İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Necip Tüfekçi ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/4774)

1. Başvuru, kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasında

Başvuru No2013/4774Tarih24 Mart 2016Okuma17 dk · 3.354 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Necip Tüfekçi Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
24 Mart 2016
Başvuru Numarası
2013/4774
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.354 kelime·17 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasında

dava konusu taşınmaz için takdir edilen bedelin aynı yerde ve aynı tarihte

kamulaştırılan bitişik ve eş değertaşınmazlar için

belirlenen bedelinin yaklaşık yarısı olarak tespit edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 20/6/2013 tarihinde Tekirdağ 1. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil

edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 8/12/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 27/4/2015 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 15/5/2015 tarihli yazısında Anayasa Mahkemesinin

önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında

görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP)

aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle

şöyledir:

7. Tekirdağ Belediye Başkanlığı, başvuruculara ait Tekirdağ ili

Merkez Ertuğrul Mahallesi, 264 ada 8 parsel sayılı 25,15 m2 yüz

ölçümüne sahip kargir dükkan

niteliğindeki taşınmazın park alanında kalması sebebiyle civardaki diğer

taşınmazlarla birlikte kamulaştırılması için 11/11/2010 tarihli ve 1033 sayılı

encümen kararı almıştır. 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma

Kanunu'nun 8. maddesi kapsamında kurulan uzlaşma komisyonunca taşınmazın m2

birim fiyatı 8.500 TL olarak belirlenerek arsa ve bina değeri olmak üzere

toplam 221.436,70 TL bedelin başvuruculara ödenmesi teklif edilmiş ise de

başvurucular ile uzlaşma sağlanamamıştır.

8. 2942 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında başvuruculara ait

taşınmazın tamamının değerinin tespit edilerek ödenmesi ve idare adına

tesciline karar verilmesi istemiyle 15/4/2011 tarihinde Tekirdağ Belediye

Başkanlığı tarafından başvurucular aleyhine Tekirdağ 1. Asliye Hukuk

Mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası açılmıştır.

9. Mahkemece resen seçilen bilirkişiler marifetiyle yapılan

keşif ile alınan 5/9/2011 tarihli bilirkişi raporu kapsamında taşınmazın m2

birim fiyatı 9.980 TL olarak tespit edilerek toplam kamulaştırma bedelinin

258.270,38 TL olduğu belirtilmiştir. Taraf vekillerince bilirkişi raporuna

itiraz edilmiş ise de bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun olduğu

belirtilerek 25/11/2011 tarihli celsede itirazlar reddedilmiştir.

10. Mahkemece 23/12/2011 tarihli ve E.2011/170, K.2011/417

sayılı karar ile davanın kabulüne, 264 ada 8 parsel sayılı taşınmazın

kamulaştırma bedelinin 258.270,38 TL olarak tespitine, taşınmazın başvurucular

adına olan tapu kaydının iptali ile park alanı olarak davacı adına tapuya

tesciline karar verilmiştir. Davanın gerekçesi şöyledir:

"Dava konusu taşınmaza ait çap örneği,

tapu kayıtları, emsal taşınmazlara ait tapu kayıtları, krokileri, Belediye

Başkanlığından rayiç değerleri, imar durumları celp edilmiş, ulusal ve yerel

gazete ilanları yapılmış, mahallinde ... keşif yapılmış, taşınmazın imar planı

içinde, belediye ve mücavir alan sınırları içinde kaldığı, imar planında yeşil

alan ve yol kullanımdaki alanda kaldığı, kadastro tesbiti

olup imar parseli olmadığı, arsa vasfında olduğu, taşınmazın şehir merkezinde,

ticari alanda, ana yola cepheli, çeşitli meslek gruplarının faaliyet gösterdiği

cadde üzerinde kaldığı, belediyenin tüm özelliklerinden faydalandığı görülmüş,

mahallinde kamulaştırma listesinden seçilen bilirkişiler marifetiyle 12.08.2011

tarihindekeşif yapılmış bilirkişi heyeti tarafından

sunulan raporda kamulaştırma bedelinin 258.270,38 TL olduğu görülmüş, bilirkişi

heyeti raporunun usul ve yasaya uygun olduğu ..."

