İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Yaman Akdeniz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/3986)

1. Başvurucular kullanıcısı

Başvuru No2014/3986Tarih2 Nisan 2014Okuma18 dk · 3.677 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Yaman Akdeniz Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
2 Nisan 2014
Başvuru Numarası
2014/3986
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.677 kelime·18 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucular kullanıcısı

oldukları twitter.com isimli internet sitesine erişimin engellenmesine dair

Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) işlemi nedeniyle Anayasa’nın 26.,

27., 40. ve 67. maddelerinin ihlal edildiğini ve anılan işleme karşı etkili bir

yargı yolu bulunmadığını ileri sürmüşlerdir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvurular, 24-25/3/2014

tarihlerinde doğrudan Anayasa Mahkemesine yapılmıştır. Dilekçeler ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir

eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Benzer yöndeki 2014/3987 ve

2014/4091 sayılı başvuruların konu bakımından aynı hukuki nitelikte bulunması

nedeniyle 2014/3986 sayılı başvuru ile birleştirilmesine ve incelemenin bu

dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanınca 28/3/2014

tarihinde kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve

başvurunun bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Bölüm, Anayasa Mahkemesi

İçtüzüğü’nün 71. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurular hakkında

ivedilikle karar verilmesini gerekli görerek Bakanlık cevabı beklenilmeden

başvuruyu kabul edilebilirlik ve esas bakımından değerlendirmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucular, sosyal medya

platformu twitter.com isimli internet sitesinin aktif olarak kullanıcılarıdır.

8. TİB, İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığının 7/3/2014 tarih ve 2011/762, Samsun 2. Sulh Ceza Mahkemesinin

4/3/2014 tarih ve 2014/223, İstanbul Anadolu 5. Sulh Ceza Mahkemesinin

18/3/2014 tarih ve 2014/181 ve İstanbul Anadolu 14. Asliye Ceza Mahkemesinin

3/2/2014 tarih ve 2011/795 sayılı kararlarına istinaden koruma tedbiri kararı

uygulamış ve twitter.com adresine ulaşım engellenmiştir.

9. TİB’in kararı şöyledir:

“…

Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı, 5651

sayılı Kanun ve diğer ilgili mevzuat hükümlerine göre çalışmalarını

yürütmektedir.

Vatandaşlarımızın şikayetleri üzerine, Twitter’da kişilik haklarının ve özel hayatın gizliliğinin

ihlali nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerince erişimi engelleme kararları

verilmiştir.

Bu kararlar, Telekomünikasyon İletişim

Başkanlığı’na ulaşmış ve Başkanlığımız tarafından içeriğin çıkarılması Twitter’dan istenmiştir.

Ancak, mahkeme kararlarının uygulanması

hususunda tüm iyi niyet çabalarımıza karşılık Twitter

bu kararlara duyarsız kalmış ve mahkeme kararlarını tanımamıştır.

Yurtdışı merkezli sözkonusu

internet sitesi Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinin vermiş olduğu kararları yok

saymıştır.

Bu nedenle, vatandaşlarımızın ileride telafisi

mümkün olmayacak mağduriyetlerinin önlenmesi için başka bir seçenek

kalmadığından mahkeme kararları doğrultusunda Twitter’a

erişimin engellenmesi tedbiri uygulanmıştır. Telekomünikasyon İletişim

Başkanlığı, hukuk devleti ilkesi çerçevesinde mahkeme kararlarını uygulamakla

yükümlüdür.

Yurt dışı merkezli söz konusu internet sitesi,

Türk mahkemelerinin kararlarına uyarak hukuka aykırı içerikleri çıkardığı takdirde,

tedbir amaçlı uygulanan erişimin engellenmesine son verilecektir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

10. TİB, ulaşımı engellenen

twitter.com adresine kullanıcıların DNS ayarlarını değiştirilerek girdiğinin

tespit edilmesi üzerine Google DNS adreslerine erişimi engellemiştir.

11. Başvurucular, TİB’in bu kararına karşı idari yargı mercileri önünde iptal

davası açılmasının tüketilmesi gerekli etkili bir yol olmadığı iddiası ile

doğrudan bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

12. Bu arada söz konusu erişimin

engellenmesi işlemine karşı Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı tarafından

Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu

hasım gösterilerek yürütmeyi durdurma istemli olarak açılan davada, Ankara 15.

