İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ünal Özfuçucu Başvurusu (B. No: 2013/5921)

1. Başvurucu, Bodrum 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde (İş

Başvuru No2013/5921Tarih3 Nisan 2014Okuma15 dk · 2.941 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ünal Özfuçucu Başvurusu

Karar tarihi
3 Nisan 2014
Başvuru Numarası
2013/5921
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.941 kelime·15 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, Bodrum 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde (İş

Mahkemesi sıfatıyla) açılan ve reddedilen hizmet süresinin tespiti davasında,

yargılamanın adil ve makul sürede yapılmadığını belirterek, Anayasa’nın 18.,

36. ve 60. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talep

etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 24/5/2013 tarihinde Bodrum 3. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 25/11/2013 tarihinde,

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

I.4. İkinci Bölümün 12/12/2013

tarihli ara kararı gereğince başvurunun, kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığının 8/1/2014 tarihli görüş yazısı

başvurucuya tebliğ edilmiş olup, başvurucu vekili 28/1/2014 tarihli

dilekçesinde, Adalet Bakanlığı görüşüne katılmadığını bildirmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile Bakanlık görüşünde ifade

edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, Muğla Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve Y.Ç.

aleyhine 24/10/2003 tarihinde Bodrum 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde (İş Mahkemesi

sıfatıyla) açtığı davada, davalı şahsa ait işyerinde 14/2/1995 ilâ 4/11/1998

tarihleri arasında çalıştığını ileri sürerek, bu süreler arasındaki hizmet

süresinin tespitini talep etmiştir.

8. Mahkemece, 12/5/2011 tarih ve E.2003/636, K.2011/334

sayılı kararla; “başvurucunun davalı şahsa

ait işyerinin bitişiğindeki derneğin üyesi olduğu, bu dönemde başvurucunun

davalı şahsa ait işyerinde görülmesinin ve davalının, başvurucuya bankada işlem

yapması için yetki vermesinin başvurucunun davalıya ait işyerinde iş sözleşmesi

kapsamında çalıştığını göstermeyeceği, başvurucunun tanıklarının, davalıya ait

işyerinde başvurucunun ne iş yaptığını kesin ve tereddütsüz bildirmedikleri, bu

haliyle başvurucunun davalıya ait işerinde işçi-işveren ilişkisi içinde

çalışmadığı” gerekçesiyle sübut bulmayan davanın reddine karar

verilmiştir.

9. Temyiz üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 18/3/2013

tarih ve E.2011/17449, K.2013/4848 sayılı ilamıyla hükmün onanmasına karar

verilmiştir.

10. Karar düzeltme yolu kapalı olan hüküm, 18/3/2013

tarihinde kesinleşmiştir.

11. Karar, 24/4/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

B. İlgili Hukuk

12. 12/1/2011 tarih ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul

ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir

biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”

13. 6100 sayılı Kanun’un “Diğer kanunlardaki yargılama usulü ile ilgili

hükümler” kenar başlıklı 447. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Diğer kanunların sözlü yahut seri yargılama usulüne atıf

yaptığı hâllerde, bu Kanunun basit yargılama usulü ile ilgili hükümleri

uygulanır.”

14. 30/1/1950 tarih ve 5521

sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“İş

Kanununa göre işçi sayılan kimselerle (o kanunun değiştirilen ikinci

maddesinin Ç, D ve E fıkralarında istisna edilen işlerde çalışanlar hariç)

işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan

her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli

olarak lüzum görülen yerlerde iş mahkemeleri kurulur.”

15. 5521 sayılı Kanun’un 7.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“İş mahkemelerinde şifahi yargılama usulü

uygulanır. İlk oturumda mahkeme tarafları sulha teşvik eder. Uzlaşamadıkları ve

taraflar veya vekillerinden birisi gelmediği takdirde yargılamaya devam

olunarak esas hakkında hüküm verilir.”