11. Karar, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 31/10/2012 tarihli ve

E.2012/16542, K.2012/20767 sayılı ilamı ile kamulaştırılan taşınmaz mal ile

emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak zemine, resmî

birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı da düşülerek binaya değer

biçilmesinde ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi

beklenmeden davalı tarafa ödenmesine karar verilmesinde isabetsizlik

görülmediği belirtilerek onanmıştır.

12. Karar düzeltme istemi ise aynı Dairenin 16/4/2013 tarihli ve

E.2013/3537, K.2013/7459 sayılı ilamı ile reddedilmiştir.

13. Karar başvurucuya 24/5/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu 20/6/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

15. 2942 sayılı Kanun’un 8. maddesi şöyledir:

“İdarelerin, bu Kanuna göre, tapuda kayıtlı

olan taşınmaz mallar hakkında yapacağı kamulaştırmalarda satın alma usulünü

öncelikle uygulamaları esastır.

Kamulaştırma kararının alınmasından sonra

kamulaştırmayı yapacak idare,... taşınmaz malın

tahmini bedelini tespit etmek üzere kendi bünyesi içinden en az üç kişiden

teşekkül eden bir veya birden fazla kıymet takdir komisyonunu görevlendirir.

Ayrıca idare, tahmin edilen bedel üzerinden

pazarlıkla satın alma ve trampa işlemlerini yürütmek ve sonuçlandırmak üzere

kendi bünyesi içinden en az üç kişiden teşekkül eden bir veya birden fazla

uzlaşma komisyonunu görevlendirir.

İdare, kıymet takdir komisyonunca tespit

edilen tahmini bedeli belirtmeksizin, kamulaştırılması kararlaştırılan taşınmaz

mal, kaynak veya bunların üzerindeki irtifak haklarının bedelinin peşin veya bu

Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre

yapılıyor ise, bu fıkradaki usullere göre taksitle ödenmesi suretiyle ve

pazarlıkla satın almak veya idareye ait bir başka taşınmaz malla trampa yoluyla

devralmak istediğini resmi taahhütlü bir yazıyla malike bildirir.

Malik veya yetkili temsilcisi tarafından, bu

yazının tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde,

kamulaştırmaya konu taşınmaz malı pazarlıkla ve anlaşarak satmak veya trampa

isteği ile birlikte idareye başvurulması halinde; ... pazarlık görüşmeleri

yapılır, tespit edilen tahmini değeri geçmemek üzere bedelde veya trampada

anlaşmaya varılması halinde, yapılan bu anlaşmaya ilişkin bir tutanak

düzenlenir ...

İdarece, anlaşma tutanağının tanzim tarihinden

itibaren en geç kırkbeş gün içinde, tutanakta

belirtilen bedel ödenmeye hazır hale getirilerek, bu durum malike veya yetkili

temsilcisine yazıyla bildirilerek tapuda belirtilen günde idare adına tapuda

ferağ vermesi istenilir. Malik veya yetkili temsilcisi tarafından idare adına

tapuda ferağ verilmesi halinde, kamulaştırma bedeli kendilerine ödenir.

Bu madde uyarınca satın alınan veya trampa

edilen taşınmaz mal, kaynak veya irtifak hakkı, sahibinden kamulaştırma yolu

ile alınmış sayılır ve bu şekilde yapılan kamulaştırmaya veya bedeline karşı

itiraz davaları açılamaz.

Anlaşma olmaması veya ferağ verilmemesi

halinde bu Kanunun 10 uncu maddesine göre işlem yapılır.”

