İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hıdır Ateş Başvurusu (B. No: 2014/499)

1. Başvuru, ön alım (şufa)

Başvuru No2014/499Tarih16 Mart 2016Okuma14 dk · 2.856 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Hıdır Ateş Başvurusu

Karar tarihi
16 Mart 2016
Başvuru Numarası
2014/499
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.856 kelime·14 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, ön alım (şufa)

davasında vesayet altında olunmasına karşın bu husus gözetilmeden karar

verildiği, yargılama sürecinde İlk Derece Mahkemesinin ara kararları

doğrultusunda Mahkeme veznesine yatırılan şufa bedellerinin yasal faizleri

olmadan geri ödendiği ve yargılamanın makul sürede

sonuçlanmadığı nedenleriyle adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 6/1/2014 tarihinde

Bakırköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona

sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci

Komisyonunca 28/2/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

5/9/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiş, başvuru belgelerinin bir

örneği görüş için gönderilmiştir.

6. Bakanlığın 15/9/2014 tarihli

yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan

görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu 3/10/1996

tarihinde Bakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesinde açtığı şufa davasında,

uyuşmazlığa konu taşınmazın 1/4 hissesi kendisine ait olmasına rağmen

taşınmazın üzerine bazı şahıslarca bina yapılarak işgal edildiğini, davalı

yirmi bir kişinin taşınmazdan hisse aldıklarını, taşınmaz üzerindeki ön alım

hakkını kullanmak istediğini belirterek taşınmazın tapusunun iptalini ve ön

alım hakkına binaen adına tescilini talep etmiştir.

9. Yargılama devam etmekte iken

Bakırköy 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 14/9/1998 tarihli kararı ile başvurucu

vesayet altına alınmış, eşi Fadime Ateş kendisine vasi tayin edilmiştir.

10. Başvurucu yargılama

sürecinde alınan ara kararlar gereği Mahkeme veznesine ön alım hakkı için

9/12/1999 tarihinde 19.752 TL, 2/2/2005 tarihinde 11.200 TL para yatırmıştır.

11. Yargılama sonunda Bakırköy

2. Sulh Hukuk Mahkemesi, dosyada ibraz edilen tüm belge ve deliller, dosya

kapsamına göre yapılan değerlendirmeler sonucunda 1/10/2009 tarihli ve

E.1998/1318, K.2009/1012 sayılı kararı ile taşınmaz üzerinde şufa hakkı talep

edilen hisselerin bir kısım davalılarca 30/3/1994, 10/5/1994, 20/6/1994 ve

27/9/1994 tarihlerinde satın alındığını ve taşınmaz üzerine 1995 yılında bina

inşasına başlandığını; başvurucunun, ailesi ile birlikte aynı mahalde ve

taşınmaza yakın mevkide ikamet ettiğinin anlaşıldığını, başvurucunun vesayet

altına alınmasını gerektiren rahatsızlığı sabit olmakla beraber vasi eşinin

veya yakınlarının, bina inşasına başlandığını görmelerinin hayatın olağan

akışına uygun olduğunu belirtmiş; eşin veya yakınlarının, hissedar olunan

taşınmaz üzerinde bina yapımına başlanmış olmasını görmeleri durumunda bunu

araştırmaları ve herhangi bir hak ihlalinin mevcut olması durumunda süresinde

yasal yollara başvurmaları gerekirken başvurucu tarafından 3/10/1996 tarihinde

dava açıldığını, bu durumda olay tarihinde yürürlükte olan 17/2/1926 tarihli ve

743 sayılı mülga Türk Kanunu Medenisi’nin 658.

maddesi gereğince süresinde şufa hakkının ortaya konulmadığını belirterek

davanın reddine hükmetmiştir.

12. İlk Derece Mahkemesinin

kararı temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 14/7/2011

tarihli ve E.2011/3174, K.2011/8204 sayılı ilamı ile onanmış, aynı Daireye

yapılan karar düzeltme istemi de 30/10/2013 tarihli ve E.2013/9068, K.2013/14435

sayılı ilam ile reddedilmiştir.

13. Karar düzeltme isteminin

reddine ilişkin ilam başvurucuya 5/12/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu 6/1/2014 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

15. 12/1/2011 tarihli ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 30. maddesi şöyledir:

"Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir

biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla

yükümlüdür."