İdare Mahkemesi 25/3/2014 tarihinde davalı idarelerin savunması ve ara karar

cevabı alınıp ya da savunma ve ara kararına cevap verme süresi geçip yeni bir

karar verilinceye kadar dava konusu işlemin yürütmesinin durdurulmasına

oyçokluğuyla karar vermiştir.

13. Ankara 15. İdare Mahkemesinin

anılan kararının yürütmenin durdurulmasına ilişkin kısmı şöyledir:

“..

Dava konusu işlemin "twitter.com" isimli internet

sitesine erişimin tamamen engellenmesine ilişkin olması, bu durumun Türkiye

Cumhuriyeti Anayasası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına

alınan ifade ve haberleşme hürriyetini kısıtlayabilecek nitelikte olması ve

uygulanması halinde telafisi güç zarar doğurabilecek nitelikte bulunması

nedeniyle, davalı idarenin savunması ve ara kararı cevabı alınıp ya da savunma ve

ara kararına cevap verme süresi geçip yeni bir karar verilinceye kadar dava

konusu işlemin yürütülmesinin durdurulmasına... Savunma ve ara kararına cevap

verilebilmesi için davalı idarelere (15) gün süre tanınmasına, 25/03/2014

tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.”

B. İlgili

Hukuk

14. 1982 Anayasası’nın 138.

maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme

kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir

suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”

15. 2577 sayılı İdari Yargılama

Usulü Kanunu’nun 27. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

“Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin

uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari

işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi

durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten

sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler.

Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma

alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın

da durdurulabilir”.

16. 2577 sayılı İdari Yargılama

Usulü Kanunu’nun 27. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:

“Yürütmenin durdurulması istemleri hakkında

verilen kararlar; Danıştay dava dairelerince verilmişse konusuna göre İdari

veya Vergi Dava Daireleri Kurullarına, bölge idare mahkemesi kararlarına karşı

en yakın bölge idare mahkemesine, idare ve vergi mahkemeleri ile tek hâkim tarafından

verilen kararlara karşı bölge idare mahkemesine, çalışmaya ara verme süresi

içinde ise idare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararlara en yakın

nöbetçi mahkemeye veya kararı veren hâkimin katılmadığı nöbetçi mahkemeye,

kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün

içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz

edilebilir. İtiraz edilen merciler, dosyanın kendisine gelişinden itibaren yedi

gün içinde karar vermek zorundadır. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.”

17. 2577 sayılı İdari Yargılama

Usulü Kanunu’nun “Kararların sonuçları” başlıklı 28. maddesinin birinci

fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

“Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve

vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının

icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya

mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz

günü geçemez.”

18. 4/5/2007 tarih ve 5651

sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar

Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un 9. maddesinin (4) numaralı fıkrası şöyledir:

“Hâkim, bu madde

kapsamında vereceği erişimin engellenmesi kararlarını esas olarak, yalnızca

kişilik hakkının ihlalinin gerçekleştiği yayın, kısım, bölüm ile ilgili olarak

(URL, vb. şeklinde) içeriğe erişimin engellenmesi yöntemiyle verir. Zorunlu

olmadıkça internet sitesinde yapılan yayının tümüne yönelik erişimin

engellenmesine karar verilemez. Ancak, hâkim URL adresi belirtilerek içeriğe

erişimin engellenmesi yöntemiyle ihlalin engellenemeyeceğine kanaat getirmesi

hâlinde, gerekçesini de belirtmek kaydıyla, internet sitesindeki tüm yayına

yönelik olarak erişimin engellenmesine de karar verebilir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

19. Mahkemenin 2/4/2014

tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru dosyası incelenerek gereği

düşünüldü.

A. Başvurucuların

İddiaları

20. Başvurucular, TİB tarafından

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve bazı mahkemelerce verilen kararlara

istinaden koruma tedbiri uygulanarak twitter.com adresine erişimin

engellendiğini, TİB’in bu işlemine dayanak olarak

gösterdiği mahkeme kararlarının twitter.com isimli siteye erişimin tamamen

engellenmesine yönelik olmadığını, bu uygulamanın hukuka aykırı olduğu ve keyfi

nitelik taşıdığı, bilgiye ulaşma imkânının yanında bilgiyi yayma hakkını da

ciddi şekilde sınırladığını, uygulamanın sadece anılan sitede mevcut olan değil

bu sosyal ağda ileride paylaşılacak bilgilere de erişimi engellediğini ve bu

haliyle Anayasa’da mutlak olarak yasaklanmış olan sansürü mümkün kıldığını, söz

konusu işlemin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) Sözleşmenin (AİHS) 10.

maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğüne ilişkin benimsediği ilkelere

aykırı olduğunu ileri sürmüşlerdir.

