İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Sabahat Şanlı Başvurusu (B. No: 2013/3010)

1. Başvuru, terör örgütü ile mücadele çerçevesinde

Başvuru No2013/3010Tarih31 Mart 2016Okuma12 dk · 2.347 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Sabahat Şanlı Başvurusu

Karar tarihi
31 Mart 2016
Başvuru Numarası
2013/3010
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.347 kelime·12 dk okuma·9 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, terör örgütü ile mücadele çerçevesinde

gerçekleştirilen bir operasyon sırasında kayınvalidesinin konutuna zarar

verilmesi dikkate alınmaksızın 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve

Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında

yapılan başvurunun reddedilmesi nedeniyle özel hayatın gizliliği ilkesi ile

mülkiyet hakkının; ret işlemine karşı açılan davaya ilişkin yargılama

işlemlerinin adil olmaması, makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 29/4/2013 tarihinde Batman İdare Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 28/11/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 14/5/2015 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 26/5/2015 tarihli yazısında Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, terörle mücadele çerçevesinde gerçekleştirilen bir

operasyon sırasında güvenlik güçleri tarafından kayınvalidesinin konutunun

zarar gördüğünü beyan ederek bu özel durumundan kaynaklanan güvenlik kaygısı

nedeniyle köyünü terk etmek zorunda kaldığını iddia etmiştir.

8. Başvurucu 30/5/2008 tarihinde 5233 sayılı Kanun kapsamına

giren zararlarının karşılanması talebiyle Batman Valiliği Zarar Tespit

Komisyonuna (Komisyon) başvurmuştur.

9. Komisyon 14/7/2011 tarihli ve 2011/1-1615 sayılı kararında

terör olayları sonucu oluşan zararların karşılanması talebiyle yapılan

başvuruda bilirkişi heyetince yapılan keşif, tutulan tutanaklar, dosyalarda yer

alan bilgi ve belgeler uyarınca Sason ilçesiKelhasan

köyü boşalmadığından, kişiye yönelik bir tehdit ve saldırı olmadığından bahisle

talebin reddine karar vermiştir.

10. Başvurucu tarafından belirtilen ret işlemi aleyhine Batman

İdare Mahkemesinde dava açılmıştır.

11. Batman İdare Mahkemesinin 29/3/2012 tarihli ve E.2011/3383,

K.2012/2385 sayılı kararı ile Batman İl Jandarma Komutanlığınca yapılan

araştırmalar sonucu bir kısım köy halkının maddi sıkıntılar yüzünden köyü terk

ettiği yolunda tespitler yapıldığı, köy nüfusunun 1990 yılında 472, 1997

yılında 271, 2000 yılında ise 284 kişi olduğu; geçici ve gönüllü köy

korucularının 1987 ile 2000 yılları arasında görevlendirildikleri, köy ve

mezralar listesine göre köyde geçici köy koruculuğu sisteminin bulunmadığı ve

tespit edilen nüfusun tamamının köyde yaşayan sivil vatandaşlar olduğu, Sason

İlçe Seçim Kurulunun 4/9/2009 tarihli ve 185 sayılı yazısında köyde muhtarlık

seçimlerinin yapıldığının tespit edildiği, bu durumda aralarında başvurucunun

da bulunduğu Kelhasan Köyü halkının bir kısmının

güvenlik kaygısıyla da olsa köyden göç etmesinden dolayı uğradığı zararın

anılan köyün tamamen boşalmamış olması, diğer bir ifadeyle anılan köyde nesnel

güvenlik kaygısının yaşanmamış olması ve başvurucuya yönelik bir terör tehdidi

ya da saldırısının bulunmaması nedenleriyle 5233 sayılı Kanun hükümlerine göre

idarece karşılanmasına hukuki olanak bulunmadığından bahisle davanın reddine karar

verilmiştir.

12. Başvurucunun temyizi üzerine Danıştay Onbeşinci

Dairesinin 25/12/2012 tarihli ve E.2012/8020, K.2012/14895 sayılı ilamı ile

kararın usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz

nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği

belirtilerek onanmasına karar verilmiştir.

13. Karar 2/4/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu 29/4/2013 tarihlerde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

15. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,

geçici 3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar

Kurulu Kararı Eki Karar’ın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008

tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin

31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay Onuncu

Dairesinin 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K.2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,

§§ 15-28).

