İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Ali İncesu Başvurusu (B. No: 2013/2253)

1. Başvurucu, hakkında yürütülen yargılamanın yedi yıl yedi

Başvuru No2013/2253Tarih15 Nisan 2014Okuma12 dk · 2.460 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mehmet Ali İncesu Başvurusu (2)

Karar tarihi
15 Nisan 2014
Başvuru Numarası
2013/2253
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.460 kelime·12 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, hakkında yürütülen yargılamanın yedi yıl yedi

ay sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüş, tazminat talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 26/3/2013 tarihinde

Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/5/2013

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Birinci Bölüm tarafından 24/7/2013

tarihinde yapılan toplantıda kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular 30/7/2013

tarihinde Bakanlığa bildirilmiştir. Bakanlık, yazılı görüşünü 23/8/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık görüş yazısı, başvurucuya 13/9/2013

tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu Bakanlık görüşüne cevaplarını içeren

dilekçesini 23/9/2013 tarihinde sunmuştur.

III. OLAYLAR VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, bandrolsüz kitap satışı yaptığı şüphesi ile 22/3/2005 tarihinde gözaltına alınmış ve ifadesine başvurulmuştur.

9. Başvurucu hakkında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 23/3/2005 tarih ve H.2005/13340, E.2005/5572 sayılı

iddianamesi ile 5/12/1951 tarih ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu

hükümlerine aykırı olarak çoğaltılmış kitap satışı yapmak suretiyle 5846 sayılı

Kanun’a muhalefet etmek suçunu işlediği iddiası ve bu suçtan cezalandırılması

talebiyle kamu davası açılmıştır. 8/6/1936 tarih ve

3005 sayılı mülga Meşhud Suçların Muhakeme Usulü

Kanunu hükümleri uyarınca başvurucu aynı tarihte İstanbul 3. Fikri ve Sınai

Haklar Ceza Mahkemesi (3 No.lu Mahkeme) huzuruna çıkarılmıştır. 3005 sayılı

mülga Kanun hükümlerine göre yapılan 23/3/2005 tarihli

duruşmada başvurucunun savunması alınarak serbest bırakılmıştır.

10. 3 No.lu Mahkemenin 25/5/2010

tarih ve E.2005/367, K.2010/249 sayılı kararıyla başvurucunun 5846 sayılı

Kanun’a muhalefet etmek suçunu işlediği kanaatine varılarak, aynı Kanun’un 81.

maddesi uyarınca 5.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar

verilmiştir. Başvurucu, 24/6/2010 tarihli dilekçe ile

kararı temyiz etmiştir.

11. Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 7. Ceza Dairesinin, 30/10/2012 tarih ve E.2012/24087, K.2012/26176 sayılı kararı

ile başvurucu hakkında devam eden ceza davasının olağanüstü zamanaşımı

süresinin dolması nedeniyle “ortadan

kaldırılmasına” karar verilmiştir.

12. Başvurucu, 28/2/2013 tarihli

dilekçe ile dosyadan suret alması üzerine Yargıtay kararından haberdar olduğunu

beyan etmiş olup, başvurucunun karardan daha önce haberdar olduğunu gösteren

herhangi bir bulgu tespit edilememiştir.

B. İlgili Hukuk

13. 5846 sayılı Kanun’un 81. maddesinin dokuzuncu fıkrası

şöyledir:

“Sahte bandrol üreten, satışa arz

eden, satan, dağıtan, satın alan, kabul eden veya kullanan kişi üç yıldan yedi

yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para

cezasıyla cezalandırılır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

14. Mahkemenin 15/4/2014 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 26/3/2013 tarih ve 2013/2253 numaralı

bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

15. Başvurucu, hakkındaki yargılama sürecinin 22/3/2005 tarihinde başladığını ve Yargıtayın

30/10/2012 tarihli ilamı ile sona erdiğini, bu şekilde yargılama sürecinin yedi

yıl yedi ay sürdüğünü, yargılama süresinin makul olup olmadığının davanın özel

şartları çerçevesinde ve özellikle davanın karmaşıklığı, başvurucu ve ilgili

diğer kişi ve makamların tutumunun değerlendirilmesinin gerektiğini,

yargılandığı davanın karmaşık olmadığını, bu nedenle Anayasa’nın 19. maddesinde

düzenlenen kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı ile 36. maddesinde düzenlenen