21. Başvurucular ayrıca 5651

sayılı Kanun’un 9. maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca kişilik haklarının

ihlali iddiasının söz konusu olduğu hallerde erişimin sadece hâkim kararı ile

ve ihlalin gerçekleştiği kısma ilişkin olarak engellenebileceğini, tüm sitenin

erişime engellenmesinin de ancak gerekçesini belirtmek kaydı ile hâkim kararı

ile verilebileceğini, hâkim tarafından URL bazında kısmi engelleme kararı

verilmesi halinde TİB’in sitenin tamamen erişime

kapatılmasına karar vermesinin fonksiyon gaspı niteliğinde olduğunu, TİB’in engelleme kararına dayanak gösterdiği yargı

kararlarının belli URL adreslerine erişimin engellenmesine yönelik olmasına

rağmen TİB tarafından twitter.com adlı internet sitesine erişimin tamamen

engellenmesinin kanuni dayanağı olmadığını iddia etmektedirler. Başvurucular

erişimin engellenmesi yönündeki sınırlamanın temel hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılmasına ilişkin kriterlere aykırılık oluşturduğu, özel hayatın

korunması ile ifade özgürlüğü arasındaki dengeyi sağlamadığı, twitter. com isimli siteye 30 Mart

2014 tarihinde yapılacak yerel seçimlerin hemen öncesinde erişimin engellenmesi

ile dolaylı bir sansür etkisi yaratıldığı gerekçesiyle Anayasa’nın 26., 27.,

40. ve 67. maddelerinde tanımlanan haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek

ihlalin tespiti talebinde bulunulmuşlardır.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

22. Başvurucular anılan işleme

karşı idari yargı merciine başvurulmasının etkili bir başvuru yolu olmadığını,

dolayısıyla bu yolun tüketilmesinin gerekmediğini ileri sürmüşlerdir.

23. Telekomünikasyon İletişim

Başkanlığının twitter.com isimli siteye erişimi engellemesine ilişkin

başvuruların değerlendirilmesi sürecinde aynı işleme karşı Türkiye Barolar

Birliğince yürütmeyi durdurma istemli olarak açılan iptal davasında Ankara 15.

İdare Mahkemesince 25/3/2014 tarihinde anılan işlemin yürütmesinin

durdurulmasına karar verilmiştir.

24. Yukarıda (§14, §17) yer verilen mevzuat

hükümleri uyarınca yargı kararının icaplarına göre gecikmeksizin işlem tesis

etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olan idarece anılan internet sitesinin bu

konudaki mahkeme kararına rağmen erişime açılmadığı, her ne kadar kanunda yargı

kararının yerine getirilmesine ilişkin sürenin otuz günü geçemeyeceği

belirtilmiş ise de bu sürenin azami bir süreye işaret ettiği anlaşılmaktadır.

Hukuk devletinde yargı kararının uygulanması, yalnızca şeklen bir yerine

getirmeyi değil, objektif koşullar altında, olabilecek en kısa süre içinde,

tespit edilen hukuka aykırılığın giderilmesini gerektirir. Bu konuda verilen

yürütmeyi durdurma kararının, işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya

imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması

şartlarının birlikte gerçekleştiği tespitine dayandığı ve yürütmesinin

durdurulmasına karar verilen işlemin doğurduğu olumsuz etkinin idarece

giderilmesi zorunluluğu da dikkate alındığında, TİB tarafından anılan sitenin

derhal erişime açılmaması nedeniyle bu yükümlülüğün yerine getirilmediği

anlaşılmaktadır.

25. İfade özgürlüğü, demokratik

toplumun temellerinden biri olup toplumun gelişmesi ve bireyin kendini

gerçekleştirmesi için vazgeçilmez koşullar arasında yer alır. Toplumsal

çoğulculuğa ancak her türlü fikrin serbestçe ifade edilebildiği özgür tartışma

ortamında ulaşılabilir. Bu bağlamda toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak,

her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır. Aynı

şekilde birey özgün kişiliğini düşüncelerini serbestçe ifade edebildiği ve

tartışabildiği bir ortamda gerçekleştirebilir (B.No:2013/2602,23/1/2014,

§41).

