İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hakan Coşkuner Başvurusu (B. No: 2013/4785)

1. Başvurucu, 22/3/2005 tarihinde İstanbul 14. Asliye Hukuk

Başvuru No2013/4785Tarih15 Nisan 2014Okuma13 dk · 2.587 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Hakan Coşkuner Başvurusu

Karar tarihi
15 Nisan 2014
Başvuru Numarası
2013/4785
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.587 kelime·13 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, 22/3/2005 tarihinde İstanbul 14. Asliye Hukuk

Mahkemesinde açtığı vekalet alacağının tahsili davası sonunda faize

hükmedilmediğini, yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminat talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 24/6/2013 tarihinde İstanbul 5. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 8/1/2014 tarihinde,

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

I.4. Birinci Bölümün 29/1/2014

tarihli ara kararı gereğince, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği

görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiş, Adalet Bakanlığınca 28/2/2014

tarihli yazı ile görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, 22/3/2005 tarihinde Fatih 1. Asliye Hukuk

Mahkemesinde, H.G. aleyhine açtığı alacak davasında, davalının vekili olarak

katıldığı davada sebepsiz olarak vekaletten azledildiğini, vekâlet ücretinin

ödenmediğini ileri sürerek, 10.189 TL vekâlet ücretinin tahsilini talep

etmiştir.

8. Davalı, karşı davasında, başvurucunun vekâlet

sözleşmesine aykırı hareket ettiğini ileri sürerek tazminat isteminde

bulunmuştur.

9. Davalı H.G.'nin yargılama

sırasında vefat etmesi üzerine mirasçıları davaya devam etmişlerdir.

10. Fatih Adliyesinin kapatılması üzerine yargılamaya,

İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesinde devam edilmiştir.

11. Mahkemece, 11/12/2012 tarih ve E.2005/61, K.2012/485

sayılı kararla; başvurucunun vekâlet sözleşmesinin gereklerine uygun olarak

vekâlet görevini yaptığı sırada haksız olarak vekâletten azledildiği, azil

tarihine kadar vekâlet ücretine hak kazandığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen

kabulüne, 10.023 TL vekâlet ücreti alacağının davalılardan tahsiline, karşı

davanın reddine karar verilmiştir.

12. Davalıların temyizi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk

Dairesinin 16/4/2013 tarih ve E.2013/7697, K.2013/9685 sayılı ilamıyla karar

düzeltme yolu kapalı olmak üzere hüküm onanmıştır.

13. Başvurucu, 25/5/2013 tarihinde Yargıtay onama kararını

öğrendiğini bildirmiştir.

14. Başvurucu, 24/6/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

15. 12/1/2011 tarih ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul

ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir

biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”

16. 19/3/1969 tarih ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 164.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Avukatlık ücreti, avukatın hukukî yardımının

karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder.”

17. 1136 sayılı Kanun’un 168.

maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Avukatlık ücretinin takdirinde, hukukî

yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan

tarife esas alınır.”

18. 1136 sayılı Kanun’un 174.

maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:

“Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir.

Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin

ödenmesi gerekmez.”

19. 11/2/1959 tarih ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Vekile ve kanuni mümessile tebligat”

kenar başlıklı 11. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde

tebligat vekile yapılır. Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat

yapılması yeterlidir. Eğer tebligat birden fazla vekile yapılmış ise, bunlardan

ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır. Ancak, Ceza

Muhakemeleri Usulu Kanununun, kararların sanıklara

tebliğ edilmelerine ilişkin hükümleri saklıdır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

20. Mahkemenin 15/4/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

24/6/2013 tarih ve 2013/4785 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

21. Başvurucu, vekâlet görevini

yaptığı sırada haksız olarak vekâletten azledildiğini ve vekâlet ücretinin

ödenmediğini, 22/3/2005 tarihinde İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı

alacak davası sonunda 11/12/2012 tarihli kararla davanın kısmen kabulüne karar

verildiğini ancak faize hükmedilmediğini, kararın Yargıtay 13. Hukuk Dairesince

16/4/2013 tarihinde onandığını, yargılamanın 8 yıl sürdüğünü ve makul sürede

yargılama yapılmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüş, tazminat talep etmiştir.