16. 2942 sayılı Kanun'un 10. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir:

“Kamulaştırmanın satın alma usulü ile

yapılamaması halinde idare, … asliye hukuk mahkemesine müracaat eder ve

taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, bu bedelin …ödenmesi

karşılığında, idare adına tesciline karar verilmesini ister.

Mahkeme, idarenin başvuru tarihinden itibaren

en geç otuz gün sonrası için belirlediği duruşma gününü, … taşınmaz malın

malikine … bildirerek duruşmaya katılmaya çağırır. Duruşma günü idareye de

tebliğ olunur.

…

Mahkemece yapılan duruşmada tarafların bedelde

anlaşamamaları halinde hakim, en geç on gün içinde

keşif ve otuz gün sonrası için de duruşma günü tayin ederek, 15 inci maddede

sayılan bilirkişiler marifetiyle ve tüm ilgililerin huzurunda taşınmaz malın

değerini tespit için mahallinde keşif yapar…

Bilirkişiler, taraflar ve diğer ilgililerin

beyanını da dikkate alarak, 11 inci maddedeki esaslar doğrultusunda taşınmaz

malın değerini belirten raporlarını onbeş gün içinde

mahkemeye verirler. Mahkeme bu raporu, duruşma günü beklenmeksizin taraflara

tebliğ eder. Yapılacak duruşmaya hakim, taraflar veya

vekillerini ve bilirkişileri çağırır. Bu duruşmada tarafların bilirkişi

raporlarına varsa itirazları dinlenir ve bilirkişilerin bu itirazlara karşı

beyanları alınır.

Tarafların bedelde anlaşamamaları halinde

gerektiğinde hakim tarafından onbeş

gün içinde sonuçlandırılmak üzere yeni bir bilirkişi kurulu tayin edilir ve

hakim, tarafların ve bilirkişilerin rapor veya raporları ile beyanlarından

yararlanarak adil ve hakkaniyete uygun bir kamulaştırma bedeli tespit eder.

Mahkemece tespit edilen bu bedel, taşınmaz mal, kaynak veya irtifak hakkının

kamulaştırılma bedelidir. … İdarece, kamulaştırma bedelinin hak sahibi adına

yatırıldığına… dair makbuzun ibrazı halinde mahkemece, taşınmaz malın idare

adına tesciline ve kamulaştırma bedelinin hak sahibine ödenmesine karar verilir

ve bu karar, tapu dairesine ve paranın yatırıldığı bankaya bildirilir. Tescil

hükmü kesin olup tarafların bedele ilişkin temyiz hakları saklıdır.

…

14 üncü maddede belirtilen süre içinde, kamulaştırma işlemine karşı hak

sahipleri tarafından idari yargıda iptal davası açılması ve idari yargı

mahkemelerince de yürütmenin durdurulması kararı verilmesi halinde mahkemece,

idari yargıda açılan dava bekletici mesele kabul edilerek bunun sonucuna göre

işlem yapılır.

...”

17. 2942 sayılı Kanun’un 11. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir:

“ …bilirkişi kurulu, kamulaştırılacak taşınmaz mal veya kaynağın bulunduğu

yere mahkeme heyeti ile birlikte giderek, hazır bulunan ilgilileri de

dinledikten sonra taşınmaz mal veya kaynağın;

a) Cins ve nevini,

b) Yüzölçümünü,

c) Kıymetini etkileyebilecek bütün nitelik ve

unsurlarını ve her unsurun ayrı ayrı değerini,

d) Varsa vergi beyanını,

e) Kamulaştırma tarihindeki resmi makamlarca

yapılmış kıymet takdirlerini,

f) Arazilerde, taşınmaz mal veya kaynağın

kamulaştırma tarihindeki mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması

halinde getireceği net gelirini,

g) Arsalarda, kamulaştırma gününden önceki

özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerini,

h) Yapılarda, resmi birim fiyatları ve yapı

maliyet hesaplarını ve yıpranma payını,

ı) Bedelin tespitinde etkili olacak diğer

objektif ölçüleri,

esas tutarak düzenleyecekleri raporda bütün bu unsurların cevaplarını ayrı

ayrı belirtmek suretiyle ve ilgililerin beyanını da dikkate alarak gerekçeli

bir değerlendirme raporuna dayalı olarak taşınmaz malın değerini tespit

ederler.