26. Ülkemizde milyonlarca kullanıcısı olan bir sosyal paylaşım

sitesine erişimin engellenmesinin bu kişilerin demokratik toplumun

temellerinden olan ifade özgürlüğünü sınırlayıcı etkisi dikkate alındığında, bu

tür sınırlamaların hukuka uygunluğunun acilen denetlenmesi ve hukuka aykırılık

tespiti halinde sınırlamanın hemen kaldırılması demokratik hukuk devleti

ilkesinden kaynaklanan bir zorunluluktur. Söz konusu idari uygulamaya ilişkin

yukarıda belirtilen yürütmeyi durdurma kararına rağmen başvurucuların ihlal

iddiasına konu olan twitter.com isimli siteye erişimin halen mümkün olmadığı

görülmektedir. Sosyal medyada belli olay ve olgulara ilişkin olarak paylaşılan

haber ve düşüncelerin zamanın geçmesiyle güncelliğini yitirip etki ve değerini

kaybedebileceği açıktır. Bu durumda yargı kararının yerine getirilerek siteye

erişimin ne zaman sağlanacağı konusundaki belirsizliğin sürmesi karşısında

ihlali ve olumsuz sonuçlarını ortadan kaldırmak bakımından etkili ve

erişilebilir nitelikte bir koruma sağladığının söylenemeyeceği ve böylece

başvurucuların idare mahkemesine başvurmalarının etkili bir yol olmadığı

sonucuna ulaşılmıştır.

27. Başvurucuların Anayasa’nın

26. maddesine ilişkin şikâyetlerinin açıkça dayanaktan yoksun olmadığı

görüldüğünden başvuruların kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

28. Başvurucular, TİB’in engellemeye dayanak olarak gösterdiği mahkeme

kararlarının twitter.com isimli siteye erişimin tamamen engellenmesine yönelik

olmadığını, TİB’in keyfi engelleme yöntemleri

deneyerek twitter.com isimli siteye erişimi kesmesinin hukuki bir dayanağının

bulunmadığını, bu işlemin bilgiye ulaşma imkânının yanında bilgiyi yayma

hakkını da ciddi şekilde sınırladığını, engellemenin sadece anılan sitede

mevcut olan değil ileride paylaşılacak bilgilere de erişimi engellediğini ve bu

haliyle Anayasa’da mutlak olarak yasaklanmış olan sansürü mümkün kıldığını

belirtmişlerdir.

29. Başvurucular, internet

ortamında erişimin sadece hâkim kararı ile engellenmesinin mümkün olduğunu, bu

engellemenin ihlalin gerçekleştiği kısma ilişkin olarak içeriğe erişimin

engellenmesi yöntemiyle yapılabileceğini, tüm sitenin erişime kapatılmasının da

ancak gerekçesini belirtmek kaydı ile hâkim kararı ile mümkün olacağını, hâkim

tarafından URL bazında kısmi engelleme kararı verilmesi halinde TİB’in sitenin tamamen kapatılmasına karar vermesinin

fonksiyon gaspı niteliğinde olduğunu, TİB’in

engelleme kararına dayanak teşkil eden yargı kararlarında belli URL adreslerine

erişimin engellendiği halde TİB tarafından twitter.com adlı internet sitesine

ulaşımın tamamen engellenmesinin hukuken mümkün olmadığını belirtmişlerdir.

30. Başvurucular, anılan

internet sitesine erişimin engellenmesinin temel hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılmasına ilişkin anayasal kriterlere uygun olmadığını, özel hayatın

korunması ile ifade özgürlüğü arasındaki dengenin sağlanamadığını, twitter. com isimli siteye 30 Mart

2014 tarihinde yapılacak yerel seçimlerin hemen öncesinde erişimin engellenmesi

ile dolaylı bir sansür etkisi yaratıldığını ifade etmişlerdir.

31. Anayasa’nın “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması”

kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

32. Anayasa’nın “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti”

kenar başlıklı 26. maddesi şöyledir:

“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı,

resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma

hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya

fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. …

Bu hürriyetlerin kullanılması, milli güvenlik,

kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi

ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların

cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin

açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının

yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin

gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.

