İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hakime Şengül ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/5139)

1. Başvuru, murisin 8/7/1997 tarihinde hayatını kaybetmesi ve

Başvuru No2013/5139Tarih31 Mart 2016Okuma14 dk · 2.865 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Hakime Şengül Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
31 Mart 2016
Başvuru Numarası
2013/5139
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.865 kelime·14 dk okuma·22 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, murisin 8/7/1997 tarihinde hayatını kaybetmesi ve

faili meçhul kalan ölüm olayı nedeniyle 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör

ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında

yapılan başvurunun reddine ilişkin işleme karşı açılan davanın reddedilmesi

nedeniyle yaşam ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 2/7/2013 tarihinde Batman İdare Mahkemesi vasıtasıyla

yapılmıştır. Başvurucular bireysel başvuru harç ve masraflarını karşılama

imkânlarının bulunmadığını belirterek adli yardım talebinde bulunmuşlardır.

Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde

başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 27/3/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 14/5/2015 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 26/5/2015 tarihli yazısında Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP)

aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle

şöyledir:

7. Başvuruculardan Hakime Şengül'ün eşi

diğer başvurucuların babası olan A.Ş., 8/7/1997 tarihinde kimliği belirsiz

kişiler tarafından kaçırılmış vefaili meçhulbir silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirmiştir.

8. Başvurucular 5/1/2006 tarihinde, murislerinin ölüm olayı

nedeniyle uğradıkları zararların karşılanması için 5233 sayılı Kanun

hükümlerinden yararlandırılmaları istemiyle Batman Valiliği Zarar Tespit

Komisyonuna (Komisyon) başvurmuşlardır.

9. Komisyon 6/2/2007 tarihli ve 2007/2-331 sayılı kararı ile

5233 sayılı Kanun kapsamına girmediği gerekçesiyle başvurunun reddine karar

vermiştir.

10. Başvurucular murisin ölüm olayının 5233 sayılı Kanun

kapsamına girdiğini belirterek yapılan başvurunun reddine ilişkin Komisyonun

6/2/2007 tarihli ve 2007/2-331 sayılı kararının iptali ile maddi ve manevi

tazminat istemiyle Batman Valiliği aleyhine 16/4/2007 tarihinde Diyarbakır 2.

İdare Mahkemesinde dava açmışlardır.

11. Diyarbakır 2. İdare Mahkemesinin 7/12/2007 tarihli ve

E.2007/405, K.2007/1713 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

İlgili gerekçe şöyledir:

"... Bakılan davada; 08.07.1997 tarihli

müşteki ve A. Ş.nin oğlu Yusuf Şengül’ünşikayet

dilekçesinde; “ babasının 08.07.1997 günü saat 07:00 sıralarında ilçe merkezine

gidiyorum diye evden ayrıldığı, işsiz olduğu, saat 20:00’ye kadar eve dönmemesi

nedeniyle meraklandıklarını ve müştekinin amcasının oğlu olan D.Ş.nin ölenin 07:30 sıralarında Tekel Mahallesinde bulunan

yol kenarındaki dükkanının önünde otururken siyah renkli Doğan veya Şahin marka

bir otonun içinde dükkanının önünden geçtiğini, kendisine el kol işareti

yaptığını, süratli bir şekilde Batman kavşağından Siirt istikametine döndüğünü,...

sürücünün yanında bir kişi olduğu, babasının arka koltukta oturduğunu ve

yanında bir kişinin daha olduğunu ve daha önceden kan davalıları olan H.Y.,

F.Y. ve O.Y. adlı şahısların kaçırmış olabileceğinden şüphelendiğini beyan

ettiği, savcılıkça yapılan soruşturma sonucunda Kozluk Cumhuriyet

Başsavcılığının 2001/9 sayılı kararıyla sanıkların tespit edilemediğinden daimi

arama kararı verildiği, 13.07.1997 tarihli olay yeri tutanağında; şahsın Batman

Baraj Gölü kıyısı olan uçurumun yaklaşık 8-9 metre gerisinde vurulmuş olduğunun

.... anlaşıldığı, ...