…”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 24/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

19. Başvurucular; maliki bulundukları taşınmazın

kamulaştırılması ve bedel tespitine ilişkin olarak Tekirdağ 1. Asliye Hukuk

Mahkemesinde açılan davada kamulaştırma bedeline esas arsa m2 değerinin 9.980 TL olarak tespit edilerek bu

kapsamda hüküm kurulmasına rağmen kendilerine ait taşınmazla aynı tarihte

kamulaştırılan, aynı yerde bulunan ve m2leri de aynı olan birbirine

bitişik, eş değer taşınmazlar için Tekirdağ 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan

2011/46 ve 2011/49 esas sayılı dava dosyalarında aynı tarih itibarıyla arsa m2

değerinin 18.370 TL olarak belirlendiğini, kamulaştırılan bitişik ve eş değer

taşınmazlar yönünden aynı yerdeki mahkemelerin aşırı bedel farkı ile karar

vermeleri nedeniyle Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesinin

ihlal edildiğini ileri sürmüşler ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması

için yeniden yargılama yapılması talebinde bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

20. Başvurucuların, aynı tarihte kamulaştırılan aynı yerde

bulunan ve m2leri de aynı olan birbirine bitişik, eş değer

taşınmazlar için aynı yerdeki mahkemelerin aşırı bedel farkı ile karar

vermeleri nedeniyle Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesinin

ihlal edildiğini ileri sürdükleri anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucular tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve

olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular

her ne kadar eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüşlerse de başvurucuların

şikâyetlerinin bir bütün olarak mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilmesi

uygun görülmüştür.

21. Anayasa’nın 35. maddesi şöyledir:

“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz.”

22. Anayasa'nın 46. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“Devlet ve kamu tüzelkişileri; kamu yararının

gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel

mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla

gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî

irtifaklar kurmaya yetkilidir.

…”

23. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın

yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve

ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna,

demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük

ilkesine aykırı olamaz.”

24. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne (Sözleşme) Ek (1) No.lu

Protokol’ün 1. maddesi şöyledir:

“Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk

dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak

kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun

genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin

kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da

başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli

gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.”

25. Anayasa'nın 35. maddesi ve Sözleşme'ye

Ek (1) No.lu Protokol’ün 1. maddesi benzer düzenlemelerle mülkiyet hakkına yer

vermiştir. Her iki düzenleme de üç kural ihtiva etmektedir. Düzenlemelerin ilk

cümleleri herkese mülkiyet hakkını tanımakta, ikinci cümleleri ise kişilere ait

mülkiyet hakkının hangi koşullarla sınırlandırılabileceğini ya da kişilerin

mülkünden yoksun bırakılabileceğini hüküm altına almaktadır (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No:

2013/817, 19/12/2013, § 29).

26. Anayasa’nın 35. maddesinde bir temel hak olarak güvence

altına alınmış olan mülkiyet hakkı, kişiye -başkasının hakkına zarar vermemek

ve yasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla- sahibi olduğu şeyi dilediği

gibi kullanma ve tasarruf etme, onun ürünlerinden yararlanma olanağı veren bir

haktır. Anayasa’ya göre bu hakka ancak kamu yararı nedeniyle ve kanunla

sınırlama getirilebilir. Özel mülkiyetteki bir taşınmaz, kamu yararı amacıyla

ihtiyaç duyulması hâlinde gerçek karşılığı peşin ödenmek ve koşulları yasayla

belirlenmek şartıyla kamulaştırılarak kamu hizmetine tahsis edilebilir veya

irtifak hakkı kurularak kamu yararı amacıyla kullanımı sınırlandırılabilir

(AYM, E.1988/34, K.1989/26, 21/6/1989; AYM, E.2011/58, K.2012/70, 17/5/2012 ve

AYM, E.2004/25, K.2008/42, 17/1/2008).