Haber ve düşünceleri yayma araçlarının

kullanılmasına ilişkin düzenleyici hükümler, bunların yayımını engellememek

kaydıyla, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz.

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin

kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”

33. Anılan düzenlemeler uyarınca

ifade özgürlüğü, sadece “düşünce ve kanaate sahip olma” özgürlüğünü değil aynı

zamanda sahip olunan “düşünce ve kanaati (görüşü) açıklama ve yayma”, buna

bağlı olarak “haber veya görüş alma ve verme” özgürlüklerini de kapsamaktadır.

Bu çerçevede ifade özgürlüğü bireylerin serbestçe haber ve bilgilere,

başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi, edindiği düşünce ve kanaatlerden dolayı

kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla

serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına

aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir (B.No:2013/2602,23/1/2014,

§40).

34. İfade özgürlüğü, demokratik

toplumun temellerinden biri olup toplumun gelişmesi ve bireyin kendini

geliştirmesi ve gerçekleştirmesi için vazgeçilmez koşullar arasında yer alır.

Hakikat ışığı fikirlerin çarpışmasından doğar. Bu bağlamda toplumsal ve siyasal

çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçe

ifadesine bağlıdır. Aynı şekilde birey özgün kişiliğini düşüncelerini serbestçe

ifade edebildiği ve tartışabildiği bir ortamda gerçekleştirebilir. İfade

özgürlüğü, kendimizi ve başkalarını tanımlamada, anlamada ve algılamada, bu

çerçevede başkalarıyla ilişkilerimizi belirlemede ihtiyaç duyduğumuz bir

değerdir (B.No:2013/2602,23/1/2014, §41).

35. İfade özgürlüğünün,

toplumsal ve bireysel işlevini yerine getirebilmesi için AİHM’nin de ifade

özgürlüğüne ilişkin kararlarında sıkça belirttiği gibi, sadece toplumun ve

devletin olumlu, doğru ya da zararsız gördüğü “haber”

ve “düşüncelerin” değil, devletin

veya halkın bir bölümünün olumsuz ya da yanlış bulduğu, onları rahatsız eden

haber ve düşüncelerin de serbestçe ifade edilebilmesi ve bireylerin bu ifadeler

nedeniyle herhangi bir yaptırıma tabi tutulmayacağından emin olmaları gerekir.

İfade özgürlüğü, çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin temeli olup bu

özgürlük olmaksızın “demokratik toplumdan”

bahsedilemez (Handyside/Birleşik Krallık,B.No:

5493/72, 7/12/1976, §49).

36. Anayasa’da sadece düşünce ve

kanaatler değil, ifadenin tarzları, biçimleri ve araçları da güvence altına

alınmıştır. Anayasa’nın 26. maddesinde düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünün

kullanımında başvurulabilecek araçlar “söz,

yazı, resim veya başka yollar” olarak ifade edilmiş ve “başka yollar” ifadesiyle her türlü ifade

aracının anayasal koruma altında olduğu gösterilmiştir (B.No:2013/2602,23/1/2014,

§43).

37. Bu bağlamda ifade özgürlüğü,

Anayasa’da güvence altına alınan diğer hak ve özgürlüklerin önemli bir kısmı

ile doğrudan ilişkilidir. Görsel ve yazılı medya araçları yoluyla fikir,

düşünce ve haberlerin yayılmasını güvence altına alan basın özgürlüğü de

düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünün kullanılma araçlarından biridir. Basın

özgürlüğü, AİHS’de ifade özgürlüğüne ilişkin 10. Madde kapsamında koruma altına

alınmışken, Anayasa’nın 28 ilâ 32. maddelerinde özel olarak düzenlenmiştir (B.No:2013/2602, 23/1/2014, §44).

38. Demokratik bir sistemde, kamu

gücünü elinde bulunduranların yetkilerini hukuki sınırlar içinde kullanmalarını

sağlamak açısından basın ve kamuoyu denetimi en az idari ve yargısal denetim

kadar etkili bir rol oynamakta ve önem taşımaktadır. Halk adına kamunun

gözcülüğü işlevini gören basının işlevini yerine getirebilmesi özgür olmasına

bağlı olduğundan basın özgürlüğü, herkes için geçerli ve yaşamsal bir

özgürlüktür. (bkz. AYM, E.1997/19, K.1997/66, K.T.