16. 5521 sayılı Kanun’un 15.

maddesi şöyledir:

“Bu Kanunda sarahat bulunmıyan

hallerde Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümleri uygulanır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

17. Mahkemenin 3/4/2014 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 24/5/2013 tarih ve 2013/5921 numaralı

bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

18. Başvurucu, davalı şahsa ait

işyerinde aralıksız çalışmasına rağmen SGK'ya

bildirim yapılmadığını ve sigorta yaptırılmadığını, bu nedenle emekliliğinin ve

sosyal haklarının etkilendiğini, hizmet süresinin tespiti amacıyla Bodrum 1.

Asliye Hukuk Mahkemesinde 24/10/2003 tarihinde açtığı davanın reddedildiğini,

resmi belgelerinin ve tanık beyanlarının doğru ve eksiksiz

değerlendirilmediğini, işçi lehine yorum yapılmadığını, temyiz üzerine

18/3/2013 tarihinde hükmün onandığını, 10 yıla yakın yargılama sürecinin makul

olmadığını, anılan karar nedeniyle emekli olamadığını belirterek, Anayasa’nın 18.,

36. ve 60. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüş, ihlalin tespitini ve

manevi tazminat ödenmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

19. Başvuru dilekçesi ve ekleri

incelendiğinde, başvurucunun, Bodrum 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde (İş Mahkemesi

sıfatıyla) açtığı davanın reddine karar verilmesinin Anayasa'nın 18., 36. ve 60. maddelerinde

düzenlenen haklarını ihlal ettiğini ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Anayasa

Mahkemesi başvurucunun ihlal iddialarına ilişkin nitelendirmesi ile bağlı

olmayıp hukuki nitelendirmeyi bizzat yapar. Başvurucunun anılan iddiaları

yargılama sonucunda verilen karara yönelik olup, bu iddialar adil yargılanma

hakkının ihlali iddiası kapsamında değerlendirilmiştir. Başvurucunun, makul

sürede yargılama yapılmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlali iddiası

ayrıca incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın Sonucunun

Adil Olmadığı İddiası

20. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

21. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un

48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

22. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

23. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan

sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine konu

olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilik

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça

Anayasa Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

24. Başvuru konusu olayda

başvurucu, Bodrum 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı hizmet süresinin tespiti

davasında resmi belgelerin ve tanık beyanlarının doğru

ve eksiksiz değerlendirilmediğini, işçi lehine yorum yapılmadığını belirterek, adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

25. Başvurucunun, Bodrum 1.

Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada, Mahkemece tarafların delilleri

toplanılmış, başvurucunun tanıkları dinlenmiş, aynı dönemde işyerinde

çalıştığını iddia ettiği tanıkların beyanları alınmış ve başvurucunun

işçi-işveren ilişkisi içinde davalıya ait işyerinde çalıştığının sübuta

ermediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Temyiz üzerine

Yargıtay 21. Hukuk Dairesince hüküm onanmıştır.

26. Mahkemenin gerekçesi ve

başvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün derece Mahkemesi

tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının

yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

27. Başvurucunun, yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi

olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı

tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı

bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili delillerinin

derece Mahkemesi tarafından değerlendirilmediğine dair iddialarına ilişkin

olarak, Mahkeme kararında bariz takdir hatası veya açık keyfilik oluşturan

herhangi bir durum tespit edilememiştir.

28. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu, derece Mahkemesi kararının bariz takdir hatası veya açık keyfilik de

içermediği anlaşıldığından, başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan

yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

b. Yargılamanın Makul Sürede Tamamlanmadığı

İddiası

29. Başvurucunun yargılamanın uzunluğuyla ilgili şikâyeti

açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi bu şikâyet için diğer kabul edilemezlik

nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle, başvurunun bu

bölümüne ilişkin olarak kabul edilebilirlik kararı verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

30. Başvurucu, hizmet süresinin tespiti amacıyla açtığı

davanın yaklaşık 10 yılda, makul olmayan bir sürede tamamlandığını belirterek,

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

31. Adalet Bakanlığı, 18/1/2014 tarihli görüşünde, makul

sürede yargılanma hakkına ilişkin görüş sunulmasına gerek görülmediğini,

başvurucunun diğer iddialarının delillerin değerlendirilmesi ve hukuk

kurallarının yorumlanmasına ilişkin olduğunu, başvurucunun iddialarının derece

Mahkemesince değerlendirildiğini bildirmiştir.