16. 743 sayılı mülga Kanun’un

658. maddesi şöyledir:

“A. Mukaveleden Mütevellit Şuf’a: Mukaveleden mütevellit şuf’a

hakkı; tapu siciline şerh verildiği surette bu şerhte tayin olunan müddet

zarfında ve sicilde gösterilen şartlar dairesinde her hangi

bir malike karşı dermeyan olunabilir. Sicilde şart gösterilmemiş ise

gayrimenkulün müddeaaleyhe satışındaki şarta itibar

olunur. Meşfu satıldıkta

bayi keyfiyeti şefia haber vermeğe mecburdur. Şefiin bey’e ıttılaı gününden

itibaren bir ay ve herhalde sicille şerh verildiği tarihten itibaren on sene

geçmekle şuf’a hakkı sakıt olur.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

17. Mahkemenin 16/3/2016

tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvurucunun 6/1/2014 tarihli ve 2014/499

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

18. Başvurucu 3/10/1996

tarihinde Bakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesinde açtığı şufa davasında, vesayet

altında olmasına karşın Mahkemenin ve Yargıtayın bu

hususu gözetmeden karar verdiğini, yargılama sürecinde İlk Derece Mahkemesinin

ara kararları doğrultusunda Mahkeme veznesine iki kez şufa bedeli yatırdığını,

bu bedellerin yargılama sona erdikten sonra yasal faizleri olmadan geri

ödendiğini ve yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek adil

yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş; yeniden

yargılama yapılmasına karar verilmesini, ara kararlar doğrultusunda yatırdığı

meblağların faizsiz olarak geri verilmesi nedeniyle de uğradığı zararların

tazmin edilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın Sonucu

İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası

19. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi

gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

20. 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan

yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

21. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen ve kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara

ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

22. Anılan kurallar uyarınca

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti

ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda açık keyfîlik içermesi

ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri

ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki

başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfîlik

bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez (Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

23. Somut olayda başvurucu,

yargılama sürecinde vesayet altında olmasına karşın Mahkemenin ve Yargıtayın bu hususu gözetmeden karar verdiğini belirterek

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

24. Başvurucu

tarafından açılan davada Bakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi, dava konusu taşınmazın tapu

kaydının, imar ve ruhsat durumlarının incelenmesi, alınan bilirkişi raporlarında

yapılan tespitlerin ve dosya kapsamındaki diğer delillerin değerlendirilmesi

sonucu, başvurucunun vesayet altına alınmasını gerektiren rahatsızlığının

olduğunu da dikkate alarak (bkz. § 10) 1/10/2009 tarihinde davanın reddine

karar vermiştir. Temyiz incelemesi sonucunda da Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, İlk

Derece Mahkemesi kararının dosya kapsamına uygun olduğunu belirtmiş ve Mahkeme

kararını onamış, karar düzeltme istemini de reddetmiştir.

25. Mahkemenin gerekçesi ve

başvurucunun iddiaları incelendiğinde iddiaların özünün, Derece Mahkemeleri

tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının

yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

26. Başvurucu, yargılama sürecinde

karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşler hakkında bilgi sahibi olamadığına,

kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı tarafça sunulan delillere ve

iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına ya da uyuşmazlığın

çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının Derece Mahkemesi tarafından

dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmamıştır. Ayrıca İlk Derece

Mahkemesinin ve Yargıtayın kararlarında bariz takdir

hatası veya açık keyfîlik oluşturan herhangi bir durum

da tespit edilememiştir.

27. Açıklanan nedenlerle

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu, Derece Mahkemeleri kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfîlik de içermediği anlaşıldığından başvurunun bu

kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Ön Alım Bedeli

Olarak Yatırılan Meblağların Faizsiz Geri Ödenmesi Nedeniyle Mülkiyet Hakkının

İhlali İddiası

28. Anayasa'nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

"... Başvuruda bulunabilmek için olağan

kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."

29. 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel

başvuru hakkı" kenar başlıklı

45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

30. Anayasa'nın

148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 45. maddesinin (2)

numaralı fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmak için

ihlale neden olduğu iddia edilen işlem veya eylem için idari ve yargısal

başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması gerekir.

31. Temel hak ve özgürlüklere

saygı, devletin tüm organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun

davranılmadığı takdirde, ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari

mercilere ve derece mahkemelerine başvurulmalıdır.

32. Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuru, ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal

edildiği iddialarının öncelikle genel yargı mercilerinde, olağan yasa yolları

ile çözüme kavuşturulması esastır. Bireysel başvuru yoluna, iddia edilen hak

ihlallerinin bu olağan denetim mekanizması içinde giderilememesi durumunda

başvurulabilir (Bayram Gök, B.