Dosya kapsamında bulunan ifade tutanaklarına

bakıldığında ise; 24.07.1997 tarihli N. A.nın ifade

tutanağında; olay günü sabah 7:30 sıralarında D.Ş.nin

dükkanının önünde işe gitmek için servis arabası beklerken ölenin lacivert

renkli Doğan marka bir otomobille yanında 3 kişiyle beraber dükkanın önünden

geçtiğini, plakada sadece 56 rakamını görebildiğini, ölenin el salladığını

ancak ne demek istediğini anlayamadığını, o anda şüphelenmediğini fakat daha sonra

A.Ş.yi emniyete sormaya gittiklerinde orada

yakalanmış bulunan 56 AH 540 plakalı aracı tanıdığını ... bu aracın yüzde 99

sabah gördüğü araç olduğunu beyan ettiği, 10.07.1997 tarihli M.Ş.ye ait ifade

tutanağında; T.B.ye ait 56 AH 540 plakalı otoyla 08.07.1997 günü Siirt’ten

buzdolabı tamiri için Yayıklı Köyüne gittiğini, sonra Kurtalan’a döndüğünü ve

ölen şahsı şahsen tanıdığını beyan ettiği, T.B.ye ait10.07.1997 tarihli ifade

de ise; ölenle 07.07.1997 günü Kurtalan’da görüştüğünü, anlaşmazlığı olan bir şahısla

ölenin anlaşmalarını sağladığını, daha sonra M.Ş. ile beraber üçünün Kurtalan’a

geldiğini, 08.07.1997 günü ise A.Ş.yi hiç görmediğini

beyan ettiği, olaya ilişkin vukuat raporunda ise olayın nedeninin kan davası

veya düşmanlık nedeniyle adam öldürme olarak belirtildiği görülmektedir.

Olayda; dosya kapsamı, ifade tutanakları ve

yukarıdaki kanun hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; olayın kan gütme saikiyle ya da herhangi kişisel bir meseleden dolayı adam

kaçırma ve sonucunda öldürme olayı olduğu, vukuat raporu veKozluk

Cumhuriyet Başsavcılığının 2001/9 sayılı daimi arama kararında da olayın adam

kaçırma ve kan davası veya düşmanlık nedeniyle adam öldürme olarak

belirlendiği, ifade tutanakları ve olay yeri tutanağından da A.Ş.nin kaçırıldığı ve sonra Batman Gölü kenarında

öldürülerek suya atıldığı anlaşılmıştır.

5233 Sayılı Yasa kapsamında tazminat

ödenebilmesi için ise terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında

yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğranmış olması gerekirken bu

kapsama girmeyen eylem nedeniyle 5233 Sayılı Yasaya göre tazminat ödenebilmesi

mümkün değildir.

Bu durumda; davacıların tazminat başvurusunun

kanun kapsamına girmediği gerekçesiyle reddine ilişkin dava konusu işlemde

hukuka aykırılık bulunmamaktadır."

12. Temyiz üzerine Danıştay Onbeşinci

Dairesinin 28/3/2013 tarihli ve E.2011/9787, K.2013/2455 sayılı ilamıyla hüküm

onanmasına karar verilmiştir.

13. Karar, başvuruculara 11/6/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucular 2/7/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

B. İlgili Hukuk

15. 5233 sayılı Kanun'un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,

geçici 3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar

Kurulu Kararı Eki Karar'ın 1. maddesi (Celal

Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014, §§ 15-24).

16. 5233 sayılı Kanun'un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı

Kanun'un 1. maddesiyle değişik 9. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları

şöyledir:

"Yaralanma,

engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık

katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın;

a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek

üzere yaralanma derecesine göre,

b)

Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak

tespit edilenlere dört katından yirmidört katı

tutarına kadar,

c)

Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak

tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar,

d)

Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak

tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar,

e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı

tutarında,

Nakdî ödeme yapılır.

...

Birinci

fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde

4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 31/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

18. Başvurucular; murislerinin 8/7/1997 tarihinde Batman ili

Kozluk ilçesinde faili meçhul şekilde öldürüldüğünü, anılan olay nedeniyle

uğradıkları zararların karşılanması istemiyle 5233 sayılı Kanun kapsamında

yaptıkları talebin ve akabinde açtıkları davanın reddedildiğini, taleplerin

değerlendirilmesi hususundaki idari sürecin ve yapılan yargılamanın yaklaşık

yedi yıl sürdüğünü ve makul bir sürede sonuçlanmadığını, idari yargı

makamlarınca tazminat başvurusuna ilişkin mevzuatın dar ve aleyhe yorumlanarak

talebin reddedildiğini, murisin öldürülmüş olması sebebiyle maddi ve manevi

zarara uğradıklarını, devletin vatandaşın can güvenliğini korumak zorunda

olduğunu, olayın üzerinden on altı yıl geçmesine rağmen faillerinin

bulunamadığını, etkili soruşturma yapılmadığını, olayın terörle mücadele

kapsamında gerçekleştirildiğini belirterek Anayasa’nın 17. ve 36. maddesinde

güvence altına alınan yaşam ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüşler; ihlalin tespiti ile maddi ve manevi tazminat talebinde

bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

19. Başvurucuların 5233 sayılı Kanun kapsamındaki zararlarının

tazmini amacıyla yaptıkları başvurunun ve açtıkları davanın reddedilmesi

nedeniyle Anayasa’nın 17. ve 36. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal

edildiğini iddia ettikleri anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve

olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

20. Başvurucuların, murisin öldürülmüş olması sebebiyle maddi ve

manevi zarara uğradıkları, olayın üzerinden on altı yıl geçmiş olmasına rağmen

etkin soruşturma yapılmadığından olayın faillerinin devlet tarafından

bulunamadığı, devletin vatandaşın can güvenliğini korumak zorunda olduğu, bu aşamadan

sonra olayın faillerinin bulunma ihtimalinin son derece zayıf bulunduğu, olayın

siyasi olmaması durumunda zaten faillerinin hemen tespit edilebileceğine

ilişkin iddialarının ölüm olayının terörle mücadele kapsamında gerçekleşmiş

olduğunu delillendirme amaçlı olarak ifade edildiği,

başvuru formunda Savcılık soruşturma dosyasına ilişkin süreçten ayrıca şikâyet

edilmediği, bu bakımdan bu iddiaların özünün ölüm olayı sebebiyle oluşan

zararların 5233 sayılı Kanun kapsamında kaldığı ve karşılanması gerektiği

iddiasına ilişkin olduğu anlaşılmış; yaşam hakkının ihlali iddiası yönünden

ayrıca inceleme yapılmamıştır. Başvurucuların ihlal iddiaları adil yargılanma

hakkı kapsamında aşağıdaki başlıklar altında değerlendirilmiştir:

1. Adli Yardım Talebi

Yönünden

21. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen

ilkeler dikkate alınarak, geçimini önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama

giderlerini ödeme gücünden yoksun oldukları anlaşılan başvurucuların açıkça

dayanaktan yoksun olmayan adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmesi

gerekir.

2. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

22. Başvurucular; murislerinin 8/7/1997 tarihinde kaçırılarak

faili meçhul bir şekilde öldürülmesi, olayın terörle mücadele kapsamında

gerçekleşmesi ve murisin öldürülmüş olması sebebiyle maddi ve manevi

zararlarının doğmuş olmasına rağmen 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan

başvurunun reddedildiğini, idari yargı makamlarının tazminat başvurusuna

ilişkin mevzuatı dar ve aleyhe yorumlandığını, murisin ölümü üzerinden uzun bir

zaman geçmesine rağmen gerçek faillerin bulunamamasının olayın terörle mücadele

kapsamında gerçekleştiğini gösterdiğini, aksine bir durumda faillerin hemen

tespit edilebileceğini belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan

hakkaniyete uygun yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

23. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, bireysel

başvurulara ilişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların

incelemeye tabi tutulamayacağı, 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin

(2) numaralı fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece

kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir.

24. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz takdir hatası içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu

şikâyeti niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi kararları bariz takdir

hatası veya açık keyfîlik içermedikçe Anayasa

Mahkemesince esas yönünden incelenemez (Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

25. Terör eylemleri ve terörle mücadele kapsamında yürütülen

faaliyetler sebebiyle maddi zarara uğrayan kişilerin bu zararlarının

karşılanması amacından hereketle 5233 sayılı Kanun’un

2. maddesinde hangi zararların kanun kapsamı dışında bulunduğu belirtilmiş, 7.

madde de ise karşılanacak zararlar açıklanmıştır. Bu bakımdan terör dışındaki

ekonomik ve sosyal sebeplerle meydana gelen yaralanma, sakatlanma veya ölüm

hâllerinde uğranılan zararların Kanun'un kapsamı dışında olduğu açıkça

belirtilmiştir.