23/10/1997),(benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Lingens/Avusturya, B. No: 9815/82, 8/7/1986, § 41; Özgür radyo-Ses Radyo Televizyon Yapım ve Tanıtım

AŞ/Türkiye, B. No: 64178/00, 64179/00, 64181/00, 64183/00, 64184/00,

30/3/2006 § 78; Erdoğdu ve İnce/Türkiye,

B. No: 25067/94, 25068/94, 8/7/1999, § 48; Jersild/Danimarka, B.No: 15890/89,

23/9/1994, §31).

39. İnternet modern

demokrasilerde başta ifade özgürlüğü olmak üzere temel hak ve özgürlüklerin

kullanılması bakımından önemli bir araçsal değere

sahip bulunmaktadır. İnternetin sağladığı sosyal medya zemini kişilerin bilgi

ve düşüncelerini açıklama, karşılıklı paylaşma ve yaymaları için vazgeçilmez

niteliktedir. Bu nedenle düşünceyi açıklamanın günümüzde en etkili ve yaygın

yöntemlerinden biri haline gelen internet ve sosyal medya araçları konusunda

yapılacak düzenleme ve uygulamalarda devletin ve idari makamların çok hassas

davranmaları gerektiği açıktır.

40. Düşünceyi açıklama ve yayma

özgürlüğü mutlak ve sınırsız değildir. Bu bağlamda düşünceyi açıklama ve yayma

özgürlüğü kullanılırken bireylerin hak ve özgürlüklerini ihlal edecek tutum ve

davranışlardan kaçınılması gerekir. Nitekim Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinin

koruma altına aldığı düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti Anayasa’nın 13.

maddesindeki koşullara uygun olarak, bu maddelerde belirtilen sebeplerle

sınırlandırılabilir. Anayasa’nın 13. maddesine göre temel hak ve özgürlüklere

yönelik sınırlamalar ancak kanunla yapılabilir ve demokratik toplum düzeninin

gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı gibi hak ve özgürlüklerin

özlerine de dokunamaz.

41. İfade özgürlüğüne yönelik

sınırlamalar konusunda devletin ve kamu makamlarının takdir yetkisine sahip

olduğu belirtilmelidir. Ancak bu takdir alanı da Anayasa Mahkemesinin

denetimine tabidir. Demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk, ölçülülük

ve öze dokunmama kriterleri çerçevesinde yapılacak denetimde genel ya da soyut

bir değerlendirme yerine, ifadenin türü, şekli, içeriği, açıklandığı zaman,

sınırlama sebeplerinin niteliği gibi çeşitli unsurlara göre farklılaşan

ayrıntılı bir değerlendirme yapılmasına ihtiyaç bulunmaktadır. Öze dokunmama ya

da demokratik toplum gereklerine uygunluk kriterleri, öncelikle ifade hürriyeti

üzerindeki sınırlamaların zorunlu ya da istisnai tedbir niteliğinde olmalarını,

başvurulabilecek en son çare ya da alınabilecek en son önlem olarak kendilerini

göstermelerini gerektirmektedir. Nitekim AİHM de demokratik toplumda gerekli

olmayı, “zorlayıcı sosyal ihtiyaç”

şeklinde somutlaştırmaktadır. Buna göre, sınırlayıcı tedbir, zorlayıcı bir

sosyal ihtiyacın karşılanması ya da gidilebilecek en son çare niteliğinde

değilse, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir tedbir olarak

değerlendirilmemektedir. Aynı şekilde zorlayıcı sosyal ihtiyacın varlığı

araştırılırken de soyut bir değerlendirme yapılmayıp, ifade ortamına dahil olan

ifade edenin sıfatı, hedef alınan kişinin kimliği, tanınmışlık düzeyi, ifadenin

içeriği, ifadelerin kamuoyunu ilgilendiren genel yarara ilişkin bir tartışmaya

sağladığı katkı gibi çeşitli hususlar göz önünde bulundurulmalıdır. (Bu

konudaki AİHM kararları için bkz. Axel Springer AG / Almaya, [BD],

B.No: 39954/08, 7/2/2012; Von Hannover/Almanya (no.2) [BD], 40660/08 ve

60641/08, 7/2/2012)

