava sürecinde adil yargılanma hakkının ihlaline ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Aydın 1. İdare

Mahkemesinin E.2007/793 sıra sayısına kayden görülen

dava sürecinde mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

6. Ankara 5. İş

Mahkemesinde görülen davanın makul sürede sonuçlanmadığına ilişkin iddianın zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

7. Aydın 1. İdare

Mahkemesinin E.2007/793 sıra sayısına kayden görülen

dava sürecinin makul sürede sonuçlanmadığına ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süre

yargılanma hakkının Aydın 1. İdare Mahkemesinin E.2007/793 sıra sayısına kayden görülen dava yönünden İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 7.200 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Aydın 1. İdare Mahkemesine (E.2007/793,

K.2009/401) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

19/4/2014 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör Yrd.

:

İsmail Emrah

PERDECİOĞLU

Başvurucu

:

Hafize ASLAN

Vekili

:

Av. Halit

MORALIOĞLU

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/2457, 19 Nisan 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

  • Mercii: Anayasa Mahkemesi
  • Bölüm: Birinci Bölüm
  • Başvuru No: 2014/2457
  • Tarih: 19 Nisan 2017

İlgili Kararlar

  • Emine Sıdıka Eroğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/19618)
  • Esat Akbulut ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/19794)
  • Halil İbrahim Köktepe Başvurusu (B. No: 2014/12521)
  • Em Export Dış Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2014/10283)
  • Abdullah Deniz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/14607)
  • Atlas Dış Ticaret ve İnşaat Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2014/20295)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.