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, manevi tazminat

talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

16. Başvurucu Anayasa’nın 19. maddesinde düzenlenen kişi

özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Anayasa

Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile

bağlı olmayıp, olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Bu

doğrultuda, başvurucunun başvuru dilekçesinde temas ettiği olay ve olgular,

esas itibarıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının

bir unsuru olan makul sürede yargılanma hakkının koruma alanına ilişkin olduğundan,

Anayasa’nın 19. maddesi bakımından ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek

görülmemiştir.

17. Başvurucunun şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun değildir.

Kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de

görülmeyen başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

18. Bakanlık görüş yazısında, Anayasa Mahkemesinin uzun

yargılama şikâyetlerini incelerken sadece bireysel başvuruların

yapılabilmesinin başlangıcı olan 23/9/2012 tarihinden

sonraki dönemi değil, bu tarihe kadar geçen süreyi de değerlendirdiği, Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesinin yargılama süresinin

makul olup olmadığını her olayın kendine özgü koşullarını ve özellikle davanın

karmaşık olup olmadığı, başvurucunun yargılama süresince gösterdiği tavır ve

davranışlar, kamu otoritelerinin ve özellikle de yargılama organlarının

tutumları, davanın başvurucu açısından taşıdığı önem ve eğer söz konusu

yargılama bir ceza yargılaması ise, başvurucunun tutuklu olup olmadığı gibi

ölçütleri dikkate alarak karar verdiği, somut başvuruya konu yargılamanın

22/3/2005 tarihinde başladığı, 30/10/2012 tarihinde sona erdiği, yargılamanın

yedi buçuk yıl sürdüğü, söz konusu yargılamanın süresinin makul olup olmadığının

ve hükmedilecek tazminat miktarının belirlenmesinin takdirinin Anayasa

Mahkemesine ait olduğu bildirilmiştir.

19. Başvurucu, 23/9/2013 tarihli

beyan dilekçesinde, başvuru dilekçesindeki iddia ve taleplerini tekrarlayarak,

Anayasa Mahkemesinin 2/7/2013 tarih ve B. No: 2012/13 sayılı kararı

doğrultusunda karar verilmesi gerektiğini bildirmiştir.

20. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

21. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes … cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar

verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından

davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini

isteme hakkına sahiptir …”

22. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu

belirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğinden

bu hakkın kapsam ve içeriği, Sözleşme’nin “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesinde

belirlenmelidir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 22; B.

No: 2012/13, 2/7/2013, § 38; B. No: 2013/695, 9/1/2014, § 27).

23. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede

yargılanma hakkı adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca

davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının

görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141. maddesi de Anayasa’nın bütünselliği

ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde

bulundurulmalıdır (B. No: 2012/1198, 7/11/2013, § 39;

B. No: 2013/695, 9/1/2014, § 28).

24. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzun

süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ile

sıkıntılardan korunması ile adaletin gerektiği şekilde temini ve hukuka olan

inancın muhafazası olup, hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin

gösterilmesi gereği de yargılama faaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden,

yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir başvuru açısından münferiden

değerlendirilmesi gerekir (B. No: 2012/673, 19/12/2013,

§ 27; B. No: 2013/695, 9/1/2014, § 29).

25. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§

41-45; B. No: 2013/695, 9/1/2014, § 30).

26. Ancak belirtilen kriterlerden

hiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek başına belirleyici değildir.

Yargılama sürecindeki tüm gecikme periyotlarının ayrı ayrı tespiti ile bu

kriterlerin toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurun

yargılamanın gecikmesi açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 46; B. No: 2013/695, 9/1/2014, §

31).

27. Yargılama faaliyetinin makul sürede gerçekleşip

gerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığın türüne göre

değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi gereklidir.

28. Ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olup

olmadığı değerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediği

iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olarak

etkilendiği arama ve gözaltı gibi bir takım tedbirlerin uygulanması anıdır.

Ceza yargılamasında sürenin sona erdiği tarih, suç isnadının nihai olarak

karara bağlandığı, yargılaması devam eden davalar yönünden ise Anayasa

Mahkemesinin makul süre şikâyetiyle ilgili kararını verdiği tarihtir (B. No:

2013/695, 9/1/2014, § 35).

29. Bununla birlikte, suç isnadının tarihi ile Anayasa Mahkemesinin

bireysel başvuruların incelenmesi ile ilgili zaman bakımından yetkisinin

başladığı tarih farklı olabilir. İsnat tarihi Anayasa Mahkemesinin zaman

bakımından yetkisinin başladığı 23/9/2012 tarihinden

önce olan ancak bu tarihte yargılaması devam eden ya da verilen nihai karar

henüz kesinleşmemiş olan ceza davaları ile ilgili olarak, makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki şikayetler bakımından dikkate

alınacak süre, 23/9/2012 tarihinden sonra geçen süre değil, suçun isnat edildiği

tarihten itibaren geçen süredir. Dolayısıyla, ceza muhakemesinde yargılama

süresinin makul olmadığı yönündeki şikayetlerde, 23/9/2012

tarihinde derdest olmak şartıyla, suç isnadının gerçekleştiği tarih ile suç

isnadına ilişkin nihai kararın ilgilisi tarafından öğrenildiği tarihe veya

devam eden davalarda Anayasa Mahkemesinin başvuruyu karara bağladığı tarihe

kadar geçen süre dikkate alınacaktır (B. No: 2013/695, 9/1/2014, § 36).

30. Başvuru konusu olayda başvurucu, 22/3/2005

tarihinde gözaltına alınmış ve hakkında açılan kamu davası Yargıtayın

30/10/2012 tarihli ilâmı ile neticelenmiştir. Bu kapsamda başvurucunun, makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikayetiyle ilgili olarak

dikkate alınması gereken süre, 22/3/2005 ilâ

30/10/2012 tarihleri arasında geçen toplam yedi yıl yedi ay sekiz günlük

yargılama dilimidir.

31. Yargılama sürecinin uzamasında yetkili makamlara

atfedilecek gecikmeler, yargılamanın süratle sonuçlandırılması hususunda

gerekli özenin gösterilmemesinden kaynaklanabileceği gibi, yapısal sorunlar ve

organizasyon eksikliğinden de ileri gelebilir. Zira Anayasa’nın 36. maddesi ile

Sözleşme’nin 6. maddesi, hukuk sisteminin, mahkemelerin davaları makul bir süre

içinde karara bağlama yükümlülüğü de dâhil olmak üzere adil yargılama

koşullarını yerine getirebilecek biçimde düzenlenmesi sorumluluğunu

yüklemektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 44; B. No:

2013/695, 9/1/2014, § 39).

32. Bu kapsamda, yargı sisteminin yapısı, mahkeme kalemindeki

rutin görevler sırasındaki aksamalar, hükmün yazılmasındaki, bir dosyanın veya

belgenin bir mahkemeden diğerine gönderilmesindeki ve raportör

atanmasındaki gecikmeler, hâkim ve personel sayısındaki yetersizlik ve iş yükü

ağırlığı nedenleriyle yargılamada makul sürenin aşılması durumunda da yetkili

makamların sorumluluğu gündeme gelmektedir (B. No: 2012/1198, 7/11/2013, § 55;