26. Başvuru dilekçesi incelendiğinde, başvurucuların 5233 sayılı

Kanun'un ilgili maddeleri kapsamında idari yargı makamlarının tazminat

başvurusuna ilişkin kanuni düzenlemeleri dar ve aleyhe yorumlayarak Anayasa'nın

36. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürdükleri anlaşılmaktadır.

27. Başvurucuların iddiaları ile beraber Diyarbakır 2. İdare

Mahkemesinin 7/12/2007 tarihli kararında (bkz. § 11) belirtilen gerekçeler

incelendiğinde iddiaların 5233 sayılı Kanun'un kapsamına ilişkin hükümler

içeren 2. maddesinin (d) bendinde yer verilen

"Terör dışındaki ekonomik ve sosyal sebeplerle uğranılan zararlar ile

güvenlik kaygıları dışında kendi istekleriyle bulundukları yerleri terk

edenlerin bu sebeple uğradıkları zararlar." ifadesinin Komisyon

ve Derece mahkemeleri tarafından yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas

itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

28. Diyarbakır 2. İdare Mahkemesince verilen 7/12/2007 tarihli

kararda, 5233 sayılı Kanun uyarınca idarenin tazminat ödemekle sorumlu

tutulabilmesi için meydana gelen zararın terör eylemleri veya terörle mücadele

kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle doğması gerektiğinin belirtildiği;

dosya kapsamı, ifade tutanakları, vukuat raporu, Kozluk Cumhuriyet

Başsavcılığının 2001/9 sayılı daimî arama kararı dikkate alındığında olayın kan

gütme saikiyle ya da herhangi bir kişisel meseleden

dolayı adam kaçırma ve öldürme olarak nitelendirildiği, davacıların murisinin

ölüm olayı sebebiyle tazminat taleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamına

girmediği gerekçesiyle başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka

aykırılık bulunmadığı belirtilmiştir.

29. 5233 sayılı Kanun uyarınca ileri sürülen taleplerin

belirtilen Kanun kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususu ve

Kanun’un kapsamının belirlenmesi noktasındaki mevzuat hükümlerinin yorumu ve

somut olayın bu ölçüt uyarınca değerlendirilmesi noktasındaki takdir derece

mahkemelerine aittir.

30. Başvurucuların dava ve temyiz aşamasında da aynen ileri

sürdükleri iddialarının idari makamların ve mahkemelerin delilleri

değerlendirmesine ve konuya ilişkin hukuk kurallarının mahkemeler tarafından yorumlanmasına

ilişkin olduğu, başvurucuların nihai olarak lehlerine olmayan Mahkeme kararının

sonucundan şikâyet ettikleri, bununla birlikteyargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşler hakkında bilgi sahibi

olamadıklarına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadıklarına,

karşı tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme

fırsatı bulamadıklarına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili

iddialarının Derece Mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da

kanıt sunmadıkları gibi Derece Mahkemelerinin kararında bariz takdir hatası

veya açık keyfîlik oluşturan herhangi bir durum da

tespit edilememiştir.

31. Açıklanan nedenlerle başvurucular tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, Derece Mahkemeleri

kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfîlik

de içermediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

32. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek

başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Esas Yönünden

33. Başvurucular 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürülen

giderim taleplerinin değerlendirilmesi hususundaki idari sürecin ve yapılan

yargılamanın yaklaşık yedi yıl sürdüğünü ve makul sürede sonuçlandırılmadığını

belirterek adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

34. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idari

yargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu

konuda verdiği kararlarında, komisyon ve yargılama aşamalarında geçen süreler

ile davanın tüm koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılama

sürecinde komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarak

uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikle

yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekiz

yılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul sürede

yargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014 §§

61-69; Mahmut Can Arslan, B. No:

2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; Mehmet Gürgen,

B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal

Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesin olarak karara bağlanmasının daha

uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumun başvuruculara atfedilebilecek bir

kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya,

B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§ 46-70).

35. Ancak toplamda sekiz yılın altında gerçekleşen başvuruların

karara bağlanma süresinin her durumda makul olduğu şeklinde bir değerlendirme

yapılması mümkün değildir.Başvuru

konusu olaydaki gibi Komisyon aşamasında geçen süreden ziyade yargılama

aşamasında geçen sürelerin göreceli olarak uzun olduğu durumlarda ayrıca

değerlendirme yapılması gerekmektedir.