32. Adalet Bakanlığının görüşüne karşı başvurucu, Adalet

Bakanlığı görüşüne katılmadığını, Derece Mahkemesince usul ve yasaya uygun

değerlendirme yapılmadığını belirtmiştir.

33. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216

sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu

gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve

Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir

başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir

hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

34. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

35. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması”

kenar başlıklı 141. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılması, yargının görevidir.”

36. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

37. Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 36. maddesine dayanarak

inceleme yaptığı birçok kararında, AİHS'in 6. maddesi

ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı ışığında yorum yaparak

Sözleşme'nin lâfzî içeriğinde yer alan alt ilke ve hakları adil yargılanma

hakkı kapsamında kabul etmektedir (AYM, E.2011/43, K.2012/10, 19/1/2012).

38. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede

yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan

süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği,

makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerekir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 39).

39. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi

uyarınca, medeni hak ve yükümlülükler ile cezai alanda yöneltilen suçlamalara

ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru

konusu olayda, hizmet süresinin tespiti davasının çözümüne yönelik olarak 5521

ve 6100 sayılı Kanunlarda yer verilen usul hükümlerine göre yürütülen somut

yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama

olduğunda kuşku bulunmamaktadır.

40. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzun

süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ile

sıkıntılardan korunması ile adaletin gerektiği şekilde temini ve hukuka olan

inancın muhafazası olup, hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin

gösterilmesi gereği de yargılama faaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden,

yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir başvuru açısından münferiden

değerlendirilmesi gerekir (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 40).

41. Davanın koşulları ve karmaşıklığı, yargılamanın kaç

dereceli olduğu, başvurucunun yargılama süresince gösterdiği tavır ve

davranışlar, ilgili kamu makamlarının yargılama sürecindeki tutumu ve

başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaati ile davanın başvurucu

açısından taşıdığı önem ve değer gibi hususlar bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken unsurlardır (B. No:

2013/772, 7/11/2013, § 57).

42. Makul süre incelemesinde;

yargılamaya intikal eden maddi vakıalar ve ispat araçlarından oluşan dava

kapsamının veya uygulanacak hukuk kurallarının karmaşık olması; tarafların

genel olarak yargılama sürecindeki tutumu, yargılama sürecinin uzamasındaki

etkisi ve usuli haklarını kullanırken gereken dikkat

ve özeni gösterip göstermedikleri; yargı makamları yanında dava süreciyle

ilgili kamu gücü kullanan tüm devlet organlarına atfedilebilir yapısal sorunlar

ve organizasyon eksikliğinden kaynaklanan bir gecikme olup olmadığı ve

yargılamanın süratle sonuçlandırılması hususunda gerekli özenin gösterilip

gösterilmediği; başvurucu için hukuki korumanın bir an önce

gerçekleştirilmesindeki yararının ne olduğu gibi davanın niteliği ve niceliğine

ilişkin birçok hususun birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerekmektedir

(B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 42-46).

43. İş mahkemelerinin görevi 5521 sayılı Kanun’un 1. maddesinde

düzenlenmiştir. Anılan maddede, işçiyle işveren veya işveren vekili arasında iş

akdinden veya İş Kanunu’na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk

uyuşmazlıklarının iş mahkemelerinde çözümleneceği hüküm altına alınmıştır.

44. Bu şekilde kanun koyucu, iş hukukunun çalışanı koruyucu

niteliğini ve iş davalarının özelliklerini dikkate alarak genel mahkemelerin

dışında özel bir iş yargılaması sistemi oluşturmuş ve iş davalarının, konunun

uzmanı mahkemelerce mümkün olduğunca hızlı, basit ve ucuz bir biçimde

sonuçlandırılmasını amaçlamıştır.