B. No: 2013/695, 9/1/2014, § 40).

33. Başvurucu, 22/3/2005 tarihinde

gözaltına alınmış ve ifadesine başvurulduktan sonra hakkında 23/3/2005

tarihinde kamu davası açılmıştır. 3005 sayılı mülga Kanun hükümleri uyarınca

aynı tarihte 3 No.lu Mahkeme huzuruna çıkarılmış ve sorgusu yapılarak serbest

bırakılmıştır. Aynı duruşmada suç delilleri üzerinde bilirkişi incelemesi

yaptırılmasına karar verilmiştir. Duruşma arasında Mahkemeye başvurucunun adli

sicil kaydı ulaşmış, nüfus kaydı ve kolluk birimine yazılan yazı cevapları ise

ulaşmamıştır. 27/12/2005 tarihli duruşmada önceki

yazının yinelenmesine ve suç delilleri üzerinde bilirkişi incelemesi

yaptırılmasına karar verilmiştir. Bilirkişi raporu 9/10/2007

tarihli duruşmadan önce ibraz edilmiştir. 3/4/2008

tarihli duruşmadan önce bilirkişi raporu başvurucuya tebliğ edilmiştir. Aynı

duruşmada başvurucunun ek savunma amacıyla zorla getirilmesine karar verilmiş

ve 27/10/2008 tarihli duruşmada başvurucu hakkında

yakalama emri çıkarılmıştır. Başvurucu 19/11/2009

tarihinde Malatya ili Arguvan ilçesinde yakalanmış ve Arguvan Asliye Ceza

Mahkemesi huzuruna çıkarılarak savunması alınmış olup, ayrıca ek savunma

konusunda herhangi bir soru yönetilmemiştir. 16/2/2010

tarihli duruşmada ise başvurucunun benzer davalara ilişkin dosyalarındaki

iddianame ve son duruşma tutanaklarının istenmesine, duruşmanın 25/5/2010

tarihine ertelenmesine karar verilmiştir. Mahkemenin 25/5/2010

tarihli kararıyla başvurucunun 5.000,00 TL adli para cezası ile

cezalandırılmasına karar verilmiş olup, başvurucunun temyizi üzerine Yargıtay

7. Ceza Dairesinin 30/10/2012 tarihli ilâmıyla ceza davasının “ortadan kaldırılmasına” karar

verilmiştir.

34. Bu şekilde yargılamanın 22/3/2005

ilâ 25/5/2010 tarihleri arasındaki beş yıl iki ay üç günlük bölümünün

Cumhuriyet savcılığı ve ilk derece mahkemelerinde; 25/5/2010 ilâ 30/10/2012

tarihleri arasındaki ve iki yıl beş ay beş günlük bölümünün de kanun yolu

incelemesinde geçtiği nazara alındığında, somut başvuru açısından özellikle

değerlendirilmesi gereken yapısal sorunlar ve organizasyon eksikliklerinin yol

açtığı gecikmeler AİHM tarafından da müteaddit defalar incelemeye tabi

tutulmuştur. Bu kapsamda, bir yapısal sorun olması ve yargılama sisteminde

çözüm bekleyen uyuşmazlıkların uzun bir müddet zarfında artması ve birikmesi

sonucu yargılamalarda makul sürenin aşılması durumunda, Sözleşme’nin 6.

maddesinin ihlal edildiği sonucuna varılmaktadır. Zira devlet, yargılama sisteminde

çözüm bekleyen uyuşmazlıkların nicelik itibarıyla artmasına rağmen, yargılama

faaliyetinin makul sürede gerçekleştirilebilmesi için gerekli tüm tedbirleri

almakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, hukuk sisteminin adil yargılama koşullarını

yerine getirebilecek biçimde düzenlenmesi sorumluluğunun bir görünümüdür (B.

No: 2012/1198, 7/11/2013, § 55; B. No: 2013/695,

9/1/2014, § 40).

35. İlk derece yargılaması kapsamında, duruşmaya ara verilen

dönemlerdeki hâkim değişiklikleri, müzekkere cevaplarındaki gecikmeler, duruşma

aralıklarının uzun oluşu, delillerin ve yargılamaya esas teşkil eden belgelerin

bir defada hızlı bir şekilde toplanamamış olması, özellikle yargılamanın 16/10/2006 ilâ 16/2/2010 tarihli duruşmalar arasındaki