B. Değerlendirme

22. Başvuru dilekçesi ve ekleri

incelendiğinde, başvurucunun, İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı

alacak davası sonunda faize hükmedilmediğini ve makul sürede yargılama

yapılmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürdüğü anlaşılmıştır. Başvurucunun anılan iddiaları ayrı ayrı

değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın Sonucunun

Adil Olmadığı İddiası Yönünden

23. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“…Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması şarttır.”

24. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un

45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal

için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel

başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

25. Anılan Anayasa ve Kanun

hükümleri uyarınca Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, “ikincil nitelikte bir kanun yolu” olup bu

yola başvurulmadan önce kural olarak olağan kanun yollarının tüketilmiş olması

şarttır.

26. Temel hak ve özgürlüklere

saygı, devletin tüm organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun

davranılmadığı takdirde, ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari

mercilere ve derece mahkemelerine başvurulmalıdır.

27. Bireysel başvurunun ikincil

niteliği gereği, başvurucunun, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği

iddialarını öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine usulüne

uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtları zamanında bu

mercilere sunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için

gerekli özeni göstermiş olması gerekir. Bu şekilde olağan denetim mekanizmaları

önünde ileri sürülüp takip edilmeyen temel hak ve özgürlüklerin ihlaline

ilişkin iddialar, Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuru konusu yapılamaz

(B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 19).

28. Bireysel

başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve genel mahkemeler önünde dayanılmayan iddialar Anayasa

Mahkemesi önünde şikâyet konusu edilemeyeceği gibi genel mahkemelere sunulmayan

yeni bilgi ve belgeler de Anayasa Mahkemesine sunulamaz (B. No:

2012/946, 26/3/2013, § 20).

29. Başvuru konusu olayda,

başvurucu, İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı alacak davası sonunda

11/12/2012 tarihli kararla davanın kısmen kabulüne karar verildiğini ancak

faize hükmedilmediğini belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

30. Başvurucu, İstanbul 14.

Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada 10.189,00 TL’nin tahsilini talep etmiş,

faiz isteminde bulunmamıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, 11/12/2012

tarihli kararla davanın kısmen kabulüne, 10.023,00 TL’nin davalılardan

tahsiline karar verilmiş, faize hükmedilmemiştir. Anılan kararı davalılar

temyiz etmişler, başvurucu temyiz talebinde bulunmamıştır. Yargıtay 13. Hukuk

Dairesince 16/4/2013 tarihinde karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere hüküm

onanmıştır.

31. Başvurucu bu şekilde, Anayasa

Mahkemesi önünde ileri sürdüğü ihlal iddialarını, Derece Mahkemesinde ve temyiz

safhasında ileri sürmediği için, hukuk sisteminde düzenlenen başvuru yollarını

usulünce tüketmemiştir.

32. Açıklanan nedenlerle, hukuk

sisteminde düzenlenen başvuru yolları usulüne uygun olarak tüketilmeden temel

hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının bireysel başvuru konusu

yapıldığı anlaşıldığından, başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin “başvuru yollarının

tüketilmemiş olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Yargılamanın Makul Sürede Tamamlanmadığı

İddiası Yönünden

33. Başvurucunun yargılamanın uzunluğuyla ilgili şikâyeti

açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi bu şikâyet için diğer kabul edilemezlik

nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle, başvurunun bu

bölümüne ilişkin olarak kabul edilebilirlik kararı verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

34. Başvurucu, sebepsiz olarak

vekâletten azledilmesi ve vekâlet ücretinin ödenmemesi üzerine, vekâlet

ücretinin ödenmesi amacıyla açtığı alacak davasının, makul olmayan bir sürede

tamamlandığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

35. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216

sayılı Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu

gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve

Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir

başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir

hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

36. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

37. Anayasa’nın “Duruşmaların

açık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılması, yargının görevidir.”

38. Sözleşme’nin “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından

davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini

isteme hakkına sahiptir.”

39. Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve

adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın

36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve

AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafzi

içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına

dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer

vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

40. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede

yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan

süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği,

makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerektiği açıktır.

41. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzun

süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ile

sıkıntılardan korunması ile adaletin gerektiği şekilde temini ve hukuka olan

inancın muhafazası olup, hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin

gösterilmesi gereği de yargılama faaliyetinde gözardı

edilemeyeceğinden, yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir başvuru

açısından münferiden değerlendirilmesi gerekir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §

40).

42. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

43. Ancak, belirtilen kriterlerden hiçbiri makul süre

değerlendirmesinde tek başına belirleyici değildir. Yargılama sürecindeki tüm

gecikmelerin ayrı ayrı tespiti ile bu kriterlerin toplam etkisi

değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurun yargılamanın gecikmesi açısından daha

etkili olduğu saptanmalıdır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 46).

44. Yargılama faaliyetinin makul sürede gerçekleşip

gerçekleşmediğinin saptanması için öncelikle uyuşmazlığın türüne göre

değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi gereklidir.

45. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi

uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede

karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda, sebepsiz olarak

vekâletten azledilme ve vekâlet ücretinin ödenmemesi üzerine, vekalet ücretinin

ödenmesi amacıyla açılan alacak davasında, 18/6/1927 tarih ve 1086 sayılı mülga

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda ve 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul

hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve

yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 49).

46. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,

uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka

bir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, bu tarih somut başvuru açısından

22/3/2005 tarihidir.

47. Davanın ikame edildiği tarih ile Anayasa Mahkemesinin

bireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zaman bakımından yetkisinin

başladığı tarihin farklı olması halinde dikkate alınacak süre, 23/9/2012

tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın başlangıç tarihinden itibaren

geçen süredir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 51).

48. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını da

kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013,

§ 52).

49. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,

yargılamanın konusu, sebepsiz olarak vekâletten azledilme ve vekâlet ücretinin

ödenmemesi nedeniyle vekâlet ücretinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece,

22/3/2005 havale tarihli dilekçe ile yargılamasına başlanıldığı anlaşılan

davanın tensip zaptının tanzimi sonrasında, yargılama sürecinde birçok duruşma

yapılmış olup, belirtilen celseler arasında genellikle 2,5 aylık sürelerin

bulunduğu anlaşılmıştır.

50. İlgili yargılama evrakının incelenmesinden, başvurucunun,

Fatih 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde 22/3/2005 tarihinde açtığı dava sonrasında

Mahkemece, 28/3/2005 tarihinde tensip zaptı düzenlenmiştir. Dava dilekçesinin

davalıya tebliğinden sonra, davalı taraf karşı dava açmıştır. Davacı ve karşı

davacının delilleri toplanmış, başvurucunun vekil olarak takip ettiği Fatih 1.

Asliye Hukuk Mahkemesinin dava dosyası ile icra takip dosyaları incelenmiştir.

51. Başvurucu vekili, 1/12/2005 tarihli vekaletnamesini

Mahkemeye sunmuş, vekaletnamenin süreli verildiği, 1 Aralık 2006 tarihi mesai

bitimine kadar geçerli olduğunun vekâletnamede belirtildiği anlaşılmıştır.

52. 27/3/2007 tarihli duruşmada tarafların alacaklarının olup

olmadığı ve miktarının belirlenmesi amacıyla bilirkişi raporu alınmasına karar

verilmiştir. 3/10/2007 tarihinde rapor okunmuş ve taraflara raporu incelemeleri

için süre verilmiştir. Tarafların rapora itiraz etmeleri üzerine 4/12/2007

tarihinde İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden üç kişilik bilirkişi isim

listesi istenilmesine karar verilmiştir.

53. 20/2/2008 tarihli duruşmada, karşı davacının vefat etmesi

nedeniyle veraset ilamının ve vekâletnamenin sunulması için karşı davacı

vekiline süre verildiği anlaşılmıştır.

54. 23/7/2008 tarihli duruşmada, tarafların alacakları olup

olmadığı ve miktarının tespiti amacıyla yeniden bilirkişi raporu alınmasına

karar verilmiştir. 7/7/2009 tarihinde rapor okunmuş ve taraflara incelemeleri

için süre verilmiş, iki rapor arasında çelişki görüldüğünden, 25/11/2010

tarihli duruşmada yeniden rapor alınması yönünde hüküm kurulmuştur.