45. Adil yargılanma hakkı Devlete, uyuşmazlıkların makul süre

içinde nihai olarak sonuçlandırılmasını garanti edecek bir yargı sistemi kurma

ödevi yükler. Başvurucunun hizmet süresinin tespit edilmesi için derhal bir

yargı kararı verilmesinde önemli bir kişisel yararı bulunmaktadır. Bu nedenle

iş uyuşmazlıklarının ivedilikle çözülmesi hususunda yargı organlarının özel bir

itina göstermesi gerekir.

46. 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesinde uyuşmazlıkların makul

sürede çözümlenmesi gerektiği belirtilmiş, bu amaçla 6100 sayılı Kanun’un 447.

maddesiyle 5521 sayılı Kanun’un 7. maddesinde olduğu gibi daha önce yürürlüğe

girmiş olan kanunlarda yer alan sözlü ve seri yargılama usulleri kaldırılmış ve

basit yargılama usulü getirilmiştir. İş hukuku uyuşmazlığı niteliğindeki hizmet

süresinin tespiti amacıyla açılan davada takip edilmesi gereken yargılama usulü

de 6100 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 1/10/2011 tarihinden itibaren basit

yargılama usulü olmuştur.

47. Basit yargılama usulü, 6100 sayılı Kanun’un 316.

maddesinde yer alan davalar ile kanunlarda açıkça belirtilen bazı davalarda

uygulanan ve yazılı yargılama usulünden daha basit ve çabuk işleyen, daha kısa

bir incelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay bir inceleme ile

sonuçlandırılabilecek dava ve işler için kabul edilmiş bir yargılama usulüdür

(B. No: 2013/772, 7/11/2013, § 65).

48. Somut başvuruda makul süre incelemesi yapılırken, hizmet

süresinin tespiti amacıyla açılan davanın başvurucu için taşıdığı değer ve

başvurucunun kişisel yararı göz önünde bulundurularak yargılama sürecindeki

gecikmelerin her biri belirlenerek gecikmeye neden olan unsurlar ve bunların

gecikmedeki etkisinin tespiti ve bahsedilen makul süre kriterlerinin toplam

etkisinin değerlendirilmesi gerekmektedir.

49. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,

uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka

bir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, bu tarih somut başvuru açısından

24/10/2003 tarihidir.

50. Davanın ikame edildiği tarih

ile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zaman

bakımından yetkisinin başladığı tarihin farklı olması halinde dikkate alınacak

süre, 23/9/2012 tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın başlangıç

tarihinden itibaren geçen süredir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 51).

51. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını da

kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013,

§ 52).

52. Başvuru konusu olayda, başvurucu, 24/10/2003 tarihinde

Bodrum 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada, hizmet süresinin tespitini

talep etmiştir. Mahkemece, tensip zaptının düzenlenmesinden sonra nihai kararın

verildiği 12/5/2011 tarihine kadar 29 duruşma yapılmıştır. Mahkemece bu sürede

tarafların delilleri toplanmış, tanıkların beyanları alınmış, başvurucunun

çalıştığını iddia ettiği dönemde davalıya ait işyerinde çalışan tanıklar

dinlenmiş, tanık beyanının alınması için Pendik Asliye Hukuk Mahkemesine

talimat yazılmıştır. Tüm bu delillerin tamamlanmasından sonra 24/5/2010 tarihli

duruşmada Ankara Nöbetçi İş Mahkemesine talimat yazılarak bilirkişi raporu

alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişi raporu 3/3/2011 tarihli duruşmada

okunmuş, raporda, başvurucunun 14/2/1995 ilâ 4/11/1998 tarihleri arsında

davalıya ait işyerinde hizmet akdiyle çalıştığı ve bu süredeki çalışmalarının SGK'ya bildirilmediği belirtilmiştir. Mahkemece, tarafların

rapora karşı beyanlarının alınmasından sonra, 12/5/2011 tarihinde davanın

reddine karar verilmiştir. Yargılama süresince başvurucu vekilinin mazeret bildirmediği

ve yargılamanın uzamasına sebebiyet veren fiilinin bulunmadığı anlaşılmıştır.