27. Anayasa'nın 46. maddesinde öngörülen ve temel öğesinin “kamu

yararı” olduğu kabul edilen kamulaştırma, bir taşınmaz üzerindeki özel mülkiyet

hakkının -malikin rızası olmaksızın- kamu yararı için ve karşılığı ödenmek

koşuluyla devlet tarafından sona erdirilmesidir. Kamulaştırmayı düzenleyen 46.

maddenin birinci fıkrasında "Devlet ve

kamu tüzelkişileri, kamu yararının gerektirdiği hâllerde, karşılıklarını peşin

ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir

kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar

üzerinde idari irtifaklar kurmaya yetkilidir." denilmektedir.

Kamu yararı bulunması, kamulaştırma kararının yasada gösterilen esas ve

usullerine uyulması, gerçek karşılığın peşin ve nakden ödenmesi kamulaştırmanın

anayasal öğeleridir (AYM, E.2004/25, K.2008/42,17/1/2008).

28. Başvuruya konu somut olayda, kamulaştırmanın kamu yararı ile

meşru bir amaca yönelik olarak yapılmadığı şeklinde bir şikâyetin bulunmadığı;

yalnızca aynı tarihte kamulaştırılan, aynı yerde bulunan ve birbirine bitişik,

eş değer taşınmazlar için aynı yerdeki mahkemelerce aşırı bedel farkı ile karar

verilmesinden şikâyet edildiği anlaşılmaktadır. Başvuru dosyası kapsamında

başvuruculara ait taşınmazla beraber bu taşınmazın bitişiğinde kalan diğer

taşınmazların park alanında kalması nedeniyle kamulaştırıldığı ve kamulaştırma

sürecinin 2492 sayılı Kanun kapsamında sürdürülerek tamamlandığı görülmektedir.

Bu bakımdan, mülkiyetten yoksun bırakmanın meşru amacının bulunduğu ve 2942

sayılı Kanun kapsamında yapıldığı anlaşıldığından başvurucuların kamulaştırma

bedeline yönelik ve özü itibarıyla tespit edilen kamulaştırma bedelinin mülkün

değeri ile orantılı olmadığına ilişkin olduğu anlaşılan şikâyeti Anayasa’nın

13., 35. ve 46. maddeleri kapsamında ölçülülük ilkesi yönünden incelenmiştir.

29. Anayasa’nın 35. maddesine göre kişilerin mülkiyet hakları

ancak kanunla öngörülmüş usullerle ve kamu yararı gereği sınırlanabilir.

Anayasa'nın 46. maddesine göre ise özel mülkiyette bulunan taşınmazlar, kamu

yararı gereği karşılıkları peşin ödenmek suretiyle kamulaştırılabilir veya

bunlar üzerinde irtifak hakkı kurulabilir. Anayasa’nın 13. maddesinde yer alan

ölçülülük ilkesi gereği kişilerin mülklerinden mahrum bırakılmaları veya

mülkiyet haklarını kullanmalarının sınırlandırılması hâlinde elde edilmek

istenen kamu yararı ile mülkünden mahrum bırakılan veya mülkünü kullanması engellenen

bireyin hakları arasında adil bir denge kurulması gerekmektedir (Mukadder Sağlam ve diğerleri, B. No:

2013/2511, 22/1/2015, § 41).

30. Ölçülülük ilkesi “elverişlilik”, “gereklilik” ve

“orantılılık” olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. “Elverişlilik” öngörülen

müdahalenin, ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını,

“gereklilik” ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını

yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını,

“orantılılık” ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç

arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, § 38).