42. Kamu otoritesince yapılan

müdahalenin haklı sebeplere dayanması, hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması

sırasında hakların özüne dokunulmaması ve ölçülü olunması gerekmektedir. Hakkın

amacına uygun şekilde kullanımını son derece zorlaştıran, ciddi suretle

güçleştiren, örtülü bir şekilde kullanılamaz hale koyan ve etkisini ortadan

kaldıran sınırlamalar öze dokunur niteliktedir (bkz. AYM, E.2006/121,

K.2009/90, K.T. 18/6/2009). Sınırlama amacı ile aracı arasında adil bir

dengenin gözetilmesi şeklinde tarif edilen ölçülülük ilkesi ile daha az

sınırlayıcı ya da daha hafif tedbirlerle sınırlama amacına ulaşılması mümkün

olduğu halde hak ve hürriyetleri daha çok sınırlayan, haklardan yararlanacak

kişilere daha ağır yükümlülükler getiren düzenlemelerin önlenmesi

amaçlanmaktadır. Dolayısıyla belli bir amaca ulaşmak için alınan sınırlayıcı

tedbir, gereğinden ağır ve katı ise o sınırlama ölçülü olmayacağı gibi

demokratik toplum düzenine de uygun bir sınırlama olmayacaktır (B.No:2013/2602,23/1/2014, §51).

43. İfade özgürlüğü konusunda

devletin pozitif ve negatif yükümlülükleri bulunmaktadır. Kamu makamları

negatif yükümlülük kapsamında Anayasa’nın 13. ve 26. maddeleri kapsamında

zorunlu olmadıkça ifadenin açıklanmasını ve yayılmasını yasaklamamalı ve

yaptırımlara tabi tutmamalı; pozitif yükümlülük kapsamında ise ifade

özgürlüğünün gerçek ve etkili korunması için gereken tedbirleri almalıdır (benzer

yöndeki AİHM görüşü için bkz. Özgür

Gündem/Türkiye, B.No:23144/93, 16/3/2000,

§43). Bu denge kurulurken Anayasanın 13. ve 26. maddeleri kapsamında kanunen

öngörülen sınırlı sebeplerle ve meşru amaçlarla, demokratik toplum düzeninin

gerekleri gözetilerek, sınırlama amacı ile aracı arasında ölçülü bir dengenin

gözetilmesi ve hakkın özüne dokunulmaması gereklidir (B.No:2013/2602,23/1/2014,

§56).

44. Anayasa Mahkemesi,

müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığını, müdahalede

bulunulurken hakkın özüne dokunulup dokunulmadığını, ölçülü davranılıp

davranılmadığını her olayın kendine has özelliklerine göre takdir edecektir (B.No:2013/2602,23/1/2014, §61).

45. Somut olayda başvurucular,

kullanıcısı oldukları twitter. com

isimli internet adresine erişimin engellenmesi nedeniyle ifade hürriyetinin

ihlal edildiğini ileri sürmektedirler. Genel ilkelerin açıklanmasından sonra bu

genel ilkelerin somut olaya uygulanması sırasında ifade özgürlüğüne “müdahale olup olmadığı”, müdahale varsa

"müdahalenin haklı sebeplere dayanıp

dayanmadığı”, haklı sebep varsa

“müdahalenin demokratik toplum düzeni için gerekli olup olmadığı ve ölçülü olup

olmadığı" hususları değerlendirilecektir.

46. Başvuru konusu olayda TİB’in bazı

mahkeme kararlarını gerekçe göstererek twitter.com internet sitesine erişimi

engellediği anlaşılmakta ise de dayanak gösterilen kararların incelenmesinden

söz konusu kararların sadece belli URL adreslerine erişimin engellenmesine

yönelik olduğu, derece mahkemelerince doğrudan twitter.com internet adresine

erişimi engellemeye yönelik bir karar alınmadığı anlaşılmaktadır.

47. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının ilgili mevzuat hükümleri

gereğince erişimin engellenmesine ilişkin kararının kural olarak bir yargı

kararını gerektirdiği, bu konuda görevli mahkemelerin sulh ceza mahkemeleri

olduğu ve mahkemelerce verilen kararın niteliği itibariyle bir ceza muhakemesi

koruma tedbiri olduğu açıktır. Buna göre TİB ancak mahkemece bu konuda alınmış

bir karara dayalı olarak ve bu kararda öngörülen tarzda engelleme kararının

icrasını gerçekleştirebilecektir.