No: 2012/946, 26/3/2013, § 18).

33. Bireysel başvuru yolunun

ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek

için öncelikle hukuk sisteminde düzenlenen başvuru yollarının tüketilmesi

zorunludur. Bu ilke uyarınca başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği

şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve adli mercilere usulüne uygun

olarak iletmesi ve bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu

makamlara sunması ve aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek

için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (Bayram

Gök, § 19).

34. Bireysel başvurunun ikincil

niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve derece mahkemeleri

önünde dile getirilmeyen iddialar Anayasa Mahkemesi önünde şikâyet konusu

edilemeyeceği gibi derece mahkemelerine sunulmayan yeni bilgi ve belgeler de

Anayasa Mahkemesine sunulamaz (Bayram Gök,

§ 20).

35. Başvurucu, yargılama

sürecinde Bakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin ara kararları doğrultusunda

9/12/1999 ve 2/2/2005 tarihlerinde Mahkeme veznesine ön alım bedelleri

yatırdığını ancak yargılama sonunda bu bedellerin geri ödemelerinin, yargılama

süresince işlemesi gereken yasal faizleri ile birlikte yapılmadığını

dolayısıyla kazanç kaybına uğradığını belirtmiş, mülkiyet hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

36. Bireysel başvuru konusu

Bakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi kararının incelenmesi neticesinde Mahkemece

1/10/2009 tarihli kararda, “başvurucu

tarafından yatırılan şuf’a bedellerinin kararın

kesinleşmesinden sonra başvurucuya iadesine karar verildiği”, söz

konusu hükümde faize ilişkin bir açıklama bulunmadığı ancak bununla birlikte

başvurucunun temyiz ve karar düzeltme taleplerinde bulunmasına rağmen bu

taleplerinde, şufa bedellerinin işlemiş yasal faizleri ile birlikte ödenmesi

istemlerinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla başvurucunun, söz

konusu talebine yönelik olarak olağan kanun yollarına başvurmadığı ve başvuru

yollarını usulünce tüketmeden bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır.

37. Açıklanan nedenlerle yargılama sürecinde Mahkeme veznesine

yatırılan önalım bedellerinin yargılama sonunda yasal faizleri eklenmeden geri

ödenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasının, başvuru yolları usulüne uygun şekilde tüketilmeden bireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından,

başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

c. Yargılamanın

Makul Sürede Sonuçlanmadığı İddiası

38. Başvurucunun yargılamanın uzunluğuyla ilgili şikâyeti

açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi bu şikâyet için diğer kabul edilemezlik

nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle başvurunun bu

bölümüne ilişkin olarak kabul edilebilirlik kararı verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

39. Başvurucu 3/10/1996 tarihinde Bakırköy 2. Sulh Hukuk

Mahkemesinde açtığı ön alım davasının makul sürede sonuçlanmadığını belirterek

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

40. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)

ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18) Sözleşme metni

ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil

yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36.

maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında

-ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak

suretiyle- Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil

yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36.

maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul

sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil olup ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan

süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de -Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği- makul sürede yargılanma

hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, §§ 38, 39).

41. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41–45).

42. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu

olayda, Sulh Hukuk Mahkemesi nezdinde açılan şufa davasının söz konusu olduğu

görüldüğünden 18/6/1927 tarihli 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri

Kanunu ile 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine göre yürütülen somut

yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama

olduğuna kuşku yoktur (Güher Ergun ve

diğerleri, § 49).

43. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı -kural olarak- uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarih olup somut başvuru açısından bu tarih, 3/10/1996’dır.

44. Sürenin bitiş tarihi ise

çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme

tarihidir (Güher Ergun ve diğerleri,

§ 52). Bu kapsamda somut yargılama faaliyeti açısından sürenin bitiş tarihinin,

başvurucunun karar düzeltme talebinin Yargıtay 6. Hukuk Dairesince reddedildiği

30/10/2013 tarihi olduğu anlaşılmaktadır.

45. Bireysel başvuruya konu

dava, yargılama sırasında yürürlükte olan 1086 sayılı mülga Kanun’un 8.

maddesine göre Sulh Hukuk Mahkemesinde görülmekte olup aynı Kanun’un 176. ve

507. maddelerine göre bu mahkemelerde basit yargılama usulüne göre yargılama

yapılmaktadır.