36. Somut başvuru bakımından başvurucuların 5/1/2006 tarihinde

Komisyona başvurduğu, Komisyonun 6/2/2007 tarihli kararıyla başvurunun reddine

karar verildiği, bu suretle idari başvurunun karara bağlanmasının ortalama on

üç ay sürdüğü anlaşılmaktadır.

37. Öte yandan başvuruya konu yargılama süreci incelendiğinde

Komisyon tarafından başvurucuların taleplerinin reddi sonrasında 16/4/2007

tarihinde dava dilekçesinin Diyarbakır İdare Mahkemesine sunulması suretiyle

dava sürecinin başladığı, Diyarbakır 2. İdare Mahkemesinin 7/12/2007 tarihli

kararı ile davanın reddine karar verildiği, davacılar tarafından kararın temyiz

edilmesi üzerine Danıştay Onbeşinci Dairesinin

28/3/2013 tarihli ilamı ile hükmün onandığı anlaşılmaktadır.

38. Sonuç olarak idari makamlar ile yargılamada geçen ve makul

sürede yargılanma hakkı kapsamında dikkate alınması gereken toplam sürenin

yaklaşık 7 yıl 3 ay olduğu, bu sürelerin yaklaşık altı yılının yargılama

aşamasında geçtiği anlaşılmaktadır.

39. Somut başvuruya bir bütün olarak bakıldığında başvurunun

karara bağlanma süresi toplamda sekiz yılın altında gerçekleşmiş ise de

yaklaşık altı yıllık yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu

sonucuna varılmıştır.

40. Açıklanan nedenlerle başvurucuların Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma haklarının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

4. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

41. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

42. Başvurucular; Hakime Şengül için

40.000 TL, diğer başvurucuların her biri için 10.000 TL, uzun ve masraflı yargı

yoluna başvurmak zorunda bırakıldıkları içinde 5.000 TL olmak üzere toplamda

115.000 TL maddi tazminatın ve Hakime Şengül için 20.000 TL, diğer

başvurucuların her biri için 5.000 TL olmak üzere toplam 55.000 TL manevi

tazminatın ödenmesi talebinde bulunmuşlardır.

43. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

44. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle yalnızca

ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında

başvuruculara müştereken net 3.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

45. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucuların uğradıklarını iddia ettikleri maddi zarar ile tespit edilen

ihlal arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucuların bu konuda herhangi bir

belge sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat taleplerinin reddine karar

verilmesi gerekir.

46. Dosyaki belgelerden tespit edilen

1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvuruculara müşterek

olarak ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım taleplerinin KABULÜNE,

B. 1. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Başvuruculara müştereken net 3.000 TL manevi TAZMİNAT

ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. 1.800 TL vekâlet ücretinin başvuruculara

MÜŞTEREKENÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

31/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Erdal TERCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Fatma

KARAMAN ODABAŞI

Başvurucular

:

1. Hakime ŞENGÜL

2. Emel

ŞENGÜL

3. Merve

ŞENGÜL

4.

Abdurrahman ŞENGÜL

5. Yusuf

ŞENGÜL

6. Ümit

ŞENGÜL

7. Amine

NAYMAN

8. Aycan

ŞENGÜL

Vekili

:

Av. Ferhat

BAYINDIR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/5139, 31 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal
  12. B. 1. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine
  13. D. Başvuruculara müştereken net 3.000 TL manevi TAZMİNAT
  14. E. 1.800 TL vekâlet ücretinin başvuruculara
  15. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  16. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Karaman Odabaşı
  18. Şengül
  19. Şengül
  20. Şengül
  21. Şengül
  22. Nayman
  23. Şengül
  24. Bayındır
  25. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/5139
Tarih
31 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • Hayrettin Öztekin Başvurusu (B. No: 2013/4535)
  • Sabahat Şanlı Başvurusu (B. No: 2013/3010)
  • T. İmar Bankası Memur ve Müstahdemleri Yardım ve Emekli Sandığı Vakfı Başvurusu (B. No: 2013/6108)
  • Veysel Kaplan Başvurusu (B. No: 2013/2727)
  • Yuliyan Andreev Başvurusu (B. No: 2013/4837)
  • Cuma Gürses Başvurusu (B. No: 2013/7536)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.