48. Bir kamu idaresi olan TİB’in bir

internet sitesine erişimi engellenmesine yönelik yaptığı müdahalenin demokratik

bir toplumda gerekli olup olmadığı ve müdahalede bulunulurken ölçülü davranılıp

davranılmadığı konusunda hangi genel ilkelerden hareket edileceği yukarıda

belirtilmişti (§§ 37- 40). Anayasa’nın 13. maddesine göre temel hak ve

özgürlüklere ilişkin sınırlandırmalar kanunla öngörülmeli ve sınırlamalar

kanuna uygun olmalıdır. Somut olayda, erişimin engellenmesinin URL bazında

değil de tüm bir siteye yönelik erişimin engellenmesi şeklinde uygulandığı

görülmektedir. 5651 sayılı Kanun’da yer alan düzenlemeler dikkate alındığında TİB’in kararına dayanak gösterdiği mahkeme kararlarını aşan

ve milyonlarca kullanıcısı bulunan bir sosyal medya ağı olan twitter.com

sitesine erişimin tamamen engellenmesini öngören işlemin kanuni dayanağının

bulunmadığı ve bu sosyal paylaşım sitesine erişimin kanuni dayanağı olmaksızın

ve sınırları belirsiz bir yasaklama kararı ile engellenmesinin demokratik

toplumların en temel değerlerinden biri olan ifade özgürlüğüne ağır bir

müdahale oluşturduğu açıktır.

49. Bu durumda, bireysel başvuruya konu edilen ihlal iddiasının

konusunu oluşturan ifade özgürlüğünün demokratik hukuk devletindeki önemi

dikkate alındığında TİB tarafından twitter.com isimli internet sitesine

erişimin engellenmesi yalnızca bu engellemeye dayanak gösterilen ve URL bazlı

verilen kararların muhataplarını değil, twitter.com ağından yararlanan tüm

kullanıcıların ifade özgürlüğüne yönelik ağır müdahale niteliğinde olduğu ve

hukuki dayanağının olmaması nedeniyle başvurucuların Anayasa’nın 26. maddesinde

korunan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

nedenlerle;

A. Başvurunun KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

B. Başvurucuların Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan

ifade özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvuruculardan Yaman Akdeniz’e 206,10 TL bireysel başvuru

harcı ve 1.500,00 TL vekalet ücreti toplamı olan 1.706,10 TL’nin, Mustafa

Sezgin Tanrıkulu’na 206,10 TL bireysel başvuru harcı ve 1.500,00 TL vekalet

ücreti toplamı olan 1.706,10 TL’nin, Kerem Altıparmak’a 206,10 TL bireysel

başvuru harcından oluşan yargılama giderlerinin ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Hazinesine başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

E. Kararın birer örneğinin 6216

sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları uyarınca, İHLALİN VE SONUÇLARININ ortadan kaldırılmak

üzere Bilgi ve İletişim Teknolojileri Kurumu, Telekomünikasyon İletişim

Başkanlığı ve Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığına gönderilmesine,

2/4/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Celal Mümtaz AKINCI

M. Emin KUZ

Raportör : Esat Caner YILMAZOĞLU Başvurucu : Yaman AKDENİZ Vekili : Av. Hüsnü ÖNDİL 2.Başvurucu : Mustafa Sezgin TANRIKULU Vekili : Av. Berk BAŞARA 3.Başvurucu : Kerem ALTIPARMAK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/3986, 2 Nisan 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucuların
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvurunun KABUL EDİLEBİLİR
  16. B. Başvurucuların Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan
  17. C. Başvuruculardan Yaman Akdeniz’e 206,10 TL bireysel başvuru
  18. D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  19. E. Kararın birer örneğinin 6216
  20. M. Emin KUZ
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/3986
Tarih
2 Nisan 2014

İlgili Kararlar

  • Aslı Kırmızı Demirseren Başvurusu (B. No: 2013/5680)
  • Ünal Özfuçucu Başvurusu (B. No: 2013/5921)
  • Ejder Özkaya Başvurusu (B. No: 2013/2228)
  • Ali Öksüz Başvurusu (B. No: 2013/6065)
  • K.ş. Başvurusu (B. No: 2013/1614)
  • Yıldız Kurt Başvurusu (B. No: 2013/2625)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.