16. 5233 sayılı Kanun’un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı

Kanun’un 1. maddesiyle değişik 9. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları

şöyledir:

“Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge

rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın;

a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine

göre,

b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü

derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört

katı tutarına kadar,

c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci

derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar,

d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci

derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar,

e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında,

Nakdî ödeme yapılır.

…

Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara

intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri

uygulanır.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 31/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

18. Başvurucu; Batman ili Sason ilçesi Kelhasan

köyünde ikamet etmekte iken terör olayları nedeniyle yerleşim yerini terk etmek

zorunda kaldığını, 5233 Kanun kapsamında yaptığı talebin ve akabinde açtığı

davanın reddedildiğini, yerleşim yeri olan köyde ve civar köylerde birçok terör

olayının meydana geldiğini ve bu olayların belgeler ile de kayıt altına

alındığını, köyde yaşanantüm olayların ve komşu

oldukları kayınvalidesi B. Ş.ye ait evin 1994 yılında yakıldığını,

kayınvalidesi tarafından Komisyona yapılan başvurunun kabul edildiğini, köyden

göç edilmesinin haklı görülmesi için köyde yaşayan diğer bireylerin de köyü

terk etmiş olmaları şartının aranmasının hakkaniyete uygun olamadığını, ikamet

ettiği yerin terör nedeni ile boşaltılmadığına dayanak teşkil eden nüfus sayımı

ve muhtarlık seçimi sonuçlarının, talebinin reddine gerekçe olamayacağını zira

köyden göç edenlerin nüfus kaydını nakil ettirmemeleri nedeni ile nüfus

hareketliliğinin gerçekleşmediğini, seçmen listelerinin adrese dayalı nüfus

kayıt sistemine göre oluşturulduğunu, köy tüzel kişiliğinin sona ermemesi

amacıyla birkaç köyün seçiminin birlikte yapıldığını, köy sakinlerinin güvenlik

güçleri tarafından mayın aramada kobay olarak kullanıldığını ve bu durum

hakkında TBMM İnsan Hakları Komisyonu tarafından araştırma ve inceleme

komisyonu kurulduğunu, somut gerçeği yansıtmayan yargı kararı ile talebinin

reddedildiğini ileri sürmüştür.

19. Başvurucu; ayrıca mezra-merkez ayrımı yapılmaksızın köyün

boşaltılıp boşaltılmadığına bakılarak ve yakınlarına yönelik eylemlerin dikkate

alınmayarak karar verildiğini, sosyal risk ilkesi gereği devletin meydana gelen

zararlardan nedensellik bağı aranmaksızın sorumlu olduğunu, önceki bir tarihte

aynı yerleşim yerinden başvuruda bulunanlar hakkında Komisyonun tazminat

ödenmesi yönünde karar verdiğini ve bu kararlar dikkate alınmadan başvurusu ve

davasının reddine karar verildiğini, mal varlığından faydalanamaması sonucu

mülkiyet hakkından yoksun bırakıldığını, yerleşim yerinden kendi isteği dışındagöç etmeye mecbur kalması nedeniyle özel hayatın ve

ailenin korunması hakkının ihlal edildiğini, yaptığı başvuru hakkında yürütülen

işlemlerin makul sürede sonuçlandırılmadığını belirterek Anayasa’nın10., 20.,

35. ve 36. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmiş;

ihlalin tespiti ile maddi ve maddi tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

20. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucunun, 5233

sayılı Kanun kapsamındaki zararlarının tazmini amacıyla açtığı davanın

reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 10., 20., 35. ve 36. maddelerinde tanımlanan

haklarının ihlal edildiğini iddia ettiği anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi,

olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp

olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §

16). Başvurucu; Mahkemece verilen ret kararı neticesinde idarenin can ve mal

güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine getirmediğini, terör örgütüne yönelik

gerçekleştirilen bir operasyon sırasında kayınvalidesine ait konutun hasar

gördüğünü, mağduriyeti hakkında bir giderim sağlanması imkânının kendisine

tanınmadığını belirterek özel hayatın gizliliği ilkesinin ve mülkiyet hakkının

ihlal edildiğini iddia etmiştir. Anılan ihlal iddiaları, gerekçeli karar

hakkının ihlali iddiasının incelenmesi sonucu verilen karara bağlı olarak değerlendirileceğinden

bu ihlal iddiaları yönünden ayrıca inceleme yapılmamıştır. Başvurucunun diğer

ihlal iddiaları aşağıdaki başlıklar altında incelenmiştir:

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Eşitlik İlkesinin

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

21. Başvurucu, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığı giderim

talebinin ve akabinde açtığı davanın reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 10.

maddesinde tanımlanan eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.

22. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, tazminat

taleplerinin reddedilmesi nedeniyle ayrımcılığa maruz kalındığı iddiası daha

önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği

kararlarında, başvurucuların kendilerine hangi temele dayalı olarak ayrımcılık

yapıldığına ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadıkları gibi belirtilen

iddialarını temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt da sunmamış

oldukları dikkate alınarak başvurucuların anılan iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude

Yaşar, B. No: 2013/2738, 16/7/2014, §§ 43-48; Cahit Tekin, B. No: 2013/2744, 16/7/2014,

§§ 39-44).

23. Somut başvuru açısından yapıldığı iddia edilen ayrımcılığın

hangi temele dayalı olduğuna dair bir beyanda bulunulmadığı, belirtilen

iddiaları temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt sunulmadığı gibi

farklı karar verilmesini gerektiren bir yön de bulunmamaktadır.

24. Açıklanan nedenlerle başvurucunun eşitlik ilkesinin ihlal

edildiği iddialarının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

i. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

25. Başvurucu, 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürdüğü

giderim talebinin değerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılama

prosedürlerinin makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36.

maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

26. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idari

yargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar, daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu

konuda verdiği kararlarında; Komisyon ve yargılama aşamalarında geçen süreler

ile davanın tüm koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılama

sürecinde Komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarak

uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikle

yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekiz

yılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul sürede

yargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014,

§§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B.

No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; Mehmet

Gürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesin

olarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumun

başvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§

46-70).

27. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

28. Somut davaya bir bütün olarak bakıldığında Komisyona başvuru

tarihi (30/5/2008) ile nihai karar tarihi (25/12/2012) arasında geçen 4 yıl 7

aylık sürede uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve

özellikle yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olduğu tespit

edilemediğinden, başvuru açısından farklı karar verilmesini gerektiren bir yön

de bulunmadığından yargılama süresinin makul olduğu sonucuna varılmıştır.

29. Açıklanan nedenlerle başvurucunun makul sürede yargılanma

hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğu anlaşıldığından başvurunun bu

kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Gerekçeli Karar

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

30. Başvurucu 1994 yılında terör örgütüne yönelik

gerçekleştirilen bir operasyon sırasında kayınvalidesine ait konutun hasar

gördüğünü, kayınvalidesi tarafından Komisyona yapılan başvurunun kabul edildiğini,

anılan olaydan kaynaklı güvenlik kaygısı nedeniyle yerleşim yerini terk

ettiğini, bu iddiaları hakkında hiçbir değerlendirme yapılmaksızın davasının

reddedildiğini iddia etmiştir.

31. Gerekçeli karar hakkı adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden

biri olup Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı

birçok kararında ilgili hükmü Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6.

maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı ışığında yorumlamak

suretiyle Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil

yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen gerekçeli karar hakkına Anayasa'nın

36. maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher

Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

32. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanma

hakkının unsurlarından birisi olmakla beraber bu hak, yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi şeklinde

anlaşılamaz. Bu nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı, kararın

niteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte başvurucunun ayrı ve açık bir

yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddialarının cevapsız

bırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm

Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, B. No: 2013/1213,

4/12/2013, § 26).

33. Somut olayda başvurucu; 1994 yılında yerleşim yerleri olan Kelhasan köyünde terör örgütüne yönelik gerçekleştirilen

bir operasyon sırasında kayınvalidesine ait konutun hasar gördüğünü, anılan

olaydan kaynaklı güvenlik kaygısı nedeniyle yerleşim yerini terk ettiğini,

kayınvalidesi tarafından Komisyona yapılan başvurunun kabul edildiğini,

doğrudan yakınlarına yönelik gerçekleşen eylemler nedeniyle köyden göç etmesine

rağmen bu husus dikkate alınmaksızın yargılama mercilerince karar verildiğini

iddia etmiştir.

34. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvuruda, Komisyon

kararında (bkz. § 9), İdare Mahkemesi kararında (bkz. § 11), kanun yolu denetimi

sonrasında hükmedilen ilamda (bkz. § 12) başvurucunun iddiaları hakkında

herhangi değerlendirmede bulunulmadığı tespit edilmiştir.

35. Başvurucu, kayınvalidesinin konutuna zarar verildiği

konusunda delil olarak kayınvalidesi tarafından açılan delil tespiti davasına

ilişkin bir kısım belge sunmuş fakat bu yönde verilmiş bir Mahkeme kararı ibraz

etmemiştir. Bununla birlikte kendisine ve kayınvalidesine ait adres bilgileri

raporunu sunmuştur.

36. Adres bilgileri raporunun incelenmesinde Türkiye İstatistik

Kurumunun (TUİK) 27/11/2006 tarihli beyanında başvurucunun ve kayınvalidesi B.Ş.nin Kelhasan köyünde aynı

adreste ikamet ettiği yönünde Sason Nüfus Müdürlüğüne bildirimde bulunulduğu,

başvurucunun eşinin 14/5/2015 tarihli beyanında ise 10/5/2015 tarihinden

itibaren aynı köyde farklı bir adrese taşındıklarının bildirildiği tespit

edilmiştir. Bireysel başvuru dosyası ve sunulan belgeler incelendiğinde

başvurucunun, kayınvalidesi B.Ş. ile komşu olduklarını beyan ettiği anlaşılmış;

kayınvalidesi B.Ş. ile iddia edilen olayın meydana geldiği tarihte aynı konutta

yaşadıklarını gösteren bir bilgiye rastlanmamıştır.

37. Öte yandan başvurucunun meydana geldiği iddia edilen olay

tarihinde kayınvalidesinin evinde yaşadığı yönünde bir iddiası bulunmadığı gibi

başvurucu, buna yönelik bilgi ve belgeleri ne Derece Mahkemeleri aşamasında ne

de bireysel başvuru incelemesi aşamasında sunmuştur. Anılan tespitler dikkate

alındığında kayınvalidesi B.Ş. ile birlikte yaşadıkları iddiası da bulunmayan

başvurucunun, kayınvalidesi B.Ş.nin konutunun zarar

görmesi nedeniyle mağdur olduğu sonucuna varılamayacaktır. Yukarıda belirtilen

nedenlerle başvurucunun, kayınvalidesi B.Ş.nin

konutunun hasar gördüğü iddiası hakkında Derece Mahkemelerince herhangi bir

değerlendirme yapılmaması nedeniyle kararların yeterli gerekçe ihtiva etmediği

sonucuna varılamayacağı kanaatine ulaşılmıştır.

38. Açıklanan nedenlerle başvurucunun gerekçeli karar hakkına

yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının

diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

39. Özel hayatın gizliliği ilkesinin ve mülkiyet hakkının ihlal

edildiği hususundaki iddiaların başvurucu tarafından yargılamanın sonucuna

dayandırıldığı ve yargılama sürecine ilişkin olarak yukarıda yapılan

değerlendirmeler neticesinde somut yargılama faaliyetinin Derece Mahkemelerince

adil yargılanma hakkının gereklerine uygun şekilde yerine getirildiği tespit

edilmiş olduğundan özel hayatı koruma yükümlülüğünün ve mülkiyet hakkının ihlal

edildiği yönündeki iddiaların ayrıca değerlendirilmesine gerek görülmemiştir (Ülkü Özgür, B. No: 2013/2263, 26/6/2014, §

43, Mehmet Gürgen, § 42).

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

31/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Kadir ÖZKAYA Rıdvan GÜLEÇ Raportör Yrd. : Gökçe GÜLTEKİN Başvurucu : Sabahat ŞANLI Vekili : Av. Hüseyin AKÇARA

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/3010, 31 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/3010
Tarih
31 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • T. İmar Bankası Memur ve Müstahdemleri Yardım ve Emekli Sandığı Vakfı Başvurusu (B. No: 2013/6108)
  • Veysel Kaplan Başvurusu (B. No: 2013/2727)
  • Yuliyan Andreev Başvurusu (B. No: 2013/4837)
  • Cuma Gürses Başvurusu (B. No: 2013/7536)
  • Necip Tüfekçi ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/4774)
  • Hıdır Ateş Başvurusu (B. No: 2014/499)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.