53. Başvurucu tarafından 24/10/2003 tarihinde açılan davada

12/5/2011 tarihli karara kadar 7 yıl 6 ay 18 gün yargılamanın devam ettiği, 3

aydan fazla aralıklarla duruşma yapıldığı belirlenmiştir. Kararın temyizi

üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesince 18/3/2013 tarihinde hüküm onanarak aynı

tarihte kesinleşmiştir. Dolayısıyla temyiz incelemesinde geçen süre, 1 yıl 10

ay 6 gündür. Bu durumda iki dereceli yargılama sisteminde davanın toplam 9 yıl

4 ay 24 gün sürdüğü anlaşılmaktadır.

54. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde, başvuruya konu

hizmet süresinin tespiti davası; hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi

olayların karmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf

sayısı gibi kriterler dikkate alındığında karmaşık olmaktan uzaktır.

Başvurucunun tutum ve davranışlarıyla ve usuli

haklarını kullanırken özensiz davranmasıyla yargılamanın uzamasına önemli

ölçüde sebep olduğu da söylenemez.

55. Başvurunun konusu olan hizmet süresinin tespiti davasında

yargılama sürecindeki gecikmeler ayrı ayrı değerlendirildiğinde, ilk derece

mahkemesince uzun aralıklarla duruşmalar yapıldığı, bilirkişi raporu alındığı,

temyiz süreciyle beraber makul olmayan uzun bir süre olan 9 yıl 4 ay 24 günde

yargılamanın tamamlandığı görülmektedir. Hizmet süresinin tespiti davasının

niteliği, başvurucu açısından taşıdığı değer ve başvurucunun davadaki menfaati

dikkate alındığında, bu sürenin makul olmadığı açıktır.

56. Belirtilen nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

57. Başvurucu, uzun süren yargılama nedeniyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğinin tespitini, emekli maaşı kaybı, kıdem tazminatı ve

diğer işçilik alacakları ile uğradığı tüm zararları karşılığı toplam,

158.713,00 TL tazminat ödenmesini talep etmiştir.

58. Adalet Bakanlığı, başvurucunun tazminat talebi konusunda

değerlendirme yapmamıştır.

59. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

60. Başvurucu tarafından maddi tazminat talebinde bulunulmuş

olup, mevcut başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiği tespit edilmiş

olmakla beraber, tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi zarar arasında

illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucunun maddi tazminat talebinin

reddine karar verilmesi gerekir.

61. Başvurucu, hak ihlalinin giderilmesi için toplam

158.713,00 TL tazminat talep etmiştir. Başvurucu tarafından açılan hizmet

süresinin tespiti davası, makul olmayan bir süre olan 9 yıl 4 ay 24 gün sonra

sonuçlanmıştır. Dolayısıyla uyuşmazlığın niteliği ve başvurucunun kişisel

yararı göz önünde bulundurulduğunda başvurucuya yalnızca ihlal tespitiyle

giderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında takdiren

6.650,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

62. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler

uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurunun

1. Yargılamanın sonucuna ilişkin adil

yargılanma hakkının ihlali iddiası yönünden “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2.

Yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddiası yönünden KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya 6.650,00 TL manevi TAZMİNAT

ÖDENMESİNE,

başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

D. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Hazinesine başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

3/4/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Celal Mümtaz AKINCI

M. Emin KUZ

Raportör : Murat AZAKLI Başvurucu : Ünal ÖZFUÇUCU Vekili : Av. Attila ÇELİK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/5921, 3 Nisan 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvurunun
  16. C. Başvurucuya 6.650,00 TL manevi TAZMİNAT
  17. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  18. M. Emin KUZ
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/5921
Tarih
3 Nisan 2014

İlgili Kararlar

  • Ejder Özkaya Başvurusu (B. No: 2013/2228)
  • Ali Öksüz Başvurusu (B. No: 2013/6065)
  • K.ş. Başvurusu (B. No: 2013/1614)
  • Yıldız Kurt Başvurusu (B. No: 2013/2625)
  • Aziz Yıldırım Başvurusu (B. No: 2013/8404)
  • Emin Şirin Başvurusu (B. No: 2013/6762)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.