31. Anayasanın 13., 35. ve 46. maddeleri uyarınca yapılan

kamulaştırma nedeniyle başvurucunun mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasında bir

dengenin gözetilmesi, bu dengenin de başvurucunun elinden alınan mülkiyeti

karşılığında taşınmazının gerçek bedelinin peşinen ödenmesi suretiyle

sağlanması gerekmektedir (Selma Arıcan,

B. No: 2013/7841, 21/5/2015, § 38).

32. Bununla birlikte çok sayıda alıcısı ve satıcısı bulunmayan

ve satışa konu malların aynı nitelikte (homojen) olmadığı emlak piyasasında,

bir taşınmazın herkes için geçerli tek, değişmez ve kolay hesaplanabilir bir

fiyatının olmadığı da gözönünde bulundurulmalıdır.

Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alnında bulunan mülkiyet hakkı açısından

önemli olan kamulaştırılan taşınmazın gerçek değerinin 2942 sayılı Kanun'a göre

belirlenmesi ve ulaşılmak istenen kamu yararı ile orantılı bir bedelin

başvuruculara ödenmesidir (Mukadder Sağlam

ve diğerleri, § 48)

33. Bahsedilen kriterler çerçevesinde bedel veya değer düşüklüğü

karşılığının tespiti uzman mahkemelerin ve Yargıtayın

bu konudaki uzman dairelerinin yetki ve görevindedir. Anayasa Mahkemesi bu

konuda uzmanlaşmış bir mahkeme olmadığı gibi mülkiyet hakkı kapsamında yapılan

bireysel başvurularda bedel veya değer düşüklüğü karşılığını hesaplamak gibi

bir görevi de bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin mülkiyet hakkına yapılan

müdahale ile ödenen bedel arasındaki ilişki yönünden yapacağı tespit,

orantılılık incelemesinden ibarettir (Mukadder

Sağlam ve diğerleri, § 49).

34. Bir taşınmazın hiçbir karşılık ödenmeden idareye geçmesi,

mülkiyet hakkının sınırlamasını aşan, hakkın özünü zedeleyen bir durumdur (AYM,

E.2002/112, K.2003/33, 10/4/2003). Bununla beraber gerçek karşılığının altında

bir bedel ödenerek bir taşınmazın idareye geçmesi de Anayasa’nın 46. maddesi

hükmüne açıkça aykırılığın yanında mülkiyet hakkına Anayasa’nın 13. maddesinde

yer alan ölçülülük ilkesini aşan ve mülkünden yoksun bırakılan kişiye ulaşılmak

istenen kamu yararıyla kıyaslandığında ölçüsüzce ağır bir yük getiren ve makul

olmayan müdahale niteliğindedir (Tahsin

Erdoğan, 2012/1246, 6/2/2014, § 81). Bu çerçevede gerçek karşılığa

ulaşmayı engelleyen düzenleme ve uygulamaların Anayasa'nın 35. maddesinde yer

alan mülkiyet hakkını zedeleyeceği açıktır (Mehmet

Akdoğan ve diğerleri, § 43).

35. Bir malın gerçek değeri ile kastedilenin malın piyasa değeri

olduğu kabul edilmektedir (Selma Arıcan,

§ 49). Konuyla ilgili olarak AİHM kararlarında da kamulaştırma kapsamında

ödenecek tazminatın el konulan mülkün değeriyle ve tazminata ilişkin

uygulamanın kamulaştırmanın yapıldığı sırada belirlenmiş piyasa değeri ile

makul bir ilişkisi bulunması gerektiği vurgulanmıştır (Papachelas/Yunanistan, B. No: 31423/96, 25/3/1999, §

39, 48, 54; Hentrich/Fransa, B. No: 13616/88, 22/9/1994, §

71). Kamu yararı kapsamında kamulaştırma yapılması ve taşınmaz üzerindeki

mülkiyet hakkının sonlandırılması durumunda ödenmesi gereken bedelin makul bir

orantı kurulmak suretiyle piyasa ve pazar değerine uygun olarak belirlenmesi,

ölçülülüğün ve bu kapsamda orantılılığın sağlanması ile gerçek bedelin tespiti

yönünden önemlidir.