55. Mahkeme hâkiminin emekli olması nedeniyle 26/1/2010, 19/3/2010,

ve 14/5/2010 tarihli duruşmalarda dava dosyasının incelemeye alındığı

anlaşılmıştır.

56. 2011 yılında Fatih Adliyesinin kapanmasından sonra

yargılamaya İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesinde devam edilmiştir.

57. Bilirkişi raporunun gelmesinden sonra, 16/2/2012

tarihinde ek rapor alınmasına karar verilmiş, 18/10/2012 tarihinde rapor

gelmiş, Mahkemece dosya incelemeye alınmış ve 11/12/2012 tarihli duruşmada

davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

58. Davalıların temyizi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk

Dairesince 16/4/2013 tarihinde hüküm onanmıştır.

59. Yargılama süresince başvurucunun mazeret bildirerek

katılmadığı duruşmaların bulunduğu, ancak aynı duruşmaların bir kısmına karşı

davacının da katılmadığı veya bilirkişi raporlarının beklendiği anlaşılmış

olup, yargılama sürecinin uzunluğu dikkate alındığında, başvurucunun tutumunun

yargılamanın uzamasına özellikle bir etkisi olduğu tespit edilememiştir.

60. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde, başvuruya konu

yargılamanın konusu ve taraf sayısı dikkate alındığında karmaşık bir niteliğe

sahip olmadığı, ancak yargılama sürecindeki gecikmeler ayrı ayrı

değerlendirildiğinde, yazılı yargılama usulünde tatbiki gereken yargılamayı

hızlandırıcı niteliğe sahip özel usul hükümlerine riayet edilmediği ve verilen

ara kararların birçoğunda yapılması gereken işlemlerin uzun sürelerle yerine

getirilmediği anlaşılmaktadır.

61. Başvuruya konu yargılama sürecine bütün olarak

bakıldığında, davanın açıldığı 22/3/2005 tarihinden itibaren, Yargıtay 13.

Hukuk Dairesince onama tarihi olan 16/4/2013 tarihine kadar 8 yıl 1 ay 24 gün

devam eden yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna

varılmıştır.

62. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

63. Başvurucu, 100.000,00 TL maddi ve manevi tazminatın

ödenmesini talep etmiştir.

64. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

65. Başvurucu tarafından maddi tazminat talebinde bulunulmuş

olup, mevcut başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiği tespit edilmiş

olmakla beraber, tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi zarar arasında

illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucunun maddi tazminat talebinin

reddine karar verilmesi gerekir.

66. Başvurucunun, sebepsiz olarak vekâletten azledilmesi

üzerine vekâlet ücretinin ödenmesi amacıyla açtığı alacak davası, makul olmayan

bir süre olan 8 yıl 1 ay 24 gün sonra sonuçlanmıştır. Dolayısıyla uyuşmazlığın

niteliği ve başvurucunun kişisel yararı göz önünde bulundurulduğunda

başvurucuya yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararı

karşılığında takdiren 5.850,00 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

67. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler

uyarınca tespit edilen 198,35 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurunun

1. Yargılamanın sonucunun adil olmadığı

iddiası yönünden “başvuru yollarının

tüketilmemiş olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2.

Yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddiası yönünden KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya 5.850,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun tazminata ilişkin diğer

taleplerinin REDDİNE,

D. Başvurucu tarafından yapılan ve 198,35 TL harçtan oluşan

yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Hazinesine başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

15/4/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler

:

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi

DURSUN

Erdal TERCAN Zühtü ARSLAN Raportör : Murat AZAKLI Başvurucu : Hakan COŞKUNER

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/4785, 15 Nisan 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvurunun
  16. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  17. Kaleli
  18. Dursun
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/4785
Tarih
15 Nisan 2014

İlgili Kararlar

  • Remzi İspir Başvurusu (B. No: 2013/5521)
  • Osman Büyüksu Başvurusu (B. No: 2013/5512)
  • Mustafa Gök Başvurusu (B. No: 2013/700)
  • Mehmet Ali İncesu Başvurusu (B. No: 2013/2253)
  • Şehnaz Ayhan Başvurusu (B. No: 2013/6229)
  • Kenan Yıldırım ve Turan Yıldırım Başvurusu (B. No: 2013/711)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.