yaklaşık üç yıl dört aylık süresinin, sonuca etkisi olmadığı verilen hükümden

anlaşılan, ek savunmanın alınmasına yönelik zorla getirme ve yakalama

işlemlerinin sonuçlanmasının beklenmesi ile tüketilmesi, 27/12/2005 tarihli

duruşmada görevlendirilmesine karar verilen bilirkişinin, raporunu ancak

9/10/2007 tarihli duruşmadan önce ibraz edebilmiş ve bu süreler zarfında

yargılamaya ilişkin esaslı herhangi bir işlem de yapılmamış olması; sonuç

olarak ilk derece yargılamasının beş yıl iki ay üç gün sürmüş olması birlikte

nazara alındığında, özellikle ilk derece mahkemesi nezdinde geçen yargılaması

süreci açısından, yargı sisteminin yapısından kaynaklanan iş yükü ve

organizasyon eksikliğinin somut başvuruya ilişkin yargılama süresinin uzaması

üzerinde baskın bir etkiye sahip olduğu anlaşılmaktadır. Anayasa’nın

36. maddesi ile Sözleşme’nin 6. maddesi gereğince, yargılama sisteminin,

mahkemelerin davaları makul bir süre içinde karara bağlama yükümlülüğü de dâhil

olmak üzere adil yargılama koşullarını yerine getirebilecek biçimde

düzenlenmesi zorunluluğu göz önünde bulundurulduğunda, hukuk sisteminde var

olan yapısal ve organizasyona ilişkin eksikliklerin, yargılama faaliyetinin

makul sürede gerçekleştirilmemesini haklı kılamayacağı açıktır.

36. Başvurucunun tutumunun yargılamanın uzamasına özellikle

bir etkisi olduğu tespit edilmemiştir.

37. Yargılama süresinin makul olup olmadığının

değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gereken, davadaki sanık sayısı,

davanın karmaşıklığı, atılı suçun vasıf ve mahiyeti, söz konusu suç için

öngörülen cezanın miktarı gibi unsurların hiçbiri somut ceza davasının

yargılama süresinin makul olarak değerlendirilmesine olanak vermemektedir. Tek

bir sanığın yargılandığı ve karmaşık nitelikte olmayan yargılama açısından, söz

konusu dokuz yılı aşkın yargılama sürecinde, makul olmayan bir gecikmenin

olduğu sonucuna varılmıştır.

38. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan “makul

sürede yargılanma hakkı”nın

ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi

Yönünden

39. Başvurucu, uzun süren yargılama nedeniyle 20.000,00 TL

manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

40. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

41. Başvurunun incelenmesi sonucunda, Anayasa’nın 36.

maddesinin ihlal edildiği tespit edilmiş olmakla birlikte, tespit edilen ihlal

ile iddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurucunun maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

42. Başvurucu hakkında yürütülen ve yaklaşık yedi yıl yedi ay

süren yargılama süreci dikkate alındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu nedeniyle,

yalnızca ihlalin tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında

başvurucuya takdiren 5.850,00 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

43. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler

uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

nedenlerle;

A. Başvurunun KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya 5.850,00 TL MANEVİ TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

D. Başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

E. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Hazinesine başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

15/4/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE

karar verildi.

Başkan : Serruh KALELİ Üyeler : Nuri NECİPOĞLU Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Zühtü ARSLAN Raportör : Recep ÜNAL Başvurucu : Mehmet Ali İNCESU Vekili : Av. İnan AKMEŞE

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/2253, 15 Nisan 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru Süreci
  6. III. Olaylar Ve
  7. Olgular
  8. A. Olaylar
  9. B. İlgili Hukuk
  10. IV. İnceleme Ve
  11. Gerekçe
  12. A. Başvurucunun
  13. B. Değerlendirme
  14. C. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi
  15. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/2253
Tarih
15 Nisan 2014

İlgili Kararlar

  • Şehnaz Ayhan Başvurusu (B. No: 2013/6229)
  • Kenan Yıldırım ve Turan Yıldırım Başvurusu (B. No: 2013/711)
  • Yaman Akdeniz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/3986)
  • Aslı Kırmızı Demirseren Başvurusu (B. No: 2013/5680)
  • Ünal Özfuçucu Başvurusu (B. No: 2013/5921)
  • Ejder Özkaya Başvurusu (B. No: 2013/2228)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.