36. Öte yandan kamulaştırma bedelinin tespitini yapan

mahkemeler, taşınmazı kamulaştırılan bireylerin kayıplarını telafi edecek

şekilde yeterli bir kamulaştırma bedelinin tazminat olarak hesaplanmasında ve

bu surette bireylerin haklarını korumada görevli oldukları gibi kamunun fazla

bedel ödeyerek zarara uğratılmasını da engellemekle yükümlüdürler. Yani

mahkemeler, mülkiyet haklarına müdahale edilen bireylerin mülkiyet hakkı ile

ulaşılmak istenen kamu yararı arasında makul bir denge kurmalıdırlar (Tahsin Erdoğan, § 72).

37. Somut olayda başvuruculara ait taşınmazın kamulaştırma

bedelinin tespiti ve tescil istemiyle açılan davada İlk Derece Mahkemesince

taraflara emsal taşınmazları sunmaları için süre verilmiş; taşınmaza ait çap

örneği, tapu kaydı, emsal taşınmazlara ait tapu kayıtları, krokiler, rayiç

değer ve imar durumuna ilişkin belgeler getirtilerek mahallinde keşif yapılmış

ve bilirkişi raporu alınmıştır. Bilirkişiler dosya kapsamında bulunan ve tapu

sicil müdürlüğünden celbedilen emsalleri; dava konusu

taşınmazın cinsini ve nev'ini, taşınmaz üzerindeki yapının değerini, taşınmazın

değerine etki eden vasıf ve unsurları değerlendirerekkamulaştırma

bedeline esas arsa m2değerini 9.980 TL olarak belirlemiş ve bu

kapsamda arsa değeri 250.997 TL, yapı değeri 7.273,38 TL olmak üzere toplam

kamulaştırma bedelini 258.270,38 TL olarak tespit etmişlerdir. Mahkemece

bilirkişi raporunun usul ve 2942 sayılı Kanun'a uygun olduğu belirtilerek

bilirkişi raporunda belirlenen kamulaştırma bedeli üzerinden davanın kabulüne

karar verilmiştir. Temyiz üzerine hüküm Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 31/10/2012

tarihli ilamı ile onanmış, karar düzeltme talebi ise reddedilerek hüküm

16/4/2013 tarihinde kesinleşmiştir.

38. Başvurucular kendilerine ait taşınmazın bitişiğinde bulunan

264 ada 9 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak 2942 sayılı Kanun kapsamında

Tekirdağ 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan kamulaştırma bedelinin tespiti ve

tescil davasında verilen 31/5/2013 tarihli ve E.2011/46, K.2013/173 sayılı

kararda ve yine bu taşınmazın bitişiğinde bulunan 264 ada 10 parsel sayılı

taşınmaza ilişkin olarak 2942 sayılı Kanun kapsamında aynı Mahkemede açılan

kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasında verilen 31/5/2013 tarihli ve

E.2011/49, K.2013/171 sayılı kararda kamulaştırmaya esas arsa m2 değerinin

18.370 TL üzerinden hesaplanmak suretiyle hüküm kurulduğunu belirtmişler; aynı

tarihte kamulaştırılan, aynı yerde bulunan ve m2leri de aynı olan,

birbirine bitişik, eş değer taşınmazlar için aşırı bedel farkıyla karar

verildiğinden şikâyet etmişlerdir.

39. Ancak UYAP üzerinden erişilen bilgi ve belgelerden Tekirdağ

2. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen 31/5/2013 tarihli her iki

kararının taraf vekillerince temyiz edildiği; Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin

27/2/2014 tarihli, E.2013/20200, K.2014/5438 sayılı ve 27/2/2014 tarihli,

E.2013/19151, K.2014/5440 sayılı ilamları ile bozulduğu anlaşılmıştır.

40. Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 27/2/2014 tarihli bozma

ilamlarında, alınan bilirkişi raporlarının ve yapılan incelemenin hüküm kurmaya

elverişli bulunmadığı, emsal alınan taşınmaz satışının emsal olarak dikkate

alınamayacağı ifade edilmiştir.

41. Tekirdağ 2. Asliye Hukuk Mahkemesince bozma ilamlarına

uyularak mahallinde yeniden keşif yapılmış, alınan bilirkişi raporu ve ek

raporlar kapsamında taşınmazların kamulaştırma bedeline esas arsa m2

değerleri 9.800 TL olarak belirlenerek bu kapsamda hüküm kurulmuştur.

42. Tekirdağ 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 27/3/2015

tarihli, E.2014/198, K.2015/92 sayılı ve 31/5/2013 tarihli, E.2014/197,

K.2015/121 sayılı kararlar davalı tarafça temyiz edilmiş ise de Yargıtay 5.

Hukuk Dairesinin 9/12/2015 tarihli, E.2015/16660, K.2015/23663 ve 9/12/2015

tarihli, E.2015/16648, K.2015/23657 sayılı ilamları ile hükümlerin onanmasına

karar verilmiştir.

43. Bu durumda başvurucular tarafından emsal gösterilen

taşınmazların Yargıtay bozma ilamları sonrasında kamulaştırmaya esas arsa m2

değerlerinin 9.800 TL olarak tespit edildiği ve bu değer üzerinden yeniden

belirlenen kamulaştırma bedeline ilişkin Mahkeme Kararlarının Yargıtay 5. Hukuk

Dairesinin 9/12/2015 tarihli ilamları ile onandığı, bu yeni durum itibarıyla

başvuruculara ait taşınmaz için belirlenen kamulaştırmaya esas arsa m2 değerinin diğer dava dosyalarında belirlenen

değerlerden fazla olduğu anlaşılmaktadır.

44. Başvuruculara ait taşınmaz yönünden 2942 sayılı Kanun

kapsamında yürütülen kamulaştırma işlemleri ve bedel tespitine ilişkin süreç

değerlendirildiğinde başvurucuların mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin

başvurucuları aşırı bir yük altına sokmadığı, bireyin hakkıyla kamu yararı

arasında kurulması gereken adil dengenin korunduğu değerlendirilmiştir.

45. Açıklanan nedenlerle başvurucuların Anayasa’nın 35. maddesi

kapsamında yer alan mülkiyet haklarının ihlal edilmediği açık olduğundan başvurunun

"açıkça dayanaktan yoksun olması"

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın "açıkça dayanaktan yoksun olması" nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

24/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Ali

Feyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Alparslan

ALTAN

Raportör

:

Fatma

KARAMAN ODABAŞI

Başvurucular

:

1. Necip

TÜFEKÇİ

2. Lütfü

TÜFEKÇİ

3. Ali Yaşar

TÜFEKÇİ

4. Saide

YAZICIOĞLU

5. Rükiye TÜFEKÇİ

Vekili

:

Av. Nasuhi

TOKATLI

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/4774, 24 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Yıldırım
  13. Özgüldür
  14. Kömürcü
  15. Altan
  16. Karaman Odabaşı
  17. Tüfekçi
  18. Tüfekçi
  19. Tüfekçi
  20. Yazıcıoğlu
  21. Tokatlı
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/4774
Tarih
24 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • Hıdır Ateş Başvurusu (B. No: 2014/499)
  • Ömür Kara ve Onursal Özbek Başvurusu (B. No: 2013/4825)
  • Mehmet Fatih Akın ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7035)
  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2013/2453
  • Murat Kaymaz Başvurusu (B. No: 2013/9689)
  • Tevfik Baltacı Başvurusu (B. No: 2013/8074)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.