46. Basit yargılama usulü, gerek

1086 sayılı mülga Kanun gerek 6100 sayılı Kanun’da belirtilen davalar ile

kanunlarda açıkça belirtilen bazı davalarda uygulanan ve yazılı yargılama

usulünden daha basit ve çabuk işleyen, daha kısa bir incelemeye ihtiyaç duyan

ve daha kolay bir inceleme ile sonuçlandırılabilecek dava ve işler için kabul

edilmiş bir yargılama usulüdür (Nesrin Kılıç,

B. No: 2013/772, 7/11/2013, § 65).

47. Bu şekilde kanun koyucu,

Sulh Hukuk Mahkemelerinde görülen davaların, mümkün olduğunca hızlı, basit ve

ucuz bir biçimde sonuçlandırılmasını amaçlamıştır.

48. Başvuruya konu yargılama sürecinin

incelenmesi neticesinde yargılamanın konusunun, ön alım hakkına dayanarak

taşınmazın tapularının iptali ile başvurucu adına tapuya tesciline karar

verilmesi talebi olduğu, 3/10/1996 tarihinde Bakırköy 2. Sulh Hukuk

Mahkemesinde açılan davada, Mahkemece 1/10/2009 tarihinde davanın reddine karar

verildiği, temyiz incelemesi sonucu Yargıtay 6. Hukuk Dairesince 14/7/2011

tarihinde hükmün onandığı, karar düzeltme isteminin de 30/10/2013 tarihinde

reddedildiği belirlenmiştir.

49. Basit yargılama usulüne tabi

mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi

tarafından, özellikle yargılamada sürati temin etmeye hizmet eden özel usul

hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde bulundurularak makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar verilmiştir (Nesrin Kılıç, §§ 46-83).

50. Başvuruya konu ön alım davasının incelenmesinde; hukuki

meselenin çözümündeki güçlük, yargılamanın niteliği, maddi olayların

karmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller gibi kriterler

dikkate alındığında başvuruya konu yargılamanın karmaşık nitelikte olduğu

anlaşılmışsa da somut başvuru açısından, daha önce verilen kararlar dışında

farklı karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı, söz konusu on yedi

yıllık yargılama sürecinde, makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna

varılmıştır.

51. Açıklanan nedenlerle

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

52. Başvurucu, adil yargılanma

ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek ihlalin tespiti ile

yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesini, ara kararlar doğrultusunda

yatırdığı meblağların faizsiz olarak geri verilmesi nedeniyle uğradığı

zararların tazminini ve lehine yargılama giderlerine hükmedilmesini talep

etmiştir.

53. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve işlem

niteliğinde karar verilemez.

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak

üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

54. 6216 sayılı

Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, esas inceleme sonunda ihlal kararı verilmesi hâlinde

ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedileceği belirtilmiş ancak yerindelik denetimi yapılamayacağı, idari eylem

ve işlem niteliğinde karar verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

55. Başvuru konusu olayda başvurucunun makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte başvuruya konu

olan yargılama sürecinin kesinleşerek sona erdiği dikkate alındığında

başvurucunun da manevi tazminat talebi bulunmaması nedeniyle ihlalin tespiti

dışında sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gereken bir husus

bulunmadığı anlaşılmaktadır.

56. Başvurucu tarafından maddi

tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber tespit edilen ihlal ile iddia

edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından

başvurucunun maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

57. Dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 206,10 TL harç ve

1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Yargılamanın sonucu

itibarıyla adil olmadığı yönündeki iddiasının açıkça

dayanaktan yoksun olması,

2. Ön alım bedeli olarak

yatırılan meblağların faizsiz geri ödenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal

edildiği yönündeki iddiasının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Başvurucunun, Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

C. Maddi tazminata ilişkin

taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.500 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın

tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren

dört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona

erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına

16/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Kadir ÖZKAYA Rıdvan GÜLEÇ Raportör Yrd. : İsmail Emrah PERDECİOĞLU Başvurucu : Hıdır ATEŞ Kanuni Temsilcisi : Fadime ATEŞ Vekili : Av. Haydar AKGÜL

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/499, 16 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. B. Başvurucunun, Anayasa’nın
  16. C. Maddi tazminata ilişkin
  17. D. 206,10 TL harç ve 1.500 TL
  18. E. Ödemelerin, kararın
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/499
Tarih
16 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • Ömür Kara ve Onursal Özbek Başvurusu (B. No: 2013/4825)
  • Mehmet Fatih Akın ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7035)
  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2013/2453
  • Murat Kaymaz Başvurusu (B. No: 2013/9689)
  • Tevfik Baltacı Başvurusu (B. No: 2013/8074)
  • Nesrin Keleşler ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/6943)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.